BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrenin Kökeni

Victor Stenger’ın Tanrı: Başarısız Hipotez adlı kitabından bölümler aktarmaya devam ediyorum. Bu bölümde Stenger evrenin kökenine ve bu konunun tanrının varlığına dair bir argüman olarak kullanılmasına değiniyor. Bu yazıyı kelâm kozmolojik argümanının konu edildiği ve birinci önermesinin konu edildiği Başlangıç ve Neden başlıklı yazının devamı olarak değerlendirmek mümkün. Bu yazıda da kelâm kozmolojik argümanının ikinci önermesi ele alınıyor.

Köken

Bununla birlikte kelâm argümanına bir darbe de ikinci önermenin yanlış olduğu gerçeğiyle gelmektedir. Yukarda gördüğümüz gibi evrenin büyük patlama ile başladığı iddiasının günümüz fizik ve kozmoloji biliminde hiçbir temeli yoktur.

Büyük patlamayı onaylayan gözlemlerin hiçbiri önceki bir evrenin varolduğu olasılığını dışlamaz. Evrenimizin daha önce var olan başka bir evrenden, kuantum tünellemesi veya kuantum dalgalanması denilen bir olayla ortaya çıktığını ileri süren makenizmalara ilişkin teorik modeller yayımlanmıştır. Evrenin ilk anlarını tarif eden matematiksel formüller zaman ekseninin diğer tarafı için de geçerlidir, yani evrenin büyük patlama ile başladığını varsaymamız için hiçbir neden bulunmamaktadır.

Kavranabilir Kozmos (The Comprehensible Cosmos)’ta, matematik veya fizikte üniversite eğitimi almış herhangi birinin anlayabileceği düzeyde matematiğin kullanıldığı, evreninin tamamen doğal bir kökenine ilişkin bir senaryo ortaya koydum. Bu senaryo James Hartle ve Stephen Hawking’in sınırsız evren modelini (no boundary model) temel almaktadır. Bu modelde evrenini uzay ve zamanda başlangıcı veya sonu yoktur. Benim sunduğum modelde evrenimiz, önceki tüm zamanda varolmuş başka bir evrendeki Planck zamanındaki kaostan tünellenmiş olarak tarif edilmektedir.

Zamanın Kısa Tarihi‘nde teknik detaylarından kaçınmış olsa da sınırsız evren modeli Hawking’in sıkça alıntı yapılan sözlerinin temelidir: “Evreninin başlangıcı olması durumunda bir yaratıcısı olduğunu varsayabiliriz. Fakat eğer evren gerçekten tamamen kendine yetiyorsa, kendinden başka hiçbir şeye gerek duymuyorsa ve sınırları veya kenarları yoksa, o zaman ne başlangıcı ne de sonu olur; sadece basitçe varolur. O zaman bir yaratıcıya ne gerek var?”

Önde gelen fizikçi ve kozmologlar saygın bilim dergilerinde, evrenin hiçlikten doğal olarak ortaya çıktığı bir takım senaryolar yayımladılar. Bugün için bunların hiçbiri evrenin tam olarak nasıl ortaya çıktığını kanıtlayabilmiş değil. Ama bunların yaptığı şey, bu bilgi boşluğunu temel alan Tanrının varlığına ilişkin argümanların başarısızlığını göstermektir. Çünkü, elimizdeki bilgiler ışığında makul doğal mekanizmalar sunulabilmektedir.

Vurguladığım gibi güncel bilimsel bilgideki bir boşluk için makul bilimsel bir açıklama varsa boşlukların tanrısı argümanı başarısız olur. Evrenin kesin kökeni konusunun bilimsel bilgi dağarcığında bir boşluk olarak kaldığına itiraz etmiyorum. Ama bu kökene ilişkin akla yatkın herhangi bir bilimsel açıklamadan mahrum olduğumuz görüşüne de karşı çıkıyorum.

Kısaca, deneysel veriler ve bu verileri başarılı bir şekilde tarif eden teoriler, evrenin maksatlı (bir amaca yönelik) bir yaratılışın eseri olmadığına işaret etmektedir. En iyi ve güncel bilimsel birikimimize dayanarak maksatlı bir yaratılışın kozmolojik izlerini bırakan bir yaratıcının var olmadığını söyleyebiliriz. (Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 125-127)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 10549, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

38 Comments

  1. barış diyor ki:

    Madde ve enerji arasındaki öncelik-sonralık sırasını bilmeden Yaratıcı’nın varolmadığını söylemek yanlış bir varsayımdır..Eğer bilim neden sonuç ilişkisi içerisinde işleyecekse mutlaka biri diğerinden önce ortaya çıkmış olmalıdır..Maddenin enerjiden ya da enerjinin maddeden varolması durumu mutlaka bir Yaratıcı’yı gerektirir..

    Eğer evrenin gizemini salt akıl ile çözme işine giriştiysek ya maddeye ya da Yaratıcı’ya ezeliyet vermenin gerekliğinini düşünürüz..Bunlardan da önce maddenin haraket sahası olan boşluğun ne anlama geldiğini bilmek zorundayız..Boşluk olmadan kütle çekim hiçbir işe yaramaz..Ne enerji haraket edebilir ne de madde..Peki boşluk sonsuz olabilirmi?Hayır!..Çünkü boşluk denilen kavramın madde ve enerjiyi oluşturabilecek bir gücü yoktur..Madde ya da enerjiyi oluşturabilecek başka bir güce ihtiyaç duyuyorsak boşluğun sonsuz olduğunu iddaa etmek anlamsız olacaktır..

    Eğer boşluk sonsuz değilse madde ve enerji etkileşimi bir süre sonra sınıra dayanacaktır..Bu durumda boşluğun, madde ve enerjinin birer varlık olduğunu ve Tanrı’nın hepsini kapsadığını düşünmekten başka bir çaremiz yoktur..

    Evrende boşluk yoktur tamamen madde ile doludur iddası da evrenin sonsuz olmadığını gösterir..Çünkü bu durumda evreninin sınırdan sonra hiçliğe genişliyor olması daha da anlamsız olacaktır..

    Görüldüğü gibi her iki ihtimalde Yaratıcı’nın varlığını gerektirmektedir..Bu bir inanç değil tamamen neden sonuç ilişkisinin doğal bir sonucudur..

  2. Mete Tunç diyor ki:

    Belirsizlik: Evrenin (varsa) başlangıcına (ve varsa “sınırına”) ilişkin tüm görüşler, teoriler, günümüzde, bilimsel (ya da değil) uğraşlardan ibarettir. Onlardan hareketle yapılan yorumlar da spekülasyondan…
    İhtimal: Dünyadaki canlı türü çeşitliliğini, insanın varlığını vb. bilip, evrendeki mesafeleri, yıldızların hızlarını ve büyüklüklerini, yıldız ve galaksilerin (bugün bilinen, tespit edilen) sayısını düşündüğümüzde bir tanrının (başlatıcının, programlayıcının vb.) var olabileceği zor bir ihtimal!
    Kesinlik: (Varsa) bir tanrının, üç büyük “ortadoğu” dininin tanrısı/tanrıları yahve, jesus ve allah olmadığı kesindir!

  3. Ejderha diyor ki:

    Belirsizlik:
    Evrenin başlangıcının olması Tanrı’nın varlığını ispatlar. Ama Tanrı’ya inanmak için gerek şart değildir. Tanrı, bu evrende varolan, çalışan, matematiksel olarak ifade edilebilen bütün kanunların hayat bulduğu bir evrenin niçin var olduğu sorusunun cevabıdır. Belki de şöylesini tercih edersiniz: Tanrı, bu evrenin niçin açıklanabilir olduğunun, niçin böyle kanunlara sahip olduğunun cevabıdır. Kısaca Tanrı, bu evren kitabının yazarıdır.

    Bilimsel uğraşlar nasılın cevabını bulmaya çalışır. Tanrı niçin sorusunun cevabıdır. Biz ilkel teistler yağmurun yağmasının, şimşeğin çakmasının görünür bir Tanrı eli tarafından yapılmadığını anladığımızdan beridir niçin ve nasıl sorularını ayırdık. Bilimi inançtan ayırdık. Biz biliyoruz ki bilgisayar ekranında farenin hareket ettiğini görmemiz bizi yanıltabilir. Aslında ortada hareket eden bir şey yok. Tamamen farklı bir mekanizma çalışıyor. Biz teistler(deist demiyorum) görünenin arkasında farklı bir mekanizmanın çalıştığını düşünüyor ve hala yağmuru Tanrı’nın yağdırdığını düşünüyoruz:-)

    İhtimal:
    İnsan cismen küçük fakat fikren ve duygu boyutunda büyük bir varlıktır. Bütün evreni anlamaya çalışır, duygu olarak hep var olmak ister. Kendi bendine sığmaz, aşar, taşar. Elbette Tanrı’nın muhatabı olacak kadar büyük bir varlıktır.

    Kesinlik: Kesin olan bir şey varsa o da birden çok Tanrı’nın olmadığıdır. Sadece bir tane vardır. O da yeryüzündeki hemen hemen bütün dinlerin sahibi olan yüce Allah’dır.

    Dinlerin evrimi safsatası için bakınız

  4. fuatogl diyor ki:

    Evrenin baslangicinin olmasi hicbirseyi ispatlamiyor maalesef; bunu kabul etsek bile, boyle bir sonuca varsak bir tanridan bahsetmenin hicbir gerekcesi yok. Boyle bir bulgu ne teizme, nede onu saglamasiz bulan ateizme, birbirinden daha ustun tutacak birsey katmiyor.

    Evrenin/kozmosun baslangicina yolacan, bizim bildigimizden farkli ozelliklere sahip “baska” doga kanunlarinin olmadigini nereden biliyor bu hizli tetik arkadaslar? Neden doganin bilmedigimiz halleri degil de, dinlerdkei tanri? Nedir bu keyfiyet. Hele hele yaratilmaya calisilan bu “cebe” bilinc, kislik, amac ve bilimum insanda gorunen ozellikleri sokusturmaya calismak, akillara zarar zincirleme bir makulluk silsilesi kurmak, ustelik bu sistikce sisen “cebe” insanla ve onun kaderiyle dogrudan ilgili oldugunu cikarmak neyin nesidir?
    Bu akillara zarar makulluk zincirlemesine iyi bir ornegi Ejderha bey bu sitenin baska bir yorumunda vermis kendisi. Diyor ki; “Bir defa” tanriyi kabul ettikten sonra meleklere cinlere vs. (yani zerre destekleyici kanit veri icermeyen cok buyuk olasilikla fantezi) seylere inanmanin gayet kolay oldugunu anlatmaya calisiyor. Donen mindtrick-dolaplari bunlar icindir iste. Bu biraz Amerikadaki finasal “sisme” ye benzer bir durum, burada da bos iddia acindan gercekte karsiligi olmayan bir sisme, genisledikce genisleyen cok esnek bir “cep” soz konusu. Gercek dunya ile ne zaman temas etse, ne zaman bilimsel gerceklerle yuzles,e hemen sonuyor, gazi kaciyor.

    Tekrar soruyorum Ejderha(yada rumuz degistiren Ulug mu?), evrenin/kozmosun baslangicina yolacan, yada varolmasina zemin olusturan, yada bizim su an sinirli olarak bilebildigimiz kisma temel olsuturan, bizim bildigimizden farkli ozelliklere sahip “baska” doga kanunlarinin/bicimlerinin olmadigini nereden biliyorsunuz da hemen fantezilerinize hayat uflemeye kalkiyorsunuz? Hakkinda hicbirsey bilmediginiz birsey icin nasil bu kadar cok, sanki biliyorcasina sonuc cikartabiliyorsunuz. Bana bir anlat hele su isin sirrini.

  5. Da Vinci diyor ki:

    Ejderha: Evrenin başlangıcının olması Tanrı’nın varlığını ispatlar.

    Ciddi misin? O nasıl oluyor ayıptır sorması? Yarın bir deney sırasında bir grup fizikçi yanlışlıkla yeni bir evrenin oluşumuna neden olacak birşey yaparlarsa ve milyarlarca yıl sonra o evrende ortaya çıkan canlılar “evrenin başlangıcı var, bu da Tanrı’nın ispatıdır” derse bu biraz komik olmaz mı? Nasıl oluyor da evrenin başlangıcı olması Tanrı’nın varlığını ispatlar diyorsun bir türlü anlayamıyorum. Evrenin başlangıcı olması Tanrı’nın varlığını destekleyici bir delildir demiş olsan anlarım ama sen ispatıdır diyorsun. Bunun çok hatalı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

  6. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Tanrı, bu evren kitabının yazarıdır.”

    tartışma buraya sıçramış anlaşılan.arkadaşlar bu işler hesap-kitap işleridir.evrenin ortaya çıkabilmesi için veya galaksilerin ortaya çıkabilmesi gerekli ince ayarlamaları bir yerlerde okumuştum.

    onu bırakın güneş ışınlarının yeryüzündeki canlılara zarar vermemesi için bile bir ince ayar yapılmış.yeryüzüne girmiyorum.şimdi ısrarla görmezden gelinen tonlarca açıklama var ve bir şeyler,olasılıklar ve varsayımlarla açıklanmaya çalışılıyor,zorlama bir şekilde.elbette evrenin belli kanunları var,işleyen mekanizların mantıklı açıklamaları var.ancak ne yazık ki doğru sorular sorulmuyor.yanlış cevapların peşinden gidiliyor.

    herkes kimliğini belli etmişken ben de “Realiteist”im.Bu yeni çıktı.Benim icadım.Başka yerde yok. :) kökleri,realist-teist :)
    yakında bu akımı her tarafa sıçratacam. :)

  7. Ejderha diyor ki:

    Evrenin başlangıcının olması Tanrı’nın varlığını ispatlar.”

    Da Vinci, kusura bakma seni unutmuşum gene aynı hatayı yapmışım. Doğrusu şöyle olacaktı:

    Devinen (fiziksel) varlığın bir başlangıcının olması Tanrı’nın varlığını ispatlar.

    Fuatogl,

    Gene ezeberlerinizi sıralamaya başlamışsınız. Bırakın bu demogoji işlerini. Tanrı’nın varlığı ve cinlerin, meleklerin varlığı arasındaki ilişki, benim yazdığım şudur:

    Bir Tanrı’ya sizin tabirinizle büyük sihirbaza(!) inandıktan sonra cinlere ve meleklere inanmamanın bir gerekçesi kalmaz. Hepsi bizim açımızdan metafizik varlıklardır. Siz aslolanı kabul etmedikten sonra cinlerle, meleklerle uğraşmak sizin neyinize?

    Siz ezberlediğiniz şablonları ilgili ilgisiz heryere sokuşturmayı çok seviyorsunuz anlaşılan. Ama benim demogojiye karnım tok.

    Demek benim Uluğ bey olduğumu düşünüyorsunuz. Bir de ne kadar uyanık olduğunuzu göstermek istediniz anlaşılan. Uluğ bey ve ismi lazım olmayan başka bir arkadaş en çok istifade ettiğim iki kişidir. Kendilerine saygılarımı sunuyorum.

    Bu arada sorduğunuz soruyla ilgili olarak da o kadar yazılan çizilenden sonra hala aynı şeyi soruyor olmanız “bırakın dağınık kalsın!” demeyi gerektiriyor. Size ezberlerinizle mutluluklar dilerim. Hayırlı demogojiler! Ama ufak bir ipucu, Da Vinci’ye yukarda verdiğim cevabı anlarsanız, ardından Uluğ beyin yaptığı yorumlardan (Derin düşüncedeki yorumlardan) başlayarak bütün yorumları okur ve anlamaya çalışırsanız sorunuzun cevabını bulabilirsiniz:-) Bu sefer anlamaya çalışın. Nasıl demogoji yaparım diye düşünmeyin.

  8. fuatogl diyor ki:

    Bir Tanrı’ya sizin tabirinizle büyük sihirbaza(!) inandıktan sonra cinlere ve meleklere inanmamanın bir gerekçesi kalmaz. Hepsi bizim açımızdan metafizik varlıklardır. Siz aslolanı kabul etmedikten sonra cinlerle, meleklerle uğraşmak sizin neyinize?

    Tamam iste, bende farkli birsey dediniz diye iddia etmedim ki!? Birisini “bir sekilde” kabul ettikten sonra fantazi dunyasina kolayca

    ejderha, surekli isinize geldiginde demagoji demagoji diye suclamaniz asil demagojiyi sizin yaptiginizi gosteriyor. Demagoji yapacaginiza size sorulan sorularla ilgilenin. Ilgilenmeyecekseniz de oylece birakin, ille bir cevap verme zorunlulugu hissetmeyin.

    Tekrar sorayim:
    Evrenin/kozmosun bir baslagici oldugunu varsayarsak; buna yolacan, bizim bildigimizden farkli ozelliklere sahip “baska” doga kanunlarinin olmadigini nereden biliyorsunuz acaba? Cevaplamayacaksaniz cevaplamayin, oynadiginiz demagoji oyununa gerek yok.

  9. Ejderha diyor ki:

    Fuatogl,

    Bu bölümde demogoji demem, ezberlediğiniz şablon demem öncelikli olarak aşağıdaki sözlerinize yönelikti:

    Donen mindtrick-dolaplari bunlar icindir iste. Bu biraz Amerikadaki finasal “sisme” ye benzer bir durum, burada da bos iddia acindan gercekte karsiligi olmayan bir sisme, genisledikce genisleyen cok esnek bir “cep” soz konusu.

    Tanrı’ya inanmakla cinlere inanmak arasında benim kurduğum ilişki anlaşıldığında yazdıklarınız son derece saçma kalıyor. Ayrıca ne demek dönen mindtrick dolapları? Üslubunuza karşın kullandığım demogoji lafı biraz hafif kalıyor.

    Sorunuza demogojik bir cevap vermedim. Bu kadar yazılan şeyden sonra sorulacak soru mu dedim? Bu demogoji değildir. Şimdiye kadar bir şey anlamadınızsa bundan sonra sizinle kim uğraşır demektir.

    Madem tekrar sordunuz. Ben de ipucumu yine tekrar edeyim: Öncelikli olarak yazılanları bizim evrenimizin başlangıcı olarak düşünmeyin. Devinen fiziksel varlığın bir başlangıcı olması gerektiğini anladıktan sonra buna yol açan varlığın özellikleri Tanrı ile aynı özellikler oluyorsa siz bu varlık ve özelliklerine “Tanrı” demeyin, en iyisi “Ejderha” deyin. Yeter ki içiniz rahat olsun:-)

  10. fuatogl diyor ki:

    Din benim acimda akil oyunlaridir, “mindtrick” dir. Bu benim kisisel gorusum, kisisel gorusumu acikliyorum diye demagoglukla suclayamazsiniz beni. Gerci suclarsiniz da, benim umrumda olmaz pek.

    Ve sablon dediginiz sey gayet basit bir ornek, goremiyormusunuz? Finansal krize benzettim bu akil yurutme bicimini. Tanriyi bi defa kabul et(tanimi muglak, herseyi muglak bir kavram), oradan da bu bir defa hayali alan yaratildiktan sonra icini doldur da doldur, gelsin cinler gelsin melekler. Benzetmemi begenmemis olabilirsiniz, ama her begendiniz sey demagoji olmuyor.

    Anlatmak istedigim sey acik degil mi sizce?

    Kurdugunuz cumlelere bakalim:

    Bir yaratıcıyı kabul ettikten sonra cinleri, melekleri, vahyi kabul etmek zor şeyler değil. Bir yaratıcıyı kabullen(e)meyenlerin cinlerle, meleklerle uğraşması da anlamsız bir uğraş olsa gerek.
    […]
    Bir Tanrı’ya sizin tabirinizle büyük sihirbaza(!) inandıktan sonra cinlere ve meleklere inanmamanın bir gerekçesi kalmaz(baksen su ise). Hepsi bizim açımızdan metafizik varlıklardır(eminim oyledir). Siz aslolanı kabul etmedikten sonra cinlerle, meleklerle uğraşmak sizin neyinize?(Ugrasam yok, sadece sacmalik oldugu dusuncesini dile getiriyoruz.)

    Bu ne demektir? Benim anladimi soyliyeyim. Muglak mantik yurutmeleriyle sozde bir defa tanri isbatlandiktan sonra isin akilla mantikla ilsikisi kalmiyor, zincirleme bir sekilde cinlere meleklere elimizde gercekten tek birtane somut delil olmayan seylere inanmanin makullugundan.

    Yani ozetlersek, sizin tartisma girisimlerinizden de anlayacagimiz gibi. Mesela; Sadece zaman kavramini tartismaktan ve kozmos hakkindaki bilgisizligimizden kaynaklanan gucluklerden yola cikip cin ve perilere kadar varabiliyorsunuz. Ortada 1 tanecik olsun delil yok iken oluyor bunlar!? Kusura bakmayin ben buna akil oyunu da derim, ‘mindtrick’ de derim, sacmalik da derim, insan aklina hakaret de derim. Sizde bana demagog demeye devam edin sorun degil.

    Aslinda kabahat bende, demagoji yapanin konuyu tali noktalarda dugumlemeye calismasina takilip aciklama yapmaya calisiyorum. Ben yine kiyisindan kosesinden dokunmadiginiz kisa sorumu sorayim:
    SORU:
    Evrenin/kozmosun bir baslagici oldugunu varsayarsak; buna yolacan, bizim bildigimizden farkli ozelliklere sahip “baska” doga kanunlarinin olmadigini nereden biliyorsunuz acaba? Cevaplamayacaksaniz cevaplamayin, oynadiginiz demagoji oyununa gerek yok.

  11. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Din benim acimda akil oyunlaridir, “mindtrick” dir. Bu benim kisisel gorusum, kisisel gorusumu acikliyorum diye demagoglukla suclayamazsiniz beni. Gerci suclarsiniz da, benim umrumda olmaz pek.”
    bravo,budur işte.size ait olan.
    aşağıdaki linklere bir bakın derim.
    http://bigalioglu.blogcu.com/inanc-nedir_4728206.html
    http://bigalioglu.blogcu.com/din-nedir_4400639.html

    “Evrenin/kozmosun bir baslagici oldugunu varsayarsak; buna yolacan, bizim bildigimizden farkli ozelliklere sahip “baska” doga kanunlarinin olmadigini nereden biliyorsunuz acaba?”
    soru bana değil ama,söylemden edemedim,bilmiyoruz.başka doğa kanunları da olabilir.ancak daha oralara gelmeden,görünür evrende neden cisimler başka bir cismin etrafında döner?bu soruya bir cevap arasak,en azından görünür evrende kısmi bir evrensel kanunu çözme girişiminde bulunmuş oluruz.

  12. fuatogl diyor ki:

    Bigalioglu, simdi kili kirk yarma oyunu oynamamiza gerek yok. ejderha ile hangi baglamda ne demek istedigim ortadadir. Kusura bakmayin ama hicbir delil, kanit, mantikli tarafi olmayan dini mantik yurutmelerin apacik sacmaligi ortada. Din nedir, inanc nedir tanimlari ile alakasi yok pek simdi. Ben delil yok dedikce siz bana “tanri soyle yapmistir boyle yapmistir” diye devam edeceksiniz…

  13. Ejderha diyor ki:

    Bu ne demektir? Benim anladimi soyliyeyim. Muglak mantik yurutmeleriyle sozde bir defa tanri isbatlandiktan sonra isin akilla mantikla ilsikisi kalmiyor, zincirleme bir sekilde cinlere meleklere elimizde gercekten tek birtane somut delil olmayan seylere inanmanin makullugundan.
    Tanrı ispatlandıktan sonra bildiğimizden farklı bir dünya olabileceğini görmüş oluyoruz. Böyle bir dünyaya(metafizik) kapı aralandıktan sonra cinlerin, meleklerin var olmaması için bir sebep kalmıyor. Böyle olunca bunlara inanmakta zor olmaz. Bak ben hiç bunların delili var filan da demiyorum. Sadece ve sadece inanmak kolay olur diyorum.

    Tanrı’ya inanmayan insanların bu varlıklarla uğraşması saçma. Ayrıca bu varlıkların var olmalarının saçma olduğunu söylemeleri de saçma. Bu konuyu gündeme getirip demeogoji yapmaları daha da saçma. Ama adamın yapabileceği başka bir şey olmayınca bu tür şeylerden medet umuyor haliyle.

    Donen mindtrick-dolaplari bunlar icindir iste.

    Sağlam temellere dayanan mantık yürütmeleri bu şekilde ifade etmeniz tali bir konu değildir. Adam gibi cevaplar veremediniz. Bu şekilde laf kalabalığıyla yapılan tartışmaları değersizleştirmeye çalışıyorsunuz. Buna basitce demogoji denir. Ayrıca, tali olduğunu düşündüğünüz konuyu siz gündeme getirdiniz, ben değil. Üzerinde ısrarla durdum. Çünkü, kullandığınız üslup konuyu tali olmaktan çıkarıyor.

    Ben yine kiyisindan kosesinden dokunmadiginiz kisa sorumu sorayim:
    İpucu olarak verdiğim ifadeler bile tam ortasına oturdu sorunuzun. Ama işi demogojiyle götürmek varken işinize gelmiyor anlaşılan. Öyle anlaşılıyor ki bütün tartışmaları başa çevirecek bir soru sorarak süper bir hamle yaptığınızı zannediyorsunuz. Bir de karşınızdakini demogoglukla suçlayarak durumu fena halde kurtardığınız gibi bir yanılgı içine girmiş görünüyorsunuz. Hadi bakalım iyi eğlenceler, pardon demogojiler!

  14. Da Vinci diyor ki:

    @Ejderha

    Ejderha: Da Vinci, kusura bakma seni unutmuşum gene aynı hatayı yapmışım. Doğrusu şöyle olacaktı:

    Devinen (fiziksel) varlığın bir başlangıcının olması Tanrı’nın varlığını ispatlar.

    Bunun deistik, prime mover tipi bir Tanrı’nın varlığını gösterdiğini kabul etmekte bir sakınca görmüyorum. Peki böyle bir başlangıcın olduğunu da nerden çıkarıyorsun? Yani devinen fiziksel varlığın mutlak bir başlangıcı varsa en azından bir prime mover olduğunu kabul edebilirim. Ama devinimin mutlak bir başlangıcı olduğunu gösterebilir misin?

  15. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Bigalioglu, simdi kili kirk yarma oyunu oynamamiza gerek yok. ejderha ile hangi baglamda ne demek istedigim ortadadir. Kusura bakmayin ama hicbir delil, kanit, mantikli tarafi olmayan dini mantik yurutmelerin apacik sacmaligi ortada. Din nedir, inanc nedir tanimlari ile alakasi yok pek simdi. Ben delil yok dedikce siz bana “tanri soyle yapmistir boyle yapmistir” diye devam edeceksiniz…”

    hocam önyargılarınızdan kurtulmanız gerekli.sanıyorum,ejderha’nın demagojiden kastı,şu söylediğiniz şerler,diye düşünüyorum.

  16. fuatogl diyor ki:

    Tanrı ispatlandıktan sonra bildiğimizden farklı bir dünya olabileceğini görmüş oluyoruz. Böyle bir dünyaya(metafizik) kapı aralandıktan sonra […]

    Ben kesin olarak isbatlıyorsunuz, delil sunuyorsunuz demiyorum zaten. Sizin gayet normalmiş gibi anlatmaya çalışdığınız şey bana çok çocukca geliyor. Bunu anlamadığınız için sizi birşey isbatlamakla suçladığımı zannediyorsunuz.

    Yoksa ne anlatmaya çalışdığınızı ben anlıyorum. Benim versiyonumla şu şekilde; Hiçbir inandırıcılığı olmayan çok aşırı bir iddiaya bir defa inandıktan sonra, cinlere de inanılır, noel babaya da, konuşan yılanlara da, akla gelebilecek fantasik ne varsa sorunsuz bir şekilde inanılabilir. Hiçbir sınır kalmaz. Bunun böyle olduğunu ben biliyorum zaten, anlatmanıza gerek yok. Ama bunun genel olarak çocukça birşey olduğunu, ve “ilk” kapıyı aralama girişimlerinin tamamiyle “kapı aralamaya” yönelik fikri kurnazlıklar olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Burada aslında tartışılacak birşey yok, benim kişisel görüşüm – sizin düşünceniz farklı olabilir.

    Tanrı’ya inanmayan insanların bu varlıklarla uğraşması saçma.

    Biryerde birşey kaçırdım mı bilmiyorum, ama ben uğraşanı görmedim burada. Cinlerle perilerle uğraşmak başka birşey, bunları inandırıcılıktan yoksun, hiçbir delil içermeyen iddialar olarak görmek başka birşey olsa gerek.

    Ayrıca bu varlıkların var olmalarının saçma olduğunu söylemeleri de saçma.

    İşte bu cümle çok saçma bana sorarsanız. Saçmalık kavramını çöpe atmanın hiç gereği yok. İnsanlar böyle bir kategori oluşturmuş, belirli şartları yerine getiren (yada getiremeyen) şeyleri bu kategoriye atıyorlar – saçma diyorlar. Bu durum kişilerin durumuna göre değişir, fakat kendisi saçma bir kategorileştirme değildir. Noel babaya da saçma diyemeyiz sizin mantığınızla, Zeus, RA, insanlara tecavüz eden ufo sürücüleri, bereket tanrısı, Scientology, vs.vs say say bitmezler de cabası.

    Bu konuyu gündeme getirip demeogoji yapmaları daha da saçma.

    Birşey gündeme getirmiş değilim, sizin yazdığınız şeyleri alıp ne ile karşı karşıya olduğumuza dair basit bir tespit yapıyorum sadece. Ayrıca demagoji de saçma birşey değildir, gayet bilinçli bir şekilde belirli bir amaç için kullanılır bu yöntem!

    İpucu olarak verdiğim ifadeler bile tam ortasına oturdu sorunuzun.

    Ben size soru soruyorum, siz karşılığında kaçamak cevap bir “ipucu” veriyorsunuz, ve birde beni “adam gibi” cevaplamamakla iham ediyorsunuz – çok güzel. Bundan sonra bende ipucu bari serpiştireyim yorumlarımın orasına burasına.

    Ben genel olarak birşeyi cevaplamak için yorum yazmıyorum ayrıca, Markopaşacılık oynamıyorum – sizinle tartışmaya çalışıyorum. Yukarıda bir dolu şey yazmaya çalışdım. Buna sizin verdiğiniz karşılık “demagoji yapıyorsunuz” oldu çoğunlukla.

    Bir sonraki yorumumda ilk tartışma girişimlerime konu olan itirazımı tekrar aktarmaya çalışacağım, konumuza dönelim suçlama cevaplayacağımıza.

  17. Bigalıoğlu diyor ki:

    arkadaşlar,Tanrı’nın varlığı kesin olarak ispatlanmış değildir.Varolması gerektiğini gösteren bilgi ve bulgular mevcuttur sadece.bu şuna benzer.

    adam sahilde otururken,geminin önce direğini sonra yavaş yavaş hepsini görür.güneşe bakar yuvarlak,aya bakar yuvarlak.sonra derki bütün bu bilgiler ışığında Dünya yuvarlak olmalı.

    Tanrı’nın varlığı da böyle bir şeydir.
    Ateist’lerin kendilerine göre kel alaka Kur’an’la uğraşmaları,veya aşırı dincilerin ısrarla bir şeyleri ispatlamaya çalışmaları aslında herkesin içinde bir parça şüphe kırıntısı olduğunu ve bu kırıntıyı bir türlü yok edemediklerini gösteriyor.

    neyse şimdilik bu kadar vereyim.
    bir düşünün…

  18. Unknowing Soldier diyor ki:

    Guys,

    The fact that so many people believe there is a near-tangible god is proof enough that god exists; evolution wouldn’t let such fools reproduce.

  19. fuatogl diyor ki:

    @Unknowing Soldier;
    Well, if we take this genius statement as our guide and look at your “so many people”; then the natural conclusion should be that, not only one – but pleanty of gods along angels, spooky ghosts, deamons etc. etc. must be floating around … right!?

    And what is the connection between believing in various myths and the biological process of reproduction?

  20. Unknowing Soldier diyor ki:

    –>fuatogl

    Indeed, if you care to observe, there are more or less the same quantity of all those entities in (fictitious or otherwise) existence as there are believers.

    This should not discourage you from considering that anyone’s claim that there is one god as fact –for, for the person in question, this is just that: a personal fact.

    And the connection with reproduction: It is quite a well known fact that evolution nips off those appendices that are useless –see for example male nipples.

  21. Bigalıoğlu diyor ki:

    adamlara gavur demeyelim bari.geliyolar,yazıp,çiziyolar buralara ayıp olmasın.

    fuatgol,arkadaş ne demeye çalışmış,zahmet olmazsa senden alsak.

  22. Ejderha diyor ki:

    Sizin gayet normalmiş gibi anlatmaya çalışdığınız şey bana çok çocukca geliyor.
    Tanrı’ya inanmak gibi gayet makul bir durumu bile çocukca bulan birisi için cinlere inanmak elbette böyle olacaktır diyorum ben de. Malumu ilan etmekteki amacınız nedir?
    Ayrıca bunu size söyleMEmiştim. Demogoji kapsamında ilgisiz bir şekilde buraya taşıdınız.

    Ama bunun genel olarak çocukça birşey olduğunu, ve “ilk” kapıyı aralama girişimlerinin tamamiyle “kapı aralamaya” yönelik fikri kurnazlıklar olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
    Fikri kurnazlık sizin yaptığınız olsa gerek. Bir dine inanmanın önüne geçmek için gayet makul bir inanç olan Tanrı inancını bile çocukca inanç olarak değerlendiriyorsunuz. Böylece kapıyı baştan kapatıyorsunuz.

    Eğer bir insan öyle veya böyle bir Tanrı inancına ulaşmışsa pekala devamını da getirebilir. Pekala bir Tanrı’nın amaçsız yaratmadığı neticesine de ulaşabilir. Makul bulduğu bir dinin içeriğini kabullenmesi de gayet makuldür.

    Biryerde birşey kaçırdım mı bilmiyorum, ama ben uğraşanı görmedim burada. Cinlerle perilerle uğraşmak başka birşey, bunları inandırıcılıktan yoksun, hiçbir delil içermeyen iddialar olarak görmek başka birşey olsa gerek.
    Hayret! Başka yerdeki bir konuyu buraya taşıyan siz nasıl göremediniz? “Cinlerin hiç bir delil içermediğini söylemek”, “Cin hikayeleri yazmak” v.s. bunlar cinlerle uğraşmak olmuyor herhalde sizin kitabınızda? Elbette uğraşabilirsiniz. Ama benim dediğim bir ateistin bunlarla uğraşması, bunları söylemesi tam bir saçmalık. Çünkü, bir ateist başka türlü nasıl düşünebilir ki zaten?

    Ben bunu söylediğime göre, siz bunu anladığınıza göre ve siz demogoji yapmadığınıza göre siz buna itiraz ediyor olmalısınız. Bu tespitimi başka yerden buraya taşıtacak kadar değerli kılan nedir acaba?

    İşte bu cümle çok saçma bana sorarsanız. Saçmalık kavramını çöpe atmanın hiç gereği yok.
    Saçmalık kavramının çöpe atılmasını isteyen kim? Saçma olan bir ateistin cinlere inanmanın saçma olduğunu söylemesi. Daha da saçma olan bunu söyleyeceği çok aşikar olan bir ateistin bunu ilgisiz bir yere taşıyıp orda dillendirmesi. Daha da saçma olan bir ateistin cinlere inanan bir insanın her türlü saçmalığa inanacağını sanması. Hepsinden saçma olan bir ateistin bir şeye saçma deyince o şeyin gerçekten saçma olacağını sanması. Görünenden daha fazlasının olmadığını nerden biliyorsunuz?(Sizin sorunuzla nerdeyse aynı soru?)

    Benim dediğim belli: Önce Tanrı’ya inanmak gereklidir. Cinler, melekler tali konulardır. Ancak bir Tanrı’nın varlığına inanan insan ile bunlar konuşulabilir. Bir Tanrı’ya inanan insan da bunlara takılmaz. Çünkü takılmasını gerektirecek makul bir gerekçe kalmamıştır. Metafiziği kabul ediyordur. Tanrı bizleri niçin yaratmıştır sorusu kapsamında dinleri inceler. Makul olanı dinin diğer yönlerini incelemesidir. Burda itiraz ettiğiniz şey nedir? ve eğer amacınız demogoji değilse niye itiraz ediyorsunuz? Niye burda gündeme getirdiniz?

    Ayrıca demagoji de saçma birşey değildir, gayet bilinçli bir şekilde belirli bir amaç için kullanılır bu yöntem
    Demogojiyi savunmaya başlamanız güzel bir gelişme:-)

    Ben size soru soruyorum, siz karşılığında kaçamak cevap bir “ipucu” veriyorsunuz, ve birde beni “adam gibi” cevaplamamakla iham ediyorsunuz –
    Sizden soru sormanızı istemedim. Aynı şeyleri tartışmak istemediğimi de belirttim. Ayrıca verdiğim ipuçları da oldukça cevap niteliğinde: Fiziksel varlığımıza başlangıç teşkil edecek varlığın vasıfları bir Tanrı ile aynı olmalıdır. Bunlar tartışılmış konulardır. Evrenimiz bizim sahip olduğumuz türden bir “bilinç” içerebiliyorsa, aynı şekilde bu evrenin sebebi olan daha gelişmiş özelliğin bilinç içermiyor olması ilginç olurdu!

    Sizin ben size herhangi bir davette bulunmadığım halde soru sorma hakkınız var da benim uzun tartışmaların içine ve özellikle sizinle girmek istememe hakkım yok mu? Nedir bu anlamsız ısrarınız?

    çok güzel. Bundan sonra bende ipucu bari serpiştireyim yorumlarımın orasına burasına.
    Bunun sizin için mümkün olduğunu sanmıyorum. Genelde tarz olarak demogojiyi benimsemiş görünüyorsunuz. Böyle bir gözlemim olduğunu söylemem sizi rahatsız ediyorsa söylemeyeyim.

    Buna sizin verdiğiniz karşılık “demagoji yapıyorsunuz” oldu çoğunlukla.
    Çoğunlukla demogoji yaptığınız için olmasın?

  23. koray diyor ki:

    Eğer bir insan öyle veya böyle bir Tanrı inancına ulaşmışsa pekala devamını da getirebilir….

    Benim dediğim belli: Önce Tanrı’ya inanmak gereklidir….

    Cinler, melekler tali konulardır???

    Ancak bir Tanrı’nın varlığına inanan insan ile bunlar konuşulabilir….

    Bir Tanrı’ya inanan insan da bunlara takılmaz….

    Çünkü takılmasını gerektirecek makul bir gerekçe kalmamıştır….

    Metafiziği kabul ediyordur….

    (ejderhadan)
    ==========

    Ne muazzam & Ne kestirme….!

    Gel de beni estirme….!

  24. Ejderha diyor ki:

    Koray bey,

    Haklısınız Tanrı’yı kabul eden insan metafiziği kabul etmiyordur?? Makul olanı Tanrı’dan sonra cinlerin ve meleklerin de var olabileceğini beyninin içine yerleştirmesidir???

    Acaba şimdi esebilmeniz mümkün müdür?

    Bir de benim önerdiğim kestirme yoldan gidin. Belki para bulursunuz:-)

  25. koray diyor ki:

    ===Makul olanı Tanrı’dan sonra
    cinlerin ve meleklerin de var olabileceğini
    beyninin içine yerleştirmesidir???

    Tanri, sonra melekler, sonra cinler,
    sonra vahiy, sonra mucizeler, sonra gayb…..

    Bunlarin hepsi,
    Kutsal bilinen Kitaplarda (Tevrat, Incil, Kuran, ve digerleri)

    haklarinda hicbir “somut delil” verilmeyen
    ve aninda ve sorgulamadan
    aynen ve oldugu gibi inanilmasi emredilen
    inanc esaslari olmalidir.

    Bunlari “cignemeden yutacak” elbette
    her dinden milyonlarca insan mevcuttur.
    Saygi duyulmasi gerekir.

    Fakat boyle kestirme ve ucuz bir mantikla
    bunlari yeryuzundeki diger butun insanlara da cignemeden “yutturmaya calismak”
    pek de makul bir yaklasim olmasa gerek!

    ===Acaba şimdi esebilmeniz mümkün müdür?

    Bu tip bir “esinti” sadece yukarida tarif edilen
    cinste insanlari rahatca estirebilir,
    her zaman ve kolaylikla….

    ===Bir de benim önerdiğim kestirme yoldan gidin.
    Belki para bulursunuz:-)

    Evet haklisiniz. Bu kestirme yoldan gidip
    sadece para degil,

    =diledigi kadar bedava seks (cenneti vadetme karsiliginda)
    =bazen uyusturucu
    =sohret ve nam
    =oglancilik
    =subyancilik

    yapan nice papaz & imam & haham vs.
    ve bunlarin soylemlerini
    “cignemeden yutan” milyonlarca insan
    dediginiz kestirme yolun bircok zamanlarda
    bu tipler icin
    “epeyce kazancli” olduguna iyi bir delil olmali.

    (tabi gudulen davarlardan degil,
    guden bir cobansaniz o cemaatin icinde….)

  26. Ejderha diyor ki:

    Koray bey,

    Benim yazdıklarımı nerelere getirdiniz. Ben insanlar kestirmeden inansın mı dedim? Ya da hemencecik herşeye inanmaları çok kolaydır mı dedim? Önce okuduğunuzu anlamalısınız. Ben ne anlatmaya çalışıyorum. Siz ne edebiyatı yapıyorsunuz? Benim anlattıklarım konusunda en ufak bir fikriniz var mı? İsterseniz yukardaki yorumumu bütünüyle bir daha okuyun. Beni yormayın lütfen.

    ===========================================
    Kuran’daki cennet ve cehennem tasvirleri sembolik anlatım örnekleridir. Elbetteki insanları özendirecek ve caydıracak tasvirler vardır. Ama bunlar bizim anladığımız manada gerçek durumlara karşılık gelmiyor. Benim çocukluğumun meşhur terazisi herhalde bakkal terazisi olmasa gerek. İnsanların görmediği, algılamakta zorlanacağı hususları başka türlü ifade etmek mümkün değildir. Bütün zamanlara ve her türlü insana hitap eden anlatımların bu şekilde olması normaldir. Bu tasvirler genelde umum, sıradan halk içindir. İlimde, irfanda derinleşenlerin bunlara takılıp kalmaması gerekir. Pek çok şahıs yaptıklarını cennet-cehennem için yapmamıştır, yapmamaktadır.

    Bu tür tasvirler gereklidir. Sadece cennete ve sadece cehenneme gideceksiniz dense özellikle umum halk üzerinde nerdeyse hiç etkili olmayacaktır.

    Ebedi cehennem konusunda bazıları her insanın cehennemden eninde sonunda çıkacağını düşünüyor. Benim kanaatim ise bu yönde değil. Bana göre bazı insanlar için cehennem ebedidir. Fakat sonsuz ceza ebedi değildir. Ceza tamamlandıktan sonra mükafat/ceza içermeyen(nötr diyebiliriz) bir statüde(veya buna benzer başka bir statü, tefekkür(!), vicdan azabı ağırlıklı olabilir) cehennem hayatı devam edecektir.

    Ayrıca, Allah’ın ağırlıklı olarak kendisine şirk koşulmasını eleştirmesi ve inkarcı tabirini genel olarak bunun üzerine yoğunlaştırmış olması da çok önemli bir husus. Hiç bir delili olmadığı halde neden bana inanmak yerine başka şeylere inanıyorsunuz mealinde ifadelerin olması da dikkat çekici diye düşünüyorum.

    Sana Kitabı indiren O’dur. O’ndan, Kitabın anası olan bir kısım ayetler muhkem’dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah’tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: “Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır” derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7)

    Cennet-cehennem tasvirlerinden olmadık yorumlar yapmanın bu ayet kapsamına girdiğini düşünüyorum.

  27. koray diyor ki:

    ===Benim anlattıklarım konusunda en ufak bir fikriniz var mı?

    Elbette var. Fakat sizin anlamadiginiz (veya anlamak istemediginiz) meselenin ozu
    sundan ibaret olmalidir:

    Kuranda (ve Tevrat ve Incilde ve digerlerinde)
    orada tanitilan bu

    Allahin niteligine,
    Meleklerin niteliklerine,
    Cinlerin niteliklerine,
    Mucizelerin anlatimina,
    diger bazi en temel mevzulara vs.

    sorgulamaya kalkmadan,
    somut bir delil asla aramadan ve istemeden
    aynen anlatildigi sekilde en bastan
    mutlak inanmalari emredilmistir, muhatap kitlenin.

    Bunlarin pazarligi yoktur.

    Kuranda (Tevratta ve Incilde ve digerlerinde)
    gunumuzun somut bilimsel bulgulariyla
    taban tabana zit pek cok anlatimlar da mevcuttur.

    Bunun inkari yoktur.

    Kuranda (Tevratta ve Incilde ve digerlerinde)
    gunumuzun somut ahlaki yaklasimlariyla
    taban tabana zit pek cok uygulamalar da mevcuttur.

    Bunun inkari yoktur.

    Kuranda cennet & cehennem anlatilari
    ve digerleri son derece aciktir.
    Bu konuda verdiginiz yukaridaki yazi
    kisisel temenni ve kuruntulardan ote
    pek bir anlam tasimayan sozlerdir.

    Bunun carpitmasi olmamalidir.

    Kuran (Tevrat ve Incil ve digerleri) ancak
    kendi tarihsel konumunda ve muhatap aldigi
    kitlenin durumuna gore okunup degerlendirilmelidir….

    Oradaki musrik & inkarci vs. tiplemelerini getirip de
    bugunun insanina monte etmeye calisirsaniz,
    zor durumlarda kalirsiniz.

    Kuranda (Tevratta ve Incilde)
    bu Kitaplarin direkt olarak muhatap aldigi kimselerin
    bazi temel esaslari en bastan ve
    “cignemeden yutmalari” emredilmis olmalidir.

    Bunlari bugunun tum insanlarina boyle
    “cignemeden yutturamazsiniz!” malesef,
    ancak kendiniz “yutabilirsiniz!”

    O takdirde saygi duyarim.

  28. selcuk diyor ki:

    @fuatogl
    “Kusura bakmayin ama hicbir delil, kanit, mantikli tarafi olmayan dini mantik yurutmelerin apacik sacmaligi ortada. Din nedir, inanc nedir tanimlari ile alakasi yok pek simdi. Ben delil yok dedikce siz bana “tanri soyle yapmistir boyle yapmistir” diye devam edeceksiniz…”

    fuatogl zeki birisi midir. Yorumlarini takip eden cogumuz evet oyledir der. Peki maddi delili nedir bunun diye soralim. Zeka soyut bir kavramdir bunun delili olmaz ki fuatogl nun yorumlarindan bunu yine soyut olarak hissedebiliriz deriz.
    Zekanizi maddi delillerle degil eserlerinizle, vardiginiz zekice sonuclarla ispatlariz.
    Buna sevgi, saygı, aşk vb. bir suru ornek verebiliriz.

    amacim size laf dokundurmak, bir imada bulunmak degil. bir olgunun gercekligini gostermek icin illa dogrudan deliller gerekmez bence, olgunun sonuclarina bakarsak da olgunun varligini ortaya koyabiliriz.

    dinler tarafindan haber verilenlerin ve verilmislerin dogrudan kendilerini delillendirmemiz gerekmez, bu soylemlerin sonuclarina bakarak da bu soylemler gercekten dogru mu tespit edebiliriz. Haksiz miyim?

    ornegin dini kaynaklarda Hz. Musa nin firavun u ikiye ayirip sonra kapattigi Kizildeniz de cezalandirdigi, yuzlerce yil sonra firavunun bozulmamis haldeki cesetini karaya attigi yazilir. Bunun hic bir delili yoktur, bir soylemden ibarettir.

    Peki Kızıldeniz civarinda bulunan, karbon testlerine gore tam da o donemde yasamis ve bogulmus oldugu tespit edilmis ve ayni bildirildigi gibi bozulmamis bir halde bulunan ve Firavun a ait oldugu belirtilen ceset su anda British Museum da degil midir? Ne yapacagiz bu durumla?

  29. selcuk diyor ki:

    insanoglu yuzyillardir uremekte, ama embriyo surecini kesfedeli cok fazla zaman olmadi. 1500 sene once din meniden, (muhtemelen dollenmis yumurta olan) alaktan, sonra bir cignem etten diye bu sureci ipuclari vererek betimlemis.

    bilimde bu sureclerin var oldugunu bilisel yontemlerle tek tek ispatladi. Ne yapacagiz simdi 1500 sene onceden bu haber vermis olma durumunu, mantiksiz kanit mi diyecegiz?

    1500 sene once din demis kainat genisliyor. bilim yuzyillar sonra bunun dogru oldugunu ortaya koymus, napcaz simdi bu haber vermis olma durumunu? (lutfen birileri cikip ayetteki o kelime genisleme anlamina gelmez demesin, geldigini ortaya koyan bir suru arapca dilbilimcinin makalesi var.)

    din 1500 sene onceden canlilar bir sudan yaratildi diyor, bilim yuzyillarca sonra bulmadi mi ilk canlilarin sudan evrildigini, mantiksiz kanit mi bunlar?

    din nuh tufani oldu, karalarin cogu sular altinda kaldi diyor, gecmiste oldugu beyan edilen boyle devasa bir doga olayi bilim tarafindan ispatlanamaz mi yani? bilimin buna yapmaya gucu yok mu? ispatlarsa ne yapacagiz bu bildirimi, mantiksiz kanit sinifina mi sokacagiz.

    bilim dini soylemleri bilimsel yontemlerle dogru olup olmadiklarini arastirirsa dinden mi pardon bilimden mi cikar? milyarlarca insanin dogru kabul ettigi bu olgular birer sosyal veri haline gelmis olmalari itiariyle bilimin ilgi alanina girmeyi hak etmiyorlar mi?

    ayrica bu soruyu defalarca sordum sevgili yorumcularimiz bu soruya niye cevap vermiyorlar? sorumda bir mantik hatasi mi var?

    yorumlariniz icin simdiden tesekkurler.

  30. Da Vinci diyor ki:

    selcuk: ornegin dini kaynaklarda Hz. Musa nin firavun u ikiye ayirip sonra kapattigi Kizildeniz de cezalandirdigi, yuzlerce yil sonra firavunun bozulmamis haldeki cesetini karaya attigi yazilir. Bunun hic bir delili yoktur, bir soylemden ibarettir.

    Peki Kızıldeniz civarinda bulunan, karbon testlerine gore tam da o donemde yasamis ve bogulmus oldugu tespit edilmis ve ayni bildirildigi gibi bozulmamis bir halde bulunan ve Firavun a ait oldugu belirtilen ceset su anda British Museum da degil midir? Ne yapacagiz bu durumla?

    Selçuk, senin gibi araştırmaya meraklı arkadaşların bu tip asparagastan öteye gitmeyen ve yanlışlığı su götürmez şekilde gösterilmiş şeyleri nasıl olup da gerçek sandığını anlamak gerçekten zor. Sahte Ramses’in izinde başlıklı yazının ilgini çekeceğini düşünüyorum.

    selcuk: insanoglu yuzyillardir uremekte, ama embriyo surecini kesfedeli cok fazla zaman olmadi. 1500 sene once din meniden, (muhtemelen dollenmis yumurta olan) alaktan, sonra bir cignem etten diye bu sureci ipuclari vererek betimlemis.

    bilimde bu sureclerin var oldugunu bilisel yontemlerle tek tek ispatladi. Ne yapacagiz simdi 1500 sene onceden bu haber vermis olma durumunu, mantiksiz kanit mi diyecegiz?

    1500 sene once din demis kainat genisliyor. bilim yuzyillar sonra bunun dogru oldugunu ortaya koymus, napcaz simdi bu haber vermis olma durumunu? (lutfen birileri cikip ayetteki o kelime genisleme anlamina gelmez demesin, geldigini ortaya koyan bir suru arapca dilbilimcinin makalesi var.)

    din 1500 sene onceden canlilar bir sudan yaratildi diyor, bilim yuzyillarca sonra bulmadi mi ilk canlilarin sudan evrildigini, mantiksiz kanit mi bunlar?

    Selçuk, kusura bakma ama çok fazla kulaktan dolma bilgiye dayanarak ve bunların temelini, arka planını araştırmadan yorum yapıyorsun. Blogspot’taki eski blogumdaki bir tartışmadan alıntı yapacağım:

    Ama işin daha da ilginci bu ayette anlatılan kademeler ve “nutfah”, “alaqa”, “mudghah” gibi terimlere birebir karşılık gelen terimler ünlü Yunan hekim Galen’in 2. yy’da yazdığı On the Formation of the Foetus isimli kitabındakilere birebir uymaktadır.

    Yani ne embriyo süreci yeni keşfedilmiş birşey ne de Kuran’da o gün için bilinen şeylerin dışında, aykırı, yeni, orijinal bir bilgi var. O gün için 500 seneden beri bilinen, hekimlik kitaplarında bulunan ve bugün yanlış olduğu ortaya çıkan şeylerin tamamen aynısı Kuran’da bulunuyor.

    Bu mu İslam’ın doğruluğunun mantıklı kanıtı? Lütfen yapma Selçuk.

    selcuk: din nuh tufani oldu, karalarin cogu sular altinda kaldi diyor, gecmiste oldugu beyan edilen boyle devasa bir doga olayi bilim tarafindan ispatlanamaz mi yani? bilimin buna yapmaya gucu yok mu? ispatlarsa ne yapacagiz bu bildirimi, mantiksiz kanit sinifina mi sokacagiz.

    Karaların çoğunun suyun altında kalması ile Nuh Tufanı masalı arasında dağlar ve dağlar ve dağlar ve dağlar kadar fark var. Nuh Tufanı masalına göre gemiye her türden birer çift canlı binmemiş midir? Karaların büyük kısmının sular altında kaldığı afetler olmuş olabilir ama bunun olması hiçbir şekilde dinlerdeki masalı haklı çıkarmaz. Bu nedenle bu tabiki mantıksız bir delil. Elbette geçmişte büyük afetler olmuş ve bunlarla ilgili kayıtlar çok daha eski medeniyetlerde tutulmuş olabilir. Böyle bir bilginin Kuran’da yer alması da hiçbir şey ifade etmez. Tarih kitaplarında da geçmişte olmuş olaylar anlatılır. Kuran’da eskiden olmuş bir olayın bulunmasının nasıl bir delil olduğunu anlamış değilim. Eğer her canlıdan bir çiftin gemide toplanması masalını destekleyecek delil olursa o zaman ayrıca konuşabiliriz. Ama büyük bir tufan olmasının bilimsel olarak kanıtlanması hiçbir şekilde dinler adına delil olmaz, çünkü geçmişteki bir olayın bir kitapta belirtiliyor olması o kitaba bir üstünlük vermez. Kaldı ki bu tufan olayı Kuran’dan çok öncesine dayanmakta ve birçok yazılı belgede bulunmaktadır.

  31. selcuk diyor ki:

    @da vinci
    “Sahte Ramses’in izinde başlıklı yazının ilgini çekeceğini düşünüyorum.”

    evet ilgimi cekti. hakki teslim etmek gerekir. linkteki makale bu mumya nin bu soyleme delil olmadigini gosteriyor. haklisiniz. istemeden okuyuculara yanlis bilgi sundugum icin kusura bakmasinlar.

    @da vinci
    ” Ama işin daha da ilginci bu ayette anlatılan kademeler ve “nutfah”, “alaqa”, “mudghah” gibi terimlere birebir karşılık gelen terimler ünlü Yunan hekim Galen’in 2. yy’da yazdığı On the Formation of the Foetus isimli kitabındakilere birebir uymaktadır. ”

    -bu kitabin bir linki var mi, okumak isterim.
    -bu birebir uyma soylemi okuma yazma bilmeyen, hayatinda ilmi anlamda ders almadigi bilinen Hz. Muhammedin bunlari o zamanin hekimlerinden duyup bunlari Kurana yazdigi veya yazdirdigi cikarimi midir? Kastettiginiz nedir?
    -o zamanlarda Mekke ve Medine de yasayan arap hekimler (veya yahudi, yunan vb.) bu terimleri siradan halka anlatip duruyor muydu acaba, Hz. Muhammed bir sekilde duymus olsun ve yazsin
    -gunumuzdeki hekimlere de bakarsak, hekimlerin ilmi terimleri tercume etmeden kullanma teamulleri vardir. Sadece siradan halka rahatsizliklarinin sebebini anlatirken anlayabilecekleri sekilde anlatirlar. Hz. Muhammed e bunlari anlatanlar niye Yunanca kendi terimleri ile degil de arapca terimleri ile anlatmis olsunlar. okuma yazma bilmeyen Hz. muhammed bu yunanca terimlerin arapca birebir karsiliklarini nerden okuyup/duyup ogrenmis
    -Hz. muhammed in devrinde bunlari bilebilecek, ona anlatabilecek alim duzeyinde arastirdiginiz eserlerden bir kac tane arap, yahudi vb. hekim ismi gosterebilir misiniz?
    -Etrefinda bunlari ogrenebilecegi alim ve hekimler yokken bunlari nasil ogrenmis olabilecegini izah eder misiniz?

    @da vinci
    “O gün için 500 seneden beri bilinen, hekimlik kitaplarında bulunan ve bugün yanlış olduğu ortaya çıkan şeylerin tamamen aynısı Kuran’da bulunuyor.”

    -bugun yanlis oldugu cikan seyler nelerdir, ornek verir misiniz?

    @da vinci
    “Ama büyük bir tufan olmasının bilimsel olarak kanıtlanması hiçbir şekilde dinler adına delil olmaz, çünkü geçmişteki bir olayın bir kitapta belirtiliyor olması o kitaba bir üstünlük vermez. Kaldı ki bu tufan olayı Kuran’dan çok öncesine dayanmakta ve birçok yazılı belgede bulunmaktadır.”

    -haklisiniz nerdeyse ortaya cikmis tum kavimlerin tarihlerini gosteren eserlerde bir tur tufan olayindan bahsedilir.

    -haklisiniz tum ilahi dinler –hatta ilahi olmayanlar bile–tufan olayinin gerceklestigini hikaye eder

    -haklisiniz ozellikle ortadoguda yeryuzunun katmanlarina dair yapilan calismalarda bir tufaninin olmus olabilecegini gosteren camurumsu tabakalar vardir

    -zaten dunyada sık sık tufanlar olmakta, canlilar komple sular altinda kalmaktadir

    -Yine Hz. Muhammed kesin bu hikayeyi yahudilerden dinleyip Kuran a yazmistir. Tabi Hz. Isa da yahudilerden, Hz. Musa da sanirim yamyam afrika kabilelerinin magara resimlerindeki tufan anlatimlarina bakarak Tevrat a yazdirmistir.

    -hadi ilahi dinleri anladik da, ilahi olmayan dinler, bir suru kavmin tarihi de tufandan bahsediyor. onlar da mi mucizevi haber pesinde idi?

    -tufani birakalim, kutsal kitaplarda gecen hikayelerin, olaylarin birebir bilimsel kesiflerle ortusmesi neden bilimsel kanit teskil etmeyecektir aciklayabilir misiniz?

    -kainatin genislemesi de yunan alimlerinin kitaplarinda yaziyor mu acaba merak ettim?

  32. Da Vinci diyor ki:

    Selçuk,

    Burdaki makalede Yunan hekimlerin (Hipokrat, Aristo ve Galen) embriyo oluşumuyla ilgili görüşleri ve Kuran’da sunulan bilgiler karşılaştırılıyor. Ayrıca bunların bugün bilinenlerle karşılaştırması da yapılıyor. Makaleyi incelemeni tavsiye ederim. Bu konudaki sorularına cevap bulabileceğini düşünüyorum.

  33. Meraklı diyor ki:

    http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/12/09/insan-yaratilisindaki-mucizeler/

    Da Vinci, itirazlarını buraya yorum olarak bırakırsan biz de işin aslını öğrenme şansı bulabiliriz. Biz bilmiyoruz. Tıp da okumadık. Bilenler tartışsın, biz de öğrenelim. Ne dersin?

  34. selcuk diyor ki:

    @da vinci
    referans verdiginiz makale Kuran tarafindan verilen bilimsel ipuclarini zorlamalarla yalanlamaya calisan bir makale. makaleden alintilarla ne demek istedigimi anlatayim:

    makale diyor ki:
    “Look further at the bones, how We bring them together and clothe them with flesh…” (Al-Baqara 2:259)
    The Koran gives the impression that first the skeleton is formed, and then it is clothed with muscle. Dr. Bucaille knows perfectly well that this is not true. The muscles and the cartilage precursors of the bones start forming from the somite at the same time. ”

    “kemiklere bakin, onlari nasil biraraya getirir ve onlara et giydiririz.” Dr. Bucaille de demis ki ama kemikler ve et ayni zamanda olusur, once kemik sonra et degil.

    modern embriyoloji bulgularinin kemiklerin once olusmasini kabul etmedigini varsaysak bile;
    http://www.med.umich.edu/lrc/coursepages/M1/embryology/embryo/05embryonicperiod.htm (lutfen bony structures larin olusma sirasina bakin)

    boyle olmasa bile; ayet once kemikleri olusturur bitirir sonra da et giydiririz mi diyor? ayetin bunu aynı anda yapmadik gibi bir soylemi mi var?
    ayetten bu anlami cikartma becerisini nasil izah etmek lazim?

    ayetleri motomot okumak insani yanilgilara goturur. Kuran bir bilim, biyoloji kitabi degildir. bilimin buldugu veya bulacagi her seyi iceremez. bunun yerine ipuclari verir insanlari arastirmaya tesvik eder.

    makale diyor ki:
    “Scientific errors related to embryology are contained in the Koran. In 86:6-7 the Koran says, “He is created from a drop emitted- Proceeding from between the backbone and the ribs”.

    burda bir kac bilimsel bulguya gonderme yapilmis olabilir:

    1- Erbezlerinin govdenin icinde olusup dogumdan once disari cikmasi:

    “http://www.gebelikrehberi.com/aile_planlamasi/organ.asp
    Bütün bu organların üreme için en önemlileri erbezleridir. Erbezleri, gövdenin dışında derisi kırışık bir torbanın içinde yer alır. Erbezleri önce gövdenin içinde oluşur, daha sonra doğumdan kısa bir süre önce torbanın içine inerler. ”

    2-bobrek veya baska organlarin salgıladıkları veya salgılanmasına yardım ettikleri hormonlarla sperm uretimini saglamasi veya desteklemeleri:

    “http://www.magicallive.com/forum/milyom-ve-kisirlik/bobrek-yetmezligi-ve-sperm-5172.html

    Böbrek yetmezliği olan hastalarda sperm üretimi, sperm gelişiminin ilk evrelerinde duraklar. Bunun bir nedeninin çinko eksikliği olabileceği düşünülmüştür. Bu hastalarda testosteron düzeyleri düşük, FSH ve LH düzeyleri yüksektir. Diyalizden sonra testosteron seviyesi biraz yükselir.”

    “http://www.ailem.com/templates/library/500.asp?id=1912

    Böbrek ve karaciğer hastalığı olan erkeklerde üreme hormonları azalır. Böbrek hastalarında impotans, cinsel isteksizlik, sperm üretiminde azalma görülür. ”

    3- bahsedilen sperm veya meni degil; dollenmis icerigi ile yumurta olabilir. Soyle ki:

    Kıyamet Suresi:
    “Elem yeku nutfeten min meniyyin yumna”
    “Değil miydi nutfe, fışkıran meniden?(75/37)

    Kuran’da “meni”, “meni” diye, “sperm” ise “nutfe” diye geçmektedir.

    Tarık Suresi’ndeki ilgili ayet ise şöyledir:

    “Felyenzuril insanu mimma hulika” (İnsan neden yaratıldığına baksın! 86/5)

    “Hulika min main dafik” (Atılan sudan yaratıldı, 86/6)

    “Yehrucu min beynissulbi vetteraib” (Sulb -omurga- ile teraib -gogus/legen kemigi– arasından çıkar, 86/7)

    Burada meni ya da nutfe kelimesi kullanılmamış. Bir suyun atılmasından bahsediliyor ve olay açık olarak karın boşluğunda cereyan ediyor. Bahsedilen olay neden yumurta hücresinin atılması olmasın?

    atılan su damlası deyince neden aklımıza hemen sperm geliyor ya da makaledeki bu bilimadaminin aklina da bu gelmis?

    4- ayetlere bakacak olursak:

    meal A:
    “http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=31&sid=86
    5. İNSAN, neden yaratıldığına bir baksın:
    6. o spermalı bir sıvıdan yaratılmıştır
    7. [erkeğin] beli ile [kadının] leğen kemiği (3) arasından çıkan.

    “Leğen kemiği” olarak çevirdiğim terâib çoğul ismi, aynı zamanda “kaburga kemiği” veya “kaval kemiği” anlamlarına da gelir; nadiren kullanılan Kur’ânî kavramların etimolojisi üzerinde uzmanlaşmış otoritelerin çoğuna göre bu terim, özellikle kadın anatomisi ile ilgilidir (Tâcu’l-‘Arûs). ”

    meal B:
    “http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=2&sid=86
    5. İnsan, neden yaratılmış olduğuna bir baksın!
    6. Fırlayan bir suyun bir parçacağından yaratıldı o.
    7. Bel ile kaburgalar arasından çıkar o su.”

    goruldugu gibi arapcada bu kelime birden fazla anlama geliyor. bel ve legen kemigini ele alirsak cinsel birlesmeye, dolayisiyla sperm-yumurta olusturma surecine gonderme yaptigi pekala dusunulebilir.

    motomot okur, Kuran i biyoloji kitabi gibi dusunmeye devam edersek daha cok zorlamalar bulabilir ve iste yalan soylemis diye kendimizi avutmaya devam edebiliriz.

    ayrica onumuzdeki surecte bilim tarafindan spermlerin uremesi icin karin boslugunda yer alan islevsiz olarak gorulen bazi organlarin da onemli etkileri oldugu kesfedilebilir o zaman bunlarin hepsini bosa konusmus oluruz. (tipki bobrek hastaliklarinin sperm uretiminin azalmasina sebep olmasi gibi)

    bir de bilim dinle catismaz deyip de guya bilimsel calismalar araciligiyla dine dair zorlama celiskiler bulmaya calismak da ayri bir tartisma konusu.

    Harith ibn Kalada ya gelecek olursak, Hz. Muhammed Kuran da gecen tibbi ipuclarini bu adamdan kopyaladi diyelim. Peki ya kozmoloji, jeoloji, antropoloji, fizik, kimya vb. bilimleri bilenlerin etrafinda bulunmasini gerektiren diger cok sayidaki ipuclarini ona ogretecek alimler var miydi?

    su tozlu tarih kitaplarini bir karistralim bakalim bulabilecek miyiz?

    Ayrica tarih kitaplari Hz. muhammed in bazi hastalari Harith e gonderdigini yaziyormus. bu mu kanit. Araplar tamamen gerizekali bir millet midir ki Harith in ona tibbi bilgileri ogrettigini gore gore ayetleri hic yalanlamamislar. Yoksa Harith geceleri gizli gizli mi anlatiyormus yunan ogretilerini

    boyle bir adamin ayni devirde yasamis ve Hz. Muhammed in yakininda olmasi bu tur bilgileri ona gercekten anlatmis olduguna dair nasil bir kanit olusturuyor anlamadim dogrusu? Bunu yapmis oldugunu soyleyen tek bir sahit var mi tarihte? Bunu yaptigini nasil tespit etmis makale sahibi, zamanda gecmise gidip izlemenin bir yolunu mu bulmus?

    bu nasil desteksiz sallamaktir boyle (makaleyi yazani kastediyorum;Dr. Bucaille), referans gostermeye bile degmez. elinde cekicle dolasip her seye civi gozuyle bakmak gibi olmus.

    baska linkler var mi kanitsal anlamda, onlari da okumak isteriz…

  35. Meraklı diyor ki:

    http://kurandaceliskiyoktur.com/2007/12/09/tarik-suresinde-bahsedilen-meni-mi-insan-mi/

    Tarık süresindeki belkemiği ile kaburgalar arasında çıkan şey meni değil, insandır. 7. ayette çevirenler tarafından eklenen su, meni gibi ifadeler orjinal metinde geçmez.

  36. selcuk diyor ki:

    @merakli

    anlatmaya calistigim sey Kuran i bir biyoloji kitabi gibiymis gibi yalanlamaya calismanin yanlisligini vurgulamaktir.

    Bilim dinamik bir olgudur, bugun kesfedilmis olanlarin tam tersi kesfedilebilir yarin.

    Kuran da verilen bir ipucudur, bilimsel arastirmayi tesvik etmek icin verilmistir. ipuclarinin bilimsel olgulari birebir anlatmasi gerekmez, verilen ipucu ureme surecine dolayli katki yapan olgulara da gonderme yapiyor olabilir.

    nasil bu sitede turkce alintilara bakip nerde bunun orjinali diyoruz, ayetlerin incelemesinde de orjinal metinden gitmek gerekir, baska yabanci dillerdeki tercumeler bizi buyuk yanilgilara goturebilir.

    aslinda ayetleri kendince yorumlayan arkadaslar da hakli, ayetleri motomot okuyunca, onlara ipuclari gozuyle bakmayinca bilimle celisiyormus gibi bir hava doguyor. haliyle boyle olunca da bakin bize yalan soylenmis durumu doguyor.
    bu isteki yanlislik bilimin dogadaki her turlu olguya bilimsel acidan yaklasirken, is dine gelince onu tamamen bilimsel calismalarin disinda birakmasidir.

    bir bilimadami sadece bilim gozuyle ayetlere bakarsa yapabilecegi dogruluk iceren bir seyler bulmak degil yanlis arac kullandigi icin yanlis yollara sapmak olur. bilim ayetleri anlamlandirmayi cok istiyorsa bunu din uzmanlari ile birlikte dogru metotlarla yapmalidir. Tek tarafli ve onyargilarla degil.

    ama bunu ne zaman savunsaniz bilimadamlari hemen “bu canli nasil olustu? Tanri yaratti” gibisinden din sadece sihirdir, mucizedir tarzindan karsi savunmaya gecerler. ama su noktayi hep unuturlar. Tanri ol dedim oldu diyor ama bu sihirle oldu demiyor. Tanri olusumda bilim yoktu demiyor bunu bilimadamlari boyle iddia ediyor.

    neyse sayin merakli, zaten yine ayni nakaratlarin tekrarlanmasi devam edilecek cunku sabit fikirlilik, bilimsel kesiflerin ancak ve ancak tek bir aciklamasi olabilecegi fikri (ortak ata) evrimin iskeletidir. bu iskelete aykiri dusunmek evrimci dusuncenin kabul edebilecegi bir aciklama degildir.

    ***bu arada ben evrim teorisinin tamamina karsi cikmiyorum. rastlantisallik, ortak tek ata vb. bazi onermelerine karsi cikiyorum. Yoksa evrimsel bazi onermeler canlilarin gelisimini, adaptasyonunu, elenmesini vb. aciklayabilmektedir.

  37. Da Vinci diyor ki:

    Selçuk,

    Kuran Mucizeleri sitesinde kemik ve kas oluşumuyla ilgili ne diyor bir göz atalım:

    Kuran ayetlerinde haber verilen bir diğer önemli bilgi ise, insanın anne rahmindeki oluşum aşamalarıdır. Ayetlerde, anne karnında önce kemiklerin oluştuğu, daha sonra ise kasların ortaya çıkarak bu kemikleri sardığı şöyle haber verilmektedir:

    Sonra o su damlasını bir alak (hücre topluluğu) olarak yarattık; ardından o alak’ı bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne yücedir. (Müminun Suresi, 14)

    Anne karnındaki gelişimi inceleyen bilim dalı embriyolojidir. Ve embriyoloji alanında, yakın zamana kadar kemiklerle kasların birlikte ortaya çıkarak geliştikleri sanılmıştır. Ancak gelişen teknoloji sayesinde yapılan daha ileri mikroskobik incelemeler, Kuran’da bildirilenlerin eksiksiz bir şekilde doğru olduğunu ortaya koymuştur.

    Bu mikroskobik incelemeler göstermektedir ki, anne karnında, tam ayetlerde tarif edildiği gibi bir gelişme gerçekleşir. Önce embriyodaki kıkırdak doku kemikleşir. Daha sonra ise kas hücreleri kemiklerin etrafındaki dokudan seçilerek biraraya gelir ve bu kemikleri sarar.

    Gördüğün gibi birileri bu tip yanlış bilgileri İslam’ın doğruluğuna ve Allah’ın varlığına delil olarak kullanmaya çalışıyor. Bu tip çarpıtmalarla inançlara dayanak sağlamaya çalışanlar einde sonunda duvara tosluyor ve kutsal saydıkları kitaplarda aslında yanlış şeyler olduğunu göstermiş oluyorlar. Hadi diyelim ki mucize olarak sundukları birşeyler bugün için doğru çıktı fakat 3-5 yıl sonra bunun yanlış olduğu ortaya çıkınca ve bilim normal olarak kendini düzelttiğinde o mucize ne olacak? Bu sefer kutsal kitabındaki bilgi yanlış olmuş olmayacak mı?

    Selçuk, sen de aynı şeyi yapıyorsun belki farkında değilsin ama. Durmadan kendine göre ayet yorumlarıyla Kuran’da bilimsel gerçeklerin belirtildiğini göstermeye çalışıyorsun. Bu yöntemle Kuran’ın Allah’ın eseri olduğunu değil tam tersine eğer bir tanrı varsa bile Kuran’ı göndermiş olamayacağını kanıtlamış olursunuz.

    Bu mucize fetişizmini bir kenara bırakmak sizler için çok daha hayırlı olacaktır diye düşünmekteyim.

  38. selcuk diyor ki:

    @da vinci
    “Hadi diyelim ki mucize olarak sundukları birşeyler bugün için doğru çıktı fakat 3-5 yıl sonra bunun yanlış olduğu ortaya çıkınca ve bilim normal olarak kendini düzelttiğinde o mucize ne olacak? Bu sefer kutsal kitabındaki bilgi yanlış olmuş olmayacak mı?
    Bu mucize fetişizmini bir kenara bırakmak sizler için çok daha hayırlı olacaktır diye düşünmekteyim.”

    Sayin Da vinci aksine tamamen ama tamamen sizinle ayni dusunuyorum yorumlarimda yapmaya calistigim sey ayetlerde bildirilen bilimsel ipuclarinin % 100 gunumuzun bilimsel bulgulari ve gercekleri oldugunu iddia etmek degil. Boyle olduklarini varsaysak bile, ben de kesinlikle boyle bir iddia ve ispat surecine gitmenin faydadan cok zarar getirecegini dusunuyorum.

    Insan kendine bir yaratici bulacaksa akli ve kalbi ile bulmalidir. Kalben yani sadece mucizelere inanarak yaraticiyi bulmaya calismak gercekten tehlikelidir cunku size mucize gibi gelebilecek olaylar sergileyen cagimizda tonlarca adam var.

    hatta kendini spiritual anlamda biraz gelistirmis bazi gizemli ozellikler kazanmayi basarmis bazilari kendilerini peygamberane tavirlar icine sokup peslerine yuzlerce murit takabilmektedir. bir insan inanmak istiyorsa kesinlikle kalben ve aklen yaraticiyi bulmalidir. (bazi goruslere gore sayet varsa)

    bu yuzden bilimin calismalari cok ama cok degerlidir. Desteklenmeli, tesvik edilmeli, kostek olunmamalidir. bilimsel bulgulara sadece dini soylemlerle karsi cikilmamalidir. Cunku dini soylemler –her dinde –bilimi normalde desteklediklerini zaten kabul ederler. Aslinda bilimi dinlerle, dinleri bilimlerle zit dusuren tamamen bunlari farkli yorumlayan insanlardir.

    tekrar tekrar vurguladigim bir konu var. Kuran bilimsel ipuclari verir, bir bilim, bir biyoloji, fizik, kimya kitabi degildir. Bu ipuclarini yanlis yorumlayacak olursaniz bugun bilimin X diye kesfettigi yarin Y olarak duzelirse hic kimseye ipucunu yanlis yorumlamakta yaptiginiz hatayi anlatamazsiniz.

    ornegin Kuran in dunyanin yaratilisida yedi gokten bahsetmesi. Bu ipucunu demek ki gok yedi tabakadan olusuyor diye yorumlarsaniz bilim adamlari da gelir gok 5 tabaka diye sizi bir guzel yalanlar. gok un anlam olarak neyi kastettigini hic bir bilimsel arastirma yapmadan nasil bu kadar kolay yorumlayabiliriz ki?

    Iste bu yuzden Kuran bilimi tesvik eder, cesaretlendirir. Ilkin gok 7 tabaka imis diye yola cikar, 5 tabaka oldugunu bulursunuz anlarsiniz ki ipucu bu degil, sonra bakarsaniz acaba 7 farkli boyut mu demek istiyor diye bakarsiniz, sonra acaba yedi galaksi mi diye surekli yeni kesiflere imza atarsiniz. burda birbiri ile kesisen birden fazla yedi bulmaniz da mumkundur.

    baska bir ornek vereyim. en yakin goge yildizlari dosedik ayeti mesela. once dusunursunuz atmosfer mi, yoksa gunes mi, yoksa samanyolu mu, devamli bir ilerleme halinde olursunuz. Halbuki ipucu (tamamen atiyorum) bing bang in dunyanin olusma yerine yakin bir noktada oldugu, dunyanin ve gunes sisteminin olusmasi ile yakin yerlere diger yildizlarin olusmaya baslamis oldugu, kainatin boylece genisletilmeye basladigi anlatilmis olabilir. ama bunun boyle olup olmadigini ogrenebilmek yalnizca bizler bilimsel arastirmalara devam edersek mumkun olur.

    bir de soyle dusunelim. dinler hic bir sekilde bilimsel ipuclari icermeseydi, sadece sizi ben yarattim tarzi tavsiyeler, bildirimler olsaydi. su anda dinlere inanan hic bir insan kesinlikle sizi kabul etmiyor olabilirdi. Tanri yalnizca kendini anlatmis olur, bilimin yasamasina izin bile vermemis duruma dusebilirdi. Karsinizda mantikli dusunebilen dindar insanlar degil hala bilim yapan insanlari engizisyonlarda asan kesen, iskence yapan, giyotinlerde olduren, ateslerde yakan bagnaz insanlar olabilirdi.

    Dindar insanlarin kutsal kitaplarinda okuduklari bilimsel ipuclarini bilim dogrulamaya, kesfetmeye devam ettikce bu tehlike bilimden fersah fersah uzak olacaktir. Dedigimiz gibi din kesinlikle bilimle catismaz, onu tesvik eder hatta ona yol gostermek adina ipuclari sunar.

    son olarak dindar insanlarin ayetlerdeki bilimsel ipuclarini gunumuz bilimsel bulgulari ile ispatlamaya calismalari bence gercekten tehlikelidir. Richard Dawkins in dedigi (ve kendisinde gerceklestigi gibi) sizi dogrudan ateizme, ona inanmamaya itebilir hatta bu fikrinizi size tamamen hakli gosterebilir.

    benim yapmaya calistigim ise bu ipuclarini dogrulamak ispat etmeye calismak degil, kutsal kitaplara bilim kitabi muamelesi yapilmasinin ve ipcuclarina bir bilim kitabinin hipotezleri gibi davranilmasinin yanlisligina dikkat cekmek idi.

    Acaba yanlis mi dusunuyorum?

    saygilar, sevgiler, selamlar.

Leave a Reply