BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İnsan Manzaraları VII (Mete Tunç)

(askeriyeden)

Tertipler

Alay’a iki aylık temel ve uzmanlık eğitimlerini (!) yapmak üzere, 200 küsur kısa dönem asker geldi. Kimler yoktu ki… Tarzan merdiveninden düşüp kolunu kıran ve fiziğiyle, çizgi roman kahramanından aldığı lakabı hakeden çiko Ali; uzun atlamada bacağı çıkan kazak görünümlü, fakat kürt aksanı ile konuşan Mehmet; serçe parmağının ucunu tüfeğin mekanizmasına kaptıran fizik öğretmeni Selim; hakim islam anlayışını ve kurumsal uygulamaları eleştiren alevi ilahiyatçı Mustafa; sık sık arazi olarak içtimaları geciktiren organize islamcılar; günümüz türk ordusundaki eğitimi, fransız ordusunun 18.yüzyıldaki askerlik anlayışıyla ilintilendiren marksist Osman; geceleri, battaniyeyi başının üzerine çekip içli içli ve gizlice ağlayan hanımevladı Tuncay; yanındaki ranzada yatan arkadaşını, korkudan yataktan düşürecek derecede sesli ve sürekli horlayan, bütün koğuşun mutabakatı ile, sadece 10-12 koğuş nöbetinden sorumlu kılınan Kamil; G4’lerin, ellerinde tabanca gibi göründüğü 1.90-2.00 m’lik 1.bölük; “[1978 dünya kupasında Arjantinliler] Argentina diye değil, Arhentina diye tezahürat yapıyorlardı.” diyen züppeler; ilk karavana nöbetimizde, ayağı karavana arabasının tekeri altında kalıp serçe parmağı kırılan manga arkadaşım Tamer; genel kurmay başkanının ziyareti söz konusu olduğunda, tabur komutanının, teftişe hazırlık amacıyla,
“Bir problemin var mı, asker?” sorusuna verdiği,
“Yok komutanım; yalnız, askerlik süresinin 8 aydan 4 aya indirilmesi, daha verimli asker olmamızı sağlayacaktır, kanaatindeyim.” cevabıyla tabur komutanını şaşırtan Oktay…
&&&

“Bu da ..rak”

Telsiz taburu, çavuş talimgaha göre daha eğlenceliydi. Acemi erlerin önemli bir kısmı okuma-yazma bilmiyordu. Aralarında tuvalet görmemiş olanlara bile rastlanıyordu. Yürümede uyumu sağlamak için verilen ‘sol, sol’ komutu nedeniyle, sol adımlarını yere daha kuvvetli vuruyorlardı. Tekmil sırasında kaşınan erlere rastlanıyordu. Ve daha fazla ‘okşanıyorlardı’. Bölük komutanı, bizi (‘kadrolu’ er-erbaşı) eğitim sahasında toplayıp, sinirli bir biçimde, “Acemilere her şeyi göstererek öğreteceksiniz. Bu tüfek, bu el, bu bacak…” derken, birden, son kelimedeki son iki harfin çağrıştırmasıyla, bacaklarını yana açıp dizlerini büktü; elini yumruk yaparak öne doğru savurduğu sol kolunu, sağ eli pazusundan yakaladı: “Bu da ..rak.” dedi.
&&&

Nedamet

Bölük komutanı (Karadenizli) üsteğmen, o gün nöbetçi subaydı, gece dersine (!) geldi. Manasız birkaç soru-cevaptan sonra bir anısını anlattı. Harbiyede öğrenciyken, şimdi tam hatırlamadığım bir sebepten (ailesini özlemesi veyahut ‘ortamdan’ sıkılması veyahut bir hakarete maruz kalması) dolayı bir gece büyük bir üzüntü yaşamış. Sabah başını yıkarken bütün saçları lavaboya dökülmüş. Okul yönetimi bir-iki hafta izin vermiş; memleketine gitmiş… Üsteğmen bunları hikaye ederken, askerliği meslek olarak seçmekten duyduğu pişmanlık sözlerinde ve neredeyse ağlamaklı halinde o kadar aşikardı ki, içimde ona karşı merhamet hissi oluşmuştu.
&&&

Denetleme

Taburdan birkaç yüz metre ötede, daha aşağı bir irtifada, subayların bir takım halinde, dörtlü sırada dizildiğini görüyorum. Müfettiş, rütbesi neyse, ne diyorsa, subay takımından “sağol” nidası geliyor. Fakat öyle sönük ki. Müfettiş, yanındaki, onların komutanı pozisyonundaki subaya dönerek, elinin hareketinden anlıyorum, “bu ne” diyor. İhtimal, ‘merhaba asker/subay’ selamını yineleyip  tekrar cevap alıyor… Subayların o denetleme sırasındaki psikolojilerini, duygularını merak ederim.
&&&

Karavana ve 3’te 5 isabet

Şaban Bülbül, Konya’lı bir onbaşıydı. İsmi dolayısıyla, kendisini arabesk sanatçısı sanmıştım ilk günler. Evliydi, ancak bir türlü evci izni alamıyordu. O sebeple mi nedendir, tabur avlusunda ‘şaban şaban’ dolaşıyordu. Dalgınlığı, bölük komutanını fitil ediyordu. 25 m atışında, komşu kulvarın hedefine ateş ettiği, o kulvardaki hedefte, üç atışta beş isabet görülüp anlaşılınca, komutana, “Numara yapmıyorsan, ‘popomu’ ‘şeyettireyim’” dedirtmiş; ardından komutan, “bir daha saçma sapan bir şey yaparsa sırtında yürümeyeceğime kendi kendime söz vermiştim,” diyerek sırtında yürümüştü.
&&&

İstimna

Hamamdayım. Karşımdaki kurnanın yanında bölüğün sosyopat kadrolu/usta erlerinden biri var. Bir şey işaret ediyor. Anlamıyorum. Diğer elini külotunun içinde görünce ve “abi başka tarafa bak,” deyince anlıyorum… Acaba bazı insanların saldırganlıkları, sürekli ilişki kurabilecekleri bir partnerleri yoksa, kendilerini tatmin etmekten (‘cenabetlik kültüründen’ ötürü) kaçınmalarından mı kaynaklanıyor?! Askerdeki sözkonusu kişi(ler) için bu yargı doğrudur; çünkü o kişi(ler) sık sık kavga eder(ler)di!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9545, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

One Comment

  1. Safiye Dikmen diyor ki:

    Siteniz çok güzel bayıldım başarınızın devamını dilerim.

Leave a Reply