BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Oyun ve Eğlence Kültürü I (Mete Tunç)

Son olimpiyatları seyrederken düşünmüştüm: Acaba bu sporların mucitleri kimlerdi? Hepsi Avrupa kaynaklı mıydı? Doğu, Afrika.. hususan İslam dünyasının yarattığı sporlar var mıydı?

Elbette güreş, binicilik vesair sporları Türkler ata sporu olarak telakki edebilirler. Lakin, bunlar dinamik her halkın binyıllar öncesinden beri iştigal ettikleri fiillerdir; daha önemlisi, bahis mevzuu sporların kuralları Avrupa’da (ve herhalde bir ölçüde Amerika’da) konulmuştur.

Kispetli, zeytinyağlı, davul zurnalı, peşrevli .. güreş türü olsaydı, işte onu Türklere atfedebildik! Bu milli sporu, Türkler, kurallarını yenilemeyerek, mümkün olduğunca adil bir yönetim tarzı teşkil edemeyerek, seyir zevkini artıramayarak ve sporcuların salt kazanma hırsıyla güreşmelerine yol açarak, bırakalım küresel bir spor haline gelmesini, yerel düzeyde dahi cazibesini ve maneviyatını kaybetmesine sebep olmuşlardır… Cirit? Diyelim Türki olsun. Ancak, kabaca, ‘binicilerin birbirlerine sopa fırlatmak’ diye tavsif edilecek bu sporun da çekiciliği bulunmamaktadır. Hele, hala Ortaasya (göçebe) Türkilerinde görülen, ‘binicilerin başı kesik oğlağı(?) kapma’ oyunu, (şehir ve köy insanı için) en hafif tabiriyle zarafetten uzak bir manzara arz etmektedir. Hülasa Türklerin milli, ata sporu dedikleri hiçbir oyunun dünyada bir değeri, albenisi yoktur. Dolayısıyla bunlardan (mevcut halleriyle) bir olimpiyat dalı çıkması mümkün değildi, değildir.

Başka-Müslüman veya değil-Doğulu halkların yerli-milli diye nitelendirdikleri oyunlarının hangileri (kuralları Doğu’da tespit edilerek, edilegelerek) küreselleşmiştir, olimpiyat dalı olmuştur, veya böyle bir vasat sözkonusu değil midir, bilmiyorum.

Olimpiyatlarda dikkati celbeden bir başka husus, İslam ülkelerinden iştirak eden kimi sporcuların kolları-bacakları tamamen kapalı ve başörtülü olmalarıydı. Kurallarını ve forma geleneğini ‘gavur’un koyduğu spor yarışmalarına İslama uygun telakki edilen ‘forma’ ile katılınması fakiri gülümsetmiştir (Katılım elbette önemlidir ve takdir edilir; gariplik abartılı şekildedir…)

28.01.2013

Not. Yukarıdaki satırların garip yazarı, malum türktür; yazıdaki “Türkler” ibaresi, onun akademik tarza öykünmesinden tebarüz etmiştir!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 20539, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply