BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Din, İman ve Müminler Hakkında Notlar II (Mete Tunç)

‘Yazar’ın tezi/kitabı Atatürk’ün dindar idiği üzerine bina edilmiş. Hafızı varmış, Kuran dinlermiş. Yazarla söyleşiye kulak veremedim, kitabı gözden dahi geçiremedim, yazarın ve kitabın ismini kaydedemedim. Cümleyi –emedim yerine –medim şeklinde ifade etsem yanlış olmazdı! Elbette, sorguçtu için, önyargısız dinlemek ve okumak suretiyle değerlendirmede bulunmak doğru tarzdır. Lakin şu kesindir ki Atatürk’ün dindar olması bir yana, müslüman bile olmadığı (yazıları, konuşmaları, sohbetleri ile) sabittir. Yazar, ‘ben müslümanım, Atatürk’ü de seviyorum; öyleyse Atatürk de müslüman olmalı’ arzusu ve önkabulü ile yola çıkmış, sabitleri göz ardı etmiş ve sadece dileğine mesnet teşkil edecek verileri alıp tezini kurmuş… Atatürk’ün hafızı olduğunu başka kaynaklardan da okumuş ve duymuştum. Hafızı olduğuna göre Kuran herhalde dinliyordur. Neden? Müslüman cemiyet ve kültür içinde doğup büyümüştür. Kuran tilavetleri dinlemiştir, etkilenmiştir, haz almıştır. O günlere ait güzel (sevgi, saflık, şefkat…) hatıraları da vardır. Kuran duymak o anıları canlandırmaktadır. Bunlar, dinle bağını yıllar önce, Mustafa Kemal’ken koparmış Atatürk’ün hafızı olmasını ve (öyleyse) Kuran dinlemesini açıklar. Kuran dinlemediğini; lakin hafızından, dine dair (alaycı) sohbetlerinde yararlandığı ihtimalini de bir yana koyalım. Görüşüm böyledir. Allahualem!
Not. Atatürk’ün, deist idiği söyleniyor, müslüman olmaması müminler için ‘üzücü’ ‘dinsizler’ içinse ‘sevindirici’ bir husus olmamalı. Onu sevmek yahut nefret etmek bir mana taşımadığı gibi… Bu anlayışa ulaştığımız ve böylece onu, yaptıklarını-yap(a)madıklarını, bütün veçheleriyle değerlendirmeye başladığımız zaman toplumumuz rüştüne ermiş demektir. Ve lakin, önümüzde epey fırın var gibi görünüyor. Ama fırınlar da gerekiyor; fırın inşacılarına ve ekmekçilere ihtiyaç bulunuyor. Fakirin yaptığı ekmekçilik. Bu yazı da (ihtiyaç sahipleri için) bir ekmektir.
+++

B. Russell, “… putperest mitolojide ‘Meryem-bakire doğum’ benzeri hikaye var; ona niye inanmıyorsunuz” diyor müminlere. Aynen geçen veyahut dönüşen daha neler neler var. Anlatılmalı ve sormalı!
+++

Samanyolu TV, Temmuz 2012. Bir emekli adam. Cami yaptırmak istemiş. Hayrına. Yine ‘hayrına’ çalışanların biri iş sırasında düşüp ölmüş. Dava açılmış (Hikaye eksik…). Adam tazminata mahkum olmuş. Ağlıyor, ‘param yok, kurtarın beni’ deyu!..
+++

‘Sorgutçu’, içinde yaşadığı kültüre-medeniyete has güzel, yeni (yaratıcı) örnekler görünce seviniyor. Eskisinin yıkılıp yenisinin inşası sırasında ‘laikçilerin’ feveran ettiği Hasan Tanık Camii bunlardan biri. Kubbesi, kemerleri, hokka biçimli minareleri, ışıklandırması… Temaşaya layık… Sadece kapısının rengi uyumsuz.
+++

‘Meal okumanın dinden çıkaracağı’ görüşü geleneksel cemaat imamlarınca vaz edilir. Fakir, daha ötesini söyler: Yalnızca meal mi; tefsirleri de, hadis kitaplarını da, eski alimlerin risaleleri-kitapları-tefsirlerine de… Eğer ‘imanınızı korumak’ istiyorsanız bunları da asla ve kat’a okumayın; şeyhiniz, hocanız ‘tatlı tatlı’ anlatsın, eklesin eksiltsin; siz dinleyin, ağlayın ve fakat katiyen deşmeyin!
+++

Hipnotizmada başarı oranı yüzde 5 imiş (Yeraltındaki Melekler Yer Üstündeki Şeytanlar, Sevil Atasoy)!.. Acaba en kolay hipnotize olanlar yani telkine en yatkın olanlar, her şeye inanan, hemen inanan iman sahibi insanlar mı; bir dine veya başka şeylere!?
Not. TV’de bir haber: Büyük salonda çoğu katılımcı resmen uyuyor!.. Biri
güya yeteneğini ispat etmek sevdasında. Havasız; yemenin-içmenin ve sohbetin
yasaklandığı bir ortamda, hatibin sıkıcı bir konu hakkında bir saat
konuşmasının ardından uyumayan kalması şaşırtıcıdır!
+++

2012 Ramazan’ı. TRT’de bir
haber: Ramazanlarda kum dökme nispeti 100’de 100 artıyormuş. İftarla sahur
arası bol su içip sulu yiyecekler yenmeliymiş… Orucun vücuda tesiri üzerine
nihayet somut bir veri öğrendik!
+++

TV’de (Ekim ortası, 2011)
konuşan Aytunç Altındal (2013’te vefat etti.), ‘teist olmak için önce ateist olmak
gerekir, ilk kilise babaları
ateisttiler’ diyor. İfadesi, evvelindeki izahatına rağmen anlaşılır değil.
Sunucu sormuyor, ‘ne kastediyorsunuz’, ‘ateist/ateizm o dönemlerde hangi manada
kullanılıyordu’ vs. diye; çünkü belli sualleri sormayı ve ümit ettiği, imanına
onay beklediği cevaplara odaklanmış!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 20146, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Comments are closed.