BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Sorgutçuluk (Mete Tunç)

İnanç ve Bilgi Eksenleri’nde insan-dünya-evren tasavvurları, hayatı yorumlayışları, yaşayışları bir imana (daha doğrusu imanlar cümlesine) bağlı beşerinkinden farklı olan insanların ‘inanca göre’ tanımlanmalarının yanlış ve haksız idiğini belirtmiştim.

Sözkonusu insanları tek bir isim altında tavsif etmek ne kadar doğrudur; agnostikleri nereye koymak gerekecektir; insanlar, ya kendilerini ‘imana göre’ tarif etmek istiyorlarsa, gibi sualler sorulabilir. Benim yaptığım; bir problemi ortaya koyma, mezkur yazıda ifadesini bulan insanları (bu arada kendimi) tanımlama ve böyle beşerin bu hususta kafa yormasını sağlama gayretidir. Dolayısıyla bu, ilk adım olarak telakki edilmeli, fikrin daha fazla düşünülüp tartışılarak ileride olgunlaşacağından ümitvar olunmalıdır.

‘y grubu’ diye adlandırdığım insanlar için Türkçe bir terim bulmaya ve türetmeye çalıştım. Madem ‘her şeyi sorgularlar’; o halde… Evvela ‘sorgucu’ aklıma geldi. ‘Sorgu hakimi’ dışında kullanılmıyordu, olabilirdi. ‘Sor’ köklü ve yine Türkçe ekli başkaları: Sorutçu, Sorsulcu, sorakçı..?! ‘Sorgucu’ daha mı iyi ve makul?.. Farklı ve yeni olsa, daha uygun değil mi? Peki, dil kurallarına aykırı ise..?.. Hülasa, ‘sorgutçu(luk)’ta karar kıldım. Türkçe kökenli olması şartıyla değiştirilebilir.

Yukarıdaki zorunlu açıklamalardan sonra, ‘sorgutçuluk nedir’, ‘sorgutçu kimdir’, ‘sorgutçunun tarzı siyaseti nasıldır’.. sorularını sual edip yanıtlarını maddeler halinde vereyim:

• Sorgutçuluk hayatta (varoluşta) anlam arama mecburiyeti hissetmez; insanın, diğer canlıların, dünyanın ve evrenin varlığına bir mana atfetmeyi düşünmez. Bunları anlamaya, bilinmeyenleri çözmeyi hedef edinir. (Anlama ve çözme amelinin neticesinde bir mana çıkarsa –bu, elbette imanlıların vazettikleri gibi olmayacaktır- şaşırmaz, sevinir.)
• Sorgutçu kişisel hayatında, yaşatısını anlamlı kılacak biçimde yaşar: Anlama-bilme uğraşının yanı sıra adalet, merhamet, diğerkamlık, dayanışma, paylaşma gibi erdemleri önemser.
• Sorgutçuluk iman-imansızlık değil, bilgi-bilinmezlik ekseninde/ düzleminde/ boyutunda işler; iddiaları, malumatı, teorileri.. ilmi yöntemlerle kanıtlanmadıkça bilgi kategorisinde değerlendirmez.
• Sorgutçu bilinmezlikten rahatsızlık duyar; fakat bunu varoluşun doğal bir hali telakki eder ve bu sayede onunla yaşamaya kendini alıştırır.
• Sorgutçulukta bağnazlığa yer yoktur. Hiçbir sav peşinen reddedilmez. Her konunun nesnel olarak ve ilmi usuller kullanılarak araştırılmasını gerekli ve şart görür.
• Sorgutçu, bütün dini ve felsefi görüş mensuplarını dinler, yazdıklarını okur.
• Sorgutçuluk dünyayı ve kainatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan kadim ve çağdaş keşifleri, tetkikleri, inançları.. bilmeyi, öğrenmeyi gerektirir.
• Sorgutçu yaşadığı coğrafyada yaratılan (dini-ladini) kültürü (sanatı, mimariyi, müziği..) bilir, değerli sayar, özümser; bu alanlarda çalışabilir ve ürün verebilir; ve, ilgi ve zevk dünyasına göre bunlardan keyif alabilir.
• Sorgutçuluk kutuplaşmayı reddeder. Şiddeti, özellikle çoğunluğun ve güçlünün zulmünü kınar.
• Sorgutçu komşuluk, öğrencilik, mesleki, spor, hobiler.. gibi alanlarda kendisi ile aynı doğrultuda düşünmeyenlerle dostluklar geliştirir; çünkü hayatın sadece bilmek olmadığının farkındadır.
• Sorgutçular hali hazırda en marjinal gruptur; o nedenle sorgutçu, aynı zamanda yalnızlığa, kimsesizliğe, haksızlığa, aşağılanmaya.. katlanabilme becerisine de sahip olan insandır.

Ümit ederim, yukarıdaki fikir (terim değiştirilebilir!), bilgi-birikim ve kalem ehli tarafından daha geniş biçimde, derli toplu, ilmi temellerde (Ama batı biliminde olduğu gibi ‘anlaşılmaz cümlelerle’ değil!) yazılır.

İleride sorgutçuluğun ve sorgutçuların etkisinin ve sayısının artması temennisiyle!

04.09.2013

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 32359, bugün ise 2 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply