BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Kutagdu Bilig – Kitap Analizi (Mete Tunç)

Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hâcib

Hazırlayan: Hayati Develi

 

Kaşgarlı Mahmud’un “Dîvânı Lûgâti Türk”ü ile birlikte Yusuf Has Hâcib (Balasagunlu Yusuf) tarafından yazılmış Kutadgu Bilig, Türkçe’nin en eski (bilinen/günümüze kalan) kitaplarıdır.

Prof. Hayati Develi tarafından, “kısaltılmış, bazı bölümleri alınmamış ve ilköğretim ikinci kademesi seviyesinde hazırlanmış”* “Kutadgu Bilig” kitabını okuyunca; bugün elimizde üç adet nüsha bulunduğu, üçünün de özgün eserin üçüncü defa kaleme alınmış hâlleri olduğunu, orijinal kitabın hangi âlfabe ile yazıldığının bilinmediği, manzum olduğunu (6645 beyit), 1070 yılında tamamlandığını, “kutadgu bilig”in “kut’a (bahta, mutluluğa) eriştiren/götüren bilgi” anlamına geldiğini, Yusuf’a “has hâcib” unvanının bu kitabın beğenilmesi üzerine verildiğini vs. öğreniyoruz.

 

Ayrıca… H. Develi, Giriş’te, “kut, yer yer devlet yerine de kullanılmıştır”, demesine rağmen onu kitap boyunca “baht ve mutluluk” olarak tanımlamıştır. Oysa, “kut”u, cümlelerin gelişinden, çoğunlukla “devlet, güç, egemenlik vb.” mânâsında anlamak mümkün…

 

Yusuf Has Hâcib kitabında, Platon’un “Devlet”indeki yöntemi, yani karşılıklı konuşma (kahramanları konuşturma) yöntemini kullanmıştır.  

 

“Kısaltılmış ve ilköğretime yönelik” hazırlanmasına rağmen metin, “Kutadgu Bilig”in niteliği hakkında bilgi vermektedir: Orijinal dilini, kullandığı kelimeleri bilemiyorum ama, bilsem bile bunun Türkçe açısından değerini yorumlayamam. Ancak, kitabı; diyaloglarını ve hikâyesini basit, muhtevâsını zayıf ve kendini tekrar eden düzende, yer yer de çelişkili buldum. Yalnız, değiştirilmiş kopyaları olsa da, orijinali ile az ya da çok ilgili olan elimizdeki nüshâ(lar) ve okuduğum derleme nüshâ, yaklaşık 1000 yıl öncesinin (ve İslâmî kökeni birkaç nesil önceye dayanan bir Türk’ün) naif îman, ahlâk anlayışı; devlet, hakan vb. konulardaki görüşleri; hattâ karakteri ve kişiliği hakkında ipuçları vermesi açısından çok değerlidir ve “hızlıca” okunmaya değerdir.

Kutadgu Bilig’ten:

 

Ø Aklın süsü dil, dilin süsü sözdür.

Ø Bak, şu dört şeyin azını küçümseme: Ateş, düşman, hastalık, bilgi.

Ø İyi, yokuşa çıkmak gibidir, herkes bu işi yapamaz; yokuşa tırmanmayan adam yükselemez.

Ø Vücudun nasibi ağızdan, ruhun kulaktan girer.

Ø Dünya malı acı su gibidir; ne kadar içersen iç, susuzluğun geçmez.

Ø İnsan her işe başlarken bilgi ile başlar ve akıl ile bitirir.

Ø Arslan köpeklere baş olursa, köpeklerin her biri arslan kesilir. Köpek arslanlara baş olursa, arslanlar köpek gibi olur.

Ø Memleketi olan onu kılıç ile almıştır; memleketi tutan onu kalem ile tutmuştur.

Ø Başını korumak istersen, beylerin söylemesi gereken sözleri sen söyleme.

Ø Karanlık geceleri hizmet kapısında ağartmalı ve parlak güneşi aynı kapıda batırmalıdır.

Ø Namaz kılıyor ve oruç tutuyorsun, ey asil insan! Ama bunlar hep kendi menfaatin için. Oysa insanların yücesi, kendi menfaatini bırakıp zahmete katlanarak halkın menfaatine çalışan kimsedir.

Ø Dünyayı tutan insan akıllı, halkın başında bulunan kimse cesur olmalıdır.

Ø Yemeği ölçülü ye, çok yeme. Çok yemek hazmolunmaz ve hastalığa sebep olur.

Ø İnsana hastalık boğazdan gelir.

Ø İnsan yemeği ne kadar az yerse o kadar sağlıklı ve neşeli olur. Sen daima sağlık içinde yaşamak istiyorsan, “az” ilacını iç; huzur ve rahat içinde yaşamak istiyorsan “dil” etinden ye. (“Az ilacı” ile “dil eti” tutarlı değildir. Özgün metinde “dil” sözcüğünün geçtiği ve Türkiye Türkçe’sine yine “dil” olarak aktarıldığı kanaatindeyim. “Dil” Çağatayca’da/Özbekçe’de “gönül” mânâsına gelmektedir. “Til” ise Türkiye Türkçe’sindeki “dil”. Eğer kanaatim doğruysa, yâni özgün metinde “til” değil, “dil” sözcüğü kullanılmışsa, cümleyi “gönül eti” ifâdesi anlamlı kılmaktadır.)

—–

* Kutadgu Bilig’in bir kitapçıda gördüğüm özetlenmemiş cildi, büyük boydu ve tahmînen 800 sayfa görünüyordu. Cildi, naylonla kaplı olduğundan, tetkik edemedim.

Not1. Gerçi kitap beylere/sultanlara/hakanlara ve yönetici sınıfa tavsiye niteliğinde, ahlâk, sorumluluk, yönetim vs. ilkeleri konuları minvâlinde olsa da, Y. H. Hacib, yaşadığı dönem gereği, doğal olarak, sultanlığı, beyliği yücelten bir yaklaşım sergiler. İlâveten, o zamanlar “karabudun” (kara Türkler!) denilenler ve kimi meslek sâhipleri için kullandığı ifâdeler de günümüz anlayışına aykırıdır. İlkokul (ikinci kademe) öğrencilerine hitâp eden bir kitap hazırladığına göre, editör, bu nüansları vurgulamalıydı!..

Not2. Y. H. Hacib; kitabın sonunda, meâlen ve özetle, artık bilgiye değer verilmiyor, kötülük arttı, ahlâk kalmadı, diyor!..

Not3. Okuduğum kitapta rastlamadığım, ama belli ki eldeki tam nüshâlarda mevcut olan bir husus, kitapta kadınlara yönelik aşağılayıcı ifadelerin de bulunmasıymış. TV’deki bir konuşmadan öğreniyorum!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9793, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

3 Comments

  1. Mete Tunç diyor ki:

    @yönetici,
    Hayati Develi ismini, yazı başlığında ve anahtar kelimelerde sehven Hayati Deveci olarak yazmıştım. Dikkat edip düzelttiğiniz için teşekkürler.
    Bir düzeltme daha: âlfâbe, âlfabe olacak. Yani, malum, l ince okunuyor, ikinci a ise kısa…

  2. Editör diyor ki:

    Rica ederim Mete Bey. Bu arada belirttiğiniz düzeltmeyi de yaptım. Aslında siz de kendi yazılarınızı düzeltebiliyorsunuz. Giriş yapmış haldeyken yazı başlığının altındaki satırda adınızın yanındaki Edit’e basarsanız istediğiniz gibi düzeltme yapabilirsiniz.

  3. Mete Tunç diyor ki:

    teşekkürler. bunu öğrendiğim çok iyi oldu!

Leave a Reply