BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İnsan Manzaraları II (Mete Tunç)

Aldatma

Eski eşinin, kendisini işyerinden bir adamla aldattığı düşüncesi kafasını yıllarca meşgul ediyor. Daha evliyken kızını o adamla birlikte görmesi şüphelenmesinin sebeplerinden biri…

Eşini Kızılay’da bir kadın arkadaşı ile yürürken görmüş, bir gün bunu söylemiş ve biraz uzaktaydınız, aksi yönlerde yürüyorduk, seslenemedim, demiştim. Bu söz üzerine onda bir tedirginlik hali gözlemiştim. “Koca” ise, arkadaşı erkek mi kadın mıydı, diye sordu, “merakla”! Kadındı, dedim.

Evliliklerinin ilk yıllarında onları ziyarete gitmiştim. Evlerine 50-100 metre yaklaşmıştım ki eşini mezkur adamla eve girerken görmüştüm. Hatırladığım kadarıyla eşi de beni görmüştü. İçimden, kim bu adam, diye sormuş ve “en kötü” cevabı vermiştim. Kapıya geldim, zili çaldım, bir daha. Açılmadı. Bundan kimseye bahsetmedim!
+++

Zurna

Yan odada oturan meslektaşımın nikahında onun şahidi idim (Nikah masasında çekilmiş fotoğrafımız var.). Kurtuluş’ta, Hukuk Fakültesi’nin karşı sırasında bulunan düğün salonundaki düğün eğlencesine de katıldım. Beni annesi ve babası ile tanıştırdı. Sazlı, davullu-zurnalı, halaylı, gürültülü, kuru pastalı, limonatalı, kalabalık bir eğlence idi. Galiba fazla kalamamıştım.

Daha önce miydi? Sanırım. Keçiören taraflarında olsa gerek “bir yere” daha gitmiştim “gelin ve damat” ile. O yerin/binanın girişinde davulcu ve zurnacı mesleklerini icra ediyor ve geçenlerden bahşiş bekliyorlardı. Ben vermeyince, zurnacı zurnayı bana doğru yöneltmiş ve çaldığı ezgiyi, daha doğrusu bastığı sesi kulağıma doğru üflemişti!.. Gittiğimiz yerin cem evi (veya ismi şimdi ve o tarihte ne diye anılıyorsa artık) olduğunu o zaman biliyor muydum, söylenmiş miydi, hatırlamıyorum. İçerisi nasıldı, neler yapılmıştı, onları da! İlk ve tek kez bir cem evine gitmişim; lakin… Bir daha gidersem unutmam! Zurnanın sesini ise hiç unutmadım!
+++

Karın kaşıma

“Yüksek” bir bürokrata, size bağlı personelin içinde, mutlaka problemli, iş’ten kaytarmaya çalışan, verimsiz insanlar vardır; bunlarla muhatap kaldığınızda ne hissediyorsunuz, diye sormuştum. Cevaben; göstererek, mecazen, karnını kaşıdığını ifade etmişti!..
+++

Televole

Meslek sahibi, kültürlü insanların televole türü programları izlemelerini anlamlandıramazdım…

Bir arkadaş; mühendis, pozisyon sâhibi ablasının, akşamları bu programları seyrettiğini söyledi ve benim cevabını merak ettiğim soruyu yanıtladı: Kafasını bu şekilde boşaltıyor… Evet, bu kadar basitmiş cevap…

Akşama kadar sevmedikleri işleri yapıyor pek çok insan; türlü sorunlarla, sorunlu insanlarla yüzyüze geliyorlar. Akşamları, gün boyunca yaşadıklarını unutmak için, boş programları seyrederek kirlenen beyinlerini “temizliyorlar”! Keşke meslek, kariyer kadar değer verilse hobi sahibi olmaya…
+++

‘Nur’ yüzlüler

Gecelerini sıklıkla barda geçiren 25-30 yaşlarındaki genç erkeklerin birkaçının yüzlerini inceleme fırsatım oldu: İlk bakışta, “relaks bir yüz/insan” diye tarif edilebilirler belki. “Felsefeyle haşır neşir bir insan veya nurlanmış bir mümin” intibaı dahi uyandırabilirler. Bakışlarının bir doygunluk hali taşıdıkları da ifade edilebilir. Gözlerinin altı torbalanmaya adaydır… Daha fazla yazabilmek için daha fazla barcı incelemeliyim. Tabii böylelerini bar dışında bir yerlerde yakalayabilirsem!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9661, bugün ise 2 kez görüntülenmiştir.

2 Comments

  1. cengizhan Türk diyor ki:

    NİSA SURESİ -15.ayeti. Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin.

    A-Müslümanlar bu sureye göre karısını bir erkekle yatakta yakalasa bile Zina diyemiyor.
    B-Peki normal bugün kü insan karısını yatakta başka erkekle yakalayıp 4 Şahit yok diye benim karım zina yapmıyordu diyebilir.
    C-Zina yı ispatlamak için şahitler bulmaya koşarsa erkek,adam karısının üstünden kalkıp gittiğinde ne olacak?
    D-Kuranda Allahın böyle bir çözüm bulmuş olamsı sizin aklınıza yatıyor mu?

    2-BAKARA SURESİ -230. ayet: Eğer erkek karısını (üçüncü defa) boşarsa, kadın, onun dışında bir başka kocayla nikâhlanmadıkça ona helâl olmaz.

    A-Karın ile 3üncü kez evlenmek istiyorsan, karın önce başka birisi ile evlenmeli ve gerdege girmelidir.Bir Müslüman bunu yapmaya mecbur mu?
    B-Normal bir Türk karısını başkasının altına yatırabilir mi?
    C-Karısını birkaç defa aldatan bir erkek normal olarak karısından boşanmış olmuyormu?
    Bu boşanmalar dan sonra karısına bu işlemi yapması zorunluluk değimlidir?
    D-Geneleve giden Müslüman bu sorunu sık yaşamıyor mu?
    C-Böyle bir durumu yaşayan Müslüman karısını başka bir erkeğin altına yatırmazsa Müslümanlıktan çıkmıyor mu?
    D-Müslüman bu durum zorunluluğuda kaldığı zaman Müslümanlıktan da çıkmış olmak istemiyorsa karısını kiminle yatırmak zorundadır.herzaman aynı kişi olur mu?

    3-NİSA SURESİ..3 AYET…kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.

    A-O zamanlar savaş vardı ve kadınların korunması gerekiyordu. Kadın sayısı erkekten fazla olduğu için bir erkeğin birden fazla kadının sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyordu.
    Arkadaşlar savaşta ölen arkadaşlarının karısını yatağına almadan koruyamıyormuydu?

    B-Günümüzde bir kadın bir erkeğin ikinci karısı olmaktansa hiç evlenmeden ölmeyi tercih ediyor.o zamnda söz hakkı kadına verilse durum sizce aynı olmazmıydı?

    C-Allah neden kadına hiç fikir hakkı vermeden bu konuda hakkı erkeklere vermiştir.
    D-neden Kuranda kadının fikri alınıp sorulmalı diye bir cümle bulunmaz.
    E-Bu sizin annenize yada kızınıza yapıldığında ne kadar ahlaklı buluyorsunuz?

    4-AZHAB SURESİ 37. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın.

    A-müslümanlar için insanın kendi geliniyle yada çocuğunun karısıyla evlenmesi Allah için neden bu kadar önemliki kurana yazdırmış bunu?
    B-Bir Müslüman oğlunun karısıyla evlenmese nasıl bir güçlük olur? Nedir bu güçlük? Allah bunu neden önemsemektedir.
    C-Her ne şartta olursa olsun ister bir peygamber ister bir normal kişi siz oğlunuzun karısıyla …yada babanızın sizin karınızla evlenmesini ahlaklı buluyormusunuz?

    5-Siz Muhammed gibi 9 yaşındaki kızla(Aişe) gerdeğe girip,Yine Muhammed gibi evlatlığınızın karısı yani gelininiz ile evlenebilir miydiniz?

    6-Hz ömer gibi 60 yaşındayken En yakın arkadaşınız hz.Ali nin kızı 6 yaşındaki Ümmü Gülsüme etraftakiler daha sabi, o bir çocuk demelerine rağmen eteğini kaldırıp bakıp bana eş olur diyebilir miydiniz.

    7-Sen Hayatında Kaç Tane Dürüst Dindar Müslüman Gördün..Söyle Bulunduğun ortamı Bir göz önüne getir..kaç tane Müslümana güvenebilirsin?

    8-Karını ve kızlarını kaç tane Müslüman la sen olmadan biryere gönderebilirsin?

    9-Kaç tane Müslümana Geri alacağım endişesi taşımadan borç verebilirsin.

    10-Bulunduğun Toplulukta 30 -40 kişi biraya gelip Herşeyiyle aranızda Mutabık kalabileceğiniz Ahlaklı ve dürüst bir müslüman ismi belirleyebilirmisiniz?

  2. cengizhan Türk diyor ki:

    Muhammedi Aldattı dedikodusu ile Ayşenin baba evi ebubekire gidişi

    Ahzap suresinin 51. Ayeti su sözlerle basliyor: -“(Ey Muhammed!) Onlardan (yani karilarindan) diledigini geriye birakir, diledigini öne alabilirsin…” Ne demek bu? Hadis ve yorumlara göre su demek: -“Ey Muhammed! Artik nöbet, sira zorunlu degil senin için. Nöbeti, sirasi gelse bile, diledigin karinla cinsel birlesmeyi erteleyebilir, ondan önce diledigin karinla yatabilirsin.” Sözün özü: Kuran’in tanrisi, Muhammed’in, karilariyla olan cinsel iliski düzenindeki isini kolaylastiriyor. Iliskiyi siraya koyma zorunlugunu kaldiriyor. “Hangi karinla ne zaman yatmak istersen özgürsün” diyor.
    Iste bunun üzerine Aise dayanamayip o sözü söylüyor: -“Görüyorum ki senin Efendi Tanri’n, senin seyinin keyfini …” Aise, bu durumu daha sonra,
    Ahzap’in 51. Ayeti gelince anladigini;
    50. Ayet geldigindeyse bunu pek anlayamadigini ve o nedenle, 50.ayette, “Peygambere kendini (hem de mehirsiz olarak) verebilecek kadin “dan söz edilince su tepkiyi gösterdigini belirtiyor: -“Olacak sey mi? Bir kadin utanmaz mi ki, kendini bir erkege armagan etsin?”

    (Tecrid, hadis no:1721) Karilar içinde ayricalikli olanlar: Muhammed, kimi karilarini daha çok severdi. Kimini de daha çok tutardi. En çok tuttugu karilarinin basinda Aise geliyordu. Ebubekir’in kiziydi, o nedenle de etkiliydi. Zaman zaman Muhammed’e kafa tutar gibi durumlari bile olabiliyordu. Zeki de oldugu için, birtakim ayricaliklar saglayabilmisti.
    Bu hadisin basinda, Aise aynen söyle diyor: -“Peygamber benimle evlendi; ben o sirada 6 yasindaydim.” Evet, bir yanda 49 yasindaki Muhammed, öbür yanda 6 yasindaki Aise evleniyorlar. Muhammed ile evlendigi zaman Aise’nin 6 yasinda oldugunun Islam dünyasinda kabulu zorunlu. Çünkü bunu anlatan “hadis”, tartismasiz “saglam(sahih)” kabul edilir.
    Bu hadisi, Islam dünyasinda en saglam olarak benimsenegelmis olan Buhari’nin ve Müslim’in “e’sSahih”lerinde de buluyoruz. Anlatildigina göre evlilik gerçeklesiyor ama yine de 3 yil kadar zifaf (yani cinsel birlesme) gerçeklesmiyor. Bu süre geçtikten sonra oluyor zifaf ! Aise 9 yasindayken 52 yasindaki Muhammed ile gerdege giriyor: Kadinlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o siralar 9 yasindaydim.” Aise, Muhammed’in koynuna verilmek üzere götürüldügünde, salincakta sallanip oynayan bir oyun çocuguydu. Yani Muhammed, 52 yasinda böylesine bir çocukla cinsel birlesimde bulunmustu.

    Islam hukuku bundan su sonucu çikariyor:” 9 yasindaki bir kiz, müstehat (sehvete konu olabilecek çagda) sayilir” diyor. Ve bu nedenle de 9 yasindaki bir kiz çocugu ile evlenilebilecegini bildiriyor.

    Devenin üzerinde kapali bir yer (“mahmil”); Aise de içinde. Gidilir; baskin yapilir, elde edilecekler elde edilir ve dönüs baslar. Gidis Medine’ye dogru. Derken bir konak yerinde biraz kalinir. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra; kalkip yola koyulmaya yönelis. Tam bu sirada bir sey olur: Aise çisi için ya da öbür isini görmek üzere birlikten ayrilir. Ayrilisini haber verse olmaz miydi? Olurdu ama, kimseye haber vermemis iste.:
    Muattal Oglu Safvan. Safvan, Aise’ yi devesine bindirir. Yola koyulus. En sonunda, bir konak yerinde birlige ulasilir.
    Aise ayrilip giderken o denli insan içinde nasil olmustu da kimse görmemisti? Yani Safvan’ la Aise birbirlerini taniyorlardi. Bu “tanisma”, ileri ölçülerde bir “anlasma” ya varmis olamaz miydi? Aise “zina” ile suçlaniyor: Aise’ nin Safvan’ la yolda “neler yapmis olabilecegi” üzerinde duruluyordu. Yogunlasan kusku. Dedikodular alip yürümüstü. bunun üzerine. Muhammed’den izin alir ve babasinin evine gider. Orada da, durumuna iliskin “Tanrisal bir açiklama” bekler. (Ayni hadise bkz.) Beklenen “vahiy” bir türlü gelmiyor: Hadiste, bu olaya iliskin “vahy”in “gecikmesi”nden sözediliyor. Ve Muhammed, “kari”sindan, yani “Aise”den ayri kalisindan dogan soruna çözüm için yakin çevresini topluyor. Bunlarin içinde Ali de vardir.
    Ali, görüsünü söyle dile getiriyor: – “Ey Tanrı Elçisi Tanri dünyayi sana dar etmedi ya! Aise’den baska da kadin var, kadin çokl”
    Muhammed: “Aise! Böyle bir suçun varsa tevbe et!” – “Aise! Senin hakkinda bana söyle söyle dedikodular geldi (Safvan’la iliski kurdugundan sözediliyor).
    Eger bu suçu islemedinse Tanri seni aklayacaktir. Ama eger isledinse bu suçundan dolayi Tanri’ya yönel, tevbe et! Çünkü bir kul, suçunu boynuna alir ve tevbe ederse, Tanri da onun tevbesini kabul eder.” Aise’nin “zina” etmedigine iliskin “18 ayet” birden iniyor: Onca (hadise göre bir ay) gecikmeden sonra “vahy” gelmistir. Hem de kimine göre “10 ayet”, kimine göreyse “18 ayet” birden… (Bkz. Nûr, ayet: 11-20. Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet oldugu belirtilir. Bu ayetler, birinci ve ikinci orijinalleri yakildigi için Muhammed dönemindeki biçimini tam olarak bilemedigimiz (bunun için daha sonraki yazilara bkz.) Kur’an’ in bugünkünde, Nur Suresinde yer aliyor. Bu ayetlerde, “zinayi” kanitlamak için “dört tanik göstermek gerektigi”, bu gösterilmedigi zaman iftira olacagi açiklandiktan (bkz. Nur, ayet: 13) sonra, ad vermeden “iftira edenler” çok agir biçimde kinaniyor. Iste âyetlerden bir kesim (Diyanet’in resmi çevirisiyle): – “Muhammed’ in esine o yalani uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayin. O, sizin için hayirli olmustur. O kimselerden her birine, kazandigi günâh karsiligi, cezâ vardir. Içlerinden elebasilik yapana ise, büyük azâb vardir. Onu isittiginiz zaman; erkek, kadin mü’minlerin, kendiliklerinden hüsn- ü zanda bulu- nup da: ‘Bu apaçik bir iftiradir!’ demeleri gerekmez miydi? Dört sahid getirmeleri gerekmez miydi? Iste bunlar, sâhid getirmedikçe Allah katinda yalanci olanlardir. Allah’in dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydi o kötü sözü yaymanizdan ötürü, büyük bir azaba ugrardiniz.
    Tanri “vahiyle” açiklama yapacakti da, bu açiklamayi daha önce, yani dedikodular olusup yayilmadan niçin yapmadi? Neden “bir ay” bekledi de, basta “peygamber”i ve sevgili karisi olmak üzere herkesi üzdü? Gelismeler neden böyle olmustur?
    Bir “zinanin” kanitlanmasi için “dört tanik” istemek, gerçekçi bir yaklasim midir?
    Hadiste belirtildigine göre: Aclanogullari’nin ileri gelenlerinden Medineli Asim Ibn Adyy in ve ayni kabileden Uveymir’in
    “Peygamber”den bir sorulan olur: – Bir adam, karisini bir adamla zina ederken bulsa ne yapmali? Karisinin tam karni üzerinde bulsa? Eger gidip dört erkek tanik bul- maya yönelirse, zina eden adam isini bitirip gidecektir!!!

    Dört tanik mi aramali, yoksa..?
    Muhammed 56 yasindaydi o sirada. Güzel körpecik Cüveyriyye’yi, koynuna almak için hiç zaman yitirmemisti. Suyun yaninda hemen kurulan mesin çadirinda isini görmüstü. Karilarindan Aise de oradayken… Cüveyriyye ve Aise ayni yastalardi. Medine’ye dönüste de Aise’nin kolyesi ve Safvan olayi meydana gelecektir. Acaba, Aise Muhammed’den bir öç almak istemis miydi? Cüveyriyye’yi kiskanmis olarak?.. “Kurtulmalik” lar ödenmeden ve tutsaklar daha özgürlüklerine kavusturulmadan bir sey olmustu. Anilmaya, üzerinde durulmaya deger bir sey:
    Muhammed, tutsak kadinlarin irzlarina geçilmesine izin veriyor:
    Ebu Said el Hudfi’nin anlatmasiyla “tutsaklar arasinda Arab’in en
    nefis kadinlari” bulunuyordu. (Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n- Nikâh/125, hadis no: 1438.) Ve o baskini gerçeklestirmis olan Müslümanların ağızlarının suyu akiyordu güzel kadinlari görürken. Hemen yatmak istiyorlardı. Yatmak istedikleri kadinlar, birer “cariye” durumuna gelmis degiller miydi?
    Öyleyse Müslümanlar a “helâl”diler.
    Müslümanlar, ellerindeki “tutsak kadinlar”la cinsel iliskide bulunmak istiyorlardi. Ama bir sorunlari vardi: Ya çocuklari olursa? Iliski kuracaklari bu kadinlardan çocuk olsun istemiyorlardi.
    ” (Bkz. Diyanet yayınlarından Tecrid, 1596 numaralı hadis, not: 1.) Kısacası: Tutsak kadınların ırzına geçebilirlerdi “gaziler”. Ama bu is i yaptıktan sonra da “çocuk sorunuyla” karşılaşmak istemiyorlardı. Çünkü gerektiğinde bu tutsak kadinlari satabilirlerdi. Buna bir engel çikmamaliydi. “Azl”i bunun için istemis ve “Peygamber”e danismislardi. Peygamber de temelde bu kadinlarin irzlarina geçilmesinde bir sakinca görmüyordu, buna izin veriyordu.

Leave a Reply