BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Dil Hakkında- II (Mete Tunç)

(Not. Aşağıdaki başlıklar 2004 yılında kaleme alınmış olup güncelleme adına bazılarında zaman kipi değiştirilmiştir.)

Sağlamak

“Bu uygulamalar maliyetlerin artmasını sağlamıştır.” Söyleyen başvekil hazretleri! Maliyetlerin artması olumlu, istenen bir sonuç değil ki “sağlansın”. ‘… artmasına yol açmıştır” veya ‘… neden olmuştur’ demeliydi… Bu hatanın farklı kişiler tarafından çok sık yapıldığa şahit oluyorum. Yazar Alev Alatlı’nın bile, kitabında veya bir konuşmasında bu bağlamda kullandığını okudum veya duydum… Yoksa yanılıyor muyum?
***
Karşı karşıya kalmak

Denizli’de özel maç. Belarus Milli Takımı ile oynuyoruz. Spiker misafir ve ev sahibi takımlarına gösterilen ilgiyi açıklamak istiyor: “Belarus takımı ve milli takımımız Denizli’de büyük bir misafirperverlikle karşı karşıya kaldılar.” Sanki bir sivrisinek kulağımdan girmiş de beynimi ısırıyor! Misafirperverlik kötü bir şey mi?! “Karşılandılar” diyecek, ama farkı bilmiyor Türkçe fakiri muhabir. Ona değil de, onu henüz yetişmeden kamera karşısına çıkaran sistemi ve insanları tırmalamak lazım! (Aynı kapsamda, “karşılaştılar” fiili kullanılıyor, ki bu da hali ifade etmiyor… Ata-analarımız “istikbal etmek” de demiş ve yazmışlardır. Tam olarak “karşılamak” manasındadır. “İstikbal olunmak” da “karşılanmak”.)
***
Aktarmak

Muhabir, spiker sürekli ‘aktarıyor’! Arada bir (yerine göre) nakletse, bildirse, sunsa, irâd etse, âgâh etse..?! Kelime fukarası zavallılar! Size mahkum olduğumuz, bırakıldığımız için asıl zavallı biziz belki!..
***
Vurgu

Vurgularda hayati hatalar yapılıyor. Sadece canlı yayında olsa bir süre hoşgörür insan, fakat eldekinin okunduğu ve fonda yayınlanan metinlerde de olmaz ki! Metni anlamadan okuyor vatandaş!
***
Direkten dönmek

“Top direkten döndü.” Futbol spikeri topun kale direğine çarpıp, aut veya korner olan bir pozisyon için kullanıyor ‘döndü’ fiilini. ‘Nereye döndü?’ sorusunu kendine sorabilse..! ‘Top ‘dışarı çıktı’ ya, dışarı çıktııı!’ Maçı bıraktım, spikere bağırıyorum.
***
Şarkı sözlerinde facia

Bir zamanlar TRT’deki Türk müziği programlarında şarkı ve türkülerin sözleri ekrana yansıtılırdı. Sözler doğru, hatasız yazılmıyordu; okunan parçadaki sözler ekrandaki sözleri tutmuyordu, sürekli gramer yanlışları var idi… Haftalarca, aylarca; tekrarlarda hep böyleydi. Güya Türkçe konusunda hassas bir kurum!
***
Başlık çevirileri

Discovery Channel’da aylarca seslendirilen bir slogandı: Kültür Vasıtası ile Ulaşmak ve Çeşitliliği Kutlamak. Herhalde ‘Reaching Through Culture and Celebrating Diversity’nin çevirisiydi. Kulağı tırmalayan bir Türkçe. Şunu, ‘Kültürleri Tanımak ve Farklılıklara Değer Vermek’ diye çevirmek daha doğru, düzgün olmaz mıydı?! Aynı kanalda gelecek programları tanıtan, çirkin çeviri cümlelerini defalarca işitir işitir ‘ağlardım’: “Terörizm şehirde patladığında…”, “Suç son derece vahşi biçimde işlenmiş olsa bile ip uçları çok az. Sebepler belirsiz ve kurban kayıp olabilir…” Bir uluslararası kanal ‘Türkçe bilen’ çevirmenler bulamıyor mu?!
***
Aşağı mahalle

Türkçe dublajlı bir film. Arabada iki kişi var. ‘Aşağı mahalle’ye gidecekler(miş)! ‘Zaplıyacaktım’ ama şehrin bir de aşağı mahallesini göreyim dedim. Ayrıca, bizdeki tabirle ‘aşağı mahalle’, belki onlarda da genelevi ifade etmek için kullanılıyordu! Nihayet kahramanlarımız (değerli çevirmenimizin çevirilerini seslendirenlerimiz) sözünü ettikleri yere geldiler. Tabelayı iyi ki kaçırmamışım, yoksa ‘bu nasıl aşağı mahalle’ diye düşünür dururdum. Tabelada ‘Downtown’ yazıyordu: Şehir Merkezi!
***
Kafkasyalı

Bir film veya dizi. Polis bulunan bir cesedi tanımlıyor: Erkek, Kafkasyalı, 30 yaşlarında… “Kafkasyalı” tabiri dikkatimi celbediyor! Sözlüğe başvuruyorum. Caucasian: Kafkasyalı; evet, ama bir de ‘beyaz’ manası var!.. Çevirmenler kelimelerin tek manasının verildiği ortaokul sözlüğü mü kullanıyorlar veya kelimenin sözlükteki sadece ilk manasına mı bakıyorlar? Tembeller! Bunların editörleri yok mu; onlar da mı cühela? Herhalde ki… (Not. Çeviri hataları, hiç tepki gelmiyor ki, filmler-diziler-belgeseller.. tekrar yayınlanmadan önce düzeltilmiyor.)
***
Savaşan memur

Bir belgesel. Galiba silah teknolojisinin gelişimi ile ilgili. Bir şahsın özgeçmişi anlatılıyor. Orduya ‘memur’ olarak girmiş; savaşta görev yapmış!.. İzliyorum. Kişinin, mesela cephe gerisinde istihbarat görevlisi nevinden bir ‘memuriyet’ ifa etmediği anlaşılıyor. Düpedüz savaşmış, muhabere değil muharebe etmiş! Orduya “memur olarak gir”memiş, harp okulunu bitirip tayin edildiği birliğine katılmış… “Savaşta görev yap”mamış, savaşmış!.. Çevirmen, orijinal metindeki ‘officer’ın ilk ve ortaokuldan bildiği manasını kullanmıştı; ‘subay’ anlamına da geldiğini, bilmese de, sezebilmeliydi!..

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12993, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply