BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Geleceği-Geçmişi Bilmek, Atiye Gitmek, Maziye Seyahat Etmek (Mete Tunç)

Fizikte (klasik mekanikte) zamana bağlı hareket denklemi, bir cismin zamanın fonksiyonu olarak davranışını vazeder: Bu denklemler (onların çözümleri) sayesinde, başlangıç şartları (cismin ilk konumu ve hızı, içinde yer aldığı/alacağı kuvvet alanı..) bilinirse cisimlerin sonraki bir zamanda nerede bulunacaklarını, bir başka deyişle yörüngesini tespit edebiliriz. (bkz. nedensellik ve belirlenimcilik). Tam olarak edebilir miyiz? (Neden denklem kuruluyor ve onun çözümü aranıyor; bu sual sorulmalıdır.)

Bir Hollywood filminde, ‘geleceği görme’ ile ilgili mesel veriliyordu: Apartmanın çatısında duran bir insan şehrin dışında vuku bulan ve görüş alanındaki bir olaydan caddedeki bir insandan daha önce haberdar olur (Bu minvalde başka örnekler de verilebilir.). Doğrudur, fakat bu, geleceği görmeye bir örnek midir?

İkisinin cevabı da ‘hayır’dır. İlkinde, idealize edilen (şartları önceden tespit edilmiş) ortamdaki bir mekanik-maddesel olay sözkonusudur. İkincisinde ise, olay, çatıdaki ve zemindeki insanlar için eşzamanlıdır, gelecekte yaşanmış değildir… (Eğer konuyla bağlantılıysa… Zamanın yerden yüksek konumlarda giderek yavaşladığına dair teorinin ispatlandığı kabul edilse bile, bu zaman farkı çok çok küçüktür.)

Gerçek (maddi veyahut kişisel ve sosyal) hayatta, bir olaya, onun gelişimine, sonucuna etki eden çok sayıda parametre ve değişken mevcuttur. Bütün bunları kusursuz biçimde organize edebilecek (planlayıp sevk ve idare edebilecek) bir güç henüz yoktur. Veya olayı organize etmeye çalışan bir güç kendini gösterirse, onun planını (bilinçli veya bilinçsiz; doğa veya toplum/ekonomi/insan kaynaklı) bozacak başka etmenler/güçler harekete geçecektir/geçmekte gecikmeyecektir! Yani birileri tanrılık taslarsa karşılarına başka tanrılar çıkacaktır! (Sosyal hadiselere dair ‘hareket denkleminin’ sayısız değişkeni, sayısız parametresi ve sayısız terimi olmak zorundadır; ve çözümü ancak yaklaşık olabilecektir!)

Son paragraftaki husus; her alanda operasyonlar yapan çeşitli güçlerin, başka faktörleri iyi değerlendiremedikleri ve/veya karşı operasyonlar etkili olduğu için planlarının tutmadığı, dolayısıyla geleceği doğru tahmin edemedikleri süreçleri de kapsar! Filvaki, falanca ülkenin 50, 100 yıllık planları ‘hikayesine’ kanmamalı: Adamlar (ve teknolojileri) bombayı gönderecekleri doğru hedefleri saptamaktan bile aciz!

Hülasa, istersek ‘tanrısal’ güçlere haiz bulunalım, geleceği bilemeyiz. Ancak planlarız, onun gerçekleşmesi için gayret ederiz (veya tersi) ve tahmin edebiliriz.

Keza ‘geleceğe yolculuk’, tatlı bir hayal ve aksiyon/komedi filmlerin mevzusu olmanın ötesine geçemez, diyebiliriz.
***
‘Geleceğe değil ama geçmişe yolculuk olabilir,’ diye düşünürdüm. Şimdi, ‘o da olamaz’ diyorum! (Keşke olabilse de maziyi kutsayanlar neyin ne idiğini ‘görebilseler’! Eminin bu durumda dahi bir gerekçe bulurlar. İmanın/imanlının bahanesi çoktur!) Çünkü dünyanın henüz geçmediği bir yerde yaşanacakları bilemeyeceğimiz gibi, dünyanın daha önce geçtiği yerlere (dünya ile birlikte) dönemeyeceğimiz için (dönebilsek ne fark eder!), ‘hayalen’ (müdahale imkanı/fırsatı bulunmaksızın) bile olsa geçmişe gidemeyiz… (Bir belgeselde, bir ‘bilimci’, ‘yolculukta kullanacağı’, kendisinin planlayıp yaptığı makinesini de göstererek teorisini anlatıyordu; ama somut, anlaşılır bir bilgi vermiyordu, belli ki henüz bir şey yoktu!).

Evrenin ve canlılığın kökenine ve kaynağına dair çalışmalar, ve tarihi hadiselerin ayrıntıları hakkındaki araştırmalar çok büyük ihtimalle teori, tahmin, aksiyom, kıyaslama, aklı yürütme, modelleme vs. düzeyini aşamayacaktır. Yani ‘hakikat’(1) daima karanlıkta kalacak, insanlık hakikatin ne olmadığını tespit etmekle yetinmek zorunda kalacaktır.
***
İnsanlık, (her türden) iman ile tezat teşkil eden belirsizliğe alışmak mecburiyetindedir. Fakat bu, hakikati arama ve ona yaklaşma çaba ve hedefinden imtina etmeyi gerektirmez; tersine bu yolda ‘sonuna kadar’ gidilmelidir.
***
(1) “Biyolojik, beşeri ve evrensel tarihin; maddenin ve ışığın kökensel, nihai, topyekun, ayrıntılı bilgisi.” (M. T.)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 15599, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

One Comment

  1. Mete Tunç diyor ki:

    “Oyunun Kurallarını Fizik Söyler” (Eren Veysel Ersoy) isimli kitapta yer alan konuyla ilgili satırlar:

    “Bir fiziksel parçacığın/sistemin tüm hareketi süresince başına ne geleceği, ileride nasıl bir hareket yapacağı, değişkenlerinin ne değerler alacağı gibi kesin bilgilerin öngörülebilmesi determinizmin dayandığı en önemli temel kavramdır. Görüldüğü gibi klasik fizik ve onun dayandığı determinizm anlayışı, doğadaki tüm fizik olaylarının kesin olarak tanımlanmış matematiksel modelli bir çerçevede süregeldiğini söylemektedir.

    Ancak, doğadaki işler tam olarak determinizmin arzu ettiği şekilde gitmemektedir. Burada ayrıntısına giremeyeceğimiz, kesin öngörülerimizin bulanıklaşmasına sebep olan “faz uzayında yayınma denilen” bir olgu nedeniyle, bir fiziksel sistem hakkında başlangıçta ne kadar kesin bilgilere sahip olursak olalım, yavaş yavaş bu netlik flulaşacak ve sistemin hareketi bir süre sonra öngörülemez olacaktır.”

Leave a Reply