BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Türk Bilim Dünyasından Portreler IV (Mete Tunç)

B. Ü.

B. Ü.’ın zekası gözlerinin ve vücudunun hareketlerinden hemen farkedilir. İki kusuru, ders anlatma becerisinin bulunmayışı ve dalgınlığıdır.

Küçük sınıftaki 15-20 kadar öğrenciden çoğu birer-ikişer, söylenerek sınıftan çıkıyorlar. B. Ü. böyle hallere aşina ki, sakin. Kalan birkaç öğrenciden biri, içinden gülmüyor değil, lakin sınıf terkini doğru bulmuyor. B. Ü. dersin sonunda, ona, “sana buzdolabının çalışma prensibini anlatayım” diyor ve anlatıyor.

Acı bir sandalye gıcırtısı ve hemen arkasında gelen “aaaahhk!” sesi üzerine öğrenciler başlarını kaldırıp tahta yönüne baktıklarında B. Ü. tek ayak üzerinde zıplıyordu: ayağını sandalyenin demir ayağına vurmuştu.

İki sayfalık, tahtanın tamamını dolduran bir problemin sonucu, a=5 ile b=25’in çarpımı ile belirlenecekmiş. B. Ü., “Arkadaşlar sonuç c=a.b dir. Beş kere yirmibeş, yetmişbeş.” demiş ve kağıttaki çözüme bakmış. “Dün gece çözmüştüm, nasıl olur?” diyerek tahtadaki çözümü baştan sona taramış. “Evet. a=5, b=25 çıkıyor. Doğru. Beş kere yirmibeş eşittir yetmişbeş. Yav nasıl olur?!” Ders, midelerine kramplar giren öğrencilerin hayırsızlığı ile sonuç açıklığa kavuşamadan neticelenmiş.

Lisanüstü dersi vermektedir. Fakat çözüme bir türlü ulaşamaz. “Yav, ben bunu dün gece çözmüştüm..!” der.

… Amfisi’nde Tensör Analizi dersi veriyor… Bir öğrenci kalabalık denklemler arasında bir tensörü görememiş: ”Hocam X tensörü nerede?” B. Ü. Önce, durduğu yerden yazdıklarına bakmış, akabinde geri geri ve dizlerini karnına kadar çekerek tahtadan uzaklaşmış. Denklemleri, tensörleri incelemiş. Ve aniden tahtaya doğru koşmaya başlamış; bir adım kala zıplamış ve tebeşirle bir tensörün üzerine vurmuş: “Nah, işte burada!”

B.Ü.’ın araba sürüşünün, başka zamanlardaki hareketlerine uygun biçimde ‘kıpır kıpır’ idiği rivayet edilir.

Bir şayia: Odasının kapısını çalıp içeri giren öğrenci, B. Ü.’ın elinde o sırada porno bir dergi olduğunu, kendisini görünce dergiyi kalçasının altına aldığını söyler.

Bir şayia daha: B. Ü.’ın oğlu da kendi gibiymiş! Fakülteye geldiğinde epey yaramazlık yapmış, hatta havuza düşmüş. Görevliler, ‘hocam, oğlunuza sahip çıkın’ demişler.

Seminer odasında, (yurt dışı bir dergide) yayınlanan makalesini sunuyor. Profesör Z. Z. A., ‘makalen çok da özgün, önemli değil’ babında eleştiri getiriyor. B. Ü. yine sakin…

B. Ü., ilk doktora öğrencisini doçençliğinde almış ve doktorasını problemsiz ve zamanında tamamlatmıştır.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 31905, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply