BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Bilime, Bilmeye, Bilimcilere ve Bilim Târihine İlişkin Notlar IV (Mete Tunç)

‘Sayıları kafadan çarpma-bölme faaliyeti’ ilk ne zaman, kim veyâ kimler tarafından yapılmaya başlandı? Kuantumu Anlamak (Barry Parker, Çev. Elif Akın) kitabında 1900’lerin başına âit bir örnek var. Ama ilk hangi vakitte..? Herhâlde hiç bilinemeyecek? Belki çarpma-bölme işleminin ilk nerede ortaya çıktığı bilinirse..? Daha önce neden uygulanmadığı, hangi neden veyâ ihtiyaçla gündeme geldiği gibi sorularım da var!
+++
Gençler soyut matematiksel terminolojiyi nasıl ‘kapıyorlar’? İlk ve orta eğitimde mi? Özel derslerle ve âileden mi? Sanırım genlerde olamaz, kültürde de; zîrâ bu terminoloji (notasyon) ancak birkaç yüzyıllık bir geçmişe sâhip. Yoksa bu kadar süre yeterli mi? Elbette insanın soyutlama yeteneği var, bunlar genlerle geçebiliyordur… Bilmiyorum. Gerçekten ilginç bir konu. Kuvvetle muhtemel bir yerlerde araştırılmış, araştırılmaktadır… Aynı sorular bilgisayar için de geçerli. Herhâlde bunda daha somut veriler ve sonuçlar elde edilebilir.
+++
Ay’ın, güneş’in ve gezegenlerin yörüngeleri, ayrı ayrı ama gökkubbeyi temsîl eden tek bir yarı küresel bir düzenek içinde (birkaç metre çapında) çembersel gereçlerle (elektronik de olabilir) gösterilebilir mi? Gösterilebilirse ne hârika, eğitimsel bir ‘makine’ olur! Elbette yılın farklı zamanlarındaki, meselâ güneşin ‘doğduğu’ ve ‘battığı’ konumlardaki farklılıkları, meselâ yıldızların ve takımyıldızların ‘yer değiştirmelerini’ de gösterse iyi olur!

Yıldızevleri yukarıdaki işlevi elbette yerine getirebilirler, getiriyorlardır (Ülkemizde yok ki gidip göreyim!). Ben mütevazı ve öğrencilerin yaparak öğrenecekleri bir yapı düşlüyorum.
+++
Ay’ın çevresine dünyâ’dan görülebilecek büyüklükte (elbette kütlesi küçük) bir uydu oturtulabilir mi? Onun yörüngedeki hareketi yine dünyâ’dan izlenebilecek hıza sâhip olabilir mi? Farklı büyüklükte birkaç tâne olsa..!? Böyle bir ‘fanteziyi’ hiç duymadım, okumadım.

Peki, ya ‘temsîlî’ jüpiter ile 4 (Galilei) uydusu ve ‘halkalı’ satürn, dünyâ’dan çıplak gözle görülebilecek boyutlarda îmâl edilerek dünyâ yörüngesine oturtulabilir mi? Bâzen ‘jüpiter’ sâbit tutulup yalnızca uydularının hareketi sağlansa ve ‘satürn’ farklı açılarda konumlandırılıp, böylece halkasının değişik açılarda izlenmesi te’min edilse..!

Yukarıdaki fanteziler için hologram düşünülebilir… Yok, ‘gerçekçi’ olmaz!

+++
Neden çocuklar ve yetişkinler; ‘mâdem dünyâ, güneş etrâfında sâniyede 30 kilometre hızla dönüyor, bu arada ay’ı da peşinde sürüklüyor, o hâlde dünyâ-ay sisteminin dışına bir araç gönderip mezkûr hareketi görebilir miyiz,’ diye sormuyorlar!? Böyle bir soru ‘çekim etkisini’ bildiklerinden dolayı mı zihinlerinden geçmiyor? Büyük çoğu için, elbette cevap ‘hayır’dır. Doğrusu, benim bildiğim de bu kadar… Belki o yüzden, hâlâ, ‘güneş sisteminin yaklaşık düzlemine dik olarak ‘şu kadar’ mesâfeye çıkarsak, oradan gezegenlerin güneş çevresindeki dönüşlerini görebilir miyiz,’ diye düşünebiliyorum. Tabii ki, yine (bulunduğumuz o yerin) ‘çekim etkisini-etkilerini’ ve şimdi bilmediğim başka şartları-nedenleri de göz ardı etmeyerek…
+++
‘Meteor çarpacak!’ denir. Öyle bir algımız var ki, sanki dünyâ duruyor, meteor gelip bize çarpıyor! Hâlbuki, ‘çarpma’ değil, ‘çarpışma’dır söz konusu olan. Dünyâ şu kadar hız ile güneşin etrâfında dönüyorsa, meteor bize çarpmıyor, onunla çarpışıyoruz!
+++
İnsan yapımı uydular ve uzayla ilgili görüntülerin hangilerinin gerçek hangilerinin animasyon/simülasyon idiği belirtilmiyor…
+++
Jüpiter, her bir uydusundan bakıldığında gökte ne kadar yer kaplıyor ve nasıl-ne hızda hareket ediyor görünüyor? Ya uyduların göreli hareketleri; yâni bir uydudan baktığımızda diğer uydular nasıl görünüyorlar ve hareket ediyorlar?.. İleride, Galilei uydularına, gözlemevleri vâzîfesi yapacak uzay araçları indirebilecek ve bütün bunları ‘naklen’, ‘canlı’ seyredebilecek mi insanlık?
+++
‘Gezegen, yıldız, gökada.. gözlemlerinde ve ölçümlerinde dünyâ’nın (kendi ve güneş etrâfındaki) dönüşü nasıl hesâba katılıyor,’ diye düşünmüştüm. Bir belgesel rastladım: Fotoğraf (ve belki film) çekilirken teleskobun, dünyâ’nın dönüş hızlarıyla uyumlu (bir başka deyişle bahsi geçen hızları ‘nötralize’ edecek bir) biçimde hareketini sağlayan bir düzenek varmış.
+++
Düşsel-yalıtık bir odada ‘taban’da ayaktayım ve başımı kaldırdığımda görüyorum ki yüksekçe ‘tavan’da bir insan, ayakları tavana basacak biçimde, yâni ters, tepe aşağı duruyor. Bir anda yer değiştiriyoruz. Ben ‘tavan’a, o ‘taban’a geçiyor. Aa, şimdi o yine tepe aşağı..!.. Bu odada yerçekimi kânunu farklı: hem ‘tavan’ hem ‘taban’da çekim gücü var!..

Tavan yerine, (farazâ) insanların zıplayınca ötekine geçecek, hiç değilse diğerindeki canlıları ve binaları çıplak gözle izleyecek kadar birbirine yakın biçimde, bağıl (birbirlerine göre) ve özdönme (kendi ekseninde dönme) hareketlerine mâlik iki gezegeni düşünürsek daha zengin senaryolar ve görüntüler hayâl edebiliriz.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 16725, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply