BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Maide suresi 38 EL KESME YANLIŞLIĞI :

MAİDE SURESİ 38 EL KESME YANLIŞLIĞI :

Daha önce bahsettiğim ve Tefsir ve mealcileri uyardığım MECAZ
Olan kelimelerin özellikle KIRMIZI yazı ile yazılması ve
insanların bu konuda İki taraflı düşünmesini istediğim
ayetlerden beklide bu konuda
çok hata Yapıldığı ve MECAZ ın şahsileştirilerek anlamının
kaydırıldığı en önemli Ayetlerden biridir Maide Suresi 38.
ayet.

Önce ayeti buraya aktaralım ve şu anda olan mealinden
Bir örnek vererek üzerinden konuşalım :

Ves sâriku ves sârikatu faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen
minallâh(minallâhi) vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).
1. ve es sâriku : ve hırsız (erkek)
2. ve es sârikatu : ve hırsız (kadın)
3. fe iktaû : o halde, …olmak üzere kesin
4. eydiye humâ : ikisinin ellerini
5. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
6. bimâ kesebâ : kazandıklarından, yaptıklarından dolayı
7. nekâlen : ibret verici
8. min Allâhi : Allâh’tan (c.c.)
9. ve allâhu : ve Allâh (c.c.)
10. azîzun : azîz, üstün, yüce
11. hakîmun : hüküm ve hikmet sahibi

Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hırsızlık eden erkek ve hırsızlık eden
kadın, suçları sabitleşince, yaptıklarının karşılığı ve Allah
tarafından kelepçek (caydırıcı bir ceza olmak üzere) ellerini kesin.
Allah, güçlüdür, hikmet sahibidir.

Bu ayette de EL kelimesini ve kesme eylemini duyan meal
ve tefsirciler maalesef Yine acaba burada MECAZ bir anlam varmı
diye sormadan YED=EL kelimesini bedensel EL olarak
algılamış ve bunun üzerine hüküm vermişlerdir. Oysa bir çok
ayette EL kelimesi geçmekte ve yedullah =
Allahın EL’inden bahsedilmektedir ? Peki Allahın EL’i
varmıdır ? Allah
Her şeyden münezzeh yani hiç bir yarattığına benzemiyorsa Allahın Eli
Olması mümkün değildir dolayısıyla yedullah geçen bu ayetlerdeki EL
Kelimesi MECAZ dır. Yani Yedullah= Allahın gücü ve kudreti manasınadır.

Allah elleri ile değil GÜÇ ve KUDRET i ile o fiilleri
gerçekleştirmiştir.
EL = Mecaz olarak GÜÇ ve KUDRET anlamındadır
Peki bu ayetlerde YED = Mecazmı ? yoksa gerçekten bedensel
olarak bildiğimiz El mi ?

EL kelimesinin MECAZ olduğu ile ilgili bir kaç
örnek verelim :

1= Vanda deprem olunca Devlet hemen şefkatli EL ini oraya uzattı
Bu örnektede EL = GÜÇ tür. Devlet hemen maddi ve
manevi GÜÇ
ünü oraya uzatmıştır yoksa Devletin fiziksel EL i olması
mümkün değildir.
2= Arkadaşlar işsizlik konusunada bir EL atalımda hükümeti uyaralım
der bir gazeteci arkadaşlarına. Buradaki EL de bir
eylem bir Güç tür

Birde bu ayetteki EL kelimesini mecaz olarak
meallendirelim sonra
Üzerinde konuşalım :

Hırsız kadın ve erkeğe, yaptıkları suça karşılık ibret
verici bir ceza verin
sonrada onların ELi (bu işi yapacak GÜCÜ ) kesin. Allah
güçlüdür. Hikmet sahibidir.

Hırsız kadın yada erkek hırsızlık yaptı onlara ibret
alacağı kadar ceza
verilir suç oranına göre yani bir bilezik çalanla
dolandırıcılık yapan ve
onlarca kişiyi dolandıran aynı cezayı almaz mantıksal olarak.
Mesela bilezik çaldı ve cezasını hakim 3 ay kesti fakat
onlarca kişiyi dolandıran ve bir çok kişileri mağdur
bırakan insana verilecek ibret olunacak cezada 5 yıl
diyelim. Cezayı kestik şimdide EL (gücü) yani hırsızlık
yapmaya iten bu GÜCÜ nasıl keseceğiz bunu düşünelim:
Bir insanı hırsızlığa iten GÜÇ lerden bir kaçı = İşsiz
yada parasız
kalmasıdır, borçlu olmasıdır,çoluğuna çocuğuna ekmek götürememesidir
tembel olup çalışmayı sevmemesidir yada Bir hastalık
neticesinde yani ihtiyacı olmadan yapılan eylemler vardır.
İşte hırsıza ibret alacağı kadar ceza vereceksiniz ama
bakacaksınız
Bu adam bu işi neden yaptı, İşsizse devlet yada kurumlar iş verecek,
açsa yardım edeceksiniz, çoluğu çocuğu muhtaçsa yardım edeceksiniz,
Tembel yada hasta ise tedavi edecek ve günümüzde olacak bir çalışma
Psikolojik tedavisini yaptıracaksınız. İşte bunu yaparsanız Hırsızın bu
Hırsızlık yapmaktaki EL (Güç) i kesmiş olursunuz.
Aslında ileriki toplumlarda şayet bir Hırsız yakalanırsa hem
Hırsız hemde DEVLET te suçlu sayılacak ve ikiside yargılanacaktır.
Neden yaptı hırsızlığı ? İşsiz kaldı, kirasını ödeyemedi çoluk
çocuk aç. Peki devlet nerdeydi ? neden EL( GüÇ) ini uzatmadı ?
Neden yardım etmedi. Bu adam çalışırken hemen ensesine yapışıp
Son kuruşuna kadar vergisini alıyordunuz ya Neden o adam muhtaç
kalınca aynı hassatiyeti göstermedin . İhtiyacı yokta çalıyorsa
Psikolojik destek verilmeli yada ihtiyacı yokta sırf HIRS uğruna
Bu hırsızlığı yapıyorsa İbret verici ve caydırıcı yüksek cezalar verilmeli
Ve yapılan her suçta suçu sabit görülürse ve aynı suçu yaparsa CEZA
her seferinde ikiye katlanmalı ve bu yüzüne karşı okunmalıdır.
Şöyle bir düşünsenize Devletin hemen sahip çıktığı ve işsizse
İş sağlanan insanlar ve aç ve açıkta ise yardım edilen insanlar neden
hırsızlık yapsın. Böyle bir toplum hayal edin ve bu nüfus 100 milyon
olsa bile şayet adaletle yönetiliyorsa ve insanlara hemen anında yardım
ediliyorsa bu nüfusta hırsız sayısı çok çok az beklide sıfıra
inecektir.

Kuranın indiği dönemler, peygamberimiz bu ayetleri açıklamış olmalı
Fakat aradan bir kaç asır geçipte rivayetler ve söylentilerle Kuran
Ayetlerini açıklamaya çalışan zihniyet bu ayetlerede EL attı ve bunu
Peygamber böyle söyledi diyerek meallere bu manada geçmesini
sağladılar ve sonraki yüzyıllarda da ülkelerin şeriatlarına böyle
yansıtıldığı için tefsirciler ve mealciler MECAZ anlamı değilde FİZİKİ
anlamı ile yer verdiler ve maalesef kimse dur diyecek bir
açıklama yapmadı.

Peki şimdide Fiziksel EL olma olasılığı gerçekten olabilirmi diye
Sorgulayıp cevaplarını mantıksal olarak alalım :
1= Bundan sonraki ayette Allah tövbeleri kabul ederim diyor. Peki
Adam hırsızlık yaptı fakat sonra pişman oldu tövbe etti ama EL gitti
yani Allah geri dönüşü olmayan CEZA verirmi ?
2= EL i gitti ise ömür boyu işsiz ve muhtaç kalmıyacakmı ?
belkide yeniden çalacak,hayat devam ediyor. Böyle bir olumsuz
çözüm önerebilirmi Allah. Bu yönü hiç düşünüldümü ?
3= 14 Asır evvel TIP yok adamın elini kestinizde sonra o
kanı nasıl
durduttunuz ? kaç kişi steril olmayan ortamlarda eli
kesildi ve sonrada
mikrop kaparak öldü ? Bunların vebalini kim verecek ?
insanların elini kesen zihniyet onları ömür boyu muhtaç bırakan o
KARA ZİHNİYET bunun hesabını nasıl verecek ?
4= Rahman (esirgeyen ) Rahim (bağışlayan) Allah tövbe ile
bağışlayacağı
Bir suça karşılık geri dönüşü olmayan ceza verirmi ?
Böyle bir anlayışı
Kabul etmek aslında Allaha iftira atmak değimlidir ?
5= Ali İmran suresi 7. ayette uyarmamış mı ? benim
kitabımın bir kısım ayetleri muhkemdirki bunlar kitabın
anasıdır (hüküm) içerir. Diğer kısmı ise
Müteşabihlerdir ( mecaz ve teşbihleri barındırır)
6= Bir ayette bir kelimenin MECAZ ve DÜZ anlamı
varsa bu güne
kadar o kara zihniyet düşünmemiş diyelim hala bu yüzyılda
bunların düşünülmemesi ve hala o kara zihniyetin peşinden
gitmek ne kadar doğrudur sorgulanması gerekmezmi ?
BEDENSEL EL i örnek alırsak vahşet,yanlışlık ve
sefalete düşürme
değilmidir insanları ? MECAZ anlamını aldığımızda işte çağdaş düşünce ve
Doğru olan değilmidir ? Hem ali İmran 7. ayeti yerine
getireceğiz hemde
Asıl DOĞRU olanı yerine getirmiş olacağız.

ALLAHIN SÜNNETİNDE (Sünnetullah ) ASLA BİR DEĞİŞİKLİK
BULAMASSINIZ

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 78313, bugün ise 23 kez görüntülenmiştir.

60 Comments

  1. Gözlemci diyor ki:

    metafizik;

    Gerçek anlam almaktan niye kaçıyorsunuz? Niye kelimeyi imgesel ortamda değerlendiriyorsunuz? Bilimsel bir dil düşündüğümüzde mecaz bilimsel dil kapsamına girer mi? Kur’an’da mecaz olması bilim dışılığa gitmek olmaz mı? Gerçek doğru bilismel bir dil, sizce nasıl olmalı? Kur’an nasıl bir dil üzerine yazılmış olabilir? Kur’an dili bilimsel mi? Kur’an harf ilişkilerine dikkat ettiniz mi? Sizce Kur’an’da harflendirme ve kelimelendirmede hata olmuş olabilir mi?

    Mesela bunu yeni farkettim, “B” “L” görülmüş olup ibise diyecekken iblise denmiş olabilir mi?

    Kur’an’ı hiç dil üzerine incelediniz mi? İlişkilere ve ayrışmalara dikkat ettiniz mi?

  2. metafizik19 diyor ki:

    Ben Kuran araştırmacısıyım. Kuranda Ali imran suresi 7. ayette
    Allah yani Kuran eserinin yazarı söz sahibi diyorki benim KİTAPımın ayetlerinin bir kısmı MUHKEM ki onlar kitabın anasıdır yani HÜKÜM ayetlerdiri ve ikinci bir anlam aramassınız. Diğer ayetleride MÜTEŞABİH lerdir diyor yani içinde MECAZ ve TEŞBİh barındıran ayetlerdir. Ben demiyorum eser sahibi allah diyor. ve bahsettiğinz KELİME gerçekten MECAZ ise onun yai o ayetlerde MECAZ anlamı koyupta bir ANLAM çıkıyorsa ve bu AKLA uyuyorsa bu anlamı ile TEVİL yapabilirsin ama 14 asırdır tek bir tefsir ve mealci bunları belirtmemiş. herkes müteşabih ayetler var diyor ama ya sıradan vatandaş ne yapacak ? Onun için Kuran ey NAs yani ey insanlar diye seslenir ve muhatapı sadece ilahiyatçılar
    değil bütün insanlıktır.

  3. metafizik19 diyor ki:

    Kuran Allahın eli der = yedullah. ne yapalım şimdi allahın fiziksel eli varmı diyelim ? Devletin şefkatli eli deprem olan VANA yetişti derken ne yapalım. Devlete fiziksel EL mi yapalım ? Şu işsizlik sorununa bir El atalım diyen gazeteci fiziksel EL imi bahseder. Edebiyatta EL = MECAZ değilmidir ? Gerçek anlamı neden almaktan kaçıyorsun demişsin oysa gerçek anlamı MECAZ dır ayetlerin ne yapalım 14 asırdır hata yaptılarsa Allah onlara hesap soracak zaten bende aynı hatalaramı dalayım. Allah hem eesirgeyen bağışlayan olacak hemde adamın eli kesilip ömür boyu muhtaç kalacak. Bu allahın adaletine sığmaz.

  4. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Metafizik kardeş,Dünyada çıkan ekonomik krizler banka denen baş belalarından çıkıyor.1929 A.B.D ekonomik krizi,şimdiki ekonomik kriz hep bankalardan çıkıyor.Türkiyede olduğu gibi çoğuda sahipleri tarafından soyuluyor.Eğer Kuranın bu cezası Dünyada uygulansa bu soygun olayları son bulur.Milyarlarca insanda fakir kalmaz.Milyarların menfaati için bir kaç kişi feda etmeye değmezmi?Saygılarımla.

  5. Gözlemci diyor ki:

    metafizik,

    Bana şu ayetleri çevirirmisiniz? Anlatarak. Harfler, bağlaç, zamir, özne, yüklem vs. ile.
    Birde bana vav’ı anlatırmısınız?

    Vakia 10, Yusuf 70, Tarık 1, Tin 1, Fatiha 5, Rahman 17

  6. metafizik19 diyor ki:

    Gözlemci: Bak bu güne kadar nasıl okuyorsan aynen okuyacaksın ben yeni bir şey getirmiyorum sadece EL= kelimesini fiziksel değil MECAZdır ve EL= GÜÇ demektir. diyorum yani O ayette EL( fiziksel EL olarak okuduğun şeyi MECAZ EL ( yani o işi yapacak GÜCÜ kesin olarak okuyacaksın. Bak hiç karmaşıklık çaprazlık ayet kaydırma falan yok. İlk okula giden bir çocuğun dahi anlıayacağı bir SÖZ. Yeterki. MECAZ olduğuna inansın.
    Allaha yakışan, Allahın hüsnalarına yakışan ve İnsanlığa yakışan ÇÖZÜm üreten Allah bu ayette = FİZİKSEL EL i kes dememiştir ama yüzyıllardır uydurma rivayetlerle EL= kelimesinin MECAZ lığı unutturulmuş ve KARA ZİHNİYETler de fiziksel ELi keserek insanlığın yüz karası olduklarını ele güne ispat etmişlerdir.

  7. metafizik19 diyor ki:

    ALLAHIN ESMAÜL HÜSNAları ve MAİDE SURESİ 38 e gerçek bakış. :

    Arkadaşlar bir kaç esmaül hüsnadan allahın sıfatlarından bilinen ve çokça okunanı örnek aldımki belki bu İSİMleri ve sıfatları okuyunca maide suresi 38 e bakış açınız değişir
    1= el-HALÎM
    Hilm, suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa iktidarı olmayana halîm denmez. Halîm, kudreti yettiği halde, bir hikmete binaen cezalandırmayana denir.
    Allah Teâlâ Halîm’dir. Her günah işleyeni hemen cezalandırmaz. Hışım ve gazabda acele etmez, mühlet verir. Bu mühlet içinde yaptıklarına pişman olup tevbe edenleri afveder. Israr edenler hakkında, hüküm artık kendisine kalmıştır.

    2= el-ĞAFÛR
    Mağfireti çok…
    Allah Teâlâ’nın mağfireti çoktur. Bir kulun kusuru ne kadar büyük ve çok olursa olsun onları örter, meydana çıkarıp da sâhibini rezîl etmez.
    Kusurları insanların gözünden gizlediği gibi, melekût âlemi sâkinlerinin gözünden de gizler. İnsanların görmediği bâzı şeyleri melekût âlemi sâkinleri görürler. Gafûr ism-i şerîfi, kusurların onların gözünden de gizlenmesini ifade eder….

    3=el-BERR
    Kulları hakkında kolaylık isteyen; iyilik ve bahşişi çok olan…
    Allah Teâlâ kulları için daima kolaylık ve rahatlık ister, zorluk istemez, zorluk çıkaranları da sevmez. Yapılan kötülükleri bağışlar, örter. Bir iyiliğe en az 10 mükâfat verir. Kul gönlünden iyi bir şey geçirmişse, onu yapmamış olsa bile, yapmış gibi kabûl edip mükâfat verir. Aksine kötülükleri ise yapmadıkça cezalandırmaz….

    4=er-RAÛF
    Çok re’fet ve şefkat sâhibi…
    Mahlûkat içinde bilhassa insanlar için, Allah’ın inâyeti, kerem ve re’feti hiçbir ölçüye ve ifadeye sığmayacak kadar geniş ve büyüktür…..

    Çok şefkat sahibi ama ELİNİ kesip onu ömür boyu muhtaç bırakıyor. buna nasıl inanırsınız hala tövbe etmiyecekmisiniz ?? Allahın sıfatlarını ya gereği gibi anlamadınız ya o Rivayetçiler ve tarihte yapılan büyük hataları doğru sanıp insanın fiziksel El i kesenlere uyuyorsunuz ya. Allahın isimlerini anlayıpta Allahı gereği gtbi takdir edemiyenlere bir UYARIMDIR sadece. allah kuluna ölümüne kadar muhtaç halde bırakıpta zulm etmez Zulmü insanlar eder bunu hiç unutmayın ve her daim doğruyu arayın……

  8. cengizhan Türk diyor ki:

    MÜSLÜMANLAR NASIL BİR ALLAHA NASIL BİR PEYGAMBERE VE NASIL BİR KİTABA İNANDIĞINIZIN FARKINDAMISINIZ?

    KURANIN ALLAHIN KİTABI OLMADIĞINI KANITLAYAN ÇELİŞKİLER.
    NİSA-82. Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.

    Evet Allahım haklısın bir sürü çelişki bulduk.

    KURANDA ŞEYTAN İŞİ PİSLİK OLAN ŞARAP CENETTİN GÖZDE İÇKİSİ TUTARSIZLIĞI
    İşte size çelişki,,,demekki kuranın Allah ın indirdiği bir kitap olmadığı bu sureyle teyid ediliyor..

    MAİDE SURESİ: 90-91 Ayet.. Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytân işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şeytân, şarap ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allâh’ı anmaktan ve namazdan alakoymak istiyor. Artık vazgeçecek misiniz?

    MUHAMMED suresi-15-ayet…Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

    1-Allah Şarabı yasaklama yerine neden yapımında kullanılan bir maddeyi yok etmesin?
    2-Bundan büyük bir çelişki olur mu?Şeytan işi pislik dediğin şarabın cennette ırmağı var?
    3-Şarap şeytan işi pislik ise Muhammed suresi 15 Ayetde Neden cennetteki en önemli içkidir?
    4-Dünyada şeytan işi pislik cennette en önemli içki şarap Allah böylebir yanlışlık yapar mı? 5-Şarabı yasaklayan ve pislik yazan Kur’an,sigara ve uyuşturucuyu neden yasaklamamıştır? Hadi o dönemde sigara yoktu, ama esrar ve afyon çok yaygındı.

    İLK MÜSLÜMAN KİMDİR TUTARSIZLIĞI

    Sizce ilk Müslüman kimdir?
    Enam-163. O’nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.” Yukarıdaki ayet, Muhammed hazretlerinin ilk müslüman olduğunu belirtir ama hükümsüzdür.
    Araf-143. “Sen sübhansın”, “tevbe ettim, sana döndüm ve ben müminlerin ilkiyim,” dedi.
    Yukarıdaki ayet de Musa‘nın ilk müslüman olduğunu belirten ayettir ve o da hükümsüzdür.
    Her iki ayeti de hükümsüz kılan ayet:
    Ali İmran- 67. İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyandı. Fakat o, Allah’ı bir tanıyan dosdoğru bir müslümandı, müşriklerden de değildi.
    İbrahim, Muhammed’den de, Musa’dan da önce yaşadığına göre müslümanlığı onlardan öncedir. Adem, İdris, Nuh gibi İbrahim’den önce yaşamış olan peygamberlerin Müslümanlık sırasının ise hesaba katılmadığını görüyoruz.

    1-Allah ilk Müslüman kim karar veremez mi?
    2-sizce ilk Müslüman kimdir?
    3-Kuranda Musa ilk Müslüman der.kuran doğru söylüyorsa neden Allah Musaya kuranı değil de on emir ve Tevrat ı indirdi.
    4-Tevrat ve Museviliğin indirildiği Musa ya Müslüman diyen Kuran ne kadar inandırıcı olabilir.
    5-Bu yanlışlıkları yazan kitap Allahın kitabı olabilir mi?

    MİRAS KONUSUNDAKİ TUTARSIZLIKLAR

    Kur’an’a göre miras paylaşımında vasiyetin geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz?
    Bakara-180. Sizden birisine ölüm yaklaştığında, eğer ardında mal bırakacaksa, vasiyet etmek farz kılındı. Bu vasiyetin anne ve baba ile akrabaya uygun şekilde yapılması gerekir. Bu, takvâ sahipleri üzerine bir borçtur.

    Bu ayete göre vasiyetin farz olduğunu ve bir Müslüman öldüğünde bıraktığı vasiyetin geçerli olduğunu düşünüyorsanız aldanırsınız. Ne vasiyet ederseniz edin hükmü yoktur. Miras paylaşımı aşağıdaki ayetlere göre yapılır:

    Nisa/ 11-12. Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır…. (diye devam ediyor)

    Bir surede vasiyet iniz geçerli mirasınızı istediğiniz gibi dağıtın diyor.Diğer bir surede mirasınızı benim size söylediğim şekilde dağıtacaksınız diyor..Böyle bir hatayı Allah yapmayacağına göre kuran Allahın kitabı olabilir mi?

    NİSA SURESİ-7-Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.

    NİSA SURESİ-11-Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder.

    Aynı surede bu peşpeşe ayete bakarmısınız.
    İkiside Ana baba ve çocuk arasında ki miras emrini içeriyor.
    Birinde Ana Baba dan çocukların alacağı diyor.
    Diğerinde Çocukların Ana Baba dan alacağı miras diyor.
    Fakat ikisinde Alınacak oran farklı.Birinde erkekle kadın eşit pay alır diyor.Diğerinde kadın yarım alır.

    AKRABA EVLİLİKLERİ TUTARSIZLIĞI

    NİSA SURESİ 22. Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.

    AZHAB SURESİ 37. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah’ın emri yerine getirilmiştir.

    1-İnsanlar için uygun olmadığını veya zor olduğunu gördü değiştirdi denilebilirmi?
    2-Allah önceden iyi veya kötü olacağını bilemez olabilirmi?
    3-Allah insanların ne yapacaklarını önceden bilebilen güçlü bir yaratıcı değimlidir?
    4-Allahın önce utanmazlık olarak gördüğü bir davranışı sonra normal olarak görmesi mümkünmüdür?

    İSLAMIN HOŞGÖRÜSÜ-HOŞGÖRÜSÜZLÜĞÜ TUTARSIZLIĞI

    BAKARA-256-“Islâm’da zorlama yoktur” seklindeki hükümlere dayanarak “Islâm hosgörü dinidir” diye konusur

    Zorlamayi öngören ve hosgörü’yü kökünden yok eden hükümlere dayali olarak farkli din ve inançta olanlara karsi düsmanlik beslemekten geri kalmaz ve örnegin Kur’ân’daki
    İMRAN-33-“Islâm’dan gayri bir dine yönelenler sapiktir!”,

    TEVBE-5-“Müsrikleri nerede görürseniz öldürün!”
    “Islâm’a aykiri bir inanista ise analariniz, babalariniz, yakinlariniz için magfiret dilemeyin, onlarin namazini kilmayin vs…” (örnegin K. Tevbe 23, 84, 113; Ahzâb 60-61) seklindeki nice buyruklarlara uymayi dogal sayar.

    BİR TARAFTAN ÖZGÜR DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ DİĞER TARAFTAN ALLAH DÜŞÜNÜR TUTARSIZLIĞI

    Yine bunun gibi, bir yandan Kur’ân’in: “Basiniza gelen her hangi bir musibet kendi ellerinizin yaptigi isler yüzündendir” (Sûra 30; Nisha 79 vs…);
    ya da:”Yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya çekileceksiniz” (al-Nahl 93) seklinde olan ve “irâde serbestisi”ne ve “kisi’nin sorumlulugu”na yer verir gibi görünen âyet’lerine sarilirak “Islâm akil dinidir, özgürlük dinidir” diye konusurken,
    diger yandan Kur’ân’in bu hükümleriyle çatisan, örnegin:”Süphesiz Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola eristirir” (K. al-Nahl 36, 93: Fâtir 8; Müddessîr 31, 42, vs); ya da: “Tanri dilediginin gönlünü açar onu Müslüman yapar… dilediginin kalbini dar kilar (kâfir yapar)” (K. En’âm 125); ya da: “Allah isteseydi puta tapmazlardi…” (K. En’âm 107) seklinde olan hükümlerini benimseyerek, gerçeklere “irâde serbestisiyle”, yâni “akilci düsünce” yolu ile degil fakat gökten indigi söylenen Kur’ân hükümleriyle gidilebilecegini savunur. Bundan dolayidir ki Islâm dünyasinin “büyük bilgin ve düsünür” diye bildigi nice kisiler “Ben aklimi kullanmam, kullanmamakla iftihar ederim” diyebilecek kadar kendilerini vahy”lerin egemenligine terketmislerdir

    EŞİTLİK DİNİ-DİĞER TARAFTAN IRK VE CİNSİYET FARKI GÖZETEN DİN TUTARSIZLIĞI
    Yine bunun gibi seriâtçi kisi, bir yandan :”Islâm esitlik dinidir; irk, renk, cins farki gözetmez; ne Arap, ne Acem, ne Türk vs… (gözetmeyip) insanligin güzel usaresinin bir belirisi(dir)” derken, diger yandan köleligin dogal oldugunu vurgulayan seriât hükümlerini (örnegin al-Nahl sûresi, âyet: 75) ya da siyah derili insanlarin tiksinti yaratici bir cild’e sahip olduklarina daîr hüküm’leri, ya da Arap’larin “Kavm-i necib” olarak diger müslümanlara üstünlügünü tanimlayan yönlerini benimseyebilir. Yani bir yandan Islâm’in esitlik dini oldugunu söylerken, diger yandan Seriât’in insanlar arasi esitligi yok bilen hükümlerini benimseyebilir; ve bunda bir çelisme görmez.
    Ama öyle ayet de vardır ki hükmü kaldırılmasa da, yazıldıktan hemen sonra değişikliğe uğramıştır.
    Abese suresinde peygamberin yüzünü ekşittiği gözleri görmeyen âmâ ile ilgili bir ayet daha var. Nisa-95 ayetinin “mazereti olanlar müstesna” kısmı bu âmâ sebebiyle ilave olunmuştur.
    Bakın nasıl:Peygamber evinde birkaç kişi ile otururken vahiy gelir. Nisa-95′ dir gelen ayet ve savaşa gitmeyen, savaştan kaçanlar hakkındadır.
    ”Mü’minlerden,oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir.”
    diye başlayan ayeti vahiy katibine yazdırır.
    O sırada âmâ Abdullah Ümmü Mektüm gelir ve ayeti duyunca; ” Benim de gözlerim görseydi ben de savaşa katılırdım ya resulallah, benim gibi mazereti olanların durumu ne olacak?” diye sorar. Bunun üzerine Muhammed hazretleri vahiy katibine “Ayete bunu da ilave et” der: “Mazereti olanlar müstesna” (Buhârî, Cihâd: 27; Müslim, İmara: 17)

    DÜNYAYI İNSAN İÇİN YARATTIM-YARATTIĞIMA PİŞMANIM TUTARSIZLIĞI

    Allah hiçbir yarattığı canlıyı özel bulmamışta Hıristiyan ve Müslümanlara göre insanı özel ve değerli saymaktadır.hatta şeytanın bile bize secde etmesini istemektedir.

    İNSAN SAPIKTIR;
    “Andolsun ki; cin ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, onunla gerçeği anlamazlar; gözleri vardır, onlarla göremezler; kulakları vardır, ama onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvan gibidirler, hatta daha şaşkın (dallun:sapık) dırlar. İşte gafiller bunlardır.” (A’râf 7/179)
    INSAN HAYVANDIR;
    “Yoksa sen onların çoğunun işittiklerini veya anladıklarını (kavradıklarını) mı sanıyorsun? Onlar sırf hayvan gibi, hatta gidişçe (yolca) daha sapkındırlar. (dallun) ” (Furkân 25/44)

    Allah Kuran da En değerli olarak yaratılmıştır dediği insan hakkında ne düşünüyor muş?

    ALLAHIN ÖNCE GÖKYÜZÜNÜMÜ YOKSA YERYÜZÜNÜMÜ YARATTIĞI TUTARSIZLIĞI

    NAZİRAT SURESİNDE ÖNCE GÖKYÜZÜNÜ YARATTIM YAZIYOR.
    Naziat-27-Siz mi yaratılışça daha çetinsiniz, yoksa gökyüzü mü? Onu O “Allah” bina etti.
    Naziat-28-Boyuna yükseklik verdi, nizama koydu.
    Naziat-29-Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.
    Naziat-30-Ondan sonra da yeryüzünü döşedi.

    BAKARA SURESİNDE ÖNCE YERYÜZÜNÜ YARATTIM DİYOR
    Bakara-29-O öyle bir yaratıcıdır ki, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi pek iyi bilendir.

    ALLAH İNSANI TOPRAKTAN-SUDAN-KANDAN-BALÇIKTAN YARATTI TUTARSIZLIĞI

    Alak-2-İnsanı bir kan pıhtısından yarattı!
    Enbiya-30-O küfredenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de Biz onları ayırdık; canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı?
    Nur-45-Allah bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır.
    Nahl-4-O, insanı bir damla sudan yarattı. Fakat bakarsın ki (insan) Rabbine apaçık bir hasım oluvermiştir.
    Furkan-54-Sudan bir insan yaratıp da ona bir soy ve hısımlık getiren O’dur. Rabbimin her şeye gücü yeter.
    Hicr-26-Gerçekten Biz, insanı kuru bir çamurdan, biçimlendirilmiş bir balçıktan yarattık.
    (çamur , kara balçık)
    Hicr-33-İblis, Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi. (çamur , kara balçık)
    Araf-12- Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi. (çamur , kara balçık)
    Fatır-11- Allah sizi (önce) topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. O’nun bilgisi olmadan hiç bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz bunlar, Allah’a kolaydır.
    (önce toprak ardından meni)
    Kıyamet-37-O (Rahme) dökülen bir damla meniden değil miydi?(meni)

    KURAN DA KONUŞAN MUHAMMED Mİ ALLAH MI TUTARSIZLIĞI

    Hud-2-şöyle ki, Allah’tan başkasına kul olmayın! Ben size O’nun tarafından müjdelemek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!
    Zariyat-50- O halde Allah’a koşun. Çünkü ben, size O’nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
    Zariyat-51-Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.
    Evet yine aynı şekilde allah peygamber olduğunu iddia ediyor.
    Hakka-38. Görebildikleriniz üzerine yemin ederim,
    Hakka-39. Ve göremediklerinize ki,
    Hakka-40. Hiç şüphesiz o (Kur’an), çok şerefli bir elçinin sözüdür.
    Hakka-41. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz!
    Hakka-42. Bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
    Hakka-43. (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

    İBLİS(ŞEYTAN) CİNMİDİR MELEK Mİ? TUTARSIZLIĞI

    MELEK
    Bakara-34-Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    İsra-61-Meleklere: “Adem’e secde edin” demiştik, İblis’ten başka hepsi secde etmiş, o ise: çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?” demişti.

    Taha-116-Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de, İblis’ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı.

    Araf-11-And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, “Adem’e secde edin” dedik; İblis’ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.

    CİN
    Kehf-50-Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

    KURAN DEĞİŞMİDİR-DEĞİŞMEMİŞMİDİR TUTARSIZLIĞI

    Nahl/101 , Bakara/106 ve Rad/36. ayetleri Muhammedin gerektiği zaman kuranı değiştirmesine tam yetki veriyor.

    Nahl-101-Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygambere, Sen ancak uyduruyorsun derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

    bu ayet kuranın değiştirildiğine bir kanıttır aynı zamanda allah kuranın tek harfinin bile değiştirilmeyeceğine söz vermişti fakat “biz bir ayeti değiştirdiğimiz zaman müşrikler muhammede yalancı dedi” v.s diyor Allah yalancımıdır sözünde durmamış

    Bakara-106. “Herhangi bir Ayet’in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allahın herseye gucunun yettigini bilmezmisin? Rad-39-Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.

    Fatır/43 , Fetih/23 , Yunus/64 , Enam/115 ve Ahza/62. aytetleri ise Kuranın değiştirilemeyeceğini söylüyor.

    Fatır-43-…Hayır! sen Allah’ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın kanununda asla
    bir döneklik bulamazsın. (deminki ayette döneklik yaptığını itiraf ediyordu.)
    Feth-23-… Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız.
    Yunus-64-…Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.
    Enam-115-Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
    Ahza-62-Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. [u]Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın.

    İslam kaynaklarından öğrenmekteyiz ki, Kuran’daki çelişkiler, İslamcın daha ilk anlarından itibaren fark edilir olmuştur. O kadar ki, Muhammed’in verdiği emirlerin birbirini tutmaması ve örneğin bir gün “helal” bilip izin verdiği şeyi, bir başka gün “haram” sayması ya da yasaklaması, çevrede dedikodu konusu olmuştur.

    Birtakım kişiler açıkça şöyle konuşmaya başlamışlardır: “Muhammed bugün emrettiğini yarın yasaklayarak ashabıyla alay ediyor.” Bunu söylerlerken Muhammed’i “iftiracı” olarak tanımlamışlardır.

    Muhammed, o dönemde henüz güçlü durumda olmadığı ve bu nedenle bu gibi kişilere karşı şiddet yoluna başvuramayacağını bildiği için, buyrukların Tanrı tarafından konup, gerektiğinde Tanrı tarafından kaldırıldığına dair Kuran’a ayetler koymuştur. Bunlardan biri şöyledir:
    “Biz bir ayetin yerine başka bir ayeti getirdiğimiz zaman —ki Allah, neyi indireceğini çok iyi bilir- ‘Sen ancak bir iftiracısın’ dediler…”(Nail Suresi, ayet 101).

    Söylemeye gerek yoktur ki, böyle bir ayet, hani sanki Tanrı yanlış hüküm indirirmiş de, bir başka hükümle bu yanlışlığı giderirmiş” gibi bir tanıma sokmak bakımından daha da olumsuz bir sonuç yaratmaktadır.
    Muhammed, giderek güçlendikten sonra, yumuşak tutumunu değiştirmiş ve kendisi hakkında “bugün emrettiğini yarın yasaklayarak ashabıyla alay ediyor” şeklinde konuşanların hakkından gelmesini bilmiştir.

    Nail Suresi’nin 101. ayetinin Diyanet Vakfı tarafından açıklanmasına bakınız. Bundan dolayıdır.
    Örneğin, bir kez kendisine iki kardeşin “mülk-i yeminde” birlikte yemin edip edemeyecekleri sorulmuş, o da, “Ne bileyim? Bunu bir ayet helal, öbür ayet de haram kılmıştır” diyerek soruyu cevapsız bırakmıştır.

    Yine bunun gibi, Kur’an bilgisine sahip ünlülerden Abdullah b. Amr’e, pazartesi günleri oruç
    tutmayı “nezreden” (kendi kendine adamış olan) bir kimsenin, “nezir” günü bayram gününe rastlayacak olursa, ne yapacağı sorulmuş,

    o da, “Ne bileyim? Bir tarafta Allah nezrin yerine getirilmesini emrediyor, öbür tarafta da Resulullah bayram günü oruç tutmayı yasak etmiştir” diyerek fetva vermekten çekinmiştir.

    Çelişkilerin yarattığı sakıncalar sadece bu bakımdan değil, ileride ayrıca belirteceğimiz gibi, insan beynini tutarlı ve mantıklı şekilde düşünemez, işleyemez ve gelişemez hale getirmek bakımından ortaya çıkmıştır.

    İslam ülkelerinde fikirsel, sosyal ve siyasal alanlarda geri kalmışlığın nedenlerinden biri de budur. (2) Sahih-i…, Diyanet Yayınları, c.11, s.52. 246

  9. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an gitgide değişiyor. Değişimde normal görülüyor maalesef.

    Önceden zabaniden bahsederlerdi. Şu an Kur’an’da zebani görünmüyor.
    28 peygamberden bahsedilirdi. Yavaş yavaş yok oluyor.
    Zekeriya; zeker, zikir birbirine bağlanacak, O’da gidecek.
    İlyas; ilişkisiz çeviriliyor. İki ayet imla değişikliğine rağmen ilyas kabul ediliyor. O’da gidecek.
    Zamanla bu düzensiz dil kalkacak. Dil devrimi yaşanacak. Onunla beraber Kur’an’da bu devrime göre yeniden çevrilecek. Belki devrimi Kur’an yapacak.

    Buna rağmen hala insanlar ne yazık ki inanmaya devam edecek.

    Maide suresindeki bu ayette sariku ve sarika diyorsun, bunun erkek-dişi ile ne alakası var anlamıyorum. Allah niye erkek ve kadın diyor sadece hırsız demiyor sorun cevabı çıkmaz. Kur’an’da her önüne gelinene Cin, şeytan denmiş. Böyle çorbalıkmı olur. Nisa 3’te nereden çıkarıyorsun ikişer-üçer-dörder nikahı. Ademe ve Ademü diye hareke farkı var. Bunu gören yok. Kelime sınıflamanın, kelime uyumunun, bilmem takıi edatın bir mantığı yok. Kafana ne eserse onu yazabilirsin. Bu yüzdende ilahiyatçılar tartışıyor ya zaten.

    Şekil başka ses aynı. Ben buna hiç anlam veremiyorum. (Anlam belli aslıda)

    Şekil başka ses aynı çünkü, iş şeytanlık. İnsan akıllanacak Kur’an akıllanacak. İnsan akıllanmadan Kur’an akıllanmaz. Bu düşünülmüş. Ona göre yazılmış.

    Ayetlerin mantığına bakınca işin içinden çıkılmıyor. Yeni anlamlar aranıyor iyice çorbalanıyor.

    Konu dağınıklığı içinde meal okunuyor. Adam bakayım Güneş Suresi ne anlatıyor diyor. Bir giriyor güneş yok, verip veriştiriyo oraya buraya. Cehenneme atacağım, yakacağım, şunu yapacağım. Sure toparlanamıyor. Konu çıkmıyor ortaya. Bana güneşi öğretme amacıyla yazılmadı mı bu sure? Sure ne demek?

  10. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Cengizhan Türk,doğru mantık yürütmediğin için gerçekleri göremiyorsun.Senin gibi düşünenler için bir ayet var.Bakara-26(Şüphesiz ALLAH sivrisinek ve onun ötesinde bir varlığı örnek getirmekten çekinmez.İman edenlere gelince ,onlar böyle misallerin ALLAH’tan gelen bir gerçek olduğunu bilirler.İnkar edenlerse ALLAH bu misalle neyi murad etti,derler.ALLAH bununla bir çok kişiyi saptırır ve bir çok kişiyide doğru yola iletir.Onunla sadece fasıkları(aklını kullanmayan zalim) saptırır.)Toprakta bulunan bütün elementler insanda mevcut değilmi?İnsanda su yokmu?Hangisi yanlış bunların?Bu kadar basit cümleleri anlamak istemiyorsan,yoluna devam et.

  11. metafizik19 diyor ki:

    cengiz han türke yanıt = bir yerlerden KOPYA ettiğin ve yazmaya çalışmadığın şeylerin hepsinin cevabı var hemde tam mantıklı olarak.
    Peki bu mantıklı cevabları yazsam İMANMI edeceksin? Sanmıyorum.

    Ama en azından yaratılışla ilgili kısmını bir düşün :
    İnsanı maddelere ayırlaım 100 kiloluk bir adam mesela =
    80 kilosu su, demir,bakır, ve vücutta bulunan mineraller (hepsini toprakta bulacağız)
    ne kadar gerekli ise alalım ve biz İNSAN YARATMAYI deneyim.
    Teknolojinin çok ileri aşamasında diyorum.
    Sonra büyük bir kabın içine koyalım (ayrıştırıp hepsini yerli yerine koyacağız ya ) sinirler,kan,damarlar,kulak,burun vs.
    Şimdi 80 kilo su ve içine koyduğumuz bu 20 kiloıluk maddeler
    Sanki bir ÇAMUR görünümünü alır. Ve sonra insanı yaratalım sonra eşini yaratalım. sonraki yaratılanlarıda erkek olanın MENİSİnden ve kadının yumurtasından programlayalım. Hımm. Aynı Kuranın anlattığı gibi oldu ya. YANi Kuran teşbihi anlatımlarla bu işi yapar çünki o devirde bunları açıklamak anca bu teşbihi anlatımla olabilir ve bunun içinde MÜTEŞABİH AYET der yani bak içinde TŞBH= yani teşbih yani benzetmelerin olan ayetler diye bir de açıklar. anlamasını bilene tabii.

    Diğer tarafta şöyle demişin = diger yandan köleligin dogal oldugunu vurgulayan seriât hükümlerini …
    KÖLE deyince amerikedaki siyahi zenci köleleri anlarsan yanılırsın. Orada ırkçlık var insanı ikinci sınıf bir yaratık olarak görme vardır. Oysa burada anlatılan savaş zamanıdır yani tarihe bakarsan Peygamberimiz bedir,hendek,uhud gibi savaşlar yapmıştır ve savaşta alınan esirlere = köle denir. ve Cariye diye okuduğunuz şeyde = savaş esiri kadın demektir.
    Şimdi savaş olsa esir almayıp insanların hepsini öldürecekmisiniz ? barış zamanı gelincede onların nasıl salınıvereceğinide hükümle anlatmış yani tarihi bir vakayı anlatırken siz amerikadaki siyahi köle anlayışına benzettiniz ama bu sizin tarihi ve olayları ne kadar bilmemeniz ve cahilliğinizle alakalıdır.

    Şu sorunuzada cevap verip bitireceğim :

    -Şarabı yasaklayan ve pislik yazan Kur’an,sigara ve uyuşturucuyu neden yasaklamamıştır? Hadi o dönemde sigara yoktu, ama esrar ve afyon çok yaygındı.
    Kuran ŞARAP kelimesini kullanarak haram dememiştir.

    Kuranda yasak olan şey = HAMR dır. Örtmek manası ile birlikte AKLİ MELEKELERİ ÖRTEN demektir. Yani bunun içine her türlü uyuşturucuda girer her türlü alkolda girer ve bunlardan biridir sadece Şarap. O yüzyılda Şarabada HAMR dedikleri için bu söylem gelmiş ve aslında çok hatalı bir söylemdir ben bilirim Kuranda şarap haram diye RAKI içen tanıdıklarım var. Ayrıca kuran kötülüklerden sakınanlara cenneti hazırladım der. Evrensel olarak KÖTÜ bildiğin her şeyden sakınmayı emreder ve buna SIGARA da dahildir.
    Uyarı = Bu gün meallerde oldukça hatalı çeviriler vardır ve sakın bir meali alıpta orda SENİN YANLIŞ ANLADIĞIN BİR ŞEYİ hemen doğru sanarak kaleme sarılma . Etraflı araştır o konuda bilgi al sayfaları karıştır.

  12. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Cengizhan Türke hodri meydan.Sitedeki yazılarıma son vereceğim.Ama bir şartım var.Enam-101. Ayette yazan yoktan var olmayı yani big-bangı yazan başka bir yazılı kaynak göstermesi gerekiyor.

  13. Gözlemci diyor ki:

    metafizik,

    Bakın;
    http://i44.tinypic.com/xgexj.png

    Soru işaretleri;
    Okunmayan harfler?
    Harekesiz harfler?
    Uzatma harfinin mantığı?
    Tanımlanamayan şekiller?
    Sin diyorsun ama şekil eksik olunca?

    Kur’an’a dalınca sorular bitmiyor.

  14. chemistmury diyor ki:

    Cengizhan kardeşim, hep bardağın boş tarafını görmeye çalışıyorsun öncelikle tarafsız bakış açısıyla yaklaşmanı tavsiye ederim, yoksa önyargıların neticesinde hep seni haklı çıkaracak sonuçlara ulaşırsın çünkü öyle olmasını istiyorsun. Mesela insanı sudan-topraktan-meniden yaratmasında bir çelişki göremedim; şöyle ki bugün Nasa, gezegenlerde yaşam olabilmesi için öncelikli kanıt olarak su aramaktadır tüm yaşam formalarının sudan yaratılması normal değil midir? Daha sonra genelden özele bilgi verilmiş ve insanın topraktan(=söylemek istediği şey madde olamaz mı?) yaratıldığını(ilk insanın bakış açısıyla) ve günümüz insanının hergün açıkça gördüğü gibi meniden yaratıldığını söylemiş tuhaf mı yani? Ateşten yaratılan şeytanda bahsedilen Ateş=Işık olamaz mı? Ayrıca ne bekliyorsunuz o zamanki yaşayan cahil insanlara bilimsel açıklamalar bilimsel kavramlar sunarak insanları kafasını iyiyce allak bullak etmesini mi? bu durumda islamiyet yayılır mıydı? Karşımızdaki insana bile empati kuramadığımız gibi o zamanki koşullarda o zamanki insanların bakış açısını yakalamamız ne derece zordur. Günümüz koşullarında düşünüldüğünde birçok şey saçma, anlamsız,gereksiz gelebilir ancak o günkü koşullarda Kur’an çağının ilerisinde son derece bilglendirici kutsal bir kitaptır.

  15. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    İşte bende bunu anlamıyorum.Sadece Cengizhan Türk değil,diğer ateistlerde Kurandaki,dürüst şahitlik yapma,sözleşmelere riayet,anne,babaya saygı,ölçü ve tartıda hile yapmama gibi birçok ayeti görmezden geliyor.Dürüst bir eleştirmenin,eleştiri yaparken bunlarıda yazması gerekmezmi?

  16. Fatih diyor ki:

    Adamsın !

  17. selgin aylin diyor ki:

    Şems ile ilgili bir kitap okumuştum.Orda kur’an-ı Kerim’in okunma ve yorumlama sistemlerini yazmıştı.aklımda kalan ve de mantığıma uyan yüzeysel bir şekilde okuyup yorumlamak ve de okuduğun kelimelerin derinliğini araştırıp yorumlamasını yapmak.Sanırım ikinci seçenekteki gibi okunup yorumlansa gerçekten yaradanın kullarına verdiği mesajlar çözümlenecektir..Ben Maide suresi 38 ayet hakkında hiç araştırma yapmamıştım.Ama yorumunuzu okuyunca aklın yolunun bir olduğunu tekrar kesinleştirmiş oldum.Çok teşekkür ederim doğru yorumlamayı yaptığınız için.sizi sürekli takip edebileceğim bir siteniz var ise ve de bir sakıncası yoksa internet adresinizi almak isterim.Sağlıcakla kalınız.

  18. Burcon diyor ki:

    metafizik 19,
    teşekkürler açıklama için. Gecenin 4’ünde Kur’an okurken Maide 38’e geldiğimizde yaşadığımız problemi çözdün. “kesmek” kelimesinin arapçasını aradık önce(burada bir yanlışlık olmalı) diye. sonra yazınla karşılaştık.
    tekrar teşekkürler. Gözlerine perde çekilmiştir onların bazılarının, üzülme onlara.

  19. samet diyor ki:

    Metafizik kardeş,Dünyada çıkan ekonomik krizler banka denen baş belalarından çıkıyor.1929 A.B.D ekonomik krizi,şimdiki ekonomik kriz hep bankalardan çıkıyor.Türkiyede olduğu gibi çoğuda sahipleri tarafından soyuluyor.Eğer Kuranın bu cezası Dünyada uygulansa bu soygun olayları son bulur.Milyarlarca insanda fakir kalmaz.Milyarların menfaati için bir kaç kişi feda etmeye değmezmi?Saygılarımla

    cevap: kardeş kapitalist sistemde en büyük hırsız bankalardır. öyle zenginden de çalmıyorlar. tam tersi zenginler fakirin kursağındaki lokmaya kadar çalıyor. fakat eğer bu el kesme hükmü, adamın elini kesme şeklinde uygulanırsa, o bankacı dediğin adam eliyle çalmıyor ki kurmuş sistemi organize olarak çalıyor, maddi eli kessen ne olur? en büyük hırsız çalarda çalar. eli kesmekteki mana tedrici olabilir? belki en nihayi nokta en uslanmaz halde uygulanabilir. el kesmek o fiili işlemesini engelleyici cezalar vermek, misal şehirden, çarşı pazardan yerleşim yerlerinden uzaklaştırmak, örneğin, hapsetmek, borcunu ödeyinceye kadar hırsızlık yapamayacağı bedeni bir işte kamu yararına çalıştırmak. kolay para kazanma yolu olan hırsızlığın cezası onu bundan el çektirecek elini hırsızlıktan kesecek şekilde usandırmaktır. yoksa eli kestin yakalanana kadar diğer elle çalmaya devam, e sonra iki elde yok topluma bir dilenci, bir muhtaç kazandırdık. toplumda hangi maslahata hizmet etti. Öldürsek daha iyi diyesi geliyor insanın. Hırsızlık her insanın muhtaç kaldığında veya nefsinin zaaflarına esir olduğunda işleyebileceği kolay bir günahtır. elini kaybedeceği korkusuyla bu işe cesaret etmeyebilir. fakat müfessirlerin bu ayeti tekrar incelemesi gerekir diye düşünüyorum. Burdaki mana elin idamına değil, fiilin,yani hırsızlığın idamına hükmediyor olabilir. Onu öyle ibretlik bir ceza ile cezalandırın ki eli hırsızlıktan kesilsin. benim ayetten mana çıkaracak bir arapçam yok. tefsir usulünü de bilmem, ancak motomot yüzyıllardır aynı şekilde tercüme ve tefsir edilen bu tatbikat zamana değil, kuranın rahmet manasına uygun gelmiyor. çünkü affedilmeyecek tek günahın şirk olduğunu söyleyen Allah, hırsızlığı tespit edilmiş, yakalanmış, çalınan malın tazmin edilmesiyle malı çalınanın mağduriyeti giderilebildiği halde maddi eli kesmek hırsızlık fiilini azaltsa dahi, bunun garantisi de yok. zira suudi arabistan bu cezayı çokça uygulamasına rağmen, kabede soyulan hacıların haddi hesabı yok. sırf hırsızlık ve dilencilik için gelenlerin olduğu orada çalışmış olnalar tarafından anlatılıyor. öylesi mübarek bir mescitte bile üstelik el kesme gibi ağır bir ceza ile dahi engellenemiyorsa, ayetin manasını tekrar gözden geçirmekte fayda vardır. yarın huzuru mahşerde bu adamın elini niye kestiniz, nasıl bir vebal yüklendiniz sizin aklınız yok muydu?diye yerilmemek için. kuranın defaatle akıl etmez misiniz, düşünmez misiniz? diye hitap ettiği gibi biz de bir daha düşünelim. kuranın diğer ayetleriyle de mükayese ederek bu ayetin manasını anlamaya çalışalım. eğer son noktada eli kesmekten başka bir mana çıkmıyorsa o hırsızın elini keselim. Allah hayırlara vesile kılsın.

  20. Fatih diyor ki:

    Kuran melallerini gezerken bu tartışma sayfasına rastladım. Tartışma ilgimi çekti, tarafsız gözle yorumları okudum. Kopyala yapıştır da olsa Cengiz Han ı yorumlarında güçlü buldum. Diğerleri savunma durumunda iyi niyetli ama cılız kalıyor. Özellikle “chemistmury 29/04/2012, 18:44” yorumu beni bu satırları yazmaya yönlendirdi. “Bardağa boş tarafından bakmışsın…” diyor. Allah kelamında bardağın boş tarafı da var mı?… Bilim felsefe din konularında en az karşı taraf kadar dersinize çalışın. http://www.agnostik.org adresi karşı savları görme bakımından iyi bir kaynak olabilir. Bizim dinimiz felsefeden ve bilimden uzaklaştıkça gelecek nesillerden de uzaklaşıyor. o nedenle bu siteyi önemsiyor, daha güçlü ve hazırlıklı yazılarla okumak istiyorum.

    Ayrıca, el kesme konusunda sünnet nasıldı, onu da yazarsanız Peygamber efendimiz zamanında bahse konu ayetin nasıl yorumlandığı anlaşılmış olur.

  21. yatak diyor ki:

    TâHâ
    114 – Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur’ân sana vahyedilirken, vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur’ân’ı okumada acele etme; “Rabbim! benim ilmimi artır” de.

    Kuranı okumakta acele etmeyin diyor

  22. oğuz diyor ki:

    Saptırmayın.Çoğu hırsız üç kuruş için bizim kolumuzu boğazımızı kesiyor içeride milyonlarca hırsız var ve önünü alamıyorsun.Elini kes ki caydırıcı olsun yoksa ayeti çarpıtıp, yumşatmaya çalışmak haddimize değil

  23. Bünyamin Kara diyor ki:

    HADİS İNKÂRCILARINA BİR SORU:

    Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. BAKARA – 173

    Bu ayette bütün ölü hayvan eti haramdır. Ancak sünnet bize balık ve çekirge etini helal kıldı, ve biz yiyoruz madem sünnet diye bir şey yok helal ve haram sadece Kur’an’da var, size ölü olarak gelen balığı neden yiyorsunuz?

  24. budalaylama diyor ki:

    Ferda Yamanoğlu. Öyle saçmalamışsın ki insan nereden başlayacağını bilemiyor. Kimse kutsal kitapların iyi doğru ve güzel şeylerden bahsetmediğini söylemiyor ki…Konu, kitabın Muhammed’in el yazması mı, yoksa Allah’ın kelamı mı olduğu meselesi. Bu noktada kişilere göre kitabın Allah’tan gelmiş olamayacağını gösteren kanıt varsa onun üzerinde tartışmak gerekiyor. Çünkü bu, senin yukarda söylemiş olduğun; kalan her şeyi bir insanın yazdığı şeyler haline getirir ki sen bu haliyle gene de okumaya devam edebilirsin. Eğer senin için bir kitabın sevgi, saygı, temizlik, ibadet gibi şeylerden bahsetmesi kutsal kitap olduğunun kanıtı olabiliyorsa, ben sana çok kısa sürede bir kutsal kitap yazabilirim. İçine sevgi dolu şeyler yazar, hatta anneanne büyükbaba, dayı hala ve amcaya da saygı konusu ekler, senin IQ’na sahip bir çok yandaş edinirim. Yalan söylemeyin, hırsızlık yapmayın gibi konuların yanına, güncel ”internette çok zaman geçirmeyin, eteğinizle aduket fotoğrafı çektirmeyin” gibi şeyler eklerim…IQ diyorum, çünkü son paragrafta zeka düzeyinin burda neyin tartışıldığını dahi anlamaya yetmediğini göstermişsin..

  25. budalaylama diyor ki:

    Bu yazının sahibine de tek bir sözüm var. Eğer burda bir yanlış anlaşılma var ise, bugüne dek hırsızlık sonrası elleri kesilen zavallıların, bu korkunç cezayı Allah’ın kendini iyi ifade edememesinden dolayı yaşadıklarını söyleyebilir miyiz? Kainatı muhteşem bir düzen içinde yaratan Allah için, yanlış anlaşılmalara yer vermeden bir emrini iletmesi zor olabilir mi?

  26. Alper Kerem diyor ki:

    Bu yazıyı okudum ve kendi kafamda ki yargıyı daha da güçlendirdim . Çünkü islam dini sevgi dinidir . Allah bir kulunun elinin kesilmesine müsaade eder mi ? Onları cezalandırın der. Hem daha sonra ki ayette dediği gibi daha sonra pişmanlık duyarlarsa affedin der … Diyelim el kesildi ne olacak yeni bir el mi çıkacak ? Çok doğru bir yaklaşım sizi tebrik derim.

  27. ERKAN diyor ki:

    islam da felsefe yoktur….sayfanın adından belli….ayetlerin ayrımıda yoktur….Kur’an sadece iman edenlere hitap eder……dikkat Müslüman lara değil…anlayan anlar….her Müslüman iman etmiş sayılmaz….kimseyi kandırmyın…..para kazanmak ve en kolay geçim yolu olduğu için ahkam kesmeyin….herhangi birisinin kuranı anlaması için bir başkasının açıklama yapmasına ihtiyaç yoktur….avanaklar olmasa uyanıklar nasıl geçinirler…

  28. halim selimoğlu diyor ki:

    Merhaba,

    Bu siteyi yeni keşfettim. Çok güzel tartışmalar var.

    Ben 30 yaşımdan sonra tamamen dışardan belirlenmişliklerin etkisiyle kendimi müslüman olarak isimlendirdiğimi farkettim ve sil baştan Kuran’ı incelemeye koyuldum… İyi ki de yapmışım diyorum.

    Bir yaratıcıya inanma konusunda kimse kimseyi ikna edemez. Ben bir yaratıcının olması gerektiğine inanıyorum aksini beceremedim; fakat elimdeki kitap eğer bir yaratıcı tarafından gönderildi ise o kitapta asla çelişki bulunmaması lazım. Çelişkisizlik nedir? Bence çelişkisizliğin bir algoritması vardır. Bu algoritma şimdilik benim tespitime göre 3 türden kendisini hissettiriyor (hissettiriyor diyorum çünkü daha tamamına vakıf olmadım henüz, incelemem bitmedi) :

    1: Kelimesel bir algoritma : Bu kitapta kullanılan kelimeler bir algoritma dahilinde bizi bir sonuca (anlama) götürür.
    2: Gramatik algoritma: Kullanılan gramer kuralları da bir algoritma ihtiva eder fakat bunu tespit etmek için bence çok iyi Arapça bilmek gerekir.
    3 Sayısal bir algortma : Eğer bu kitap tek bir harfinin bile değiştirilemeyeceğini idda ediyorsa bunu bize matematiksel olarak ispatlamalıdır. Kuranda geçen bazı kelime tekrarlarındaki sayılar böyle bir algoritmanın işaretlerini veriyor fakat bu açıdan da henüz inceleyemedim. Ancak kelime incelemesi yaparken yer yer rastlıyorum .

    Ancak bu çelişkisizlik ne yazık ki mellerden-çevirilerden asla ortaya çıkmıyor. Yani “aha işte ayet, işte şu da benzer ayet al sana çelişki!!” demek, çevirileri alt alta sıralayarak ortaya çelişki koymak beni tatmin etmiyor. Ben bu kitapta çelişki bulacaksam bu bu kadar kolay olmamalı, sonuca bu kadar kolay ulaşmamalıyım!!!

    Hemen bir örnek:

    Nisa 3 : Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

    Ayeti çevirilerden ve yorumlardan okursanız :

    1- Ben bir yetimle evlenebilirmişim???
    2- Haksızlık yapmaktan korkarsam 4 e kadar kadınla evlenebilirmişim ???
    3- Veya sahip olduğum cariyelerle YETİNECEKMİŞİM???

    Ayet aslında bundan bahsetmiyor. Fakat bu bilgiye ulaşabilmek için 15-16 tane ayeti orjinalinden incelemek gerekti. Ulaştığım bulguları burada yazarsam yazı çok uzar fakat tüm bulgularımı tek bir yazı altında toplamaya çalışıyorum arzı eden olursa kendisine ulaştırabilirim ve beraberce tarışma imkanına kavuşuruz.

  29. slm diyor ki:

    evet oradaki el mecazi olarak kullanılabilir ve yanlış çevrilmiş olabilir peki orjinal arapça bilen araplar neden bu ayeti böyle yorumlamıyor suudi arabistanda hırsızlıgin cezası el kesmektir(kaynak:wpikediadan bakabilirsin) demekki yanılan sen sin

  30. Ali Gel diyor ki:

    Metafizik Yukarıda insanları hayvana benzettiğin kişiler senin gibi alllah inencı olmayan şehveti için yaşayan insanlar doğru söyluyorsun

  31. M. Daghan Balta diyor ki:

    Peki Allah-U Teala elini kesin demek yerine el çektirin diyemezmiydi ? Yorumunuz son derece yanlış. Hükmü sabitte. Iyi çalışmalar

  32. Sedat diyor ki:

    yazını okudum ama şu aklımdan çıkmıyor Allah herşeye kadir değil mi ? Geleceği ve Geçmişi bilmiyor mu ? Olacakları ve herşeyi biliyor değil mi ? Evet dediğini duyar gibi oldum ama peki neden kendi ayetinde böyle bir mecaz vererek gelecek neslin böyle iğrenç şeyler yapacağını bile bile mecaz vermiş ? Hala anlamış değilim bu konuda biraz araştırma yaptım Sadece sen böyle açıklamışsın ayeti ben müslümanım ama hırsızlık yapanın elinin kesilmesi zina yapanın taşlanması gibi olaylar harbiden beni yavaş yavaş islamdan soğutuyor. Bütün meallere baktım herkes hırsızın elinin kesilmesi üzerine çevirmiş bknz( http://www.kuranmeali.org/5/maide_suresi/38.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx)

    cevabınızı bekliyorum en kısa zamanda cevaplamanız dileğiyle iyi günler…

  33. Metin Manav diyor ki:

    Hz. Peygamber döneminde Mekke’de Mahzum kabilesinden Fâtıma isimli bir kadın hırsızlık etmişti, eli kesilecekti. Kureyşin ileri gelenleri, şerefli bir aileye mensup bu kadının elinin kesilmemesini Peygamber’den rica etmek üzere, Peygam­ber’in çok sevdiği genç Üsame’yi gönderdiler. Üsame ricayı iletince Peygam­berimiz:

    Sen bana Allah’ın bir hükmünü uygulamamak hususunda aracılık mı yapıyorsun? Allah’a andolsun ki Muhammed’in kızı Fatıma da çalsa elini keserim! dedi.

    Herşeyden önce el kesmeyi emreden bir din benim dinim olamaz. Her insan içinde kötülükle doğmaz çevresel şartlardan aileden aldığı terbiye ve ahlaki değerin etkisiyle yetişir ve toplumda bir birey olur. Farklı toplumlardaki hırsızlık oranlarının farklı olması da uygulanan ceza yöntemi değil, aldığı eğitim kültür ve ahlaktır. Buradaki birçok arkadaşım muhakkak yurtdışına gitmiştir ve bazı ülkelerde insanların birbirine karşı ne kadar kibar saygılı olduğunu görmüştür. Refah seviyesi yaşam kalitesi olarak bizden çok çok iyiler. Bunun nedeni de yaptıkları din reformlarıdır. Dinin artık insanları yönetmesini bir kenara bıraktıkları içindir. Ne olursa olur kuran bir yönetim şekli değil bir şahsi ibadet olmalıdır ve herkesin ne inançta olursa olsun başka inançta bir insana saygı duyması düşmanlık beslememesi gerekir. Ben böyle bir toplumda yaşıyorum. Sizin söyledikleriniz açıklamalar evet bazı kısımları mantıklı gelebilir ama benim için yeterli değildir. Bu tamamen insanların kendi özgür düşüncesidir. Ben de eğitimsiz bir insan değilim kafamda boş değil makine mühendisiyim ve bunları kendimde yorumlayabilirim. Her insanın aklı kendinedir. Bize düşen buna saygı duymak farklı düşünenlere farklı gözle bakmamaktır.

  34. sarpmustafa diyor ki:

    Bu kadar saçma bir açıklama ancak böyle din adamlarından gelebilirdi zaten. Eli, ayağı, kolu olmayan bir canlı için el benzetmesi yaparsın anlaşılır benzetme yaptığın. Ama el, ayak sahibi insanlar için elini kesin dersen yanlış anlaşılmaya KESİNLİKLE sebep olursun. KuR’an apaçıksa niye milyonlarca insan el kesme gibi bir kural uyguluyor. Demek ki kutsal kitapta benzetme yapınca çok kötü sonuçlar doğurabiliyor. Siz de demek istiyorsunuz ki bir nevi, Allah’ta hata yapabilir. Tıpkı zeynep ve zeyd in cahiliye adetlerini düzeltmesi için evlenmelerini isteyen peygamber ve Allah, Mutsuz, kötü, zeyd’in aşağılandığı bir evlilikle sonuçlanmaına sebep oldukları gibi. Kimileri bunu cahiliyenin aydınlanması diye yorumluyor. Bana göre ise; bir köle ve soylu bir insanın Allah kelamıyla da olsa evlenseler bile mutlu olamayacakları, sınıf farkının insanlar nekadar iyi olurlarsa olsunlar asla ortadan kalkmayacağını(Buna Allah’ın gücü dahi yetmemiş onlara göre), ve üstüne üstlük özgür iradenin yok sayılarak, peygamberin dediği yapılmazsa kafir olarak görüleceği zorlamasının oldğu bir olay. Ben Allah’ı inkar etmiyorum ama Kur’an ya değiştirildi ya da Allah tarafından gönderilmedi diye düşünüyorum. Böyle saçmalıklar Yüce bir Yaratıcı tarafından yapılamaz, bunlar biz insanlara özgü yetersiz düşünce ve kusurlu akıldan ötürü olabilecek şeylerdir.

  35. sarpmustafa diyor ki:

    @chemistmury Bahsettiğin Kur’an Allah tarafından gönderilmiş sayılıyor. Ve sen diyosun ki o zamanlarda yeterliydi çağın çok ilerisindeydi ama şimdi bilimin gerisinde kaldı, geçerliliğini yitirdi. Neden yitirdi? Senin verdiğin açıklamaya göre yitirdi, çünkü şuanda biz insanlara yeten bir kitap değil, saçma, çelişkili vs olan bir kitap diyorsun. O zaman şu sonuç çıkıyor, yüce yaratıcı gönderdiği kitabı gönderdiği çağa ışık tutabilsin diye gönderdi. Bizim için saçmalıklarla dolu olan bir kitap olarak görülebileceğini ön göremedi, yani gaybı bilemiyor mu?

    @ferda yamanoğlu
    “Cengizhan Türke hodri meydan.Sitedeki yazılarıma son vereceğim.Ama bir şartım var.Enam-101. Ayette yazan yoktan var olmayı yani big-bangı yazan başka bir yazılı kaynak göstermesi gerekiyor.”

    Aç sümer tabletlerini oku. Dünyadaki tek bilgi kaynağı Kur’an değil. Sümer tabletlerini okursan Kur’an 1400 yıl önce biliyor diye iman ettiğiniz kitaptan daha önce herşeyi elleriyle tutup gözleriyle görmüşler gibi anlatan tabletler var, senin ve senin gibilerin aslında sümerlere tapması gerekir ozaman, çünkü adamlar 6000 yıl önce Kur’an da geçen herşeyi ve daha fazlasını anlatmışlar.

  36. Mehmet diyor ki:

    Selamun aleyküm. İlginç bir yazı.

    Yalnız, keşke “yed” (el) kelimesi üzerine durduğunuz kadar “kataa” (kesmek) kelimesi üzerine de dursaydınız. Ve konuşan ve yaşayan Kur’an olan Peygamber (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’i (a.s) gibi, Kur’an’ı Kerim’i Kur’an-ı Kerim’le tefsir etseydiniz. Örneğin, Hz. Yusuf Kıssasındaki “el kesmek” tabirini de inceleyerek.

    Yusuf Suresi, 31. ayette, “katta’na eydiyehunne” ifadesi geçer. Yani, Hz Yusuf (a.s.) ortaya çıkınca, kadınlar “ellerini kestiler”. Buradaki kesmek ifadesi “doğramak, kesip atmak” anlamlarında değildir. Ki zaten, bir kadının meyve bıçağı kullanarak ve el gücüyle kendi elini (kemikle beraber) doğraması mümkün değildir. Yani, bazı Müslümanların bu husustaki ayet ve hadisleri yanlış yorumlamalarındaki temel sorun, “el” kelimesinden ziyade “kesmek” kelimesini anlamamalarından kaynaklanır.

    İslami İran’da da bu hakikate dikkat edilir. Yani, bir kişi, gasp ve hırsızlık yapmışsa, ve hırsız bu cezayı gerektiren tüm şartlara uygunsa (örneğin: açlık ve ihtiyaç sebebiyle yapmama, çalınan varlığın açıkta olmaması, yani bir eve zorla girilip çalma vs. gerçekleşmişse, akıl hastalığı-takıntı sebebiyle değilse, yani ihtiyacı olmadığı halde zorla bir mekana girip bunu yapmışsa, vs. gibi) o zaman cezalandırılır. Ama ceza, 1-] Elin birazcık kesimesiyle verilir (hafifçe iz bırakmak için, ki insanlar onun suçlu olduğunu bilsin ve tedbirli olsunlar) 2-] Hırsıza rehabilitasyon verilir, ki aynı gasp cürmüne tekrar boğulmasın.

    Selametle

  37. fernando torres diyor ki:

    cengizhan tutarsızlık diye gülünç ifadeler ortaya koymuşsun, arkadaşlar cengizhan kendi düşüncelerini demiş saygım var ancak yanıldığı bir nokta var, ayetleri ordan çekip alması, anlam karmaşasına neden oluyor, tıpkı cengizhanın yapmak istediği gibi ama cengizhanın bahsettiği ayetleri bir bütün halinde okursanız cengizhan ne kadar yanılgı içinde olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız, bu iki kere iki dört gibi çok anlaşılır bir şey Allah bizi kurandan resulünden ve doğru istikametinden bir an ayırmasın amin

  38. Nevzat Deringöl diyor ki:

    Çapraz kol bacak kesme, Kelle kesme, kırbaçkama bunları acaba nasıl tecil edeceğiz…

    Yatağını paylaştığı kadını cariye diyerek satmaya hediye etmeye ne diyeceğiz… (Anadolu’da ne derler)

    Ya ganimet paylaşımı…

  39. hakkı anar diyor ki:

    İnandiginiz gibi yasamazsaniz yasadiginiz gibi inanirsiniz. Tövbe et. Kişiye takvasindan sorulur, gramerinden sorulmaz

  40. Süvari diyor ki:

    Hayret el kesilmesi konusu işlenmiş Ama aynı sürenin 33. Ayetinden hiç bahsedilmemiş yoksa benim mi gözümden kaçtı. Hani çaprazlama kesin konusu…

  41. Süvari diyor ki:

    Elini çekin tabiri de bizim Türkçe için geçerli olabilir ama Arapça’da el çektirmek deyimi gülünç yada anlamsız olabilir öyle değil mi dostlar…

  42. yigit ay diyor ki:

    Kuran elini kesin diyor koparin demiyor, bakin koparin demiyor, kuranin dedigine gore mantiga uygun olani ceza verilecek kisinin eline kesik atmaktan bahsediyor diye dusunuyorum, yoksa elini kopardin o kisinin hayatini bitirdin demektir, fakat eline kesik atarsan hem caydirici olur, ibret olur hemde kisinin elinde kesikleri goren kisiler o kisinin hirsiz oldugunu yada olabilecegini anlayip ona gore dikkatli davranirlar, dusunsenize cocuk bakkaldan seker caldi elini kopar, adam ac kaldi yiyecek caldi yada bir anlik seytana uyup para caldi elini kopar, bana hic mantikli gelmiyor, zamaninda insanlar islamiyete bu uygulamalarami cagrildi, nerede affedicilik, nerede vicdan, nerede mantik, kaldiki eli koparilan kisi birakin ders almayi islamiyet dusmani olur, zaten islamiyetin en buyuk dusmani bu ve bunun gibi sonradan islamiyete sokulmus uygulamalardir yinede en dogrusunu Allah bilir , Allah uludur buyuktur tum ovguler onadir, Allah affedicidir bagislayicidir.

  43. TEN-TEN diyor ki:

    Ferdağ yamanoğlu hanımefendi!kuran-ı kerim de bing bang,ayeti olduğunu yazmışsınız))başka bir yerde varmı diyorsunuz))elbette var,mesela sizin başka yerde yok dediğiniz,meşhur rahman 19-20 ayetiniz de olmak üzere,bing.bang,denizin sularının bir birine karışmaması,çok üzülüceksiniz ama,Brahma pruno nun,Vedlar kitabın da var))ne yapacaksınız şimdi,islamı terk edecekmisiniz))yoksa sadece,cahilce,bilgisizce,araştırmadan,kuran-ı kerimi rehber sanarak,cüheyla şekiilde yaşamaya devammı edeceksiniz?))hanım efendi!bütün dinler eski dinlerin tekrarıdır,insanlar ikiye ayrılırlar,inanan ahmaklar,inanmayan akıllılar diye.saygılarımla.

  44. Hayalet diyor ki:

    Kuranı Kerim’de bir kelime bir yerde mecaz anlamda kullanıldı diye beyanat kaç yerde bütün ayetlerde mecaz anlama gelecek diye birşey yok ayrıca yedullahi fevka eydihim ayetinde yer alan yed kelşmesini selef uleması hakiki manada kabul etmiştir ki hırsızlıkla ilgili ayette geçen yer kelimesinin sağ el ve bilekten olacağına dair sahih hadisler mevcuttur bu da onun gerçek anlamda kullanıldığının kanıtıdır ordan burdan duyduğunuz bilgilerle milletin kafasını bulandırmayın derim

  45. SAİD AY diyor ki:

    Ahmet Aldemir e ait bir yazı

    HIRSIZIN elini kesin koparın değil, bu GÜCÜNÜ ETKİSİZLEŞTİRİN https://www.facebook.com/notes/ahmet-aldemir/hirsizin-elini-kesin-kopar%C4%B1n-de%C4%9Fil-bu-g%C3%BCc%C3%BCn%C3%BC-etkisizle%C5%9Ftirin/1667559603533160

  46. ahmet diyor ki:

    Ama İnsanın Eli Var Ve Mecaz Anlamından Çıkıyor ?

  47. yobazakarşı diyor ki:

    Öncelikle siz de araştırın sonra sorun derim.
    Bahsetyiğiniz Bigbang Kuramı dini bir sav değil, bilimsel bir kuramdır. Aradaki farkı bilip te konuşun.
    Dinler Tümdengelim yöntemini kullanıtlar. Önce bu doğrudur derler ve olayları/deneyleri/gözlemleri işte bu baştan kabul ettikleri dogmaya/değişmez doğruya uydurmaya çalışırlar.
    Bilim ise Tümevarım Yöntemi kullanır. Merak eder, sorgular, araştırır, gözlem yapar, deney yapar ve sonra bu sonuçları sorgulamaya açar, bu sonuçlar tartışılır ve sonuçta bir kabul oluşturulur. Bu kabule de doğru denmez. Kuram denir. Bu kuram işler ve sonra başka bir kuram yanlışlar veya yerini alırsa/tamamlarsa o kuram çalışır. Böyle bir kuram olmazsa da eski kuram çalışmaya devam eder.
    Bunları niye anlattım.
    Şimdi profesör olmuş bir teist doçentin de bir kitabında mal bulmuş mağribi gibi sarıldığı, bigbangı bir yoktan var oluş sanarak tanrısal yaradılışa bir bilimsel dayanak oluşturma işgüzarlığına/cehaletine sizin de düştüğünüzü görmekteyim.
    Birincisi bigbang sonsuz bir tekillik der; bu fizik biliminde çok farklı ve önemli/çok dolu/herşey ile dolu bir kavramdır. Bu tekillik bir hiçlik değildir ki yoktan yaradılış olsun :) )))
    Ayrıca simetri yasası gereği bu tekillik küçüldüğü oranda enerji yüklenir. Sonsuz küçüklük ve sonsuz uzay için fizik aynıdır. Sonsuz tekillik herşeyin varolması ile aynı şeydir.
    İkincisi ise asıl söylemek istediğimdir. Aslında bigbang yaradılışı savunmaz, tam tersine reddeder, açıklarız bunu da ama gerek te yok. Çünkü bigbang sicim, süper sicim, M, F, S gibi kuramlara bıraktı çünkü yerini.
    Sicim Teorisi ise her şeyi değişik enerji titreşim örüntüleri ile açıklamakta yani maddeyi tam tamına sadece enerji ile açıklamaktadır. Madde/enerji hep vardır ve varolmaktadır demektedir. Daha da önemlisi hiçbir şey 10 üzeri -35 ten küçük bir aralığa inemez diyerek yokluğu/hiçliği reddetmektedir. Sonsuz tekillik denen olgu 10üzeri -35 olan bir büyüklüktür. Yokluk ve hiçlik değildir. Hep varlıktır demektir bu.
    Ki her bir kuramdır. Her fiziksel kuramı kitaba dayanak gösterdiniz mi çökünce de kitap çöktü demeniz gerekmiyor mu ?
    Bir diğer konu da şu:
    Cengizhan neyi nereden almışsa almış, ne önemi var ???
    Adamın kendisine değil yazdıklarına tepki verin.
    Bunlara zaten cevap verilmişti gibi ucuzlukları bırakın.
    Cevap verin, veya bu işin içinden biz de çıkamamamıştık zaten deyin.
    Kaldı ki kuranı nasıl anlayacağımı bana kimse dikte edemez. Sen nasıl ki öyle anlıyorsan ben de böyle anlarım. Kime ne, size ne !
    Bu noktada herkes kendi anlayışını kabul edip diğerlerini kafir/mürted ilan edebilir.
    Böyle kitap olur mu!
    Bu Allah kelamı ise niye herkes başka türlü anlıyor ve birbirlerini kesip biçiyor ???
    Allah niye herkesin doğru dürüst anlayacağı bir kitap göndermemiş ?
    Yanlış anlamam ihtimali olan bir kitaptan niye ve nasıl imtihan edileceğim ?
    Böyle saçmalık olur mu ?
    Cengizhan öyle anlamış. Ben de öyle anlıyorum. Ne fark eder??? Veya sizi niye ilgilendiriyor !
    Kitap orada!
    Kim nasıl isterse öyle okur, öyle anlar!
    Size ne !
    Kimsiniz ki siz;
    İnsanlara neyin, nasıl olacağını söyleme cüretini kendinizde buluyorsunuz ?

  48. Serkan diyor ki:

    Eyy metafizik kardes 14 asir yanlis yaptida senmi dogruyu buldun be bu nasil bi kafadir akilcilik yparsaniz yoldan cikarsiniz iste

  49. Murat diyor ki:

    Yusuf Süresinde Yusuf’u görünce onun güzelliği karşısında ellerini kestikleri söylenen Nisvan kadınlarından bahseder. Şimdi buradaki el kesme bileklerinden ayırdılar anlamında anlaşılıyor mu? Hayır. Ayrıca Kur’anın bir ayetinde size kötülük edenlere verecekseniz misli ile ceza verin, ama sabrederseniz bu sabredenler için daha hayırlıdır demez mi? Misli ile yani dengi ile cezayı düşününce mal çalanın canına(eline) dokunulması nasıl bir dengi cezadır? Mal yerine gelebilir ama kesilen el yerine gelmez. Kısasa kısasta da göze göze dişe diş gibi dengi ceza olurken üstelik. Zina edenin cezasında bile 100 kırbaç cezasından söz ederken acaba Allah neden cinsel organını kesin veya kadınsa onun cinsel organına azap edin gibisinden bir cezadan bahsetmez? Hani hırsız için eliyle çaldı diye ellerini kesin diye anlıyorsak o zaman zina işi de cinsel organıyla yapıldığı için onun ceza görmesi gerekirdi. Üstelik zina ayetinde 100 kırbaç cezası karşılığında kalplerinize acıma girmesin denir. Peki hırsızların cezasında bahsedilen el o organ olan el ise neden acıma duygusundan hiç bahsetmez. Asıl acıma el kesme de olmalı. Çünkü atılan kırbacın acısı zamanla geçer ama kesilen el geri gelmez. Bir de dünyanın en büyük kötülüğü mal çalma anlayışına göre bir tek hırsızlıkmış gibi bakılmasa insanları bu şekilde düşündüren nedir? Yine Kur’anda adam öldürülen bile kardeşi tarafından affedilme açık kapısı bırakılacak kadar bakılıyorsa ki -giden candır- acaba mala karşı yapılan bu davranışta niçin bu kadar acımasız bakılır bu olaya, diğer ayetlerdeki cezalarla hiç mukayese yapılmadan? Üstelik öldürülen kişinin velisine yada kardeşine yetki vermişizdir, o da öldürmede ileri gitmesin çünkü kendisine yardım edilmiştir, der Kur’an’da Allah. Yani ayete dikkat edilirse aslında Allah öldürülmesi taraftarı olsaydı o öldüren kişinin kendine yardım edilmiştir gibi bir ifadeyle yaklaşmazdı. Zaten kim affederse bu günahlara keffaret olur der ayrıca. Şimdi bu yazdıklarımı bir bütün içinde düşünürsek Kur’anın dediği gibi Kur’anı parçalara ayırmadan olaylara bakarsak acaba nasıl bir durum ortaya çıkar?

  50. muhammed diyor ki:

    İLK MÜSLÜMAN KİMDİR ?
    1-EN’AM-163: Hz. Muhammed kendisine gelen kur’an’a ve islam dinine inanan ilk müslümandır.

    2-A’RAF-143:Hz.Musa kendisine yüce Allah’tan gelen Tavrat’ta ilk inanan mü’mindir….
    3-Ali İmran-67: Hz.İbrahim yüce Allah’tan aldığı vahye ilk inanan ve yüce Allaha teslim olan döneminin ilk müslümanıdır.

    Bu nedenle her peygamber kendi döneminin ilk inananı ve ilk müslümanıdır….. Bütün dinlerin ortak ismi müslümanlıktır. (yani Allah’a teslimiyettir.) Bütün peygamberler hem mü’min,hem de müslümandırlar.(Allah’a teslim olmuşlardır)

    Özetle,ayetler arasında çelişki diye bir olay asla söz konusu değildir.Bu ayetlerde çelişki var veya bu ayet geçersizdir diye ddia etmek çok komik oluyor..

    Saygılar…

  51. muhammed diyor ki:

    Sn.cengizhan Türk,

    Cennete şerap değil,meşrubatlar,içecekler vardır,Ama maalesef,bir çok yerde olduğu gibi burada da meal hatası sözkonusudur.

    Muhammed-15.ayetin doğru meali şöyledir.

    15-Allah’a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan sudan ırmaklar,tadı değişmeyen sütten ırmaklar,içenlere lezzet veren şerbetten ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır.Onlara orada her çeşit meyvelerden de vardır.Rableri tarafından bağışlanacaklardır.Bu durumda olanlar, ateşte kalıp,bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilenlerle bir midir

    Cevap-2: Arapçada ‘’şerap ‘’sadece içecek demektir,Türkçedeki alkollü şerapla hiçbir ilgisi yoktur.Yani cennetteki şerap alkollü olmayan sade içecektir,meşrubattır

    Arapça da ( شرب – شروب – شراب )‘’şeribe’ ‘’içti‘’şurup’’içmek,‘ ’şerap ‘’içecek demektir. Yani dünyada yasaklanan şerap cennete serbest değildir.Çünkü cenenete içilen sadece meşrubat ve içeceklerdir,alkollü şerap,içecekler değildir.
    —————————————

    1-Allah Şarabı yasaklama yerine neden yapımında kullanılan bir maddeyi yok etmesin?’’diyorsunuz’’

    Şerap üzümden de yapılır,öyleyse senin mantığına göre dünyada üzüm meyvesi yok edilmeli.!!
    ——————————————

    NİSA SURESİ-7.ayetle ilgili gösterdiğiniz meal hatalıdır.

    NİSA SURESİ 7.doğru meali ise şöyledir:

    Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarında erkeklerin bir payı (zaten) vardır. Ana-baba ve akrabanın bıraktıklarında,AZ YA DA ÇOK, kadınların da bir payı olmalıdır; (Allah tarafından) farz kılınan bir paydır bu. (Yani: Erkek çocuk yoksa kız çocuk çok alır,erkek çocuk varsa az alır…)

    NİSA SURESİ-11-Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder.

    ………….Birinde Ana Baba dan çocukların alacağı diyor.
    Diğerinde Çocukların Ana Baba dan alacağı miras diyor.
    Fakat ikisinde Alınacak oran farklı.Birinde erkekle kadın eşit pay alır diyor.Diğerinde kadın yarım alır.(diyorsunuz)

    Anlatığınız gibi değil,çünkü 7.ayete göre erkek çocuk yoksa kız çocuk çok alır,erkek çocuk varsa az alır, burada ikisi eşit alır diye bir olay sözkonusu değildir.Yani onun az veya çok almasının nedeni erkek çocuğunun (kardeşinin) olup olmamasına bağlıdır.) İşte her iki ayet arasında zerre kadar bir tutarsızlık yoktur.
    (devam edecek)

    Saygılar.

  52. muhammed diyor ki:

    Sn.cengizhan Türk,
    ‘’ Kur’an’a göre miras paylaşımında vasiyetin geçerli olduğunu söyleyebilir miyiz? ‘’diyorsunuz’’
    Cevap: Evet söyleyebiliriz,bunun üç şekilde açaklaması var.
    Birinci husus; Bakara-180.ayete göre varis olma sorunu olan anne baba ve akrabalara vasiyet etmek bir haktır. Mesela: Bir ailenin oğlu müslüman oluyordu,anne ve babası müslüman olmayınca, birbirlerinin verasetini red ediyordular,ama buna rağmane kur’an,bu kişinin anne,baba ve akrabaları müslüman olmamışsa bile,yine müslümanlığı seçmiş olan oğula malının bir kısmını anne,baba ve muhtaç akrabalarına vasiyet etmeyi de bir hak olarak farz kılmıştır.Bu da kur’an’ın 1400 sene önce din ve inanç ayırımı yapmadan evrensel adaletin bir gereği olarak bunu hükme bağlamıştır.Yani bu ayete oğul,anne ve babaların dinleri ve inançları ne olursa olsun,yine de birbirlerine yardım etmeleri ve akrabalık bağlarını kesmemeleri emrediliyor…….Bu durum aşağıdaki tefsir metinlerin de aynen anlatılıyor.
    Nisa-11.ayet ise,birbirlerine varis olma sorunu bulunmayan duruma vurgu yaparak,herkesin payına düşeni ne ise,onu hükme bağlamıştır.Bu nedenle NİSA-11.ayete miras paylaşımı yapıldıktan sonra ( مِن بَعْد وَصِيَّةٍ يُوصِي بِهَا أَوْ دَيْنٍ ) ‘’…. Min ba’di vasiyetin yusi biha ev deyn..) Yani ‘’(Bu paylaştırma,ölenin) yapacağı vasiyetten ya da borcundan sonradır……..’’deniliyor,ama siz bir kurnazlık yaparak ayetin bu cümlesini göstermemişsiniz…..’’
    Yani her iki ayet farklı durumlara vurgu yaptıkları için aralarında ne bir tutarsızlık,ne de vasiyetin geçersizliği sözkonusu olmuştur.
    وهي غير منسوخة; لأنها نزلت في حق من ليس بوارث بسبب الكفر; لأنهم كانوا حديثي عهد بالإسلام، يسلم الرجل ولا يسلم أبواه وقرائبه، والإسلام قطع الإرث، فشرعت الوصية فيما بينهم قضاء لحق القرابة
    Bkz: (تفسير فتح القدير ) (تفسير النسفي ) (الإكليل في استنباط التنزيل )
    وصفوة القول أن الآية غير منسوخة بآية المواريث لأنها لا تعارضها بل تؤيدها ، ولا دليل على أنها بعدها ، ولا بالحديث ; لأنه لا يصلح لنسخ الكتاب ، فهي محكمة وحكمها باق ، ولك أن تجعله خاصا بمن لا يرث من الوالدين والأقربين كما روي عن بعض الصحابة وأن تجعله على إطلاقه Bkz: ( تفسير المنار ) (زهرة التفاسير )
    İkinci bir husus ise,Bakara suresinin 180.ayetinde vasiyet etmenin bir hak olduğu,herkesin ölümünden sonra mallarının dağıtımı için vasiyet edebileceği ayette bildirilir.Fakat bir insan vasiyet etmeden ölebilir.Bu durumda ise bu kişinin bıraktığı malları nasıl paylaşılacağı Nisa suresindeki ayetlerde ifade edilmiştir.Bu ayetler arasında herhangi bir çelişki olması söz konusu olmadığı gibi,Bakara-180.ayetin hükmü olan vasiyet de geçersiz olmamıştır.Zira her iki ayette farklı durumlara göre hüküm verilmiştir. Ama ikisini de bir arada yapma hakkı da vardır,malının 3/1’ini vasiyet edebilir, geri kalanı ise Nisa suresi gereğince mirasçılar arasında pay edilmelidir. ( İbn Mace, Vesâyâ, 5; Zeylaî, Nasbu’r Râye, IV, 399, 400 )
    Üçüncü husus ise,Bakara-180.ayete göre,ölen kişi büyük bir servet bırakıp da,anne babası ve varis olmayan yoksul akarabaları varsa,’’Nisa-11.ayeteki paylaşma yapılmadan önce yine bunlar için vasiyet yapmak bir haktır ‘’deniliyor.
    Özetle,ayetler arasında bir tutarsızlık olmadığı gibi,Bakara-180.ayetin hükmü gereği yapılması farz olan vasiyet de geçersiz değildir.Şayet geçersiz bir şey varsa o da sizin ileri sürdüğünüz sözkonusu iddiadır.!!!
    ——————————————–
    AKRABA EVLİLİKLERİ TUTARSIZLIĞI
    NİSA SURESİ 22. Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
    AZHAB SURESİ 37. Zeyd o kadından ilişiğini kesince onu sana nikâhladık ki, evlatlıkları eşleriyle ilişkilerini kestiklerinde, müminler için o kadınlarla evlenmede bir güçlük olmasın. Zaten Allah’ın emri yerine getirilmiştir.
    1-İnsanlar için uygun olmadığını veya zor olduğunu gördü değiştirdi denilebilirmi?
    2-Allah önceden iyi veya kötü olacağını bilemez olabilirmi?
    3-Allah insanların ne yapacaklarını önceden bilebilen güçlü bir yaratıcı değimlidir?
    4-Allahın önce utanmazlık olarak gördüğü bir davranışı sonra normal olarak görmesi mümkünmüdür?
    (diyorsunuz)
    Bu iki ayete bakarak böyle soru sormanın bir anlamı yoktur.Zira ayetleri yanlış algılyorsunuz.
    Açıklamalı doğru meal şöyledir:
    Babalarınızın daha önce (cahiliye devrinde) evlenmiş olduğu kadınlarla evlenmeyin,(nikâhlı bulunduklarınızdan da hemen ayrılın) ama geçmişte olanlar (cahiliye devrinde olanlar) geçmişte kalmıştır.Bu,kesinlikle tiksinti/utanç verici bir iştir,çirkin bir şeydir ve kötü bir yoldur.’’deniliyor. Yani cahiliye döneminden böyle bir durumda olanların hemen ayrılmaları isteniyor.
    Ayrıca burada akraba evliliği uygun mu görülüyor? Nerede yazıyor ?

    AHZAB-37.ayetin açıklamalı doğru meal:
    37-Hani Allah’ın kendisine (islam nimetini) lütfettiği ve senin de kendisine iyilik ettiğin (hürriyetine kavuşturduğun) kimseye ‘’Eşini yanında tut,(sakın boşama !) ve bu hususta Allah’tan kork’’diyordun. Allah’ın ortaya çıkaracağı bir durumu (Zeyd’le Zeynep arasındaki geçimsizlik ve Zeyd’in boşama talebi) içinde saklıyor ve (duyulması halinde bu geçimsizliği daha da alevlendirebilecekleri hususunda bazı münafık) insanlardan korkuyordun.Halbuki (her konuda) Allah,kendisinden korkmana daha layıktır. Zeyd,eşiyle ilişkisini kestiğinde,biz seni ona eş kıldık ki,EVLATLIKLARI İDDİA EDİLENLERİN eşleriyle ilişkisini kesince,(boşayınca) onlarla evlenmelerinde müminler üzerine bir güçlük olmasın.Allah’ın emri ise her zaman gerçekleşir.’’ deniliyor.
    Yani bu iki ayete ne var ? Bir fikir değeiştirme mi var? Allah’ın önceden iyi veya kötü olacağını bilemez diye bir duru mu var? Allah önce utanmazlık olarak gördüğü bir davranışı sonra normal olarak görmüş olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Ayrıca bu gösterdiğim iki ayetin doğru mealini düşünerek iyice okumanızı tavsiye ederim.
    ———————————
    BAKARA-256-“Islâm’da zorlama yoktur” seklindeki hükümlere dayanarak “Islâm hosgörü dinidir” diye konusur
    Zorlamayi öngören ve hosgörü’yü kökünden yok eden hükümlere dayali olarak farkli din ve inançta olanlara karsi düsmanlik beslemekten geri kalmaz ve örnegin Kur’ân’daki
    İMRAN-33-“Islâm’dan gayri bir dine yönelenler sapiktir!” diyorsunuz ‘’
    Ali İmran-33.ayete böyle bir ifade asla yoktur: İşte Ali İmran-33.ayetin arapça metni ve meali aşağıda veriyorum:
    إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى آدَمَ وَنُوحًا وَآلَ إِبْرَاهِيمَ وَآلَ عِمْرَانَ عَلَى الْعَالَمِينَ
    Ali İmran-33: Şüphe yok ki Allah Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini,İmran ailesini kendi çağının insanları içinden seçip tercih etmiştir.’’ şeklindedir. Hani o yazdığınız ifadeler nerede???
    ————————————————-
    TEVBE-5-“Müsrikleri nerede görürseniz öldürün!” sizden alıntı’’
    Tevbe-5.ayetin açıklamalı doğru meali aşağıdadır:
    5-Haram aylar bitince; (barış antlaşmasına ihanet eden ve öldürmek niyetiyle size saldıran) müşrikleri (savaşta) kıstırdığınız yerde siz de katledin.Esir olarak (yakalayabildiklerinizi) yakalayın ve hapsedin. Her gözetleme yerinde onları bekleyin.Eğer (zorlanmadan gönülden) tevbe edip, namaz kılar ve zekât verirlerse kendilerini serbest bırakın.Çünkü Allah bağışlayandır,çok merhamet edendir.
    (Not: kur’an da geçen ‘’savaşla ‘’ ilgili bütün ayetler savunmaya yöneliktir.Kur’an’a göre hiç bir kimse inancı için öldürülemez,kur’an bunu şiddetle yasaklamaktadır..Konuyla ilgili bir iki ayet şöyledir…
    1-BAKARA-256.‘’لا اكراه في الدين ‘’ Dinde zorlama yoktur.. ‘’ Bu nedenle dini veya inancı için hiç bir insanın öldürülmesi asla meşru değildir..
    2-BAKARA-190.ayete de kimlerle savaş yapılabileceğine açıktan vurgu yapılmıştır..
    Mealen: Size savaş açanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın.(savunmanızı yapın.) Fakat siz saldırmayın,zira Allah haksız yere saldıranları sevmez.’’denilmiştir. Demek ki sadece ‘’saldıranlara ‘ karşı müdafaa yapmak meşrudur,bunun dışında hiç bir savaş meşru değildir..Bu nedenle savaşla ilgili kur’an da geçen bütün ayetlerin hükmü sadece savunmaya yöneliktir…
    Tevbe 5.-ayette ‘’الله اعلم ‘’ şöyle bir mesaj veriliyor.” Onlardan (esir aldıklarınzdan) tevbe ederek,namaz kılıp,zekat verenler olursa serbest bırakın.‘‘ deniliyor. yani onlara güvenin,onlar korkularından dolayı veya serbest bırakılsınlar diye böyle yapıyorlar demeyin.! Çünkü bu ayette böyle hüküm bildirilmemiş olsaydı,esirlerden tevbe edenlerin tevbeleri müslümanlar tarafından ciddiye alınmayacaktı,bunlar korkularından dolayı veya serbest bırakılmaları için böyle yapıyorlar veya serbest kaldıklarında bunlar tekrar müminlere saldıran müşrik guruplarına iltihak edecekler diye düşünülebilirdi.İşte bu ayetle tevbe eden müşriklerin tevbelerinin ciddiye alınıp serbest bırakmaları isteniyor. Yani tevbe edenler olursa savaşın bitmesini beklemeden serbest bırakılmaları isteniyor, tevbe etmeyenler ise,savaş bitmeyene kadar serbest bırakılmayacaklardı..Ayrıca bu ayet onları tevbe etmeye,namaz kılmaya veya zekat vermeye de zorlamıyor.Bunlar kendi rızalarıyla tevbe edenlerdir..
    3-TEVBE-6.ayete bakıyoruz ki,müslümanlara sığınan,saldırmayan müşriklerinden iman etmeyenlerin de güvence altına alınmaları ve sonra güven içinde evlerine,memleketlerine gönderilmeleri isteniyor. Demek ki,bu savaş inanmadıkları için değil,barış anlatşmasını bozdukları ve müslümanlara saldırdıkları içindir.. Zaten söz konusu 5. ayetin hükmü de sadece müslümanlara saldıran müşrik guruplara yöneliktir…
    Özetle, a) TEVBE suresi 5.ayetin hükmü genel olmayıp,sadece barış antlaşmasını bozan,saldıran ve bu sözleşmeye ihanet eden guruba yöneliktir…b) Saldırmaktan vazgeçip sığınma talebinde bulunanlara hiç dokunulmayacak ve bunlara güvence verilecektir. c) İnançlarına asla baskı yapılmayacaktır… d) Gönül rızasıyla islamı beğenmeyenlerin kendilerini güvenlikte hissedecekleri yere (evine,vatınana) gönderilecektir. e) Antlaşmayı bozup saldıranlara yönelik bu hüküm,inançlarını değiştirmek veya onları müslümanlığa zorlamak için değildir.
    6-Eğer müşriklerden biri sana sığınmak isterse,sen de ona güvence ver,ta ki Allah’ın mesajını dinlesin, düşünsün.Sonra (inanmazsa) onu, kendisi güvenlikte hissedeceği yere (evine,yurduna ) ulaştır .Böyle (yapmalısın), çünkü onlar (Hakikati) bilmeyen bir toplumdur.
    Yani iddianızın bir dayanağı yoktur,zira ayetin ortasını cımbızlayarak göstermişsiniz!
    ——————————————————————
    TEVBE-28.ayetin açıklamalı doğru meali aşağıdaki gibidir.
    28-Ey inananlar! Doğrusu o (saldırgan) putperestler,kötü (niyetli) insanlardır,Bu nedenle,onlar (şirke dayalı hac ibadetlerini gerçekleştirmek amacıyla) bu seneden sonra Mescidi Harama yaklaşmasınlar. Eğer (onlarla ticaretinizin kesilmesi sebebiyle) yoksulluktan,ekonomik krizden endişe ediyorsanız, ( unutmayın ki gün gelir,)Allah dilerse sizi lutfuyla bolluğa kavuşturur: Zira Allah her (çareyi) bilendir, onu hikmetle (icra) edendir.
    (Bu ayet, Rasülüllah’ın katıldığı Hacc-ı Ekber’in kapanış beyannamesindeki maddelerden bir tanesidir ve belirli muhataplara yönelik bir kesin uyarıdır. Burada konu edilen “müşrikler”, Rasülüllah ile yaptıkları sözleşmeleri, barış antlaşmalarını bozup Müslümanları sinsice ve arkadan vurmak isteyen kimselerdir. Yaptıkları iş ve eylemleri Pislik olan da; bir daha Mescid-i Haram’a sokulmayacak olan da bunlar olup başka yerde yaşayan müşrik, Yahudi, Hıristiyan, Mecusi ve ateistler değildir. Hele hele o günlerden seneler, asırlar sonra dünyaya gelmiş ve gelecek Müslüman olmayanlar hiç değildir. Ayetin yer aldığı pasajı iyi anlamak gerekmektedir.Pasajda bu konu gayet açık ve nettir. (alıntı)
    a ) التحرير والتنوير ) وقد أنيط وصف النجاسة بهم بصفة الإشراك فعلمنا أنها نجاسة معنوية نفسانية وليست نحاسة ذاتية )
    فلانٌ نَجَسٌ : خبيث فاجر { إِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ ) معنى نجس في معجم المعاني الجامع – معجم عربى
    a) » تفسير البيضاوي» ) يا أيها الذين آمنوا إنما المشركون نجس لخبث باطنهم )
    b) وجملة القول أن لفظ النجس في القرآن جاء بالمعنى اللغوي المعروف عند العرب لا بالمعنى العرفي عند الفقهاء ، وكانت العرب تصف بعض الناس بالنجس ، وتريد به الخبث المعنوي كالشر والأذى
    c) (تفسير المنار )
    d) وذهب الجمهور من السلف والخلف ومنهم أهل المذاهب الأربعة إلى أن الكافر ليس بنجس الذات ؛ لأن الله – سبحانه – أحل طعامهم ، وثبت عن النبي – صلى الله عليه وسلم – في ذلك من فعله وقوله ما يفيد عدم نجاسة ذواتهم ، فأكل في آنيتهم ، وشرب منها ، وتوضأ فيها ، وأنزلهم في مسجده » تفسير فتح القدير
    ———————
    TEVBE-84.ayetin meali:
    84-Onlardan (münafıklardan) ölen hiçbiri üzerine sakın namaz kılma ve ( islama göre dini vecibelerini ifa etmek maksadıyla) asla kabri başında da durma.Çünkü onlar,Allah’ı ve O’nun elçisini inkâr ettiler ve ilâhî buyrukları hiçe sayarak çiğneyip can verdiler. ‘’ deniliyor.
    Şimdi sana bir soru,islama inanmayan herhangi biri islam usuluna uygun cenaze namazının kılınması ve diğer işlemlerin islam usuluna uygun yapılmasını ister mi ? Mesela: Bir hıristiyan kilisenin düzneleyeceği bir dini tören dışında,cenazesi için islama uygun bir türeninin yapılmasına razımıdır.? İşte kur’an’ı kerim de hz.peygambere islama inanmayanlara islam usuluna göre dini bir törenin düzenlememesi isteniyor,çünkü inanmadığı halde islama uygun bir tören düzenlenirse,onun inancına bir saygısızlık olur.İşte bu nedenle her insanın inancı ne ise ona uygun cenaze törenin yapılmasını istiyort,yani bununla islam her insanın inacına saygı gösteriyor.
    —————————–
    Tevbe-113.ayete de küfür üzerine ölmüş olanlar için peygamber bile olsa dua etmesinin fayda sağlayamayacağına,Allah katında kayırmanın olmayacağına vurgu yapılmıştır.Zira o gün kimse kimseyi vebal altındankurtaramaz…deniliyor.Bu da gayet doğal bir durumdur.
    ——————————-
    Ahzab-60-61: Eğer münafıklar, kalblerinde hastalık bulunanlar, şehirde (fitneye, kargaşaya sebep olmak,umumî huzuru bozmak için) bozguncu haberler yayanlar,buna son vermezlerse; muhakkak seni onlarla mücadeleye/bunu önlemeye çağırırız da sonra (bu tumlarıyla) çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.’’ Deniliyor.Budurum da gayet normaldır,onlar Medineyi karıştıracakalar,toplumun huzur ve düzenine bozacaklar da hz.peygamber ve mü’minlar bu duruma seyirci kalacaklar,öyle mi ??? Biraz mantıklı yorumlar yapmanız dileğile,saygılar. (devam edecek)

  53. muhammed diyor ki:

    Sn.cengizhan Türk,

    ‘’ BİR TARAFTAN ÖZGÜR DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ DİĞER TARAFTAN ALLAH DÜŞÜNÜR TUTARSIZLIĞI Yine bunun gibi, bir yandan Kur’ân’in: “Basiniza gelen her hangi bir musibet kendi ellerinizin yaptigi isler yüzündendir” (Sûra 30; Nisha 79 vs…); ‘’ diyorsunuz ‘’

    Peki yeryüzüne insanlık geldiğinden bu yana dünyanın huzur ve düzenini bozan,milyonlarca insanın ölümüne,nice insanların açlığa mahküm olmasına vs.sebep olan ve dünyada hertürlü kötülüğü kendi eliyle yapan insanlar değil midir? İnsanları katleden,katliam yapan,havayı,suyu,,çevreyi vs. kirleten insanın kendisi değil midir? Haşa bunları Allah mı yapıyor? İşte bu nedenle ayete de belirtildiği gibi,hertürlü kötülüğün,huzursuzluğun,ızdırabın musibet ve felaketin müsebbibi insanının kendisidir. İnsanların birbirlerinin haklarına,malllarına,canlarına tecavüz etmemesini,kimseyi incitmemesini emreden ve yeryüzünü bayındır hale getirip kalkındırmakla insanı görevli kılan yüce Allah konuyla ilgili Hud-61. ayete ‘’ Salih’i elçi olarak gönderdiği halkına şöyle tebliğ te bulunmasını istemiştir.

    ( ا هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ الْأَرْضِ وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا فَاسْتَغْفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوا إِلَيْهِ ۚ…. )

    HUD-61: Semud (toplumuna da) soydaşları Salih’i (elçi olarak) gönderdik.(Salih onlara:) “Ey kavmim! (Yalnızca) Allah’a kulluk edin!” dedi, “(Çünkü) sizin O’ndan başka tanrınız yok.Siz meydanda yokken O, yer menşe’li gıdalarla vücudunuzu inşa etti VE YERYÜZÜNÜ İMAR EDİP KALKINDIRMAKLA DA SİZİ GÖREVLİ KILDI,Şu halde, (şimdiye kadarki) günahlarınız için O’ndan bağışlanma dileyip, sonra da bütün kalbinizle O’na yönelin. Şurası bir gerçek ki Rabbim, (merhametiyle) kullarına çok yakındır; onların istek ve dualarına muhakkak cevap verendir.’’

    İşte ne yazık ki gördüğümüz gibi yüce Allah insanoğlunu dünyanın imar ve kalkınmasıyla görevli kıldığı halde o kendi özgür iradesiyle bunun tersini yapmaktadır.Yani felaketleri kendi eliyle üretmektedir. Şura-30 ve Nisa-79. ayetler de bu gereceğe vurgu yapmaktadır.Ama bu ayetlerin neyi anlattığını bilmeden yorum yapmak veya gerçek anlamını çarpıtmak kimseye hizmet değildir.Ayrıca sana göre insanlar hertürlü kötülüğü yapabilsin de,evreni ve onları yaratan yüce Allah onun kötü işlerine karışmamalı ve bu konuda onları sorumlu tutup sorguya çekmemelidir değil mi? Yüca Allah’ın insanın kendi özgür iradesiyle yapacağı kötülükler için ceza vermesi, erdemli olup yaptığı iyililer için de ödül vermesi gibi daha doğal bir şey düşünülemez.

    Ayrıca bunula insanın iradesi elinden alınmıyor,zira kim ne isterse yine de yapabilmektedir.Mesela toplumun hukuk düzeni suç işleyenlere,kötü işleri yapanlara ceza,insanlığın ve toplun iyiliği için çalışıp hizmet edenlere de ödül veriyorsa,bu insanın iradesini elinden almak mıdır? Yani kötülüklere engel olmak kötü bir şey midir? Yoksa herkes dilediği gibi hertürlü kötülüğü mü yapabilsinler. Zalimler,diktatörler,güçlüler,hep diğer insanları sömürüp ezsinlermi? İşte ilahi mesajların hedefi dünyanın huzur ve düzenin bozulmaması,yeryüzünün kalkındırılıp bayındır bir hale getirilmesi ve her zaman insanın erdemli ve iyi bir birey olmasını hedeflemektedir.

    ————————————————————

    ‘’ya da:”Yaptiklarinizdan dolayi mutlaka sorguya çekileceksiniz” (al-Nahl 93) seklinde olan ve “irâde serbestisi”ne ve “kisi’nin sorumlulugu”na yer verir gibi görünen âyet’lerine sarilirak “Islâm akil dinidir, özgürlük dinidir” diye konusurken, ( diyorsunuz )

    Yani insanları sorumsuz bırakıp,sadece egosunun tatmini için çalışan,hertürlü insanlık dışı suçu işleyebilen,dünyevi ve uhrevi müeyyidelerle karşılaşmayan, kötülük yapmakata serbest olan,hiçbir konuda kendisine,mani olunmayanve sorumsuzca davranabilen biri olarak kabullenmemiz mi gerekir? Hem uhrevi,hem de Hukuki müeyyideler yoksa ve kötülük yapanlara engel olunmazsa, dünyamız ne hale geleceğini bile söylemeye gerek var mıdır? İşte ilahi mesajlar insanlığın erdemli bir hayat sürdürmesi ve dünyanın huzur ve düzenin sağlanması içindir.Yoksa hertürlü suç ve kötülüğün işlenebilmesi için insanlara sınırsız bir özgürlük mü arzu ediyorsunuz? Böyle bir özgürlük dünyanın başına en büyük felakettir!!!

    —————————————————————-

    ‘’diger yandan Kur’ân’in bu hükümleriyle çatisan, örnegin:”Süphesiz Allah diledigini saptirir, diledigini de dogru yola eristirir” (K. al-Nahl 36, 93: Fâtir 8; Müddessîr 31, 42, vs); ya da: “Tanri dilediginin gönlünü açar onu Müslüman yapar… dilediginin kalbini dar kilar (kâfir yapar)” (K. En’âm 125); ya da: “Allah isteseydi puta tapmazlardi…” (K. En’âm 107) seklinde olan hükümlerini benimseyerek, gerçeklere “irâde serbestisiyle”, yâni “akilci düsünce” yolu ile degil fakat gökten indigi söylenen Kur’ân hükümleriyle gidilebilecegini savunur…’’ diyorsunuz ‘’

    Cevap: Yukarıda vermiş oldunuz meallerin tümü hatalı olup,yüce Allah’ın adaletiyle bağdaştırmak mümkün değildir.

    Sırasıyla ayetlerin açıklamalı doğru meallerini aşağıya alıyorum.

    NAHL-36: Doğrusu Biz, (geçmiş) her toplumun içinden”Allah’a kulluk edin, ilahlaştırılan şer otoriteden uzak durun!” diyen bir elçi görevlendirmişizdir.Bunun ardından onlardan kimileri Allah’ın gösterdiği DOĞRU YOLA UYDU, kimileri de (sapıklığı tercih edip hakka direnmesi yüzünden) sapıklığı hak etti.O halde siz yeryüzünde gezip dolaşın da (Hakk’a karşı gelip hak davetçileri olan elçileri) yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün.’’

    —————————————————–

    NAHL- 93: Ve eğer Allah dilemiş (ve irade vermeyerek sizi aynı inanç ve davranışa mecbur bırakmış olsaydı) hepinizi tek bir ümmet yapabilirdi.Ama O,DİLEĞENİ (inkar ve sapıklığı tercih edeni) sapıklıkta bırakır,DİLEĞİNİ de (iman ve hidayeti tercih edeni) doğru yola iletir.Böylece sizler yaptığınız bütün işlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.’’ deniliyor.

    ——————————————————–

    FATIR-8: Biz her elçiyi ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara (mesajlarımızı) açıklayabilsın.Artık Allah DİLEĞENİ (elçiye icabet etmeyip inkar ve sapıklığı tercih edeni) sapıklıkta bırakır,DİLEĞENİ (elçiye icabet edip iman ve hidayeti tercih edeni) de doğru yola eriştirir.O güçlüdür,doğru hüküm/ karar verendir.
    ———————————–

    MÜDDESSİR-31: -………….Buna karşılık,kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkara ısrar edenler ise, “Allah böyle bir temsil ve tasvirle ne anlatmak istiyor ki?!”derler. Allah,DİLEĞENİ (kalplerinde şüphe bulundurup sapıklığı tercih edeni) işte böyle sapıklıkta bırakır ve DİLEĞENİ (iman edip hidayeti tercih edeni) de hidayete erdirir………’’

    ————————————–

    EN’AM-125: Allah,her kimi (hadayeti bulmak için çaba göstermesinden dolayı) doğruya erdirmek isterse,onun gönlünü İslâma açar.Kimi de (inanmayıp sapıklığı tercih etmesinden dolayı) sapıklıkta bırakmak isterse,onun da kalbini göğe yükseliyor muş gibi,(oksijen eksikliğinden dolayı nefes darlığı çekiyormuş gibi) dar ve sıkıntılı kılar.Allah (gerçeğe karşı çıkıp) inanmayanların üstüne,işte böylece rezellik bırakır.

    EN’AM-107: Eğer Allah dileseydi; onlar(a imtihan gereği özgür irade ve seçme özgürlüğü vermeseydi) ortak koşamazlardı.Ve biz seni onların başında bir koruyucu ve gözetleyici yapmadık;onların işlerinin vekili,(yaptıklarından sorumlu da) değilsin’’ şeklindedir.

    Bu nedenle haşa bunları saptıran Allah değil,belki özgür iradeleriyle sapıklığı tercih ederek kendilerini saptırırlar.Gerek hidayet,gerek sapıklık olsun,insana verilen özgür iradesinin bir tezahürüdür.İnsan özgür iradesiyle neyi (yani hidayet veya sapıklığı) tercih ederse,onunla buluşur,Yani hidayet olmak veya sapıklık içinde kalmak insanın özgür iradesiyle gerçekleşir…!!!

    ————————————-

    DÜNYAYI İNSAN İÇİN YARATTIM-YARATTIĞIMA PİŞMANIM TUTARSIZLIĞI.(diyorsunuz)

    Yine yukarıda göstermiş olduğunuz A’RAF-179.ve FURKAN 44.ayetlerin mealleri yanlıştır.

    Açıklamalı doğru mealler ise aşağıdadır:

    A’RAF-179: Gerçek şu ki,biz akletme ve düşünme organları olup,(hakkı) kavramaya,gözleri olup da (gerçeği) görmeye,kulakları olup da (hakkı) duymaya çalışmayan,(iradelerini yanlış yolda,nefislerinin arzusu istikametinde kullanan) cin ve insanlardan (bu tür davranışları nedeniyle) cehennemlik olan birçok kimseyi de (yeryüzünde) yaydık/onlara yaşama imkanı verdik.Onlar (düşünme ve akletme organlarını kullanmadıklarından adeta) hayvan gibi (akletmez) olurlar.Hatta onlardan yolca daha da ŞAŞKINDIRLAR.İşte onlardır gerçeklerden habersiz olanlar.

    Bu ayete aklını kullanmayanlara bir hakaret sözkonusu olmadığı gibi,cehennem için de kimsenin yaratıldığı yok,ama maalesef hatalı mealler yüzünden ayetler sorunlu gibi algılanmaktadır.

    FURKAN-44:Yoksa sen onların çoğunun (hakikati) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar (düşünme ve akletme organlarını kullanmadıklarından adeta) hayvan gibi (akletmez) olurlar,belki yol bakımından onlardan daha ŞAŞKINDIRLAR.

    1-BU NEDENLE AKLINI KULLANMAYANLAR SAPIK DEĞİL,YOLCA ŞAŞKINDIRLAR,

    2-AKLINI KULLANMAYANLAR DEĞİL,BELKİ ONLARIN TUTUM VE DAVRANIŞLARI ETİ YENEN HAYVANLARIKİNE BENZETİLMİŞTİR.HEPSİ BU KADAR!!!

    Yani bu tip insanlara hakaret sözkonusudeğil,zira insanın kötü tutum ve davranışları kötü sözlerle yermek hakaret sayılmaz.Burada bunların tutum vedavranışlarda bir benzetme vardır.Ama şu da bir gerçektir ki dünyada hayvandan öte canavar gibi düşünen ve yaşaaynlar da vardır.

    ————————————

    ALLAHIN ÖNCE GÖKYÜZÜNÜMÜ YOKSA YERYÜZÜNÜMÜ YARATTIĞI TUTARSIZLIĞI (diyorsunuz)

    İlgili ayetlerde hiçbir tutarsızlık yoktur!

    Zira NAZİAT-30-31.ayetlerde en son Dünyanın yaşam için elverişli hale getirildiğine vurgu yapılmıştır. Yaratıldığına değil.!!!

    NAZİAT-27-33.ayetler şöyledir.

    27-Siz mi,yoksa gök mü (gyaratılış açısından daha zorludur? (Allah) onu inşâ edip var kılmıştır.

    28-Onu (semanın bütün gök cisimlerini) desteksiz yükseltti ve kusursuz işleyen bir sisteme bağladı.

    29-Ve (yerkürenin kendi ekseni etrafında dönmesiyle meydana gelecek) gecesini karanlık,gündüzünü de aydınlık yaptı.

    30-31: Ve onun ARDINDAN yeryüzünü yuvarlatarak (geoit şeklinde) bir düzene koydu; Ondan da suyunu ve otlağını çıkarıverdi.’’

    Yani yaratılmış olan semanın/bütün gök cisimlerinin yedi manyetik kuşağı,çekim gücü,vs.bunların denge ve düzeni kurulduktan sonra dünya gezegeni de yaşam için elverişli hale getirilmiştir.

    İşte burada ‘’والارض بعد ذلك دحيها ‘’ Vel arda ba’de zalike dahaha ‘’ Sema (yani bütün gök cisimleri) yaratılıp düzeni kurulduktan sonra yeryüzü de yaşam için yuvarlatılmış,(egoit şeklinede) düzenlenmiş ve daha sonra yaşam için bütün geçim kaynakları yaratılmıştır.

    Buna göre bütün gök cisimleri hep birlikte yaratılma sürecine girmiştir,ama dünyanın yaşanır hale getirilmesi en son olmuştur.Yani evrendeki çekim kuvvetlerinin kaynağını oluşturan yıldızlarla dolu galaksiler vs.hepsi oluşup denge ve düzeni kuruldukan sonra Arz da yaşam için elverişle hale getiriliyor.Yani Enbiya-30.ayete de belirtildiği gibi dünya ve diğer bütün gök cisimleri bir madde (ilk atom,kozmik yumurta) halinde iken,şiddetli bir patlama ve bölünmeyle bugünkü evrenin yaratılış süreci birlikte başlamış bulunuyor.
    Bakara-29.ayetle ilgili gösterdiğiniz mealde hatalar vardır.

    BAKARA-29.AÇIKLAMALI DOĞRU MEALİ AŞAĞIDADIR.

    29-O (Allah) ki,yeryüzünde bulunan bütün varlıkları sizin için yarattı.Bir de plan ve tasarımını (daha önce gaz bulutları halinde yaratmış olduğu) semaya uygulayıp onları (o gaz halindeki semavi unsurları) da yedi gök/manyetik kuşak halinde nizama koymuştur.Ve yalnız O’dur her şeyi (tastamam ve hakkıyla) bilen. ‘’

    Yani Bakara-29.ayete önce yeryüzünü yarattım diye bir ifade yoktur,

    İşte görüldüğü üzere ayetler arsında bir tutarsızlık sözkonusu değil.

    ——————————

    ALLAH İNSANI TOPRAKTAN-SUDAN-KANDAN-BALÇIKTAN YARATTI TUTARSIZLIĞI
    (diyorsunuz)

    Bu ayetlerde de hiçbir tutarsızlık yoktur,Zira,

    ALAK-2: İnsanı (rahim cidarına) yapışan bir hücreden/embriyodan yarattı. (bu ayete vurgusu yapılan bizleriz,ilk insan değil.)

    ENBİYA-30: O inkar etmiş olanlar bilmiyorlar mı ki, gökler ve yeryüzü (nün ilk maddesi başlangıçta) tek ve bitişik bir bütün idi de Biz (bitişik olan) ikisini (n ilk maddesini bölüp) ayırdık! ve hayatı olan her şeyi sudan oluşturduk. Buna rağömen onlar hala inanmayacaklar mı?

    Burada canlılar için suyun bir hayat unsuru olduğuna vurgu yapılmıştır.

    Nur-45-Allah bütün canlıları sudan yarattı.İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır.

    Yine burada da canlılar için suyun bir hayat unsuru olduğuna vurgu yapılmıştır.

    Nahl-4-O, insanı bir damla sıvıdan/kendi içinde embriyoyu barındıran meniden yarattı.Fakat bakarsın ki (insan) Rabbine apaçık bir hasım oluvermiştir.

    (NAHL-4.ayet ile ALAK-2.ayet aynı şeyi anlatıyor,çünkü Alak-2.ayete vuırgusu yapılan embriyo meni içinde bulunuyor.)

    FURKAN-54: İnsan cinsini sıvıdan yaratan sonra üremesini sağlamak için soyunun devamını sağlayan, akrabalık duygusunu yaratan da O dur. Senin Rabbin her şeyi yerli yerince planlayandır.

    Burada da yine ilk insan değil,belki bizim gibi çinde embriyo bulunan meniden söz ediliyor)

    HİCR-26: Biz (ilk)insanı toprağın çamurundan,yıllanmış kara balçıktan yarattık.
    (burada bizler değil,ilk insanın suyla karıştırılmış çamurdan yaratıldığına vurgu yapılmıştır)

    Hicr-33-İblis, Ben toprağın çamurundan,yıllanmış kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim,dedi.

    Yine burada bizler değil,ilk insanın suyla karıştırılmış çamurdan yaratıldığına vurgu yapılmıştır.)

    Araf-12- Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın,dedi.

    Yine burada bizler değil,ilk insanın suyla karıştırılmış çamurdan yaratıldığına vurgu yapılmıştır.

    Fatır-11-Allah sizi (ilk atanızı) topraktan,sonra (onun nesli olarak) sizi meniden yarattır,sonra da sizi iki cinsten biri şekline sokar. O’nun bilgisi olmadan hiç bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de,onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.Şüphesiz bunlar,Allah’a kolaydır.

    Burada da ilk insan tporkatan,nesli de meniden yaratıldığına vurgu yapılmıştır.

    Yani ayetler arasında bir tutarsızlık asla sözkonusu değildir.Galiba siz ayetlerde vurgusu yapılan ilk insan ile,sonra meniden yaratılan nesliyle karıştırıyorsunuz…

    Kıyamet-37-O (Rahme) dökülen bir damla meniden değil miydi?(meni)

    burada da ilk insan değil,bizim gibi meniden yaratılan o ilk insanın nesline vurgu yapılmıştır.)

    Yani ayetler arasında bir tutarsızlık asla sözkonusu değildir.Galiba siz ayetlerde vurgusu yapılan ilk insan ile,sonra meniden yaratılan nesliyle karıştırıyorsunuz…)
    —————————————

    KURAN DA KONUŞAN MUHAMMED Mİ ALLAH MI TUTARSIZLIĞI (diyorsunuz)
    Ayetler şöyledir:

    HUD-1-2: Elif Lâm Râ.Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır.(De ki:) “Şüphesiz ben de size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”

    ZARİYAT-50-51:Şu halde (de ki): Allah’a sığının! Gerçek şu ki ben, O’nun tarafından görevlendirilmiş (mesajlarını) açıklayan bir uyarıcıyım.Ve Allah ile beraber başka bir ilâh de edinmeyin.Zira ben,size, onun tarafından gönderilmiş (mesajlarını) açıklayan bir uyarıcıyım.

    Yani her defa elçiye gelen mesajın başında zımnı olarak,ey elçi’’ de ki; tebliğ et veya oku‘’gibi emirler zaten vardır.Çünkü elçiye gelen her mesaj,elçi trafından okunmak, anlatılmak açıklanmak ve duyurulmak içindir.Bu nedenle her zaman açıktan bu tür emir kiplerinin gelmesine gerek yoktur. Yani yüce Allah kendi mesajının tebliğini yapan ve bu tebliğ için seçmiş olduğu elçinin görevini de anlatan bu mesajları kendi katında oluşturup,aynen tebliğini yapmak üzere vahiy meleği aracılığıyla elçisine gönderiyor.Ama yüce Allah tarafından elçinin görevini anlatan cümle,elçi tarafından okununca sanki sözkonusu ifade ona aitmiş gibi algalanıyor ,halbuki öyle değildir.Zira o şekilde elçi için mesaj oluşturan yüce Allah’tır.Yani her iki ayeti de oluşturan yüce Allah,okuyan ve duyuran ise,elçidir.
    —————————————————-

    Evet yine aynı şekilde allah peygamber olduğunu iddia ediyor. (diyorsunuz)

    Ama öyle bir durum sözkonusu değildir.Zira ayetin doğru meali aşağıdaki gibidir.

    DOĞRU MEAL ŞÖYLEDİR:

    HAKKA-38-40: Hayır,görebildikleriniz ve göremedikleriniz üzerine yemin ederim ki,Kur’an değerli bir elçinin (benim katımdan size) getirdiği sözdür.’’ şeklindedir.

    Hakka-41. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz!
    Hakka-42. Bir kâhin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!
    Hakka-43. (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.
    Yani buradaki iddianızın da geçersizdir!!!

    ——————————————————

    İBLİS (ŞEYTAN) CİNMİDİR MELEK Mİ? TUTARSIZLIĞI ( diyorsunuz)

    CİN

    Bakara-34-Hani meleklere,Âdem için saygı ile eğilin demiştik de (cinlerden olup onların arasında bulunan) İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler,(cinlerden olan) İblis ise (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve nankörlardan olmuştu.’’ şeklindedir.

    İsra-61,Taha-116,Araf-11.ayetler de aynen Bakara-34.ayet gibidir.Yani her ne kadar İblis melekler arasında orada bulunuyorsa da,meleklerden olduğuna dair en ufak bir işaret yoktur.Ayrıca Allah’ın meleklere vermiş olduğu secde emri orada bulunanların tümüne yönelik olmuştur.Melekler arasında bulunan İblis tek kişi olduğundan,hitap meleklere yönelmiştir.Mesela: Başbakan İstanbul da toplanan büyük bir gruba hitap ederken ‘’ Ey İstanbullular’’ dediğinde orada İstanbullu olmayanlar da olabilir,peki bu hitap onlara da yönelik değil midir ? İşte yalnız bir kişi olan İblis de melekler arasında bulunurken,ilahi hitap ona da yönelik olmuştur,ama o melek cinsinden değildi.

    CİN

    Kehf-50-Hani biz meleklere,Âdem için saygı ile eğilin demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı.Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu,zalimler için ne kötü bir bedeldir!

    Burada ise,İblis’in kimlerden olduğunu açıktan bildirilmiştir.

    Bu nedenle Bakara-34,İsra-61,Taha-116,Araf-11.ayetlere göre İblis meleklerden olup bu ayetlerin Kehf-50.ayetle tutarsız olduğnu iddia etmenizin hiçbir dayanağı yoktur!!!

    (devam edecek) Saygılarımla.

  54. muhammed diyor ki:

    Sn.cengizhan Türk,

    KURAN DEĞİŞMİDİR-DEĞİŞMEMİŞMİDİR TUTARSIZLIĞI (diyorsunuz)

    Nahl/101 , Bakara/106 ve Rad/36. ayetleri Muhammedin gerektiği zaman kuranı değiştirmesine tam yetki veriyor. (diyorsunuz)

    Bu iddianızın da bir dayanağı yoktur,zira ne hz.peygambere böyle bir yetki verilmiştir,ne de yüce Allah kur’an’dan bir ayeti kaldırıp yerine başka bir ayet getirmiştir.

    Öyleyse sırasıyla ayetlerin doğru meallerini de burada gösterelim:

    —-NAHL-101.AYETİN AÇIKLAMALI DOĞRU MEALİ AŞAĞIDADIR:

    Biz (geçmiş kitaplardaki) bir âyetin yerine (Kur’ân ile) başka bir âyeti getirdiğimiz zaman, -ki Allah neyi indireceğini iyi bilir-:’Bu Kur’ân’ı sen uyduruyor,Allah’a iftira ediyorsun’ derler. Kesinlikle hayır.Onların çoğu (bunun hikmetini) bilmezler. ’şeklindedir.Aşağıdaki arapça tefsir metinlerinde de ayen bu şekilde anlatılıyor.

    وله تعالى : وإذا بدلنا آية مكان آية والله أعلم بما ينزل قيل : المعنى بدلنا شريعة متقدمة بشريعة مستأنفة ; قاله ابن بحر . مجاهد : أي رفعنا آية وجعلنا موضعها غيرها (تفسير القرطبي ) (تفسير الماوردي )
    وذهب قوم إلى أن المعنى تبديل آية من آيات الأنبياء المتقدمين ، كآية موسى وعيسى وغيرهما من الآيات الكونية الآفاقية ، بآية أخرى نفسية علمية ، وهي كون المنزل هدى ورحمة وبشارة يدركها العقل إذا تنبه لها وجرى على نظامه الفطري . وذلك لاستعداد الإنسان وقتئذ ؛ لأن يخاطب عقله ويستصرخ فمه ولبه . فلم يؤت من قبل الخوارق الكونية ويدهش بها كما كان لمن سلف . فبدلت تلك بآية هو كتاب العلم والهدى Bkz: (تفسير القاسمي ) ( زهرة التفاسير )

    Yani kur’an’ın içinde nesh,hüküm değiştirme veya yürürlükten kaldırma gibi bir bir olay asla sözkonusu değildir Belki kur’an,önceki kitapların bazı dünyevi hükümlerinde yeni toplumun ihtiyacına binaen değişiklik yapmıştır,bunu yapan da bu kitapları göndermiş olan yüce Allah’tır,hiçbir peygambere böyle bir yetki verilmemiştir.

    Ayrıca Hakka-44-46.ayetlerde şöyle bir uyarı geçmektedir.

    HAKKA-44-46: Eğer o (Muhammed elçilik yaparken/ayetlerimizi ulaştırırken),Bize karşı bazı sözler isnat etmiş/uydurmuş olsaydı; elbette Biz onu kuvvetle yakalardık,Sonra da,muhakkak ki onun can damarını koparırdık.(onu yaşatmazdık) ‘’ deniliyor.

    Yani bırakın hz.peygambere böyle bir yetkinin verilmesi,şayet böyle bir şeye teşebbüs bile etseydi, başına ne geleceği Hakka-44-46.ayetlerde net ve kesin bir dille anlatılmaktadır.

    BAKARA-106:
    —-BAKARA-106.ayetin açıklamalı doğru meali:
    مَا نَنسَخْ مِنْ آيَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍ مِّنْهَا أَوْ مِثْلِهَا أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

    BAKARA-106: Herhangi bir AYETİ (bir peygambere vermiş olduğumuz bir delil ve mücizeyi) ortadan kaldırır veya unutturursak,(!!! ) (diğer bir peygambere) onun yerine daha hayırlısınıi veya onun benzerini de getirebiliriz.(Ey insan!) Allah’in her şeye kadir olduğunu bilmez misin? şeklindedir. (Bakara-106)

    -Şayet,Bakara-106.ayete geçen ( اية ) ‘’ayet ‘’ifadesini delil,hüccet ve mücize olarak değil de,hüküm olarak alsak yine de kur ‘an da ne bir nesh/hüküm değiştirme,ne de ayetler arasında bir tutarsızlık sözkonusudur.

    -BAKARA-106 : ما ننسخ من اية او ننسها نا تي بخير منها او مثلها

    ‘’ Biz,bir ayeti nesh eder veya unutturursak (!!!) ondan daha iyisini veya mslini de getirebiliriz..’’ deniliyor.

    Yani yüce Allah nesih yaptığını söylemiyor.Şayet isterse bunu yapabilir,buna gücü var diyor.Burada, Yüce Allah dilerse,(!!! ) dinin temeli olan itikadi hükümler dışında, dünyveyi bir konuya taalluk eden bir hükmünü daha sonra gelen başka bir toplumun ihtiyacına binaen göndermekte olduğu yeni bir KİTAPLA değiştirebilir hükmüne yer verilmiştir.Bu nedenle ayetin sonunda,

    (أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ اللّهَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿١٠٦) ‘ Elem ta’lem ennellaha ala külli şey’in kadir’’
    Mealen: (Ey insan!) Allah’ın herşeye gücünün yettiğini bilmezmisin? deniliyor,yani Allah böyle bir şeyi yapmaya muktedirdir.

    Konumuzla ilgili (زهرة التفاسير ) adlı tefsirinde de ‘’Allah kur’an da hiç bir hükmünü nesh etmiş değildir, bilakis burada şayet dileseydi bunu yapabilirdi hükmüne yer verilmiştir’’ Yani Allah için bu durum mümkündür,dileseydi yapabilirdi,ama bunu yapmamıştır!!!,
    —————————————————-

    RAD-39.ayetin açıklamalı meali,

    Dolayısıyla Allah,önceki mesajlardan (kitaplardan) dilediğini (kur’an’la) yürürlükten kaldırır,dilediğini de (kur’an’a) bırakıp pekiştirir.Çünkü vahyin kaynağı O’nun katındadır.

    Yani şayet değiştirilecek bir şey olsa da o da kur’an’da değil,belki yüce Allah dilediğinde önceki kitapların bazı hükümlerini kur’an’la değiştirebilir deniliyor.

    —————————————————–

    ‘’bu ayet kuranın değiştirildiğine bir kanıttır aynı zamanda allah kuranın tek harfinin bile değiştirilmeyeceğine söz vermişti fakat “biz bir ayeti değiştirdiğimiz zaman müşrikler muhammede yalancı dedi” v.s diyor. (diyorsunuz)

    Zaten Nahl-101,Bakara-106,Rad-39.ayetlelerde de belirtildiği gibi kur’an da/hüküm değiştirme diye bir olay sözkonusu değil.

    Ayrıca Nahl-101,Bakara-106,Rad-39 ile Fetih-23,Fatır-43,Ahzab-62,En’am-115 ve Yunus-64. Ayetlerin de farklı konulara vurgu yapıldığından,ne kur’an da bir hühkmün değiştirildiğine,ne de ayetler arasında bir tutarsızlık olduğuna dair bir vurgu ve işaret vardır.

    ————-

    2-FETİH-23:

    سُنَّةَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا ﴿٢٣

    -Allah’ın öteden beri işleyip duran SÜNNETİ/kanunu (budur). Allah’ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın. (Fetih-23)

    (، والآية في أصل اللغة هي : الدليل والحجة والعلامة على صحة الشيئ)

    Yani Nahl ve Bakara surelerindeki ifade olan (ية ) ‘’AYET ‘’ (Yani bir peygambere verilen delil,hüccet ve mücize) ifadesi geçiyor,diğerlerinde ise, ( كلمات ) kelimat,( سنة الله ) sünnetullah gibi ifadeler geçiyor, bunlar ise birbirlerinden farklıdır.Yani değişen mücizeler veya eski kitaplardaki bazı dünyevi hükümlerdir,değişmeyen ise,Allah’ın azgın ve zalim topluluklar için vad ettiği ceza veya iyi ve erdemli bir hayat sürdüren insanlara vad ettiği ebedi mükafat,ya da evrenin yasalarıyla ilgilidir,

    işte bunlarda değişiklik olmaz deniliyor.Bu nedenle kur’an da ne değşitirilen,hükmü kaldırılan bir ayet var,ne de ilgili ayetler arasında bir çelişki ve tutarsızlık !!! İlgili ayetler aşağıdadır.

    ———————————————-

    3-FATIR-43:

    اسْتِكْبَارًا فِي الْأَرْضِ وَمَكْرَ السَّيِّئِ وَلَا يَحِيقُ الْمَكْرُ السَّيِّئُ إِلَّا بِأَهْلِهِ فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا سُنَّتَ الْأَوَّلِينَ فَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ اللَّهِ تَبْدِيلًا وَلَن تَجِدَ لِسُنَّتِ اللَّهِ تَحْوِيلًا ﴿٤٣

    -Yeryüzünde büyüklük tasladılar ve kötü tuzak kurdular. Kötü tuzak,sahibinden başkasına dolanmaz! Öncekilere uygulanan kuraldan başkasını mı bekliyorlar? Allah’ın SNNETİNDE/uygulamasında,asla bir değişiklik bulamayacaksın. (Fatır-43)

    ————–

    4-AHZAB-62:

    سُنَّةَ اللَّهِ فِي الَّذِينَ خَلَوْا مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ اللَّهِ تَبْدِيلًا ﴿٦٢﴾

    -(Bu,) Daha önceden gelip geçenler hakkında (uygulanan) Allah’ın sünnetidir.Allah’ın SÜNNETİNDE kesin olarak bir değişiklik bulamazsın.( Ahzab-62)

    ——————-

    5-EN’AM-115:

    وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ صِدْقًا وَعَدْلاً لاَّ مُبَدِّلِ لِكَلِمَاتِهِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
    -Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamdır.O’nun SÖZLERİNİ değiştirebilecek yoktur.O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir. (En’am-115)

    ———-

    6-YUNUS-64:

    لَهُمُ الْبُشْرَى فِي الْحَياةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ لاَ تَبْدِيلَ لِكَلِمَاتِ اللّهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

    -Dünya hayatında da,ahirette de onlar için (Allah tarafından) müjde vardır.(onun bu müjde ile ilgili) SÖZLERİ için hiçbir değişme yoktur.İşte bu büyük başarıdır.’’

    Yani yüce Allah’ın vermiş olduğu herhangi bir sözünde değişiklik sözkonusu olamaz. Bu nedenle Yunus-62-63.ayetlerde vasıfları geçenlere vermiş olduğu müjde sözü mutlaka yerine getirilecektir deniliyor.Yani ayetler farklı hükümlere vurgu yapmaktadır.

    ——————–

    İşte görüldüğü gibi NAHL-101 ve BAKARA-106,Rad-39.ayetlerde vurgusu yapılan konu ile Fatır,Fetih Yunus, En’am ve Ahzap surelerindeki konular birbirinden faklıdır,bu nedenle bu ayetler arasında bir tutarsızlık veya kur’an’da bir nesh/hüküm değiştirme asla yoktur.

    ——————-
    ‘’ İslam kaynaklarından öğrenmekteyiz ki, Kuran’daki çelişkiler, İslamcın daha ilk anlarından itibaren fark edilir olmuştur. O kadar ki, Muhammed’in verdiği emirlerin birbirini tutmaması ve örneğin bir gün “helal” bilip izin verdiği şeyi, bir başka gün “haram” sayması ya da yasaklaması, çevrede dedikodu konusu olmuştur.’’ Diyorsunuz ‘’

    Hz.Muhammed’in bir gün helal bilip izin verdiği şeyi,bir başka gün haram sayması hangi konuda olmuş,veya bir gün helal ettiğini,daha sonra haram kıldığı şey nedir,bu neden açıklamıyorsunuz? Eğer maksadın içki ile ilgili ayet ise,hiçbir ayete içkinin helal olduğuna dair bir ayet veya işaret yoktur.Mesela: BAKARA-219.

    يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا وَيَسْأَلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ الْعَفْوَ كَذَلِكَ يُبيِّنُ اللّهُ لَكُمُ الآيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

    Bakara-219:

    219-Sana,sarhoşluk veren/uyuşturan şeyler,kumar (ve şans oyunları) hakkında sorarlar.De ki: Onların her ikisinde de,hem büyük bir günah,hem de (üreten,satışını yapan için para kazanmak gibi) bazı (zahiri) yararlar vardır.Ancak yol açtıkları kötülük,sağladıkları yarardan daha büyüktür.Bir de sana (yoksullara) ne kadar harcayacakların sorarlar.De ki: İhtiyacınızdan artanı (onlara) harcayın. Böylece Allah size âyetlerini açıklıyor ki dünya ve âhiret hakkında düşünesiniz.

    Kur’an indirilmeye başlamadan önce içki,kumar vb.şeylerin tümü cahiliye toplumunda çok yaygın olup mubah sayılırdı.Ama Kur’an,önce inanç ve düşünceleri bozuk olan toplumu doğru inanmaya ve doğru düşünmeye davet edip onları aydınlatmak istiyor.Daha sonra bu doğru inanç ve düşüncenin eyleme dökülmesi zemin oluşturuyor.İşte bu arada içki,alkol,kumar vb.le mübtela olan toplum bu
    konuda soru soruyor.İşte bunun üzerine Bakara-219.ayet indirilerek burada zahiren her ne kadar bazıların bunları üretim ve satışını yapmak suretiyle kar ediyorlarsa bile,yine bunlarda büyük bir günah ve toplum için zarar olduğu hususunda hüküm veriliyor

    Burada bunlar için büyük günah ifadesi kullanıldığına göre haram olduklarına vurgu değilse peki nedir? Helal olan bir şeye büyük günah denir mi?

    Ayrıca Maide-90.ayetle Bakara-219.ayetin hükmü pekiştirilmiştir.Yani bunlar yine Bakara-219.ayetle haram kılınmıştır.Çünkü büyük günah haramdan başka bir şey değildir.

    Özetle,ileri sürdüğünüz iddiaların hiçbir geçerlı dayanağı yoktur.!!
    ———————————

    ‘’Nail Suresi’nin 101. ayetinin Diyanet Vakfı tarafından açıklanmasına bakınız. Bundan dolayıdır.
    Örneğin, bir kez kendisine iki kardeşin “mülk-i yeminde” birlikte yemin edip edemeyecekleri sorulmuş, o da, “Ne bileyim? Bunu bir ayet helal, öbür ayet de haram kılmıştır” diyerek soruyu cevapsız bırakmıştır. (diyorsunuz)

    Bu durumu helal ve haram kılan hangi ayetler olduğunu neden yazmamışsınız? Bakınız kopyalayıp yapıştırdığınız yazı da bile surenin ismi yanlış yazıldığı halde ne siz,ne de bu yazıyı yazan üstadınız farkında bile olmamıştır.Bu nedenle siz ve sizin gibi düşünenlerin nasıl bir araştırma yaptıkları ortadır.

    ‘’Yine bunun gibi, Kur’an bilgisine sahip ünlülerden Abdullah b.Amr’e, pazartesi günleri oruç tutmayı “nezreden” (kendi kendine adamış olan) bir kimsenin,“nezir” günü bayram gününe rastlayacak olursa,ne yapacağı sorulmuş, o da, “Ne bileyim? Bir tarafta Allah nezrin yerine getirilmesini emrediyor, öbür tarafta da Resulullah bayram günü oruç tutmayı yasak etmiştir” diyerek fetva vermekten çekinmiştir.

    ‘’(diyorsunuz)

    Konuyla ilgili Abdullah bin Amr ‘e isnat ettiğiniz rivayete rastlayamadım,Ama ona isnat edilen şöyle bir rivayet buldum: Abdullah bin Amr diyor ki,
    ‘’ Ben, devamlı olarak,geceleri ibâdetle, gündüzleri de oruçlu olarak geçireceğimi söylemiştim. Benim bu sözlerim Resûlullah efendimize haber verilmişti. Peygamber efendimiz de bana buyurdular ki:

    – Böyle diyen sen misin?
    – Evet, öyle söylemiştim ya Resûlallah!
    – Bunu yapamazsın. Bunun için ba’zan oruç tut, ba’zan da tutma! Hem uyu, hem de ibâdet et ve ayda üç gün oruç tut! Çünkü üzerinde bedeninin, gözlerinin, âilenin, misâfirlerin hakkı vardır. Ve muhakkak ki, ayda üç gün oruç sana yeter. Bu, bütün sene oruç tutmak gibidir. Çünkü iyi amel, on misli ile mükâfâtlanır.

    – Bundan daha fazlasını yapabilirim.
    – Bir gün tut, iki gün boz!
    – Bundan daha fazlasını yapabilirim ya Resûlallah!
    – Bir gün tut, bir gün tutma! Bu Hazret-i Dâvüd’ün orucudur ve en uygun oruç budur.
    – Bundan daha fazlasını yapabilirim.
    – Bunun fazlası yoktur.

    İşte bu şeklide nafile oruçla ilgili bir rivayet ona isnat ediliyor.Ama gerek bu zata,gerek diğerlerin adına nice rivayetlerin uydurulduğu da bir gerçektir.
    Mesela: Dinin tek kaynağı kur’an’ı kerim olduğu için hz.peygamber,hadislerinin yazılmasına müsaade etmediği ve sahabalarına da bunu yasakladığı halde bu zata ( Sadika) adında bir hadis eseri isnat edilmektedir.Hz.peygamber hadislerinin yazılmasına müsaade etmediği halde bu zat onun bu yasağını nasıl çiğnemiş olabilr? İşte bu nedenle hz.peygamber ve sahabe döneminde döneminde hiçbir hadis kitabı yazılmamıştır.Hadis tedvini ise,hz.peygamberin vefatından yaklaşık 200-250 sene sonra başlamıştır.Bu hadis tedvini de yazılı belgelerden aktarılmadığı için,zamanla bunların içine nice uydurma hadisler,rivayetler girmiştir.Çünkü 200-250 sene kayıtlı ve yazılı bulunmayan sözlerin korunması mümkün değildir.İşte bu nedenle bugün Sahihi Buhari,Müslim ve diğer kütübi-Sittelerde bulunup ta mütevatir olmayan sözüm ona hadislerin kahir çokluğu zayıf ve uydurmadır.Bu yüzden mütevarir olmayana -ki bunlar da çok azdır-itibar edilemez.

    Özetle,kur’an’ı kerim Allah’ın kitabıdır,onda ne bir çelişki,ne de bir tutarsızlık sözkonusudur.Çelişiki, veya tutarsızlık,ayetlerde değil,belki ayetlerle ilgili yapılan hatalı meal ve yorumlardadır.

    Sevgi ve saygıyla.

  55. muhammed diyor ki:

    Sn.Gözlemci,

    1–‘’ Kur’an gitgide değişiyor. Değişimde normal görülüyor maalesef.( diyorsunuz )

    Bu ifadeniz gerçeği yansıtmamktadır.Zira 1400 sen önceki kur’an ne ise,bugün de aynıdır.Orjinalinde hiçbir değişiklik yok.Ama her insanın aklı,mantıkı,düşünme yeteneği,bilgi düzeyi ve araştırma imkanı aynı olmadığından ister istemez bazı konularda farklı anlaşılmalar olacaktır.Eğer bütün insanların bu özellikleri (akıl,mantık,bilgi,muhakeme yeteneği vs.) aynı olsaydı,böyle bir durum da olmayacaktı.Mesela: Hukukçular,kanun koyucular, kanun yapıyorlar,ama bazı maddelerde hukukçular,aynı hukukun yargı organları,alt üst mahkemeler birbirlerinden farklı kararlar verebiliyorlar,üst mahkeme alt mahkeminin verdiği kararı bozabiliyor.İşte kur’an da evrensel ilahi bir hukuk manzumesidir.Her insanın akıl,mantık, bilgi ve muhakeme yeteneği aynı olmadığından doğal olarak bazı konular farklı algılanabilicektir.Yani anormal bir durum sözkonusu değil….

    ———————————————————————

    2-MAİDE-38.ayete ‘’Allah niye erkek ve kadın diyor sadece hırsız demiyor sorun cevabı çıkmaz..’’(diyorsunuz)

    Bu sorunun da cevabı elbette vardır.

    a) Arapça Türkçe gibi değildir,mesela: dişil ve eril için zamirler,nesneler,filler,ismi sıfatlar vs.birlerinden biraz farklıdır.bunlar da dişil alametinin bulunması gerekir. Yoksa bunun dişil olup olmadığı anlaşılmaz.

    İşte Maide-38.ayete ( والسارق والسارقة ) ‘’ves-sariku ves- sarikatu‘’ifadelerden biri kullanılsaydı, diğeri bu hükme girmezdi,çünkü hırsızlık yapan için bu iki kelimeden birinin kullanılması gerekir, Yani size göre olsaydı, ya ‘’ ves-sariku ‘’olacaktı , o zaman sadece erkek hırsız olurdu,ya da ‘’ ves-sarikatu’’olacaktı o zaman da sadece kadın hırsız anlaşılacaktı…Çünkü bunun üçüncü kipi yok…

    b )‘’Ves-sariku Ves-sarikatu ‘’cümlesinde ne erkek,ne de kadın ismi geçiyor,sadece sarik erkekler, sarikat da üzerinde dişil alameti olduğu için kadınlar için olduğunu anlıyoruz.Yani burada ne ( الرجل السارق ) ‘’er-Reculus-sarik,’’erkek hırsız’’,ne de (المراة السارقة ) ‘’ el-mer’etus-sarkat’’ hırsız kadın’’ geçiyor,sadece,erkek hırsızı belirten sarik,kadın hırsızı dı belirten nsarika geçiyor.

    c) Ayrıca genel bir ifade,yani sizin tabirinizle (HIRSIZLIK YAPANLAR) olsaydı,bu defa hırsızlık yapan rüşt ve bulüğ çağına henüz gelmemiş çocuk yaştakiler ve hatta akli dengesi yerinde olmayanlar da bu ifadenin altına girerdi,ki o zaman çocuk hırsız veya akli dengesi yerinde olmayan hırsızlara da ceza uygulanacaktı,halbuki bunlara ceza uygulanmaz.İşte arapça diline göre‘’hırsız erkek ve hırsız kadın’’kelimelerinin kullanılması en doğru ve en uygun ifadedir..

    ——————————————————————-

    3-Adam bakayım Güneş Suresi ne anlatıyor diyor. Bir giriyor güneş yok, verip veriştiriyo oraya buraya. Cehenneme atacağım, yakacağım,şunu yapacağım. Sure toparlanamıyor. Konu çıkmıyor ortaya. Bana güneşi öğretme amacıyla yazılmadı mı bu sure? Sure ne demek? (diyorsunuz)

    Hayır,(Şems )güneş suresi,güneşi anlatmak için gönderilmemiş,belki yüce Allah yaşam için gerekli olan bu kendi muhteşem dev eserini surenin başında zikrettiği için bu sureye ‘ŞEMS,yani ‘’Güneş’’ suresi denilmiştir.Ayrıca bu surenin neresinde ‘’… oraya buraya.Cehenneme atacağım,yakacağım,şunu yapacağım…. ‘’şeklindeki ifadeler geçiyor? Belliki bu sureyi hiç okumamışsınız…yoksa böyle söylemezdiniz.

    Sonuç olarak,kur’an da asla bir sorun yok,sorun gibi görülen yerler,hatalı meal ve yorumlardan kaynaklanıyor..

    Saygılarımla.

  56. dilaver diyor ki:

    ayette derki ibretlik bir ceza olarak hırsızın elini kesin.hem ceza hemde ibret olsun.ceza hırsıza,ibret olmasıda hırsızlık yapmayı düşünenleredir.hırsızın elini kesmesen ibretlik cezası nerde kalıyor.kaldıki halife ömer zamanında hırsızlık o kadar artmışki ömer hırsızların elini kesse arabistanın 1/3 tek elli kalacakmış.bu yüzden ömer el kesme işini bir müddet ertelemiş.

  57. Mehmet diyor ki:

    Suç nasil olursa karşılık olarak yumusattiniz şimdi adam bir suç işlerse diyelim ki ırza geçti. Bu bir suçtur çaldı mi oda suçtur nasil karşılık verilecek.

  58. akın diyor ki:

    buraya dinsizler doluşmuş. Allahı kuranı inkar eden cehennem odunları. Kuran asla değişmez ve değişmeyecektir. Gözlemci sözlerine dikkat et bir musibet bin nasihatten evladır. başına bir şey gelirse Allahtan bilme o zaman.

  59. ismail diyor ki:

    Hirsizlik yapan kişinin durumuna bakilir. Bu işi meslek edindiyse uygulanir. Hakikatten acizise ve ihtiyaci kadar aldiysa yok boyle birşey. Bak şoyle anlatayim. Hirsiz eve giriyor yakalaniyor. Evdekileri öldürüp çikiyor. Suçsuzun cani gideceğine hirsizin kolu gitsin. Şimdi anlatiyor arabistana giden birisi. Hemde işadami. Cuzdanimi duşurdüm. Farkettim geldiğim yolu geri döndüm. Buldum. Aldim. Başima toplandi insanlar delil istediler. Cuzdandaki kimlik delilim oldu. Rezil olmaktan kurtuldum diyor.
    Şimdi hirsiz biliyor arabistanda çalarsa eli kesilecek. Çalamaz. Bitti. Allah o kanunu koyar ben çalarim diyen adam bulamazsin. Bu kadar açik.
    Yok kolunu kesti. Kimse o kadar salak değildir. Kendini kolundan edecek duruma duşurmez. Zaruret ispatlanirsada kol kesme uygulanmaz. Kolu temiz biçakla duzgun kesecek kani durdurabilecek cerrah bulunur orasini kafaya takmayin.

  60. Isismsiz muslumam diyor ki:

    Mantikli hersey tamam ama ayette hirsizlik yapana bir CEZA olarak elini kesilmesini soylemi sizin gorusunuzle gucun kesilmesi yani neden hirsizlik yaptigi belirlenip yardim edilmesi e bu adama bir ceza olmuyorki adama iyilik yapiyoruz ?lutfen cevap verin inanmak istiyorum solediginize ama bunun yuzunden inanamiyorum aciklarsaniz insallah inanacagim

Leave a Reply