BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

ALLAHA İNANAN MARKSİZM 1

Herkese merhaba.
Ben BİLGİ VE SEVGİYE inanan bir Marksistim.Yıllardır okuyorum ve yazıyorum.Ama en önemlisi düşünüyorum.
En son yazmış olduğum, NEDEN İNANMIYORDUM- NEDEN İNANIYORUM DÜŞMAN BİLİNCİ VE ŞİİRLERİM isimli kitabımda incelediğim bir takım bulguları, fark ettiğim doğruları sizlerle paylaşmak için sabırsızlanmaktaydım.
Kitabı henüz çeşitli nedenlerden dolayı basamadım.Kitapların, yazı çalışmalarının, basılmadan önce tartışılması, eleştirilmesi çok önemlidir.Bu nedenle, Bilimfelsefedin sitesinin bana verdiği yazarlık imkanından dolayı bu sitenin kurucu ve yöneticilerine buradan teşekküretmek istiyorum.Onların geliştirdiği bu imkamlar sayesinde fikirlerimi sizlerle tartışabileceğim.
Şimdi bu ilginç bulguları tartışmaya açmak istiyorum.Amacım bir yandan fikirlerimi tartışmaya açmak bir yandanda sizleri bu konuda ikna etmeye çalışmaktır.Ben diyorumki, söylemlerim karşısında somut şeyler söyleyemiyeceksiniz ve söylediklerimi dürüstce kabul etmek zorunda kalacaksınız.Evet yanlış anlamadınız, bu bir iddea.Bizler konuları her zaman sakin sakin tartışıyoruz, konularımız birazda iddealı olsun ve tatlı bir rekabet eşliğinde geliştirilsin, belkide tartışmalar daha eylenceli olur diye düşünüyorum.
Ortaya atacağım sadece üç tane konu var.Bu konularda ben iddeamı söyleyeceğim ve ondan sonra tartışma başlayacak.
1 BİR YARATICININ VARLIĞI
2 TİCARİ MANTIK
3 HEDONİZİM
Dilerseniz bu üç konuyu teker teker tartışalım ve sonradan toparlayalım.
Şimdi işte benim birinci iddeam, ki bu iddea bir yaratıcı fikrine inanmayanlarınızın inanmasını sağlıyacak, yada kafanızda çok büyük soru işaretleri bırakacak ve aksini ıspatlayamayacaksınız.
Bu gerçek ki fark ettiğmde benimde inanmama neden oldu ve henüz aksini kendime ıspatlayamadım.Aslında iyi bir ateisken inanan biri oluverdim, ama Marksist felsefe öğretisinin doğruluğuyla ilgili fikirlerim dahada güçlendi.
Bildiğiniz gibi ateğizim evrim teorisine dayalı bir inanıştır.Evrim teorisi ise iki temel fikre inanır bunlardan biri MİLYONLARCA YIL diğeri ise TESADÜFLER DİZGESİDİR.Bu bağlamda her şey dış koşullara ve etki tepki mantığına bağlanarak açıklanır.Çok koşduk, çok yürüdük, çok çalıştık, çetin yaşam koşullarına karşı mücadele verdik bu nedenle hayvandan insana doğru geliştik.
İşte benim farkına vardığım gerçek bu iki inanışla açıklanamayacağı için bir üstün zekanın varlığı kesindir diyorum.
Benim farkına vardığım gerçek nedir ?
Benim farkına vardığım gerçek başta dünyanın en zeki sıvısı olan SPERM dir.Evet sperm, biz erkeklerin vucudunun ürettiği ama bizim bilincimizin dışında ürettiği bu dünyanın en becerikli sıvısı. Bu sıvı billeşe bilmek için ve amacına ulaşabilmek için müthiş bir bileşimler toplamına sahip olmak zorundadır.Bu bileşimlerki işte bizim var oluş gerçeğimizdir.Hiç çamurlarda bulduğumuz bir takım fügür ve şekillere eğilip milyonlarca yıllara varan tahminlere ve varsayımlara gerek yok, var oluş gerçeğimiz bu haliyle zaten gözümüzün önündedir.Biz erkekler en ilkel dönemlerdede ve bu günde sperm yapabilecek süper bir beceriye sahip değildik, öyleya kimilerimiz bir çiçek resmi bile yapamaz, bu kadar büyük bir gücü bizim vucudumuz nasıl üretebilir ? Nasıl böyle bir süper amaçlı bir süper sıvıyı bizim bilincimiz dışında, bize rağmen üretebilir ?
Tamamen içimizde gelişen ve çok üstün bir labaratuar birikimini gerektıren bu gerçek tesadüf olamaz.
Peki sperm’in kendisine hayal gücümüzü zorlayarak tesadüftür desek bile, onun hiç bir şekilde temas etmediği, fiziki bir bağı olmadığı, başka bir iç ortam için bir amaca sahip olması tesadüf olabilirmi ? Sizce burada, bir üstün zekanın, karşılıklı ayarlamış, birbirleri için geliştirmiş olduğu bir iç durum yokmudur ? Bir bebek yumurtalar ile birlikte doğuyor.Bu başka süper bir iç ortam.Bu nasıl tesadüf olabilir ? Birlbireri ile hiç bir fiziki teması olmayan, birbirlerini gün ışığında hiç bir zaman göremeyen bu iki süper ortam bir birleri için varlar.Bu biz insanların literatüründeki tesadüf kavramının çok dışında bir gerçekliktir.
Görüldüğü gibi hiç bir biyolojik bağı olmayan iki iç ortamın birbirleri için süper bir zeka tarafından geliştirildikleri çok açık bir şekilde önümüzdedir.Bu iç ortamlar her hangi bir milyon yılda çok koşarak yada zıplayarak gelişemezler, bu mümkün değildir.Gözlemlemelere dayanan, bilim kurumları veya hiç bir bilim insanı, yukarıda bahsettiğim gözlemi red edemez, etmemelidir.
Peki hayal güzümüzü biraz daha zorlayarak bu iki süper ortamın bu inanılmaz yapılarına tekrar tesadüf dedik diyelim, cinsel organların birinin dışa doğru çıkık, diğerinin içe doğru girik olmasıdamı tesadüftür ? Soruyorum böyle bir tesadüf olabilirmi ? Çok somut ve çok müthiş bu var olma gerçeğmizle ilgili üst üste kaç defa tesadüf diyeceğiz ?
Bütün bu durumlara bir kere daha tesadüf desek bile, bu sefer delicesine doğlu olduğumuz cinsel enerjiye ne diyeceğiz, nasıl açıklayacağız ? Eller kollar değil ama cinsel organlar iç içe geçmek için nasıl böyle güçlü bir istekle doğlu olabilirler ? İkiside kastan oluşmaktadırlar tıpkı bütün vucud gibi.
Evet konu bu arkadaşlar.
Ben iddea ediyorum bu gerçek tesadüf olamaz.Evrim teorisi, yada kısaca diyalektik meteryalizim toplumlar tarihi ve insan psikolojisi için doğrudur ama var oluş gerçeğimiz için doğru değildir.Dünyanın yüzde doksanı bilinebilir fakat yüzde onu bilinemezdir.
Sağolun çok teşekkür ederim saygılarımla.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 7645, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

15 Comments

  1. Mete Tunç diyor ki:

    “Eski Marksist”, daha Marksizm’i yazmayı bilmiyor, metodundan hiç nasiplenmemiş!.. Türkçesi felaket; yazının sonunu getiremedim.
    Bir inanç yalanla, yalan-yanlış tezlerle ve kötü bir dille telkin ediliyor, savunuluyorsa, vay o inancın ve inananlarının haline!
    Bu yazıya, ki bir nümune olarak burada durması lazımdır.
    Böyle yazılara en başta dindar arkadaşlar itiraz etmeli!

  2. Mete Tunç diyor ki:

    düzeltme. son iki satır:
    Bu yazıya, ki bir nümune olarak burada durması lazımdır, en başta dindar arkadaşlar itiraz etmeli!

  3. yuksel unlu diyor ki:

    Selam Mete arkadaş eleştirileriniz ve yaklaşımlarınız için teşekkür ediyorum.
    Öncelikle şunu söyleyeyim’ki ben eski bir Marksist değilim, beni oldukca yanlış anlamışsınız.Ben yepyeni pırıl pırıl bir Marksistim.
    Bu nereden bellidir, bu başta bilime verdiğim önemden ve elime geçen, önüme gelen her türlü yazının imla hatası, yazılış biçimi, kulanılan yazım tarzından çok o yazının içeriği ve paylaşılmaya çalışılan konuya verdiğim önemden bellidir.Çünkü bende tıpkı Marksizmin özünde olduğu gibi, doğruyu anlamaya çalışmak, sağlıklıya yaklaşmak ve onu gerçekten merak etmek, doğru olanı paylaşmak kaygısı vardır.Bu nedenle ben meraklıyım, araştırmacıyım, okuyucuyum.İnsan ilişkilerinde, bilimsel ve sanatsal çalışmalarda, eleştiri ve öz eleştiri mekanizmalarının çok iyi kullanılması gerektiğinin farkındayım.O halde yazılan her yazı aynı zamanda bir eleştiri olduğu için. benim dikkatimi çeker.O yazının içeriği benim için çok önemlidir.Özenle okurum, ufak tefek yazım hatalarını görmem bile. Ama sizin için böyle olmadığı anlaşılıyor
    Bu aynı zamanda küçük burjuva kişiliğe ait bir tutum olurdu zaten.
    Bence bilinçsiz kızgınlığınızdan dolayı, tanımadığınız birine böyle pervazsızca saldırmanızdan dolayı, aslında siz belki eski bir Marksist değilsiniz ama korkarım onu çok iyi anlamamış bir Marksistsiniz.Bu yazımdaki hatalarım, nedenleri belli ve benim olan hatalardır.Kişisel hatalarım ne için sizi bukadar kızdırdıki?
    Bu arada konunun özü yok oldu gitti.Ama sadece sizin için yok oldu gitti.
    Ben sizden olgun bir yaklaşım beklerdim, neden çünkü siz Marksist olduğunuzu ima ediyorsunuz.
    Başta konu için somut şeyler söylenir, ardından da eleştiriler yapılır.Nazik ve güzel bir dille.
    Ben gine idea ediyorum söz konusu yazıda yazdıklarımı çürütemezsiniz.Kızgınlığınızı farklı biçimlerde dışa vuruyorsunuz ama, bilemiyorum belki bilinçaltındaki gerçek neden budur.
    Ayrıca sözkonusu yazıdaki hatalarımdan dolayı tüm arkadaşlardan özür diliyorum, o yazıyı hızlı bir şekilde yazdım ve ikinci kez okumadan hemen yayınladım.Belki biraz heyecanlandım, çok kısa bir yazı yazmayı ve arkasını sonra getirmeyi düşünüyordum.Diğer bir neden ise yazıyı yazmak için bana verilen ufak kutuda paragraf aralıklarını göremememdi.Çok özür diliyorum.
    Ama ginede insanların yazıda anlatmak istediğimi anlamış olduklarını sanıyorum.Yazın hatalarım, benim doğallığım ve öze verdiğim önemden kaynaklanmaktadır.Çünkü ben eleştiri almaktan hiç korkmam, her zaman biçime değil öze önem veririm.
    Yayınlamak istediğim ikinci yazıyı çoktan hazırladım bile.
    Bu arada aramızda kalsın ben tam üç kitap yazdım. Teşekkür ediyorum.

  4. taylan gör diyor ki:

    selam bende yüksel arkadaşıma katılıyom. eleştiriler cok daha usluplu olunmalı, vede, varsa bu konuya karşı tezimiz, ortaya koyalım, bu şekilde daha öğretici geliştirici olur, hepimizde bu konuda bilgilenmiş oluruz. birde yüksel arkadaşın ticari mantıkla ilgili düşüncelerini tam olarak öğrenmek isterim, sistemin din üstündeki etkileri,insanların tanrıya kapitalist mantıkla bakışları hakkında düşüncelerini öğrenmek istiyorum , bu arada şu anda işdeyim vede hızlı bi şekilde yazıyorum eksiklerim için şimdiden kusura bakmayın, görüşmek üzere hoşcakalın

  5. yuksel unlu diyor ki:

    Selam Taylan arkadaş, anlayışınızdan ve ince yaklaşımınızdan dolayı çok teşekkürediyorum.Herkes sizin gibi iyi niyetli ve metaklı olsa doğruya daha hızlı yakınlaşırdık.
    Ticari Mantık konusunu bir sonraki yazımda incelemeyi düşünüyordum. Dün ikinci bir yazı yayınladım.Bu yazıyıda okumanzı tafsiye ederim.Konular çok geniş ve önemli olduğu için ayrı ayrı ele almak gerekmektedir.Her şey tartışılmalı ki en son söylediklerimiz iyi anlaşılsın.
    Sizinde belirttiğiniz gibi Ticari Mantık ile dünyaya, kendimize ve yaradana bakış ne yazıkki bütün soruların temelidir.Ben burda belirtmeliyim ki, ben Ticari Mantık derken, ticaret ilişkilerinin kendisinden çok beyinlerimize çokcuk yaşlarda giren bir mantık türünden bahsetmekteyim.Çok ilkel ve çok tehlikeli bu mantık türü, bir takım anlayışlar ile birlikte bizlerin paradigmasına hakimdir.Bu anlayışler ve bu mantık mutlaka yok edilmelidir.Bundan sonraki yazımda bu konuyu daha ayrıntılarıyla inceleyeceğim.Teşekkürederim.

  6. Mete Tunç diyor ki:

    Üslubum için özür dilerim Sn. Yüksel Ünlü…
    Uygun bir zamanda yazılarınızı ve cevabınızı tekrar okuyup yazacağım.
    Saygılar

  7. yuksel unlu diyor ki:

    Çok teşekkürederim Sn. Mete Tunç ..
    Yaşamımızın içinde sürüklendiği gidiş hata karşılık birşeyler yapmak gerekiyor.İçinde bulunduğumuz durum çok şeytani bir durum.Sorun sanıldığı gibi sadece kan dökülmesi ve ekonomik sömürü değil.İnsanlığın sadece yaşamı ile değil, psikolojisi, kişiliği, ailesi, kültürü ile, alın yazısı ile oynanmakta.Bu duruma karşı savaşım oldukca acil bir insanlık görevidir.Bir hastalık sürecindeyiz.Bu hastalığın başta teşhisi ve sonra tedavisi için en doğru bilgileri bir araya getirmek zorundayız.Aksi taktirde müdahalemiz başarısız olur.
    Benim amacım işte bu doğru bilgileri bir araya getirmektir.Tedaviyi zamana yayarak kültürel ve psikolojik bir pan zehir geliştirmeye çalışıyorum.Çalışmamın adı MANTIK SAVAŞI’dır.Doğru teşhis koyduğumu düşünüyorum.
    Elbetteki samimi eleştirilere, bütün bilimsel ve sanatsal çalışmalarda olduğu gibi oldukca çok ihtiyacım var.
    Sevgi ve saygılarımla.

  8. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Yüksel Ünlü
    İki yazınızın tamamını okudum. Bana cevaplarını da…
    Evvela: İmla-gramer vs. hatalarından ziyade, yazıya, güya eski bir komünistin imana gelip iman propagandası yaptığı saikiyle tepki gösterdim. Dikkatsizlik ve önyargı (Yanıldığıomı varsayarak…)… Özrümü yineliyorum. Gerçi sizin yazdıklarınız da ağır olmuş, beni tanımlamıyor, ne yapalım, o ifadeleri de hatamın bedeli sayayım
    Saniyen: Marksizm konusunda az bilgi sahibiyim; yazılarınız sayesinde bu eksikliğimi giderirsem sevinirim.
    Salisen: İslam’ı Marksizm ile birlikte düşünemiyorum. Böyle bir sentezde, herhalde İslam’dan da Marksizm’den de eseer kalmaz. Buna rağmen çabanıza saygı duyuyorum. İslam’ın, belki doğrudan Marksist öğretiden değil, ama galiba büyük ölçüde ondan doğmuş sol değerlerle (özgürlük, eşitlik, örgütlenme, emeğe saygı…) ifade edilmesi, desteklenmesi bir kazanç, fikirsel zenginlik olur ve topluma yansırsa gelişim sağlanır.
    Rabian: Teknik problemden bahsetmişsiniz. Doğrudur. Ama kısa sürede uyum ve hız kazanılıyor. Yazıyı yanladıktan sonra da düzeltmeler yapabilirsiniz. En doğrusu yayınlamadan önce birkaç kere okumak, üzerinde biraz daha düşünüp tadil ve tebdil etmek, mümkünse en az bir kişiye okutmak (ilk ikisine uyuyorum; yeterli olmuyor, çok hata çıkıyor!)… Dil bir araçtır, fakat (her durumda, belki cep mesajı alanı hariç) hassasiyet göstermemiz, özenle kullanmamız gereken bir araç. Aksi taktirde metinlerin okunması eziyet haline geliyor, yanlış anlamalar oluyor vs… (Türkçe hususunda bir yazı hazırlamayı planlıyorum; o nedenle bu kadarla iktifa edeyim.)
    Hamisen: Yazılarınızın değerlendirmesini izninizle ben yapmayayım. Sadece her ateistin evrim teorici olmayabileceğini belirteyim.
    Saygıyla

  9. yuksel unlu diyor ki:

    Sevgili Mete arkadaş ben de sizden çok özür diliyorum.Size karşılık olarak çok fazla genelleme yaptım galiba, kusura bakmayın.
    Evet Allah inancı ve Marksizm mutlaka birleştirilmeli.Çünkü bilgi ve sevgi ayrı olmamalıdır.Bilgi dünyayı yani Marksizmi temsil ediyorsa, sevgide Hak’kı, onun insanlarını ve giderek Hak’tan dolayı var olan bütün evreni temsil etmektedir.Bilgiyi sevgiden koparmamak gerekir.Çünkü sevgiden ayrılan bilgi, inanılmaz tehlikeli bir hal alabilir.
    Bu en ileri teknoloji ile en ilkel anlayış, mantık ve ilişki biçimlerinin birlikte, zor ile yaşatılması, yani Faşizim ile yaşatılması demektir.
    Tıpkı bu gün olduğu gibi.
    Bilgi ve teknik yanlış anlaşılır, sömürü ve ölüm makinalarına dönüşürler.Onların gelişme amacı artık, insanın maxsimum sağlıklı yaşamı değilde, yanlış yetişmiş, insanlığa yabancılaşmış kişilerin egemenlik aracı olmak olur.Soğuk, ilkel, acımasız ve sevgisiz, dünya marketinin birer uzantısı olurlar.
    Marksizm bilginin doğru anlaşılmasından başka bir şey değildir aslında.Teknik ve bilgi gelişiminin zamanla Sosyalizme ve ardından Komin yaşama ulaşılacağı bunun için söylenmiştir.İnsanlığın mirası olan teknoloji ve bilim o kadar çok gelişecektir ki, artık Hak’ında istediği gibi, kardeşce, paylaşımcı bir yaşamın önündeki bütün fiziksel ve düşünsel engeller kalkacaktır.Üretim teknolojisi, ulaşım, iletişim, haberleşme, sağlık, sosyolaji vs.
    Şu anda, bu gün, bütün bu gelişimler sağlanmış durumda, ama hala dünyanın dörtte üçü açlık sınırında yaşıyor.Neden ? Paylaşımın önündeki engel nedir?
    İşte bu engel sevgi dugusunu yanlış anlamaktan dolayı, dünyayı sarmış olan Yabancılaşmadır.
    Başta sevgi anlayışına ve ardından bu anlayışa bağlı, bilgi, sorumluluk, saygı ve ilgi anlayışlarına yabancılaşmadır.
    Dünyamıza yanlış hasta bir sevgi anlayışıyla bakmaktır.Bu nedenle bilgide Allahı görememektir.Paylaşımı, kardeşliği anlayamamaktır.Ve sonuç olarak Allah inancını, paylaşımcı bir felsefe ve amaç ile bir arada düşünememektir.
    Benim anlatmaya çalıştığım tamamen işte bu sevgi bilgi ilişkisidir. Bu önemli ilişki, gerek dinlerin özlerine yabancılaşması, gerekse bilimin insana yabancılaşmasıdan dolayı anlaşılamamaktadır.Ben Dünyada’ki her bir insanın yararına bu yabancılaşmaya karşı savaşmaktayım.
    Bundan sonraki yazılarımda, konular geliştikce belki daha iyi anlaşılırım.
    Ama tabi samimi bir arayışımda söz konusu.Benden başka kimse doğruyu söylemiyor gibi, yanlış bir saplantı içinde değilim.Zaten bir kere ben Marksizmin sadece ateist yönünü değil, politik yönünüde red ediyorum.Her ne kadar politikasız yaşamak mümkün olmasada, politikayı amaçlaştırmaya karşıyım.Ben politikacı değilim, bilim insanı olmaya çalışıyorum.Bu nedenle taraf değilim, başka bir değişle herkesin geleceğinden yanayım.

    Bir şeyide itiref etmeden yapamayacağım, nasıl bir ateist olduğunuzu gerçekten merak ettim.Doğruya, yaklaşma amacında soruyorum.Benim yazılarımda bahsettiğim vucud özelliklerimizin, evrim teorilerinin söylediği gibi, tesadüf olduğunu düşünmüyorsanız, acaba ne düşünüyorsunuz?Size göre bu müthiş gelişme nasıl oldu?Gerçekten merak ettim.Acaba benmi bir yerde hata yapıyorum.?
    Teşekkürediyorum, saygılarımla

  10. Mete Tunç diyor ki:

    Burada Nisan 2009 tarihli “Dindarlıktan Dinsizliğe” isimli bir yazım var; orada (ve tabii dinle ilgili pek çok yazımda) izahat mevcuttur.
    Kendimi ateist diye tanımlamıyorum, doğrusu bir isim bulamadım henüz, kendimi herhangi bir şey karşısında olarak neden tanımlayım ki, diye düşünüyorum; ama ateist denirse de… önemli değil, yaklaşık olarak doğrudur!
    Evrim konusunda… Biyolojiden anlamıyorum; evrimi savunanların tezleri de ikna edici gelmiyor. Belki haklılardır. Bu benim dinsizliğim için önemli değil, zira dinsizliğimi evrim teorisine dayandırmıyorum (kutsal kitaplar yeter, diyorum!). Peki nasıl olmuş bu kadar şey, sorusunun cevabını da bilmiyorum, uzmanları bulmaya çalışsınlar!
    Emeğiniz, görüşleriniztaktire değer; ancak keşke enerjinizi (elbette Marksizmden yine yararlanarak ve İslama dayandırılan ama aslında bölgenin kültüründeki değerlerle/kazanımlarla yeni bir felsefe, teori, fikir… yaratsanız… Tabii ki bu bir kişinin işi değil, kadro gerek… Bu bir dileğimdir, bu vesile ile söylemiş oldum.
    Saygılar

  11. yuksel unlu diyor ki:

    Sayin Mete Tunç
    Dindatlıktan dinsizliğeyazınızı merakla okudum, çok dürüsce yazılmış, hem hüzünlü, hemde düşündürücü, bir hikaye.
    Evet biz insanlar bir akla sahip olduğumuz için her şeyi sorgulayabilme yetisine de sahibiz.Yeterki samimi bir emeğimiz ve bu emeğin sonunda gine samimi yürekten gelen bir açıklamamız olsun, tabiki her şeyi sorgulayalım.Sizin sorgunuzda böylesi anlamlı ve emek ile yapılan bir sorgu olmuş.İnanıyorum ki sizde bu dürüstlük ve bu geliştirilmiş insancıl dürtüler olduğu sürece sorgunuz devam edecek ve doğruya çok yaklaşacaksınız.

    Dinleri hiç karıştırmadan, Allah inancının ıspatı benim için çok önemli, çünkü insanlık düşmanları geliştirdikleri hastalıkları Allah’ın yokluğu teorisi üzerinden yapmaktalar. Mantık şu, eğer Allah yok ise her şey yapılabilinir.Bu konuda ahlak kurallarının, hiç bir anlamı yok.Bunlar çok rahat aşılabilecek sözüm ona ilkel, feodal bağlardır.Gelişmiş insan bunları bir çıpıda yok etmelidir, anlayışı yayılmaya çalışılmaktadır.

    Ama ginede Allah inancı konusu biraz kişisel bir konudur, bu konu dışında biz duyarlı insanlar için yapılacak çok şeyler vardır.Sizinde bahsettiğiniz gibi kültürler üzerinden dünyayı tanımlamak, bunun zevkli çalışmalarını yapmak.Benimde amacım aslında bahsettiğiniz gibi bir ekip çalışması geliştirmek.Fikirleri teorileri paylaşmakÇünkü beraber çalışmak daha zevkli ve daha sağlıklı olacaktır.Sorunlar karşısında zaten güçlerin birleştirilmesi gerekiyor.
    Bu konuyla ilgili olarak dilerseniz emailler üzerinden tartışalım böylece daha uzun yazılar yazabiliriz. Benim adresim [email protected]
    Saygılarla

  12. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Ünlü
    Temennizin için teşekkür ederim…
    Dinlerden azade, yeni bir tanrı öneriyorsunuz. Deist bir yaklaşım..? Tanrı adına yapılan katliamları göz ardı ediyorsunuz. Dinlerle bir bağlantısı olmayanların yaptıkları kıyımlarda “Allah yok, öyleyse…” dürtüsüyle hareket ettiklerini sanmıyorum…
    Son paragrafınıza ben de imzamı atarım.
    Saygıyla
    not. adresinizi kaydetim. sağolunuz. Yalnız şu sıralar internete fazla giremiyorum ve uzun süre kalamıyorum…

  13. yuksel unlu diyor ki:

    Evet Mete arkadaşım konular uzun ve sanırım kendimi çok iyi anlatamıyorum, çok uzun yazılar yazarak burada diğer yazarların haklarını da yemek istemiyorum.Herkes bir şeyler yazmalı, buda çok önemli ve güzel.
    Kısaca, ben veya bizler tarihte olanlardan sorumlu değiliz.
    Dinler ibadet biçimlerine dokunmadan bilimselleştirile bilirler. Dolayısıyla dinlerin yabancılaşmasını ortadan kaldırmak gerek.
    Bilimsel sentez guruplarını kurup Ticari Mantığa karşı hümaniter mantığı geliştirmek zorundayız. İsteğim sadece bunlar.
    Sevgilerle

  14. Mete Tunç diyor ki:

    son cümleniz sanırım fikrinizin özünün bir özünü teşkil ediyor. saygın fakat doğrusu insanlığın doğası belki bunu imkansız kılıyor… bilmiyorum. fakat düşüncenizin bu kesimi için aynı kanaatteyim…

  15. yuksel unlu diyor ki:

    İnsanlığın doğasıyla ilgili çok şeyler söylenir ama özelliklede, var olan kurulu sistemden rahatsızlık belirten felsefeler ve fikirler tartışıldığında hemen ortaya sürülür.Bu ne yazıkki bir alışkanlık haline getirilmiş durumda.
    Unutmamalıyızki bu güne kadar yapılmış bütün bilimsel çalışmalar insanın bu meşhur doğasına rağmen yapılmıştır.Bütün bilimler insanın doğasına rağmen gelişmiştir.
    Dünya da oldukca aşağılık insanların gelip geçmiş olmasına karşın oldukca asil insanlarda gelip geçmiştir.
    Bendeki mantık şudur. ben insanı önce fiziksel potansiyel özellikleri ile ardından kültürel kişilik özellikleriyle ele alırım. Dolayısyla şudur KÖTÜ İNSAN YOKTUR YANLIŞ ANLAMIŞ KIŞKIRTIŞMIŞ, YABANCILAŞMIŞ İNSAN VARDIR.
    Bu anlayışı anlyabilmek için başta politika hastlığından sıyrılmak gerekir.Ben politikadan nefret ederim, her konuya bir bilim insanı anlayışıyla yaklaşmaya çalışırım.
    Bu arada içersinde Marksızm ismi geçmeyen, her türlü ibadete saygı içersinde, Allah inancını kabul eden, ama dini ve politik bir anlayışa sahip olmayan, tamamen bilimsel bir sentez anlayışına sahip olan bir SİLAHSIZ SEVGİ ORDUSU kurmaya karar verdim. Şu günlerde sevgi ordusunun çalışmalarıyla ilgileniyorum.Üniformalı, silaha ve şiddete kesinlikle karşı bir uluslar arası ordu kurulmalıdır diye düşünüyorum.Var olan ölüm ve katliğam ordularına karşı böyle bir sevgi, bilgi ve paylaşım ordusu büyük bir ihtiyaçtır.

Leave a Reply