BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İnsan Manzaraları I (Mete Tunç)

‘İnsan Manzaraları’ başlıklı, kaç kesim olacağını hâlihazırda bilmediğim yazılarda; görüp duyduğum veya içinde olduğum sahnelere, hâdiselere ve diyaloglara yer vereceğim. ‘İnsanı ve toplumu anlatan’ bu yazılar, umarım, artık ne ölçüde idiğini kâriler değerlendirir, öğretici, duygulandırıcı, ve gülümsetici özelliklerinin yanı sıra psikolojik, sosyolojik, sosyal-târihî.. veri teşkîl etmektedir, edecektir.
###

Ahlaksız teklif

… birkaç metre ötedeki banka az önce oturup poşetten çıkardığı simidi yemekte olan 15 yaşlarındaki kız ile, ona yaklaşıp, duymadığımız bir şeyler söyleyen 60’lı yaşlardaki, bir ihtimal taksici olan adama kayıyor gözlerimiz. Kız, oturduğu yerden, ayaktaki yaşlı adama, onu anlamış gibi fakat herhangi bir tepki, onay, ret işareti vermeden bakıyor. Adam kızın yanından ayrılıyor. Birazdan da kız (Kız adama hiç cevap vermedi mi, parktan çıktıktan sonra adamın yanına mı gitti? Bilmiyorum. Sahnenin bazı karelerini, tam bir takip yapmadığımdan kaçırdım.)… Yanımdaki, “adam ahlaksız teklif yaptı,” diyor. Mümkündü; hatta büyük ihtimalle öyleydi. Kızın yaşının insanı yanıltmaması gerekiyordu. Duruşu, bakışları hiç de masum değildi. Yanlış bir izlenim edinmediysem, zanda bulunmak pahasına, “hırsız” olduğunu söyleyebilirim. Olası şoför o tipleri tanıyordu ki…
+++

Futbol mentalitesi

Arapça konuşan bir ülkenin (Sudan olabilir) çeşitli (10-60) yaşlarda büyükelçilik mensupları ve onların çocukları. Zenci, Arap ve melezler. Halı saha maçı yapıyorlar. Paslaşarak, hiç sertliğe kaçmadan, ciddiyetle ama keyif alarak oynuyorlar… Portakal renkli formalarıyla Hollandalılar da… Şimdi Kazakistan ekibine bakalım. Kazak tipleri de, yüz ve fizik olarak farklı farklı (bizdeki gibi). Organizasyon, paslaşma pek yok (bizdeki gibi). Uzun boylu, yapılı, 30’unda biri ile kısa boylu, zayıf biri birbirlerine dikleniyor, diğerleri araya girip kavgayı önlüyorlar (bizdeki gibi)… Kazaklar kesinlikle Türk!
+++

Ege güzeli

Ege’de bir plaj. Sonbahar. Kumsalda ve denizde az sayıda insan… Denizden tek parça mayolu bir genç kız çıkıyor, iki kız arkadaşının yanına yürüyor. Islak yüzünü, gözlerini kuruluyor. Arkadaşları da havluyu vücuduna sarıp kurulanmasına yardım ediyorlar. Titriyor gibi. Yalnızca üşüdüğünden mi? Hayır; daha ziyade utandığından. Bu, gözlerinden duruşuna kadar aşikar: Çevresine kısa, ürkek bakışlar; buradan hemen gitmeliyim diyen narin ayaklar… Hoş, güzel bir kız; vücudu da… Onu seven ve gözeten arkadaşlarıyla birlikte plajdan uzaklaşıyor… Masumiyet…
+++

Temizlikçiler

– … motelde, yan odada, işlerini bitirip bir araya gelen bir grup kadının görüntüsüne bir an ve konuşmalarına kısa bir süre şahit olmuştum. Mavi-beyaz önlükleri vardı. Gençtiler. Türkçeleri düzgündü (Bu tabii idi, çünkü ata-anaları yörüktü; o bölgenin yerlileri idiler.), hepsinin az da olsa eğitim gördükleri belliydi. Evli olmalıydılar. Konuşma konuları, Ramazan’da ne yapacakları idi. Bir kadın, oruçluyken etraflarında, onları (dinen) rahatsız edecek “manzaralar” yüzünden endişesini dile getiriyordu. Bir başka kadın, bu durumun oruçlarını bozmayacağını, kendilerinin burada eğlence için değil çalışmak için bulunduklarını söylüyordu… O; ev geçindiren, emekçi, samimi dindar kadınları hürmetle anıyorum.

– … Dolmuş durağındayım. Durakta bekleyen iki genç kadın var. Aralarında konuşuyorlar. Kulak misafiri oluyorum. …ev temizliğine gelmişler, bir gecekondu mahallesinde yaşıyorlarmış, eski arkadaşmışlar, ikisinin de kocaları işsizmiş… Kocalarını hiç kötülemiyor, sadece bir tespit yapıyorlardı. Pek çok üniversite mezunu insandan daha düzgündü Türkçeleri ve diyalogları. Birisi benden kalem rica etti. Verdim. Diğerinin telefon numarasını yazdı. Teşekkür ederek kalemi iade etti. Dolmuş geldi, bindik… İki saygıdeğer kadın…
+++

Astsubay’la subay

Askerliğim sırasında bir konuşmaya kulak misafiri olmuştum. Bir asker, bir astsubayla galiba yüzbaşı rütbesinde bir subayın bizim birliğe tayin edildiklerini söylüyordu. Nedeni, birlikte görev yaptıkları bölükte ettikleri kavgalarmış. Astsubay, subay onu çağırdığında, hemen yanına gidiyor, selam veriyor, subayın her (duyulmayan ama “asabi”) “konuşmasına” ve belki emirlerine, “emredersiniz” diye yüksek sesle cevap veriyor, fakat, ona, sözlerinin arasında veya sözlerinin ardından çok yavaş sesle de küfür ediyormuş! Subay çıldırıyormuş!.. Askerin de belirttiği gibi, o astsubay ve subayın, aynı tabura veya alaya tayin edilmeleri ilginçti!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12330, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

One Comment

  1. Gözlemci diyor ki:

    Hani şu çöplerden kağıt toplayanlar. Adam 7-9 yaşlarında iki çocuğunu yanına almış kağıt topluyor. İki tekerlekli tozlu-pisli aracın üstünde iki tozlu-pisli çocuk.

    Emin değilim ama karı-koca ve arkadan yürüyen 5 yaşında ya var ya yok çocukları. Babanın çocuğa tabiri “hayvan”. Şiddette arkasından. Şiddet öyle ufakta değil. Yerden yere.

Leave a Reply