BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Refik Halid Karay (Mete Tunç)

Bugün Türkçe’nin çınarlarından Refik Halid Karay’ın vefatının 46. yıldönümüdür…

bilimfelsefedin.org’da, Kitap Alıntıları ve Yorumlar ile Özlü Sözler sayfalarında R. Halid’den (romanları dışındaki herhalde her kitabından) ziyadesiyle alıntı mevcuttur…

İnkılap Kitabevi, yazarın eserlerini, özgünlüğünü koruyarak basmakla övgüye değer bir hizmet yapmışsa da, bu çok kusurlu bir hizmettir: Kitaplarda, (bir kısmı yazardan kaynaklanan-doğaldır, çünkü kitapları, anı ve romanları haricinde, genelde hızlı kaleme alınan ve kontrolü aceleye gelen köşe yazılarından müteşekkildir.) aşırı derecede dizgi, gramer, imla hataları, cümle düşüklükleri vardır; bazı kelimelerin yazıldığı dönemdeki anlamları belirtilmemiştir; o dönemde geçerli olan imlalar vurgulanmamıştır; dip notlarla verilen sadeleştirmelerde yanlışlıklar söz konusudur…

Her kitap için özellikle imla ve gramer kusursuzluğu talep etmek okuyucunun hakkıdır. Yazar Refik Halid olunca daha ötesi gerekir: Kitaplarının yeni baskıları ve ortaya çıkarılacak sayısız makalelerinden teşekkül edecek yeni kitaplarının baskıları, (gerektiğinde onun hatalarını da düzeltecek ve izahatta bulunacak) dil ve tarih uzmanı ve saygın bir editörün (veya editörlerin) sorumluluk ve katkısıyla, ‘Kur’an baskısı ihtimamıyla’ yapılmalıdır…

Refik Halid’in tasvir gücüne, kelimeleri kullanma becerisine ve esprili üslubuna şu satırlar örnek teşkil eder:

“İstasyona ve ovaya yüksekten bakan terasımdan hatırımda kalan en hoş manzara dümdüz ve kupkuru bir genişlik üzerinden İstanbul treninin kuyruğu kopmuş, yaralı ve mecalsiz, kıvrıla büküle, sürtüne sürüklene gelişi idi.
Meşrutiyet Ankara’sına büyük harbde günde tek bir tren gelirdi. Borularından ılık sular sızan, karnı odun dumanı ile dolu, alevi fazla, isi çok, kurumu yapışkan bir biçare, dermansız lokomotifin hohlıya pohlıya, takırdıya tukurdıya çektiği tek bir tren!
Pis yağlara bulanmış, yorgun argın, kırk dökük, güç bela gelen bu tren, ertesi sabah daha yorgun, daha kirli, tersiyüzüne, istemiye istemiye döner; ensiye gerine, sendeliye inleye, arkasından acıyarak bakanlara: “Ha gayret! Ha gayret!” dedirtecek bir kurada beygir mecalsizliğiyle yola düşerdi.

Tek tren.
Ben o tek İstanbul trenini kaçırılması caiz olmayan bir şenlik ve seyran imiş gibi her gün seyre can atardım. Sanki (Yusuf)un gömleğini (Yakub)a getiren kervan o idi. Gözlerim dolacak bir teessürle bakar, bakar bakar, dalardım…”
(Deli, Refik Halid Karay)

Refik Halid Karay; sadece ona, hayatına, görüşlerine ve yazdıklarına hasredilmiş bir internet sitesinin kurulmasını, heykellerinin dikilmesini, adına ‘Türkçe Evleri’ yapılmasını ve en başta, ‘yazılarının hatasız basılmasını’ hak eden, şükranla anmamız ve okumamız (ve dahi kitaplarını, ‘tashih edildiğinde’ gençlere, dostlara tavsiye ve hediye etmemiz) gereken bir müelliftir.

Not. Aşağıda Refik Halid’in yazılarında geçen, az bilinen veyahut unutulmuş (ve bilmemiz lazım gelen) kelimelerden 100 tanesi yer almaktadır.

Acuze: Kocakarı, cadı
Adavet: Düşmanlık
Adem: Yokluk
Agâh etmek: Haberdar etmek
Ameliye: İşlem, uygulama
Anı vahitte: Bir anda
Baliğ olmak: Ulaşmak, varmak
Behemehal: Mutlaka, ne olursa olsun
Bent etmek: Bağlamak
Bidayet: Başlangıç
Bigayri hakkın: Haksızlıkla
Bir düziye: Sürekli
Cezbe: İçten gelen coşku
Darülfena: Öbür dünya
Cerc etmek: İçine almak, toplamak
Dilrüba: Gönül çalan, gönül hırsızı
Fütur: Gevşeklik, zayıflık
Gulgule: Gürültü
Gurup etmek: Batmak
Hıraman: Salına salına haz ve eda ile (yürüyen) [hıraman yürüyüşü]
Hüsün alihesi: Güzellik ilahesi
İfsat: Bozma, fesat sokma
İftirak: Ayrılma, dağılma, perişan olma
İhtikar: Vurgunculuk
İktiza etmek: Gerekmek
İmtizaç: Uygunluk, tutarlılık
İnşirah: Ferahlık
İrad etme: Söyleme
İrca etmek: Döndürmek
İstihale: Biçim değiştirme, başkalaşma
İstihkar etmek: Aşağılamak
İstikrah: Tiksindirme
İstimal (olunmak): Kullanma, kullanılma(k)
İttihaz etmek: Kabul etmek
Kaim olmak: Yerine geçmek
Kâlen: Sözlü olarak
Kesbetmek: Kazanmak
Laakal: En azından
Mahbup: Sevilen
Mahviyet: Alçak gönüllülük
Masun: Korunmuş, saklanmış; sağlam
Mebzuliyet: Bolluk, çokluk
Melahat-i pürhaşmet: Görkemli yüz güzelliği
Melal: Bıkma, usanma; sıkılma, sıkıntı
Melânet: Lanet ettirecek iş veya davranış
Mertubiyet: Bağlılık
Mevti muhakkak: Kesin ölüm
Mu’âşaka: Sevişme
Muazzep: Azap çeken
Muhal: Mümkün olmayan
Muharriş: Kulak tırmalayan
Muhatara: Tehlike
Muhibbe: Sevgili
Muhtekir: Vurguncu
Musahabe: Sohbet
Muteriz: İtirazcı
Muttasıl: Sürekli
Muziç: Rahatsızlık veren
Müddei: Davacı
Mühlik: Öldürücü, helak edici
Mülaki olmak: Buluşmak, görüşmek
Mültefit: İltifat eden, iyi davranan
Mümasil: Benzer
Münhasıran: Yalnızca
Müreccah: Tercih edilen, yeğlenen
Müstacel: Aceleye getirilmiş
Müstebit: Zorba
Müstefit olmak: Yararlanmak
Müşabih: Benzer
Müteallik: İlgili
Müteazzım: Büyüklük taslayan
Mütehassir: Özlem duyan
Rüfeka: Arkadaşlar
Saye: Gölge
Sergerde: Elebaşı
Sevkülceyş(i): Strateji(k)
Sufli: Aşağılık, alçak
Şetaret: Sevinç, neşe, keyif
Şümul: Kapsam
Taaccüp: Şaşma, hayret etme
Taammüm (etmek): Yaygınlaştırma(k)
Tâbesabah: Sabaha kadar
Tahassür: Özlem
Tahassüs: Duygulanma
Tahavvül etmek: Değişmek
Tariz: Taşlama, laf dokundurma
Tavsif: Niteleme, vasıflandırma
Tayyimekan: Bir mekandan başka bir mekana bir anda geçmek
Tecessüm ettirmek: Cisimlendirmek
Teehhür: Erteleme
Telmih: Gönderme
Terekküp etmek: Oluşmak
Teşyi etmek: Uğurlamak
Tevsi etmek: Genişletmek
Tevzi: Dağıtım, dağıtılma, dağıtma
Tezyif Alaya almak
Tezyinat: Süsler, süslemeler
Vükela: Milletvekilleri
Vüsat: Genişlik
Zahip olmak: Sanıya kapılmak

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9417, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply