BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Ölüm Hakkında – II (Mete Tunç)

Doğal afetler, kaos ortamları ve ölüm

Toplumların içerisinde çeşitli nedenlerle (ekonomik, makam, işten çıkarma, namus, gurur…) birbirlerinden ölesiye nefret eden insanlar vardır. Bunların bazıları ‘fırsat bu fırsattır’ diyerek deprem, sel gibi doğal afetler ile terör, savaş gibi kaos ortamlarında hasımlarını öldürürler. O yüzden böyle durumlarda can düşmanları bulunan insanlar dikkatli olmalıdır!

*****

Atatürk’ün ölümü

Atatürk’ün cenazesinin âdetâ ortada kalması, cenâze namazı konusundaki kargaşalık… Birincisi “şok” ile açıklanabilir. Ancak, âni bir ölüm olmadığından zorlama bir açıklama olur doğrusu. İkincisi ise, nettir: Atatürk’ün, halefi konusunda olduğu gibi, nasıl gömüleceği husûsunda da bir emri olmamıştır!

*****

Ölümsüz yaşam

Sonsuzluk, herhalde insanlığın ilk medeniyeti kurmasından itibaren tahayyül ettiği bir şeydir… Daha geçenlerde, ölümsüzlüğün kopyalama yoluyla sağlanabileceğini düşünmüştüm. Elbette bu tartışılan, araştırılan bir konudur, diye de düşüncelerime şerh koymuştum. Çok değil, birkaç gün sonra aşağıdaki satırları okudum:

Alıntı: Fiziksel bedenimizin durumu bozuldukça zihninizin içeriği başka bir bedene (ya da bilgisayar diskine) yüklenmeye [yedeklenmeye] başlanır. Bu bağışlanmış bir beden de olabilir, kendi DNA’nızdan yeni kopyalanmış bir beden de.
(A’dan Z’ye Felsefe, Alexander Moseley. Çev. Ali Süha)

İnsanların neredeyse tamamı, ömürlerini, sıkılarak, bomboş, bilgisizce, ahmakça, zararlar vererek tüketmekte; buna rağmen ebedi bir yaşam arzusu taşımakta, bunların bir kısmı da ileri yaşlarına rağmen ölümden ölesiye korkmaktadırlar. Böyle insanlara karşılık öyle insanlar da vardır, ki bunlar çok azdırlar, hayatlarını öyle dolu yaşarlar ki, ne fiziki ölümsüzlüğü hayal ederler ne de ‘Tanrım beni baştan yarat’ derler!

Alıntı: Ama yaşlı zihin bitmek bilmeyen alışveriş gezilerini, yeniden ve yeniden oynanan komedileri, arkadaşların[ın] evlenmesini ve ayrılmasını düşünür. Ölüme ve yok olmaya korkulacak bir şey olarak değil, kollarımızı açıp karşılaşacağımız bir kaçınılmazlık olarak bakmaya başlar.
(a.g.e.)

*****

Kaybedilen sevgiliye ağıt (Öykü)

“… O, tahta tabuttan beyaz kefeniyle çıkartılıp toprağa taşınırken ölümünden sorumlu olduğunu düşünür, kendini suçlarsın. Mezara yerleştirilirken hayatının en güçlü duygularından birini hissedersin: Onunla birlikte gömülmek… Senin yapamadığını gök yapar: Yağmur usul usul yağar, çünkü gökyüzü onu yeryüzünde bir daha göremeyecektir.

Ayrılığın ilk günlerinde en hoşlandığın zamanlar, onun mezarı başında geçirdiğin saatlerdir. Geceleri de kalmak, onunla içinden, fısıldayarak değil, yüksek sesle, haykırarak konuşmak, af dilemek; üşümesin diye yanına girip sarılmak istersin.

Yıllar geçer ama yüreğindeki acı dinmez, özlem hiç bitmez. Öyle anlar olur ki, o sanki yanıbaşındadır. Göremezsin, dokunamazsın, konuşamazsın sadece hissedersin. Böyle anlar nadirdir, kısa sürer ama rüyalardan daha gerçektir. Özeldir, çünkü yalnız kaldığında duyumsarsın. Birlikte yaşadıklarınızı beyninde canlandırır ve bunları tekrar etmekten hiç bıkmazsın. Eşyaları, giysileri, notları hazinelere değişilmez. Onları tutarsın, çünkü o dokunmuştur; sarılırsın, çünkü o giymiştir; okursun, çünkü o yazmıştır.

O, hayatın için bir referanstır: Kendini ve herkesi onunla kıyaslar, olaylara onun bakış açısıyla bakmaya çalışırsın. Ömrün boyunca onun sevgisini, dostluğunu, sıcaklığını verebilecek, onu unutturacak kimseyi bulamazsın. Mutluluğunda, başarında, acında, hüznünde hep bir şey eksiktir: Bunlar onunla yaşanmamıştır…”

*****

İçki ve ölüm

Bizde çoğu insan, içkiyi, zevk için içmeyi onurlarına yediremediklerinden, ama bir gerekçe de bulmaları gerektiğinden, ‘dertlendikleri’ için içerler, dert bulamazlarsa ‘yaratırlar’; hatta başkalarının dertlerini de (güya) dert edinerek… Bunun kökenini, en azından bir ölçüde veya bir grup insan için, İslam’da içkinin yasak olmasına bağlayabiliriz belki. Yine kadın-erkek, bir arada içilmemesine… Eğer Türkler, keyif için içtiklerini söylediklerinde veya içmeye karar verdiklerinde, içki nedeniyle husule gelen kavgalar, kazalar, ölümler azalacaktır.

*****

Ölünün ağzından mektup

Yeni duydum (Ağustos 2010). A. Menderes, idamından önce yazıp birine gizlice verdiği notta şöyle diyormuş: “İdam edilmek için ortada hiçbir neden yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize söyleyecek misiniz? Dirimden korkmayacaktınız. Şimdi el ele vererek Menderes’in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir.” Ne diyor, kime diyor, ne berbat Türkçe ve A. Menderes’in üslubuna benzemiyor, üçüncü şahıs işi gibi… Yine, aşağılık, namussuz bir hilekarlık ile mi karşı karşıyayız?! Herhalde!

*****

İntihar mı, cinâyet mi?

Gazetelerde, bir genç kızın, aşırı dozda uyuşturucu aldığı ve bu sebeple öldüğü haberi bir-iki gün yer almıştı. Ölen kızın âilesinin yakın bir ahbâbı olan bir komiser, kızın ölümünden sorumlu olduğu zannıyla gözaltına alınan genç ile ‘görüşmüştü’. Genç, ertesi gün, tutulduğu karakolun tuvaletinde asılı olarak bulunmuştu!

Komiserin fotoğrafı vardı gazetede: Gergin, nefret dolu, ‘bir şeye’ kararlı, kilitlenmiş bir yüz…

Gözaltındaki genç, bu komiser ile ‘görüştükten’ sonra kendini asmayı en iyi yol olarak görmüştü anlaşılan. Konu ile ilgili bir daha haber çıkmadı, görülmedi medyada!

****

Aile katili

En korkunç ve vahim cinâyet ve intihar, önce âilesinin, hemen ardından kendi canına kıyan adamın hikâyesidir belki. Ankara’da, bir mesîre yerinde, bir iş adamının, sırasıyla, karısını, birkaç yaşındaki kızını ve kendini öldürmesi iç burkan bir olaydır. Cesetlerin görüldüğü fotoğraflı haberde adamın borcu olduğu yazmaktadır. Aşikar ki, kendisinden sonra eşini ve çocuğunu emanet edecek, güveneceği kimsesi yoktu!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 18601, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

2 Comments

  1. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    ALLAHA olan inanç intiharları ve suçları azaltan en önemli güçtür.

  2. Mete Tunç diyor ki:

    Söylediğiniz, verilere, delillere değil; böyle olması gerektiğine dair inancınıza, böyle olmasını istemenize dayanıyor.

Leave a Reply