BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Dağların kazık olarak yaratılması

Yazar: Ferda Yamanoğlu

Nahl suresi 15. ayet ve birçok ayette (Sarsılmamanız için dağları kazık olarak yarattık) der. Dağların yüksekliğinin sekiz katı kadarda kökü mevcuttur. İşte bu ağırlık yerçekimi etkisiyle esnek bir kazık oluşturur. Bunu anlamak için basit bir deney yapabiliriz. Bir pet şişeye biraz su dolduralım ve havuza bırakalım. Sonra durgun suyu dalgalandıralım. Aynı deneyi eski su miktarının beş misli su doldurarak tekrarlıyalım. Pet şişenin daha az sallandığını göreceğiz. Yani ikinci seferde yerçekimi, ağırlıkla orantılı olarak artmış şişenin daha az sallanmasını sağlamıştır. İşte dağlarda kıtalarla beraber sıvı lav üzerinde yüzerken kökleriyle bu etkiyi göstererek sarsıntıların etkisini azaltır. Eğer dağlar olmasaydı hisetmediğimiz birçok depremi hissederdik. Az hasarlı depremlerse çok daha yıkıcı olurdu. Dağlar depremlerin olmasını engellemiyor, şiddetini azaltıyor. Karşı görüşleri de dinlemeye hazırım.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 21772, bugün ise 25 kez görüntülenmiştir.

51 Comments

  1. Bigalıoğlu diyor ki:

    haklısınız efem,ne diyeyim.dağlar kazık olarak nasıl yaratılır?kara parçalarının birbine hızlı bir şekilde çarptırılmasıyla.bu çarpışma uzun süreli dünyanın dönüşüne bağlı olsa da yüksek dağların bilinçli bir şekilde çarptırıldığı da düşünülebilir.yanlız bütün bunlar dünyanın ilk zamanlarında oluyor.şu sıralar dağlar pratik olarak çarrptırılamaz.çünkü kabuk soğuyor.Tanrı da mantık ve matematik kullanır.bu konu iyi olmuş,elinize sağlık.

  2. Ustyazi diyor ki:

    Yer kürenin yarıçapı 6371 Km’dir. Dünyanın en yüksek zirvesi (Everest) 8.748 m. Hadi 8 değil 10 katı kadar kökü olsun. Bu durumda:

    8.748 x 10 = 87.480 m

    (Hadi bunu da yukarı yuvarlayalım) yaklaşık olarak 90 Km. Bu uzaklık 900 Km olan üst mantonun üst katmanlarını ifade ader.

    “Manto, yerkabuğu ile çekirdek arasında kalan kısımdır. Yer kabuğunun en ince olduğu okyanus tabanlarında 5 km, en kalın olduğu büyük dağ sıralarının altında ise 70 km derinlikte başlar ve 2900 km. derinliğe kadar devam eder. Yer kürenin toplam hacminin %82’den fazlasını, kütlesinin ise %67’sini oluşturur. Çekirdekte bulunan demir, nikel, oksijen ve kükürte ek olarak magnezyum, alüminyum ve silisyum içerir, ve büyük kısmı, bu elementlerin çeşitli şekillerde kombinasyonlarından oluşmuş kayaç yapıda bileşiklerden oluşur.”

    Deprem dağları da içinde barındıran büyük levhaların hareketleri sonucunda ortaya çıkan bir olgudur. Bu sebepten dağın köklerinin pek bir etkisi olacağını sanmıyorum. Dağların köklerinin etkisinden ziyade bir dağın olması zeminin kayalık olması ihtimalini yükseltir. Asıl depremin hızını yavaşlatan ise bu zemin faktörüdür.

    İncelenebilecek bir yazı: http://www.benkoltd.com/deprem/deprem_zemin.htm

  3. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sizin yaptığınız hesaba göre Everestin 50Km lik kök kısmı sıvı olan üst mantonun içinde yüzüyor.(Kabuğun kalınlığı yaklaşık 40 km civarında)Zaten bunu (üst mantonun üst katmanları) diyerek sizde kabul ediyorsunuz.Eğer arama motoruna izostasi yazarsanız yerçekimi etkisiyle dağların nasıl kazık olarak depremleri azalttığını bilimsel olarakda inceleyebilirsiniz.Dahada inanmazsanız yazımdaki basit deneyi yaparak gözünüzlede görebilirsiniz.Saygılarımla.

  4. yuksel unlu diyor ki:

    Dağların rüzgarların hızlarını kesip, bir çok fırtınayı engellediği bilimsel olarak bilinmektedir.Aynı şekilde ağırlık noktalarıyla yerçekimi esasına göre bir denge unsuru sağladıklarıda kolaylıkla anlaşılabilir.
    Kesinlikle zarardan çok faydaları vardır.
    Bir ideann üzerine hüvcum ruhuyla deilde bilimsel anlamda bir merak ve araştırma hırsıyla gidilirse daha sağlıklı olur diye
    düşünüyorm.Mesela bir konuyu eleştirmeye hazırlanırken önce dürüstce o iddeanın doğruluk payınada eğilmek gerekiyor.
    Bence bu konuda hem Ust yazının hemde Ferda beyin söylemleri doğrudur.Ama bu iki doğruyu iki ayrı şeymiş gibi tartışmak yanlıştır.

  5. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Da Vinci yazımla ilgili yorumlarınızdan faydalanabilirmiyim?

  6. ustyazi diyor ki:

    Dağların kök derinliklerine ilişkin herhangi bir ölçüm bulamadığım için bazı varsayımlar üzerinden düşündüğümü belirterek söze başlayayım.

    Öncelikle belirtmek istediğim yerkabuğunun kıtalar altında kalan kısımlarının 30-70 Km arasında değişen bir derinliğe sahip olduğu ve dağların altında 70’e doğru yakınsadığıdır. Bu nedenle everestin sizin ifadenizle 50 Km olan kökünün yer kabuğunda olduğu görülmektedir.

    Bundan ayrı olarak üst manto sıvı değildir. Kıta levhalarının hareketine olanak sağlaması bakımından akışkan yapıdadır. Everest ise bu kıta levhaları üzerinde bulunmaktadır. Yani katı bir yapı üzerinde durur. Depremler ise bu levha hareketleri sonucu meydana gelmektedirler.

    Başka bir yazı altına yazmış olduğum bir yorum. Bu konu ile alakalı olduğu için buraya da yazmayı uygun buldum:

    Öncelikle dağlar ve depremleri inceleyelim:
    Dağlar depren adı verilen tektonik hareketler sonucunda oluşurlar. Bu nedenle dağlık bölgeler deprem riskinden uzak alanlar değildir bunu vurgulayalım. Yani dağların kendi oluşmaları bile depremlere bağlı iken deprem konusunda nasıl bir etkisi olabilir?

    Dağların kökleri buna engel olabilir denmiş bazı yerlerde. Bu da asılsız bir olaydır. Şöyle açıklayalım:
    Dünyanın tabandan(dağın başlangıç noktası), zirveye en büyük dağı Hawaii’de bulunan Mauna Kea dağıdır ve 10.000 metre(10 Km) uzunluğa sahiptir. Bunun ise sadece 6000 metresi toprak altında bulunur. Ancak depremler ise 300 Km derinliğe kadar inmektedir. Yüzey depremi olarak adlandırılan depremler bile 30 Km derinliğe kadar inerler.

    Deprem ve dağ ilişkisi incelenecek olunursa Japonya buna güzel bir örnektir. Japonya fiziki haritası incelenecek olunursa dağlık bir yapıda olduğu görülebilir. Ancak japonyada her yıl 7.0 şiddetin üzerinde depremler de dahil yüzlerce hatta binlerce deprem meydana gelir ve dahların ne depremlere ne de şiddetine bir etkisi olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte can ve mal kaybını önleyen de yine dağlar değil mühendislerdir.

    Dünyanın yapısına değinecek olursak, Ülkemizi göz önüne alalım. Ülkemiz Anadolu plakası üzerinde yer almaktadır ve bu plaka her yıl 25 mm batıya doğru kaymaktadır. Üzerinde bu kadar dağ olmasına rağman de bu değişmemektedir. Yani dağların bu çok yavaş hareketlenmeye bile etkisi olmazken deprem gibi şiddetli sarsıntılara mani olmasını bekleyemezsiniz.

    Dağların tek faydası insanlara sağlam zeminler hakkında bilgi vermesidir. Bunun dışında bir faydasından söz edilemez.

  7. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın üst yazı yazımdaki bu basit deneyi niye anlamak istemiyorsunuz.Öncelikle size kazığı tarif edeyim.Bir kısmı dışarda büyük bir bölümüde toprağın altındadır.Çivide kazıkla aynı işi görür.Dağda aynı şekildemidir?Bunun kökü olduğuna sizde itiraz etmiyorsunuz.Yer çekimi bu dağ kütlesini merkeze çeker.Böylece kabuğun deprem sırasında daha az sallanmasını sağlar.Depremin derinliği önemli değildir.Size son bir örnek.Bir gazete kağıdını bir yüzeyin üzerine koyun.Sonra elinizle çekin.Aynı kağıdın üzerine yumruk büyüklüğünde birkaç tane taş koyup tekrar çekin.Biraz daha zorlanarak çekeceksiniz kağıdı.Yani kağıt kabuğu ,taşlarda yerçekimi etkisiyle çalışan dağları temsil edecektir.Artık anlamışınızdır.Okulda öğretmenlerinize kök söktürdüğünüz belli oluyor.Kuranın o devirde bunu nasıl bildiğinide araştırmakda sizin işiniz olsun.Saygılarımla.

  8. ustyazi diyor ki:

    Su şişesi deneyiniz aynı mantığa sahip değildir. Çünkü şişe herhangi bir zemine bağlı değil ve yüzmektedir bu nedenle dağ ile benzer bir özellik gösteremez.

    Gazete kağıdı deneyiniz daha akla yatkındır ancak burada mesele dağı oluşturan da üstünde bulunduğu tabakadır. Yani gazete kağıdı üzerindeki dağı kendi kareketleri ile oluşturur. sizin mantığınıza göre tabakaların üzerine dağlar sonradan yerleştirilmiş. eğer durumu böyle incelersek haklısınız derim. Dağlar sonradan çakılıp tabakanın hareketlerini sabitledi. Fakat bilimsel araştırmalar gösteriyorki tabaka hareketleri dağları oluşturu. Başka bir kanıt ise everestin yıllık olarak milimetrik yükseklik artışına maruz kalmasıdır.

  9. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sonunda anlamışınız.Sayın Da Vincindende bir ses çıkmadığına göre demekki gerçekleri oda kabul ediyor.Benim Da Vincine tavsiyem Kuranla ilgili yorumlarını bir kez daha gözden geçirerek doğru yorumlarda bulunmasıdır.Ne Güneş nede gerçekler balçıkla sıvanamaz.Saygılarımla.

  10. jeolog diyor ki:

    Sayın Ferda Yamanoğlu, mesleğinizi öğrenebilir miyim?

  11. jeolog diyor ki:

    Öncelikle belirtmek isterim ki dağların oluşumu 1970 li yılların ortalarında ortaya atılan ve kıta tektoniği olarak bilinen, bugün bütün dünyada kabul edilmiş ve ispatlanmış bir teori ile açıklanmaktadır. Google da ufak bir arama yaparsanız detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
    Buradaki konumuz depremin dağlık bölgelerde az hissedilmesi zannedersem. Bunun sebebini de dağların kabuk içerisine uzanan kök kısımları olarak yorumlamaktasınız.
    Üstyazı arkadaşımız çok güzel bir cevap yazmış. Tekrar okumanızı tavsiye edeceğim. Sizin mantığınızı doğru doğru kabul edersek, bugün, tektonik aktivitelerin en yoğun olduğu japonyada deprem olmaması veya çok hafif olması gerekiyor. Hatta o kadar uzaklara gitmemize gerek yok. Ülkemizde de 1. derece deprem bölgeleri hep dağlık kısımlardır. Depremin az hissedildiği dağlık bölgeler ise bahsedildiği gibi depremden en az etkilenen yerler olacaktır. Çünkü dağlık kısımlar tek bir parça olarak hareket eder ve yüzeyin altında boşluk olmadığı için ( ovalara ve taşınmış malzeme ile dolu bölgelere nazaran ) herhangi bir oturma veya hareketlenme olmaz. Kısaca yaşça genç dağların olduğu yerkabuğu bölgelerinde deprem şiddetli olacak ve dağlık bölge bundan fazlası ile etkilenecektir.
    Son olarak dünyada her 10 saniyede bir deprem olmaktadır. İnsanoğlu bu gerçekle yaşamayı öğrenmiş ( japonlar ve amerikalılar) veya öğrenmek zorunda kalacaktır ( maalesef Türkiye). Saygılarımla.

  12. ustyazi diyor ki:

    Sanırım ne demek istediğimi anlamadınız. Kuran dağların kazık olarak yaratıldığını söylüyor. Ancak bilim tersini söyler. Dağlar sonradan depremler ve kıta hareketleri nedeniyle oluşmuştur. Bunun neresi sizin ayetinizin kanıtı????

  13. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sonuna kadar haklısınız.

  14. ustyazi diyor ki:

    Alınganlık yapmak yerine sağlam argümanlarla gelmeniz daha sağlıklı bilgi akışı sağlayacaktır.

  15. Bigalıoğlu diyor ki:

    http://i40.tinypic.com/5nk80i.jpg
    http://img03.blogcu.com/images/o/d/e/odevkonum/levhalar1_1239037249.gif

    Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. (hicr 19)

    Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. (kaf 7)

    http://img03.blogcu.com/images/b/i/l/bilgicesmesi/9c70a904100fd72e6c0242e681a6db21_1266752967.jpg

    http://kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=13

    dünya üzerinde insanoğlu’nun yerleşim yerlerine baktığınızda bir çoğu nehirlerin denize birleştiği yerlerde şehirler kurmuşlardır.dünya nüfusunun bir çoğu deniz kenarlarında, ovalarda ve zeminin gevşek olduğu yerlerde yaşamaktadır.halbuki dağların üzerlerine şehir inşa etselerdi depremlerin etkilerine daha az maruz kalacaklardı.onlar Tanrıyı dinlemiyorsa, bunda Tanrı’nın ne suçu var?

  16. nn.atte7 diyor ki:

    sayın yamanoğlu savlarınız herhangi bir bilimsel kaynağı temel almadan sadece basit bir akıl yürütmeye dayalı bir görüş.kuran da bunu işaret ediyorsa tamamdır herhangi bir kaynak aramaya gerek yoktur demişsiniz bir nevi.başka bir yazıya yaptığınız yorumda ‘dağların kazık olarak yaratılması’ isimli bilimsel yazımda buna değindim demiştiniz ama yazınızda bilimsellikle ilgili birşey göremiyorum.sadece kurandan kimi yerleri alıyor bunu bilimsellikle bağdaştırmaya çalışıyorsunuz.bir yerde de yerin 7 katlı yaratılması diye çıkıp gelmiştiniz.ancak iddianız dayanaksız olunca teker teker kuranın her yerini deniyorsunuz sanırım.inancınızı sağlamlaştırmak için illa ki mucizeye mi ihtiyacınız var.eğer ki; bakın benim dinim bilimsel olarak da destekleniyor o yüzden inanıyorum diyeceksiniz konuşan yılan, 900 yüz yıl yaşayan insan, 30 metrelik insan vb. diğer iddaaların da ne kadar bilimsel olduğunu takdirinize bırakıyorum.

  17. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Pardon 30 m lik insan hangi ayette yazıyor?Saygılarımla.

  18. nn.atte7 diyor ki:

    buradan inceleyebilirsin:
    http://www.sorularlaislamiyet.com/index.php?s=show_qna&id=17369

    bu arada verdiğim örneğin hadis olduğunun farkındayım.eğer bu konuda bir itirazınız olursa ben peygamberin yalancısıyım.
    bu arada yaş konusunda yanılmışım 1000 veya 2000 yıl olabilirmiş.yanlışlık için üzüntülerimi belirtir saygılar sunarım.

  19. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Ya kardeşim yapma.Birçok uydurma hadisin olduğunu benim kadar iyi biliyorsun.Yaşa gelince 50 yıl eksik biliyorsun.Hz Nuhun 950 yıl yaşadığını söylüyor Kuran.Sirke sineklerinin genleriyle oynanarak ömürlerinin 2 katına çıkarıldığını biliyorsun.İnsan bunu yaptıktan sonra ALLAHIN insan ömrünü uzatmasının neresine şaşıyorsun?Yılanın konuşması diye birşeyde yoktur.Madem Kuran hakkında yorum yapıyorsunuz, birkaç defa baştan sona okuduktan sonra yorum yapın.Richard Dawking ilk canlı hücresinin uzaylılar tarafından yaratıldığını söyliyerek kendi kendini bitirdi.Sizlerde o duruma düşmeyin.Arama motoruna izostasi yazarsanız bütün bilimsel yazıları bulacaksınız.Saygılarımla

  20. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    İngilizce olarak isostasy yazarsanız Britanikanın web sitesinde çok güzel bir video var.Bakalım buna ne diyeceksiniz?

  21. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Richard Dawking ilk canlı hücresinin uzaylılar tarafından yaratıldığını söyliyerek kendi kendini bitirdi.”

    ukela bir adam,basit mantık yürütmelerle inançla alay etmeye çaılışmıştı.bir videosunu izlemiştim.ama “inanç neden (veya nasıl) varoluyor?” diye kendisine sormak isterdim doğrusu.

    ilk hücreyi uzaylılar yaptı mı diyor,bu gerzek.bu doğru mu? birisi bu sözü doğruyalayabilir mi veya yanlışlayabilir mi? başka bir şey demiş olmasın.dawkinsçi vardır herhal buralarda bir yerde.

  22. Bigalıoğlu diyor ki:

    http://www.britannica.com/EBchecked/topic/296537/isostasy

    eh!türkçesini de birisi anlatsın,gavurca bilmiyoz.ferda,direk link versen daha iyi olur.vatandaşa arattırma.

  23. nn.atte7 diyor ki:

    hâlâ kaçak dövüşmeye devam ediyorsunuz.herhangi bir link vermeden sadece böyle bir şey vardı hadi bakalım bunu da yanıtlayın diyor ve belki de karşıdakinin araştırmayacağını düşünüyorsunuz.ilk olarak bilmeniz gereken şey iddaa sahibi sizsiniz.bu yüzden iddianızı destekleyecek argümanları göstermesi gereken kişi de doğal olarak sizsiniz.böyle birşey var diyorsanız bunu bir linkle de doğrulamanız gerekmektedir.
    neyse fazla uzatmadan temal savınıza dönecek olursak ilk olarak izostaziyi araştırmamız gerektiğini söylemişsiniz.birkaç yerde okumama rağmen izostazi ile deprem arasında bir ilişki olduğunu gösteren bir yazıya rastlamadım.varsa; bunu, ‘var böyle bir şey ya araştırın işte’ demek yerine göstermenizi isteyeceğim.ikinci olarak bahsettiğiniz ve yine linkini vermediğiniz britannica videosu.dediğiniz gibi aradım ve şöyle bir video buldum:

    http://www.britannica.com/EBchecked/media/121637/The-theory-of-isostasy

    ancak maalesef bu videoda da izostazinin depremle ilgisinin belirtildiği bir bölüme rastlamadım.belki kaçırmış olabilirim.eğer ki bu video da öyle birşey olduğunu söylüyorsanız tam olarak hangi saniyede ve ne dediğini de cümle olarak yazmanızı isteyeceğim.eğer ki video iddaanızı doğruluyorsa bunu yapmaktan kaçmak yerine seve seve dediklerimi yapacağınızı düşünüyorum.
    bir üstteki yoruma da bakarsak 950 yıl dediği için yanıldığımı söylemişsiniz.benim söylediğim kendi verdiğim linkteki yazıyla ilgiliydi.ve evet farkettim 950 yıl olunca bahsedilen olay göze daha bilimsel gözüküyor.eğer farkındaysanız 950 yıl yaşama konusunda bir kanıtınız yok.kanıt olarak sunduğunuz şey kuran.bunu doğrudan kabul etmek de ne kadar bilimsel bir yaklaşımdır takdirinize bırakıyorum.ve bir de yılanın konuşması durumu var.bahsettiğim olay tevratta geçiyor.madem ki kuranı birkaç defa okuyan birisiniz aynı kuranın tevratı doğrulayıcı olduğunu da bildiğinizi sanıyorum.
    bir de hadisler konusu var.benim burada anladığım insanların işine gelen hadisi doğru kabul edip işine gelmeyen hadisleri de yalan olarak nitelediğidir.nedense; temizlik imandandır,İlim Çin’de de olsa alınız vs. hadisler söz konusu olunca hiç kimse bunun yalan olacağını söylemiyor.ancak iş mantıkla bağdaşmayacak hadislere geldi mi buna karşı çıkılıyor.bu arada verdiğim örnekte çelişkili olarak nitelendirilecek bir hadis kaynağı değil buhari esas alınmıştır.aşağıda paylaştığım linkte hadisler hakkında genel bir bilgi bulabilirsiniz.ve sağlam hadis kaynakları bölümünü özellikle incelemenizi isteyeceğim.ve yazının sonundaki ‘yalan hadis bildirme ve cehennem’ ile ilgili bölüme bakacak olursanız insanların yalan hadis uydurmaya fazla istekli olmayacaklarını düşünüyorum.bahsini ettiğim yazı:

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Hadis

    söyleyeceklerim bu kadar.bakın link vermek bu kadar kolay ve insanların kafasında soru işareti bırakmamak açısından da faydalı.umuyorum sizden de benzer bir yaklaşım görebilirim.saygılarımla.

    Not:bu arada yerin 7 katlı olduğu hakkında herhangi bir geri dönüş yapmadığınızı gördüm.bu yanıldığınız anlamına mı geliyor acaba?

  24. Bigalıoğlu diyor ki:

    isostasy dünya dış kabuğunun kendini dengelemesi anlamına geliyormuş.ayrıca bizde link verdik.ferda’nın isostasy ile anlatmaya çalıştığı orada gösterilen dağın yüksekliği oranında (hatta daha fazla) kökününde olduğuydu.

    ama atte7; siz sadece muhalefet yapmaya çalıştığınız için ne benim linkimi nede videoda anlatılmak isteneni göremiyorsunuz.burada gerçeği bulmaya çalışıyoruz.sen haksızsın,ben haklıyım kavgaları bilimselliğe yakışmaz,dimi efem…

    bu arada yeryüzünde depremlerin büyük çoğunluğunun dağlık bölgelerde olduğu görülsede aslında dağlık bölge değilde levha kırıkları ve volkanik faaliyetlerin yoğun olduğu yerlerde depremler olur.

    en çok depremler dağlık bölgelerde olur (yanlış)
    en çok depremler levha kırıkları üzerinde olur. (doğru)

    en çok volkanik faaliyetler levha kırıkları üzerinde olur (doğru)

    olay gayet basit aslında,kabuk tabakasının altı sıcak jölemsi bir yapıdadır.üst kabuk bu sıcak jölemsi maddenin üzerinde yüzer.alt kısımlar soğudukça kabuk tabakası büyür.kabuğun ince olduğu kısımlardan lavlar çıkış arar.dünyanın dönmenin yarattğı bir levha hareketi ile levhalar birbirine sürter ve deprem olur.

    gelelim konumuza dağların kazık olarak yaratılması.yukarıda dediğim gibi dağlar sonradan kazık gibi çakılmaz.siz iki kara parçasını birbirine çarptırdığınızda çarpışan yüzeylerin bir kısmı yukarı bir kısmıda aşağı doğru hareket edecektir.çarpışma ne kadar hızlı olursa (veya sürekli) olursa dağlar o oranda yüksek olur.

  25. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Bigalıoğlu tamda söylediğim videoyu bulmuşunuz.Dağın yerçekimi etkisiyle kabuğu nasıl aşağı bastırdığı açıkça görülüyor.Saygılarımla.

  26. nn.atte7 diyor ki:

    verilen videoda asıl kastedilen konu olan dağların depremlerin etkisini azalttığı ile ilgili bir kısım göremiyorum ve üstte sorduğum soruyu tekrarlıyorum.videonun neresinde geçiyor?bu arada bigalıoğlunun hem onun deyimiyle ‘cavurca’ anlamaması hem de verdiği linkin anlamadığı dilden bir makale içermesi gerçekten takdire şayan bir durum.yerin 7. katından saygılarımla.

  27. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Yerçekimi baskısıyla kabuğu mantoya esnek olarak bağlayan dağların , kabuktaki deprem dalgalarını azaltacağını sizden başka göremeyen olduğunu tahmin etmiyorum.Saygılarımla

  28. nn.atte7 diyor ki:

    sizin deyiminizle ‘sonuna kadar haklısınız’.gösterdiğiniz tüm o linkler ve kaynaklar bunu doğruluyor.7 linkinizin her biri ayrı bilimsel.bu arada size yeni bir araştırma konusu daha verebilirim.göğün 7 katlı olmasını da inceleyin.araştırmanızın son parçası o olsa gerek.bu arada fark ettim haftada 7 gün olması da bir mucize.saygılarımla.

  29. jeolog diyor ki:

    “Bigalıoğlu
    olay gayet basit aslında,kabuk tabakasının altı sıcak jölemsi bir yapıdadır.üst kabuk bu sıcak jölemsi maddenin üzerinde yüzer.alt kısımlar soğudukça kabuk tabakası büyür.kabuğun ince olduğu kısımlardan lavlar çıkış arar.dünyanın dönmenin yarattğı bir levha hareketi ile levhalar birbirine sürter ve deprem olur.”
    “Ferda Yamanoğlu
    Yerçekimi baskısıyla kabuğu mantoya esnek olarak bağlayan dağların , kabuktaki deprem dalgalarını azaltacağını sizden başka göremeyen olduğunu tahmin etmiyorum.”
    Tekrar merhabalar,
    Yukarıda yazılan yanlışları düzeltmeden önce, sevgili atte kardeşimizi sakin olmaya ve insanlara biraz saygılı olmaya çağırıyorum. Amacımız polemik yapmak mı yoksa bazı olayları irdelemek mi anlayalım. Bu şekilde hiç bir yere ulaşamayız.
    Ben yine kendime hakim olamayıp aşağıdaki açıklamaları yapmak zorunluluğu hissediyorum.
    Öncelikle ilk alıntım sayın Bigalıdan
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Levha_hareketleri
    Linkte yerkabuğu üzerinde bulunan plakalar ve hareketleri hakkında detaylı bilgi mevcut. Söylediğiniz gibi depremlerin dünyanın dönmesi ile bir alakası yok.
    Yani levha hareketlerinin sebebi dünyanın dönmesi değil. Ayrıca alt kısımların soğumasıyla kabuğun kalınlaşması diye bir şeyden bahsedemeyiz. En azından bu kalınlaşma olayı milyar yıllarla ölçülebilir. Yerkabuğu, sürekli bir dolaşım içerisindedir. Bir tarafta magma yeryüzüne çıkıp soğuyarak kabuk halini alırken, diğer tarafta kabuk birbiri altına girerek magma içine dalarak erir ve magmalaşır. Bu döngü devam ettiği sürece dünya yaşayacaktır. Siz buna ister yaratılış ister rastgele düzen deyin gerçek bu.
    Sayın ferdanın yazdığı cümle ise, eğer ben yanlış anlamadım, ise tamamen yanlış. Öncelikle depremler mantonun hareketinin yüzeyde hissedilmesi değildir. Deprem dediğimiz olay zaten kabuğun kendisi ile sürtünmesinden dolayı meydana gelir. Şöyede denilebilir; burada hareketli olan kısım mantonun üzerindeki kabuktur mantonun kendisi değil.
    Umarım birazda olsun yardımcı olabilmişimdir. Saygılar.

  30. ustyazi diyor ki:

    Bir süredir yoktum bu nedenle biraz konu birikmiş. Son mesajımdan itibaren sırayla cevaplayacak olursak:

    1) Bigalıoğlu, insanların eski devirlerde kaynaklara yakın olmaları gerekliydi. Hayatlarını devam ettirmenin daha kolay bir yolu yoktu. Depremlerle ilgili bir konu değil.

    2) İzostasi gravite (yani yer çekimi) ile dünya dengesinin sağlanmasıdır.
    (Bkz: http://citeseerx.ist.psu.edu/viewdoc/download?doi=10.1.1.169.4843&rep=rep1&type=pdf
    Bkz: http://denizaslim.blogcu.com/izostasi-nedir-jeoloji-izostazi-jeofizik-izostazi-izostasi-izost/6331793)

    Ayrıca 2. link hakkında özet geçelim: İzostaside bahsi geçen denge için dağlar etraflarındaki düzlüklere nazaran daha hafif maddelerden meydana gelmek zorundadır. Yani izostasi aslında sizi çürüten bir konu. İsterseniz fazla bel bağlamayın.

    Videoda bahsedilen konu ile dağların köklerinin ya da depremlerin herhangi bir alakası bulunmamakta. Dağların evriminden bahsedildiği ise açıkça görülmektedir.

    3) Richard Dawkins hakkındaki iddialar için cevabı ve olayın aslını yine kendisinden dinleyelim: http://richarddawkins.net/articles/2394

  31. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın nn atte 7 gökle ilgili yeni bir konu açmışınız.Ancak bunu(7 Kat) tartışmak için önce enbiya suresi 32. ayeti(göğü korunmakta olan bir tavan olarak yarattık) tartışmamız lazım.0 devirde bir çok ateist ve agnostik bu ayete gülmüştü.Çünkü gökte bir tavan olabileceğini görmedikleri için hiç tahmin etmiyorlardı.Ama bilim üzerimizde bizi güneşin zararlı ışınlarına ve göktaşlarına karşı koruyan bir tavan olduğunu ispat etti.Sadece bu ayet bile birazcık düşünen bir insan için Kuranın tam bir ispatıdır.Bilim bu devirde yaşayan insanlar için büyük bir rahmettir.Böyle bir rahmetten faydalanmayarak inkara ve günaha dalıp ahiretini karartan insanlara hem üzülüyor hemde şaşıyorum.Saygılarımla

  32. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Söylediğiniz gibi depremlerin dünyanın dönmesi ile bir alakası yok.
    Yani levha hareketlerinin sebebi dünyanın dönmesi değil. Ayrıca alt kısımların soğumasıyla kabuğun kalınlaşması diye bir şeyden bahsedemeyiz. En azından bu kalınlaşma olayı milyar yıllarla ölçülebilir. Yerkabuğu, sürekli bir dolaşım içerisindedir. Bir tarafta magma yeryüzüne çıkıp soğuyarak kabuk halini alırken, diğer tarafta kabuk birbiri altına girerek magma içine dalarak erir ve magmalaşır. Bu döngü devam ettiği sürece dünya yaşayacaktır. ”

    1.levhaların hareket etme sebebi nedir?
    2.kabuk mağma içine dalarak eriyorsa dağların kökleri neden erimiyor?

    başka bir yerde duymamış,okumamış olabilirsiniz.kendinize tez konusu yapabilirsiniz bu söyleyeceklerimi.levha hareketlerinin sebebi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesidir.dünya batıdan doğuya doğru döner,kabuk ise tam tersi yönde bir kuvvet uygular yani doğudan batıya doğru.milyarca yıl önce levhalar çok daha fazla hareketliydi bunun sebebi kabuğun ince olması,çok fazla çatlak olması ve dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşünün daha hızlı olmasıydı.günümüzde ise kabuk eskisine nazaran daha kalın ve soğuktur.çatlaklar büyük ölçüde kapanmıştır,dünyanın dönüş hızı yavaşlamıştır.milyarlarca yıl önce levhalar biribirinin üstüne binmiyordu,kabuk soğudukça daha katı ve kalın olan levha diğerinin üstüne binmeye başladı.ancak bu olay çok yavaş ve etkisiz oluyor çünkü kabuk büyük ölçüde soğudu ve soğumaya devam ediyor.kıtalar ve levhalar her geçen milyon yıl daha ağır hareket ediyorlar.dünya soğuyor,döngüsel bir hareket yok.4.5 milyar yıl önce kızgın bir kütle olan dünyamızı gözünüzün önüne getirin.yada diğer gezegenleri,hepsi kızgın birer cıva tanesiydi.ve hepsi soğudu.dünyamızda soğuyacak ve bir gün bakmışsınız 1 milyar yıl sonra hiçbir hareket yok.

    kısaca levha hareketlerinin sorumlusu dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşüdür.levha sürtüşmelerinin sonucuda depremler meydana gelir.enteresan olan dağların oluşumunda katı maddelerin çarpışmaları sözkonusudur(volkanik dağlar hariç).ve bu levhalar oluşumun bir devresinde bilinçli müdahale görmüş olabilir.yani tanrı müdahalesi…

    Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik. (hicr 19)

    Yeryüzünü de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bitirdik. (kaf 7)

  33. jeolog diyor ki:

    Tekrar Merhabalar,
    Sayın Bigalıoğlu, söyledikleriniz tamamen doğru. Biraz araştırınca açıklamalarınızın doğru olduğu ortaya çıkıyor.
    Allah’a emanet olun. Saygılarımla.

  34. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Düzensizlik diye bir şey olmayabilir.Kuran ve bilim bunu söylüyor.Uzayda ve Dünyada her şey hassas dengeler üzerinde duruyor.Aynı durum yaşadığımız olaylardada mevcut olabilir.Bizim düzensizlik olarak düşündüğümüz olaylar düzenin bir parçası olabilir.Kehf suresi 54-82 ayetler bunu yazıyor.Ayetteki o iki yetim çocuk zengin olmaya layıktı.Ama Hz Musa dahi bazı gerçekleri göremeyip isyan ettiyse benim isyanımı çok görmeyin.

  35. metafizik19 diyor ki:

    ferda kardeş… hz. Musa Kuranda sık sık ismi geçtiği için kehf suresindeki bahsettiğiniz ayettede musa ismi geçince müfesssirler doğal olarak şaşırmış ve bu Musanında peygamber Musa olduğunu sanmışlardır.
    Oysa O ayetlerde adı geçen Musa tarihi herhangi bir kişiliktir.
    Bu Musanında tabi olduğu ^^alim kul^^ aslında kuranın adını zikretmediğimiz dediği peygamberlerden biridir. Bunu nereden anlıyoruz.
    Biz o kulumuza rahmet indirmiştik derken ayrıca surenin sonlarına doğru ^^Bunları ben kendi isteğimle yapmadım derken aslında gelen vahye göre hareket ettiğini anlatmıştır.

  36. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Asıl önemli olan ayetin verdiği mesajdır.Çokda doğru bir mesajdır.Olayların arkasındaki gerçeği bilmeden hüküm yürütmemiz,yada isyan etmemiz yersizdir.Herkes layığına göre bir hayat sürer.Evrende düzensizlik yoktur.Saygılarımla

  37. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    0=+1-1 yokluğu, varlık alemine dönüştüren basit formül.Yasin suresi 36. ayette yazılan bu formüldeki negatif bir ateistlerin,satanistlerin,din kisvesi altında banka kurup tefecilik yapan münafıkların ve günahların temsilcisi.Ama formülde bir düzeni yani sıfırı sağlıyor.Yine hassas saçılma(big-bang) sırasında oluşan negatif birin temsilcisi antimaddede paralel bir evrende varlığını sürdürüyor.

  38. bleda diyor ki:

    nahl suresi 15. ayet ve daha birçok ayette “Sarsılmamanız için dağları kazık olarak yarattık” diyormuş.

    ne güzel. aslında tek başına bu ayet bile kuran’ın bir tanrı kelamı olmadığını ispatlar nitelikte değil midir?

    yani yüce bir yaratıcı “Sarsılmamanız için dağları kazık olarak yarattık” diyorsa ve sonuçta biz gece gündüz sarsılıyorsak, depremler oluyorsa, yani tanrı’nın “deprem olmasın” diye yarattığı dağlar yaradılış amacına uygun bir yarar sağlamıyor, tanrısal iradeyi sallamıyorsa, daha ben ne diyeyim?

    velhasıl allah’ın acizliğini yansıtmıyor mu bu ayet?

  39. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Malesef yazım anlaşılmak istenmiyor.Ben dağların ,depremlerin şiddetini ve kıta bloklarının daha hızlı kaymasını engellediğini savunuyorum.Ayetlerde bu durumu belirtiyor.Dağların köklerinin olduğu ve kabuğun lav üstünde yüzdüğü 19.yüzyılda keşfedildi.Bazı insanların önlerinde duran gerçeği neden görmek istemediğini anlamıyorum.

  40. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Bleda,Dünyanın manyetik alanıda ,Dünyayı Güneşten gelen radyasyona karşı koruyor.Ancak bazen Güneşte o kadar şidetli patlamalar oluyorki ,manyetik alan yetersiz kalıyor.Kanadada, bir zamanlar bu patlamalar sebebiyle enerji hatlarının fazla yüklenmesi sonucunda büyük bir enerji kesintisi yaşanmıştı.Şimdi buna bakarak manyetik alan Dünyayı korumuyor diyebilirmiyiz?

  41. iine diyor ki:

    http://img03.blogcu.com/images/b/i/l/bilgicesmesi/9c70a904100fd72e6c0242e681a6db21_1266752967.jpg

    ben mi yanlış görüyorum ayetlerden birinde
    “Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.”

    ilk attığım resimde yerin yayılması, döşenmesi gibi bir şey söz konusu değil mi zaten?

    aynı ayetin bir başka çevirisi: “Yeri yayıp döşedik, ona kuvvetli dağlar diktik ve içinde ölçülü/ahenkli her şeyden bitirdik.”

    şimdi biri burada dağların sonradan yerleştirilmesiyle ilgili bir şey yazdığını söylüyor da, önceki kelimelere de bi baksak ve cümle bütünlüğünde başka çevirilere de açık olsak? biri “attık” derken biri “yerleştirdik” diyebiliyor. biri de “bıraktık” veya “diktik” diyebiliyor. ama başlarına dikkat edelim:

    “Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık”
    “Yeri uzatıp yaydık”
    “Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik”
    “Yeri de döşeyip yaydık”
    “Yeri yayıp döşedik”

    sadece bu ayet için dedim buradakileri. diğer ayetlere de bakalım:
    “O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır.”

    “Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.”

    “Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik.”

    bazı yerlerde de sabit denmesini tartışmışlar ama:

    “Dağları görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”

    “O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.”

    bu ayette ilk önce “yeryüzünde yükselen” derken ardından “sabit” deniyor. ikisi birbiriyle çelişir mi bilemeyeceğim (ya da ben mi sabit kelimesinin anlamını bilmiyorum :)) ama bu şekilde ikisinin de aynı yerde kullanılması ve bir başka ayette insanların dağları hareketsiz sandığının ama öyle olmadığının savunulmasıyla türkçe mealinden dolayı kaynaklanan bir sorun olabileceğini düşünüyorum

    “Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi.
    Ondan da suyunu ve otlağını çıkardı.
    Dağlarını dikip-oturttu”

    “Dağlara bakmıyorlar mı, nasıl dikilmişlerdir!
    Yeryüzüne bakmıyorlar mı, nasıl yayılmıştır!”

    burda depremin dağları nasıl etkilediğiyle ilgili bir şey demiyorum. etkiliyor diyenler de var, hayır bilim fay hatları dağların altından geçiyor bilmem ne diyenler de var. japonya dağlık alan deprem çoklar filan da var bu yönüyle ilgili de değilim zaten. fay hatları olan birçok yerde deprem de olmuyor olabilir, olmayan yerlerde şiddetleri depremler de oluyor olabilir.

    okuduğum uyuşan şeyler de var insanların eski tarihlerden beri dağlık yerleri tercih etmelerinin nedenleri, köklerinden dolayı titreşimleri azaltması gibi. uyuşmayan şeyler de var belirttiğim gibi.

    ama şunu da belirtmek istiyorum:
    “Günümüzde yaygın bir yanlış var: Bilimin kesin olduğu inancı; çağdaş yaşayışın, çağdaş uygarlığın değişmez temeli olan bilimsel kesimidir. Oysa sürekli bir değişikliktir bilimi var edip ayakta tutan. Bilim bilgi üretir; bilimsel doğrulardır bunlar. Ancak bilim sonsuz bir yenilenme içindedir. Bilimde öne sürülen her doğru, yanlış olduğu henüz kesinlikle belgelenmemiş olan doğrudur. Birtakım koşullardan ötürü doğru sayılan bilgilerdir bunlar.”

    bilimin bilmemizi sağladığı birçok şey varken bilmediğimiz şeyler çok daha fazla. sürekli yeni şeyler çıkacaktır, sürekli değişiklik meydana gelecektir. bilim bitmez, biterse bilim olmaz. bilimle ilgili bu yazdıklarım da depremle ilgili bilimin bildiklerinin çürütülebileceğiyle ilgili değil. sadece vurgulamak istedim, körü körüne bilime “inanmayın” :) (dediğim gibi son yazdıklarım depremle ilgili değil, genel olarak söyledim.)

  42. rukiyye diyor ki:

    Ferda Hanım elinize sağlık, istifade ettik yazılarınızdan.
    İzostazi aynı zamanda, hafif maddelerden oluşmuş dağlık bölgelerin daha yoğun bir temel (substratum) üzerinde yüzmekte olduğunu ve dağların yükseklikleri ile orantılı derin “kökleri” bulunduğu gerçeğini de açıklar. Böylece yüksek dağlar, kuzey denizlerinde yüzen buzdağları gibidir; büyük ve derin kökleri yeraltında, küçük ve sivri tepeleri ise yerüstünde bulunur. Şöyle ki, ortalama yoğunluğu 2,7 g/cm³ olan sial maddelerinden oluşmuş dağ şeritleri, yoğunluğu 3,0 g/cm³ olan plastik Sima kayaçları içine gömülmüşlerdir. Dağ kütlesinin tüm hacminin 9/10’unu kök, 1/10’unu ise yüksek zirveler oluşturur, tıpkı su içinde yüzen buz kütleleri gibi.
    Yeryüzünün büyük ölçüdeki rölyefi, (sıradağlar ve okyanuslar) yerkabuğundaki yoğunluk farklarından ve dolayısıyla izostazinin var oluşundan ileri gelmektedir.

  43. rukiyye diyor ki:

    Kuranı Kerim’de Cenabı Hak bir söz ile pek çok gerçeği ifade eder. Ayetleri türkçe çevirileri ile ele alıp denklemler kurmak sonra kendi kurduğumuz denklem üzerinden bu bilime uymadı, Kuran yanlış söylüyor, demek elindeki tozlu aynadan etrafa bakıp görüntüyü beğenmeyince aynayı kırmaya benzer. Hakikat şu ki kimin aynası en temiz ise gerçeği en iyi o algılayabilecektir. Aynayı kırmayıp kirli yüzeyini silmek daha yapıcı bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum. Kuran’da dağların insanlar sarsılmasın diye yaratıldığı, sabit durmayıp yüzdüğü ve kazık benzetmesi bile tek başına özde bugün bilimin dağlarla ilgili kuracağı hipotezlere odak noktası vermektedir.
    Okudukça heyecan duyuyoruz, imanımız artıyor.
    Kimi arkadaşların inanmamasını anlıyorum lakin inananlara duyduğu öfkeyi anlayamıyorum. Bu öfkeyi bilimselliğin hangi vasfına yakıştırıyoruz açıklarlarsa sevinirim.
    Görüleceği üzere ayetin yorumunda deprem kelimesi geçmiyor bile, geniş bir çerçeve çizilmiş. Bize düşen ayeti kerimedeki mananın derinliğine inip hakikate ulaşmaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri, ayetin yorumu

    Enbiya Suresi 31- Halbuki onları yaratan biz, o yeryüzünde kendilerini sarsacak diye ağır baskılar yaptık. Yani gökten ayırdığımız ve üzerinde kendilerine sudan hayat verdiğimiz insanları, yerküresi hareketiyle çalkalayıp sıkıntıya sokmasın, sakin olacak yer bulsunlar diye o yeryüzünde suya karşılık sulb oturaklı kıt’alar (Omurgaları derinliklere gömülmüş parçalar yani:) dağlar meydana getirdik. Bir düşünmeli ki, yeryüzü, sıvı bir halde kalsaydı ve yer hareket ettikçe insanlar çalkanıp dursaydı ne büyük sıkıntı olurdu. Toprak kütlesinin yaratılması ve dağların kazık gibi oturtulması ile, bu sıkıntı bertaraf edilip yeryüzü, insanların yaşaması için oturulabilir bir hale getirildi. Ve orada birtakım alanlar, yollar yaptık ki doğru yolu bulabilsinler. Arzu ettikleri yere doğru gidebilsinler veya hak yolunu tutsunlar.

  44. mba diyor ki:

    Ayette geçen sarsılmamanız için tabiri sürekli bir sarsıntının dağların bu yaratılışıyla engellendiğini ifade ettiğini düşünüyorum.bu sürekli sarsıntıların ne ve neye bağlı olabileceği konusunda ki değerlendirmeleri işin uzmanlarına bırakıyorum.depremlerin dışında dağları yerleştirildikleri yerlerden söküp almamız mümkün olsaydı acaba bu akışkan zeminin yeryüzünde nasıl bir etkisi olurdu?Biz Allah’ a Resul’ Une ve Kuran’a inanmış ve teslim olmuş kimseleriz,Bir şey gayb ise onu yalnız Allah bilir, yok değilse araştırılıp Allah’ın izniyle er geç ortaya çıkarılIr.Buna itirazı olan gaybtan haberdarsa bize ispat etsin.dünya biliminin yetersizliği kendince de kabul edilmiş bir gerçekken insanların herşeyi bilimsel bir açıklamaya dayandırmaya çalışmaları ne tuhaf.bilime karşı değilim fakat melekleri yada şeytanları hadi bunlar dini tabirler ya dawinskki nin uzaylıları hangi bilimle açıklanabilir???

  45. Nickman diyor ki:

    Değerli arkadaşlar,

    1991 yılında başladığım Jeofizik mühendisliği bölümü sayesinde Kur’an mucizelerine tanık olmuş ve iman etmiş biri olarak, okuduğum yorumlar üzerine üzin verirseniz görüşlerimi aktarmak istiyorum.

    İzostazi teoremi Jeofizik’te %99,9 kabul gören ama %100 ispat edilemeyen bir yaklaşımdır. Yer kabuğu 7 büyük tektonik levkadan oluşur ve mağma dediğimiz viskozitesi yüksek eriyik sıvının üzerinde yüzer. Dünyanın dönüş hızı ve yüzeyinde oluşturduğu merkezkaç kuvvetine karşın mağmanın vizkozitesi sebebiyle kabuğun alt kısmına uyguladığı frenleme sebebiyle teknonik levhalar biriken enerjilerini fay kırıkları ile boşaltırlar. Dünyanın ilk oluşum dönemlerinde çok büyük enerjiler sebebiyle tektonik levhalar birbirlerine kuvvetle çarparak dağ oluşumlarını meydana getirirler. Bu aşamada izostazi teoremi der ki, dağ yükseltileri zeminden ne kadar yükselirse aynı mesafede de kabuğun içine doğru ilerler. Dolayısı ile Kur’an da geçen ”biz dağları yeryüzüne çaktık” ibaresi izostazi teoremini işaret etmektedir.

    Saygılar

  46. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Rahman suresi 7. Ayet ,dünyanın yörüngesinin ve kütlesinin ,ALLAH tarafından değiştirildiğini yazar.
    Rahman-7:Göğü yükseltti ve mizanı(tartı) koydu.
    Rahman-8:Tartıda haksızlık yapmayın.
    Kuranda evren ,yer ve gökler yazılır.Gökler ise semavatü olarak çoğul yazılır.
    Dünyadan ,güneşe kadar olan mesafe yada atmosfer ve manyetik alan ise ,semai olarak tekil yazılır.Ayet’de gök tekil ,yani semai olarak yazılmıştır.
    Güneşe yakın bir mesafede gaz ve tozların sıkışması sonucunda magma halinde yaratılan dünya canlı yaşamı için uygun olan 150 milyon k.m’lik mesafeye uzaklaştırılarak gök yükseltilir.
    Sıra ayın yaratılmasına gelir.Mars büyüklüğünde bir gezegen dünyaya çarparak dünya kabuğundan parçalar koparır.Ancak bu çarpma çok hesap edilmiş bir çarpmadır.Eğer bu çarpma daha farklı bir açıdan olsaydı iki gezegende ya yok olacak,yada çapan gezegen yeteri kadar kabuktan ayın oluşması için parçalar koparamayacaktı.Bu çarpışma sonucuna dünyanın kütlesi değişmiş,böylece mizan yani ağırlık ölçüsü konulmuştur.Çünkü terazilere etki eden kuvvet dünyanın kütlesidir.Ay’da 10 kg. gösteren bir terazi ,kütlesinin büyüklüğü sebebiyle dünyada 60 kg. gösterir.Kopan parçalar birleşerek ayı oluşturur.Ay’ın çekim gücü sayesinde dünyanın 23.5 derecelik eğim açısının sapması önlenir.Eğim açısı sayesinde mevsimler oluşturulur.Ay yaratılmadan önce birkaç saat olan günler,ay’ın dünyanın dönüşünü çekim gücüyle yavaşlatması sayesinde zamanımızda 24 saate çıkmıştır.Böylece gök düzenlenir.
    Naziat -28:Onu(göğü) yükseltti, düzenledi.
    Naziat-29:Gündüzünü ağarttı, gecesini kararttı.

  47. Süvari diyor ki:

    metafizik19 arkadaş Kehf süresinde adı geçen Musa nın her hangi bir kişilik olduğu deliliniz nedir. Benim bildiğim süredeki diğer örnekler değil sadece, Musa nın iki denizin birleştiği yerde başlayan hadisesi MUSA-ARKADAŞI VE BLGE KİŞİ ARASINDADIR. Bilge kişinin Hızır olduğuna dair rivayetler vardır.
    Neyse benim asıl merak ettiğim, Musa nın sırdan bir kişilik olduğna dair görüşünüzün delili. Ben bunları kendi buyruğumla yapmadım diyen kişi ise bilge kişi…Selamlar

  48. emre diyor ki:

    Richard Dawkins hayranlari size bir duyuru ilk canlilarin sudan çıktığını tez sunarsiniz ama balığın yuzgec ve omurgasi arasindaki kemiği nasil olusturdugu sorulunca milyonlarca yilda oldu dersiniz ama hic bir bilimsel argumaniniz yoktur zurafalar daldaki yiceklere ulasarak boyunlari uzadi dersiniz ama zurafanin boynu iki santim uzasa dahi onun yavrusu yine ayni boyunla dogar yani gen duvarini asamaz dogal selekdiyonmus mutasyonmus varyasyonmus palavralariniz istanbula köprü tezinize göre yeryüzünün her tarafi ara formlarla dolu olmasi lazim nedense bir tek mozaik canlilarin ara form olduğunu soylersiniz onlarinda bu gün ara form olmadığını bilim bile söyler neymis kaybolmus toprakta 250 300 yillik fosiller bu gun asillariyla ayni ama size bakarsaniz tek bir atadan gelen canlilarin hepsi evrim gecirmemis kendi tezini hice cikarriyo bak hele sen Çin ata sözü derki ne tarafa donersen dön kicin hep arkada kalir siz kimsinizde kuran hakkinda tartisabiliyosunuz size göre habilisten ve erektustan ve sapians den gelebilirsiniz yani ataniz ortak bir maymundan gelmiş olabilir ama biz hz ademin torunlariyiz kocum daha teorinizle ilgili cok sey yazarimda ALLAH korkusuyla altinaza isemeyin saygilarimla

  49. Mesut gers diyor ki:

    Bir badrak su içebilmek için ya gidip musluğu açacaksın yada birinin sana getirmesi isteyeceksin saatler ve sayfayar dolusu tartışması anlatması bitmeyecek olan bu düzeni bu canlılılıgı inasanı kainatı zamanı kendiliğinden oldu demek akla ziyandır..

  50. yavuz diyor ki:

    asıl sen anlamıyorsun Ferda… ne üstyazının dediğini, ne atte nin, ne de bledanın dediğini anllyorsun.. hepsi de çok güzel izah etmişler sana. bleda ise çok farklı bir açıdan değerlendirmiş ve tezatı ortaya koymuş işte.. ,

    asıl sen şartlanmışsın.. kuranda bir yığın hatta her sayfasında tezat ve yanlışlar var. abartmıyorum dostum. her sayfasında ya mantık ya bilimsel ya da gramer hataları var. dağlar konusu bunlardan sadece biri..

    seni de anlyorum Ferda.. ben de senin gibiydim bir zamanlar.. kurana toz kondurmuyordum.. kuran açıkça, dünya düz diyordu bense, “deha” kelimesine nasıl yuvarlak manası veririm diye çabalıyordum. ama boşuna. gel tarafsız bak. sadece bir an, “kuranın yanlış bir kitap olabilieceği ihtimalini” düşünerek anlamaya çalış.. eminim sen de benim gibi, yıllarca kandırılmışlığın verdiği ızdırabla, dizlerini çok döveceksin ve saçlarını çok yolacaksın.. bilim net, kuransa pert..

    senin gök yorumunsa çok ilginç… güneşi birinci kat gök yani dünya semasına koymuşsun. nasıl başardın anlamadım.. dünya semasının yıldızlarla güneş ve ayla donatıldığını söyleyen ayetlere ne olacak. yani senin anlayışına göre tüm yıldızlar dünya semasında yani güneşle dünya arasında öyle mi.. ayrıca kuranın yedi gök dediği şey evren de değil. evren olduğunu ispatlayan bir ayet bile yoktur.

    kuran sadece birinci kat gök hakkında bilgi verir ve güneş ve yıldızlarla süsledik der. bu bilgi de yanlıştır zaten. diğer altı kat gök hakkında, en ufak bir bilgi bile vermez. kuran işte böyle bir kitap. gök yedi kat diyor, birinci kat hakkında az da olsa bilgi veriyor, diğer altı kat hakkında konuşmuyor ve muamma olarak bırakıyor. madem yedi diyorsun, hepsi hakkında az da olsa bilgi ver. zaten kuranın mantığı hep bu. mesela ashabı kehfin sayısı hakkında bir tartışma açıyor sonra doğru sayıyı verecek diye bakyorsun, cevap yok. furkan 59 da, gökleri ve yeri ve her ikisi arasındakileri hak ile yaratık diyor ve arkasından da, bir bilene sor diyor. bu iş mi şimdi. bilen kimmiş o zamanlar bunu. şimdi bile yok. kuranda “sor” diye bir arama yaptır bak karşına neler çıkıyor.
    aynı bu duruma fussilet suresi 12 ya da 11 olabilir, bir örnektir. kuran yedi gök der, sonra her göğe işini bildirir, sonra da en yakın göğü yıldızlarla süsler eeeee… diğer altı gök için ne yaptığını söylemez.

    halbuki kurandaki gök veya gökler aynı anlama gelir. bir çok ayette kuran, gök diyerek gökleri kasteder. gökler de, senin de tabirinle, güneşe kadardır ve yıldızlar da bu güneşle dünya arasıda bulunan yedi gök içindedir. gök tepsi gibi düz olan dünyayı örten çatıdır. bununla ilgili de birçok ayet var.

    yani kurandaki gök ve yer, aristonun yedi gök (iç içe geçmiş yedi cam veya tunç küre ve her bir aralıkta yüzen gezegenler)ve düz dünya teorisinin batlamyusla araplara geçmiş şeklinden ibarettir.

    burada bana tekrar kitap yazdırmayın lütfen..

    not: dağlar hakkında kuranın bilime ters olduğunu ayrıca ispatlmama gerek yok.. bu konuda, bleda ya, atte ye ve üstyazı ya teşkkr ederim..

  51. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    http://www.isikdamlalari.com sitesinde bir çok ayet tefsirini yazdım.T.v’lerdeki Kuran tefsircileri maalesef yanlış tefsirler yapıyorlar.Hiç bir tefsirde evren ve güneş sisteminin nasıl yazdığı açıklanmıyor.Bakara-243-259.Ayetler reenkarnasyonu yazıyorken bunlar da tefsirlerde yok.Hele öğrencilerin din dersi kitapları bir felaket,Ne bilim ayetleri, ne de büyük günahlar yazıyor.Böyle olunca da insanlar ateizme ve deizme yöneliyorlar.

Leave a Reply