BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Din, İman ve Müminler Hakkında Notlar I (Mete Tunç)

“Ezan dini bir senfonidir”(!)
Diyanet İşleri Başkanı
Sayın başkanın hiç senfoni dinlemediği anlaşılıyor… Senfoni dahi hoparlörlerden bangır bangır çalınsa, ondan da fellik fellik kaçarım!
+++

20.11.2011. CNN TÜRK. Eğrisi Doğrusu programı. Taha Akyol, eski Diyanet İşleri Başkanı Tayyar Altıkulaç ile konuşuyor. Programın sonuna yetiştim. T. Altıkulaç en eski Kuran metinlerini (Sana yazmaları. Yemen’de bir kazı sırasında veya bir caminin altından çıkan Kuran parçaları.) incelemiş. Bunların halife Osman’ın zamanında hazırlanan mushaftaki ayetler-suretler ile farkı yokmuş. Sadece imlada farklılıklar varmış (ne demekse!). Osman mushafının halife Ebubekir tarafından hazırlatılan mushaf ile aynı olduğundan eminmiş(!) Halife Ali ve bazı ashabın mushaflarında başkalıklar olması (Bu hususu ilk kez Turan Dursun’da okumuştum.) önemli değilmiş, çünkü bunlar özel mushaflarmış(!) Çalışmaya başladığında (ki üç yıl sürmüş!), bugün mevcut Kuran’dan farklı metinler tespit ederse, ‘bu durumu nasıl örterim’ diye düşünmüş!.. Söyleşi, bu müthiş bir itirafla nihayetlendi: Hem bir şüphe ve endişe taşıyormuş, hem şüphesi gerçek çıkarsa, hakikati nasıl tevil edeceğini planlıyormuş (‘Örtme’ itirafını T. Akyol’un, araştırmasını ‘akademik’ diye vasıflandırmasının üzerine yapması da bir başka komik bir hal!). İzahatı doğrultusunda, T. Altıkulaç’ın araştırmasının nesnelliğinden ve vardığı sonuçtan ciddi biçimde kuşku duyuyorum!
+++

“Kimlerle komşu olmak istemezsiniz?” anket sorusuna müminler büyük ekseriyetle dinsiz komşu istemiyorlar. Anlaşılabilir. Ancak soru eksik. Devamında “Bencil, kaba, rüşvetçi, hırsız, ‘gözü karı-kızda’.. bir dindaşınızın mı; güvenilir, yardımsever, nazik… bir dinsizin mi komşuluğunu tercih edersiniz?” suali de yer almalıydı!
+++

Bilinmeyen Yönleriyle Kur’an, Kur’an’ın Kökeni-2 (Arif Tekin)’de okuyunca, apaçık bir ayeti şimdiye kadar nasıl atlamışım’ diye kendime şaştım. Nur suresi 33.ayet: “… namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın…” Buradan hareketle ‘ashap p.lik yapıyormuş’ denirse, ‘iftira’ mı olur!? (Yukarıdaki cümlenin bidayetinde, tevil fırsatı verecek bir cümle/ifade/ibare yoktur!)… Ve ayetin sonu: “Her kim de onları fuhşa zorlarsa, şüphesiz ki Allah, onların zorla bu işe sürüklenmesinden sonra, onları bağışlar, merhamet eder.” Kimi bağışlar?! Herhalde cevap ‘kim zorluyorsa’dır. Af dilemişler veya bir daha zorlamamaya yemin etmişler mi de, affediliyorlar (Ayrıca cariyeler fuhşa gönüllü iseler p.lik serbest midir!?)… Hülasa, Kuran yazarlarının, pek çok ayette örneği olduğu gibi, eksik, muğlak, tutarsız bıraktıkları bir ayet.
Not. Arif Tekin’in kitabından eleştirilecek bir çok husus var. Bunu sadece not edeyim.
+++

Uzun-resmi bir dini eğitimi ve sıfatı olmayan biri. Kuran okuyor. Tesadüf ettim. Durdum. Hayran kaldım. Bir süre dinledim. Elbette ‘ses’ de önemli ama üslup, tarz (ne diye ifade ediliyorsa; tecvitli?) farklı. Tekdüze değil, adeta nağmeli. Şimdiye kadar böyle okunduğuna şahit olmamıştım… Okuyan bir kadındı, ‘laik’ bir kadındı. Kadın-erkek hafızlar onu bulup dinlemeli, örnek almalı. (Ölmeden bir de güzel ezan okuyana, varsa, okunuyorsa, rastlasam!)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 27916, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply