BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

RİVAYET KÜLTÜRÜ

RİVAYET KÜLTÜRÜ :
Yüzyıllardır Kurandaki her kıssaya her anlatıya bir hikaye uydurmak ve bir senaryo çizmek adına binlerce onbinlerce RİVAYET üretilmiş ve bu üretilenler bir çok kişi ve alim tarafından GERÇEK sanılmış ve Kuran SOL YOLU tarif ediyorkan SAĞA yönelinmiş bazende SAĞ YOLU tarif ederken SOL yola yönelinmiştir.
aslında
Kurana ve dine faydamız olsun diye hikayeler,rivayetler üretenler
DİN in anlaşılmasını bir çok yönden engellemişlerdir.
Mesela Allah : ( hz. ibrahimin ateşten kurtulması olayında biz ateşe serin ol dedik diyerek bir YASASını anlatırken o YASAyı bulmak yerine ateş suya odunlarda balığa döndü denmiş, kimi o ateş gül bahçesine döndü kimi kuşlar kimi karıncalar su taşıdı demişlerdir.

Mesela Allah : hz. ibrahim oğlunu(RÜYAsında boğazlıyorken gördü derken. Hz. ibrahim oğlunu kurban ederken gördü ve gerçek hayatta alıp oğlunu kesmeye götürdü diye bir çok senaryo hazırlamışlar ama Kuranda ÇELİŞKİ olamıyacağını düşünememiş ve Bir masumu öldürmek bütün insanlığı öldürmekle eş değer ayetine MUHALEFET ettiklerinin farkına varamamışlardır.
Mesela Allah: Süleyman’a (kuş mantığı) öğrettik deyip kuşların hareket dili ile gösterdiği yetenekleri öğrettiğini anlatırken (güvercinleri haberleşmede…doğan ve şahinleri avlanmada…çavuş kuşlarınıda yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının bulunmasında kullanarak savaşlarda kuş ordusu kurduğu halde rivayetçiler bunu KUŞ DİLİ öğretildi diye çevirerek süleyman ve kuşlar arasında yüzlerce güya konuşma hikayeleri anlatmışlar ve olayı yine sol yoldan sağ yola çevirmişlerdir.O surelerde geçen HÜDHÜD de kuş değil bir İNSAN hatta bir MAHKUM dur.
Onlarca yüzlerce örneği var arkadaşlar. Onun için gelin bu RİVAYET leri araplara iade edelim ve kainat ayetleri ile Kuran ayetlerini karşılaştırmaya çalışalım.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 65576, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

2 Comments

  1. Kasım Çelik diyor ki:

    Sayın Mete Tunç Bey;
    Sizi çalıştığınız gazetelerdeki yazılarınızdan ve TV programlarınızdaki söyleşileriinizden tanıyorum. Sizin bu sitedeki kuran araştırmalarınıza yönelik vardığınız kanaatleriniz ve düşüncelerinizden dolayı sizi tebrik etmek istiyorum. Zira bir çok dini konudaki tereddütlerim sonucu ben de kuranı kurandan anlayarak okumaya başladım ve sonuçta, başta ülkemiz olmak üzere dünyadaki tüm islam anlayışının ağırlıklı olarak geleneksel-kültürel-sözel-atadan duyma öğrenme-rivayetlere dayalı, hiç bir şekilde etraflıca kurana dayandırılmamış inançlar ve ibadetler bütünü olduğunu gördüm. Bu anlamda sizin yazılarınızdaki konuları kurandaki bakış açısıyla ele almanız gereçekten takdire şayan bir yaklaşım diye düşünüyorum. Bu cümleden olarak saygı ve selamlarımı sunuyorum.

  2. Erkannn diyor ki:

    Merhaba,

    Birkaç yazınızı okudum ve beğendim de ancak bu yazınızda verdiğiniz örnekler aslında rivayetler değil surelerle ilgili yani sureyi rivayet gibi göstermişsiniz.

    Hz. İbrahim ile ilgili sure ( sizin rivayet dediğiniz aşağıda yer almaktadır)

    “İbrâhim dedi ki: ‘Ben, Rabbimin gitmemi emrettiği yere doğru gidiyorum, O elbet bana yol gösterecektir. Ya Rabbî, salih evlatlar lütfet bana!’ Biz de ona aklı başında bir oğul müjdeledik.”

    “Çocuk büyüyüp yanında koşacak çağa erişince bir gün ona: ‘Evladım, dedi, ben rüyamda seni kurban etmeye giriştiğimi görüyorum, nasıl yaparız bu işi, sen ne dersin bu işe!’ Oğlu: ‘Babacığım! Hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim de sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!’ dedi.” (Saffat, 37/99-102)

    “İkisi de bu şekilde teslim olduklarında, onu tuttu şakağı üzerinde yatırdı. Biz ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Gerçekten rüyayı doğruladın. İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Şüphesiz bu apaçık ve kesin, çetin bir imtihandı.’ Ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.” (Saffat, 37/103-107)

    Hz. Süleyman ile ilgili sure ( sizin rivayet dediğiniz yine aşağıda yer almaktadır)
    Nelm Suresi

    16. Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
    17. Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
    18. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.
    19. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”
    20. Süleyman kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?”
    21. “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.”
    22. Derken Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve (Süleyman’a) şöyle dedi: “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.”
    23. “Ben, onlara (Sebe halkına) hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm.”
    24. “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.”
    25. “Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye (şeytan onları yoldan çıkarmış.)”
    26. Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş’ın Rabbidir.
    27. Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”
    28. “Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.”

    Bu konudaki yazınızı düzeltmenizi başka örneklerle açıklamanızı tavsiye edeceğim.

Leave a Reply