BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Türk Bilim Dünyasından Portreler I (Mete Tunç)

F. B.

… bölümlerinin ortak seminer ve çay odasında … Üniversitesi’nden kadroya katılan bir profesör, F. B., akşam yaptığı bir telefon konuşmasını anlatıyor…

Devlet Klasik Türk Müziği Topluluğu’nun o zamanki şefini (Nevzat Atlığ) aramış. Nedeni, ekranda, ‘Şef Prof. Dr. Nevzat Atlığ’ yazısındaki ‘Prof. Dr.’ unvanı imiş (O dönemler, yeni bir düzenlemeye göre konservatuarlar üniversite statüsü kazanmış ve oralardaki hocalara akademik unvanlar verilmişti Mesela halk müziği solisti Can Etili ‘doçent’ olmuştu! Herhalde daha yaşlı ve daha kıdemli bir memur diyerek N. Atlığ’a da profesörlüğü layık görmüşlerdi. Aynı zamanda tıp doktoru olan ve ekranda, o döneme kadar “Şef: Dr. Nevzat Atlığ” alt yazısıyla tanıtılan N. Atlığ, yeni düzenlemeyle ‘Prof. Dr.’ oluvermişti! F. B.’i çıldırtan buydu.). Telefondaki anahtar cümleler; F. B.’in, N. Atlığ’a, “doktor unvanın tıpla ilgili, havadan aldığın profesör unvanını bunun önünde nasıl kullanırsın, ne zaman doçent oldun ki, demesi,” N. Atlığ ise, “kullanırım, sana ne, seni mahkemeye vereceğim,” demesiydi onun anlatımına göre.

Kuralsızlığa, saygısızlığa tahammül edemez F. B. O zaman on küsur davası vardı mahkemelerde. Bir tanesinin (veya onbirincisinin) nedeni fakültede gerçekleşen bir olaydı:

Hoca, arabasını, ders verdiği (başka bir) bölümün önüne park etmiş. Bölüm hocalarından biri parkta yer bulamayınca ve bölüm personeli olmayan birinin parkı işgal ettiğini öğrenince, arabasını, çıkaramayacağı biçimde hocanınkinin arkasına park etmiş. F. B. dersi bitirip arabasının başına gelmiş ki… Bölüm hocasını bulup arabasını çekmesini rica etmiş. Fakat sert ve olumsuz bir cevap almış. Peki öyleyse, deyip park yerine gitmiş, arabasına binmiş, geri vitese takmış ve sürte ittire…

Verdiği bir lisansüstü dersinde dönem boyunca aynı minvalde dönülüp duruldu! Bir öğrenci, bunu, “benim oğlum bina okur, döner dolaşır bina okur” deyişi ile tasvir etmişti!..

Mühendis olacak birinin teorik konularla boğulmaması görüşündeydi. O nedenle, başkanlığı döneminde, bölümünün programını değiştirdi, yeni mühendislik dersleri koydu, teorik derslerinin ders saatlerini azalttı. Değişiklik, mühendisliğini değil akademisyenliği seçen arkadaşların lisansüstü derslerinde ve tezlerinde zorlanmalarına yol açtı.

Atatürk’e benzer ve Kemalisttir… ‘Evren bir programın ürünüdür,’ mealindeki ifadesinden hareketle deist olduğu söylenebilir… Masonluğa ve masonlara şiddetle karşıdır… Hem Araplara hem Yahudilere sinir olur, “aynı soydandırlar, amcaoğullarıdır,” der, haklarında fıkralar anlatır.

Pek çok öğrencinin ABD’ye gitmesine katkıda bulundu. Hazırlanan bir grup erkek öğrenciye, oradaki bir kadın akademisyeni anlatırken, “size yardım eder, ondan çok şey öğrenebilirsiniz, arasıra da sikersiniz,” demişti!..

F. B. gençlerle sohbet etmeyi severdi. Bir araştırme görevlisiyle de birkaç kez sohbet etmeyi denemişti. Fakat asistan, belki o zamanki yapısı, belki bölümdeki konumum nedeniyle mesafeli durmuştu. Oda arkadaşı, ona, ‘hoca senin dindar olduğunu bilse…,’ mealinde bir şeyler söylemişti! Asistan çekingen davranmayıp hocayla konuşsa ve ona din konusunda sorular sorabilseydi, ‘aydınlanması’, kim bilir, belki o dönemde gerçekleşecekti!

F. B., bir grafikte, verileri, tezlerine uygun olan doğruyu elde edecek biçimde yerleştirmesini ve bulunan parametreleri kendisine getirmesini söylemiş yardımcısına-bir asistana! Araştırma görevlisi, ne yaptığını fark eden oda arkadaşının, ‘bu sahtekarlıktır,’ minvalinde tepki göstermesine karşılık, “herkes yapıyor,” cevabını vermiş! Veriler aslında bir cihazdan ölçülerek elde edilirmiş, fakat cihaz sağlıklı değerler vermiyormuş!.. (Asistanın yıllarca güya dersini verdiği konuda –verileri grafik eksenlerine yerleştirmede- yanlış yaptığını da tespit etmiş ve düzeltmiş arkadaşı.)

… müşterek seminer/toplantı/çay odasında F. B. … bölümü başkanı (Prof. Dr. E. A.-müteveffa-) ve başkan yardımcısının (Doç. Dr. M. Z.) birlikte yazdıkları … kitabını eleştiriyor. O sırada M. Z. de odadadır ve bardağına çay doldurmaktadır. F. B. “kitap yazmışlar, hatalarla dolu, böyle uyduruk kitap mı yazılır,” diyor, M. Z. ise, yüzünü dönmeden bir şeyler mırıldanıyor; fakat ders anlatışı gibi, ne söylediği pek anlaşılmıyor!*

*Kitabı, kitapçıda sayfalarını karıştırmam hariç tutulursa, incelemedim; fakat, M. Z.’in redaktörlüğünü yaptığı, içindeki deney metinleri 3-4 araştırma görevlisi tarafından yazılmış mekanik laboratuarı deney kılavuzlarına (föylerine) iki teorik deney yazıp(?), kılavuzların kapaklarına, tümünü kendi hazırlamış gibi ismini yazdığını, üstelik o iki deneyi de başka bir kılavuzdan/kitaptan, bire-bir intihal ettiğini (apardığını, aşırdığını, çaldığını), bir (sabık) araştırma görevlisi yaşamış ve tespit etmiştir. O yüzden, bir başka yayınla da olsa, F. B. ağır eleştirisi ile, bu çerçevede layığını bulmuştur M. Z.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 28624, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply