BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Kader Nedir?

Yazar: Mesut Bigalıoğlu

Bir insanın doğumundan ölümüne kadar geçen süreç içindeki yaşamında, başından geçen olayların önceden planlanmış olduğuna dair inanç, alınyazısı, yazgı. Bu inanca göre bir insanın hayatı boyunca başından geçen bütün olaylar ilahi bir güç tarafından önceden planlanmıştır. Zamanı geldiğinde planlanan bu olaylar sırayla gerçekleşecektir.

Kadercilik anlayışı:

Öngörülebilir veya yaşanmış olaylar sonucunda, inanç olgusunun ortaya çıkardığı, kabullenmeye, boyun eğmeye dayalı bir anlayış biçimidir. Kadercilik anlayışı inanca veya dine dayalı ön kabuller üzerine kurulur.

Kadere ilişkin üç hakim görüş mevcuttur.

1. Bir insanın kaderi ilahi bir güç tarafından önceden planlanır ve zamanı geldiğinde insan daha önceden planlamış kaderini yaşar.
2. İnsan, özgür iradeye sahip bir varlıktır. Kendi kaderini kendisi planlar ve seçimleriyle kendi kaderini yaşar.
3. Kader diye bir şey yoktur.

1.görüşe göre insanın yaratıcısı olan ilahi güç insana dair her şeyin başını ve sonunu bilmektedir. Bu görüş biraz düşünüldüğünde mantıksız gibi görünüyor. Zira her şey başından sonuna kadar belli ise bizim var oluşumuzun ne anlamı var? Yaşadığımız olayları doğrudan kadere bağlamak, kendimiz için sorgulamadan, mücadele etmeden olayları kabullenmek, boyun eğmek bence doğru değil.

2. görüş biraz daha mantıklı. Bu görüşteki en önemli husus özgür iradedir. İnsan seçimlerini kendisi yapar ve bu seçimler neticesinde kendi kaderini kendisi oluşturur.

3. görüş ise fazla iddialı geliyor bana. Çünkü ne yaparsak yapalım hayatımızın kontrolü tam anlamıyla bizde değildir. Hayatımızı ne kadar planlarsak planlayalım mutlaka bir terslik veya hesapta olmayan bir şey çıkar karşımıza.

Kadercilik anlayışının çıkış noktası bana göre hayatımızda kontrol edemeyeceğimiz şeylerin olduğunu, yaşıyor, görüyor oluşumuz. Bazen birkaç günlük planlar yaparız kendimiz için ve uygulamaya koyarız. Ancak yaptığımız planlar hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşmez. Mutlaka bir yerlerde bir aksilik çıkar. Bu hepimizin başına gelmiştir. Ne tam anlamıyla kendimizi kontrol altına alabiliriz, nede hayatımızı. Aşık oluruz, terk ediliriz, bir yakınımızın başına bir kaza gelir, arkadaşımız hayatını kaybeder. Bazen otoyolda giderken en olmadık yerlerde karşınıza araç çıkar. Bazen hiç ummadığınız bir yerde bir arkadaşınıza rastlarsınız. Bazen “bu kadar rastlantıda fazla” dediğiniz anlar olur. Bazen “tesadüfün bu kadarına pes doğrusu” dediğiniz anlar olur. İşte kadercilik anlayışı yaşadığınız o anlarda aklınıza işlemeye başlar.

Ben,Tanrı’nın insana dair her şeyi önceden planladığını ve Tanrı’nın planladığı hayatlarımızı yaşadığımıza inanmıyorum. Ben insanın bir özgür iradeye sahip olduğunu ve insanın yaptığı seçimler yoluyla kaderini kendi çizdiğine inanıyorum.

Kadere doğrudan yada dolaylı yoldan etki eden bazı temel unsurlar vardır.

1. İnsanın sahip olduğu genetik program. DNA kodumuz, kalıtımsal materyal. Genetik programımız, tıpkı bir bilgisayar programı gibidir. Ebeveynlerimizden geçen bilgileri de taşır. Ölünceye dek değişmeyecek olan karakteristik özelliklerimiz bu program içerinde kodlanmıştır. Huylarımız, yeteneklerimiz bu program içinde bulunur. Bazı programlar zekidir, bazıları aptal, bazıları sanatsal yeteneklerde donatılmıştır, bazıları sayısal. Bazıları dürüsttür, bazılar yalancı.

Bir çocuğun ilk eğitimi ailede başlar, sonra ilkokul. İlköğretimde genelde öğretmenler, öğrencilerin nasıl karakteristik özellikler taşıdığını az çok anlarlar. Bazı çocuklar zekidir. Bazıları oyundan başka bir şey düşünmez. Eğer ki siz güzel resim yapan ve sanata meraklı bir çocuğu bu yetenekleri doğrultusunda eğitirseniz, ortaya mükemmel bir sanatçı çıkacaktır. İlköğretimde genelde başarısız çocuklar göz ardı edilir. Aslında bu çok yanlıştır, göz ardı ettiğiniz o başarısız çocuk gelecekte bir katil olabilir ve yetiştirdiğiniz muhteşem ressamı öldürebilir.
2. Çevresel etkenler ve yaşantılarla kazanılanlar. “İnsan yaşantılarının ürünüdür” diye bir söz vardır. Bu söz kısmen doğrudur ama tamamen değil. Çevresel etkenlerle kazandıklarımızı yine çevresel etkenlerle kaybedebiliriz. Yada çevresel etkenler nedeniyle kişi bir davranış problemi yaşıyorsa gelecekte bu problem düzeltilebilir. Ancak genetik özelliklerimiz de pek değişiklik olmaz. “Can çıkar,huy çıkmaz” sözü bunu anlatır.
3. Seçimlerimiz. İnsan seçimlerinin sonucudur. Kaderimizi seçimlerimizin çizdiğini söyleyebiliriz. Ancak, aslında bu pek doğru değildir. Bizler herhangi bir konuda bir seçim yaparken, genetik programımızın ve geçmiş yaşantımızın etkisi altında yaparız. Mesela ben, köpekten korkarım. Nedeni çocukluğumda beni bir köpeğin koşturması ve köpek korkusunu üzerimde taşıyor olmam. Bu korkuyu büyük oranda üzerimden atmış olsam da yabancı bir yere girerken köpek var mı diye dikkat ederim. Eğer orada köpek varsa kesinlikle oraya girmem. Yada liseli genç bir kız, modaya uyup arkadaşlarının giydiği kıyafetin aynısını alır. Onun seçiminde geçmiş yaşantısının etkisi olur. Seçimlerimizi etkileyen bir unsur daha vardır. Manevi yönümüz, yani inancımızın, umudumuzun, sevgimizin, duygularımızın kaynağı ruhumuz.

Toparlayacak olursak, kaderimizi etkileyen unsurlar;

1. Genetik programımız.
2. Çevresel etkenler ve yaşantılarla kazanılanlar.
3. Seçimlerimiz.

Şimdi gelelim işin ilahi boyutuna. Tanrı, ana rahmindeki ceninin kalp atışının başlamasından kişinin ölünceye dek geçirdiği yaşam sürecinde nasıl ve ne zaman müdahalede bulunmuş olabilir? Hiçbir zaman. Muallakta kalan tek nokta cinsel ilişkiden sonra hangi spermin yumurtaya ulaşabileceği konusu. Çünkü milyonlarca spermin her birinin kalıtımsal özellikleri farklılık içerebilir.

Tanrı iki şekilde bir insanın kaderini bilebilir.

1. Evrenin başlangıcından sonuna kadar geçen sürecin tümü planlanmıştır. Tanrı, bu sürecin dışında, zamansız bir ortamda, süreci bir film şeridi gibi seyretmektedir.
2. Tanrı insanın sadece kalıtımsal programının nelere sebep olabileceğini doğru bir şekilde öngörür ki, bir insanın yaşantısını dikkatli bir şekilde izlerseniz bunu sizde yapabilirsiniz.

İlahi olarak kaderin bilinmesi ve kaderin planlanıp yaşanması birbirinden faklı şeydir. Tanrı, bir insanın nasıl davranışlarda bulunacağı öngörebilir ve bunu bilebilir. Ancak müdahalede bulunmaz. Davranışı gerçekleştiren bizzat insanın kendisidir. Bu güne kadar, inanç veya sezginin dışında davranışına dışarıdan ilahi bir müdahale olmuş bir tek insan bile yoktur.

Var oluşumuzun zemini özgür irademiz, var oluşumuzun amacı hayal gücümüz, yaratıcılığımız ve ortaya çıkartabileceklerimizdir. Yeryüzündeki doğanın dışında, insanoğlunun ortaya çıkardıklarına bakarsanız hayal gücümüzün ve yaratıcılığımızın neler ortaya çıkartabildiğini görebilirsiniz. Hepsini biz yaptık. Elbette yaptıklarımız Tanrı’nın yaptıkları yanında hiçte mükemmel değiller. O yüzden büyüklenmek yerine kendimiz için, yarattıklarımız için daha dikkatli olmalıyız. Yoksa kendimiz için çizdiğimiz kader bizi karanlık yarınlara götürebilir.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 23816, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

8 Comments

  1. Kenan Denizci diyor ki:

    Kader hakkında insanların bilgisizlikleri, önyargıları veya arzuları nedeniyle farklı yorumlar yapılmaktadır. Kimi insanlar Kuran’ı yanlış yorumladıklarından ya da Kuran’ı yeterince incelemediklerinden, kimi insanlar dini reddettiklerinden, kimi insanlar ise hayatta kendilerine biçmek istedikleri roller yüzünden kaderin farklı yorumlarını benimserler. Halbuki tek bir kader gerçeği vardır.O da şudur:

    Allah insanları ve onların yaptıklarını, canlıları ve onların yaptıklarını hem bilir hem yaratır. Yani insanların ve diğer canlıların kaderleri en başından bellidir. Hiçbir canlının kendi yaşadığı olaylara bir müdahalesi olamaz. İnsan kaderinin izleyicisidir.

    İnsanın kaderi, sinemalarda izlediğimiz filmlere benzetilebilir. Kişiyi başrol oyuncusuna benzetirsek, hem kendisinin hem diğer oyuncuların hem de senaryonun seçimi yönetmene aittir. Hangi insanın nerede neyi konuşacağı nerede güleceği nerede uykuya dalacağını yönetmen belirler. Filmin geçeceği yerler de yönetmenin takdirine bağlıdır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz, ancak söylemek istediğim şu ki; Kaderin her aşamasını Allah belirler.

    Kader gerçeği, kişinin sadece algılayan bir varlık olduğunu anlamasıyla tam olarak anlaşılabilir. İnsan 5 duyusuna bağlı bir varlık olduğundan kendisine gösterilen, hissettirilen, tattırılan, duyurulan, koklatılan neyse onu algılar. Algıya müdahale etmesi onu değiştirmesi veya yönlendirmesi mümkün değildir. Kişi televizyondaki bir filmi nasıl izliyorsa ve ona müdahale edemiyorsa, kaderini de o şekilde izler ve bu kaderine müdahale edemez.

    Mesela insan, kolu kendine gösterilmese (onu algılayacak sistemler yaratılmasa) kolunu göremez bile. O takdirde kimse masanın üzerindeki bardağı alanın, bu kararı verenin kendisi olduğunu iddia edemez. Kendi gücüyle görmediği sadece kendine gösterilen bir kolu hareket ettiren, kişinin kendisi olamaz.

    Bilimadamları 5 duyu hissinin de beyinde gerçekleştiğini ispatlamışlardır. Yani herşey beyindeki duyu merkezlerinde yaşanır. Karşımızda konuştuğumuz arkadaşımız da gökyüzündeki yıldızlar da, bir çiçeğin kokusu da, bir pastanın tadı da, bir ateşin sıcaklığı da, güzel bir parçanın sesi de beyinde algılanır. Yani kader bu duyu merkezlerinde insana algılattırılan olayların bir toplamıdır. İnsanların kendi beyinlerinin içinde (gerçekte ise ruhta) gerçekleşen olayları kendisinin yönettiğini sanması hem bilim dışıdır hem de saflıktır.

    İnsana düşen Allah’a teslim olmaktır ve bu teslimiyet en güzel şekilde kadere teslimiyetle olur. İnsan Allah’ın adaletine ve bilgisine güvenmelidir. İnsanlar olayları birkaç açıdan değerlendirirken, Allah olayların tüm yönlerini bilir. Yani insan Allah’a tam olarak güvenmelidir, ki bu çok akılcı ve vicdanlı bir seçimdir zaten.

    Kaderi açıklamaya kolaylık sağlayacak bir örnek vermek istiyorum ki, bu örnekteki mantığa benzer bir mantık, Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi adlı filmde de anlatılmıştı.

    Ölüm anı çoğu insan tarafından kader olarak görülür ki, gerçekten de öyledir. Mesela bir insanın arabanın çarpmasıyla öldüğünü kabul edelim. Çarpma anı saniyelik bir olaydır. Kişiye arabanın çarpacağı veya çarpmayacağı bir saniyede belirlenir. Buradan hareketle kişinin yaşamında geriye gidildiğinde tek bir saniyenin bile ölüm anına göre belirli olması gerektiği gerçeği çıkar. Yani ölecek olan kişinin ölüme sebep olan olaydan önce yediği bir yemekten 1 saniye geç bile çıkması ölüm anının değişmesine sebep olur. Ya da o yemeğe gitmeden önce bindiği aracın daha yavaş bir araç olması da ölüm anının değişmesine sebep olur. Bu mantıkla geriye doğru ta doğum anına kadar gidilebilir. Yani kader bir bütündür. Başı-sonu ve içindeki tüm olaylar birbiri ile bağlantılıdır. Tek bir varlık tarafından kontrol edilmelidir.

    Kaderin sahibi Allah’tır. Allah Kuran’da “sizi de yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmaktadır” demektedir. Kaderle ilgili Kuran’dan çok ayet söyleyebilirim, ancak hepsi de tek bir gerçeği yani seçimlerin Allah’a ait olduğunu göstermektedir. Hayatımızdaki herşeyin seçimi Allah’ındır.

  2. bilal özer diyor ki:

    kader olmayan birşeydiR , yaNİ kader YoK

  3. Havai Fişek diyor ki:

    oldukça güzel bir yazı olmuş. çok hoşuma gitti gerçekten. severek okudum bunu :) başarılar :D

  4. Gözlemci diyor ki:

    İlerleyen yüzyıllarda Astroloji, kadere imanın yeni versiyonu olacak.

  5. Kenan Denizci diyor ki:

    Kaderin sahibi Allah’tır.

  6. cengizhan Türk diyor ki:

    KURAN VE İSLAMA GÖRE ALLAH’IN GELECEĞİ BİLMEMESİ NORMAL KARŞILANMALIMI?

    A-Allah Kuranda Nisa suresinde gönderdiği bir görüşü azhab suresinde değiştirdiğini görüyoruz.

    NİSA SURESİ 22. Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.

    AZHAB SURESİ 37. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah’ın emri yerine getirilmiştir.

    1-İnsanlar için uygun olmadığını veya zor olduğunu gördü değiştirdi denilebilirmi?
    2-Allah önceden iyi veya kötü olacağını bilemez olabilirmi?
    3-Allah insanların ne yapacaklarını önceden bilebilen güçlü bir yaratıcı değimlidir?
    4-Allahın önce utanmazlık olarak gördüğü bir davranışı sonra normal olarak görmesi mümkünmüdür?

    B-Allah Tevratı İsrailoğullarına gönderdi Sonra ben değiştiriyorum görüşlerimi dedi ve İncili gönderdi.Sonra ben değiştiriyorum görüşlerimi dedi ve Kuranı gönderdi.

    Enfal-65. Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Sizden yirmi sabırlı kişi olsa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden yüz kişi de kâfirlerden bin kişiye üstün gelir; çünkü onlar anlayıştan yoksun bir güruhtur.

    Bu ayeti okuduğunuzda geçerli olduğunu düşünmeyin. Çünkü değişmiştir. Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:

    Enfal-66. Şimdi ise Allah sizde bir zaaf bulunduğunu bildiği için, yükünüzü hafifletti. Bu durumda, sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden bin kişi de Allah’ın izniyle iki bin kişiyi mağlûp eder. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

    1-Bu durum Allahın geleceği bilen yüceliğine uygunmudur?
    2-Allahın değişmeyen ve her şeyi bilen ve asla yok edilemeyen bir tek kitap göndermiş olması gerekmezmiydi?
    3-Gönderilen kitaplar aynı konuyu içeren kitaplar.Tekrar gönderilen kitaplar neden bilim veya teknoloji kitabı değildir?
    4-Bütün kitaplarda neden Ademi,Nuhu,ibrahimi Yusufu,meryemi,isayı,tekrar tekrar anlatmak gereği duyar.Bu konuları önceki kitapta anlattım oradan okuyun demez?

  7. ozlem diyor ki:

    Kaderin bilinçli bir varlık tarafından hesaplanarak ve tasarlanarak oluştuğuna inanmıyorum. Kaderin temelde 2 belirleyicisi olduğunu düşünüyorum; öğrenilen ilk doğrular ve genetik miras. Buradan yola çıkarak her ebeveynin farkında olmadan çocuklarının kaderini genetik olarak bıraktıkları miras ve öğrettikleri ilk doğrularla çizdiğini düşünebiliriz. Buradan yola çıkarak; kader denen şeyin insanın ilk varoluş noktasına dayandığını düşünmek mantıksız değildir. Ve ben o ilk varoluş noktasının tamamen random yani rastlantısal olduğunu düşünüyorum. Canlının evrimle oluştuğu o ilk an. Tanrı düşüncesini sabote etmek gibi bir amacım yok ancak tanrı fikrini mantıksız buluyorum. İnsan gibi kompleks bir canlının bile yaratıcısı olduğunun düşünülmesi, onu yaratan ve insandan çok daha kompleks bilinçli bir tanrının başka bir yaratıcısının olmadığının düşünülmesi kadar absürddür. Yani canlının ve evrenin kompleks olması tanrı fikrinin doğurmuş olabilir ancak detaya inip daha derin düşününce tanrı fikrinin mantıklı olmadığı görülebilir bence.

    Bunlar benim fikirlerim.. İnsanın seçimleri olduğuna ve dolayısıyla kısmen özgür irade taşıdığına inanıyorum; ancak tamamen özgür iradeye sahip olmadığımızı düşünüyorum, yani seçimlerimizin yalnızca biz tarafından belirlendiğini öğrendiğimiz ilk doğrular ve genetik mirasımızdan dolayı reddediyorum.

    Bu konu çok çetrefilli bir konu aslında; inancın getirdiği rahatlamayı ve teslimiyeti inanmayan bir insan yaşamadığı için daha çok sorgular hale geliyor.

  8. müslim diyor ki:

    Var olmayan bir şeye soru sorulmaz! ki insan yaratılmadan önce yoktu..
    Ha yarattıktan sonra da ‘seni yaratayım mı ?’ diye artık soru sorulması, manasız olmaz mı zaten yaratılmışsın?
    =)
    Kaderi anlamaya çalışanların çoğunun düştüğü hata Yaratan ile empati kurmalarıdır. ALLAH ki gökleri yeri ve ikisi arasındakileri yaratmıştır. ALLAH “katında” ZAMAN ve MEKAN yok arkadaşlar. Yani eylem tarifindeki zaman O’nun için yok. Yani geçmiş gelecek bunlar yok O’na, bunlar bizim için var. ZAMAN ve MEKAN üstü bir “varlığın” geleceği bilip bilmemesi sorusu komik değil mi ?
    cengizhan Türk : sorduğun tüm soruların tek cevabı insanın tekamülüdür. Olay şöyle insanlara peygamber geliyor içlerinden inananlar kurtuluyorlar bi süre sonra yozlaşıp yine sapıtıyorlar sonra yine peygamber geliyor yine inananlar kurtuluyorlar sonra yine sapıtıyorlar yine peygamber… bu süreç boyunca da insanlar geliştiği için update edilmiş kitaplar geliyor zaten kitaplar cilt halinde gelmiyor olaylar üzerine inen vahiy şeklinde geliyor… ve hepsi bir birinin devamı…

Leave a Reply