BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Akıllı Tasarım ve Evrimi İlişkilendirmek

Yazar: Mike Gene (Relating Evolution and Design)
Çeviri: Mustafa Ajlan Abudak

Birçok kişi evrim ve akıllı tasarımın birbirine tamamen zıt açıklamalar olduğu izlenimine sahip. Sonuç olarak, bu oldukça sık olarak karşılaşılan şey, insanların evrimi dışlayarak akıllı tasarım olgusunu göstermeye çalışmalarıdır. Bu fikre cevabende, bilim insanları için evrimsel açıklamalar yoluyla akıllı tasarımı reddetmek üzere bir sahne kuruluyor. Buna rağmen konunun doğrusu, evrim ve akıllı tasarımın birlikte var olabileceğidir. Bunlar birbirini karşılıklı olarak tamamen dışlayan fikirler değildirler. Nihayetinde evrimle ya da evrim yoluyla tasarım gerçekleştirebilirsiniz.

Tasarım Matris’inde (The Design Matrix) açıkladığım üzere; Kopyalama bir tasarımı geleceğe taşıyan yoldur. Nitekim mutasyonun kaçınılmaz doğası ve etkileri sayesinde büyük zaman dilimleri içersinde kopyalama, evrimle sonuçlanacaktır. Böylece iyi bir tasarımcı bu “problemi” ele alacak ve bunu kullanılabilir ya da faydalanabilinir bir şeye dönüştürecekti. Bu akıllı tasarım ve evrimin birbirleriyle ters düşmek bir yana birbirlerini tamamlayabileceğini gösteren bir örnektir. Hayat tasarlanmış olabilir ve evrimde “doğal seçilim yoluyla” bunu takip etmiş olabilir. Daha da fazlası, hayat öylesini bir şekilde tasarlanmış olabilir ki, Darwin evrimi farklı tasarım görevlerini yerine getirir, bunun anlamı evrim tasarım tarafından donatılmış bir içeriğe sahiptir. (Yan-işlev mekanizmaları gibi çeviri ekidir.) Ya da bizzat evrim mekanizmalarının kendileri tasarlanmış olabilir. Peki, bu çekici olasılıkları nasıl değerlendirmeyi ummalıyız?

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 5035, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

13 Comments

  1. creationist diyor ki:

    bu ne demek oluyor böyle? Aklınız başınızda mı? Tasarımla evrimin neyini ilişkilendiriyorsunuz? Mutasyonlar tasarım için bu kadar önemli mi yani? Ne tasarım ama :)

  2. creationist diyor ki:

    Nerdesiniz akıllı(?) tasarımcılar?
    Bu nasıl bir tasarımmış ki mutasyonlardan medet umuyor ve yeni canlıların varoluşunu mutasyonlara bağlıyor? Neyin tasarımı bu? Cevap bekliyorum akıllı(!) tasarımcılardan.

  3. Da Vinci diyor ki:

    Evrimi dışlayınca akıllı tasarımın klasik yaratılışçı görüşten hiçbir farkı kalmıyor. Evrimi kabul etmeyip akıllı tasarımı savunduğunu söyleyenler aslında gizliden gizliye yaratılışçılık propagadası yapıyorlar. Amerika’da yaratılışçılığın okullarda öğretilmesi yasak olduğu için eskiden kendini yaratılışçı olarak tanımlayan bir grup artık kendisini akıllı tasarımcı olarak tanımlıyor ve akıllı tasarımın, yaratılışçılıktan farklı olarak belli bir dini görüşe dayanmadığını ve darwinizme (bunu da rastgele mutasyonlar + doğal seçilim olarak tanımlıyorlar) karşı bilimsel bir itirazın ürünü ve ifadesi olduğunu savunuyorlar. Ama bariz bilimsel gerçeklere dayanan ortak atadan türemeyi reddettikleri için bilimsellik iddiasında bulunarak sadece gülünç duruma düşüyorlar. Benim gözlemlediğin kadarıyla eskiden yaratılışçılıkla ilgisi olmayan ama evrende bir tasarımın olduğunu düşünen ve bu nedenle akıllı tasarımı savunan bilim insanlarının tamamı ortak atadan türemeyi kabul ediyor. Bu da bize çok önemli bir ayraç sunuyor. Bir turnusol kağıdı görevi yapıyor ortak atadan türeme düşüncesi. Akıllı tasarımı savunanları kabaca ikiye ayırmak mümkün. Ortak atadan türemeyi kabul edenler ve etmeyenler. Kabul etmeyenlerin neredeyse tamamının eskiden yaratılışçı görüşü savunanlar olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz diye düşünüyorum. Ortak atadan türemeyi kabul edenlerin ise neredeyse hiçbirinin geçmişte yaratılışçılığı savunmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

  4. fuatogl diyor ki:

    Nihayetinde evrimle ya da evrim yoluyla tasarım gerçekleştirebilirsiniz.

    Gerçekleştirebilirsiniz i kalmadı, gerçekleştiriliyor zaten. Fakat doğal biyolojik sistemlerin böyle olduğuna dair ikna edici somut veri, bi çuval doğrulanan hipotez, bu hipotezlerin mantıksal çıkarımlarla ve öngörülerle yoğrulmasından oluşan bir teori ortaya çıkarmanız gerekir(idi, çoktan hemde)…

    Nitekim mutasyonun kaçınılmaz doğası ve etkileri sayesinde büyük zaman dilimleri içersinde kopyalama, evrimle sonuçlanacaktır.

    Bravo!, on yıllardır anlatılan basit çıkarım sonunda anlaşılmış!

    Hayat tasarlanmış olabilir ve evrimde “doğal seçilim yoluyla” bunu takip etmiş olabilir.

    Olabilir, ama bir türlü olduğuna dair bir veri bulamıyoruz. Ama elbette bu olasılığı kesin bir şekilde yanlışlayamayız. Ama yanlışlayamadığımız için bu anlatımı baz alan bir iddiayı/kampanyayı “bilimsel teori” mertebesine yükseltip okullara “bilim” diye sokmayız, kaliteyi gözetiyorsak tabi.

    Ya da bizzat evrim mekanizmalarının kendileri tasarlanmış olabilir. Peki, bu çekici olasılıkları nasıl değerlendirmeyi ummalıyız?

    Felsefe yapabilirsiniz mesela! Onun dışında böyle bir kurgu üzerinden bilim yapmak zaten var olan biyolojinin ötesine geçemez, ek bi açıklayıcılığa da ulaşmaz! Evrimin ortaya çıkartılan mekanizmalarını şu yada bu kabül ile baz alırsanız zaten pratikte farklı birşey çıkartmış olmazsınız. Dolaysıyla fazla bagajı yüzünden şu meşhur ustura tarafından kesilip atılır bilimsel açıklama bağlamında – gerek yok çünkü! Sizin ulaşacağınız noktaya, bilimle sorunlu ilişkiler kurmayan binlerce inançlı bilim insanı zaten ulaşmış vaziyette paçalarını kirletmeden ve kendilerini küçük düşürmeden üstelik.

    Onun dışında;
    Mike Gene i samimi olarak kutlamak gerekiyor aslında. Neredeyse tüm yeni yaratılışcı ATcilerde görülen çeşitli dümenler, çarpıtmalar, aptallığa ve bilgisizliğe hitap etmeler vb. yöntemler bulunmuyor onda. Kesin yapmıştır diye yazılarına çok baktım ama itiraf etmeliyim ki bulamadım. Ahlaki açıdan düzgün bir omurgası var. Samimi olarak kutlamak gerek (ne yazık ki kutlamak, halbuki gerek kalmamalıydı). Böyle insanlar laftan da anlıyor birde; mesela bilim insanlarının bakteri kamçısı için ortaya koyduğu onca bilgi karşısında bu organizmanın Darwinian yollardan oluşabileceğini hemencicik kavrayıvermiş dik kafalılık yapmadan.

  5. Bigalıoğlu diyor ki:

    mutasyondan bi cacık olmaz.boşuna debelenmeyin.evrimin farklı tanımlarını da evirmişsiniz.işte buna bravo derim.biraz daha ıkınıp,sıkılın bakalım.belki ilerde bir şey çıkar.

  6. fuatogl diyor ki:

    @Bigalioglu, neler neler yazdiniz oyle dolu dolu. 215 byte filan tutuyor.
    Cok mantikli, verilecek cevap olmayinca 215 byte bile fazla aslinda.

  7. Bigalıoğlu diyor ki:

    fuatgol,kestirmeden gidiyorum artık.siz usanmadınız mı,açıklamaya çalışmaktan.direk sonucu yazıyorum.eski yorumlarda açıklamasını yazdımda ne oldu.hiç…

  8. Kurandaki Din diyor ki:

    Evrim Kurami ilk ortaya atildiginda,

    =Evrimi hemen ve toptan & tumden reddeden
    Evanjelik Hristiyanlar,

    =Sonra mikro (tur icinde, kucuk capta) Evrimi kabul eden, ancak makro (turden ture, buyuk capta) Evrimi asla kabul etmeyen
    Evanjelik Hristiyanlar,

    =Sonra turden ture de Evrimi (ozellikle sempanzeler ile insanlarin ortak atadan geldigini gosteren o guclu 2. ortak kaynasmis kromozom nedeniyle) kabul eden
    –ancak dogal seleksiyon ve mutasyonlar bu isi tek basina yapmis olamaz diyen–
    (Akilli Tasarimci) Evanjelik Hristiyanlar,

    =Ve en sonunda belki de Evrimi genelde bu haliyle tumuyle kabul edecek
    ve bu sekilde bir Evrim Surecini tumden “Tanrisal Plan” olarak goren & gorecek olan
    (Francis Collins tarzi) Evanjelik Hristiyanlar.

    Iste, bu durum dahi belki yine bu 150 yillik fanatik Anti Evrimci Haclilarin –yine belki de fikirsel kucuk mutasyonlar ve sonra dogal secim vasitasiyla!– gecirip
    bu gunlere gelebildikleri bir mucizevi sicramali “dusunsel Evrime” cok guzel bir ornek teskil ediyor & edecek olmalidir:)

    Ama anlayisli olmak lazim,
    cunki Incili aynen bir Bilim Kitabi gibi degerlendirip
    Tanrinin kendilerini 24 saat icinde ve sip sak “Kendi Suretinde” ve peygamberleri Isayi ise tumden ve sip sak “Tanri Tecellisi” olarak yarattigini dusunen bu insanlar
    bir gun gelip de durumun asla boyle olmadigini
    ve gercekte sempanzelerle olan yakin akrabaliklarini ogrendiklerinde,
    bu 2000 yildir bu yalanla “sismis & sisirilmis egolarinin” hemen hazmedecegi turden birsey olmasa gerek idi!

    Bu insanlara kendilerinin “Tanri Yuzluler” ve peygamberlerinin “Tanri Suratli” olmadigini & olamayacagini Evrimden daha guzel anlatacak ne olabilirdi?

    Nasil ki daha once de onlara gore
    Tanrinin biricik oglunu! barindiran bu Dunyanin
    Evrenin “merkezinde” olan biricik bir gezegen olmasi gerektigine yuzyillar boyu inanmis bu Hacli Zihniyet
    bir gun gelip de
    bu Dunyanin degil ki Evrenin fakat Samanyolu galaksisinin bile “merkezinde” olmaktan cok uzak kaldigini ogrendiklerinde,
    nasil ki bu durumu hazmetmeleri de epeyce bir zaman almis oldugu gibi…

    (evrime pozitif bakan bazi dindarlardan bir alinti & analizdir.)

    Esen Kalin.

  9. Da Vinci diyor ki:

    @fuatogl

    Akıllı tasarımı savunanların içinde dürüst kişiler bulmak çok zor. Mike Gene bunlardan biri. Belki de bir elin parmaklarını geçmeyecek dürüst kişiden birisi. Matzke ve Pallen’in araştırmalarından elde ettikleri verilere bakarak Matzke’nin hipotezinin doğru olduğunun ortaya çıktığını ve kendi şüpheci yaklaşmının zayıfladığını dürüstçe kabul etti ve bunu rahatsızlık duymadan açıkça ifade edebildi. Bu veriler sonucunda tasarımın tespitinde kullandığını parametrelerden birisi için bakteri kamçısına verdiği notu bakteri kamçısının tasarım ürünü olmadığı manasına gelecek şekilde düşürdü.

    Ayrıca Mike Gene akıllı tasarımın bilim olmadığını da defalarca açık bir şekilde ifade etmiştir (buradaki yazıya bakabilirsiniz). Akıllı tasarımın bilimin sınırları dışına çıktığını dürüstçe kabul edebiliyor. Elbette akıllı tasarımın dinle ilgisi olduğunu da söylemiyor. Tasarımın tespitinin bilimdeki nesnelliğe değil bunun yanında öznelliğe de bağlı olduğunu söylüyor. Yani birşeyin tasarlanmış olup olmadığının evrensel, nesnel bir yolu olmadığını söylüyor. Bu nedenle akıllı tasarımın bilim olmadığı görüşünü savunuyor. Ayrıca tasarımın nasıl yapıldığı konusunun da bilimin dışında birşey olduğunu ve felsefeye girdiğini kabul ediyor.

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    da vinci,gen bilimi,dna,moleküler program vs hakkında daha bilmediğin çoook şeyler var.birkaç yüzyıl sonra-sen göremezsinde-torununun torunu dna haritasını çözdüğünde şaşkınlıktan küçük dilini yutacak.tabii o zamana kadar evrim mevrim hikaye olmuş olacak.sen devam et şimdilik raslantı,mutasyon,yeni türettiğiniz popülasyon felan.daha ne icatlar çıkaracaksınız bakalım.sonra bir ara yazarım,evrimin kaç sefer tanım değiştirdiğini.

  11. Da Vinci diyor ki:

    İyi espri diyecem ama o da değil. En iyisi ben susayım ve bunları görmemiş gibi yapayım.

  12. Da Vinci diyor ki:

    William Dembski, Uncommon Descent adlı AT blogunda “The Front-Loading Fiction” başlıklı önden yüklemeli evrimi eleştiren bir yazıyı sunuyor. İlgilenenlere duyurulur.

  13. Yorumculara teşekkür faslından sonra arzuhalimizi ve savunduğumuz teleolojik düşünceyi ilgili diğer kişilere kendi penceremizden anlatalım.Böylelikle her zaman olduğu gibii hakkımızda atılıp tutulmasın.İlk elden bilgi daima en sağlıklısıdır.

    Neyi Savunup neyi savunmadığımız ve nedenleri hakkında özet;

    http://akillitasarim.wordpress.com/blog-amac/

    Önden Yüklemeli Evrim diyerek tam anlamıyla neyi kastediyoruz;

    http://akillitasarim.wordpress.com/2009/08/13/onden-yuklemeli-evrim-nedir/

    William Dembski’yede bazı cevaplar içeren tersine mühendislik yani tümevarım ile tümden gelim verilerinin birlikte değerlendirilmesine dair açıklamlar;

    http://akillitasarim.wordpress.com/2010/03/01/tasarim-esbicimi-ve-esbicimsel-karmasiklik/#more-744

    Bunları ilgililer için bilgilendirme mahiyetinde sunuyorum.Amacım spekülatif bir karadelik olan ateist vs dindar tartışmalarına parçası olmak değil. Bunların dışında başka bir perspektifinde var olabileceği göstermektir.

    Herkese iyi çalışmalar dileklerimle..

Leave a Reply