BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Türkçe ve Kelimeler Üzerine Notlar I (Mete Tunç)

Giriş cümlesi kabilinden, dilin önemi hakkında birkaç söz edilebilirdi. Lakin bunlar malumdur ve aşağıdaki notların bazılarında örnekleriyle görülecektir.
++++

Balkanlar ve Osmanlı Devleti (Sacit Kutlu) kitabı için yayınevinin eposta adresine, “Yazar güzelim kitabın içine ‘olanak’mış, kitabı ‘ol’-‘anak’ etmiş, mesajını gönderdim (Mesaj geri döndü… Neyse, buraya kaydediyorum.). Kitaptan bir cümle:
“Arnavutluk’un nasıl olsa Osmanlı Devleti’nin siyaseti doğrultusunda hareket etmek durumunda kalacağından emin olan paşaya göre, Osmanlı Devleti’ne ait olsa başka dert olacak olan,[?] Arnavutluk bağımsız bir devlet olarak ne kadar büyük olursa o kadar iyi olacaktı.”
Bir cümlede 8 tane ol köklü kelime. 8 tane!!! Ve bir virgül fazla!
+++

16. yüzyılda Osmanlı münevverlerinin nasıl yazdıklarına dair fikir edinmek için bir cümle:
Tedbîrün takdîre müvâfakati kaziyesi lüzûmiyye değül idüğü müttefâkun aleyhdür.
(Tedbirin takdire uygunluğu önermesinin doğru olmadığına ittifak edilir.)
Matrakçı Nasuh (Tarih-i Sultan Bayezid kitabından)
+++

İttihatçılar tarafından darbeyle düşürülen sadrazam Kamil paşa, ıskattan önce onları (‘görünürlükleri’ az ama tesirleri fazla idiğinden) ‘ricâ-i gayb’ diye tavsif edermiş.
Ricâ-i gayb-Ricâlü’l gayb: Tasavvuf inancına göre Cenabıhakkın alemi idareye memur ettiği, kendilerine olaylara hükmetme izni verdiği ve insanlardan kim olduklarını gizlediği sevgili kulları, gayp erenleri (üçler, yediler, kırklar gayp erenleridir.) [Misalli Büyük Türkçe Sözlük, İlhan Ayverdi]
+++

İlk kez rastladığım iki güzel tabir (tırnak içinde olanlar):
… ‘ruh bekareti’, samimiyet, saflık…
Hayranlık ve ‘hayret sıtması’…
Ahmet Hamdi Tanpınar (Yaşadığım Gibi kitabından)
+++

Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları kitabının Süleyman Nazif bahsinde, müellifin yazılarında kelimelerin tekrarlanmadığına ve eş manalı olanların yan yana gelmediğini işaret eder (s.177); S. Nazif’in, bir gazete yazısında “vazifesini yaptı” tabirini kullandığı için kendisini eleştirdiğini (“Şu ‘yapmak’ fiili çıkalı birçok şeyler yıkıldı.”)
o günden itibaren ‘yapmak’ fiilini kullanırken tereddüt ettiğini belirtir (184-185).
(Aynı köklü kelimelerin bir cümlede hoyratça istimal ve yapmak’lı daha nelerin ifade edildiğini S. Nazif ve Y. Kadri iyi ki görmediler!)
+++

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 25273, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply