BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

BAKARA MUCİZESİ (müteşabih böyle olur )

Şimdi aşağıdaaki meali internette bulunanlar 30-40 mealin olduğu
sitelere girip ( http://kuran.mollacami.com/ayetler.php?asn=192 hem Arapçasını
hemde Türkçe anlamı ve meali ile birlikte karşılaştırabilirler. Sizlerde ellerinizdeki Kuran mealleri ile karşılaştırarak anlatacağımız bu 7 ayeti herhangi bir sayı yada ebced olmadan yani herhangi bir sayı ile karşılaştırmadan ve Ne Arapça anlamına nede Türkçe mealinde değişiklik yapmadan sadece yukarıda ( PARANTEZ) içine aldığımız iki ANAHTAR kelimeyi çevirerek yukarıdan aşağı aynen kelime dizgisini bozmadan herhangi bir Arapçasında da değişiklik yapmadan yukarıdan aşağı okuyup bitirdiğimiz anda İNSAN BEYNİNDEKİ BİR HORMON’ a ulaşacağız.

Bakara suresi 67-73 Bismillahirrahmanirrahim

67. ayet Bir vakit de Musa, kavmine demişti ki: “Allah size bir İnek (boğazlamanızı)
emrediyor.” Onlar da: “Ay! Bizimle eğlenip alay mı ediyorsun?” dediler.
O da: “O gibi cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” dedi.

68- Onlar: “Bizim için Rabbine dua et onun ne olduğunu bize açıklasın.” dediler.
O da: “Rabbim şöyle buyuruyor: “Bir inekki ki ne yaşlı, ne de genç, ikisi ortası
bir dinç. Haydi emrolunduğunuz işi yapın!” dedi.

69- – Onlar: “Bizim için Rabbine dua et rengini bize açıklasın” dediler. O da:
“Rabbim şöyle buyuruyor: Rengi bakanlara sürur veren sapsarı bir inek.” dedi.

70 – -Onlar: “Bizim için Rabbine dua et, onu bize iyice açıklasın; çünkü o inek
bize (benzer )geldi. Bununla beraber Allah dilerse elbette onu buluruz.” dediler.

71- O da: “Rabbim şöyle buyuruyor: O, ne boyunduruk altına alınan ne de ekin
sulayan, salma gezen ve hiç alacası olmayan bir inektir.” dedi. Onlar da:
“İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun.” dediler. Bunun üzerine o ineği
bulup (Boğazladılar) Neredeyse yapmayacaklardı.

72- Ve o vakit birini öldürmüştünüz de, katili hakkında birbirinizle atışmış,
üstünüzden atmıştınız. Halbuki Allah gizlemiş olduğunuzu açığa çıkaracaktı.

73- Onun için dedik ki: “O’nun bir kısmı ile O’na vurun. .” İşte böyle,
Allah ölüleri diriltir ve size ayetlerini gösterir, taki aklınızı başınıza alasınız.

Yukarıdaki meallerden anladığımız şey : Hz. Musa zamanında biri öldürülmüş
ve katili aranmış , bulunamayınca da hz. Musaya müracaat etmişler ve tarif edilen bir inek istenmiş ve bulunmuş ve 73. ayettede Allah böylece ölüleri diriltir demiş olduğudur. Sonunda Allahın ölüleri diriltmekten bahsetmesi ve bu anlatacağımız anlamı ile okuduğumuz zaman İnsan beynindeki bir HORMON a ulaşmış olmak tabiî ki beni beyin araştırmalarına da sevketti. Ellerinizdeki meallere ve diğer meallerle karşılaştırdığınız zaman şu değişikliklere rastgeleceksiniz =

1= BAKARA kelimesi =Kiminde İNEK, kiminde SIĞIR kiminde DÜVE olarak anlatılmış, Bakara = ansiklopedik anlamına baktığımız zaman bir inek yada öküz cinsinden sığır olarak geçsede hiç bir Mealde ÖKÜZ kelimesine rastlıyamassınız. Çünki bu ayetlerde geçen bakara = dişi inek tir. Düve de ineğin küçük Olanına denir. İnek ve düve de Sığır cinsi olduğu içinde sığır olarak anılmasında bir mahsur görülmemiştir. Tabiî ki bu kelime MÜENNES olduğu için dişisi yani İnek olarak alınmıştır.

2= Birinci anahtar kelimemizdeki (boğazlayın) ise kesin yada kurban edin olarak Meallendirmişlerdir.

3= 73. ayette özellikle çoğu müfessirler (parantez arası) anlam kullanmışlardır.
Örneğin : Kesilen ineğin bir parçası ile öldürülen adama vurun,
Sığırın bir parçası ile ölen adama vurun gibi sadece Muhammed Esed
(Yahudi kökenli olup Yahudi kültürünü bildiği için ^^bu prensibi bu gibi olaylarda uygulayın ^^ Diye çevirmiş ve Mustafa İslam hocamızda aynen onun mealini alarak diğerlerinden Bu konuda ayrılmışlardır. Oysa bu kelimenin Arapça moda mod anlamı Elmalılının Tefsirlerinde de açıkladığı gibi ( O’nun bir Kısmıyla O’na vurun) dur.

Bu değişiklikleri açıkladıktan sonra yukarıdaki ayetleri ve ANAHTAR iki kelimeyi
Açarak kelime yapısını bozmadan yukarıdan aşağıya anlamlandıralım .

Birinci anahtar kelimemiz Allah size bir inek ( BOĞAZLAMANIZI) emrediyor
cümlesindeki boğazlamak kelimesi Arapça olarak en tezbehû
olarak geçen ZBH kelimesinin moda mod anlamı = BOĞAZIN YARILMASI dır.
Hayvanlar ellerinden ayaklarından değil sadece BOĞAZLARI YARILARAK işlem
yapıldığı için müfessirler burada ZBH kelimesini görüpte aşağıdaki ayetlerde
Bir parçası ile vurulmasından bahsedince ineğin kesilmesi yada boğazlanması
yada ineğin kurban edilmesi olarak çevirmişlerdir. Çünki en yaygın anlam budur. Aynı kelimeden türeyen kurbanlık = ZiBH ve bizde de kullanılan meZBaHa kelimesi Hep hayvanların BOĞAZI YARILARAK yapılan işlem olduğu için bu yönde kullanılır olmuştur.

Meallerdeki değişikliklerde bundan dolayı kaynaklanmıştır. Kesin,boğazlayın,kurban edin gibi

Bizde kelime bütünlüğünü bozmadan açıklayacağız dediğimize göre BOĞAZIN YARILMASI olarak anlamlandıracağız. Fakat genelde müfessirlerin düşündüğü gibi DIŞ BOĞAZI değil İÇ BOĞAZI YARACAĞIZ: yarılmak = İkiye ayrılmaktır ve müfessirler burada hep ineğin dış boğazının yarılmasını düşünmüşlerdir. Şimdi biz BOĞAZ deyince ne anlıyoruz ?
Örneğin boğazlı kazak yada boğazımda sivilce çıktı yada boğazıma bir şey kaçtı kelimelerindeki BOĞAZ kelimesi ikisi dış boğazı biri iç boğazı temsil etmektedir. anatomik olarak bakarsanız aslında BOĞAZ kelimesi İÇ BOĞAZI temsil etmektedir.
İÇ BOĞAZI NASIL YARACAĞIZ (ikiye ayıracağız ? )

Yani esnetin anlamı ile. Şimdi 67. ayeti okuyalım:

Bir vakit de Musa, kavmine demişti ki: “Allah size bir İnek
(boğazını yarmanızı=esnetmenizi) emrediyor.” Onlar da: “Ay! Bizimle eğlenip
alay mı ediyorsun?” dediler. O da: “O gibi cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” dedi.

Bizimle alaymı ediyorsun diyorlar çünki İNEKLER ESNEMEZ. Hz. Musa
zamanında da ESNEMİYOR du tabiî ki. Bakın mesela google ye girerek esneyen
Hayvanlar yazın ve arama motoruna basın yaklaşık 230.000 sayfa açılıyor.
Yüzlerce değişik hayvanların esnerken resimlerine rastgeleceksiniz. Kediler,
köpekler,atlar,aslanlar,vaşaklar, develer, kurtlar hatta yılanlar ve ülkemizde bulunmayan iguana ve daha bir çok hayvan türünün resimlerine rastgeldiğiniz halde bu kadar yaygın olan SIĞIR RESMİ göremiyeceksiniz. Çünki bilimsel olarak İnekler esnemez.
Bu cevap karşısında hz. Musada Bir peygamber olduğunu hatırlatıp Allah tan vahy Aldığınıda söyleyerek cahillerden olmaktan sakınırım böyle vahy geldi deyince İŞİN gerçek olduğunu anlıyorlar ve :

68 ayet = – Onlar: “Bizim için Rabbine dua et onun ne olduğunu bize açıklasın.” dediler. O da: “Rabbim şöyle buyuruyor: “Bir inek ki ne yaşlı, ne de genç, ikisi ortası
bir dinç. Haydi emrolunduğunuz işi yapın!” dedi.

Etraflarında esneyen İnek göremedikleri için bari bu esneyen İneği tarif et diyorlar. ne yaşlı nede genç ikisi ortası deyince yine bakıyorlarki esneyen inek yok ve tekrar danışıp sormak ihtiyacı duyuyorlar ve :

69. ayet = Onlar: “Bizim için Rabbine dua et rengini bize açıklasın” dediler. O da: “Rabbim şöyle buyuruyor: Rengi bakanlara sürur veren sapsarı bir inek.” dedi.

Bu sefer renginin sarı olduğu bildiriliyor ve etraflarında sarı inek var fakat esneyen İnek yok. Sonraki ayette farklı bir soru gelecek ve ikinci anahtar kelimemiz devreye girecek:

70. ayet =- -Onlar: “Bizim için Rabbine dua et, onu bize iyice açıklasın; çünkü o inek bize (benzer )geldi. Bununla beraber Allah dilerse elbette onu buluruz.” Dediler

Orta yaşta inek arayıp sonrada sarı inekler de esneyenini arayıp bulamayınca
Bir anlam veremedikleri için Musa Bize bu inek (BENZER) geldi olarak meallenen ve çoğu meallerde bu inekler biri birine benzer olarak açıklanan bu ayetlerdeki İkinci Arapça kelime = teşâbehe kelimesidir.

Teşabehe kelimesinin kök anlamına baktığımız zaman TŞBH= benzetme,
yani bizim türkçemizde ve edebiyatımızdada çok sık kullanılan
TEŞBİH yani farklı benzetmedir. Örnek vermek gerekirse ^^cin gibi
Çocuk, yada cennet gibi vatan benzetmeleri hep TEŞBİH yapmakla
Yani benzetme ile alakalıdır. Hatta teşbihte (benzetmede) hata olmaz
deriz genelde.
İşte bu 70. ayettede Musanın etrafında bulunan insanlar Musa
Bize bu inek TEŞBİH yapılıyor gibi geldi deyince aşağıdaki ayetteki
Bu sorularının cevabı geliyor :

71. ayet = – O da: “Rabbim şöyle buyuruyor: O, ne boyunduruk altına alınan, ne de yeri sulayan, salma gezen ve hiç alacası olmayan bir sığırdır.” dedi. Onlar da:
“İşte tam şimdi gerçeği ortaya koydun.” dediler. Bunun üzerine onu
(boğazını yardılar = esnettiler) . Neredeyse yapmayacaklardı.

Yüzyıllardır belkide çok dikkat edilmeyen bir gerçeklik var bu ayette zaten
inekler ÇİFT sürüp boyunduruk altına alınmazlar. Bu gerçeği hem Allah biliyor
Hemde hz. Musa ve Musanın çevresindekiler biliyor. Diyorlarki İşte tam gerçeği
dile getirdin çünki İnekler çift sürmez ve bu gerçekten TEŞBİH. Yani benzetme.

Yüzlerce yıldır inekler çifte sürülüp boyunduruk altına alınmaz çünki koca
memeleri ile süt veren inekleri çifte sürerlerse sütten kesilir ve 50 lira iş
yapacaklar diye 500 liralık zarara uğramak istemez çiftçiler ve hayvancılık yapanlar. Bunun için devesini atını yada bu işi yapabilecek başka bir hayvan bulunur fakat süt veren ineklerini ahırda tutarlar..

İşte şimdi yapılacak en önemli iş bu TEŞBİH = benzetme yapılanı bulmaktır.
Bu ayetlerde Allah, öküz isteyebilirdi. Özellikle inek istediğine göre, ineğin vasıflarını
taşıyan bir benzetme olmalıydı.

İnekle öküzü biri birinden ayıran belirgin özellik nedir ? Her iki cinstede boynuz olabilir, derileri ve renkleri aynı olabilir ama ilk bakışta göze çarpan özellik ineğin MEMELİ olmasıdır.

Aramamız istenilen (teşbih=benzetme inek) , öncelikle ^^MEMELİ ^^ olmalıydı diye düşündüm. ayrıca yeri sürmeyen ve boyunduruk altına alınmayan inek istendiğine göre bu (teşbih-benzetme) MEMELİ ya denizde yada havada olmalıydı. Çünki ne denizde nede havadaki canlılar ne yeri sürüyor nede boyunduruk altına alınıyordu.

Araştırmaya denizden başladım bütün balıklar yumurtluyordu sadece balina,
yunus ve foklar MEMELİ idi. fakat 69. ayette renginin sarı ve üzerinde benek olmaması gerekiyordu. Denizde sarı balıklar vardı fakat memeli değildi. Memeli olanlardada sarı renki yoktu. Demekki yüzümü gökyüzüne çevirmem gerekiyordu. Gökyüzündede yüzlerce kuş türü vardı ve hepsi yumurtluyordu. Fakat Allah, sadece tek bir türü MEMELİ yaratmıştı. evet evet sadece tek tür Yarasalar…

Peki 69. ayette belirttiği gibi sarı renkli ve hiç alacası olmayan bir türü varmıydı ?
Tabiiki vardı vampir yarasa.

İşte (TEŞBİH= BENZETME ) yapılan MEMELİ vampir yarasa idi.
Şimdi asıl istenen şey =İNEK in esnemesi değil ( Teşbih = Benzetme ) MEMELİ olan YARASA nın esnetilmesidir. peki bu yarasayı nasıl esneteceğiz. Günümüz
dünyasına dönelim ve bu sorunun cevabını alalım. Günümüz şartlarında ve
tıbbi olarak düşünelim lütfen. Şayet uyutun denseydi uyku ilacı vururduk değilmi? Yarasayı esnetin dediğine göre bizde yarasayı esneten ilacı bulur şırıngaya koyar ve Ona enjekte ederdik değilmi ? eğer yarasa esnemeye başladı ise aradığımız ilaç doğru demekti. Şimdi elimizde bir yarasa ve diğer elimizdede içerisine onu esnetecek ilacı koyduğumuz şırınga var ve yarasaya enjekte ediyoruz. evet esnemeye başlıyor demekki ilaç doğru. Şimdide aynı şırıngayı ölen adama doğrultun ve 73. ayeti okuyun. Onun bir kısmıyla ona vurun.^^ Allah böylece ölüleri diriltir demiyormu ?

Onun ( şırıngadaki ilacın ) bir kısmıyla Ona ( öldürülen adama ) vurun
Aslında ölen adamı hayata döndürecek ilaç aynı zamanda yarasayı esnetiyor.

BU BİR FORMÜLÜN TARİFİ

Şırıngadaki ilacıda merak ettiğinize eminim = oksitosin hormonu . İnsan beyninin
hipofiz bezinde yer alan bir hormon.Gökyüzünün tek memeli hayvanı olan yarasayı esneten ilaç = insan beynindeki bir hormon. Bu sizce tesadüfmü ? yoksa Allahın gizemli yollarında birimi ?

Bakın , yukarıda dediğimiz gibi sadece İKİ ANAHTAR kelimeyi açarak ve
Meallerdeki kelimelerin yerini değiştirmeden ve iki anahtar kelimenin gerçek anlamına müdahale etmeden yola çıktık ve hiç bir matematiksel formüle başvurmadan Açıkladığımız ayetlerin sonunda İnsan beynindeki bir HORMON’A ulaştık.
Aslında MÜTEŞABİH AYET lerin gücünü göstermedeki en önemli ayetlerdir
Bakara 67-73 .

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 11433, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

10 Comments

  1. metafizik19 diyor ki:

    .Aziz Nesinn zamanında dediği gibi.. ne zaman teknolojik bir gelişme yada buluş yapılsa müslümanlar çıkıp aaa bakın bu kuranda var diyorlar her seferinde.Peki yüzyıllardır bu kadar müslüman aptalmıydı ki neden onlar bu buluşu yapmadı diyerek. Şimdi diyelimki bunu amerikalılar buldu. ne diyeceksiniz. ( oo bunu 18 senedir izmirli bir araştırmacı bulmuştu internettede onlarca sayfası ve iddiası var ) İş işten geçmeden gelin biz Kurandan çıkararak hayata geçirelim…

  2. cengizhan Türk diyor ki:

    İSLAMİYET ÇAĞDIŞI KALMIŞTIR.ÇAĞA UYDURMAK MÜMKÜNMÜDÜR?

    A-KURANDA NEDEN TEKNOLOJİ VE BİLİM YAZMAZ

    1-Allah baskı tekniğini öğretseydi de En azından kuranın kendisi o dönemde matbaa da basılamazmıydı?
    2-Muhammed e neden Melek bir Elektriğin,Televizyonun,Radyonun,Arabanın.Bilgisayarın tarifini getirememiştir.Allah neden insanlara yaşamlarını kolaylaştıracak bir şey vermemiştir.
    3-Neden Kuran da bir tane bile bir teknolojiye ait yazı yok.Muhammedin bana vahiy geldi dediği şeyler hep o güne o an yaşananlara ve önceki masallara ait şeyler?
    4-Kuran da dünyanın yuvarlak olduğu bile yazsa İncil e karşı büyük avantaj sağlamazmıydı?
    5-Her sey allah’tan diyen insan bilim Üretebilir mi? Gerekse Allah verirdi demezmi?
    6-Allah muhammede mucize olarak neden bir kuduz aşısını vermemiştir.Binlerce insan Pastör aşıyı buluncaya kadar boşuboşuna ölmüştür.
    7-Allah neden kuranda bir ilacın bile tarifini vermezde muhammede Oğlunun karısıyla evlenme iznini verir?
    8-Teknolojiye ait bir tane bile buluş,televizyon,telefon ,araba insana gerekli olsa Allah muhammede söyler ve icat ederdi.Allah vermesede onun gibi çok zeki ve özel biri bu icatları yapardı.yapmadığına göre kullanılmasını istemiyorlar.Neden bunlardan yararlanıyorsunuz?
    9-Kuranda teknoloji yazmazken peygamberler ve halifeler teknolojiyle ilgili bir buluş yapmazken.Neden Müslümanlar peygamberlerinin vermediği bir şeyi kullanır.

  3. cengizhan Türk diyor ki:

    MEKKE DIŞINDA YAŞAYAN BİR MÜSLÜMAN OLARAK ALLAHA KARŞI GELMİŞ OLUYORSUN
    NEDEN ALLAHA KARŞI GELİYORSUN? AMACIN NE?

    EN’AM SURESİ-92.Ayet..Bu (Kur’an), Ümmü’l-kura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır.

    ŞURA SURESİ-7…ayet-Şehirlerin anası (olan Mekke’de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur’an vahyettik.

    Evet Kuran ve islamiyetin uygulama yeri bu kadardır.bunun dışında kurana uyulması kutsal kitaba göre yasaktır.Kuran da Allah Mekke ve çevresi için islamiyeti gönderdiğini bu surelerde söylemektedir.

    A-Allaha inanıyorsan neden onun kitabına ve emrine karşı geliyorsun?
    B-Mekke dışında Müslümanlığın bir amacı ve anlamı olmadığına göre :
    Mekke dışında da Müslümanların olmasını neye bağlıyorsun ?
    C-Cennete gidemeyeceğine göre Mekke dışında Müslüman olmaya devam edecek misin?
    D-Allah Müslümanlığın neden sadece bu kadar küçük bir alanda yaşanmasına izin vermiştir?

    2-KUTUP BÖLGESİNDE YAŞAYAN BİR MÜSLÜMAN CENNETE NASIL GİDEBİLİR.

    Müslümanlığın Allah tarafından sadece mekkeyle sınırlandırılmasının bir kanıtıda oruçtur. Müslümanlar Kutup bölgelerinde 6 ay gündüz 6 ay gece olunduğunu bilmedikleri için
    Ayette orucu gün ağarmasından güneşin kaybolması arasında tutulmasını emreder.

    BAKARA SURESİ 187.AYET. Sabahın beyaz ipliği , siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın.

    A-Allahın Dünyanın yuvarlak olmasını bilmemesi mümkünmüdür? Tabiî ki değildir.öyleyse bunu bu şekilde belirten bir kitabı Allahın kitabı olarak kabul edebilirmiyiz.
    B-Kuranda oruç tutma zamanı bu şekilde belirtildiğine göre kutuba yakın bölgelerde bir Müslüman olması yada yaşaması durumun da nasıl oruç tutabilir?
    C-Norveç yada İsveç gibi ülkelerde yaşayan insanlar Müslüman olsa bile Müslümanlığın oruç emrini yerine getiremeyeceklerdir.Oruç Tutamaması cennete gitmesine engelmidir?
    D- Mekke dışında oruç tutamayan Müslüman olduğu için cennete gidecekmidir?

  4. toplu baskı diyor ki:

    Matbaayı bulan o kadar iyi etmişki günümüzde bir ticari sektör olmuş bulandan bugünümüze getirenlerden Allah razı olsun.. Teşekkür ve iyi dileklerimle..

  5. hormon bozukluğu diyor ki:

    bu oksitosun hormonu dediğiniz şey sadece vampir yarasaları mı esnetiyor ki böyle bir sonuca ulaştınız?

  6. yunus diyor ki:

    cengiz kardesim kuran-i bence iyice oku.kainatin sirlarini vermis daha ne verecek.o devirde kiyamet kopacak dendiginde herkes hz muhammet ile alay etmis.simdi ise kiyametin kopacagi bilimsel olarak kesin.güneş kizil dev olacak ve dunyayi yutacak.mulk suresinde yeryuzunu size boyun egdiren O dur.yetmez mi.icinde tum fizik kimya biyoloji kanunlari var sence kafana niye tas yagmiyor uzaydan.yedikat gögü yaratan O dur .atmosfer tabakalari.termosfer tabakasi goktaslarini yakiyorda sende rahatca uyuyorsun izle bakalim bir gecdyi sabaha kadar kac tane goktasi yagiyor gokyuzunde.bu da evrimle oldu degilmi.hz muhammedin işi yoktu atlas okyanusu ile pasifigin tuzluluk oranini ölçtü.adamin biri dünya dönüyor dedi kafasinı kestiler.kuşlar teknoloji harikasi degil dimi uçaklarin tasarimi sence neyin ilhami.dünya dönerken sürtünme kuvvetinden yanmiyor demekki uzay sürtünmesiz.yeryüzü sürtünmeli olsaydi arabanin tekerini nasil yapardin.kur an hersey var anlarsan.yeryüzünde tüm agaclar kalemler olsa Allah in sözleri bitmez Kuran öğüt kitabidir teknoloji kitabi degil. Ve O çok degerli bir kitaptlar arasindadir.Bilimin tüm kitaplari Allah ındır.O yeryuzunu bize boyun eğdirmeseydi hiçbir yapamazdik.Anlamamaktz israr edersen biz onlarin kalbini mühürleriz onlar duymazlar gözmezler.

  7. yunus diyor ki:

    cengiz kardesim kuran-i bence iyice oku.kainatin sirlarini vermis daha ne verecek.o devirde kiyamet kopacak dendiginde herkes hz muhammet ile alay etmis.simdi ise kiyametin kopacagi bilimsel olarak kesin.güneş kizil dev olacak ve dunyayi yutacak.mulk suresinde yeryuzunu size boyun egdiren O dur.yetmez mi.icinde tum fizik kimya biyoloji kanunlari var sence kafana niye tas yagmiyor uzaydan.yedikat gögü yaratan O dur .atmosfer tabakalari.termosfer tabakasi goktaslarini yakiyorda sende rahatca uyuyorsun izle bakalim bir gecdyi sabaha kadar kac tane goktasi yagiyor gokyuzunde.bu da evrimle oldu degilmi.hz muhammedin işi yoktu atlas okyanusu ile pasifigin tuzluluk oranini ölçtü.adamin biri dünya dönüyor dedi kafasinı kestiler.kuşlar teknoloji harikasi degil dimi uçaklarin tasarimi sence neyin ilhami.dünya dönerken sürtünme kuvvetinden yanmiyor demekki uzay sürtünmesiz.yeryüzü sürtünmeli olmasaydi arabanin tekerini nasil yapardin.kur an hersey var anlarsan.yeryüzünde tüm agaclar kalemler olsa Allah in sözleri bitmez Kuran öğüt kitabidir teknoloji kitabi degil. Ve O çok degerli bir kitaptlar arasindadir.Bilimin tüm kitaplari Allah ındır.O yeryuzunu bize boyun eğdirmeseydi hiçbir yapamazdik.Anlamamaktz israr edersen biz onlarin kalbini mühürleriz onlar duymazlar gözmezler.

  8. aczvefakr diyor ki:

    eger o donemde allah insanlara teknolojiyi anlatsa idi hic biri kabul etmezdi ayni bizim 20 yil once @= yahu hic gormeden uzaktaaki kisiyle sesli konusacagiz fediginde hadi ordan dedigimiz gibi onlarda oyle derdi vesselam

  9. muhammed diyor ki:

    Sn.cengizhan Türk,

    Size birkaç soru!

    1-Neden kur’an direk MEKKE demiyor da,Ummul-Kura diyor? Yani dünyanın tüm yerleşim alanlarının ana merkezi diyor? Özel ismi Mekke var iken,neden ummul -Kura demiş?

    2-Kur’an’a göre Mekke dünyanın bütün yerleşim alanlarının manevi ana merkezi konumunda olduğundan dolayı Mekkey’i değil de,Ummul-Kura demiş olamaz mı?

    3-Kur’an’a göre Mekke dünyanın tüm yerleşim alanlarının manevi ana merkezi sayılıyorsa,buraya gelen ilahi mesaj,dünyanın tümüne gelmiş anlamına gelmez mi?

    4-Mesela: Vatikan Katolik dünyasının ana merkezi sayıldığından,ilahi bir mesaj Vatikan’a gelirse,bütün Katolik dünyasına gelmiş sayılamaz mı?

    5-Avrupa birliğinin başkenti Brüksel’dir.Burada Avrupa Birliğini ilgilendiren karalar görüşüldüğünde, Birliğe üye olan bütün ülkeleri ilgilendiremez mi?

    İşte Kur’an’a göre Ummul-Kura/dünyanın tüm medeniyet ve yerleşim alanlarının manevi ana merkezi sayılan Mekke tüm dünyayı ilgilendirir.Ayrıca,dünyanın manevi ana merkezinin tüm etrafında bulunan insanları da uyarasın denildiğinde yine dünyanın doğu, batı,güney,kuzey ve her yeri kapsam altına almış oluyor.

    EN’AM-92.AYETİN AÇIKLAMALI DOĞRU MEALİ ŞÖYLEDİR!

    92-İşte bu kitap (Kur’ân), kendinden önceki kitapları (aslî halleri,halâ ihtiva ettikleri gerçekleriyle) tasdik eden ve (yeryüzünün) tüm yerleşim alanlarının (manevi) ana merkezi konumunda olan Ümmul-kura ile etrafında (doğudan batıya,güneyden kuzeye kadar dünyanın her yerinde) bulunan bütün insanları uyarman için indirdiğimiz kutlu bir kitaptır.Sürekli yenilenen ve güçlenen bir imanla Âhiret’e inananlar,aynı şekilde ona da inanırlar ve onlar,namazlarını vaktinde ve aksatmadan kılarlar.

    ŞURA -7.AYETİN AÇIKLAMALI DOĞRU MEALİ DE ŞÖYLEDİR!

    ŞURA-7: İşte böyle! Biz sana Arapça bir Kur’ân vahyettik ki,(yeryüzünün) tüm yerleşim alanlarının (manevi ) ana merkezi konumunda bulunan ummul-kurayı ve onun etrâfında (doğudan batıya, güneyden kuzeye kadar dünyanın her yerinde) bulunan bütün insanları uyarasın ve (geleceği) hakkında hiç şüphe olmayan o toplanma günü konusunda da uyarıda bulunasın……..’’

    أُمُّ النُّجومِ :- : الْمَجَرَّةُ . ( المعجم: الغني)
    وعليه يصح أن يكون المقصود بمن حولها: مجموع البشريّة.

    13551- حدثني محمد بن سعد قال، حدثني أبي قال، حدثني عمي قال، حدثني أبي, عن أبيه, عن ابن عباس قوله: ” ولتنذر أم القرى ومن حولها “، و ” أم القرى “، مكة =” ومن حولها “، الأرض كلها. ( تفسير الطبري )

    » أضواء البيان» سورة الشورى» : أن المراد بقوله : ومن حولها شامل لجميع الأرض ، كما رواه ابن جرير وغيره ، عن ابن عباس . أم القرى – وهي مكة ومن حولها شرقا وغربا –

    Yukarıdaki lügat ve tefsir metinlerde de geçtiği gibi (من حولها ) ‘’men havleha’’ dan maksat,tüm insanlar ve bütün dünya kast edilir diye anlatılıyor.

    Ayrıca,

    Ummul Kura = Yerleşim merkezlerinin hepsi
    Aynı aşağıdaki örneklerde olduğu gibi,
    Ummun nucum = samanyolu (yıldızların hepsi)
    Ummul Kuran = Kuranın tamamı
    Ummuş şer = dünyadaki tüm kötülükler
    Ummul heyr = dünyadaki tüm iyilikler vs.

    Zaten Bakara-185.ayete de ‘’…kur’an bütün insanlara bir rehberdir,….’’deniliyor.

    (….. شهر رمضان الذي أنزل فيه القرآن هدى للناس ….)

    Yine SEBE suresi 28.ayete de ‘’(Ey Resulüm!) Biz seni bütün insanlığa,ancak bir müjdeci ve uyarıcı olman için gönderdik.Fakat insanların çoğu,bu gerçeği bilmezler.’’ deniliyor,

    İşte bu vb.nice ayetlerle hem kur’an’ın mesajı,hem de hz.Muhammed’in elçiliği bütün insanlığa ve bütün dünyaya yönelik olduğu hususuna vurgu yapılmaktadır.
    ————————————————–

    2-KUTUP BÖLGESİNDE YAŞAYAN BİR MÜSLÜMAN CENNETE NASIL GİDEBİLİR.(diyorsunuz)

    Cevap: 1-Cennete girebilmek için ibadet yapma şartı yoktur.Mesela,kur’an da günlük vakit namazları, Cuma namazı,Oruç ve Hac gibi ibadetlerin yapılmasına dair emir ve teşvikler bulunmasına rağmen bunların hiçbirini yapmayana dünyada da,ahirete de bir ceza veya azap öngörülmüyor,bu nedenle bunlar olmadan da inanan bir insanın cennete girmesine hiçbir engel yoktur,Ayrıca insanı cehennemlik yapan da inançsızlık ve yeryüzünde insanlığa karşı yapılan zulüm ve kötülüklerdir. Yani ister kutuplar da olsun,ister dünyanın diğer yerlerinde olsun sırf ibadet yapmadığı için hiçbir kimse cenneten alıkonulamaz.

    2-Kur’an da ‘’TAĞLİB SANATI’’ çok yaygındır.Yani Bakara-187.ayete de bu ‘’Tağlip sanatı’’diye bir dil kullanımı mevcuttur.

    Tağlib sanatına göre çoğunluğa hitap edilir,ama onların içinde azınlıkta olanlar da buna dahildir.Örneğin İstanbul’da düzenlenen bir mtingte cumhurbaşkanı konuşurken,burada çoğunluk istanbullular olduğundan aziz istanbulular! diye hitap ettiğinde,orada İstanbullu olmayanlara da yine hitap etmiş olur.Arapçada buna ‘’TAĞLİB SANATI’’denir.İşte dünyanın kahir çokluğunda gece ve gündüzlerin normal olduğundan Bakara-187.ayete de ‘’Sabah ve akşamlardan’’ söz etmek suretiyle burada ‘’TAĞLİB SANATINI’’ işlemiştir. Bu nedenle kutuplarda güneşin doğuş ve batışı hiç olmasa bile, yine oralarda yaşayanlar da kendilerine en yakın normal bölgelerde yaşayanlar gibi gün ve saatlerini ayarlayarak oruçlarını tutar ve ibadetlerini yerine getirirler.

    Yani Norveç yada İsveç gibi ülkelerde yaşayanlar da,bu iki ülkeyle komşu olup gece ve gündüzleri normal seyreden bölgelere göre oruç tutar ve günlük ibadetlerini ifa ederler..

    KUR’ANA GÖRE DÜNYANIN ŞEKLİ!

    Naziat suresi 30.ayetinde ‘’Arzın,dünyanın ‘’yuvarlık (geoit) şeklinde yaratıldığına zaten vurgu yapılmıştır.Ayet şöyledir! ‘’ والارض بعد ذلك دحيها ‘’ Ve onun ardından yeryüzünü yuvarlatarak bir düzene koydu; demek suretiyle dünyanın küre,yuvarlak şeklinde yaratıldığına vurgu yapılmış bulunuyor.

    İşte kur’an da en ufak bir sorun yoktur.

    Saygılarımla.

  10. muhammed diyor ki:

    Sn.cengizhan Türk,

    A-KUR’ANDA NEDEN TEKNOLOJİ VE BİLİM YAZMAZ (diyorsunuz)

    CEVAP: KUR’AN’IN AMACI NE OLDUĞUNU ÖNCE BİLMEMİZ GEREKİR!

    Kur’an, Allah tarafından son elçi aracılığı ile insanlara ulaştırılan ilahi bir kanun/ilahi bir hukuk sistemidir. Onu gönderen Allah, muhatabı insanlardır.Kur’an’ın amacı,insanlara iyi ile kötüyü,doğru ile yanlışı,güzel ile çirkini bildirmek,onları dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturmaktır.

    Kur’an insanlara,yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir.Yüce Rablerine karşı ne şekilde ibâdette bulunacaklarını öğretir.İyi ve faydalı şeyler yapmaya sevkeder, zararlı işlerden de alıkoyar.Kur’an,insan aklının kendi kendine sorup durduğu,“Ben kimim,nereden gelip,nereye gidiyorum?”suâllerinin tatmîn edici yegâne cevab kaynağıdır.Kur’an,imkânların tükendiği, ümidlerin söndüğü yerde başlayan imkân yolu ve ümid ışığı,ilâçların dindiremediği acıların ilâcı,yıkık gönüllerin sığınağıdır. Kur’an, evrensel adâlet,eşitlik,kardeşlik,iyilik, fedakârlık, doğruluk,fazilet gibi duyguların hayat menbaı,insan vicdanındaki inanma ihtiyacının tam karşılığıdır.

    Yani kur’an’ın amacı fenni ilimleri,fizik,kimya,matematik,biyoloji ,teknoloji vs.yi öğretmek değildir. Zira kur’an,ilahi bir kanun,ilahi bir hukuk sistemidir.Hukuk ve kanunun konusu ise bilim ve teknoloji değildir.İşte kur’an’ın amacı ne olduğunu öğrendikten sonra sorularınızın gerekli cevabını almış olursunuz.

    Ama buna rağmen ta 1400 seneden beri kur’an’ın bazı ayetleri yine bugünkü bazı bilimsel buluşlara vurgu yapmıştır.

    Bunları aşağıya alıyoruz,

    1-KUR’ANA GÖRE DAĞLAR,KARA PARÇALARI VE YERKÜRE HAREKET ETMEKTEDİR!

    NEML-88: Ve dağları görürsün,onları hareketsiz/sabit sanırsın.Oysa onlar bulutlar gibi hareket ederler (dünya ile beraber dönerler).Bu,her şeyi mükemmel bir nizama bağlayan Allah’ın sanatıdır bu: Şüphe yok ki, yaptığınız her şeyden haberder olan da yine O’dur.. Neml,88-

    ————————————————————–

    2-ATOM,ELEKTRON,NÖTRON,PROTON VU KUARSLARA VURGU YAPAN AYET!

    SEBE-3:İnkâr etmiş olanlar:“Kıyamet bize gelmeyecektir” dediler. De ki:“Hayır, insan kavrayışının ötesindeki her şeyi bilen Rabbimin hakkı için o mutlaka sizi bulacaktır! Göklerde ve yerde bir atom ağırlığı Ondan gizli kalmaz.İster ondan (atomdan) daha küçük (elektron, proton,nötron vs.) olsun,ister daha büyük olsun,hepsi her şeyi açıklayan bir kitaptadır.

    ATOMUN EN KISA TARİHİ!

    Atom, daha fazla bölünemeyecek en küçük madde parçası anlamında doğdu. Onun bölünebilir yapıda olduğu 19. yüzyıl sonunda J.J Thomson’un ELEKTRONU bulmasıyla ve H. Becquerel’in radyoaktifliği keşfiyle anlaşıldı.
    Ernest Rutherford, 1911’de her atomda bir çekirdek bulunduğunu açıklayınca, atomun zaten kendi içinde büyük boşluk içerdiği daha da iyi anlaşıldı. Rutherford, atom çekirdeklerinin çok küçük bir boyutta, pozitif yüklü ve çok yoğun olduğunu gösterdikten başka 1919’da ilk çekirdek dönüşümü olayını da gerçekleştirerek yeni bir dalga yarattı. Bu deneyiyle aynı zamanda çekirdekteki pozitif yüklü parçacığın proton olduğunu gösterdi. Sonra onun bir öğrencisi olan Chadwick de 1932’de çekirdeğin öteki bileşeni olan NÖTRONU keşfetti. Sizler de bugüne dek atomun üç temel parçacığı olarak çekirdekteki proton ve nötronu, onların çevresinde dönen elektronu tanıdınız. ‘’alıntıdır’’

    İşte gördüğünüz gibi 19.yüzyıla kadar da ATOM,MADDENİN BÖLÜNEMEZ en küçük parçası olduğu bilim dünyasınca kabul görülen görüş idi,Halbuki KUR’AN’ı kerim 1400 seneden beri, Atomdan daha küçük nesnelere /elektron, proton, nötron vs.ye işaret ederek hiçbir şeyin Allah’tan gizli olmadığına vurgu yapmıştır.
    Peki,bunu 1400 sene önce yaşayan hz.Muhammed’in kendiliğinden bilmesi mümkün müdür? demek ki kur’an, evreni yaratan ve her şey bilen yüce Allah’ın kelamıdır.
    ———————————————————————————–

    3-KUR’AN,1400 SENE ÖNCE PARMAK İZLERİNE İŞARET ETMİŞTİR!

    أَيَحْسَبُ الإِنسَانُ أَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ بَلَى قَادِرِينَ عَلَى أَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَه ( القيامة-4 )

    KIYAME-3-4: İnsan,(onu tekrar diriltip çürümüş) kemiklerini yeniden bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor? Oysa, onun parmak uçlarını/izlerini bile (bütün hatları ve özellikleriyle) yeniden düzenlemeye kadiriz.’’ deniliyor.

    İşte burada da 1400 sene önce kur’an, insanın bütün organları arasında yalnız parmak uçlarındaki izlerine dikkat çekmesinin nedeni de her insanın kimliği parmak izlerinde saklı bulunduğundan dolayıdır. Halbuki Modern manada parmak izi TESPİTİ ve faydalanma konusunda ilk adım 1880’de atılmıştır.

    ——————————————

    4-KUR’AN,İNSANIN UZAYA GİDEBİLECEĞİNE İŞARET ETMİŞTİR!

    وَمَا أَنتُم بِمُعْجِزِينَ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاء وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللَّهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ ﴿٢٢

    1-ANKEBUT-22: (Ey insanlar!) Sizler yeryüzünde de,gök yüzünde de/uzayda da Allah’ı aciz bırakamazsınız!/onun hâkimiyetinin dışına kaçarak kurtulamazsınız. Ayrıca Sizin Allah’tan başka ne bir veliniz/koruyanınız, ne de yardımcınız vardır.

    2-İNŞİKAK- 16-19: Hayır (boşuna yaratıldığınızı zannetmeyin)! Yemin ederim akşamın alaca karanlığına, geceye ve gecenin içinde barındırdığına, dolunay hâlindeki aya ki (Ey insanlar!) Elbette Siz, katmandan/sema ve uzayın bir yerinden/diğer bir katmana bineceksiniz.

    İşte bu ayete de AYA yemin edildikten sonra insanoğlunun ilk önce AYA,daha sonra da semanın farklı mekanlarına/gezegenlere çıkabileceğine 1400 sene önce işaret vardır. Aşağıdaki arapça metninde de bu konu anlatılmaktadır.

    من خلال الآية الكريمة ﴿ لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ﴾ نرى إشارة إلى إمكانية صعود الإنسان إلى القمر، خصوصًا أن هذه الآية تأتي بعد ذكر القمر ﴿ وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ ﴾، وهذه الإشارة تحققت في القرن العشرين، بما يدل على أن القرآن كتاب الله، وأنه يتطابق مع العلم الحديث ».

    3-HAC-15: Her kim Allah’ın ona (elçisine) bu dünyada (dinini hakim kılma konusunda) ve ahirette (onu rahmetiyle sarıp sarmalama hususunda) yardım etmeyeceğini düşünüyorsa kendisine bir çare bulup bir yöntemle (alet, roket ,uzay aracıyla) göğe ulaşmayı (uzayın her tarafına gitmeyi) denesin de yol katetsin; ve böylece görsün, bakalım, bu kurduğu düzen onu sıkıntısından kurtaracak mı?
    Yine 1400 sene önce bu ayetle, gelecekte insanoğlunun çalışması sonucu icat edeceği alet ve araçlarla semaye, uzaya gidebileceğine bir işaret yapılmıştır, çünkü yüce Allah mümkün olmayan bir şeye insanı davet etmez !!!)

    قوله تعالى : من كان يظن أن لن ينصره الله في الدنيا والآخرة فليمدد بسبب إلى السماء قال أبو جعفر النحاس : من أحسن ما قيل فيها أن المعنى من كان يظن أن لن ينصر الله محمدا – صلى الله عليه وسلم – وأنه يتهيأ له أن يقطع النصر الذي أوتيه . فليمدد بسبب إلى السماء أي فليطلب حيلة يصل بها إلى السماء . ثم ليقطع أي ثم ليقطع النصر (تفسير القرطبي )

    4-NİSA-78: Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Hatta,(gökteki) yüksek burçlarda (gezegenlerde) olsanız bile…………..’’

    وقد يطلق البروج على منازل كواكب السماء كقوله تعالى تبارك الذي جعل في السماء بروجاوقوله والسماء ذات البروج البروج . أنه قال : البروج هنا بروج الكواكب ، أي ولو بلغتم السماء . وعليه يكون وصف ” مشيدة ” مجازا في الارتفاع وعن مالك
    (نقلا من تفسير التحرير والتنوير = و تفسير اطبري )

    İşte 1400 senen önce bu ayete insanoğlunun gezegenlere, uzaya gidebileceğine, ama yine Allah’ın takdir ettiği ölümden kurtuluşu olamayacağına vurgu yapılmıştır.

    Peki 1400 sene önce hz.Muhammed’in insanoğlunun uzaya gidebileceğine nereden bilecekti? Demek ki bu vb. ayetlerin her şeyi bilen evrenin yaratıcısı tarafından ona gönderilmiştir.

    ———————————————————–

    5-ATMOSFERE VE KORUYUCU ÖZELLİĞİNE İŞARET EDEN AYET!

    32-Ve biz semayı (dünyanın üstünü atmosferden oluşan) korunmuş bir tavan (gibi) yaptık. Halbuki onlar, bundaki (sınırsız kudretimize dair) belge ve delillerden yüz çeviriyorlar.

    (Not: Hayvanlar ve bitkiler ancak atmosfer içinde yaşayabilir, çünkü atmosfer onları dış tehlikelerden (göktaşları, morötesi ve kozmik ışınlar) korur, onlara hem ısı, hem de yaşamaları için mutlaka gerekli olan oksijen gibi maddeleri sağlar. Arapçada SEMA üstümüzde bulunan her şeye denir, bu nedenle atmosfer de bizim için
    SEMA olup koruyucu bir tavan görevini görmektedir…..)

    من النعم العظيمة التي من الله بها علينا نعمة الغلاف الجوي للأرض فقد جعله الله كالسقف يحفظنا من الأشعة الكونية والأشعة فوق البنفسجية وغير ذلك..
    ، فما علاك فأظلك فهو سماء لك ، وكذلك الغلاف الهوائي من فوقنا يظلنا ، ولذلك هو سماء لنا . وهو سقف محفوظ في الأرض بفعل قوي تحفظ وجوده فيها ، اذ لولا الجاذبية الأرضية لكان ولى الغلاف الهوائي هاربا الى الفضاء الخارجي ، وما أتيحت حياة في الأرض لولاه

    —————————————————————

    6-EVERENİN MERKEZDEN DIŞA DOĞRU GENİŞLEDİĞİNE İŞARET EDEN AYET!

    ZARİYAT-47: Semayı/evreni, uzayı kuvvetle, sapasağlam inşa ettik/denge ve düzenini kurduk. Ve şüphesiz Biz onu sürekli genişletmekteyiz.

    —————————————————————–

    7-EVRENDE MEYDANA GELEN BÜYÜK PATLAMA İLE İLGİLİ AYET!

    FELAK-1: De ki: Felakın/birdenbire çatlayıp şiddetle patlamadan doğan evrenin/ Rabbine sığınırım. 2-Yaratmış olduğu şeylerin şerrinden………’’

    ——————————————————–

    8-EVERENİN TÜMÜ AYNI GAZ KÜTLESİNDEN YARATILDIĞINA DAİR AYET!

    ENBİYA-30: Peki inkâr etmiş olanlar bilmiyorlar mi ki; gökler ve yeryüzü (tüm evren başlangıçta) tek ve bitişik/gaz, enerji halinde/bir bütün idiler de Biz onları ayırdık! Canlı olan her şeyi sudan yarattık! Hâlâ inanmıyorlar mı?

    ———————————————————

    9-SEMANIN/ATMOSFERİN GERİ DÖNDÜRME ÖZELLİĞİNE İŞARET EDEN AYET!

    TARIK-11:Ve O (kendine ulaşan her şeyi tekrar) geri döndüren semaya/atmosfere, yemin olsun…’’

    Yüce Allah bu ayete gökyüzüne yemin etmiş ve onun “geri döndürme ve geri çevirme” özelliğine dikkat çekmiştir. Acaba gökyüzünün geri döndürme özelliği ne manaya gelmektedir. Dilerseniz bu ifadenin ne manaya geldiğini bilim adamlarının beyanlarından öğrenelim:

    Bilindiği gibi Dünya’yı çevreleyen atmosfer pek çok katmandan oluşmaktadır. Her katmanın, canlıların yararına yönelik önemli pek çok görevleri vardır. Atmosfer incelendiğinde her tabakanın kendisine ulaşan madde ya da ışınları uzaya ya da yeryüzüne geri döndürme özelliklerinin olduğu anlaşılmıştır. Burada atmosfer katmanlarının geri döndürme özelliğini birkaç örnekle inceleyelim.

    Örneğin 13 ile 15 km. yükseklikteki Troposfer tabakası, yeryüzünden yükselen su buharının yoğunlaşıp yağış olarak yere geri dönmesini sağlar.
    25 km. yükseklikteki Stratosferin alt tabakası olan Ozonosfer, uzaydan gelen radyasyon ve zararlı ültraviyole ışınlarını yansıtarak, yeryüzüne ulaşamadan uzaya geri dönmelerini sağlar.

    İyonosfer tabakası yeryüzünden yayınlanan radyo dalgalarını bir uydu gibi yeryüzünün farklı bölgelerine geri yansıtarak, telsiz konuşmalarının, radyo ve televizyon yayınlarının uzak mesafelerden izlenebilmesini sağlar.

    Manyetosfer tabakası ise, Güneş’ten ve diğer yıldızlardan yayılan zararlı radyoaktif parçacıkları, yeryüzüne ulaşmadan uzaya geri döndürür.
    Şimdi şu soruyu soruyoruz: Gökyüzü tabakalarının henüz yakın bir geçmişte keşfedilen bu özelliklerinin 1400 sene önce nazil olan Kur’an’da belirtilmesi ne anlama gelmektedir?

    Bu, Kur’an’ın Allah’ın sözü olduğundan başka bir şey ile izah edilebilir mi?
    Öyle ya, gök yüzünün “geri çevirme” özelliği bu asırda daha yeni keşfedilmiştir. Bu bilgiye bundan 1.400 sene önce yaşamış bir beşerin, hem de okuma-yazma bilmeyen bir beşerin sahip olduğunu hiçbir akıl sahibi kabul etmez.
    Eğer Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu kabul edilmezse, 1400 sene evvel yaşamış bir beşerin elektro teleskoplarla gökyüzünü incelediğini ve bu bilgilere kendi başıyla ulaştığını kabul etmemiz lazım gelir.
    Bunu kabul edene ise akıllı ve insan denilemez. (alıntı)
    ———————————————————————-

    10: İNSANIN EMBRİYOADAN YARATILMAKTA OLDUĞUNA DAİR AYET!

    ALAK-2: O insanı bir alakadan (embriyodan) yarattı.

    ————————————————————–

    11: ÇAĞIMIZIN NAKİL VASITALARINA İŞARET EDEN AYET!

    NAHL- 8: O atları, katırları ve merkepleri hem kendilerine binesiniz, hem de (hayata) güzellik katmak için yarattı; ve daha sizin bilmediğiniz nice(nakil vasıtaları, otomobil, uçak, füzeler vs.) leri de yaratacak.

    —————————————————————-

    12-KUR’AN OKSİJENE İŞARET EDİYOR!

    YASİN-80: Yeşil ağaçtan sizin için ateş (yanmanın temel unsuru olan oksijen) meydana getiren O’dur. Böylece siz, ondan (onun sayesinden ateş) yakarsınız.
    Yıllar sonra yanma olayının havadaki oksijenle yakmak istediğimiz maddenin karbonunun birleşmesinden doğduğu anlaşıldı. Daha sonraki yıllarda da hava oksijenini bitkilerin, yeşil ağaçların imal ettiği anlaşıldı. Yakmak için kullandığımız temel maddeyi yeşil ağaç yapmaktadır. Ateş dediğimiz olay oksijenin etkinleşmesi olayıdır. Oksijensiz yanma olmaz. O halde ateş yeşil ağaçtan çıkan oksijen demektir. İşte bizim yakıp durduğumuz ateş yeşil ağaçtan çıkmaktadır.

    ——————————————————————–

    13-KUR’AN 1400 SENE ÖNCE PETROLÜ HABER VERİYOR!

    A’LA-4-5: O (Rabbiniz ki) merayı çıkardı. Sonra da onu siyah bir gussaya (sel yuna, petrole) çevirdi.

    Bilindiği gibi arzın ilk canlı örtüsü büyük eğrelti otu ve alg mer’alarıdır.Dünyamızda hayatın ilk öncüleri olan bu dev mer’alar sonra büyük jeolojik olaylarla toprak altına intikal etmiş, orada özel bir ayrışımla petrole dönüşmüştür.

    İşte kur’an ilahi bir kanun, ilahi bir hukuk sistemi olup amacı fenni ilimleri,fizik, kimya, matematik, biyoloji ,teknoloji vs.yi öğretmek olmadığı halde yine de 1400 sene önce ve asırlar sonra da bilinmeyen bazı bilimsel verilere işaret ederek, kendisinin 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin (hz.Muhammed’in) eseri olamayacağını açıkça göstermiştir.

    Ayrıca İslamın yüce kitabı Kur’an-ı Kerim 300 civarında ayeti kerime ile düşünmeyi, aklımızı kullanmayı, araştırmayı, incelemeyi emreder. İlk inen ayet ve ilk emri ” oku” olan başka bir din yoktur.

    Bu nedenle ‘’İSLAMİYET ÇAĞDIŞI KALMIŞTIR.ÇAĞA UYDURMAK MÜMKÜNMÜDÜR’’ şeklindeki iddianızın geçerli bir dayanağı yoktur,Zira islamiyeti sosyal hayatında tatbik etmeyen bugünkü müslümanların geri kalmasının sebebini islamiyeti görmek, onu hiç bilmemek demektir. Ayrıca Emevilerden bu yana kur’an daki gerçek İslamiyet uygulanmamış ve bugün de kur’an daki gerçek İslamiyet hiçbir yerde yoktur? Çünkü Emevilerden bu yana islam dünyası hep gayri islamı monarşi, oligarşi rejimler tarafından yönetilmiştir ve bugün de halkı müslüman olan bütün ülkelerde yine bu gayri islamı rejimler egemendir. İşte halkı Müslüman olan ülkelerin geri ve çağdışı kalmasının yegane sebebi islam dünyasına egemen olan bu gayri islamı rejim ve yönetimlerdir.Eğer hayatın her alanında ilerlemek isteniyorsa, kur’an’ı kerim doğru anlamlı ve onun ilkleri sosyal hayatının tüm alanında tatbik edilmelidir. İşte o zaman düşünmeyi, aklımızı kullanmayı ve araştırmayı emreden Kur’an-ı Kerimin 300 civarında ayeti ile gerçekten amel edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.

    Saygılarımla.

Leave a Reply