BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

BİLGİ – SEVGİ

Değişik zamanlardsa SERBEST TARTIŞMA ALANI sitesine gönderdiğim yazıları sizlerle paylaşmak istedim.

23-12-20010 Selam arkadaşlar.Ben bılım felsefe din sitesinin yazarlarından birisiyim.Şuanki koşullarımdan dolayı aslında bayağıdır yazamıyorum.Ama bana gelen emaıllerden dolayı bir kaç söz söyleme ihtiyacı duydum.Sözüm hem inananlara hemde inanmamaya inananlara olacak.Ateizmi iyi bilen biri iken şuanda Allaha bütün kalbimle inanan birisiyim.Neden inanmadığımı ve neden sonradan inandığımı anlatan bir de kitabım var.
Benim düşmanım yoktur, sizlerde sözlerimi düşmanca karşılamamalısınız. Zira benim tek düşmanım zihin tembeliği, hak yemek, ve hak yiyenleri savunmaktır.Başka her hangi bir şeyi savunmak beni kızdırmıyor sizleri kızdırmamalıdır.Zira kızgınlık bilgiye yaklaşımda en yanlış yoldur ki yeterli bilgiden yoksun olunduğunu gösterir.Ve sevgi bilgi ilişkisini anlayamamak nice yanlıştır bilirmisiniz.

a) INANMAYANA- Bilimsel çalışmalar bir yaratıcının varlığını ıspatlamya devam ediyor.Nasılmı, tesadüf olması imkansız olan buldukları her buluşla.Ama bunun yanında sevgiden yoksun ılkel bir güc bilimin doğru gelişimini, paylaşımını engellemeye de devam ediyor.Bilim felsefe çalışmaları olarak başladığında temel öğesi PHOLA-SOPHİA dı, yani BİLGİ- SEVGİ idi.Bilim serüvenine böyle başladı ama şimdi ona biligi – sevgi değil, bilgi- nefret hakim.
İnsanlığa atılmış iki büyük bilimsel yalan vardır.Biri maymunlardan geldik yalanı-diğeride cinsel özgürlük yalanıdır.Amaç insanlığı HEDONİST leştirmektir.Çünkü hedonist insanı sömürmek, kullanmak çok kolaydır.
Bu konuyla ilgili olarak bılım felsefe din sitesindeki Allaha inanan marxsizim 1-2-3ve 4 yazılarımı okuya bilirsiniz.Ve lütfen bu yazıları okumadan bana bir karşılık yazmayın çünkü beni yanlış anlamış olacaksınız.Sizlerin kafasındaki bir çok soruya cevap olcak temel bilgiler orada vardır.

b) İNANANA.- İnancını akıl emeğine, bilgiye dayandırmayan, paylaşımdan nefret eden, sevgiyi anlayamayan dolayısıyla bilgiyide yanlış anlayan, zekatı komin bir girişim olarak değilde zenginlerin servetini koruma önlemi olarak gören, gerçek din düşmanı korkunç sağlıkısz bir anlayışın etkisi hakimdir.İslamın dönemsel, geçici önlemlerini aşamayacak kadar sağlıksız olan bu anlayışın islama hakim olması Muaviye kliğinin sunilik biçimindeki islam yorumundan dolayıdır.Babası öldükten sonra üvey annesiyle evlenmek isteyen oğlu yezitde babasının izinden yürüyerek islamı yüzyıllar sürecek bir gericiliğin girdabına sokacaktır.Zira babası Alahın aslanı hz.Ali yi öldürtürken oğluda Hz.Muhammet sav nın en sevdiği yiyenlerini öldürtmüştür.Ve bundan sonrada Hz. Muhamet sav ın torunları olan 12 imamların tamamı bu hasta anlayış tarafından kalt edilmiştir.Bugün islamın gerçek düşmanı işte bu anlayıştır ve gine bu anlayıştandırki bir çok insanı islamdan nefret etmiştir ve islama anlam verememesine neden olmuştur.İşte islam adına anlaşılamamanın ve sanki doğal bir bilim karşıtı gibi bir duruş sergilemenin gerçek nedeni budur.
Bu durum bizim coğrafyamızda bir alevi imparatorluğu olan (Osmanlı değil gerçek adı Ottmandır ve bir alevidir )Ottmanlı imparatorluğunun Yavuz sultan selım kıliğinin sunilie geçmesiyle birlikte bir kısırlığa, çöküşe geçmesine banzetebiliriz.

HEM İNANANA – HEM İNANMAYANA- İslamın 3 büyük yorumu vardır bunların birincisi arapların sunilik yorumudur, diğeri İranlıların Şiialık yorumu bir diğeri ise Türklerin alevilik yorumudur.. Ve alevilik yorumu bunların en sağlıklısıdır.Gerçeği tek yansıtandır.
Alevilik yorumunu anlayamayan ne Allaha inanıp islamı anlayabilir nede bilimi anlayabilir.
Bunu siz isterseniz Hz. Muhammed sav ın bır Turk olmasına ve son imam Mehdi nin çocuk yaşta Horasanda kaybolup Turk göçleri ile birlikte anadoluya gelmesine ve aleviliği yayarak geliştirmesine bağlıya bilirsiniz.

***************************

25-12-2010
Selam.Çam ağacı dini bir faaliyet değildir.Çocuklara hediylerin verildiği bir aile içi eğlencesidir.
Aslında en tehlikeli olan başka bir şeyde bir savunmayı çürütmeyi sadece o savunmanın savunucularının söylemleri üzerinden yapmaya çalışmaktır.Bu halde bu söylemlere takılıp kalınır ve gerçek öz anlaşılamaz.Bir kere cahil insanların söylediğ yada savunduğu hiçbirşeye kızmadan ve kafa takmadan gerçeği anlamaya çalışmak, şeyleri seyretmek değil ama şeylera bakmakla alakalı bir durumdur.Bir resim sergisinde geçireceğiniz süre tamamen size kalmıştır.
İnsanlar ve onların yaşamı insanların sayısı oranınca farklıdır ve nice güzel yaşamlar yanında nice aşağılık insanlarda vardır.Bunların hangisini seveceğiniz ve takip edeceğiniz gine tamamen size kalmıştır.
Koşulların, kişilerin bireysel tarihlerinin onların kişilik yapısı üzerindeki etkisi 10 da 8 oranındadır.Çünkü zaten EVRİM TEORİSİ ve DİYALEKTİK METERYALİZİM yaşamın 10 da 8 için geçerlidir.Yaşamın tamamı için değil.Öyleyse yaşamın 10 da 8 i bilinebilir fakat 10 da 2 si bilinemezdir.Öyleyse insanın her hangi bir davranışının altında yatan psiklojik etkenler büyük bir çoğnunlukla bilinebilirdir.Bu bilinebilen ve gözlemlenebilir şeylerin tedavide edilebileceği anlamına gelmektedir.Kaldıki insan yavrusu en fazla eğitime ihtiyaç duyan, en fazla eğitilme kapasitesine sahip bir varlıktır.Bu onun dış koşullara nekadar bağımlı olduğnuda gösterir.Bir başka değişle insan dış koşulların bir ürünüdür.Eğer dış koşullar değişebilir, düzenlenebilir, geliştirilebilirse insanda değiştirilebilinir, geliştirilebilnirdir.Ruhsal determinizim yani psikoloji dünyamızdaki neden sonuç ilişkişkileri ile ilgilenen psikoloji bilimi oldukca yüksek oranda bir biligi birikimini çoktan sağlamaıştır bile.Bu konudaki bilgi birikimlerimiz yüz yılı aşmıştır.Şuanki temel sorun ya bu bilgileri yanlış kullanmak yada bu bilgilere hiç gitmeme şeklindedir.
Allah inancı bu akılsal faaalıyetleri asla dışlamaz aksine öğütler.
Bu konuda sizleri şaşırtan şey, şu anda egemen sağlıksız dini anlayışın KADERCİLİK gibi çok yanlış bir hastalığın etkisine girmeleri ve dinide böyle tanıtmalarından dolayıdır.

***********************

08-01-2011
Evrendeki inanılmaz uyum herkesi aynı zamanda bilim adamlarını dahi derin düşüncelere koyup şaşırtmalıdır.
Kaşıkarşıya olduğumuz bu şaşılası güzelliğe karşı tutumumuz bizlerin kişiliği ile ilgilidir.Bu gün Amerikan filmlerinin yetiştirdiği nesilin en büyük özelliği şaşırma ve merak yetisinden yoksun olmaktır.Bu filmler aracılığıyla yetiştirilen kuşaklarda, şaşırmak ve merak etmek sadece sanatcılara, bilim adamlarına ve çocuklara bırakılmıştır.
Eğer merak ve şaşırma duygularımız olmasıydı bu günlere gelebilirmiydik acaba? Uzayda na olduğunu merak etmeseydik ne işimiz vardı oralarda ?
Ama işte bu şaşırma ve merak etme yetisinden yoksun olma durumunun sadece oligarşinin yetiştirdiği nesillerde değilde, son 1300 yıldır islama hakim olan anlayışında sahip olduğunu görmekteyiz.

Bu anlamda hem bilime biliinçsizce belbağlayıp ateist olduğunu iddea edan hemde Allaha ve dine inandığını iddea eden kesimler aynı durumdadır.Her iki kesimde merak şaşırma duygularını büyük ölcüde yitirmişlerdir.

Ateizmi savunmak oligarşinin bir oyunu olan HEDONİZMİ savunmaktır aslında.Hedonizim zevkten başka hiçbirşeye anlam verememe hasalığıdır.Londra”da oligarşinin hastalandırdığı oldukca yaygın zavallı Hedonistlere Irakta 11000 çocuğun öldürüldüğünü anlatamazsınız.Eğlem verecek herşeyden kaçıp zevk verecek şeylere ise koşarlar.Her türlü uyuşturucu ve alkol kulanımı gayet sosyal bir faaliyettir.Bu günlerde çocuk yaşta hamile kalma oranının en yüksek Londrada olduğuyla ilgili olarak İngiliz televizyonlarında programlar vardır.Merak eden internetten BBC 1 -2 -3 – 4 yada 5 bakabilir.

İslama Muaviye kliğinin geliştirdiği suni anlayışla bakıp anlamakta islamda ırkcılığı, sevgisizliği, meraksızlığı, zihin tembelliğini getirmektedir.
Dün ve bugün islama hakim kılınmış çok derin bir aşağılık duygusu vardır. Bu duygu islama imparatorlar ve çok zenginler tarafından hakim kılınmış bir kulluk anlayışından dolayı gelişmiştir.Fakiri Zekat yoluyla kurtarmak yerine sadaka vererek fakirliği sonsuzlaştırma eğilimi gelilştirilmek istenmiştir.Ezik bastırılmış, kaderine mahkum, bir islam kişiliği, kullanılmaya, sömürülmeye, haksız yere savaşlara yollanmaya hazırdır.Namazı zavallılığını, bilgisizliğini, yanlış yetiştirilmişliğini ve yaptığı günah ve haksızlıkları gizlemek için bir kalkan gibi kullanmaktadır.
Aşağılık duygusunun 2 yönü vardır ya cıplak zor yada kayıtsız şartsız boyun eğme.

Şimdi sizlerin yapmış olduğu bu tartışma aslında farklı nedenler ile geliştirilmiş çeşitli anlayışların sonucu bir çarpışmasıdır.Her iki tarafda yanlış bir zeminde durmaktadır.Merak, yeterli araştırma ve düşman bilinci eksiktir.
Eğer şayet tabi lafolsun torba dolsun diye konuşmuyorsanız.
****************************

Ateizim ve bilimsellik adına yapılan bütün konuşmaları özetleyecek olursak, içindeki herşey ile birlikte, bütün dünyayı kağinatı ve tarihi sadece iki sözcük ile açıklarız.Bunların biri TESADÜF diğeri ise MİLYONLARCA YIL sözcükleridir.Bu mantık ile her şey fiziksel etki tepki sonucu var olabilir.Bir cisim başka bir cisim tarafından etki görmediği sürece yer değiştirmez.Evet yaşamın önemli bir bölümünde bu gerçektende doğrudur.
Eric Von Daniken ise dünyamızın çok gelişmiş topluluklar tarafından ziyaret edildiğini ve insanların eğitilmek istendiğini anlatmaya çalışır, daha doğru bir değişle tahmineder.Eğer öylerse çok kütü yetiştirmişlerdir ve eğer çok umursıyorlarsa ve çok zekilerse bir yolunu bulup neden bir daha hiç uğramamışlardır hayret.Hiç olmasa üç büyük dünya savaşını durdururlardı.
Ben eskiden bu iki anlayışada inanırdım ama artık inanmıyorum.İnanmama nedenim gözlemlemelerim.
Şimdi bulgularımla ilgili sorularıma bir bakın
Sperm ne kadar müthiş bir sıvıdır, ne beceriklidir değilmi ?
Vucudumuz bizim bilincimiz dışında bu kadar önemli ve müthiş bir sıvıyı nasıl tesadüfen üretebilir ?
Nasıl tesadüfen başka bir vucudun içinde sperm için mükemmel bir ortam hazır olabilir ?
Bir kız çocuğu içinde yumurtalar ile birlikte nasıl tesadüfen doğar?
Hiç bir FİZİLSEL BAĞI olmayan iki İÇ ortam nasıl bir birleri için bu kadar uygun olabilir (Bu durum hiç bir fizik kannuna uymamaktadır)?
Nasıl tesadüfen cinsel organların biri içe doğru girik diğeri dişa doğru çıkık olabilir ?
Nasıl tesadüfen cinsel enerji ile dolu olabiliriz?
*********** Öyleya tesadüf bu olmuş işte.
Çok basit zannedilen bir sorunun cevabını bilimsel olarak kim verebilir.Tavukmu yumurtadan çıktı yumurtamı tavuktan çıktı yoksa müthiş bir güç bu ilişkiyi başlattımı?Yumurtadaki müthiş kimyasal yapı tesadüf olamaz.
Erıc Von Danoken her şeyi çok iyi anlatır fakat tavukların civcivleri üzerindeki ilgiden, civcivlerin annelerinin peşinden gidişlerini açıklamaz Anne ve çocuk sevgisine hiç değinmez.İki sevgili arasındaki sevginin ilahiliğine deiğnemez.
***********Tesadüfler devam ediyor.
Bir zurafadaki üstün sanatsal model, bir fildede müthiştir.Filin kulakları, burnu ve kilosunun uyumu çok çok şirindir.Bir at açıkca saç ile süslenmişitr.Zebra ve tavus kuşu modelleri hayranlık vericidir.Köpeklerin ve kedilerin fiziksel modelleri kişilikleri tesadüf olamaz.Ben iki adet köpek besledim.Ve bütün bu hayvanlar, çağırıldıklarında vucudun hiç bir yerine değil direk olarak gözlerimizin tamda içine bakarlar.Ta aşağıdan kafalarını kaldırarak gözlerimizin içine bakarlar, bacaklarımıza değil.
**********
Çiçekler üç şeyden dolayı güzellerdir.İnanılmaz dizayn, inanılmaz renk dağılımı, ve müthiş kokuları.Üç özelik bir aradadır ve bu bir tesadüf değildir.Her ağaç kendi yaprak dizaynına sahiptir.Yaprak dizaynları sanatsal bir güzelliğe sahiptir.Her ağaç ve her bitki örtüsü kendi özel dizaynına sahiptir.Tesadüf hiç bir şey yoktur.
**********
Bütün meyveler avucumuza sığacak bir boyuttadır.Meyve ağaçları kısadır.Elma, armut, kiraz, üzüm, nar.Portakal dilim dilimdir.Karpuz
rahatlıkla iki el ile taşınabilecek büyüklüktedir.Oysa bir bina kadar büyük olabilirlerdi.

***********
Bu yazıyı okuyan bütün arkadaşlarıma bektaşiliği ve aleviliği Hacı Bektaşi Veli’den, Şeyh Bedredtin’den ve Akşemsedtinden okumalarını, araştırmalarını tafsiye ederim.
Saygılarımla.
*****************************************************

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9927, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

6 Comments

  1. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Merhaba.Yazınızın büyük bir bölümüne katılmamak mümkün değil.Mevlana Mesnevisinde diyorki, hiçbir ateisti ateist olduğu için hakir görmeyin.ALLAHIN ona nezaman iman nasib edeceği hiç belli olmaz.H.z Ömerde bir zamanlar muhalif değilmiydi?Sevgiye gelince Kuran bir sevgi kitabı H.z Muhammette bir sevgi insanıdır.Ana baba sevgisi,eş sevgisi,sosyal yardımlaşma,zulümle ve zalimle mücadele etmekte sevginin temel ilkeleri değilmi?Öldürülmesi gereken kişilerse ateistler değil o kisve altında zulmeden ve zulümlerinden vazgeçmeyen zalimlerdir.Hitler,Stalin,Saddam gibi zalimlerle o mevkilere gelmeden mücadele edilseydi milyonlarca insan ölmeyecekti.Aleviliğin bir yorumu olan eline,beline,diline sahip olmakta Kuranın bir özeti ve insanları sevmenin bir yolu değilmi?Peygamber efendimizin torunlarına olan sevgisi ve amcası H.Z Hamzayı öldürenleri bile affetmesi onun bir sevgi adamı olduğunun en büyük göstergesidir.Hatta o Muaviye gibi zalimlere bile güvenmişti.Eğer mezhep yorumlarını bir kenara bırakır,Kuranın etrafında birleşirsek sanırım bütün mezhepler ortadan kalkar.SAYGILARIMLA.

  2. yuksel unlu diyor ki:

    Selamlar Ferda hanim
    Tarihin yeterli bilgiden eksik, dolayısıyla cahil, bugüne göre çok farklı, aktörlerinin oluşturduğu tahrihsel karmaşa, her tarihde olduğu gibi bugünde çok etkilidir.
    Bu tarihsel yaşamları birer yemek tarifine benzetebiliriz.Herkez kendi yemeğini yapmış ve gelecek kuşaklara bu şekilde tarif etmiştir.Bu tariflerin sonuçları bugün ortada.Ve inanınki eski bir ateist olarak çok iyi biliyorumki bir çok insanı işte bu yanlış tarifler Allah inancından uzaklaştırmakta.
    Allahı ve doğru yolu anlamak için bu karmaşık ve büyük yönüyle karanlık tarihe gitmemize, insanların dikkatlerini sürekli bu yöne çakmemize hiçde gerek yoktur.Bu tarihe dikatli bakan her hangi bir insan Osman’nın Hz. Ali ile kıyasıya savaştığını, tarihi Deve savaşını gerçekleştirdiklerini, Hz.Ali ye olmadık iftiralar attığını görecektir.Biliyorsunuz Osman kuranı yaktırdı ve tekarar yazdırdı. onun gibi bir iki halife daha kuranı yaktırdılar.Zaten Hz.Ali ile Osman arasındaki asıl savaş kuranın toplatılması ve yakılmasından dolayı çıktı.Hz.Ali Osmanın bu hareketine tamamen karşı çıktı.Maviye ise bu savaşı sürdüren islam tarihinin en karanlık ismidir.İşte elimizdeki yemek tarifi bu insanların yazdıkları bir tariftir.Bu nedenle gerçeği yansıtmamaktadır.
    İslam ancak bütün dünya insanlığı açısından düşünülürse doğru anlaşılmış olur.Sanırım bütün dünya insanlığı açısından düşünecek olursak sadece kuranı takip etmek pek mümkün olmayacaktır.Kurandan önce, başta Allah inancı konusunda birleşmek gerekmektedir.Bugün somut yaşam koşullarının bilimsel anlamda talihleri yapılıp, bilimsel çözüm önerileri ile islam bilimselleştirilmelidir.Tamamen haksızlılara karşı, eşitlikci, bilimsel, bir islam öğretisi geliştirmek zorundayız.Çünkü gerçek islam budur.ALLAH İNANCI VE BİLİMİN etrafında toplanmaktır.Buda bizlerin yarınlara bırakacağı islam tarifi olmalıdır.
    Kuranın takibi, nasıl ibadet edileceği gibi özel, kişisel konular ise tamamen bireysel tercihle alakalı konulardır.Ancak sıkı bir bilimsel çalışmadan sonra, islamı tamamen eşitlikci, haksızlıklara karşı, bilimsel bir din yaptıktan sonra, ikinci bir adım atarak, ikna temelinde, insanlara namaz kılması, kuranı okuması önerisinde bulunulmalıdır.
    Sevgi saygılarımla

  3. yuksel unlu diyor ki:

    Sevgili Ferda hanım
    Çok önemli bir konuyu size özellikle belirtmem de yarar var diye düşünüyorum.
    İslam tarihi ile islamın kendisinin farklı şeyler olduklarını bilmek gerekiyor.Şöyleki islam Allah tarafından dünyaya getirilmişken onun tarihi insanlar tarafından yazılmıştır, bu tarihin kahramanları insandır.Onu aşağılıyanlarda, yüceltenlerde insandır.Ben sadece islamın insanlar tarafından yazılan bölümüne gerçekci bir inanan olarak eleştirel, kuşkucu ve gözlemci bir anlayışı ile yaklaşmaktayım.Bu yaklaşımım din düşmanlığı olarak algılanmasın, zira ben gerçek dinin gerçek düşmanlarının gerçek düşmanıyım.
    Kendim 6 yıldır hiçbir ramazan orucunu kaçırmadım, günü gününe tuttum, evimde kuranımda var ayrıca namaz kılmaktayım.Tıpkı Hz. Ali,imam Cafer, Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Şeh Bedtedtin gibi, ama osman ve muaviye gibi değil
    Saygı ve sevgilerimle

  4. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Merhaba Yüksel bey.Yazınıza teşekkür ederim.Ancak ben bayan değilim.Ateizmin devrinin kapandığını gören Muaviye ve oğlu Yezid ,çıkarlarını din kisvesi altında kollamaya çalışmışlardır.Savaşta Kuran sayfalarını kalkanlarına takmakta dahil her türlü fitne ve fesadı denemişlerdir.Ancak Kuran bu fitne ve değiştirme çabalarından kurtulmuştur.Bunuda bize bilim ispat etmiştir.Kuranda çok sayıda bilimsel ayet mevcuttur.Dağların depremlerle bağlantısı,yerin 7 kat yaratılışı(sial,sima,üst manto,orta manto,alt manto,dış çekirdek,iç çekirdek) Evrenin yoktan varolması bilim tarafından ispat edilmiş gerçeklerden birkaç tanesidir.H.z Muhammedin bunları bilecek ne sonar cihazları,nede teleskopları vardı.Ancak bazı gerçeklerin tefsirleri eksik yapılmıştır.Örneğin Kuranda yeniden bedenlenme yazılmaktadır.Ankebut suresi 1. ayete göre ölen bir çocuğun yeniden bedenlenip sınanmadan Cennete gitmesi mümkün değildir.Kurana karşı çıkanların önce H.z Muhammedin bu bilimsel ayetleri nasıl yazdığını açıklamaları gereklidir. Kuran,İncil,Tevratı her insanın okuyarak bilgi ve kültürünü artırması lazımdır.İnsan belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra ibadetini zaten yapar.Kimse insanlara zorla ibadet yaptıramaz.Sevgi saygılarımla.

  5. yuksel unlu diyor ki:

    Evet benimde ismim bayanlarada verildiği için bir karmaşaya neden olabiliyor.Kusura bakmayın, özür diliyorum.
    Ferda bey aslına bakarsanız kuranın belli bir dönemden sonra değiştirilemediği bir gerçek.Bu dönem bile çok uzun bir dönem yaklaşık 1300 yıla tekabül ediyor.Buna rağmen hiç bir bilimsel, bağriz, komik bir çelişkisi olmaması çok ilginç.
    Yalnız bizler için her alanda korkunç bir bilgi birikimi zorunluluğu var.Bu zorunluluğun nedenleri dünyamızın somut özgün gerçekleridir.
    Var olan her bilimsel çalışma sentezlenmek zorunda.
    2003 yılında çıkardığım MERHABA isimli kitabımda bilimi şeytani planlara sahip karanlık güçlerin elinden kurtarıp, hümaniter gözle senteleme görevi bizleri beklemektedir derken, sentezciliğin zorunluluğunu anlatmaya çalışmıştım.
    Kuran çok derin konuların özlerini ilahi bir biçimde anlatmaktadır.Ama bu konuların derin incelikleri bizler tarafından geliştirilmelidir.Bu yaşamın Allah tarafından konmuş başka bir kanunudur, tıpkı fizik kanunu gibi.Biz insanlar fizik kanunlarını anlamak, incelemek ve bilmek zorundayız yoksa yaşamamız mümün olamaz.
    Bu nedenle özellikle çocuk ve yetişkin psikolojisi, sosyoloji, üretim teknolojisi gibi bilgi birikimlerimizin ulaştığı seviyenin farkında olmak, bu bilgileri derinleştirip kullanılabilir duruma getirmek gerekmektedir.
    Yapacağımız sentez çalışması kuranı barakmamız. okumamamız, anlamına gelmiyecek, aksine kuranın istediği gibi bilim ve teknolojinin paylaşılmasını sağlıyacağı için ona hizmet edecektir.Bu yola bilgi sevgi ilişkisi sağlanacaktır.
    Ama burada insan olmamızdan kaynaklı ve Allahın koyduğu psikolojik yapı yasalarımızdan dolayı örgütlenme ve beraber hareket etme zorunluluğumuz vardır.
    Siyaset ve politika yalanlarına bulaşmadan, şiddete başvurmadan, bilimsel Allah inancı etrafında örgütlenmeliyiz.

  6. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Yazınıza yüzdeyüz katılıyorum.Saygılarımla.

Leave a Reply