BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

ALLAHA İNANAN MARKSİZM 3

TİCARİ MANTIK

Spermin ve dişi yumurtalıklarının birbirleri için oluşturulmalarının, cinsel organların birbirleri için uyumunun, başlangıcının bilinemezliği bir meteryalistik durumdur.Her ikiside çeşitli sıvı, doku ve kas bileşimlerinden oluşan meteryallerdirler.Biz insanlar biriktirmiş olduğumuz teknik ve teorik bilgiler ile spermi ve yumurtalıkları ayrı ayrı, yada birleştikten sonraki oluşumlarının her aşamasını bilebilir ve gözlemleyebiliriz.Bilemediğimiz nokta ise nasıl başladıkları ve nasıl bir birleri için var olabildikleridir.Bu nedenle daha önceki yazılarımda yaşamın yüzde doksanı bilinebilir fakat yüzde onu bilinemezdir demiştim.Bu konuda çok ilginç olan bu birleşimin çok ilkel dönemlerde başlatılabilmesinin biz bu günün insanları için bile bilinebilmesinin imkansızlığıdır.Bu çok ilginçtir, bin yıllardır yaptığımız gözlemlerde dahi görmeye alışık olmadığımız esrarengiz bir durumdur.
Ama işte bu durumu anlamamızı tamamlayan, onların bu birlikteliklerini ilahi kılan iki şey vardır.İşte bu iki gerçektir’ki bizi bu birleşimlerin meteryalistik yönünden uzaklaştırarak, ilahi yönlerine vardırır.Böylece varmış olduğumuz yaratıcı fikri adeta kesinleşir.
Bu gerçeklerin birincisi şüphesiz Cinsel Enerjidir.Bu meteryaller birbirlerine yönelebilmeleri ve gelecek kuşakları oluşturabilmeleri için büyük bir psikolojik, duygusal enerji ile yüklenmişlerdir.İşte burada meteryalistik ilkeleri aşan bir durum vardır.Neden ve nasıl böylesi bir doyum ihtiyacı ile dolu olabiliriz ve bu ihtiyacın sonucunda nasıl bu kadar müthiş bir fiziki durum gelişebilir.?
Cinsel enerji kurulmuş bu fiziki sistemliliği tamamlayan büyük bir ilahi unsurdur.İçerimizdeki spermi çıkarıp başka bir vucudun içersine ulaştırabilmemiz için bilinçli olarak geliştirilmiştir.Yoksa neden içerimizde var olduğunu bile bilmediğimiz bir sıvıyı çıkarmak için böylesi bir işe girişelim.
Bu fiziki birlekteliği ilahi kılan diğer unsur ise Anne Çocuk sevgisidir.Karşılıksız olan bu sevgi gine bizlere bu fiziki kurulmuşluğun tamamlayıcısı olma özelliğinde ilahi bir durumu gösterir.Anne çocuk sevgisi fiziki dünyanın ilahileşmesinin başlangıç noktasıdır.Hayvanların yuva kurma ve yavrularını koruma düzenlenişleride, gine ilahi özellikte bir gerçektir.Cinsel ihtiyaç, cinsel sevgi, eş ve çocuk sevgisi insanlığın ilahi bir düzen içersinde yaşadığının birer göstergesidirler.Çocuğunuzun gözünüzün önünde acı çektirilmesine ne tepki gösterirdiniz? Lütfen bir düşünün, bu sevgiyi aşabilirmisiniz ?Bu sevginin aşıldığı yerde psikolojik hastalıklar yokmudur?
Evet biligi bir dairedir dedik, görüyorsunuzki düşündükce, gözlemledikce bu dairenin hatları kendini kolaylıkla göstermekte.Hayvanların vucud dizaynı, kişilikleri, yaşam tarzları, bitki örtüsünün ve çiçeklerin güzelliği, bütün meyvelerin biz insanların avucuna sığacak bir boyutta olmaları ve yukarıda anlattıklarım bir dağire oluşturarak bizlere kurulmuş ve ayarlanmış ilahi bir düzen içersinde yaşadığımızı göstermektedir.

Ama bütün bunların yanında başka bir gerçek daha vardır’ki, bu gerçek hem yukarıda anlattıklarımın anlaşılmasını güçleştiren, hemde aynı zamanda yaşadığımız dünya sistemini ve psikolojilerimizi hastalandıran çok önmeli bir gerçektir.

Bu gerçek arkadaşlar TİCARİ MANTIK’tır

O ilkel bir bilinç virüsüdür.

Şimdi bilgi dairemizi oluşturma çalışmamızı, insanın düşünce dünyasına doğru uzanarak sürdürelim.Bu konuda birikmiş bilgilerden yararlanalım.

Hepimizin bildiği gibi, mantık biz insanların yaşamı anlayabilmemiz ve sürdürebilmemiz için zorunlu olarak sahip olmamız gereken insani bir özelliğimizdir.Bilinç, paradigma ve bir mantığa sahip olduğumuz için hayvanlardan ayrılırız.Dış düyamızla girişdiğimiz tüm ilişkilerde, beş duyu organımız ile beynimize çektiğimiz, ses ve görüntü bilgilerini sahip olduğumuz mantık çerçevesinde değerlendirip yorumlarız ve bu şekilde beynimizin hafıza bölümüne yerleştiririz. Böylece uzak ve yakın hafızalarımız oluşur.Bu oluşum aynı zamanda bilinç altı süreçlerimizin birikimidir.Bilinç altını, henüz bilince çıkmamış duygu, düşünce, anılarımızın bir toplamı olarak tanımlayabiliriz.Bilinç altı, bilinç dediğimiz şu anda farkında olduğumuz bilgilerden daha aktifdir.Günlük yaşantılarımızda bize en çok etki yapan şu anda farkında olduğumuz bilincimiz değil, farkında olmadığımız Bilinç altımızdır.
İşte Ticari Mantık, biliç ve bilinç altı süreçlerimize en fazla hakim olan bir mantık türüdür.Bizler bütün dünyaya bu mantığın etkisinde bakarız.Bu nedenle bu mantığın deşifrasyonu çok önemlidir.
Bu ilkel mantıktan dolayı dünya büyük bir pazara bizlerde birer pazarcıya dönüşmüş durumdayız.Dünyadaki hemen hemen bütün sorunların gerçek nedeni aslında bu ilkel bilinç virüsüdür.Günümüz insanlığının en karekteristik sorunu, devasa bir biligi ve teknik gelişme ile bu çok ilkel mantığı bir arada yaşatmaya çalışmaktır.Teknoloji ve bilimi paylaşmanın önündeki en büyük engel gine bu ilkel virüstür.Bu nedenle hiçbir yüzyılda görülmemiş büyüklükte bir bilgi ve teknik gelişmeye rağmen dünyanın dörte üçü açlık sınırında yaşamaktadır.
Dinler ve diğer hümaniter çalışmalarda gine bu virüsün etkisinde kendi özlerine yabancılaşmıştır.Birey olarak insan kendi potansiyel özelliklerine yabancılaşırken, toplumlar ve kurumlada kendi özlerine ve sağlıklı olana yabancılaşmışlardır.

Nasıl bir mantıktır bu? Nasıl oluşmuştur ? İnsan yaşamına nasıl girmiştir?

TİCARİ MANTIĞIN OLUŞUMU

İlkel, cehalet dönemlerinin doğal ve yararlı bir ilişki biçimi olan meta-para ilişkilerinin zamanla, beyinlere yerleşen bu mantık türüne dönüştüğünü görmekteyiz.Bu ilkel meta para ilişkileri, cehalettten dolayı çok uzun süre insan yaşamında kalmıştır.En uzun dönem olan feodal toplum dönemi ve bundan önceki köleci toplum’da gine ticari mantığın kendiliğinden gelişmekte olduğunu görüyoruz.Beyinlere, paradigmalarımıza yerleşmiş, bilimi, sanatı, dinleri, felsefeleri ve giderek bütün dünya sistemini etkisine alark dev bir sistem hastalığına dönüşmüştür.
Beyinden beyine çocuk yaşlarda, özellikle SÜPER EGO döneminde geçmektedir.Toplumun değer yargılarını kabuletmeye başladığımız, beş ile altı yaşlarına süper ego dönemi adı verilmektedir.Toplumsal yapıya ayak uydurmaya çalışan çocuğun henüz gelişmemiş kişiliğine nüfüz ederek yerleşmektedir.Doğal, doğuştan var olan bir karekteristik insanlık özelliği gibi görünmesinin nedeni budur.

Dünya sistemleri ne kadar değişirlerse değişsinler şayet kedilerinden önceki mantık ve anlayışları, dolayısıyla ticari mantığı yok edemezlerse asla bir önceki sistemden farklı olamazlar.Ancak biçimsel farklar olur ama özleri aynı kalır, işte bu öz yaşamını ve büyümesini farklı biçimlerde sürdürür.Sosyalist sistemlerin çökme nedeni kaba kapitalizme yönelmek fakat onun mantığına dokunmamaktan kaynaklanmıştır.Yıkılan sistemden kapitalist toplumda yetişen bireylerden daha fazla kapitalist kafalı insanlar çıkmıştır.Buna her kes şayittir.
Oysa komin felsefenin özünde ve gine dinlerimizin özünde bu mantığın zararları ve yok edilmesi gerktiği farklı biçimlerde anlatılmıştır, fakat benim yaptığım gibi anlayışlarına bölünerek, isimlendirilip, hedef haline getirilmemiştir.
Amaç aslında hep aynıdır, ticari mantığın değilde, çok farklı bir paradigma ve mantık türünün hakim olduğu, kişilik ve giderek dünya sistemidir.
Bin beşyüzyıl öncesinin ilkel toplumuna söylenmiş, Komşun aç yatarken sen tok yatma, zekat ver, gibi emirler, ticari mantık ile anlaşılamıyacak öğretilerdir.Dinlerde, dünya yaşamında her şeyin gelip geçici olduğu, para pula önem vermenin hiç bir anlamı olmadığı bir çok defa vurgulanmıştır.Fakat ne yazıkki bu emirler gine ticari matıktan dolayı tam olarak uygulanamamıştır.
Komin dönem insanı için Karl Marx’ın söylediği şu sözler aslında aynı şeyi ifade etmektedir, ( Gleceğin komin toplumu insanı güldüğünde bizler ağlıyacağız bizler güldüğümüzde ise onlar ağlıyacaklar ) yani tamamen farklı bir paradigma ve mantik biçimlerine sahip olacakları ifade edilmektedir.

Şimdide ticari mantığın anlayışlarına bir göz atalım.

TİCARİ MANTIĞIN ANLAYIŞLARI

Ticari Mantık başlıca dört anlayıştan oluşur.
ALIŞ – VERİŞ ANLAYIŞI-Her alışın bir verişi olmalıdır.Almadan vermek vermeden almak anlamsızdır.(Gözlerinizi kapatıp almadan vermenin, vermeden almanın olduğu bir yaşam düşünün)
KAR ANLAYIŞI-Her ilişkiye bir kar anlayışı hakimdir.Kar edmeden bir ilişkiye girmenin bir anlamı yoktur.(Gözlerinizi kapatıp Kar anlayışının olmadığı bir dünya düşünün)
ZARAR ANLAYIŞI-Bütün ilişki biçimleri bir korku ile gelişir bu korku zarar korkusudur.Zarardan korkmadan, kar beklentisis doğallıkla girişilen bir ilişki çok azdır.Alış ve veriş, kar beklentisi ve zarar korkusunun etkisiyle oluşmaktadır.Aile, arkadaşlık ve duygusal ilişkilerdede, kar ve zarar beklentisi hakimdir.Çünkü kişiler başka bir anlayış ve mantık biçimini hiç tanımamıştır. (Gözlerinizi kapatıp, zarar etmenin olmadığı bir yaşam düşünün)
DEĞER ANLAYIŞI-Bütün dünya sistemine bilinçlerimize kazınmış, dünya marketi ve paraya endeksli bir değer anlayışı vardır.Bu çok ilkel bir değer anlayışıdır.İnsanın gerçek ihtiyaçlarına verilen bir değer değil, kar’ a verilen, para ilişkilerine verilen suni ve sağlıksız bir değer anlayışıdır.Fazla, daha değerlidir, satış niteliği olan daha değerli satış niteliği olmayan daha değersizdir.Her hangi bir gelişme insanlığa getireceği faydaya göre değil markete getireceği faydaya göre değerlendirilmektedir.(Gözlerinizi kapatıp, size sadece insan olduğunuz için değer verilen, her şeye gerçekten sağlıklı olduğu için, gerçek değerine göre, Allah yarattığı için, değer verilen bir yaşam düşünün.)

Ticari mantığı kısaca bu şekilde anlatabiliriz.
Şimdi bizlere çok normal gelen ticari matığa dayalı ilişki biçimleri aslında çok ilkel ve sağlıksızdırlar.Hem tarihte, hemde bu gün, bu mantığın dışında ilişki biçimleri oldukca az geliştirilmiş olduğu için bizler, ticari mantığın anlayışları dışında farklı bir mantık ve anlayışlar sistemini hissedememekteyiz.Bizlere yukarda bahsettiğm anlayışlar insanlığın doğallığı gibi görünmektedirler.Ama aslında tarihsel nedenleri belli bir yanılgılar toplamından başka bir şey değildirler.Bunu anlayabilmek biz bireyler ve insanlık için çok önemlidir.Ben ikibinüç yılında çıkardığım MERHABA isimli kitabımda, bir baba çocuğunu severken, bir genç sevgilisinin elini tutarken, Ticari Mantığın etkisindedir demiştim. Şimdide on yaşında bir çocuk öğretmeniyle konuşurken, öğretmen ders verirken, pilot ucağını kullanırken, mümin namaz kılarken, gök bilimci göğü incelerken, anne çocuğunu doğururken bu mantığın etkisindedir diyorum.Bir gülü koklarken, denizi seyrederken, böyle ilkel ve sağlıksız bir mantığın etkisinde olmak nekadarda yanlıştır.Oysa bu vahşi mantık ne savaşlara, ne haksızlklara, ne yanlışlıklara neden olmuştur.Gerçek haz ve sağlıklı ilişkilerin önüne dikilmiş, duygu sistemlerimizi hastalandırmıştır.
Ticari mantık mutlaka insanlık sisteminden çıkarılmalı ve tarihin çöplüğüne gömülmelidir.
Allaha inanmayan fakat bu sevgiyi anlamaya çalışanlar ticari mantığın etkisinden çıkmadan bunu tam olarak yapamazlar.Yukarıda anlattığım fiziki gerçekler, ticari mantığın etkisinin dışına çıkıldığında daha iyi anlaşılırlar.Aynı şekilde Marksizmi anlamayanlarda gine ticari mantığın etkisinin dışına çıkarak bunu daha iyi yapabilirler.Bu anlamda Dinlerin ve Marksizmin özü tamamen aynıdır.Çünkü Allah bir ve tektir dünyayıda herkez için aynı kanunlar ile oluşturmuştur, bu anlamda gerçeğe yakın olan aklın yolu keşişir.Farklı yöntemler ile aynı şeyi söyler yada aynı şeyden kaçarlar.Marksizim ve dinler özde aynı şeyleri söylemiş ve amaç edinmişlerdir.

Ticari mantık, bu mantığın gelişimi, düşünce ve dünya sistemlerimizde yol açtığı tahribatların bizlere gösterdiği bir gerçek vardır bu gerçek diyalektik meteryalizim yasalarıyla işleyen düzyamızda, kötünün ve sağlıksızında başarı şansı olduğu gerçeğidir.Kötünün ve sağlıksızında başarı ve gelişme şansı olması Allah inancı ve Marksizmin anlaşılmamasının, yada yanlış anlaşılmasının bir diğer nedenidir.
Kötününde, sağlıksızında başarı ve gelişme şansı vardır.Allah kötüyede başarı şansı vermiştir.Daha önce bahsettiğim büyük zeka ve zekanın geliştirdiği inanılmazlıkların yanında ticari mantık gibi bir virüsün yaşam şansı bulması elbette tesadüf değildir.
Bu durumun bizlere gösterdiği gerçek dünyanın önemli olduğu, diyalektik meteryalizmi iyi bilmemiz ve anlamamız gerektiği ve gereklerini yapmamız gerektiğidir.El, vucud kirleri, evimizin, elbiselerimizin kirliliğiyle nasıl hergün mücadele ediyorsak, elbette insanlık sorunlarıylada mücadele etmeliyiz.
Dünyanın fizik kuralları değişmezdir. Bu kurallar hiç kimsenin yüzüsuyu hürmetine değişmeyecektir, tabi şayet bu kişi Allah tarafından seçilmiş özel bir insan değilse.Hz.İsa ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bu güce ender sahip olmuş kişilerdendirler.İkiside insanlık yaşamı için çok değerli peygamberlerdir.Fakat seçilmiş insanlar dışında, hiçkimse fiziki kuralların dışına çıkamaz.Mesela bir insan düşünelim, çok iyi yürekli ve iyi davranışlı bir insan olsun.Hiç bir namazını kaçırmamış yada farklı bir ibadet yapıyorsada bu ibadeti yıllarca en iyi şekilde yapıyor olsun.Kimseyi kırmamış kimseye bir kötülük yapmamış olsun.Bu insan bile ufacık bir dikkatsizliğinde mesela yoldan karşıya geçerken araba çarpabilir, yada kötü bir insan onu hiç yoktan öldürebilir.Bir yere bir elma koyup, bütün iyi niyetli insanları, bütün dinlerden en fazla ibadet yapanları toplayıp, bu elmanın önüne getirip, günlerce ibadet ederek bu elmanın çürümemesini istemeleri, bu elmanın çürümesinde hiç bir engel oluşturamaz.Hiç kimseden dolayı ve hiç bir şeyden dolayı, dünyadaki hiç bir kanun değişmez.
Kötü ve sağlıksız durumlarda müdahale edilmediği sürece bu durumularını sürdürürler.Bu nedenle insan yaşamı müdahaleci olmak zorundadır.Müdahalecilik el ve vucud kirlerimize müdahale etmek gibidir, aynı zamandada bilimsel gelişmenin yegana yoludurda.Dünya sistemimizdeki bütün sağlıksız durumlara müdahale etmek zorundayız.Ticari mantıkta tüm insanlığın faydasına, müdahale edilmeyi beklemektedir.
Evet yukarıdada belirttiğim gibi Allah inancına ve Marksizme çoğu insanlar tarfından bir anlam verilmemesinin bir diğer nedenide budur, kötüye verilmiş olan başarı şansıdır.Ama aslınsa bu çok normal bir durumdur, dünya yaşamındaki büyük sır ve fiziksel kanunlarla alakalıdır.
Evet ben bu duruma BÜYÜK SIR diyorum.Dünayadaki fizik kanunları, diyalektik meteryalizim, tarihsel meteryalizim bu sırra dahil kanunlardır.Neden ilkel bir yaşamda birden bir var olup, doğal kanunları anlayarak ve gereklerini uygulayarak geliştiğimizi, ilerlediğimizi bilememekteyiz.Anlayamadığımız ve anlam veremediğimiz bir çok şey bu sırra dahildir.Yukarıda anlattığım gibi dünya bir oyuncak değildir, ciddi kanunlarla işleyen çok önemli bir mekandır, bu mekanda insanın görevi ve işlevi çok büyüktür.

İnsan bilgi yoluyla sevgiden kopmadan yolunu bulmak zorundadır.
Bunun için bizler BİLGİ VE SEVGİ ilişkisini çok doğru anlamak zorundayız.
Bilgi bugün olduğu gibi sevginin değilde, ticari mantığın atkisine girerse, sonuçları insanlık ve çocuklarımız için çok ağır olur. Tamamen yanlış yönde kötülüklerin, sevgisizliğin, saygısızlığın, sorumsuzluğun, sömürünün, ölüm makinalarının, bilgisi ve tekniğine dünüşür.

İşte bundan dolayıdır ki, bilime mal edilen, varoluş gerçeği ile ilgili olarak ortaya atılan maymunlardan geldik ve bununla parallel olarak üretilen, cinsel devrim teorileri insanlık yaşamına atılmış en büyük ve en tehlikeli iki teorik yalandır.Bu yalanlarla adeta insanlığı çapraz ateşe tutmuşlardır.Bu günümüz bilgi birikiminin ve bilgi anlayışının, sevgisizliğinin en açık göstergesidir.Bu bilgi sevgiden mahrum bir bilgidir.Bunlara ek olarak geliştirilmeye çalışılan Biyoloji çalışmaları, insanlık tarihinin görmüş olduğu en korkunç, en acımasız ve en bilgili ellerindedir.Oligarşinin iğrenç amaçlarından ve şeytani planlarından dolayı bugün sistemimize hakim olan, bigi ve sevgi değil, bilgi ve nefrettir.Bu güç gözümüzün önünde Irak’ta onbirbin çocuğu katletmiştir.Ülkenin en fazla ilaca ihtiyaç duyduğu bir zamanda bağdattaki en büyük ilaç fabrikasına füze fırlatmışlardır.Ellerindeki sihirli mikroskoplar ile kapandıkları labaratuarlarda, yaptıkları şeytani çalışmalarının gerçek sonuçlarını tabiki kimse bilmemektedir.İlk botanik biyoloji çalışmalarını geçen yüzyılın başlarında başlatan Rusya’ya kan kusan bu emperyalist ülkelerin oligarşileri ve gizli şeytani örgütleri bu gün en fazla ödeneklerini biyoloji alanına yapmaktadırlar.Rusyada botanik çalışmalarında amaç, sıcak iklimlerde yatişen bitkileri soğuk iklimlerde yaşayan insanlara götürebilmekti, aynı zamanda paylaşımı sağlayabilmek için üretimin artırılmasına çalışılıyordu, ama şimdi amaç nadir acaba.?
Ticari mantığın ve Allah inançsızlığının, çıldırttığı bu insanların amacı her alanda insanlığı bitirerek dünyada kokunç bir egemenlik, bir tür krallık geliştirmektir.Maymunlardan geldik ve cinsel tabuları yıkalım yalanlarının amacı, insanları asılsızlaştırmak ve içinden çıkılamıyacak bir anlamsızlık duygusunda boğmaktır. Şeytani sistemlerine başkaldıramıyacak Hedonist toplumlar oluşturmaktır.Çocuklarımızı bekleyen tehlike işte budur arkadaşlar.

Allah inancı ve Marksizim’in çekip alındığı toplumlarda HEDONİZM hastalığının geliştirilmesi en büyük amaçlarıdır.Hedonizim zevkten başka hiç bir şeye anlam verememe hastalığıdır.Bu hastalığı yaymak adına, psikoloji biliminin farkına vardığı çeşitli psikolojik yasaları, insanlığın alehine kullanmaktadırlar.

Hatırlarsanız yukarıda bir kaç temel psikolik yasadan bahsetmiştim.İşte bu gerçeklerin bizlere gösterdiği bir önemli konu daha vardır.Bu en önemli konu, dürtülerimizden gelen istek ve arzuları engellemek için sahip olmamız gereken psikolojik savunma mekanizmalarının en önemlisinin Allah inancı olduğudur.
Bir çok dürtüye ve iç güdüye sahipiz, açlık iç güdüsü, cinsel dürtü bunların başında gelir.İnsan potansiyelinde eğitilme ihtiyacı olan bir çok yön vardır.En önemlisi düşünebilen ve gelişmeye açık bir beyne sahip olduğumuz için eğitim şarttır.Aksi taktirde sapık olabilir, katil olabiliriz, alabildiğine barbarlaşabiliriz, potansiyelimizde bunlarda vardır.Üstün olmak için herkesi öldürmek isteyibiliriz.Ama en önemlisi sadece soyumuzu sürdürmek ve mutlu olmak için donatılmış olduğumuz cinsel arzularımızı yanlış yönde geliştirip sapıklaşabiliriz. Her kes ama her kes ile cinsel ilişki kurmak isteyebiliriz.Annemiz, kız kardeşimiz, başkalarının eşleri.Eşcinsel ilişki içinde evlenmekte dahil her şey yapılabilinir.Nasılki bilimi sömürü, ve kan dökme aracı olarak kullanmanın önünde bir engel yoksa dürtülerimizin her istediğini engelmeyede gerek yoktur.Bunu engellemeye çalışmak, gericilik, gelişmemişliktir.Bu kişi yada kişilerin kişiliği tam olarak gelişmemiştir.Onlar henüz o aşamaya varmamıştır.Bu gün Londra’da çok ünlü olan ve hiç bir sınır tanımayanların sözü olan şu deyimi onlar henüz anlayamamışlardır ( Just for fun – sadece eylenmek için).
Uzun süredir psikoloji, felsefede dahil olmak üzere her türlü konuda, okuyup ve yazan biri olarak on iki yıldır taksicilik yaptığım Londra’da gördüğüm ve duyduğum gerçeklik bundan başka birşey değil.Ve inanın bu daha hiç bir şey değildir.Şu anda İngiltere okullarında bir nesil yetişmektedir ki, görmelisiniz, dokuz yaşında kondom ile gezen kız çocuklarından, her türlü uyuşturucuyu satan ve kullanan çocuklara ve özellikle hızla yayılan lezbiyen ilişkilere raslamak çok normaldir.
İşte hedonizim budur arkadaşlar.Bu durum sözde gelişmiş zavallı Avrupanında içler acısı durumudur.
Allah inancı olmayan bir toplum er yada geç hedonistleşir, sapıklaşır.Haksızlıkların, sömürünün karşısında savaşamayacak kadar zevk budalası olur.Bunu anlayan oligarşi, hiç gecikmeden Allah inancına ve gine en büyük düşmanı olan Marksizme saldırmıştır.Şiddet ve bilimsel çalışmalar bu amaçta kullanılmıştır.Geliştirdikleri bütün şeytani planları önce kendi halkları üzerinde kulanmış, daha sonrada gittikleri yerlere zorla lanse etmeye çalışmışlardır.
İnsanlığın Süper Ego dönemine saldırılmaktadır.Bu dönemden Allah inancı çekilip alındığında, çocuğun dürtülerden gelen istek ve arzuları engelelemek için hiç bir gerekcesi kalmayacaktır, her şey ama her şey mümkün olacaktır.Çünkü biz insanlarda doğuştan var olan HAZ İLKESİ gereğince, elemden kaçma ve haz’a yönelme eğilimi vardır.Bu ve buna benzer bir çok psikolojik yönümüz en fazla eğitime ihtiyaç duyan yönlerimizdir.Bunu anlayan oligaşi bu alana yönelmiştir.
Bu gün zavallı Avrupa halkları bu irenç hastalığın elinde kan ağlamaktadır.İngiltere başbakanı kendi ağzından aile kavramlarının yok olması, dokuz, on, onbir yaşlarındaki kız çocuklarının hamile kalma oranının yükselmesi karşısında çaresiz olduklarını açıkca belirtmiştir.Eşcinsel ilişkilerin hat safada olması, alkol tüketimi ve uyuşturucu bağımlılığının inanılmaz düzeyde artmasını, konu edinememektedirler bile.Yabancılaşma, yalnızlaşma, sevgisislik ve inançsızlıktan dolayı, sadece Londra’da var olan, psikolkojik sorunlu insan sayısı bütün Türkiye’dekilerden fazladır.Hastaneler doğlu olduğu için bir çoğu evinde hap tedavisi görmektedir.Ayrıca hastane dışlarında, hemen hemen her mahallede onlar için ayrılmış evler vardır.Bu zavallı insanlar, devletin verdiği küçük bir sus ve sorun çıkarma, mağaşıyla ölümü beklemektedirler.Durumları içler acısıdır.
Ben biyoloji çalışmalarına bel bağlayarak, Allah inancını çürütmeye çalışan, özellikle Marksist, aydın çevreye çok üzülmekteyim.İçine düşdükleri traji-komik bir durumdur.Karşisinda gurur ve onurla kıyasıya savaştıkları, yılana sarılmışlardır. Tüm Dünya Marksistleri derhal bu savunmadan vaz geçmelidirler.

Geliştirmeye çalıştığım teorik sistemin en temel anlayışı olan, Sevgi-Bilgi ilişkisini bir sonraki yazımda inceleyeceğim.Ama şu kadarını söyleyim ki her şeyin sağlıklı olması sevgi ilişkisinden geçmektedir.Sevgi dünyanın harcıdır.Bu harcı anlamaya çalışmak bilgilenmek zorunluluğunu getirir, çünkü dünya bu harçla yani bilgi ile doludur.Bizler bütün bu ilişkileri ticari mantığın dışında düşünmeliyiz, çünkü ticari mantık tarihsel bir yanılsamadır.Allah inancını, insanı ve dünyayı bu yanılsamanın dışında anlamaya çalışmalıyız.Lütfen içinizde yuvalanmış ticari mantığı sorgulayın, onun yaşamınıza müdahalelerinin farkına varın.
Allah’ın bu dünyadaki en büyük muhatabı insandır.Allaha giden yol insandan geçmektedir.İnsanı sevmeyen Allahı sevemez.O halde insanı yani çocuğu sevmekle başlayacaktır her şey.Bir gün dünya, baştan sona, çouğun sağlıklı bir şekilde yetişmesi için örgütlenecektir.
Bu toplum HAK’KA İNANAN KOMİN TOPLUM OLACAKTIR.!! VE BU TOPLUMDA YARİN YANAĞINDAN GAYRİ HER ŞEY PAYLAŞILACAKTIR!!
Çocuk bir kapıdır, biligi bir yoldur ve varılacak yerde yüce HAK’ın sevgisidir
diyorum.
Bu temelde Ticari Mantığa karşı geliştirmeye çalıştığım MANTIK SAVAŞINA herkesi davet ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla teşekkürederim.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 8398, bugün ise 2 kez görüntülenmiştir.

6 Comments

  1. taylan gör diyor ki:

    kesinlikle aynı fikirdeyiz ticari mantık vede tanrı konusunda görüşmek üzere

  2. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Ünlü ticari mantığı birde ekonomiden faizi çıkararak düşünün.Nasıl elmanın düşmanı kurtsa ekonominin düşmanıda faizdir.Bildiğiniz gibi Amerikada ve Avrupada çıkan ekonomik kriz faizden çıkmıştır.Vatikan dahi faize karşı açıklamalar yapmıştır.Faizsiz bir ekonomiyi yürütmek mümkündür.Örneğin TOKİ konutları sadece enflasyon farkı alınarak satılmıştır.Enflasyon farkı faizden ayrı düşünülmelidir.Kar payı ortaklığı sistemiyse ne mantıkta nede dinde yoktur.Bu sistem din adına insanları kandırmaktır.Malesef bu konularda halkı aydınlatacak din adamları yok denecek kadar azdır.Ben devrimlerin hiç yapılmadığına inanıyorum.Yapılan devrimlerde negatif devrimlerdi.Çünkü insanlara ürettirmiyordu.Bir ülkede özel sektör fabrika kurup üretim yapamazsa orda yaşayan halk mutlu olamaz.Bence Marksizmin en büyük hatası buydu.Gerçek devrimci yada mehdi ekonomiden faizi çıkarıp atacak liderdir.İnşallah böyla bir lider görürüz.Saygılarımla.

  3. yuksel diyor ki:

    Evet Insaalah böyle bir lider görürüz.
    Faiz gıbı birçok dini yöntem bence gelecek kuşakları farklı bir psikolojik düzeye çekmenin temellerini oluşturmak amacındaydılar. Mesela üretim teknolojisinin müthiş gelişimi ortak paylaşım önündeki bütün engelleri elbette kaldıracaktı.Ama değişimi istemeyen bundan korkan egemen güçler dinlerin içindeki bu paylaşımcı yönü söküp attılar.Aslına bakarsanız kominist olmayan müslüman olamaz.Zira kominizim bir elmayı dörde bölmektir onu paylaşabilmektir.Elmasını paylaşamayan dünya malına çok fazla saplanmış kişidir. Oysa peygamberlerimiz bu her fırsatta söylemiştirki dünya malı nafidir kardeşliğe bakınö dostluğa paylaşıma bakın.Komsunuz aç yatarken siz tok yatmayın yani kominist olun.Dünya mallarından ve zevklerinden vaz geçerek kendinizi hakka adayın.Sevin sevilin. Sözlerimi hazreti peygamberimizin son sözleriyle bitirmek istiyorum.
    MAZLUMUN HAKKI İÇİN SAVAŞIN

  4. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Ünlü Dünya mallarından ve zevklerinden vazgeçilmesinden ziyade ,dinde haram zevk ve mallardan vazgeçme vardır.1400 yıl evel komünizm yoktu ama Kuranda sosyal yardımlaşma vardı.Eğer bir insan zekatını vermiyorsa bu onun kendi suçudur.Benim komünizmde en çok eleştirdiğim durum, özel sektöre fabrika kurdurmamasıdır.Zaten Çin ve Rusyada bundan vazgeçtiler.Tabi birde ALLAHI inkar bu ideolojide olunca,komünizme sıcak bakamadım.Ancak sizin fikirlerinizede saygı duyarım.Aslında iyi niyetli bütün insanlar faiz sistemine karşı ekonomik sistemler geliştirmeye çalışsalar vahşi kapitalizim yerini serbest piyasa ekonomisine bırakacak.Ama bunun için en küçük bir çaba dahi yok.Saygılarımla.

  5. yuksel diyor ki:

    Fiziki faaliyetlerin öncesinde ve sonrasında var olan psikolojik etkenler bizlerin ana odak noktası olmalıdır.Bizler bir fiziki faaliyetin kendisiyle beraber o fiziki faaliyete neden olan psikolojik etkenleride göz önünde tutmalıyız.
    Bu üçüncü yazıda ticaretin kendisinden çok, ona neden olan psikilojik etkenleri deşifre etmeye çalıştım.Bu bir anlamıyla yaraya doğru teşhiş koyma yöntemidir.
    Şimdi biz şunu anlamalıyız farklı anlayış, akılcılaştırma ve mantık biçimleri gerçeği anlamanın ve ona saygı göstermenin tek yoludur.
    Rusya ve Çinde yetişen insanların psikolojik yapısı ile Amerikada yetişen birirnin psikolojilerinde pek fark yoktur.Kısacası toplum bilimler alanının en önemli biçimi olan Marksizim bilimi bu ülkelerin sosyolokları tarafından tam olarak uygulanamamıştır.Bu tamamen bilimsel bir çalışmadır.En derin psikolojik hastalıklar bile tedavi edilirken hafif düzeyde akıl hastalığı sayılan bencillik, kıskançlık, sebebsiz nefret ve sevgisizllik gibi hastalıklarında tedavisi elbette mümkündür.
    Şunu bilmek gerekiyorki sosyalizim ile kominizim arasında çok büyük bir fark vardır. Dünyaya kominist bireyler gelmiştir ama kominizimin kendisi gelememiştir.Yanlız sosyalist denemeler yapılmıştır.Bunlarda sosyolojik, bilimsel deneme yanılma çalışmalarıdır.
    Kominizim çok başka bir ekonomik düzenden çok, çok başka bir anlayış ve mantık sisteminin adıdır.Bu mantık sistemi islamın özünde olan mantık sisteminin kendisidir.
    Karl Marx şöyleder ‘O günün insanını bu günden bilirlememiz mümkün değildir.Onlar ağladığında bizler güleceğiz bizler ağladığımızda onlar gülecekler’
    Beşbin yıllık cehaletin, ticari alışkanlıkların neden olduğu psikolojik yapıyla Allah inancınında, paylaşımında, sevgininde yanlış anlaşılması normaldir.Komin felsefein üstünlüğü buradan gelmektedir, kominizim beşbinyıllık dörtüleri yok edip geleceğe gülerek bakabilmektir, bunun için savaşa bilmektir, bütün ilkel yanılgılardan sıyrılıp sevgiyi ve bilgiyi doğru anlayabilmektir.
    Dolayısıyla gerçek bir mümin olabilmektir.Saygılar

  6. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Ünlü ben bitiş cümlenize takıldım.Bu gerçek müminler nerede?Din kisvesi altında Asya bankı kurarak tefecilik yapan cemaatler.Bunlara gıkını dahi çıkarmayan t.v lerdeki din fetfacıları.Kendileri milyarlar kazanırken elemanlarına asgari ücret veren hacılar.İşin daha garip tarafı bunları eleştiren ateistlerde yok piyasada.Tahmin ediyorum onlar ayetleri çarptırmaktan bu tür eleştirilere pek vakit bulamıyorlar.Saygılarımla

Leave a Reply