BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Amerikan Filmleri II (Mete Tunç)

Bayrak

Hollywood filmlerinde; ucuz milliyetçi propaganda göstergesi/gösterisi olan ABD bayrağının uzun uzun dalgalanması ile, son zamanlarda, bir ‘terörist saldırı*’nın öncesinde, bundan habersiz ‘mâsum’ Amerikalıların portrelerinin gösterilmesi sık rastlanılan karelerdir…

* Terrorist attack. Bire-bir çevirmişiz! Kimileri “terörist atak” bile diyor! Böylelerine; nasıl, sağdan mı, soldan mı, göbekten mi atak, diye sormak gerekir!
&&&
Ateşli

Amerikan filmlerindeki sevişmeler sert başlar. Çiftler çılgın gibidirler. Öpüşler çok ateşlidir. Âdetâ birbirlerini parçalayacaklardır. Giysiler yırtılırcasına çıkarılır…

Bunları izleyen çocuklar, seksin böyle olduğunu sanarak büyürler. O sahnelerin sinema “konsepti” çerçevesinde düşünüldüğünü ancak ilk sevişmelerinde anlarlar…
&&&
Bacak bacak üstüne

İnsanlar, burada kadınlar; gergin, can güvenliklerinin tehdit altında olduğu anları yaşarken, koltuğa oturur oturmaz, yayılıp bacak bacak üstüne atabilirler mi?!.. Amerikan filmlerinde atarlar. Atarlar ve filmin bütün inandırıcılığı yok olur!

Bâzı, veya pek çok yabancı film, yukarıdaki gibi sahnelere bakınca, bizim eski filmlerdeki özensizliği* aratmıyorlar!

* Bir programda, sinema yönetmeni Ezel Akay, eski Türk sinemasının özensizliğini, ciddiyetsizliğini vurguluyor. Haklı (Bir konuk hemen bir örnek veriyor: “Şarkılar ile oyuncunun dudak hareketleri hep uyumsuzdu!”)…
&&&
Selâmlaşma

Hollywood filmlerinin en güldüğüm, sık kullanılan sahnelerinden biri kahramanların birbirlerini başla selâmlamalarıdır: Aralarında daha evvel tartışma, yanlış anlamadan husûmet, önyargılı davranış yaşanmış vs. olan iki kişi, filmin bir yerinde bir durum (meselâ biri diğerinin hayâtını kurtarır) sonunda, ‘anlamlı-anlamlı’ bakışmalarının ardından, birbirlerini, barıştık ve/veya teşekkür anlamında, başlarıyla selâmlarlar.
&&&

İstemsiz îtiraf

Hollywood yapımlarında; sorgulamalar, duruşmalar sırasında, şâhit, zanlı; polisin, savcının, avukatın zorlamasıyla veya değil, ağzından bir söz kaçırır. Bu da soruşturmanın, duruşmanın kaderini belirler… Ne ucuz bir finaldir!..
&&&
Gülüşler

Hollywood filmlerinde yönetmen, çeşitli nedenlerle, filmin çeşitli bağlantıları çerçevesinde insanların mutlu anlarını yansıtmak için, onların kahkaha attıkları bir-iki saniyelik kareler kullanır… Dublajın etkisi ne kadar bilmem ama, son derece yapay kareler olduğunu fikrindeyim.
&&&
İstiyorum

Hollywood filmlerinde âmir pozisyonundaki adam/kadın astlarına emirler yağdırır; ‘şunu şunu istiyorum, şunu hemen masamda istiyorum,’ gibi ifâdelerle… Burada “istiyorum”da hem kararlılık hem de egemenlik taslama sözkonusudur. Filmin orijinal senaryosunda “want” mı deniyor; henüz tespît edemedim*. Fakat, son derece sinir bozucu geliyor Türkçe’si! (Ne de olsa otoriteye, pasif de olsa, eyvallahımız yok; ‘anarşist’iz vesselam!)

* AzTV’de Azerice dublajlı bir filmde bahsi geçen karelere dikkat ettim; “isterem” sözü geçmedi.
&&&
İçki-yemek

Hollywood filmlerinde, oyuncular yemeklerini hiç bitirmezler, kadehte değilse (ki onu masadan, bardan ayrılmadan önce yutuverirler!) içkilerini de yarım bırakırlar… Elbette bunlar film gereğidir. Bunlar, gerçekleri, ABD halkının çok yediğini, belki en obez millet olduğunu bize unutturmaz!
&&&
Yüzler ve abartı

ABD filmlerindeki insan tipleri/yüzleri ile ABD yapımı programlardaki “gerçek” insanları karşılaştırdığımda garip bir çelişki ortaya çıkıyor. Gerçek insanların tipleri filmlerdekilerden çok farklı. ‘Enteresan’ yüzler, ‘çok farklı yapıda’ vücutlar, ‘ilginç’ ten ve saç renkleri vs. Buradan bile, sinema dünyâsında, ‘sinema yüzüne’ bakılarak seçildiği anlaşılıyor oyuncuların.

Filmlerdeki olaylar da, resmedilen şeyler de, ‘film gereği’ abartılı; izleyenin onu ABD’nin tamâmına şâmil, ABD’de yaygın olarak algılamasına yol açacak kadar. En çok kullanılan argümanlardan biri, me’zuniyet balolarında ‘özgürce’ bir cinsellik yaşanması, kızların bekâretlerini bu gece bırakmasıdır. İlginçtir, kimi filmlerde, diyalogların satır aralarında yukarıdaki gibi ‘gelenek’ olmadığının izdüşümlerini görebiliyoruz. Yâni, her isteyenin ‘anında’ sevgili bulamadığını.*

Türk filmlerinde-dizilerinde de aynı şey geçerli midir? Herhâlde. Fakat Hollywood filmlerinde fark çok bâriz. Bizimkiler biraz daha ‘sâhici’.

* ABD’ye gidip farklı işlerde çalışan bir erkek oyuncuyla yapılan bir röportajı okumuştum. Oyuncu, “ABD’de yalnız bir kadını cinsel olarak tatmîn et, ne istersen yapar,” diyordu. Kendi karşılaştığı bir-iki örneği genelleştiriyor. Bilgisi-kültürü o kadar!
&&&
Ders

Bir Amerikan filmi. Bir çocuk mahâllenin çete reisi ile konuşuyor… Çocuk bir beyzbol oyuncusuna hayrân olduğunu söylüyor. Reis, bunun anlamsızlığını, “parasız kaldığında senin kirânı öder mi,” sözüyle anlatıyor… Gerçi ‘kirâ’, bir çocuk için iyi, anlaşılır bir örnek olmamış; ama eğitimde, bu minvâlde bir konu ve örnekler bulunmalı ki gençler birilerine tapınmasınlar!
&&&
Pasta

1900’lerin başındaki Amerika’yı, mafyayı anlatan bir film… 10 yaşlarındaki erkek çocuk 15 yaşında bir kızı ‘sevmektedir’. Kıza yakınlaşmak için bir yol düşünür. Pasta alıp ona verecektir. Pasta elinde evlerine çıkar. Kız, annesi tarafından yıkanmaktadır. Kapıda bekler. Beklerken pastaya bakmaya başlar. Sonra kenarlarındaki kremayı diğer elinin parmaklarıyla sıyırıp yer. Kızın banyosu bir türlü bitmez. Çocuk bir kapıya bakar bir pastaya. Nihâyet büyük bir iştahla pastaya ‘yumulur’!
&&&
Bir bakışta aşk

Robert Redford bir filmde; çocukken istasyonda beklerken, hareket etmekte olan trendeki bir kızla bakışmalarını, o trenin hemen hareket ettiğini, o kızı hiç unutamadığını anlatıyor. Sâdece bu kadar. Fakat yönetmen ve R. Redford öyle bir ‘hava’ veriyorlar ki, anlattığı sanki büyük bir aşk hikâyesi!..

İnsan belli bir yaşa kadar, bir bakıştan ve bir görünüşten etkilenir. Ancak, yeterince deneyim edinince, bakışın ve görünüşün çok aldatıcı olduğunu öğrenir. Dolayısıyla yetişkin, kendini bilen, insanları tanıyan bir insanın geçmişe dönük, bakış-görünüş nostaljisi yapması abestir!
&&&
Kadın yönetmen

TV’de bir film izliyorum. Bir cinsel birleşme sahnesi. Kadın yatakta, dizleri üzerinde, adam ise arkasında (Bu pozisyon için askerdeyken duyduğum ‘deyimi’ yazmıyorum!); ama görünmüyor; belki sâdece, kadının belini kavrayan elleri… Fakat kadının, belinden îtibâren vücûdunun üst kısmı, ileri-geri hareketi ve elbette başı, zevk hâlindeki yüzü, inlemesi!.. Filmde bu sahne uzun sürmüyor; çünkü kapı çalıyor. Kadın, kahretsin, tam da zamanında, diyerek kalkıp, üzerine bir şey alarak kapıya yöneliyor…

Buradaki murâdım, erotik bir sahneyi anlatmak değil, şu: Özellikle, birleşme sahnesinde, adamın görünmemesi, kameranın kadının üzerinde kalması üzerine, içimden bir ses, bu filmin yönetmeni kadın, dedi!.. Yanılmamışım. Kadınmış.
&&&
Sonuç: Amerikan Filmleri yazısında ve burada geçen hususların pek çoğu (klişe sözler ve görüntüler), (yerli-yabancı) birçok filmi başında veya yarısında bırakmama sebep teşkil ediyor!
&&&
Not. Yukarıdakiler 2005-2006 yıllarında kaleme alınmıştır.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12084, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply