BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İş Dünyası (Mete Tunç)

Merkeze alındıktan sonra (müteveffa) Recep Yazıcıoğlu konuşuyor, “Merkez valisi olarak hiçbir görevimiz, sorumluluğumuz yok; bizler devlette müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür olarak görevlendirilemez miyiz?” diye sorarak. Elbette, ama o mevkilerin bir sahipleri, bir de çoktandır bekleyenleri yok mu?!.. Aralık 2005’te Yargıtay, bir bürokratın açtığı dava münasebeti ile verdiği kararda, memurların görevlerinden (makamlarından) alındıktan sonra mutlaka başka bir göreve atanmaları gerektiğini belirtiyordu. Kimbilir, belki o bürokrat, “yattığım yerden para kazanmak helal değil; hiçbir iş yapmadan maaş almak onuruma dokunuyor” diye düşünmüş olabilir!?
&&&
Özel sektöre işe alımlarda sorulan veya sorulması beklenen soruların biri “5 yıl sonra nerede olmak istiyorsunuz” sualidir. Bunun çeviri bir cümle olduğu aşikardır. Doğru cevap(lar), sorunun yapısına münhasıran, mesela, kişinin zevk ve ilgi alanına bağlı olarak, “kumsalda”dır, “Himalayalarda”dır! Ancak, bu “doğru cevap(lar)” beklenen cevaplar değildir!..
&&&
“Yardımcı olabilir miyim?” “Yardımcı olayım.” “Yardımcı olabilir misiniz?”… Markette kasa görevlisi, “size yardımcı olayım,” diyor. İçimden, ‘yardım etmiyorsun, işini yapıyorsun,’ diyorum. Bu ifade, İngilizce’deki “can I help you” kaynaklıdır. İngilizce’deki kullanımı ne derece anlamlıdır, bilmiyorum; ancak Türkçe’ye birebir çevrilip kullanılması, nazik bir yaklaşım arz etse de, yapılan iş ile birebir uyumlu değildir.
&&&
Herhangi bir göreve “adayım” demekte, üstelik başka adaylarla, legal çerçevede kalınsa bile, bir mücadeleye girişmekte, yarışmakta sanki bir problem var! Aday, “ben” diyor, “ben yaparım,” “ben, ben” diyor. Demek zorunda tabii; ‘sistem’ bunu gerektiriyor… Bu, daha başlangıçta, muhtemel görevindeki davranış kalıplarının nasıl olacağını gösteriyor…

Platon’un “devletinde”, yönetim görevlerine layık insanlar o görevleri talep etmezler, “halk” onları tanır, liyakatlerini, erdemlerini bilir, ve onları o görevlere, adeta zorla getirir! Platon’un devleti 2500 yıldır kurulamadı!
&&&
Çoğu meslek saygındır, emek ister, bilgi donanımı, deneyim gerektirir. Ancak yapılan işler, bu çerçevede yürütülen ilişkiler saygın mıdır? Değildir. Günümüz kapitalist sistemi içinde buna dair sayısız örnek verilebilir (Bkz. Aşağıdaki notlar.). O nedenle, işiyle övünmemeli insan; zaten kendi başına kaldığında da övünmez, sadist, yüzsüz vs. değilse!
&&&
Nice insan var, şık giyimli, (yoluna gidersen!) büyük ölçüde nazik, iyi bir ebeveyn (intibaını verir)… Eşleri de öyle (görünür)… Ve bazıları “afra-tafra”lı… Aile/akraba/ahbap ortamında “steril”, “stressiz”… Peki işleri, iş ortamları nasıldır? Orada çoğunlukla gergindirler. Zaman zaman veya çoğu zaman onurları kırılır. Yetersizlikleri ortaya çıkar; bunları örtmek için uğraşırlar. Yüksek kazançlarından dolayı işlerinden nefret etmiyorlarsa dahi, iş arkadaşları/patronları ve iş yaptıkları insanları sevmezler, sevemezler. Yalakalık, alttan alma, siyasi davranma, mecazla konuşma gibi zorunluluklar, içten içe, içlerini karartır!

Çelişki buradadır: Nerede “aristokrat” aile babası/anası, nerede bir çalışan!..
&&&
Bir iş adamı hayatını anlatıyor. Çırakmış. Ustası ona çok kötü davranır, dövermiş. Aslında o da haylazmış… İş adamı, o yıllarda utanma duygusunu yitirdiğini, bu duygunun kaybettirildiği/duyguyu kaybeden insandan her türlü melanetin bekleneceğini söylüyor.

İş dünyasında “girişkenlik”in önemli bir etmen olduğu vurgulanır. Acaba o kapsamda; insanın hakaretlere maruz kaldığı, haysiyetinin ayaklar altına alındığı, rüşvet vermek zorunda kaldığı.. neden belirtilmez!?
&&&
İş ilanlarında “danışman” sıfatlı “pozisyonlara” rastlanır. Örneğin “satış danışmanı”. “Danışman” öyle cazip bir unvan ki… Belli ki, düpedüz “pazarlamacılık”tır sözkonusu iş. Özel sektörün “makam” hususundaki anlayışı devletinkinden pek farkı değil!

Not. “Uzman”, “süpervizör”… Bunlar da “danışman” paralelinde görevlerdir!
&&&
… Firma temsilcisinin asıl çarpıcı hikayesi Iraklı bir firmanın çalışanlarıyla, Türkiye’de bir gece yaşadıkları. Türk firma, Iraklı grubu bir gece kulübüne götürmüş; eğlenilmiş, içilmiş. Misafirler kadın istemişler! Bizimkiler “yol göstermişler”. Ancak Iraklılar Türk firmanın, onlarla iş görüşmelerini yürüten kadın personeli ile ilgileniyor, onu “istiyorlarmış”! Yetkili, Iraklıları bu isteklerinden vazgeçirmek için epey uğraştıklarını belirtti. Bunları komik bir öykü anlatır gibi anlatıyordu! Özel sektörde çalışmak (belki) devlette görevli olmaktan daha fazla bedel ödettiriyordu “hoş” kadınlara!..

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 8128, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply