BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrensellik, Kısmi Evrensellik, Küresellik

Yazar: Mesut Bigalıoğlu

Evrensel ne demek?

Evrensel kelimesini kullanırken algısal olarak yanlış kullanıldığının ve kafa karışıklığına yol açtığının farkına vardım. O yüzden bu kavramın yeniden anlamlandırılması gerektiğini düşündüm.

Algımız dahilinde ve algımız dışındaki tüm evrenle ilgili, tüm evreni kapsayan, tüm evrende geçerli olan demektir. Evrenin başlangıcıyla ilgili insanoğlunun elinde tutarlı bir teori mevcuttur, Big Bang. Ancak sonu ve sınırı var mıdır, başka yerlerinde farklı yasalar işliyor mudur, bunu henüz tam anlamıyla bilmiyoruz. Bu yüzden mevcut yasalarımızın evrensel olarak nitelenemeyeceğini düşünüyorum.

Kısmi Evrensel ne demek?

Algımız dahilinde ve gözlemsel olarak tespit ettiğimiz evrenle ilgili, evreni kapsayan, evrende geçerli olan demektir. Evrensellikten farklı olarak kısmi evrenselliğin bir sınırı vardır, algısal sınır. Gözlemlerimiz ne kadar uzağa giderse bu sınır da o kadar genişler. Kısmi evrende işleyen yasaları tespit edebiliriz ve bu yasaları kısmi evrensel olarak niteleyebiliriz. Ancak kısmi evrendeki bu yasalar bazen üzerinde yaşadığımız Dünya’daki yasalarla çelişebilir. Bunun nedeni lokal gerçeklikte yatar. Lokal gerçeklik, lokal yasalar neticesinde ortaya çıkar. Aynı ortamda aynı sonuçlar elde edilir. Farklı ortamda ise sonuçlarda sapmalar ortaya çıkabilir.

Küresellik ne demektir?

Algımız dahilinde gözlemsel ve deneysel olarak tespit ettiğimiz Dünya ile ilgili, Dünya’yı kapsayan, Dünya’da geçerli olan demektir. Bilimsel anlamda “Küresellik” kavramı yeni bir kavramdır. Bu kavramı ortaya atmamın en büyük nedeni Dünya ile Evren arasındaki ciddi farklılıklardır.

Örneğin yeryüzünde saf su 1 atm. basınçta 100 derecede kaynar ve su dediğimiz molekül Dünya’ya özgü şartlardan dolayı sıvı halde bulunur. Ancak uzayda suyu henüz sıvı halde gözlemleyebilmiş değiliz. Varlığı, yoğunluğu, sıcaklığı, içerisinde bulunduğu basınç hakkında çok fazla bilgimiz yok. Bir yasa ortaya çıkartırken suyun buz (katı) halde bulunduğu, gözlemlediğimiz kısmi evrene göre mi çıkartacağız yoksa Dünya’mızdaki sıvı haline göre mi?

Kısmi evrensel değer mi daha gerçektir yoksa küresel değer mi? Aslında her ikisi de gerçektir, ortamını belirtmek kaydıyla. İşte bunun için mevcut yasalarımızı küresel ve kısmi evrensel olarak sınıflandırmalıyız. Algımız dışında kaldığı için hiçbir yasa için evrensel nitelemesi yapamıyoruz.

Bazı çevreler bilimsel yasaların da değişebileceğini yeterince güvenilir olmadığını söylüyorlar. Bu yanlıştır. Mevcut ortamlarında bilimsel yasalar değişmez, her zaman geçerlidirler. Ancak farklı ortamlar göz önüne alındığında geliştirilmeleri gerekebilir.

Teorilerin çökmesiyle, yasaların geliştirilmesi aynı şey değildir. Teori çöktüğünde hiçbir hesaplama onun gerçekliğini ispatlayamaz. Ancak yasalar mevcut ortamlarında geçerliliğini sürdürmeye devam eder.

Son olarak şu soruyu sormak istiyorum; Dünya’ya bakarak mı Evreni anlamaya çalışmalıyız yoksa Evrene bakarak mı Dünya’yı anlamaya çalışmalıyız? Sizce gözlemlediğimiz evrende anormal olan, üzerinde yaşadığımız Dünya değil mi?

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 16104, bugün ise 4 kez görüntülenmiştir.

49 Comments

  1. Ejder diyor ki:

    Sn. Mesut,

    bu yazınızdan Big Bang teorisine katılmadığınızı çıkarsabilir miyiz? Çünkü Big Bang teorisi evrende tüm yasaların aynı olmasından yola çıkılarak oluşturulmuş bir teoridir. Başlangıç anına bu varsayımdan yola çıkarak ulaşılıyor.

  2. Bigalıoğlu diyor ki:

    katılmamak değil,ancak sizinde söylediğiniz gibi big bang teoridir.teoriler nasıl ortaya çıkar?
    biri ortaya bir iddia atar,bu idia gözlemsel olarak doğrulanır,doğrulama süreci devam eder,teori olur.

    teorilerin yasa olabilmesi için kesin verilere ihtiyaç vardır.cern’de onu bulmaya çalışıyorlar işte.evrenin oluşumuyla ilgili daha kesin verilere ulaşmaya çalışıyorlar.

    patlama kalıntısı teoriyi,mekanizmasının işleyişi ve kesin veriler yasayı getirecek.

  3. fuatogl diyor ki:

    teoriler nasıl ortaya çıkar?

    Aktardığınız gibi teoriler uzun çalışmalar sonucu ortaya çıkar. Fakat hipotez kurulur, teori oluşturulur, sonra kanunlaşması için beklenilir gibi bir süreç yoktur. Bilim açısından teori nin gündelik dilde kullandığımızdan farklı bir anlamı vardır. Teori dediğimiz şey bilimde en üst açıklayıcı yapıdır. Kanun diye adlandırılan şeyler de teoriden ibarettir, fakat çok kısa, yalın ve kolayca ifade edilebilmelerinden dolayı pratik olarak kanun diye anılırlar. Örneğin termodinamiğin yasaları da teoridir(The theory of thermodynamics). Elektron bir teoridir (Electron theory), Nükleer zayıf çekim bir teoridir(Electro-weak theory), kıta hareketleri bir teoridir(Continental-drift theory) vs.vs.

    Özellikle yaratılışcı akım yüzlerce yıllık bilim tarihini küçümsercesine, teorinin gündelik dildeki kullanımına yaslanarak, bilimsel teorilerin de aynı düzeyde kesin olmayan atmasyonlardan ibaret olduğu anlamını vermeye çalışıyor. Kafa karışılığı zannedersem buradan geliyor birazda.

    Cern’de de kanun bulmak için çalışmıyorlar. Teorilerin öngörülerini doğrulamaya, açıklayıcı sınırlarını geliştirmeye çalışıyorlar. Teori geliştiriyorlar yani. Kesin verilerle teoriye mutlak bir statü vermek gibi bir kaygıları yok. Kesin veriler zaten teorilerin kurulma aşamasında var, kesin veri olmadan teori kurulamaz. Aslında teorinin kendisi tek tek kesin verilerden daha önemlidir. Çünkü bir sürü kesin veriyi mantıksal bir tutarlılıkla birbirine kaynaştırıp, açıklayıcı, teste tabi tutulacak öngörüler yapmaya olanak veren bir çerçeve oluşturur. Örneğin Cern de aranan Higgs Bozonu tamda böyle bir teorileştirme ve onun mantıksal çıkarımları/öngörüleri sonucu ortaya çıkan birşey. Eğer Higgs Bozonunu bulurlarsa kanun oluşmayacak, Standard Model denen teorinin konumu daha da güçlenecek ve beli bir önde gelişmesine yl açacak. Yok eğer bulunmaz ise, ya aramaya devam edecekler yada teoriyi yeni durumu kapsayabilecek şekilde modifiye edecekler ve teori daha da açıklayıcı hale gelecek.

  4. Bigalıoğlu diyor ki:

    teorilerin atmasyondan tek farkı gözlemsel,deneysel,matematiksel ve mantıksal yollarla getirilen acıklamaların destekleniyor oluşu.
    ancak yeni bir bilgi,yeni bulgu teoriyi destekler nitelikte olmazsa bu teoriye ilişkin acıklamalar tekrar gözden geçirilir.teorilere ilişkin günümüzde yapılan en büyük yanlış,teorileri desteklemeyen bulgular ortaya cıkarıldıgında teorilerin alanı genişletilerek yamalı bohçaya cevrilmeleri.beraberinde hesaplamalardan cok,mantıksal hikayeler ortaya cıkarılması ve bunları gercekmis gibi sunulması.teori cöplüğü bilim tarihini benden daha iyi bildiğinize eminim.

    bu davranıslar ve hikayeler gelecek nesillerde tebessumle okunacak.
    size üzerinizden ideoloji paltonuzu cıkarmanızı oneririm.
    bilim artık daha somut verilerle olayları ve olguları acıklamalı.mantıklı bilimsel hikayeler gercekmis gibi gösterilen teoriler olarak bize sunulmamalı.

  5. fuatogl diyor ki:

    “Teorilerin atmasyondan tek farkı…” diye doğru olarak aktardığınız şey öyle böyle bir fark değil Bigalıoğlu arkadaşım. Bu baya baya büyük bir fark, teorinin basit atmasyon olmadığını gösteren önemli bir fark. Herhalde “teorilerden sonra kanun aşaması gelir” anlamındaki yanılgıyı kabul ediyorsunuz, o yüzden bunu tekrar girmek istemiyorum.

    Diğer iddianız bilim tarihinin teori çöplüğü olduğuna ilişkin. Mesela? Teorilerin nasıl işlediğini anlayınca bunun çok yanlış bir ifade olduğu hemencicik ortaya çıkar. Teoriler tanımlandığı çerçevede, açıklayabildiği görüngüler açısından her zaman değerlidir. Eğer yeni yada çelişkili bir durum ortaya çıkarsa elbette teori modifiye edilecektir, aksi halde dogma dediğimiz şey ortaya çıkar. Yani yeni ve öngörülmemiş durumlar ortaya çıktığında elbette teori değişecektir – bilimin özünde vardır bu durum – iyi ki var. Fakat bu değişim teorinin açıkladığı şeyleri çöpe atıyoruz anlamına gelmiyor maalesef. Bunun için (artık kabak tadı da verse) Newton Fiziği denilen eski fizik çok iyi bir örnektir. Herhalde bu teori sizin açınızdan bilim çöplüğünde duran birşey değildir? Tüm yanlışlarına rağmen insanoğlunun en önemli kilometre taşlarından bir tanesidir. Bu teori yeni bulgular karşısında yetersiz kaldı, hesapları yanlış çıktı, fakat gerekli yerleri değiştirildi yada hatası ortaya konuldu ve “bunun üzerine bina edilen” yeni bir teori ortaya çıktı (bugün de o teori yetersiz!). Benzeri süreç Evrim Teorisi dahil başka birçok teori için geçerlidir. Evrim teorisi başka birçok teori gibi günlük değişen, gerektiğinde yanlış varsayımları düzeltilen bir teoridir, ve günümüz biliminde en aktif alanlar birisidir. Tamda bu şekilde olması onu daha da güçlü ve açıklayıcı yapıyor zaman geçtikçe.
    Bu tarz bir süreç tam aksine bilime güven duymamızı sağlayan birşeydir yani, buna yamalı bohça demek resmen bilimi ve onun yöntemlerini küçümsemek ve alaya almaktır bana göre.

    Küçümseme hakkınız da vardır aslında, ama önce daha iyisini bulmanız gerekiyor, bizim de bunu bekleme hakkımız var ve gördüğümüz kadarıyla ortada bilime ilişkin böyle yeni bir paradigma değişimi yok, onu bırakın nüvesi bile yok. Yani bilime bilim yapmıyor demeniz tamamiyle havada bir iddia.

    “İdeolojik” demenizi ise şaka olarak alıyorum. Teoriler hakkında aktarmaya çalışdıklarım gayet standard, lise düzeyi olması gereken basit bilgiler çünkü – ideoloji ile pek bir alakası yok gerçekten. iyi geceler.

  6. Bigalıoğlu diyor ki:

    http://www.fizikportali.com/forum/index.php?topic=245.0

    yukarıdaki linkte ay’ın oluşumu ile ilgili çöpe gitmiş olan 3 tane teori var.4.çarpışma teoriside bilgisayarlarda test ediliyor ancak o da fos cıkacak.

    aşağıdaki linkte de benim benim teorim var,5.olarak.
    dünya’nın oluşumu ile birlikte vereyim,daha anlaşılır olacaktır.
    http://bigalioglu.blogcu.com/dunya-nin-olusumu_5756191.html
    http://bigalioglu.blogcu.com/dunyamizin-uydusu-ay-in-olusumu_12539431.html

    “Küçümseme hakkınız da vardır aslında, ama önce daha iyisini bulmanız gerekiyor, bizim de bunu bekleme hakkımız var ve gördüğümüz kadarıyla ortada bilime ilişkin böyle yeni bir paradigma değişimi yok, onu bırakın nüvesi bile yok. Yani bilime bilim yapmıyor demeniz tamamiyle havada bir iddia.”

    bilime bilim yapmıyor demiyorum.teorilerin yeterince güvenilir olmadığını söylüyorum.bunun içinde bazı öneriler getiriyorum,mesela “parça teorisi.”
    teorilerin alanlarını genişleterek sürekli geliştirmek yerine alanlarını daraltarak daha tutarlı teoriler ortaya cıkarmak daha doğru olmaz mı?
    mesela örnek verdiğiniz evrim teorisini dna’larla desteklemek yerine yeni bir “gen teorisi” ortaya atsak evrim ve “gen teorisi” diye elimizde iki teori olsa ve bunlar üzerinden daha tutarlı sonuçlara varsak daha guzel olmaz mı?

    bilim teoriler üzerinde yogunlasarak daha net ve kesin sonuclara ulaşmaya calısmak yerine,teorilerin ucunu surekli acık bırakarak suruncemede kalmayı yeğliyor.

    bazı teoriler surekli teori olarak kalmaya mahkumdur,ancak bu teorileri mutlak gercekmis gibi gostermek bilimsel yanılgılara kapılar acar.

  7. fuatogl diyor ki:

    Bigalioglu, andiginiz “teoriler” ile konu edindiklerimiz arasinda epeyce bir fark var, bunlar ayrica hipotez diye anılıyor. İnsanlar söz sarfederken normalde karşılarında fırsat kollayan bir yaratılışcı yada bilimi küçümseyici tavırlar içersinde olabilecek insanları gözönünde bulundurarak söz sarf etmiyor. Teori denilen şeyin açıklaması gerçekten çok açık. Şurada farklı bağlamlarda hangi tür anlamlara geldiği, bilim açısından ne anlama geldiği çok güzel bir şekilde açıklanmış, özellikle ilk paragrafın sonu önemli:
    http://en.wikipedia.org/wiki/Theory (Dilerseniz türkçesini de bulabilirim – gerçekten açıklayıcı çünkü)

    Şuradan da sizin çöp teori diye andıklarınızdan bir tanesinin nasıl bir hipotez oduğu anlatılıyor:

    http://en.wikipedia.org/wiki/Giant_impact_hypothesis

    İkincisi, bunlara bile hala çöp diyemeyiz çünkü daha iyi bir hipotez için hala basamak niteliğindedir. Hipotezler ve teoriler bilimsel bir süzgeçle elendiklerinde arkalarinda iz bırakırlar, bir yol katetmiş olursunuz, “şu teori, bu hipotez şundan şundan dolayi falanca olasılığı elemiştir” benzeri bir veri sunarak daha sonraki çalışmalar için söz konusu bilgi havuzunda eleme yapmamızı, sınırları daraltmamızı sağlar. Bilimsel çabayı, başarılı başarısız tonlarca hipotez ve teoriden oluşan birbiriyle ilişki bir mozayik gibi düşünebiliriz. Çöp değildir demem bundandır. Bunu anlamak istemiyorsunuz. Üçüncüsü, yılda onbinlerce somut verimli araştırmaya konu edilen bir teori ile ayın oluşumuyla ilgili başarısız olmus bir hipotez / teori arasinda, nitelik anlamında çok büyük fark vardır.

    Teorilerin yeterince guvenilir olmaması konusundaki iddianıza ise bir gerekçe göremiyorum açıkcası. Iddia ettiğinize göre elinizde somut bir çalışma olmalı, böyle birşey bekleme hakkımız var boyle bir iddia karşısında. Bunların ne olduğunu bize sunabilirseniz daha iyi anlayabiliriz ne demek istediğinizi. Ki bu teoriler bu kadar guvensiz ise, nasil oluyorda bilim bu kadar faydali is yapabiliyor, nasıl oluyorda sadece birkaç yüzyılda insanlığın toplam bilgi üretiminden fazlasını üretebiliyor ve faydalı işler de kullanılmasını sağlayabiliyor? Bilimsel teoriler olmasaydı bugün dünyada 6 milyar insan yaşayamazdı, muhtemelen hayatta kalamazdık. Sadece hastalıklar açısından çok kötü durumda olurduk eger evrim teorisinin açıklayıcılığı, teşvik ettiği araştırmalar olmasaydı. vs.vs, sayısız örnek verilebilir. Yanlış olduğu gösterilen Newton fiziği ile bile aya gidebiliyoruz, uzak yörüngelere uydu yerleştirebiliyoruz. Bilimsel teorilerin, ve bilimin toplamda sundugu dinamikten insanogluna daha fazla bilgi sunan baska birsey olmadi daha. Dolaysıyla güvenmemiz için neden çok fazla.

    Teorilerin alanlarını genişleterek sürekli geliştirmek yerine alanlarını daraltarak daha tutarlı teoriler ortaya cıkarmak daha doğru olmaz mı?

    Tam tersine gidelim diyorsunuz siz. Bilim parçaları birleştirip bize anlamlı bir bütün sunar, parçalara ayırıp tutarlılığa nasıl erişilecek anlamadım açıkcası. Ki evrim teorisi belki yüzlerce özelleşmiş teori içeriyor bünyesinde. O yüzden diğer büyük teoriler gibi “çatı teori” diye anılır zaten. Biz bunlara hakim değiliz diye bunlar yok olmuyor.

    Bazı teoriler surekli teori olarak kalmaya mahkumdur,ancak bu teorileri mutlak gercekmis gibi gostermek bilimsel yanılgılara kapılar acar.

    Teoriler elbette teori olarak kalacaktir, baska ne olacakti ki? Mutlaklasacaklarmiydi? Böyle birşey yok ki? Ayrıca bu düşünme biçimi başka teoriler için de uygulanabilir: “kütle çekimi diye birşey yok!, yanrı bizi yere yapıştırıyor, kütle çekimini mutlak alamazsınız, tanrıyı bir önyargı ile teorilerinize katmamazlık yapamazsınız” gibi birşey neden demiyorsunuz tamamen aynı mantık olmasına rağmen? Yada “big bang ‘sadece’ bir teori, kimse big bang i gözlemlemiş değil, dünya pekala tanrı tarafından birkaç bin yıl önce yaratılmış olabilir, önyargılarınızla tanrıyı yokmuş gibi sayıp big-bang i mutlak sayıyorsunuz” diyebilirsiniz. Evim teorisine yapılan bilimsel olmayan iddialar gerçekten bu düzeydedir.

    Kimse büyük-patlama/genişleme teorisi için mutlaktır demiyor, kimse evrim teorisi için mutlaktır demiyor. Ama bulgular o ve destekleyici veriler o kadar fazla ki, bunlara çok yüksek bir olasılık/doğruluk payı vermek gayet doğal oluyor, ki bilimin sunduğu onca başarılı açıklamalar ışığında oluyor bunlar.

    Ayrıca siz cinlere ve meleklere inanan bir müslüman olarak, bu şekilde yazarken kendi kendinize düşünüp çelişkili bir durum görmüyormusunuz gerçekten? (müslüman olduğunuzu varsayıyorum) Bilime gelince tesadüfen mi bu şekilde düşünüyorsunuz, yoksa sadece dinsel dünya görüşünüze zıt olduğu için mi bu şekilde itiraz yapma ihtiyacı hissediyorsunuz? Bu durumları anlayamadığım için merak ediyorum gerçekten.

  8. Da Vinci diyor ki:

    @Fuat

    Bigalıoğlu’nun tez, hipotez, model, teori, kanun gibi kavramlar konusunda ciddi sorunları var. Kendi kafasında oluşturduğu şeyleri bilimsel literatürdekilerin üstünde tutuyor ve onları doğru kabul ediyor. Kendi sitesinde bu konuda bir yazı vardı, orada kendisine bunları biraz anlatmaya ve hatalarını göstermeye çalıştım ama gördüğüm kadarıyla aynı yanlışlara sarılmaya devam ediyor. Teorilerin daha da iyileştirilerek kanuna dönüşeceği gibi garip bir düşüncesi var. Kendisine bu görüşün yanlışlığını anlatmaya çalıştım ama sanırım pek başarılı olamadım. Belki sen başarırsın :)

  9. fuatogl diyor ki:

    Tesekkurler Da Vinci, simdi okudum Bigalioglunun yazisini. Yanilgisini cok guzel ozetlemis, teorilerin kanunlasmasi ‘teorisi’ gercekten hos :). Sen anlatmissin, burada bende anlatmaya calismisim, zannedersem baska kaynaklardan da dogrulatip arkadasimiz bilgisini guncelleyebilir.

    Benim simdi merak ettigim; bizdeki ders kitaplarinda mi bir sorun var acaba? Bigalioglunun ozetledigi yanilgi ozel degil cok genel olarak tekrarlanan birsey insanlar tarafindan. Yaratilisci akim bu kadar da basarili olmus olamaz, sucu sadece ona atamayiz gibi geliyor bana. Bizim orta-okul/lise ders kitaplarinda bilimsel yontemlerin nasil aktarildigina dair bilgisi olan bir arkadas var mi? Cok merak ediyorum nasil anlatildigini.

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    Bilim dediğimiz şey meraktan ve çevremizi,olayları olguları açıklama çabamızdan ortaya çıkmıştır.Bilim bir bakıma gerçeği de arar.Aynı zamanda bir süreçtir.Elbetteki bu süreçte yanlışlar-yanılgılar olacaktır,sınırlı potansiyeldeki bilgi birikimi yüzünden.Ancak asıl olan gerçeğin kendisidir.
    Elbettteki bilimsel süreçte yanlışlanmış hipotezlerin,teorilerin bilime katkısı olmuştur,gerçeğe giden yolda alanın daraltılması açısından.benim çöpten kastettiğim iddiaların kökten yanlışlanmış olmasından dolayıdır.kökten yanlışlanmaları nasıl olmuştur.Bilimsel süreç içerinde elde edilen yeni bir bilgi ile iddia tümden yanlışlanmıştır.

    yanlış çıktı dediğiniz newton fiziği kökten yanlışlanmış değildir.einten’dan sonra bilim insanları kesin olarak bildikleri şeylerin aslında o kadar kesin olmadıklarının farkına varmıştır.

    hatta bu konuda o kadar ileri gittiler ki,newton fiziğini bile yasa’dan teori düzeyine çektiler.teorileri,hipotez yaptılar.

    ancak sizin anlamak istemediğiniz yada bilim dünya’sının bilerek veya bilmeyerek düştüğü yanılgı şu.
    newton fiziği(kanunu)mevcut ortamında hiçbir değişikliğe uğramadan geçerliliğini sürdürüyor.kısmi evrensel ortamda hesaplamalara eklentiler yapmak suretiyle orada da geçerliliğini sürdürüyor.
    yani değişmez,tutarlı ve kesin veriler elde edebiliyoruz,bu kanunlarla.

    yani yeni bir bilgi girişi veya farklı bir ortam bu yasayı kökten yok etmemiştir.

    teorilerde ise durum böyle değil.benim verdiğim örneklere hipotez dediniz.bir iddianın hipotez olması,hipotezin teori olmasına hangi kişi,hangi kurum veya kuruluş,hangi konsey karar veriyor.hiç…ne deniyor genel kanıya göre kabul görmüş deniyor.
    bilim insanları bile hangi iddianın yasa,hangisinin teori,hangisinin hipotez olduğuna karar veremiyorlar.ortadan hepsine teori diyelim olsun bitsin,bu mudur.
    bilimsel bir konuda konusurken bile bilmeden,doğa kanunları,fizik kanunları terimlerini kullanıyorsunuz.komplo teori’lerine neden komplo teorisi diyorlar sizce.içerisinde kesinlik barıdırmadığı için.

    bilim kesin gerçekleri arar,amaç budur.matematik kesindir,ama mantık yanıldır.deney kesindir ama gözlem yanıltır.elinizde kesin veriler,sabiteler olmasa neyi nasıl hesaplayacaksınız.

    hipotez nasıl ortaya cıkar,ortaya bir iddia atarsınız,kendiniz doğrulugunu onaylarsınız verirsiniz diger bilim adamları arkadaşlarınıza yanlışlamalarını istersiniz.yanlışlanmayan hipotez belli bir süreç içerinde bilim camiasında genel kanıya göre kabul görür.doğrulama süreci devam eder teori olur.şimdi burada teori denen şeylere hipotez bile deseniz o hipotez belli bir doğrulama sürecinden geçiyor yinede.

    neyse uzun lafın kısası,o beğenmediğiniz teori ve yasa tanımları türkçe kaynaklar içerinde en çok ziyeret edilen tanımlardır.isterseniz google girip bir arattırın.madem siz daha iyisini biliyordunuz elinizi taşın altına koyupta sizde böyle bir acıklama yapsaydınız ya.Da vinci yabancı kaynaklarda bile bu tanımları zor buldu.
    Yada bilim Dünya’sı interneti keşfedip,bu türden açıklamaları internet üzerinden yapsa ya.

    Bu arada o açıklamaların bir kısmı,ateist camiasının bilimsel açıklamalarından alınmıştır.Yani dalga geçmeye çalıştıgınız kısmen aslında kendinizsiniz.

    Ve sonuç,
    @fuatogl
    sizin teori ve yasa tanımızını alabilir miyim.
    benimkinden ne kadar farklıymış görelim.

  11. fuatogl diyor ki:

    Dalga geçmiyorum Bigalıoğlu, sadece görüşlerinizin yanlış, ve kabul görmeyen uygulanmayan şeyler olduğunu söylüyorum size, kaynak da göstererek. Ateist bazı insanlarımız da yanılabilir, kimden bahsettiğinizi bilmesem de. Zaten o yüzden acaba okullarımızda nasıl anlatılıyor bu kavramlar diye sordum! Belli ki kavram ve tanımlarda kafa karışıklığı yaratan güçlü bir kaynak var.

    Birde şunu unutmayın, kavram ve tanımlar mutlak, keşfedilmeyi bekleyen şeyler değildir. Onu kullananlar tarafından yaratılmıştır, yani tartıştıklarımız bilim dünyasının toplam eylemlerinin sonucunda yine bilim dünyası tarafından tanımlanan ve kullanılan kavramlardır. Bunun resmi otorite, tasdik edici bir makamı olmaz. Aynı itirazı Da Vinci de yapmış. Farklı farklı insanlar acaba neden aynı şeyi söylüyor diye düşünün bence.

    Evet haklısınız, bugün Newton fiziği ile uzaya araç gerek yolluyoruz, yaklaşıklığı yeterlidir yanlış da olsa, “toptan” yanlışlanmamıştır, bende zaten öyle birşey savunmadım. Teoriler içerikleri bakımından kapsamlıdır, kolay kolay toptan yanlışlanmazlar. Eksikleri gedikleri bulunur, paradigma değişir ve ondan yeni bir teori ortaya çıkar. Aynı şey Evrim teorisi için de geçerlidir, bu teori bu saatten sonra toptan yanlışlanamaz, içerdiği alt teori ve açıklamalarda ise sürekli bir yanlışlama doğrulama süreci ise sürekli olarak işliyor. Yayınları takip ederseniz, nerdeyse hergün yeni bulgularla bazı varsayımların sürekli olarak doğrulandığını yanlışlandığını görürsünüz.

    Ve açıklamalar sürekli olarak yapılıyor Bigalıoğlu arkadaşım. Size verdiğim linkler gayet açık ve net tanımlar, konsensüs niteliğindeki yaygın tanımlamalar. Ve bizlerde karınca kararınca elimizden geldiğince bunları doğru bir şekilde aktarmaya çalışıyoruz zaten. Yani talep ettikleriniz zaten mevcut!

    Benim kendi kişisel tanımım yok onu soruyorsanız. Ben bilim açısından anlamlı olan tanımları aktarmaya çalışıyorum size sadece. Yukarıda da zaten anlatmaya çalıştım. Kabaca teoriler, veri ve gözlemlere mantıksal bir tutarlılıkla açıklayıcı bütünsel açıklamalar getiren, görüngüleri test edilebilir modellerle bir araya getirip ifade edebilen, bunlardan test edilebilir öngörülerde bulunabilen ve varsa yalın bilimsel yasaları kapsayan açıklamalar bütünüdür. Olduğu ve olacağı budur, daha başka bir basamak yok. Teorinin ancak açıklayıcı gücü artar yada zayıflar, olgunlaştıktan sonra kanuna/yasaya dönüşmez. Böyle bir kategori yok ve hiç olmadı da.
    Yasa/kanun denilen şey ise özelleşmiş, belirli bir kural ve kaideyi çok yalın olarak ortaya koyan bir ifadedir.

    Mesela genel görecelik bir teoridir, fakat onun içerdiği E=MC^2 ifadesi bir yasadır. Genel görecelik hiçbir zaman kanun olmayacaktır.

    Yada büyük patlama/genişleme(big-bang) teorisi hiçbir zaman kanunlaşmayacaktır, fakat bu teori ortaya çıkartılan mevcut doğa yasalarına uygun olarak açıklama getirmelidir. vs.vs.vs.

  12. Bigalıoğlu diyor ki:

    benim verdiğim tanımları iyi okumamış oldugunuzu düşünüyorum.temelde söylediğimiz şeyler çok farklı değil.

    benim tanımımda ve sizin tanımınızda teori’leri “açıklama” olarak niteliyoruz.

    ben tanımımda yasayı “gerçek bilgi” olarak niteliyorum,acıklama olarak değil.tekrar bakın derim.

    örnek verdiğiniz genel görelilik teorinin kısmi yasalaşmasına bir örnek teskil ediyor.

    yazımdan aynen alıntılıyorum.
    “Teoriyi destekleyecek doğrulamalar,kesinlik kazanmamış ve genel olarak kabul göremiyorsa,teori içerisindeki kesin değişmezleri yasalaştırabilmeliyiz.Bu aşamada,
    1-mevcut teori kısmi olarak yasa olacak veya..”

    dikkat edin,diyorum ki,
    teori içerisindeki kesin değişmezler,
    kesin değişmez e=mc2
    zaten bu teori kısmi olarak yasalaşmış,kısmi olarak.

    dikkat ederseniz yazımın genelinde değişmez bilgiye sık sık vurgu yapıyorum.çünkü önemli olan budur.yada sizin yönteminizle ders kitaplarındaki bilgileri her yıl güncelleyelim mi?
    5 yıl onceki ders kitabında “oğlum senin öğrendiğin hipopotamus adamı kafatası sahte çıktı.bugun bipotamamus adamı var,ondan verelim”

    neyse kışkırtmamış olayım hadi,sürekli evrimden bahsettiğiniz için dayanamadım.

  13. fuatogl diyor ki:

    Iyi okudugumu dusunuyorum Bigalioglu, belirgin bir sekilde teorilerin zamanla yasalasacagina vurgu yapiyorsunuz, ve teoriye oldugundan daha az bir deger bicme anlami cikartiyorsunuz gibi. Daha onceden verdigim wikipedia linkinde ayni yanilgiyi ozellikle vurgulamislar:

    A common misconception is that scientific theories are rudimentary ideas that will eventually graduate into scientific laws when enough data and evidence has been accumulated. This is not true, as scientific theory and scientific law have different definitions. A theory does not change into a scientific law with the accumulation of new or better evidence. A theory will always remain a theory, a law will always remain a law. A theory will never become a law, and a law never was a theory.

    Kabaca su anlatiliyor:

    Teorilerin, genel gecer fikirler olarak zamanla daha cok bilgi ve verinin isiginda bilimsel yasalara donusecegine dair genel bir yanilgi var. Bu dogru degildir, bilimsel teorilerin ve bilimsel yasalarin farkli tanimlari vardir. Bir teori zamanla yeni bilgi ve veriler isiginda yasalara donusmez. Bir teori her zaman teori olarak kalacaktir ve bir yasa her zaman bir yasa olarak kalacaktir. Bir teori hicbir zaman yasaya donusmeyecektir, ve bir yasa hicbir zaman bir teori degildi.

    Okullarda ne okutulacagini bilemem, fakat evrim teorisinin tumu okullarda verilemiyecek kadar kapsamlidir, ne ben nede siz daha bu teorinin verilerinin 1%ine dahi vakif degiliz. Sahsen yilda 30-40 bin somut calismaya dayali makaleyi okuma imkanim yok. Durum bu iken bu kadar iddiali laflar etmek icin ancak sartlanmis olmamiz gerekiyor, bunun da ne oldugunu hepimiz iyi biliyoruz, dinsel dunya gorusumuzden kaynaklanan inkarci bir direnc soz konusu. Adi neyse koyalim yani. Daha bilimsel metodun kavramlarini bile yanlis yorumlarken teorileri hizaya getirmeye kalkisiyoruz.
    Bu kadar iddiali ve alayci laf etmenin tutarli bir tek yolu vardir. Kollari sivayip bilimsel calismalarinizla fikirlerinize destek bulacaksiniz. Yoksa gerisi bos gercekten.

    Ve bence biz temelden tekrar gozden gecirmeliyiz okullarimizda okutulanlari, belli ki temel kavramlari bile dogru duzgun ogretmekten uzak.

  14. Da Vinci diyor ki:

    Araya girip tartışmayı dağıtmak istemedim çünkü fuatogl zaten gerekli cevabı gayet güzel bir şekilde vermiş. Bigalıoğlu nedense aynı yanlışları savunmaya devam ediyor. Anlamakta güçlük çekiyorum.

  15. Bigalıoğlu diyor ki:

    işlerimin yoğunluğu nedeniyle bir süre buralara uğrayamadım.gereksiz ayrıntıları geçelim meselenin özüne bakalım.diyorsunuz ki,

    “ve teoriye oldugundan daha az bir deger bicme anlami cikartiyorsunuz gibi.”

    evet aynen öyle diyorum.teorilerin değeri içerisinde barındırdığı mevcut değişmezler kadardır.sürekli değişen ve tutarlı olmayan teorilere nasıl bir değer verilmesini bekliyorsunuz?

    bugün bazı bilim çevreleri newton kanunlarını newton teorisi olarak adlandırmaya çalışıyor,siz teoriler yasa olamaz diyorsunuz.yasaları nasıl teori yapmaya çalışıyorlar peki?hipotez,teori,yasa,konusunda bilim çevrelerinde acayip bir kafa karışıklığı var.

    ayrıca bende teoriler yasa olur demiyorum.teorilerin içerisindeki değişmezleri yasalaştırabilmeliyiz diyorum.mantıklı bilimsel hikayeler elbette yasa olamaz.ancak konu ile alakalı bir işleyiş mekanizması,matematiksel formülasyonlar yasa olabilir.zaten insanoğlu kesin olarak mekanizmaların işleyişlerini ortaya çıkardıklarında bunu hem mantık hemde matematiksel olarak bir kurala dayandıracak.

    teoriler üzerinde yoğunlaşmak ve teorileri sizin deyimizle yasalarla aynı değerde göstermek insanoğlunun acizliğini saklama çabasından başka bir şey değildir.

    bilimsel gelişmeler arttıkça,bir çok seyi bildiğini,çözdüğünü sanan insanoğlu büyük bir hayal kırıklığına uğradı,bilmediklerinin,bildiklerinden aslında çok daha fazla olduğunun farkına vardı.bu bilinmeyenler,çözülmeyenler bilim dünyasını sürekli bir çıkmaza soktu.çıkış yolu olarak biz teorilerle işi idare edelim dediler.

    insanlar hala sorular soruyor ve bu sorululara cevap arıyorlar.
    daha ayın nereden geldiğini bulamayan insanlar,evrim teorisi diye bir teori hakkında bol keseden atıp tutabiliyorlar.

  16. fuatogl diyor ki:

    Bigalioglu arkadasim, bence kafa karisikligi sizde. Daha nasil anlatabilirim bilemiyorum. Hadi ben anlatamiyorum, varsayalim Da Vinci de anlatamadi, Wikipedia daki acik ve yalin tanim da mi hic birsey anlatmiyor size? Gercekten cok acik. Isterseniz kaliteli bilim insanlarinin røportajlarindan bulalim onlar anlatsin? Ikinci yuksek lisansimi yapiyorum, dediklerinize hicbir karsilik bulamiyorum gercekten, akademi/bilim dunyasinda kafalar oldukca net, bundan emin olabilirsiniz. Kendi kafa karisikliginizi bilgi uretenlere yikmaya calisiyorsunuz.

    Teoriler iddianizin tam aksine tutarli aciklamalar uretir bilimsel metod ile. Teorilerin geliserek degismesi onu tutarsiz yapmaz, aksine zamanla daha da tutarli yapar. Bugun biyolojik canliliga iliskin Evrim Teorisinden daha tutarli bir teori yok! Yaratilis iddiasi elimizdeki verilerle tutarlilik acisindan tam bir felaket iken, buna aldiris etmeyip bilimsel teorileri bu sekilde “gormemezlik” yapmanizin en makul aciklamasi bilime karsi tamamen onyargili olmanizdandir diye dusunuyorum. Baska bir aciklama getiremiyorum aklima. Gunumuzun bilimsel bilgi ve birikimi sizin tutarsiz dediginiz teorilerden ortaya cikiyor. Yasa dediklerimiz teorik cabalar sonucu doguyor, teorinin aciklayici ve yonlendirici gucu sayesinde bulduk DNA yi, teori olmadan Termodinamik bilgimiz olmazdi, vs.vs.vs.

  17. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Teoriler iddianizin tam aksine tutarli aciklamalar uretir bilimsel metod ile. Teorilerin geliserek degismesi onu tutarsiz yapmaz, aksine zamanla daha da tutarli yapar. ”

    iddiayı doğrulayacak şekilde gelişiyorsa elbette daha tutarlı yapar.ancak iddiayı yanlışlayan gelişmeler oluyorsa ve bunlar görmezden geliniyorsa veya her yeni bulguyu evrim teorisini destek olsun evrime yapıştırılmaya calışılıyorsa,veya tıpkı sizin yaptıgınız gibi evrimi çorbaya çevirip “efendim bu o kadar büyük bir teori ki bunu öyle herkes anlayamaz” tarzında acıklamalarla karşımıza cıkılıyorsa ben öyle bir teoriye kuşkuyla yaklaşırım.

    ne demek açıklamak zor,hiç bir açıklama öyle zor felan değildir.her şeyin yalın basit bir açıklaması vardır.

    şimdi sizinle evrim tartışması yapmak istemiyorum.Da Vinci bilir,sıkıldım artık.

    olmuyorsa kardeşim,başka bir teori ortaya atarsın,onun peşinden koşturursun.daha önce söyledim,genetik bilgileri evrime yapıştıracagınıza,gen teorisi diye bir şey ortaya atsaydınızda onun peşinden koşşsaydınız ya.ama yok,mesele evrimi kurtarmak,o da olmuyor,çünkü bütün yeni bilgiler evrimi tersliyor.neyse…,boşverin.

    kim demişti,einstein mi,”önyargıları kırmak bilmem neyi kırmaktan daha zordur” diye.
    ben mümkün olduğunca tarafsız olmaya çalışıyorum.siz “ikinci yüksek lisansımı yapıyorum” diyorsunuz,böyle şeyler yazabiliyorsunuz.içeriği bomboş…

  18. Ejderha diyor ki:

    fakat evrim teorisinin tumu okullarda verilemiyecek kadar kapsamlidir, ne ben nede siz daha bu teorinin verilerinin 1%ine dahi vakif degiliz. Sahsen yilda 30-40 bin somut calismaya dayali makaleyi okuma imkanim yok.
    Burda bir terslik var, ama ne? Hiç kimse yılda 30-40 bin somut çalışmayı takip edemez. Bu mantıkla hiç kimse herhangi bir teoriyi tam olarak bildiğini iddia edemez. Bu yüzden hiç kimse bilimle falan uğraşıp kendini kandırmasın. Yarım hoca dinden, yarım doktor candan edermiş:-)

    Bu facia sözleri söyleyen insanın bu işlerden hiç anlamadığını anlamak için 2 tane yüksek lisans yapmaya gerek yok.

    iddiayı doğrulayacak şekilde gelişiyorsa elbette daha tutarlı yapar.ancak iddiayı yanlışlayan gelişmeler oluyorsa ve bunlar görmezden geliniyorsa veya her yeni bulguyu evrim teorisini destek olsun evrime yapıştırılmaya calışılıyorsa,veya tıpkı sizin yaptıgınız gibi evrimi çorbaya çevirip “efendim bu o kadar büyük bir teori ki bunu öyle herkes anlayamaz” tarzında acıklamalarla karşımıza cıkılıyorsa ben öyle bir teoriye kuşkuyla yaklaşırım.
    Güzel cevap!

  19. fuatogl diyor ki:

    Ejderha bey,
    Ben yuksek lisans yapiyorum da ben bile anlamiyorum gibi birsey demiyorum. Bir teoriyi anlayamayiz da demiyorum. Fakat bir teoriyi gecersiz kilmak icin o teoriye iliskin yapilan somut calismalari ele alacaksiniz. “Falan konudaki su calisma sundan sundan dolayi dogru degildir, aha buda verileri kendiniz inceleyin degerlendirin” diyeceksiniz. Buna hic yanasmadan, ucundan olsun bu dag gibi biriken calismalari ele almadan teori devirmenin hicbir ciddiye alinacak tarafi yoktur. Bunu anlatmaya calisiyorum, bunda bir facia goruyorsaniz o size kalmis.

    Arkadasimiz bilim insanlarinin en temel kavramlar konusunda kafa karisikligi icersinde oldugunu iddia etti. Bunun uzerine bu iddianin uzaktan yakindan gercekle bagdasmadigini, universite denen yeri tecrube ettigimi boyle bir kafa karisikligi olmadigini, bu kavramlarin cok acik ve yalin bir sekilde tanimlanip kabul edildigini anlatmaya calisdim. Gordugum tum bilim insanlarinda, hocalarda ve yuksek egitim alan ogrencilerin buyuk bolumunde boyle bir kafa karisikligi yok. Tanimlar degisik kisi ve kaynaklardan yukarida verildi, anlasilmayacak birsey yok.

    Burada asil facia olan sey, daha temel kavramlari anlamayip, hicbir bilimsel cabaya girismeden bilimin en buyuk teorilerini gecersiz kilacagimizi zanneden genclerimiz bana sorarsaniz. Bunun ne kadar buyuk bir facia oldugunu universitelerimizin durumuyla, bilimsel bilgiye bagimliligimizla somut olarak olcebilirsiniz.

  20. fuatogl diyor ki:

    Bigalioglu, tekrar etmek istiyorum.

    “efendim bu o kadar büyük bir teori ki bunu öyle herkes anlayamaz”

    O kadar buyuk ve kimse anlayamaz demiyorum. Fakat teori curutmeye girismis kisiden dogru duzgun bilgi beklenir, elbette o zaman konu edindiginiz seyin hangi tarafina iligiliyseniz hakim olacaksiniz. Daha teori ne, kanun ne, teoriler kanun olur filan deyip buna ciddiye almamizi bekleyemezsiniz.

    Daha tekbir calisma, kaynak vesaire gostermeden her bulgu evrim teorisine yamanabiliyor gibi bir iddiada bulunabiliyorsunuz ya, bravo dogrusu.

  21. Bigalıoğlu diyor ki:

    sayın fuatogl

    evrim konusunda daha önce ateistforumda ve Da Vinci ile saatlerce tartıştık.size onlarca evrimi yanlışlayan,hatta evrimci sahtekarların yaptıklarını belgeleyebilirim,ancak bu neyi değiştirecek?

    sıkıldım,dememden kastım buydu,farklı kişilerle aynı şeyleri tekrar tekrar tartışmak.
    sürekli evrimden bahsettiğiniz için bu konuda az çok bilgi sahibi olduğunuzu varsayarak bazı cümleler sarfettim.konuyu o tarafa cekmeye çalışan sizdiniz cünkü.
    kavramlar konusuna gelince siz takıntılı olarak yasa ve teori konusuna sürekli eğiliyorsunuz.ancak makalemde farklı daha bir sürü şey var.mesela niye bilimde hayalgücü olur mu diye sormadınız?

    yasa ve teori konusuna takıntınızın gercek nedeni,evrim ve benzeri teorilerinin çıkmazda olmasında dolayıdır.bir sonuca ulaşılamıyor çünkü.bilime bulaşmış ideolojik saplantılara hiç girmiyorum.ateistler evrimci,dinciler yaratılışçı konularına hiç girmiyorum.

    içinizi rahatlacaksa benim hayat felsefem “gerçeğin kendisidir” gercek bugun tanrı yok derse bende Da Vinci gibi ateist olabilirim.

    ancak benden olaylara ve olgulara ideolojik yaklaşım beklemeyin.

    sürekli övüp durdugunuz bilimin bugunkü içler acısı halini gördüğümde kendimi bazı şeyler için sorumlu hissettim.
    adamlar Dünya’nın oluşumuyla ilgili belgesel yayınlıyor,yarısından çoğu hiçbir bilimsel temeli olmayan safsata.

    üniversitelerden ve okullardan bahsediyorsunuz,iyi ediyorsunuz.ne olacak bu üniversitelerimiz hali diye bende soruyorum.

    interneti bile henüz keşfedemiş üniversitelerimiz bilgiye aç komuoyu düşünmüyor bile.insanlar bilgi edinmek için internete girdiğinde harun yahya siteleriyle karşılasıyorlar.

    kim suçlu burada.

    bırakın siz evrim teorilerini felan.ben kendi bünyemden bilim adına birşeyler yapmaya çalışıyorum.

    kaynak mı istiyorsunuz,kaynak bizzat benim.
    yakında yazılarım ingilizce olarakta yayınlanacak.

    madem siz bir akademisyensizin.doktora yapıyorusunuz.bırakın evrimi felan sizde birseyler koyun ortaya,size ait bir sey.

    sizde bozun ezberleri,varmı böyle bir idealiniz,yoksa sizde amerikan ezbercisi olmayı tercih edenlerdenmisiniz.yabancılar,yapsın,biz alıntılayalım.link verelim.Da vinci bu işi çok güzel yapar.

    ben yazdıklarımın arkasındayım,biri çıkıpta aklen ve mantıken yanlışlayana kadar.ve yazdıklarımın sizin tarafınızdan kabul görmesini beklemiyorum.

    son bir şey,ben teori ve yasa tanımlarımı ihtiyaçtan dolayı yaptım.çünkü bu ülkede böyle akademik bilgileri yayınlayacak bir tane bile üniversite yok.bu da üniversitelerimiz içler acısı halini gösteriyor.merak ediyorum,acaba prof,dr. ünvanını nerede veriyorlar.

    o ihtiyactan dolayıdır ki,bügün benim teori ve yasa tanımlarım en cok ziyeret edilen tanımlardır.siz isteseniz de istemesenizde yakında o tanımlar ingilizceye’de cevrilecek,o zaman nerede kabul görür,nerede görmez,hep birlikte göreceğiz.

  22. Da Vinci diyor ki:

    @Bigalıoğlu

    Bigalıoğlu: evrim konusunda daha önce ateistforumda ve Da Vinci ile saatlerce tartıştık.size onlarca evrimi yanlışlayan,hatta evrimci sahtekarların yaptıklarını belgeleyebilirim,ancak bu neyi değiştirecek?

    Yapma ya? Belgelersin demek :)) Aman aman lütfen yapma. O zırvalılara lütfen başlama. Gerçekten de buna hiç gerek yok :))

    Bigalıoğlu: sizde bozun ezberleri, varmı böyle bir idealiniz, yoksa sizde amerikan ezbercisi olmayı tercih edenlerdenmisiniz. yabancılar, yapsın, biz alıntılayalım. link verelim. Da vinci bu işi çok güzel yapar.

    Ne yapacaktık? Senin gibi bilimin temel kavramlarını kafamıza göre değiştirip bilim insanlarının ne dediğini umursamayıp kendi kafamıza göre takılıp, kendimiz çalıp kendimiz mi oynayalım? Kalsın ben almayayım. Sana göre bu ezber bozmaksa ve güzel birşeyse istediğin gibi devam edebilirsin buna. Ama ben almayayım. Bilim insanlarının görüşlerini ve ortaya koydukları bilimsel verileri temel alıp bunlara dayalı argümanlar üretmek bana daha anlamlı geliyor. Ben bu şekilde yürümekten memnunum. Sen de kendi halinden memnunsan ne mutlu sana :))

  23. Bigalıoğlu diyor ki:

    Da Vinci sana bir örnek vereyim,kendimden.birkaç yıl önce yanılmıyorsam Avrupa’da bir yerde bilim insanları toplandı ve plüton’u gezegen statüsünden çıkardı.ben o toplanan bilim insanlarında 4 ay önce pluton’u gezegen statüsünden cıkarmıştım.şimdi bunu ben yapacağıma bilim bilim insalarımız,proflarımız toplanıp böyle bir karar alsa idi bu ülkemin bilim alanında bir gelişmişlik göstergesi olmazmıydı.ancak kararları gavur bilim adamları verir,siz uygularsınız dimi.

    demek istediğim doğru oldugunu düşündüğün bir şeyi özgürce ifade edebilmelisin.seni engelleyen hiçbir sey yok.senin azılı evrimci olduğunu ve altta kalmamak için ne kadar mücadeleci oldugunu ve bu tartışmaları bir santraç oyununa benzettiğini biliyorum.ancak dediğim gibi benim ilgi alanım gerçeğin kendisi.alman bir profesörün otuz küsür yıl,maymun kafatasını atıyorum,bibopotamus araformu diye yutturmasını bizzat kaynagından okuduktan sonra ki bu basit bir örnektir.bana bu zihniyete sahip bilim insanlarına nasıl güvenmemi beklersin.

    açıkca bir profesör sahtekarlık yapıyor ve bu okul kitaplarına geçiyor.sen cocuguna ne diyeceksin simdi,böyle sahtakarlıklar her sektorde olur mu?

    ben sadece şunu sormak istiyorum?bu profesör neden böyle bir sahtakarlık yapmak yolunu tercih etmiştir.amacı nedir?asıl bunu sorgulamak gerekir ki,arkasında zihniyeti anlayabilelim.

    neyse zihniyetler belli,bildiğim tek şey gerçeğin önünde hiçbir yalan,uydurma tutunamaz.herşey sadece zaman meselesidir.

    aklıma gelen enteresan bir sey daha,neden belgesel programları hep dini kanallarda yayınlanır?
    neden bilimsel konularda en cok ziraet edilen siteler harun yahya siteleridir.giren mi suçlu,izleyen mi suçlu,yoksa eger işin aslı daha farklıysa onu yayınlamayan mı?bilim,üniversiteler neden evrim konusunda derin bir sessizliğe bürünmüş durumda.

    Da Vinci gerçeğin tek savunucusu senmisin?

  24. Da Vinci diyor ki:

    @Bigalıoğlu

    Sapla samanı karıştırıyorsun. Pluto konusunda Uluslararası Astronomi Birliği’nin bir alt komitesi oturdu ve bir gezegen tanımı yaptılar. Hangi özelliklere sahip cisimlerin gezegen olarak tanımlanacağını belirlediler. Bu birliğin içinde Türkler de var. Yani için rahat olabilir. Zaten böyle birşeyi belli bir ülkenin bilimcilerinin kendi başlarına belirlemesi diye birşey olmaz. Bunlar uluslararası olarak kabul edilir. Türk bilimciler çıkıp gezegen tanımını değiştiremez.

    Senin yaptığın şey şu. Teori ve kanun tanımlarını kendi kafana göre değiştiriyorsun ama mevcut teori ve kanunlara yine teori ve kanun demeye devam ediyorsun. Sorun burdan kaynaklanıyor. Mesela senin tanımına göre teorinin önemi ve gerçekleri yansıtma oranı baya düşük ama gerçekte yani günümüzde bilim dünyasında kullanılan tanım için böyle değil. Durum böyle olunca evrim teorisine sen hala evrim teorisi diyorsun ama oradaki teoriyi kendi tanımındaki zayıf anlamıyla kullanıyorsun. Böylece evrim teorisini ve diğer tüm teorileri değersizleştirmiş oluyorsun. Biz buna karşı çıkıyoruz. Ayrıca evrim teorisinin delil eksikliğinden teori olduğunu, eğer yeterli delil olsaydı evrim kanunu olacağı gibi bir görüş öne sürüyorsun. Bunlara karşı çıktığımızda da ezberci oluyoruz. Sen de ezber bozucu oluyorsun. Bravo yani daha ne diyeyim ki…

    Bigalıoğlu: ben sadece şunu sormak istiyorum?bu profesör neden böyle bir sahtakarlık yapmak yolunu tercih etmiştir.amacı nedir?asıl bunu sorgulamak gerekir ki,arkasında zihniyeti anlayabilelim.

    Benim bugüne kadar herhangi bir sahtekarlığı savunduğumu gördün mü?

    Neden yapmış olabilir? Şöhret için olabilir, para için olabilir, adının bilim kitaplarına girmesini istediği için olabilir, zavallı ve acınası biri olduğu için olabilir. Bu arada kim bu profesör? Adı, soyadı falan var mı?

    Bigalıoğlu: neyse zihniyetler belli,bildiğim tek şey gerçeğin önünde hiçbir yalan,uydurma tutunamaz.herşey sadece zaman meselesidir.

    Çok doğru ve yerinde bir tespit. Peki sen nasıl oluyor da çok büyük oranda sahtekarlık, yalan dolan, palavra, dezenformasyon, manipülasyon ve çarpıtma dolu dini temelli Amerikalı grupların oluşturduğu evrim karşıtı argümanları savunuyorsun? Bunu anlamak gerçekten benim açımdan çok güç.

    Bigalıoğlu: aklıma gelen enteresan bir sey daha,neden belgesel programları hep dini kanallarda yayınlanır?
    neden bilimsel konularda en cok ziraet edilen siteler harun yahya siteleridir.giren mi suçlu,izleyen mi suçlu,yoksa eger işin aslı daha farklıysa onu yayınlamayan mı?bilim,üniversiteler neden evrim konusunda derin bir sessizliğe bürünmüş durumda.

    Sen ne yaptın ya :)) Amerika diye bir ülkenin varlığından haberdar mısın? Dünyayı Türkiye’den ibaret görmüyorsun heralde. Türkiye’de bilimle ilgili belgesel çekilmemesinin sebebi tamamen maddidir. Türkiye’de bilime verilen önem ne ki birileri bilimsel konularda belgesel çeksin. Ama durum Amerika’da çok farklı. Bilimin neredeyse istediğin herhangi bir konusuyla ilgili yapılmış en az bir belgesel bulabilirsin ve bunların dini kanallarla falan bir ilgisi yoktur. Sen heralde Türkiye’deki malum dinci kanalların yayımladığı ve kafalarına göre seslendirdikleri, dini motifler ekledikleri yabancı belgeselleri temel alıyorsun. İlginç bir yaklaşım :))

    Harun Yahya sitelerinin fazla ziyaret ediliyor olması evrim konusunda internette Türkçe kaynak eksikliği olmasıdır. Biz de zaten bu nedenle http://www.evrimteorisi.org sitesini kurduk. Ziyaretçi sayılarımız hiç de fena değil. Gün geçtikçe ziyaretçi sayıları artıyor. Böylece internetteki Türkçe kaynak eksikliğini yavaş yavaş gideriyor ve sözde bilimin çarpıtma temelli propagandasına darbe vuruyoruz. Kimin ne mal olduğunu insanlar yavaş yavaş görmeye başlıyor. Sen hiç merak etme.

    Bilim ve üniversiteler sessizliğe falan bürünmüş değil. Biraralar bilimcileri sindirmeye, korkutmaya, susturmaya çalıştılar doğrudur. Belki başardılar da ama devir değişti. Bilimciler sözde bilimcilere gerekli cevabı veriyorlar. En basitinden buraya, buraya, buraya ve buraya bakabilirsin. Gerekli cesarete sahip olan bilim insanları susmuyor. Buna memnun olman gerekir aslında.

    Bigalıoğlu: Da Vinci gerçeğin tek savunucusu senmisin?

    Hiçbir zaman böyle bir iddiam olmadı. Bunun yanında hiçbir zaman sahtekarlık yapan bir bilimciyi de savunmadım hatta bunu açıkça dile de getirdim Piltdown adamında olduğu gibi veya Haeckel’in çizimlerinin yanlış olduğunun bilinmesi konusunda olduğu gibi. Peki sen ne yaptın Bigalıoğlu? Evrim karşıtlarının bazı argümanlarında bilinçli çarpıtmalar olduğunu gördüğünde buna karşı çıktın mı? “XYZ, burada bilimsel verileri çarpıtmış, burada söyledikleri doğru değil” diyebildin mi? Sen ne kadar gerçeğin peşinde oldun, bu arayışta ne kadar dürüst olabildin Bigalıoğlu? Evrim karşıtlarının gerçek dışı bir argümanını görüp buna karşı çıkabildin mi?

  25. Ejderha diyor ki:

    Fuatogl bey,
    Buna hic yanasmadan, ucundan olsun bu dag gibi biriken calismalari ele almadan teori devirmenin hicbir ciddiye alinacak tarafi yoktur. Bunu anlatmaya calisiyorum, bunda bir facia goruyorsaniz o size kalmis.
    Teori devirmenin yolu tek tek bütün makaleleri ele almak değildir. Teorinin temellerinde yanlışlık olduğunu veyahut da verilerin yanlış yorumlandığını gösterdiğiniz zaman teori de çöker. Daha doğru ifadeyle, veriler yeniden yorumlanarak teori ya değişime uğrar ya da yeni bir teori geliştirilir.

    Evrim teorisine yapılan itirazları bu çerçevede değerlendirmelisiniz. İtirazlar çok temel konularda yapılmaktadır. Doğru kabul ederek yaptığınız binlerce çalışmanın hiç bir ehemmiyeti kalmayabilir.

    Bütün arabaların birbirinden evrimleşip oluştuğunu iddia eden bir teori geliştirseniz sonra da arabaların benzerlikleri üzerine binlerce makale yazsanız bu o teorinin sağlam temellere dayandığını gösterir mi? Arabaların atası olarak bisikleti kabul edip bir makalenizde bisiklet kolundan direksiyonun evrimini inceleyebilirsiniz. Hatta bu konuda yüzlerce makale bile yayımlayabilirsiniz. Daha sonra başka birisi de motorları inceleyebilir. Ve bu böyle dağ gibi birikir.

  26. Ejderha diyor ki:

    Bilim ve üniversiteler sessizliğe falan bürünmüş değil. Biraralar bilimcileri sindirmeye, korkutmaya, susturmaya çalıştılar doğrudur. Belki başardılar da ama devir değişti. Bilimciler sözde bilimcilere gerekli cevabı veriyorlar. En basitinden buraya, buraya, buraya ve buraya bakabilirsin. Gerekli cesarete sahip olan bilim insanları susmuyor. Buna memnun olman gerekir aslında.

    Türk usülü bilim uğraşı da böyle oluyor demek ki. Kahramanım benim:-)) Cesur bilimciler sindirme politikasına bayrak açtı. Öyle mi azizim? Son bir kaç yüzyıldır bilim dünyasında positivist, materyalist paradigma hakimken bunları söyleyebiliyor olmanız kendinize mühim bir rol biçme çabası olmaktan öteye geçemez. Cesur bilim adamı kategorisine ancak hakim paradigmaya karşı çıkan insanlar dahil olabilir. Bunların kimler olduğu da ortada. Mike Gene’in gerçek adını bizlere bahşetmek ister misin Da Vinci?

  27. azerturk diyor ki:

    Ejdarha,

    Garşındakına “azizim”, “kahramanım benim” kimi ironik sözler demek ciddilikden uzag olur axı.
    Biskiletin, arabanın evrimle ne elakesi,bunu anlaya bilmedim. Belke karşılaştırma yerinde olmayıb.
    hörmetle

  28. Bigalıoğlu diyor ki:

    “”Senin yaptığın şey şu. Teori ve kanun tanımlarını kendi kafana göre değiştiriyorsun ama mevcut teori ve kanunlara yine teori ve kanun demeye devam ediyorsun. Sorun burdan kaynaklanıyor. Mesela senin tanımına göre teorinin önemi ve gerçekleri yansıtma oranı baya düşük ama gerçekte yani günümüzde bilim dünyasında kullanılan tanım için böyle değil. Durum böyle olunca evrim teorisine sen hala evrim teorisi diyorsun ama oradaki teoriyi kendi tanımındaki zayıf anlamıyla kullanıyorsun. Böylece evrim teorisini ve diğer tüm teorileri değersizleştirmiş oluyorsun. Biz buna karşı çıkıyoruz. Ayrıca evrim teorisinin delil eksikliğinden teori olduğunu, eğer yeterli delil olsaydı evrim kanunu olacağı gibi bir görüş öne sürüyorsun.””

    doğru anlamışşsın Da Vinci.teorileri değersizleştiriyorum.Sizin sıkıntılı olduğunuz konunun bu oldugununda farkındayım.ancak teorilerin direk kanun olacagını değil,toeri içerisindeki değişmez gerçek bilgilerin kanun olacagını söylüyorum.evrim teorisi kanun olmaz.ancak dersin ki,dünya üzerindedeki canlıları incelediğimizde şu şu faktörler nedeniyle bir tür zaman icerinde baska bir türe dönüsür.bu değişmez ve genelllenebilir bir bilgildir.ve yasa olarak alınabilir.veya dersin ki,dna’larda mevcut kodlar zaman içerisinde canlıların mutasyonlar yoluyla değişim gösterdiğini falan filan,anladın sen ne demek istediğimi,bir sabite veya kurallar bütünü ortaya cıkarabilirsin.illa başka bir türe dönüşme meselesi değil.değişime ugramayacak bir iddiada da bulunabilirsin.

    mesele,elde edilen bilginin mümkün oldugunca değişmez olmasıyla ilgili.

    tv kanalları ile ilgili olarak türkiye’yi kastetmiştim.amerikada oldugunu unutmusum.ancak türkiye’de durum bu ve aynen dediğin gibi yayınlar yapılıyor.peki karşı tez nerede?

    Harun yahya’nın verdiği bazı bilgilerin çarpıtılmış oldugu dogrudur.bir kaç konuda tespitlerim oldu.ayrıca harun yahya’nın dini önkabullerle bunları hazırladıgı da doğrudur.ancak
    harun yahya’nın verdiği bütün bilgiler yanlıştır demek doğru olmaz.şöyle söyleyeyim,ben din savunucusu değilim.evrim savunucusuda değilim.ancak sorular sorarım,diğer insanlarda sorular sorar.cevap arar.insanlar,akıl ve mantık sahibi canlılardır ve düşünür.evrimciler insaların sordugu sorulara tatmin edici cevaplar vermiş değillerdir.ancak dinciler mesela,doğadaki muhtesem sanatı,mühendisliği,matematği ve düzeini göstererek kaynagının Allah oldugunu söyler.Ya evrimciler ne söyle.

    İnsanlar sorular soruyor da vinci.ve sen tatmin edici cevapları vermezsen,tatmin edici cevap veren bulunur.

    dünya kadar bilinmezin oldugu yeryüzünde,bilim geliştikce daha çok cıkmaza girilmekte.ilerledikce daha fazla karmaşa ve çözümsüzlük karşımıza cıkmakta.

    ve daha tutarlı teorilere ve değişmez yasalara ihtiyaç duyulmakta.o zaman ne yaparsın,olmuyorsa bırakırsın baska teori ortaya cıkartırsın.

    senin için evrim kişisel bir mesele.savunmaya devam edeceksin.ancak benim için değil.

    bilimde çıkmaz yollara girildiğinde,bir çıkış yolu bulmak gerekir.ben bunun için bir öneri ortaya koydum.isteyen alır,isteyen almaz.

    aslında ideolojilerden biraz arındıgında makul tartışmalar yapabilirz seninle.bunu hissediyorum.

  29. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Biskiletin, arabanın evrimle ne elakesi,bunu anlaya bilmedim. Belke karşılaştırma yerinde olmayıb.”

    aslında çok güzel bir örnek olmuş.evrimciler zaman içerisinde bisikletin araba oldugunu iddia eder.hatta araba olurken arada motorsikler,büyük tekerlekli başka bisikletlerde ortaya cıkar.evrim böyle bir seydir.en basit anlatımıyla.

  30. Emre diyor ki:

    Ateist değilim ama, sabır ve inatlarını her zaman takdir etmişimdir. Çok isabetli itirazlarda bulunuyorlar özellikle bu sitede (birde mustafaakyol.org da). Üzülerek belirtmek isterim ki dinlerini fazla ‘sözel’ kabul eden insanlar akıl almaz derecede gerçeklere perde çekmek ile meşguller.

    Merak etmeyin konuya vakıfım, şu saatte bile bir üniversite barakasından yazıyorum. Durum o kadar uç noktalara varmış ki, tanımları değiştirme ihtiyacı hissediyor bazı arkadaşlar, zeminle oynama ihtiyacı hissediyorlar yani. Dilerim ki buradaki ve benzeri mekanlardaki ateist görüşlü insanlar sadece dine muhalefetten dolayı değil, ama gerçekten bilimsel kaygılarla hareket ediyorlardır. Bilim ve onun bulguları kesinlikle din ile çelişmiyor bana sorarsanız, sadece onun bazı yorumları ile çelişiyor. Evrim teorisini din karşıtı olarak göstermek çok yanlış, özellikle bugün bunu zorlamak alenen dinlere zarar vermektir, inanç sahiplerinin eleriyle birde! Bugün evrim teorisi çok sağlam temellere dayanan gerçekten çok önemli bir teoridir, ve bunu din karşıtı gibi göstermek kesinlikle çok yanlıştır, teoriye birşey olmaz ama din olgusuna çok zarar verir. Bu şekilde devam edilmesi durumunda dinimiz gelecek nesiller için ‘gericilik’ örneği olarak aktarılmaya mahkumdur. Bu hataya özellike hristiyan inancı bir defa düştü, kendisi için çok kötü sonuçlarla üstelik. Korkarım anı şey İslam için tekerrür edecek….Düşmeyelim bu hataya.

  31. Ejderha diyor ki:

    Azeri kardeşim,

    Ağlanacaksa da biz ağlarız. Mağdur edebiyatını da, kahramanlık edebiyatını da biz yaparız tarzında bir ironik durum var. Bu ironik durumu göstermek için yaptığım ironiyi ciddiyetsizlik olarak algılamanıza üzüldüm.

    Arabanın evrimleşmesi örneğini evrim teorisinin benzeri bir örnek niyetiyle vermemiştim. Sadece binlerce çalışmanın, makalenin neden hakikatı ifade etmekten uzak olabileceğini göstermek maksadıyla verdim. Bunun için başka örnek de verebilirim. Eskiden canlıların cansızlardan kendiliğinden meydana geldiği düşünülürdü. Kurbağanın çamurdan oluştuğuna filan inanılırdı. Hatta bu kendiliğinden oluşma deneylerle bile ispatlanırdı! Kavanozların içinde izole ortamlarda az canlı oluşmadı! Gördüğümüz gibi kendiliğinden oluşum böylesine sağlam temellere dayanan bir teoriydi. Acaba öyle mi? Neyse uzatmaya gerek yok.

    Tabiki verdiğim örneğin evrim teorisine bakan yönü de var. Benzeşen kısım ortak ata iddiasıdır. Ortak ata dediğimiz kavramın ortak tasarım olarak da yorumlanabileceğini göstermektedir. Zaten akıllı tasarım dediğimiz hareket de evrim kavramını dışlamamaktadır. Temelde karşı çıkılan şey Darwinist, materyalist evrimdir. Ortak tasarım fikrinde de tasarım basitten karmaşığa doğru yapılır. Bisiklet’den en üstün özellikteki arabaya kadar giden yol gibi tek hücreli canlıdan insana kadar giden yol benzerlik göstermektedir. Fakat arada ciddi bir fark var. Minimum canlı özelliklerini gösteren ilk canlı bisikletten daha karmaşıktır. Evrim fikri(basitten karmaşığa doğru türlerin ortaya çıkması) gücünü en çok da canlılardaki benzerliklerden almaktadır. Bu benzerlikleri nasıl değerlendireceğimiz tamamen benimsediğimiz paradigmayla ilişkilidir. Sadece bu benzerlikleri yorumlamak bile(homoloji tartışmaları gibi) kafamızın karıştırmasına yol açabilir.

    Fakat, evrimle ilgili tartışmalar daha çok evrim mekanizmaları ve fosil kayıtları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Gerçekten de darwinist(materyalist) evrim bu konularda çok zor durumda kalmaktadır. Elbette, Darwinist evrimin sarsılmaz bir gerçek olarak sunulması hakim paradigma (positivizm, materyalizm) dolayısıyladır. Ateistler de bu durumdan vazife çıkarmayı ihmal etmemektedirler. Darwinist evrimi savunan teistler de vardır(teistik evrim).

    Hürmetler

  32. fuatogl diyor ki:

    @Ejderha,
    Fosil bilim acisindan evrim teorisinin zor durumda kaldigini soyluyorsunuz. Bu konudaki uzman gorusler ise aksini iddia ediyor benim bildigim. Hatta yeni genetik bilgi patlamasi ortaya cikartilanlari buyuk oranda dogruluyor. Neyse,.. siz bu iddianizi neye temellendiriyorsunuz. Madem bu kadar zor durumda, bunu gosteren ciddiye alinir bilimsel kaynagi bize verebilirmisiniz? Boyle bir bilgi birikimi var mi? Yoksa artik pek ragbet edilmeyen “bilim dunyasi evrim teorisini ciddiye bile almiyor” safsatasina benzer bir iddia ile mi karsi karsiyayiz?

    Vaktim oldugunda yapay ile dogal olani birbirine karistirma durumu ile ilgili bir yorumum olacak.

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    “”Bugün evrim teorisi çok sağlam temellere dayanan gerçekten çok önemli bir teoridir,””

    sevgili emre,yukarıda söylemiş olduğun sözü çoğu arkadaştan duymuşumdur.ancak ne hikmetse,bu sağlam temelleri 3-5 satırla yazan hiç olmamıştır.sanırım sende diyeceksin 3-5 satırla evrim mi yazılır diye.

    ben hep beklemişimdir,bir evrimci arkadaş aha bu ara formdur diye cıkıp söylemesini.ama milyonlarca yıldır değişmeyen canlı fosilleri bulunur.ara formlar milyar yılda cıktıgı için hiç bulunmazlar.
    aslında işin tarjikomik tarafı araform 3-5 tane değil.doğadaki canlı türü çesittiliğini düşündüğümüzde acayip acayip binlerce ara form bulmamız gerekir.kafataslarını bir kenara koyalım su sıralar ilgi dna’lar üzerine,zorluyorlar zorluyorlar olmuyor.ben adaptasyon diyorum da vinci mutasyon diyor.

    meselenin özü evrimin temeli bir türün başka bir türe dönüşmesine ve tek veya 3-5 veya 20-30 ilk canlıdan binlerce canlı türü ortaya cıkması meselesidir.sağlam temele dayanan evrim bu iddiadadır.ancak biz bu sağlam temelin kanıtlarını görebilmiş değiliz.sıkıntı buradan geliyor.yada biz cahalız anlamayız bu evrim-mevrim işlerinden mi desek.

    zemin meselesi,ben zemini buzladım,evrimcilerin ayaklarını kaydırmak için evrimcilerde tuz serpmeye çalısıyor.şaka şaka :)

    fuatgol sağolsun,kısmi evrenselliği tartışacagımıza konuyu gene evrime getirdi,yazmayayım diyorum,ellerim klavyeye gidiyor.

  34. Evrim & Inanc diyor ki:

    Bugun dunyanin en kidemli genetikcisi –TEIST–
    prof. Francis Collins
    dahi evrim teorisinin gecerliligini kabul etmektedir.

    Eger ara formlarda hala bir rahatsizligi olanlar varsa,
    onlara genetik acidan guclu delillerle bu rahatsizliklarini kapatabilecegini de beyan etmektedir.

    http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

    Saygilar.

  35. Ejderha diyor ki:

    @Fuatogl,

    Öncelikle son yorumunuzla konu dışına çıkmış bulunuyoruz. Hatta daha fazla çıkacağınızın sinyalini de verdiniz. Bunu not düşüp fosil sorunuza gelelim.

    Fosil kayıtlarındaki büyük boşluklardan bahsediyorum. Literatürde olan biten tartışmalar darwinist evrimin bu konudaki çaresizliğini gözler önüne seriyor.

    Caner Taslaman. FOSİL-OLASILIK İKİLEMİ VE KESİNTİLİ DENGE KURAMI
    Evrim Teorisi’nin ortaya konduğu dönemin başından itibaren Huxley’le ve daha sonra başkalarınca da ortaya konan sıçramacı modellere, özellikle ateist-evrimciler tarafından ciddi itirazlar gelmiştir. Sıçramacı modeller özellikle fosil kayıtlarının eksiklikleri yüzünden ileri sürülmüştü; sıçramalı bir şekilde türler değişiyorsa, bu kadar çabuk değişen türlerin değişimini belgeleyen fosilleri bulmak zordu. Richard Dawkins, büyük değişikliklerle evrimin oluştuğunu savunanların, Fred Hoyle’nin benzettiği gibi, ‘hurdalıkta esen bir kasırganın Boing 747 uçağını yapmış olabileceğine’ benzer bir görüşü savunduklarını söyler. Bu tarz değişimlerin olasılık açısından imkânsız olduğunu vurgular.162 Ayrıca değişim ne kadar büyükse, zararlı etkisinin o kadar çok olacağını ve böylesi bir değişimle yeni bir tür oluşabilseydi bile; bunun, kendine eş bulmakta çekeceği zorluk nedeniyle, bu değişimi yeni nesillere aktaramayacağını söyler.163 Eğer Dawkins’in benimsediği gibi ateist bir Evrim Teorisi savunulacaksa, Dawkins’in büyük değişimli (makro mutasyonlu) Evrim Teorisi’ni savunanlara yaptığı itirazlar tamamen yerinde görünmektedir. Huxley’in ve sonraki sıçramalı evrim savunucularının birçoğu, teistik bir evrimi savunmayı düşünmemişlerdi. Huxley’in yaşadığı dönemde, canlıların biyolojik yapısının moleküler seviyede ne kadar karmaşık olduğu bilinmiyordu, bu yüzden Huxley’in olasılık hesapları açısından savunulması imkânsız görülen sıçramalı değişimli evrim görüşünü savunduğu söylenebilir. Fakat moleküler seviyedeki karmaşıklık anlaşıldıktan sonra da bu görüşe yakın fikirleri benimseyenler olmuştur. Bunun en önemli sebebi, fosil kayıtlarında yüz binlerce türün varlığı tespit edilmiş olmasına rağmen; türden türe yavaş aşamalı geçişleri gösteren fosillerin bulunamamış olmasıdır.

    Yakın dönemde fosil kayıtlarındaki bu boşlukları açıklamak için ünlü evrimci biyolog ve fosilbilimciler Niles Eldredge ve Stephen Jay Gould ‘kesintili denge’ (punctuated equilibrium) kuramını ortaya attılar.164 Bu kuramı onlar dışında Hallam, Raup, Stanley, Vrba gibi ünlü bilim insanları da onaylamaktadır.165 Bu görüşe göre yeni özelliklere sahip türler, Darwin’in ve takipçilerinin zannettiği gibi küçük değişikliklerin bir araya gelmesiyle oluşmaz. Türler uzun süreli değişmezlik dönemlerinden (stasis) sonra hızlı değişimler gösterirler.166 Bu hızlı değişim, genelde, izole olan küçük popülasyonlarda gerçekleşir. Coğrafi izolasyonun türleşmedeki öneminin en ayrıntılı ve sofistike açıklamasını Eldredge ve Gould teorilerini ortaya koymadan önce Ernst Mayr yapmıştı.167 Bir türün popülasyonu, içinde yapılan çiftleşmelerle belli bir gen havuzunun paylaşıldığı bir birimdir. Eğer bu toplumun belli bir bölümü ayrılıp coğrafi olarak izole olursa, bu gen havuzunda küçük de olsa bir değişiklik olur. Bu yeni gen havuzunu paylaşan gruplarda ortaya çıkan değişikliklerle, bu gruplar, yeni bir tür veya bir alt-tür olarak adlandırılabilecek değişimlere de uğrayabilirler. Hawaii’nin honeycreeper’ında olduğu gibi bir kuşun gagası bu şekilde değişebilir, değişik bölgelerdeki insanların dış görünümlerindeki farklılıkları da bu şekilde açıklayabiliriz. Fakat bir kuşun kanadının veya insanın beyninin ortaya çıkışını bu şekilde açıklamak mümkün değildir. Türlerin melezleşme ve coğrafi izolasyon gibi faktörlerle kısmi değişimlere uğrayacakları yadsınamaz bir gerçektir. Katırın farklılığını inkâr edemeyeceğimiz gibi Hawaii’nin honeycreeper’ındaki farklılaşmayı da inkâr edemeyiz. Fakat daha önce belirttiğim gibi, Evrim Teorisi’nin ayırt edici yönü, türlerdeki ufak farklılaşmaları savunması değildir. Bu, ancak, Linnaeus gibi türlerin sabitliğini savunmuş birine karşı ileri sürülecek bir argümandır; günümüzde, bu anlamda, Linnaeus’un takipçisi ciddi tek bir bilim insanının olduğunu zannetmiyorum. Evrim Teorisi’nin ayırt edici yönü büyük değişimlerin (görmenin ortaya çıkışı veya deniz memelilerinin oluşumu gibi) evrimle oluştuğunu söylemesidir ki, bu şekildeki değişimlerin coğrafi izolasyonla oluştuğunu söylemeye olanak yoktur. Bunların gösterilememesinden daha büyük sorun ise, bu şekildeki oluşumların tesadüfen (rastgele mutasyonlarla) gerçekleşmesinin -olasılıksal açıdan- imkânsız oluşudur.

    Ateist-Darwincilik ara geçiş formlarının fosillerinin eksikliği ve kompleks organların bir anda ortaya çıkmasının olasılıksal imkânsızlığı arasında bir ikileme düşmüştür. Ben bu ikileme ‘fosil-olasılık ikilemi’ diyorum. Darwin, ‘fosil-olasılık ikilemi’nde, Huxley’in fosil sorununu çözmeye öncelik veren sıçramalı yaklaşımına karşı olasılık sorununun çözümüne öncelik vermişti. Yeni-Darwincilerin ana doğrultusu, bu ikilemde Darwinci çözüme ağırlık verirken; fosilbilimci Gould, Huxleyci görüşe yaklaşmıştır. Darwin, fosillerdeki eksikliği araştırmaların yetersizliğine dayanan bir savunmayla karşılamaya çalışmıştı.168 Günümüzde ise bu savunmayı yapmak zorlaşmış ve ‘kesintili denge’ kuramı ortaya atılmıştır. Yeni-Darwincilerin birçoğunun soğuk baktığı bu kuram, beraberinde bahsettiğim olasılıksal sorunları getirmektedir. Fred Hoyle’nin bahsettiği kasırgayı daha dar bölgede ama biraz daha uzun estirmek (Richard Goldschmidt’in ‘umulan canavar’ı gibi tek bir bireyde büyük değişiklik yerine; dar bir bölgede, küçük bir toplulukta büyük değişimi beklemek) olasılık sorununu ortadan kaldırmaz. Goldschmidt mikro mutasyonların birikimiyle makro değişikliklerin oluşamayacağını savundu. Bu görüşün en bilinen örneklerinden biriyle açıklamak gerekirse; bir sürüngenin yumurtasından bir gün bir kuş çıkmıştır. Bu makro mutasyonla oluşan canlı için ‘umulan canavar’ (hopeful monster) tanımlaması yapılır. Gould bir yandan Yeni-Darwincilerin Goldschmidt’i karikatürize ettiğini söylerken,169 bir yandan da kendi teorisini ‘umulan canavar’ görüşünden ayırt etmeye çalışır.170 ‘Umulan canavar’ beklentisi ile türleşme, bir türün tek bir bireyinde iken; ‘kesintili denge’ kuramında türleşme, coğrafi olarak izole bir grubun içinde dar bir zaman aralığındadır. Gould, bu dar zaman aralığının, türün sabit kaldığı uzun zaman diliminin % 1’i kadar bir süre olabileceğini söyler.171 Her ne kadar Gould, görüşlerini, Goldschmidt’in görüşlerinden ayırt etmeye çalışsa da sonuçta bu görüş de türlerin bir anda fosil tabakalarında görünmesinden ve ara fosil formlarının olmamasından kaynaklanan sorunu çözmeye yönelmiştir.

    ‘Kesintili denge’ kuramı fosil sorununu çözmeye ağırlık verdiği için olasılık sorunu ile karşı karşıyadır. Kitabın 4. bölümünde tek bir proteinin oluşumunu izah etmeye tüm evrendeki maddenin, tüm evren-zamanı boyunca yaptığı bileşimlerin bile yetmeyeceğini göstereceğim. Oysa ‘kesintili denge’ kuramında yeni bir proteinin oluşumu şu şekilde açıklanacaktır: “Uzayın çok küçük bir bölümü olan Dünya’nın, küçük bir izole alanında, zaman olarak küçük bir dilimde, küçük bir toplumun genlerinde oluşan değişimlerle yeni protein ortaya çıkmıştır.” Çok daha geniş bir alanda ve zamanda olasılık olarak oluşumu izah edilemeyen yapıları, çok daha dar bir alanda ve zamanda, hem de canlıların üreme hücrelerindeki DNA’lar gibi çok hassas yapılar üzerinde oluşan rastgele değişimlerle açıklamak mümkün değildir. Sonuçta türler arası geçişe dair ara fosil formlarının, dar bir alanda hızlı geçişlerle evrim olduysa bulunmaması elbette daha normal karşılanacaktır. Ama terazinin öbür tarafını bu yaklaşım iyice havaya kaldırır: Olasılık sorunu havadadır.

    ‘Kesintili denge’ ile ilgili tartışmalar özellikle birçok ateist Yeni-Darwinciyi rahatsız etmiştir. (Aslında bu kuramı ortaya koyanların ve savunanların çoğunun da teizm ile bir ilişiği yoktur.) Ateist kanadın sözcüsü gibi hareket eden Richard Dawkins rahatsızlığını şu satırlarında dışa vurmaktadır: “Eldredge ve Gould derinden yüzeyseller. Sanatsal, edebi bir tavırla çok etkileyici konuşuyorlar, ama ciddi bir evrim anlayışı yerleştirecek hiçbir şey yapmıyorlar ve günümüz yaratılışçılarına, Amerikan eğitimi ve ders kitabı basımını altüst etme amacıyla yaptıkları rahatsız edecek denli başarılı mücadelelerinde düzmece bir yardım ve rahatlık sağlayabiliyorlar.”172 Dawkins’in bu ifadeleri, objektif bilimsel bir tartışma ortamının oluşmasından çok, ‘evrim anlayışını yerleştirecek’ bir misyonerlik faaliyetinin arzusunu dile getirir gibidir. Dennett de Dawkins gibi ‘kesintili denge’ kuramından o kadar rahatsızdır ki, ünlü kitabı ‘Darwin’s Dangerous Idea’da (Darwin’in Tehlikeli Görüşü) bu görüşe cevap vermeye çalışmak için uzun bölümler ayırmıştır.173 Evrimciliği tartışılmayacak Eldredge ve Gould gibi iki kişinin, Yeni-Darwinizm’in mikro mutasyoncu yaklaşımına ve aşırı adaptasyonculuğu getirdikleri eleştiriler ve geçiş formlarının eksikliğine dikkat çekmeleri şok etkisi yaratmıştır. Türlerin bağımsız yaratılışını savunanlar, yeni türlerin veya cinslerin veya familyaların bir anda ortaya çıktığını söylemektedirler. ‘Kesintili denge’ kuramında ise dar bir bölgede kısa bir zaman diliminde türlerin oluştuğu söylendiği için; fosillerin incelemesi veya herhangi başka bir bilimsel yöntemle bu iki görüşten hangisinin daha doğru olduğunu ortaya koyacak bilimsel bir düzenek ve test imkânı oluşturulamaz. ‘Kesintili denge’ kuramıyla ortaya çıkan tartışmalardan da iyice anlaşılmaktadır ki, önce fosiller incelenip sonra Evrim Teorisi’nin doğruluğu ortaya konmamakta; tam tersine, önce Evrim Teorisi’ne inanılmakta ve fosillerin yorumunda bu inanç tümdengelim kaynağı olmakta, canlıların evrimci sınıflandırılmaları bu inanç doğrultusunda oluşturulmaktadır.

    ‘Kesintili denge’ kuramının hangi ihtiyaçtan ortaya çıktığını incelediğimizde, fosil sorununun Evrim Teorisi açısından önemi ortaya çıkmaktadır. Bu kuram, fosillerle ara geçiş formlarını ortaya koymaktaki yetersizliklerden dolayı ortaya atılmıştır.174 Bu durumuyla da bu yaklaşım mevcut fosilleri açıklayan bir kuram değil, mevcut fosillerden Evrim Teorisi’ni destekleyecek delilleri neden bulamadığımızı açıklamaya çalışan bir kuramdır. ‘Kesintili denge’ kuramı yanlışlanamayan bir teoridir ve objektif bilimsel kriterleri karşılayamaz. Bu teorinin asıl mahareti, mevcut fosil bulgularının Evrim Teorisi’ni yanlışlamasını önlemeye çalışmaktır. Diğer yandan ise ‘fosil-olasılık ikilemi’nde fosil sorununu çözmeye çalışan bu teori, kefenin öbür yanındaki olasılık sorununu daha yukarı taşımaktadır. Gerçi olasılık sorununu, tesadüfi ufak değişimlerle (mikro mutasyonlarla) evrimin oluştuğunu savunan görüşün de aşamadığını kitabın 4. bölümünde göreceğiz. Fakat mikro mutasyoncu yaklaşımı savunanlar, daha geniş bir popülasyona ve zamana evrimi yaymanın, işlerini kolaylaştıracağını düşünmektedirler. Diğer yandan mikro mutasyoncu bir yaklaşım da olasılık sorununu aşmakta yetersiz olduğundan, hiç olmazsa fosillerden gelecek sorunu aşmada kolaylık sağlaması ‘kesintili denge’ kuramının bir avantajıdır. Fakat bu kuram fosilleri, Evrim Teorisi’nin en önemli destekçisi zanneden yaygın kitle görüşünün aksine; fosilleri, halledilmesi, tevil edilmesi gerekli bir sorun olarak gören bir yaklaşımın eseridir. Bu kuramla beraber, en ünlü evrimci fosilbilimcilerin ifadelerinden yola çıkılarak ara fosillerin yokluğu sorununa dikkat çekilmiştir. Oysa Gould’un ifadesine göre, ara geçiş formlarının fosillerinin yokluğuna dair sorun daha önce ‘fosilbilimin ticari sırrı’ (the trade secret of paleontology)idi.175 Dawkins ve Dennett gibi ateist-evrimcileri kızdıran da bu ‘ticari sır’rın açığa çıkartılıp, hasım olarak gördükleri kampa koz verilmesi olsa gerek!

    Verdiğim linkteki diğer konu başlıkları da konuyu güzel bir şekilde gözler önüne seriyor.

    Fosil sorusuna kısmen cevap vermiş olmam ana konudan sapacağım anlamına gelmiyor. Temellerde bir problem varsa bütün makaleler, bilimsel çalışmalar doğruların yanlış yorumlanıyor olduğunu gösterir diyordum en son. Verdiğim örnek yapaylık-doğallık ile ilgili değil. Nitekim ardından başka bir örnek verdim. Varsayalım ki önden yüklemeli evrim(front loading evolution) doğrulanmış olsun. Bu durumda pek çok makalenin, çalışmanın yeniden yorumlanması gerekecek. Bilimin çalışma yöntemi budur. Darwinist evrimi kabul etmeyen bizler bilim dünyasında yapılan hiç bir doğru çalışmayı, sonucu inkar etmiyoruz. Bizim bilimle bir sorunumuz olmadığı gibi dinimizin de bir sorunu yok. Ama dinle sorunu olan tipler her yerde ilgili ilgisiz dine sataşmayı ihmal etmezler. Birilerinin meselenin tam olarak ne olduğunu anlaması gerekir. Problem dindar insanlar da değil. Problemin fanatik bir şekilde darwinist evrimi savunanlarda olması daha muhtemel değil mi? Bir ateistin başka bir çaresi var mı? Bir teist için problem olmadığını söyledik. Ama darwinist evrimin yanlış olması bir ateist için çok ciddi bir problemdir.

  36. fuatogl diyor ki:

    Beni şaşırtmaya mı çalışıyorsunuz arkadaşlar?

    Fosil konusunu kim açmış şimdi!? Yapmayın lütfen. MAkina, bisiklet türü insan üretimi şeylerden bahseden de ben değilim.

    @Bigalıoğlu;
    Her canlı bir ara-geçiş formudur. Fakat ortaya çıkan “tree of life” da belirli aşamalardaki geçiş türlerine özel bir ilgi vardır. Ve bunlar da vardır, yok demekle yok olmuyorlar maalesef. Canlıların hiç değişmeden kaldığını iddia etmek ise insan aklıyla dalga geçmek düzeyinde birşeydir. Canlıların değiştiği apaçık meydandadır, açıkcası buna vakit harcamak istemiyorum, kendinizi kandırmaya devam edebilirsiniz.

    @Ejderha bey,
    fosil meselesi ortaya atan sizsiniz. Ve birşey iddia ettiniz bende bir sou sordum “neye dayanıyorsunuz” şeklind. Bana cevap olarak ex-kızıl-imamcı profesyonel ilgili alanını biyoloji olarak değil, TEOLOJI olarak seçmiş bir kişinin yanılgılı yazılarını kopyala-yapıştır usülü ile önüme atıyorsunuz. Zannedersem “somut/sağlam kaynak” anlayışımız baya farklı. “Zor durumda/falan durumda” demekle olmuyor maalesef. Literatürde “fosillerin hepsi elimizde” diyen tek bir satır görmedim ben ayrıca, kimsenin böyle bir iddiası yok. Fosil biliminde evrim teorisinin zor durumda kaldığını gösteren hiçbir ciddi çalışmada ortada görünmüyor, tam tersine bulgulerın aksini gösterdiğine dair bir görüşbirliği söz konusu. Dolaysıyla soruma cevap vermiş değilsiniz. Ne harun Yahya yı, ne Caner Taslamanın yazılarını “bilimsel kaynak” olarak kabul edemeyiz. Lütfen bilim insanlarının yaptığı çalışmaları ve sonuçlarını bize gösterin ki iddianızın boş bir iddia olmadığını gösterin bize.

  37. Ejderha diyor ki:

    Fuatogl bey,

    Biz sizinle farklı bir konudan bahsediyorduk. Sayın Azertürk’e sorduğu bir soru üzerine verdiğim bir cevaba atladınız. Neyi niye yazdığım yukarılarda duruyor. Belki anlamak istersiniz.

    Kimseyi küçümseyerek bir cevap vermemelisiniz. Gerçi bu pek çok darwinist evrimcinin pek çok kere başvurduğu bir taktik ama. Aşağılamaya çalıştığınız Caner Taslaman’ın yaptığı tek şey belli bir konudaki literatürü özetlemektir. Yanılgı içinde olan kişi veya kişiler sizden başka herkesin yanıldığını sanan sizler olmayasınız? Ne yani? Fosillerin sizin aşama aşama olduğunu iddia ettiğiniz evrimi doğrulamadığını, özelliklerin bir anda varolmaya başladığını gösterdiğini inkar mı ediyorsunuz? Bu yüzden sıçramalı modellere sıçramak zorunda kaldığınızı inkar mı ediyorsunuz? Şu inkarcılık işini bu kadar da abartmayın lütfen.

  38. fuatogl diyor ki:

    Aşağılamaya çalıştığınız Caner Taslaman’ın yaptığı tek şey belli bir konudaki literatürü özetlemektir.

    Yok degildir, defalarca acik hata ve carpitmalarina sahit oldum. Birsey iddia ediyorsunuz, sonrada bilimi ozetleyen teologlardan bahsediyorsunuz. Direktman bilimin sonuclarindan versenize bize? HAdi bakalim, iddianizin altini adam akilli kaynaklarla bir doldurun, yoksa iddianizi ciddiye alacak degilim. Caner Taslamanda copy-paste le bilim bilimsel literaturu ozetliyorsunuz yani…:)

    Ne yani? Fosillerin sizin aşama aşama olduğunu iddia ettiğiniz evrimi doğrulamadığını, özelliklerin bir anda varolmaya başladığını gösterdiğini inkar mı ediyorsunuz?

    Herhalde yani, onu birakin fosiller evrim dusuncesine yol acmis seylerdir bizzat. Fosil kayitlarindan ozelliklerin bir anda varoldugunu cikartmak icin cok ozel bir yetenek gerekiyor, hicbir ciddi bilimsel calisma bunu iddia etmez, var ise gosterin. Fosil kayitlari asama asama, basitten karmasiga dogru bir gelisimi gosteriyor cok kaba hatlariyla.(Genetik bilginin paralelik arzetmesi ise tesaduf degil kesinlikle, herseyin oldugu gibi varoldugunu savunmak genetik acisindan akil ile dalga gecmekle esdegerdir). Siz fosil kayitlarinda tum canlilarin tek tek eksiksiz olarak temsil edilmesi gibi tamamen kacamak bir talebe yaslaniyorsunuz, ne kadar fosil bulunursa bulunsun, sectiginiz kacamak konum size herseyi inkar etme gucu veriyor – daha dogrusu siz oyle oldugunu zannediyorsun. Dolaysiyla ciddiye bile alinamaz. Eger iddianizin ciddiye alinir bir tarafi var ise, lutfen eli ayagi duzgun bilimsel kaynaklarinizi verin hokus pokus a basvurmadan once. Cunku dediginiz dogru ise elinizin altinda bol kaynak olmali, hani fosil bilim oyle diyordu diyordunuz ya! Hadi bakalim bulup cikarin… Harun Yahya bulamamis ki acikca carpitmalarla bu iddiasinin altini doldurmaya calismis, siz neye dayaniyorsunuz gosterin lutfen.

  39. fuatogl diyor ki:

    Aşağılamaya çalıştığınız Caner Taslaman’ın yaptığı tek şey belli bir konudaki literatürü özetlemektir.

    Bunu da bir duzeltelim. Neresini asagilamisim ben? Hem yaptigi tek sey nedir bilmiyorum ama, bilimsel calisma yapmadigi ortadadir. Bu kisi eski kizil imamci degil mi? – yani klasik yaratilisci ve dolaysiyla bildigimiz sekilde on yargili. Defalarca karsilastigimiz bir durum.
    Bu kisi profesyonel anlamda bir teolog degil midir? Yoksa biyolog da ben mi carpitiyorum? Carpitiyorsam soyleyin. Hatta sunu da ekliyeyim, ayni kisi ceteden yargilanmistir, dahasi TBMM kayitlarinda silah ve cetecilik suclamalariyla ilgili kayitlari mevcuttur. Bunlari aktarmanin neresi asagilamak simdi? Tam tersine “fosil bilim sunu diyor” diye bir iddia ortaya atip karsima bu sekilde bilimsel faaliyet disinda herseyle ilintili gorunen bir kisinin sozde “literatur ozetini” onume dikmek direktman benimle ve diger insanlarla alenen dalga gecmektir. Ad-hominem demenizi ciddiye alacak degilim, bir degil iki degil, kisinin soz ettigi konu hakkinda bilimsel bir cabasi katkisi yok!

  40. Bigalıoğlu diyor ki:

    “”Hem yaptigi tek sey nedir bilmiyorum ama, bilimsel calisma yapmadigi ortadadir. Bu kisi eski kizil imamci degil mi? – yani klasik yaratilisci ve dolaysiyla bildigimiz sekilde on yargili. Defalarca karsilastigimiz bir durum.
    Bu kisi profesyonel anlamda bir teolog degil midir? Yoksa biyolog da ben mi carpitiyorum? Carpitiyorsam soyleyin. Hatta sunu da ekliyeyim, ayni kisi ceteden yargilanmistir, dahasi TBMM kayitlarinda silah ve cetecilik suclamalariyla ilgili kayitlari mevcuttur.””

    http://www.canertaslaman.com/

    walla fuatgol arkadaş doğru söylüyor.bu arkadaş eski kızıl imamcı ve çeteciymiş.
    kimya mühendisi bir anne ve doktor bir babadan nasıl böyle bir evlat çıkmış hayret.dedesine çekmiş olsa gerek.
    adam big bang ile yüksek lisans,evrim teorisi ile doktora yapmış.
    cambridge filan gitmiş,birde tokyo ünversitesinde misafir etmişler filan falan.bilseler çeteci olduğunu alırlarmıydı tokyo üniye filan.zaten suratında meymenet yok,tam bir dinci yobaz gibi.

    neyse ben böyle desemde siz verdiğim linke bir tıklayın yinede.evrimcilerin sevmeme nedenleri başka.sizin birisi kuyrugunuza bassa nasıl tepki verirsiniz?

  41. Evrim & Inanc diyor ki:

    Acaba bu Evrim konusunda
    dr. Caner Taslaman mi daha bilgili ve kidemlidir?

    Yoksa insan genom projesinin baskanligini yapmis TEIST
    prof. dr. Francis Collins mi?

    prof. dr. Francis Collinse ve onun gibi %40 TEIST
    ABD Bilim Adamina gore
    artik Evrim Kuraminin yadsinmasina imkan yoktur.

    Fosil kayitlari & Genetik deliller
    Ortak Atadan Gelme ve genel Evrim tezini kuskusuz bir sekilde desteklemektedir.

    http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

    Ve bu TEIST Bilim Adamlari 150 yillik fanatik Evrim Dusmani Evanjelik Hristiyanlarin ulkesinde –ABD– yetismis insanlardir?
    Evrim karsiti tum anti tezleri de birinci elden ve yakinen
    bilmektedirler.

    Saygilar.

  42. Bigalıoğlu diyor ki:

    benim caner taslamanım,benim beyin cerrahım,benim göz doktorum,ben,sen,sürekli adını andıgın collins efendiden daha değerlidir.

    sana şu kadarı söyleyeyim,belli bir yere gelmiş yetki ve sorumluluk sahibi kişiler konu bilim bile olsa özgür iradeleriyle özgür fikirlerini kolay kolay söyleyemezler,belli bir toplulugu temsil ederler cünkü,kendisi farklı bile düşünse toplulugun düşünceleri doğrultusunda beyanlarda bulunurlar.

    neyse bu konular ince meseleler,işin enterasan tarafı,ben bile bazı sözler söylerken,bazı acıklamalarda bulunurken,karşıdaki kişinin hangi düşüncede veya ideolojide veya hangi önkabul ve önyargıda tartmaya başladım.

    önyargılar ve önkabuller öyle had safhadaki,karşındaki insana bir şey söylediğinde hemen saha bir yapıştırma yapabiliyor.insanlar kolayca kategorize edilebiliyor ki şu an her alanda çok sık rastladıgımız bir olay.

  43. fuatogl diyor ki:

    adam big bang ile yüksek lisans,evrim teorisi ile doktora yapmış.
    cambridge filan gitmiş,birde tokyo ünversitesinde misafir etmişler filan falan.

    Birakin simdi Bigalioglu, oyle kursa yazilip ben Oxford da okudum, yok surada okudum numaralarini iyi biliyorum. Teolojik baglamda big-bang hakkinda yazip yazip, sonra bunun adina “Big-bang hakkinda tez yazmis”, yok “evrim hakkinda doktora yapmis” diye sunmayin lutfen, cocuk mu kandiriyorsunuz, dalga mi geciyorsunuz anlamadim?

    Diger yazdiklarimda kafamdan uydurdugum seyler degil, gidin arastirin bakin, tarikat islerinde bu tur numaralar cok gorunuyor maalesef.
    Hem bilim hakkinda konusup iddiada bulunacaksiniz, hemde bahsettigi konularda bilimsel katkisi SIFIR insanlari ikide bir onumuze atip duracaksiniz, bikkinlik verdi artik.

    Hem ne onyargisindan bahsediyorsunuz? Caner Taslamani okumadigimi nereden cikarttiniz? Bir kitapcida elime carpan son kitabinin ilk 50 sayfasina kadar sitesindeki yazilarinindan epeyce okumuslugum vardir. Harun Yahya 1, Caner Taslaman 2, habire kopyala yapistirla onumuze atilip duruyor kac zamandir.

  44. fuatogl diyor ki:

    benim caner taslamanım,benim beyin cerrahım,benim göz doktorum,ben,sen,sürekli adını andıgın collins efendiden daha değerlidir.

    Ne denebilir ki simdi buna? Gerek var mi birsey demeye?

  45. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Ne denebilir ki simdi buna? Gerek var mi birsey demeye?”

    ben diyeyim bir şey,sürü psikolojisi ile hareket etmeyin.yarın,öbürgün,aman ben söyle konuşmamayayım,yoksa prof doktor olamam cekinceleriniz olmasın.

    biraz milliyetçi olun,biraz üretken olur.kendinize ait olsun,bir şey katın bilim adına.bilmem nerelere başkan olmuş gavur bilim adamlarını copy-past yapmayın buralara.

    yorum yazdıgınız bu alanlara kendinize ait yorumları yazın.bazı insanlar vardır diğer insanları takip eder,kopyalar.siz bir şeyler üretin,sizi takip etsinler.

    yanlış olmasın,geçenlerde bizim doktorlar beyin ameliyatı yaptılar tv’den izledik.gurur duydum,biz yapmısız,canlı yayında bütün dünya seyretmiş.ne güzel bir gelişme.

    o yüzdendir ki benim olan daha değerlidir.
    bırakalım artık gavurları takip etmeyi,biz yapalam gavurlar bizi takip etsinler.

    evrensel değerleri biz ortaya çıkaralım,onlar bizden alsınlar.biz çeviri yapmayalım,onlar türkçe öğrensinler.

    bizim bilimadamlarımızın sorunu bu,üretken olamamak.

  46. Evrim & Inanc diyor ki:

    Sayin Bigalioglu, soyle demissiniz:

    ====
    bilmem nerelere başkan olmuş gavur bilim adamlarını copy-past yapmayın buralara.
    ====

    Insan Genom projesine baskanlik yapmis
    prof. dr. Francis Collins oncelikle YARATICIYA INANAN bir
    TEIST bilim adamidir.

    Son yazdigi kitabiyla “Evrimsel Yaratilis” cizgisiyle de
    milyonlarca insana bir Yaraticinin Varligi tezini anlatmaya calismistir.

    Bu bilim adamlari ayrica en ozgur ortamlarda
    yasamaktadirlar,
    diledikleri inanci rahatca benimseyebilir ve
    rahatca aciklayabilirler.

    Eger bunlar Evrim Kuramini reddetseler
    fanatik Evrim Dusmani Evanjelikler tarafindan
    baslarina altindan tac takilir,
    vergiden muaf malikanelere yerlestirilirler…

    Fakat bu serefli TEIST insanlar tarafindan bugun Evrim Kurami hala dimdik ayaktadir ABDde,
    fanatik evrim dusmani Evanjelikler catlasa da…

    Size Evrim Kuramina temelde destek veren
    –tum Islam aleminde cok saygin–
    bir de Misirli Musluman bilim adaminin
    ve Turk din adamlarinin linkini vereyim, o halde.

    Insallah sizi daha fazla uzmuyorumdur:

    http://www.yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

    http://www.tempodergisi.com.tr/toplum_politika/03636/

    http://www.kuranmuslumani.com/2008/01/01/kuranda-evrimtekamulyada/

    Saglicakla kalin.

  47. Bigalıoğlu diyor ki:

    estağfirullah üzmek ne demek.
    savaşla bir şey olmuyor,barış ilan edelim demişler yani.karşılıklı protokol felan,ılımlı yaklaşımlar.

    işin aslı,herhangi bir konu tartışırken bile bir yerlerden evrim patlak verir ve konu onun üzerinde yogunlasır.evrim,bilimi bir kenara bırakın,psikolojik ve sosyolojik olarakta kendini fazlasıyla aştı.çünkü gidilecek fazla bir yer kalmıyor,bir yerde inanç ve inançsızlıga,ideolojik yaklaşımlara takılıyor.

    hararetli bir tartışma konusu olmaktan kurtulamıyor evrim konusu.herkes aynı şeyleri farklı kişilerle defalarca tartışıyor.

    özellikle ateistler için evrim konusu varoluş nedeni gibi benimsenmiş durumda,sanki evrim teorisi yanlışlansa bu adamlar psikolojik depresyondan kayıp gidecekler.beraberinde bilim camisınında evrime sarılmasına neden olan çekinceleri,korkuları var.evrim olmadıgında,arkasından direk yaratış kavramı gündeme gelecek ve fazlasıyla korkulan bir şey bu.

    neyse her ne kadar kamuoyu evrim konusunda yeterince bilgilenmemiş ve tatmin olmasada,arada bir sözü dinlenen bir kaç bilim adamı çıkar durumu idare etmek adına,evrim bilimsel bir gerçektir der.

    neyse,anlat anlat bitmez.benden de bu kadar olsun.

  48. Evrim & Inanc diyor ki:

    Evrim zaten hakikaten bilimsel bir gercek olmalidir,

    eger zoraki olarak ona gozlerimizi
    kapatmak isteyen yapay “dinsel bir motif”
    veya yapay “dinsel bir acenda” yoksa arkada sakli

    bu konuda yeterli delil mevcut olmalidir, Evrim lehine.

    Saygilar.

  49. Mete Tunç diyor ki:

    Tanrı’ya ve/veya dinlere inanmayan pek çok insan, inanmama gerekçelerini, genelde yüzeysel olarak bildikleri Evrim Teorisi’ne bağlama çabasındadırlar. Ben şöyle düşünüyorum: Bir yaratıcı olsaydı, bunun TİK’in (Tevrat İncil, Kuran) tanrıları olamayacağını söylemem için Evrim Teorisi’ne ihtiyacım yoktur; TİK yeterlidir! Eğer o teoriden medet ararsam, TİK’de bilgi/bilim, şifre/sır, hikmet olduğuna inanan dindarlar ile aynı kulvarda bulunuyorum demektir.

Leave a Reply