BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

YUSUF Suresindeki Kadınların EL ‘inin Kesilmesi

MAide 38 deki (EL’e) verilen MECAZ anlam aynen
bu ayetterde yani Yusuf suresinin 30 ve 31 . ayetlerinde
anlatılan (EL kesme ile aynıdır ) Maide 38 ve el kesme
yanlışlığı yazımı okumamış olanlar olabilir. Bu yazıya
internetten ulaşabilirsiniz. Yalnız Yusuf suresinde de vezirin
karısı hz. Yusuf hakkında dedikodu yapan kadınları evine
çağırmış ve bir sofra hazırlamış ve önlerine bıçak konmuş
deyipte ardından Yusuf o kadınların önüne çıkarılmış ve o
dedikodu yapan şehir kadınları EL lerini kesti deyince bu
ayetlerdeki (EL) ( fiziksel EL) anlaşılmış ve MECAZ ile
bağlantısı kurulamamıştır. Oysa bu ayette de (EL= Güç – kudret – takat)
manasında anlamlandırılması gerekir. Yoksa o kadınların hepsininde
Yusufu görünce masadaki bıçakların ellerinde olması ve
meyva bıçağı ile El nasıl kesilirse hepsinin birden kesmesi
akla uygun gelmemektedir. ? Şimdi bazı insanlar (meyva bıçağı )
olduğunu nereden çıkarıyorsun diyebilir. Vezirin karısı
misafirlerini çağırmış şayet yemek masası olsaydı çatal ve
bıçaklardan bahsediliridi. Sadece bıçaktan bahsedilmesi gelen
misafirlere Meyva çıkarıp önlerinede meyva bıçağı konması
gerekirki. Bu gelenek yüzlerce yıldır devam etmektedir.
Şayet gözünüzün önüne bu tabloyu getirirseniz bütün
kadınların elinde bıçağın aynı anda olması ve Yusuf içeri
gelince aynı anda meyva bıçağı ile EL lerini kesmesi pek
anlamlı gözükmemektedir.Aslında o ayetteki mana şöyle olmalıdır
:
Ve o kadınlar Yusufu karşılarında görünce onun güzelliğinden
ve yakışıklığından (Ellerindeki ^^Güç ve Takatları^^ kesildi)
ve Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil… Bu ancak üstün bir melektir!
dediler. Bütün kadınların bir anda EL ( güç ve Kudret yani
takatlarının) kesilmesi anca EL kelimesinin MECAZ EL olarak
anlaşılması ile anlam kazanmaktadır. Sürekli Ali imran 7. ayeti
hatırlatıp Kuranda bir çok ayetin (müteşabih) olduğunu yazıyor
ve mecaz ve teşbihlerden oluştuğunu hatırlatıyorum.
Bazı ayetlerde (EL in çarpraz kesilmesi olan ayetler
aslında = fiziksel EL olarak anlamlandırılmıştır. Yoksa ne
maide 38 de ne Yusuf suresinde ki (EL) fiziksel El değil
MECAZ anlamlandırılması gereken bir kelimedir.
Nasıl Allahın ELi derken EL kelimesine MECAZ anlam
veripte (güç ve kudret ) anlamı ile Mecaz olarak düşünüyorsak
bu ayetlerde de mecaz anlamı olduğunu düşünmenizi tavsiye
ediyorum..

Yusuf suresi : 30

Ve kâle nisvetun fîl medînetimre’etul azîzi turâvidu fetâhâ an
nefsih(nefsihî), kad şegafehâ hubbâ(hubben), innâ le nerâhâ fî dalâlin
mubîn(mubînin).

ve kâle : ve dedi
nisvetun : kadınlar
fî el medîneti : şehirde
emre’etu el azîzi : azîzin (vezirin) hanımı
turâvidu : elde etmek istiyor
fetâhâ : onun emrinde olan (kölesi) genç delikanlı
an nefsi-hî : onun nefsinden
kad : olmuş
şegafe-hâ : onun kalbine işlemiş
hubben : sevgi, aşk
innâ : muhakkak biz
le nerâ-hâ : onu görüyoruz
fî dalâlin : bir sapıklık içinde
mubînin : apaçık

MEALİ =Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi
olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine
işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.

Yusuf suresi 31. ayet =
Fe lemmâ semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehunne
mutteke’en ve âtet kulle vâhidetin minhunne sikkînen ve kâletihruc
aleyhinn(aleyhinne), fe lemmâ re’eynehû ekbernehu ve katta’ne
eydiyehunne ve kulne hâşe lillâhi mâ hâzâ beşerâ(beşeren),in hâzâ illâ
melekun kerîm(kerîmun).

fe lemmâ : böylece, olduğu zaman
semiat : işitti (kadın)
bi mekrihinne : çekiştirdiklerini, dedikodu yaptıklarını
erselet : gönderdi
ileyhinne : onlara (kadınlara)
ve a’tedet : ve hazırladı
lehunne : onlar (kadınlar) için
mutteke’en : karşılıklı dayanıp oturacak yer
ve âtet : ve verdi
kulle : hepsi
vâhidetin : birine
min hunne : onlardan (kadınlardan)
sikkînen : bir bıçak
ve kâlet ihruc : ve “çık” dedi
aleyhinne : onlara (kadınlara)
fe lemmâ : o zaman, ….. olunca
re’eyne-hu : onu gördüler (kadınlar)
ekberne-hu : onu büyüttüler (çok beğendiler, hayran kaldılar)
ve katta’ne : ve kesildi
eydiye-hunne :Ellerini (
ve kulne : ve dediler
hâşe : hayır
lillâhi (li allâhi) : Allah için
mâ : değildir
hâzâ : bu
beşeren : bir beşer
in hâzâ : bu olsa, olursa
illâ : ancak, sadece
melekun : bir melek
kerîmun : üstün, kerim
MEALİ =
Kadın, onların dedikodusunu duyunca, onlara dâvetçi
gönderdi; onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Onlardan herbirine
bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusuf’a): <> dedi. Kadınlar onu görünce, onun güzelliğinden
ellerindeki (Güç ve takat) kesildi ve dediler ki: Hâşâ Rabbimiz! Bu bir beşer değil…
Bu ancak üstün bir melektir!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 10271, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply