Çev: Fuatogl
Auxin hormonunun bitkilerde yukarıdan aşağıya iletildiği uzun zamanlardan beri bilinen bir gerçek. Ve bu hormonun yerel konsantrasyonunun köklerin büyüme yönü ve dallanmaları açısından önemli olduğu da biliniyor. Bir kac örmek daha vermek açısından; auxin aynı zamanda meyvelerin olgunlaşması için, yada tirmanma özelligi gösteren bitkilerin tutunması açısından da önem arz ediyor, ve buna benzer başka özellikler. Günümüzde binlerce araştırmacı auxin hormonunun görevini anlayabilmek için araştırmalar yapmakta.
Auxin hormonunun dağılımı ve hücreden hücreye aktarımı bir çok açıdan anahtar konumdadır. Bitki hücrelerinin tabanlarında, hücre zarında görev alan PIN molekülleri, auxin hormonunun alt komşu hucrelere akışını sağlamaktadır. Fakat, şimdiye kadar hiç kimse PIN moleküllerinin neden sadece hücrelerin alt kısımda bulunduğunu tam olarak çözememiştir.
Endositoz
Beş ülkenin laboratuvarlarında görev alan uluslararası bir grup bilim insanı, Ghent Universitesi, Bitki Sistem Biyololojisi bölümünden Jirí Friml yönetiminde, alışılmışın dışında bir mekanizma keşfettiler. PIN molekülleri hücrelerin protein üretilen bölgesinde üretilmekte olup daha sonra hücrenin tüm zarına iletilmektedir. Hemen sonra hücre zarı tarafindan, endositoz olarak adlandırılan bir işleme tabi olup bükey bir şekil almakta. Oluşan çukurluk kapanarak bir keseciğe dönüştükten sonra tekrar hücre içine geçiş yapmaktadır. Sonuç olarak PIN proteinleri yeniden kullanılmakla beraber, hücrenin tabanına iletilip orada tekrar hücre zarına eklemlenmektedir. Bitkilerin neden bu kadar karmaşık bir mekanizmayı kullandıkları henüz tam olarak anlaşılmamış durumda. Makul olan bir açıklamaya göre; bu mekanizmanın bitkiye çok hızlı tepki verme ozelliği sağlayarak, yer çekiminin yön değiştirmesi durumunda, yön açısından yeni bir “taban” bulmasını kolayca sağlıyor olmasıdır.
Gen teknolojisi (Çevirenin notu: devam eden bölüm bizzat bu açıklamanın test edilmesini konu ediniyor.)
Proteinin izlediği yolu takip edebilmek için, araştırmacılar gen teknolojisi kullanarak PIN proteinlerini floresan proteinleri ile ilişkilendirdiler. (Bu teknoloji 2008 Kimya Nobel ödülüne layık görülmüştür). Peş peşe hücreler üreterek endocytosis sürecine iki farklı açıdan bozucu müdahalelerde bulundular. Sonuç olarak PIN proteinleri hücre zarının tüm bölgelerinde belirdiler. Araştırmacılar tek hücreden embriyoya geçiş yaptıklarında, embriyolarda auxin dağılımının bozulması sonucu deformasyonlar gözlemlediler. Bu şekilde kesintiye uğramış endositoz sahibi bitkiler daha da büyüdüğünde, normalde filizlenme beklenmesi gereken yerlerde kök gelişimi gözlemlenmiştir.
(Çevirenin notu: Beklenildiği gibi bitki yönünü şaşırmıştır. Yani auxin hormonunun yön tayin etmedeki rolü ortaya çıkmış oluyor bu deneyin sonucunda. Mutasyonların faydalı özelliklerini göstermeye çalışırken başarısızlığa uğrayan bilim insanları yada buna benzer birşey söz konusu değil.)
Haber kaynağı: Scientists unveil mechanism for ‘up and down’ in plants
NOT:
Bu haber, sitemizde yayınlanan başka bir yazının (Evrimin Açıklayamadığı Bir Süreç: Endositoz) haberi yanlış nakletmesinden dolayı oluşabilecek yanlış anlaşılmaları önlemek için çevirilip yayınlanmıştır. Yukarıdaki haberden anlaşıldığı gibi mutasyonların olup olmaması, yada faydalı olup olmaması değil, bunlardan farklı bir problem ele alınmaktadır. Yani, bitkilerde yön tayini için auxin hormonunun görevi! Araştırmada mutasyon değil kontröllü bir müdahale söz konusu. Bu haberi, “evrim teorisi açıklayamıyor” gibi bir iddia ile ilişkilendirmenin yine maksadı aşan bir yorum olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Yukarıdaki habere konu olan araştırmanın Harun Yahya ve benzeri sitelerde farklı aksettiriliyor olması zannedersem hepimizin alışık olduğu bir durum. Ayrıca faydalı mutasyonların olup olmaması meselesi çoktan kapanmış bir meseledir.
Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 1420, bugün ise 165 kez görüntülenmiştir.

Darwinizm, bir ideoloji olarak, Sabetayistler ve Siyonist Masonların tekeli altındadır. Bu karanlık çevreler, evrim teorisini, sosyal anlamda çıkarmayı planladıkları kargaşa için bir tür kamuflaj olarak kullanmakta ve bu nedenle de evrim teorisinin bilimsel açmazlarının gündeme getirilmesinden büyük rahatsızlık duymaktadırlar.
Bilimadamları bir hayvan ile bir mikroorganizma arasındaki ortak yaşama ait 100 milyon yıllık amber buldu.
BİLİM, FELSEFE VE DİN…
Michael J. Behe’nin, son kitabı olan The Edge of Evolution’da ortak atadan türemeyle ilgili yazdıkları yaratılışçılara ve akıllı tasarımın yaratılışçılığa yakın kanadına (ki maalesef kalabalık ve sesi çıkan kısmı bu kanatta bulunuyor) adeta bir ders niteliğindedir. İlk olarak kitaptaki orijinal halini aktarıp ardından da bu bölümü elimden geldiğince Türkçeleştirmeye çalışacağım: