BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Tersinim Teorisinin Ana Mantığı ve Kurgulama Yöntemleri

Yazar: Hüdai Çakmak

-Evrimleşen tek şey bilimdir.-

Tersinim genel anlamda düzen ve ve sistemlerde zaman içinde görünen ya da gözlemlenen değişme, başkalaşma, azalma, bozulma vb. demektir. Bu olgular genelde negatiftir ve canlı cansız tüm varoluşu kapsar. Bu nedenle tersinim olayı evrenseldir; durdurulması, engel olunması mümkün değildir. Bazı karşıt düzenlerle (örneğin yararlanma, korunma, savunma vb. mekanizmalarıyla) yavaşlatılabilir fakat etkisi asla sıfırlanamaz.

Bunun nedeni de evrenimizin kapalı bir sistem olmasıdır. Bir bakıma evrenimizin kapalı bir sistem olması ve buna bağlı olarak kütle çekimi, maddenin sakımı, entropi gibi tüm kanun ve ilkeler tersinimin kanıtları olur.

Tersinim hiç bir doğal kanun ve ilkeyle çelişmez.

Tersinimsel değişim karşımıza genelde çeşit azalması, sistemlerin bozulması, metal yorgunlukları, eskime, canlılarda ihtiyarlama vb. gibi onlarca şekilde karşımıza çıkar.

Evrenimiz saf enerjiden oluşmuş, ezelden gelip ebede giden bu nedenle durağan Bir Büyük Bütünün içinde (tıpkı okyanuslardaki hava kabarcıkları gibi, insansı ölçülerimize göre dev, evrensel ölçülere göre hiç denecek kadar küçük) bir küre şeklindedir.

Tersinim teorisi bu varsayımına kanıt olarak maddenin sakımı kanununu gösterir. (Maddenin sakımı kanunu bölümüne bakınız)

Tersinim teorisine göre ezelden gelip ebede giden, her şeyi sarıp kuşatan bu Büyük Bütünün içinde evrenimize benzeyen ya da benzemeyen sonsuz sayıda başka evrenler vardır.

Öncelikle şunu belirtelim ki Tersinim Teorisi pozitif bilimi temel alır. Akıl, mantık ve bilim dışı verilerden uzak durmaya çalışır.

Uzak durmaya çalışır ama tersinimin kendine özel bir bilim anlayışı vardır.

Tersinim insan aklının bir algılama sınırının olduğunu bilir. Algılama yeteneklerimiz ise sınırlı ve hatalara açıktır. Diğer ifade ile biz gerçeklerin sonsuz dünyasına daracık bir pencereden şaşı ve miyop gözlerle bakabiliyoruz. Bu nedenle sık sık yanılıp aldanabiliyoruz.

Tersinim öğrenebilme imkanlarımızın sınırlı olduğu kanısındadır. Her zaman yanılma ve aldanmalar açıktır.

Şu ya da bu şekilde algıladığımız şu anın ne olduğunu neyi ifade ettiğini gerçekte bilemeyiz. En güçlü ve hızlı algılama duyularımız bile evrensel büyüklüklerin yanında hiç denecek kadar küçük ve zayıftır.

Örneğin biz güneşin dünyamızı aydınlatıp ısıttığını, hayat verdiğini biliriz ya da öyle zannederiz. Gerçekte bizi şu anda aydınlatıp ısıtan yedi dakika önce güneşten kopup gelmiş ısı ve ışık dalgalarıdır.

Şu anda var olduğunu gözlemlediğimiz güneşi biz gerçekte yedi dakika öncesindeki durumuna göre gözlemleyebiliyoruz. Bu da güneşe bir şey olsa bunu ancak en erken yedi dakika sonra algılayabileceğiz demektir.

Evrensel boyutlarda düşündüğümüzde algılamalarımız çok vahim ve büyük hatalara açık olduğu bir gerçektir. Başımızı kaldırıp gökyüzünü incelediğimizde ışıldayan milyonlarca yıldız görürüz de gözlemlediğimiz o yıldızların o anda gerçekte var olup olmadıklarını asla bilemeyiz.

Örneğin güneş sistemine en yakın yıldız olan Alfa Centauri’yi gözlemlediğimizde bu yıldızın 4.8 yıl önceki haline görebiliyor ve gözlemleyebiliyoruz. Evrensel boyutta gözlemleyip algılayabildiklerimiz bir kaç yıldan milyarlarca yıla doğru uzanan kademeli bir geçmiştir. Asla şimdiki zaman değildir.

Tersinim teorisi olayları bilimsel yönden irdelerken bu büyük gerçeği göz önünde bulundurur, materyalizmin bilim için gözlem ve deneylerle sınanma şartını hatalara açık olduğundan yetersiz görür.

Tersinim teorisine göre algılama sınırlarımızın dışında pek çok gerçekler vardır. Algılama sınırlarımızın dışında olduğundan ret ve inkar etmek gerçeklere bir zarar vermez, ancak bizim bu konudaki acizliğimizi gösterir.

Materyalizmin gözlem ve deneylerle sınama kuralı bilimi dar ve şaşı olan; sık, sık aldanıp yanılabilen algılama yeteneklerimizle sınırlar. Bu nedenle gerçekler dünyasından alabildiklerimiz koca bir okyanusta bir damla bile değildir.

Söylemek istediğimiz; gözlem ve deneylerle sınanamayan, algılama yeteneklerimizin dışında kalan pek çok gerçeklerin olduğudur. Kendimizi gereğinden daha büyük görmekteyiz. Bu da bize pek çok ve vahim hatalara sürüklemektedir. Eğer algılama yeteneklerimiz biraz daha geniş ve derin olsaydı bu gün bilgi dağarcığımız çok daha çeşitli ve zengin olacaktı.

Tersinim Teorisi bu gerçeğin farkındadır. Yorumlarını bu gerçeğe uygun yapmaya çalışır.

Bir teori genelde doğruluğu kuvvetle inanılan bir ya da bir kaç varsayım üzerine kurgulanır. Bu varsayım ya da varsayımlar temel alınarak ayrıntılanır. Bu temele uygun kanıtlar aranır, bulunanlarda bu temele uygun yorumlanır.

Kanıtlar doğruluğu kuvvetle inanılan temel varsayıma ya da varsayımlara uygun yorumlamak o varsayım taraftarlarının gerçek bilimden uzaklaştırmakta, koyu bir taassuba yöneltmekte, vahim hatalara düşmelerine neden olmaktadır.

Materyalizm ve uzantısı teoriler bu büyük ve vahim hataların içindedir.

Tersinim teorisi ise doğruluğu kuvvetle inanılan herhangi bir varsayıma ya da varsayımları temel almaz.

Tersinim teorisi hatalı ya da yanlış olmaları muhtemel sonuçlardan nedenler çıkarmaz. Temelsiz bilgilere ulaşmaya çalışmaz.

Tam tersine insanlık tarihi boyunca elde edilmiş tüm bilgileri her hangi bir ayırım yapmadan kendine temel ve esas alır; bu bilgileri gruplandırır; kıyaslar, sentezler; doğru oldukları kanaatine varılanlarla gerçekleri bulmaya çalışır.

Her alanda, her konuda, her kaynaktan alıntılar (kimi kardeşlerimiz bu alıntıları her hangi bir değişikliğe uğratmadan, aslına sadık kalarak aldığımızdan yanlış olarak kopyala yapıştır zannediyorlar) yapar.

Yanlış olduğu sonucuna varılanları da kaldırıp atmaz. Çünkü tersinim yanlış bilgilerin doğruların kanıtları olduğunu çok iyi bilir. Buna bilim dilinde olmayana ergi metodu denilir. Bu nedenle tersinim teorisinin temel aldığı her varsayım çok ve çeşitli kanıtlarla ortaya konulmuş kuvvetle gerçek zannedilenlerdir.

Tersinim teorisi bu nedenle çelişkili, karşıt gibi görünen varsayımların, teorilerin bir sentezlenme yeridir. Nitekim tersinim teorisi karşıtı gibi görünen evrim teorisinin hemen hemen tüm mekanizmalarını, varsayımlarını yorum faklılığıyla kendisine mekanizmalar, varsayımlar olarak almıştır.

Sonuç olarak şunları söyleyeceğiz. Tersinim teorisi Epikür’den, Lucretus’tan, Lamarck’tan, Charles Darwin’den, Haeckel’den, Enstein’den, Dawkins’ten, Berry’den, Jan Gould’dan, Behe’den, Hawking’den vb. gibi ulaşabildiğimiz tüm düşünür ve bilim insanlarından alınmış fikirlerin, görüşlerin, gözlem ve deney sonuçlarının birleştirilme, yorumlanıp, sentezleme yeridir ve tamamen bilimseldir.

Temel aldıkları çeşitli fikir ve düşüncelerin, varsayımların, gözlem ve deneylerin sentezlenme, kıyaslanma, birleşme, ayrışma sonucu ortak ulaştıklarıdır.

Tersinim hata ve yanlışlara düşebileceğinin farkındadır. Hata ve yanlışlara düşmekten sakınmaya çalışır ama akıllı insanlar için hata ve yanlışların iyi bir öğretmen olduğunu da çok iyi bilir. Düştüğü hata ve yanlışlardan ders almaya çalışır. Bu nedenle eleştirilere, ikazlara büyük değer verir.

Herhangi bir varsayımı ya da varsayımları değişmez temel almadığından, taassupla bağlanmadığından gerektiğinde düzeltilip değişebilir. Bu da tersinim teorisinin önünü açar, özgürleştirir, bilimin sonsuzluklarına doğru uçmasını sağlar.

Sonu olarak şunları söyleyeceğiz.

Biz sadece gerçeklere, doğrulara ulaşmaya çalıştık; kimi yerlerde yanılmış, aldanmış olabileceğimizi de biliyoruz. Fakat hiç bir zaman peşin fikirli olmadık. Taassubun karanlıklarına kendimizi bırakmadık. Fikir ve düşünce özgürlüğünün bilimin kanatları olduğunu çok iyi biliyoruz.

Muhakkak ki Tersinim felsefesi yakın bir gelecekte gerçekler dünyasına yeni bir pencere açacak, yeni bir görüş ve anlayış getirecektir.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9680, bugün ise 2 kez görüntülenmiştir.

2 Comments

  1. Hasan Hilmi Turan diyor ki:

    Değerli arkadaşım;
    Yazınızı dikkatle okudum. Kuşkusuz doğrularınız var. Ama yanlışlarınız da var. Bu arada eleştiriye çok da açık biri olmadığınızı önceki yazılarınızdan ve yorumlarınızdan biliyorum. İnsanların fikir ve görüşlerine daha bir hoşgörü ile, daha ciddi bir yaklaşımla karşılık vermenizi istersem çok şey mi istemiş olurum?
    Unutmayınız; “herşey incelikten, insan kabalıktan kırılır”
    Gelelim yazınıza. Kapalı bir evrende mi yaşıyoruz Hüdai bey? Bunu kimden duydunuz, ya da nerede okudunuz?
    Ben şahsen bilimsel gelişmeleri yakından takip eden biri olarak bugüne kadar hiçbir uzaybilimciden “kapalı evren” lafzını duymadım. S. Hawking’in en son 2 yıl önce okuduğum “zamanın kısa tarihi” adlı yapıtında “kaçış hızı” ile “toplam madde kitle çekim gücü”nün evreni “büyük çatırtı” ile “sonsuza doğru genişleme” arasındaki bir sınırda dengede tuttuğundan söz edilmekteydi. İki yıl içinde değişen ne oldu da bugün siz “kapalı evren” modelinden bahsedebiliyorsunuz?
    Saygılarımla.

  2. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Sayın Hasan Hilmi Turan Bey!

    Her şeyden önce eleştirileriniz için teşekkür ederim. Eleştirilere teşekkür etmem eleştirilere açık olduğumu göstermiyor mu?

    Yergi, sövgü, karalama edebiyatına kaçmayan her türlü fikir ve eleştirinin başımın üzerinde yeri vardır.

    Önce kapalı ve açık sistemlerin ne olduğunu yazalım.

    Kapalı sistemlere dışardan enerji girişi olmaz. Açık sistemlerde ise dışardan enerji girişi olur.

    Evrenin bir sınırının olması evren dışılığın (uzayın) sonsuz bir hiçlik olarak tanımlamanın ana nedenidir. Bu durumda evrenimiz uzay dene sonsuzluğun içinde belirli bir sınırı ve kütlesi olan bir bilye gibidir.

    Eğer evrenin açık bir sistem olduğunu iddia ederseniz evrenimize enerji veren evren dışı bir başka varlığın var olduğunu iddia etmiş olursunuz.

    Evrenimize enerji veren bir başka enerji kaynağı var mı?

    Tersinim teorisine göre evrenimiz uzay denen sonsuz hiçliğin içinde değilde bildiğimiz enerjiye benzemeyen saf enerjiden oluşmuş bir büyük bütünün içindedir ve evrenimize benzeyen veya benzemeyen sonsuz sayıda evrenler vardır.

    Evrenimizin genişlemesi içinde bulunduğu saf enerjiden doğrudan etkilenmesini engeller. Bu nedenle enerji girişi yoktur.

    Evrenimiz ve diğerleri büyük bütünün içinde ummandaki minik hava kabarcıkları gibidir.

    Kanıtlarımız ise maddenin sakımı ve termodinamiğin birinci kanunlarıdır.

    Saygılar.

Leave a Reply