BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Ölüm Hakkında – 7 (Mete Tunç)

İki Film, İki ‘Ölüm’

Galiba bir Fransız filminde geçen iki sahne: 1789 devrimi sonrası. Askeri birlik saldırıya geçiyor. Atları üzerinde iki adam: biri komutan, öteki merkezden gönderilmiş askeri müfettiş. Bir top mermisi komutanın tam kafasına geliyor ve onu kopartıyor. Sahne, başsız bedenin at üzerindeki gidişi ve müfettişin ona şaşkın bakışı ile bitiyor. Ardından bir toplantı; durum değerlendirilmesi yapılıyor. Bir asker, “Paris, askerlik konusunda bilgili ve cesur insanlar göndermeli, şuna bak, bundan komutan mı olur diyor,” müfettişi işaret ederek. Müfettiş, hala muharebedeki sahneyi yaşıyor: bakışları bir yere saplanmış, gözleri kocaman olmuş, titriyor.

Bir Amerikan polisiye filmi… Polisler, ölü bulunan bir adamı banyodan çıkarırlarken aralarında konuşuyorlar… Adam uyuşturucu bağımlısıymış, ölüm nedeni kesin belli değilmiş… Ölmeden önce manken arkadaşıyla berabermiş… Cesedin yüzü açılınca polislerin yargısının (‘adam iş tutarken ölmüş’) doğru olduğu anlaşılıyor: Orgazm anında, ‘mutlu’ bir yüz ifadesi..!..
+++

Savaş Filmleri

Savaş filmleri, kısmen, bâzen de çok etkileyici olarak, savaşta, savaşırken yaşanan korkuyu yansıtırlar. Eğer ustaysa yönetmen, ortamı, askerin korku sürecini ve/veya korkuyla irkildiği anları öyle aksettirir ki, seyirci askerle özdeşleşir, korkuyu iliklerinde hisseder…

Bunu hayâl gücümüzü çalıştırarak da yaşayabiliriz. Ölümle her an burun buruna olmak… Ceset parçaları ile dolu bir muhârebe alanı… Mermi, bomba sesleri… 50 metre ileride, yaklaşan düşman askerleri… 5 metre önünde tüfeğini doğrultmuş, nişan almış, ateş etmek üzere olan bir düşman…

Nasıl yenilir veya birçok asker/paramiliter için nasıl yenilebilmiştir, yenilebilmektedir bu korku? Muhakkak ki, müthiş/korkunç bir propaganda/beyin yıkama, dînî duyguları güçlendirme, kin/nefret hislerini doruğa çıkarma, intikam duygusu, elbette ihâneti vataniye/kurşuna dizilmekle korkutulma… Herhâlde böyle…
+++

Ayna (Öykü)

Her zamankine benzemiyordu uyanması o sabah. Mutluydu!? Sebebini sorguladı, resim atölyesi haline gelen odasına bakınırken. Yeni bitirdiği tablosu pencerenin yanındaydı. Gece tamamladığı şiiri çalışma masasının üzerindeydi… Hayır, bunlar sayısını hatırlamadığı yıllar boyunca hiç hissetmediği ve birkaç dakika sürecek mutluluğun kaynağı olamazdı; çünkü onlar kendisini hayata pamuk ipliği ile bağlayan, mutsuzluğunu örten meşgalelerdi.

Mutfağa giderek bir bardak su içti. Banyoya yürürken kafasında tek bir soru vardı: Neden..?!

Yüzünü yıkadı. Aynaya, yüzüne baktı. Aşina olduğu bir ses geldi beynine uzaklardan:

“Sana bakınca kendimi görüyorum.”
“Biz, birbirimizin ayna yansımalarıyız.”

İkinci cümleyi o söylemişti, fakat dudakları kıpırdamıyordu!

Tanıdık sesle konuşması sessiz, kıpırtısız, donuk devam ediyordu:

“İki bedende yaşayan, bir can’ız biz”
“Azeri türküdeki, ‘canan değil can bilirem seni men’in anlamını seni tanıyınca anladım.”
“…”
“Yüreğim kanıyor. Öyleyse ‘sen can’ım hüzünlü. Üzüntün, sesin ve yüzüne aksetmeden önce ‘ben can’ımı acıttı.”
“‘Sen can’ımı, senden fiziki olarak ayrı olduğumuzda, hatta beraberken bile, içime, kalbime, beynime, damarlarıma, hücrelerime almak istiyorum…”

‘Can’ın tek yüreğinden akan kızıl kan, saydam damlalar olarak gözlerinden dökülüyordu.

“… İsterdim… fakat… hissediyorum… Çok yakında ‘ben can’ım, ‘sen can’ımın içinde yaşamaya başlayacak!”…

Kolları lavabonun kenarına dayanmış, başı yumruk yaptığı ellerinin üzerindeydi son cümleyi ‘duyduğunda’. Kuru lavabo ıslamıştı…

Bu kez… Yine aşina olduğu ses… Ama yıllar öncesinin bir diyaloğundan değil, en fazla bir kaç saat önceden:

‘Seni ziyaret edeceğim.’

Rüyasındaki “mesaj”dı…

Başını sırılsıklam olmuş lavabodan kaldırıp tekrar aynaya baktı. Aksini göremiyordu, çünkü sükut ile süren yağmur görüşünü engelliyordu.
Ama bildik ses… yine… ancak yaşanan andan sesleniyordu bu kez:

“İçindeyim, kalbindeyim, beynindeyim… Daima öyle oldum, daima öyle olacağım. Yaşamalısın! Can’ımız için. Yapacaklarımız bitmedi.”
(2000)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 14756, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

3 Comments

  1. cengizhan Türk diyor ki:

    KURAN IN YAZILDIĞI DÖNEMDEKİ CENNET GÜNÜMÜZE GÖRE ÇOK İLKEL DEĞİLMİ?

    Kurandaki cennet anlatımlarına bakarsak günümüzün hiçbir teknolojisi yoktur.

    1-Kurandaki cennette Ne televizyon ne de internet benzeri insanı eğlendiren ve yaşamını kolaylaştıran hiçbişey yoktur.

    A-Allah teknolijiyi bilmediğindenmi cennette televizyon vebenzerlerini söylememiştir.
    B-Kuranın Allahla ilgisi olmadığı için, Muhammed bilmediği için mi yazdırmamıştır?

    2-Aşağıdaki surede cennetteki en önemli içki şarap.

    A-Madem şarap iyi bir şey dünyada neden yasaklıyorsun..
    B-Kötü bir şey ise cennette ne işi var şarabın

    3-Çadırların içinde Tomurcuk göğüslü huriler.Su ,Süt,Bal ve Şarap ırmakları.Meyvelerin her çeşidi vardır.Gölgeler.yeşil elbiseler.

    A-Bu cennet size yetecekmi? Milyonlarca yıl otur ve sadece ye ve iç..Bağ bahçe yok.
    B-Cennet te çalışma yok.teknoloji yok.oyun yok.sıkılmayacakmısınız?
    C-Dünya kadar bile keyif alınamayacak bir yer olduğu nu düşünebilirmiyiz?

    4-Dedenin günahları çok olurda torunundan geç cennete giderse cennette daha önce yaş almış torunumu onun dedesi olacak?

    5-Vucutlar olmayacağına göre ben babamı nasıl tanıyacağım.Ruhlar nasıl birbirine benzeyecek mi acaba…?

    6-Herkes aynı yaşta olacaksa cennette oğul babaya veya 100.000 yıl öncesindeki dedeye nasıl saygı gösterecek.

    7-Birde her erkeğe verilecek 99 huri var. Huriler olduğu için kadınlar tabi ki yok.Anam yok,bacım yok,halam yok,teyzem yok,kızım yok…kadınlar olmayacak değilmi?

    18-ALLAH NEDEN HERKESİ SINAVA TABİ TUTMAMIŞTIR
    A-Amerika ve Avusturalya yakın zamanda keşfedildi.Orada yaşayan insanlar ne Nuh nede başka peygamber göremeden öldü.. hepsi cennete mi gidecek?
    B-Oradaki yaşayan insanlar neden sınava tabi değillerdi..
    C-Amerika kıtası keşfedilene kadar orada yaşayan Maya inka ve aztekler insan kurban etmeye devam ettiler,neden Allah bir peygamber gönderip müdahale etmedi? Allah Amerika kıtasına elinde koçla bir (israiloğulları soyundan)Musevi İbrahim peygamber neden göndermemiştir?
    D-Amerika da kimse bana Allahtan vahiy geldi beni elçi tayin etti diye ortaya çıkmamış.Allahın bu kıtaları unutmuş olması olasılığı varmıdır? Unutmadıysa neden?
    E-Dinler 2500 yıldır olduklarına göre Allah milyonlarca yıldır neden insanları sınava tutmamıştır?
    F-Allah neden aniden cennet ve cehennemle insanları yakmaya karar vermiştir?

  2. cengizhan Türk diyor ki:

    -FİRAVUNLARIN MEZARI VARKEN NEDEN PEYGAMBERLERİN YOK?

    A-Ne İsa Ne Musa Nede Muhammed’le ilgili en ufak bir arkeolojik bilgi neden bulunamaz?
    B-Ademin Allahın yarattığı ilk insan olması sebebiyle Allaha göre bir önemi olmalı ve onun mezarını Allah korumaya alıp böyle özel bir yer haline getiremezmiydi?
    C-Hem musa hem isa hemde Muhammed kendilerine mal edilmiş bu dinlerden çok çok önce neden öldürülmüştür? Allahın peygamberleriyse Allah neden buna izin vermiştir?
    D-Bırakın mezarlarının bulunmasını ,cesetleri neden o zaman ortadan kaldırılmıştır?
    E-Eğer onlar anlatıldığı gibi Peygamber olsalardı, eğer onlar lider, komutan olsalardı, eğer onların takipçileri, havarileri olsaydı birer nadide çiçek gibi ta bu zamana kadar bir sürü eşyaları ve mezarları korunmazmıydı?
    F-Beğenmedikleri firavunların mezarları ve arkeolojik bilgileri günümüze ulaşmışken nasıl olur da birtane bile peygambere ait arkeolojik kanıt bulunmaz ?
    G-Allahın özel kulları olsalardı, Yaratıcı onlara daha özel davranmazmıydı?

    22-KURAN DA AYNI KONULAR VE CÜMLELER DURMADAN TEKRAR EDİLİR.ALLAH NEDEN DURMADAN AYNI CÜMLE VE KELİMELERİ TEKRAR EDER DURUR?

    1-Sanki bir defa anlaşılamıyormuş gibi Kuran’da birçok cümle değişik yerlerde birçok defa tekrarlanır.Neden?

    Aşağıdaki tekrarların nedeni izah edebilirmisiniz?

    -Lut’un kavminin homoseksüel ilişkisi 5 ayrı yerde anlatılır.
    -Musa’nın sihirbazlara kendi sihirbazlığını göstermesi 5 ayrı yerde anlatılır.
    -Firavun’un ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim lafını 3 ayrı yerde tekrarlar.
    -Musa’nın asasıyla denizi yarıp Firavun askerlerinin boğulması 7 ayrı yerde anlatılır.
    -Bir defada anlaşılamıyorda sanki Yaratıcı papağan gibi aynı cümleyi ”Namaz kıl, zekat verin” 26 ayrı yerde tekrarlarmı?.
    -Nuh’un halkının uyarılması ve tufana maruz kalışları 9 ayrı yerde anlatılır.
    -23 ayrı yerde savaşmak, cihad tavsiye edilir.
    -4 ayrı yerde bulduğunuzda, gördüğünüzde öldürün der.
    -”Allah hesabı görmede, ceza vermede çabuktur” lafını 9 ayrı yerde tekrarlar.
    -Yerleri ve gökleri 6 günde yaratıldığını 7 ayrı yerde tekrarlar.
    -Göklerde ve yerde olanlar onundur’ cümlesini 31 ayrı yerde tekrarlar.
    -Kuran’ı Arapça olarak indirdiğini 10 ayrı yerde tekrarlar.
    -Allah güçlüdür, üstündür, hakimdir, merhametlidir. 44 ayrı yerde
    -Tam 89 ayrı yerde ”Allah bağışlayandır” der.

    2-Kuran’da birçok yerde bir konu anlatılırken hiç alakasız bir konuya atlar bunun nedeni nedir?

  3. Mete Tunç diyor ki:

    Değerli katkınız için teşekkürler sn. Cengizhan

Leave a Reply