BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Bilime, Bilmeye, Bilimcilere ve Bilim Târihine İlişkin Notlar VI (Mete Tunç)

“Ay’dan baktığımızda dünya, ay’ın dünya’dan görülen çapına nispetle ne kadar büyük görünür?” Bu suali, rasathanedeki bir görevliye sormuştum. “İyi bir soru,” dedi, ama..!.. Acaba, dünyanın ekvator çapı (12.756 km) ay’ınkinden (3.476 km) 3.67 kez büyük olmasından hareketle, yaklaşık 4 ay çapında bir dünya mı görürdük, diye düşünüyordum…

Ekim 1989 tarihli Bilim ve Teknik dergisinde, ay’a inen (Apollo 15, 31 Temmuz 1971) astronotlardan James Irwin ile yapılan röportaj yer almaktadır. J. Irwin, “Tam başımın üstünde, uzayın karanlığı içinde mavi bir mücevher gibi duruyordu. Çok güzeldi. Küçük bir bilye kadardı. İki parmağımın arasında tutabilirdim. Başparmağımla üzerini kapatabiliyordum.” diyor.

Ay’daki bir noktadan dünya’nın sabit, hareketsiz olarak görüldüğünü/görüleceğini (maalesef) yeni öğrenmiştim. Hangi inişe ait olduğunu bilmediğim iyi bilenen bir fotoğrafta dünya, ufukta takriben beşte ikisine ay’ın gölgesi olacak biçimde görülmektedir. J. Irwin’in sözlerinden, onların ay’ın farklı bir bölgesine indikleri anlaşılıyor. Röportajda, dünya’nın ay’ı aydınlatmasına (mesela 2.nin 1.yi aydınlatması ile mukayese..), diğer gezegenleri görüp görmediğine, yıldızların dünya’dakinden farklı görülüp görülmediğine, güneşin ne biçimde görülebileceğine dair sorular sorulmamış… Peki, dünyayı, ufukta ve yüksek bir konumda gözleyen insan, ay’ı görürkenki yanılgıya maruz kalır mı? Yoksa, ay’da atmosfer olmadığından yanılgı söz konusu olmaz mı?..

Soruma dönelim. Astronotun dünya’nın büyüklüğüne ilişkin tasviri (“küçük bilye”) ve ‘ölçümü’ (“başparmağımla üzerini kapatabiliyordum”) cevap için ipucu sağlayabilir mi?.. Tasvir pek sağlamıyor.‘Ölçüm’? Kıyaslamalı bakalım: Kolumu uzatıp başparmağımı ay’ın üzerine yerleştirdiğimde, parmağımın yarısının biraz fazlası dışarıda kalıyor; öyleyse cevap ‘iki küsur katı büyüklüğünde görülür’ müdür?..

Not. Yukarıdaki sorularıma şimdiye dek rastlamadım. Dolayısıyla bir açıklama duymadım ve okumadım. Mutlaka vardır, ben tesadüf etmemişimdir…
+++
İnsanlı veya insansız, yeryüzünden büyük bir velvele, ateş ve duman ile kalkan roketlerin doğrudan ve (elbette kurtulma hızı için gerekli yakıtı içeren tanklar hariç) yekpare olarak ay’a indikleri sanar, bunların ay’dan (çekim büyüklüğü dünya’dakinden 6 kat az olmasına rağmen) nasıl ateşlendiklerini merak ederdim!.. Roketlerin izledikleri rota, ay’a aslında neyin indiği, inen aracın nasıl havalandığı gibi hususların* yer aldığı bir animasyon filmi neden yapılmaz?

* Şimdi bildiğim sadece şunlar: Roket (Satürn) dünya çevresinde bir buçuk tur atıp ay’a yönelir. Ay’ın yörüngesine girer. Astronotlar (2’si) roketi teşkil eden kısımlardan ay modülüne (Diğerleri: kumanda modülü ki astronotlardan biri orada kalır ve servis modülü ki içinde motor bulunur.) geçip bu parça ile ay’a inerler (Dünya’dan ayrıldıktan itibaren 3 günden biraz fazla zaman geçmiştir.). Ay’da yürüyüp, etrafı, dünyâ’yı ve gökyüzünü temaşa ve ‘büyük sözler’ terennüm edip planlanan görevlerini yerine getirdikten sonra biraz dinlenip modüle biner, onu çalıştırır ve roket ile kenetlenmek üzere yükselirler. Kenetlenme gerçekleşip astronotlar kumanda modülüne geçince ay modülü bırakılır… Dönüş yolunda servis modülü de bırakılır. Kumanda modülü okyanusa düşer. Deniz kuvvetleri onları alır…
+++
Aralık 2011. National Geographic Canal. Bir batıkta antik Yunan çağına ait bir tablet bulunmuş. Üzerinde birbirine bağlı çarklar varmış. Böylece yakın çağlara ait olduğunu bildiğimiz mekanizmanın tarihi taa eski Yunan’a kadar gidiyormuş. Verilen mesaj, esas olarak bu. Bu tabletin, çok sonraki yüzyıllarda, bir başka gemiden oraya karıştığı iddia edilmiş ama… Bir şüpheci iddia daha vardı; onu hatırlayamadım… Ekrana söz konusu cisme baktım. Çarklar, daha doğrusu çarkları andıran biçimler var gibiydi… Fakat, doğrusu bana ikna edici, mantıklı gelmedi. Hatta, Batı’nın, kültürünü, medeniyetini antik Yunan’a bağlama geleneğinin yeni bir tezahürü olarak komik ve salakça geldi!

Uyarı: Batı’da (aklı evvel birileri tarafından), antik Yunan’da pil yapıldığı bile iddia edilebilir..! Hiç şaşırmayın!
+++
Bâzı grafikleri, neden iki ekseni de logaritmik veyâ bir ekseni logaritmik ölçekli grafik kâğıtlarına çizeriz? Grafikte kullanılacak ölçüm değerleri/veriler düzgün (aritmetik) biçimde artıyorsa, sözgelişi, 0-100.000 arasında 1.000, 5.000, 20.000, 50.000, 75.000 ve 100.000 iseler, bunlar lineer eksende gösterilebilir; ama geometrik olarak artıyorsalar, sözgelişi, aynı aralıkta 0.1, 0.7, 15, 300, 1.500, 10.000, 100.000’e sâhipseler, bunlar lineer eksende gösterilemez (Teorik olarak gösterilebilir, ancak çok uzun bir grafik kağıdı gerekir, aynı zamanda diğer eksendeki ölçek ile uyumsuzluk ortaya çıkabilir.), bu sebeple logaritmik ölçekli eksen (grafik kağıdı) tercîh edilir/zorunludur.

Logaritmik artışa âit, dolayısıyla logaritmik hesap veyâhut grafikler gerektiren, bilinen bir örnek deprem büyüklükleridir. Sözgelişi, 7.1 ve 7.2 (lineer ölçekte aralarında 0.1 birim fark bulunan) büyüklükler değil logaritmik değerlerdir, yâni logaritmik eksende yazılan/okunan büyüklüklerdir (ki ikincisi birincisinin takrîben 1.26 katıdır). Daha somut olarak: 9 büyüklüğünde bir deprem 8 büyüklüğündekine nazaran 10 kat daha şiddetlidir.

Not. Yukarıdakiler, sâdece, ‘neden logaritmik ölçek..’ sorusunun kabaca yanıtı olan bilgilerdir.

SON

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 8643, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply