BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Gelin Sual Edelim II (Mete Tunç)

‘Uzaylılar’ tarafından kaçırılma (ve beyin incelenme) iddiaları en fazla ABD’de çıkıyor. ‘Kaçırılanlar’ fevkalade beyin vasfına haiz değillerdir. Uzaylılar neden bunların beyinlerini merak ediyorlar ve kaçırmaya tevessül ediyorlar; niçin zeki veyahut kendilerine ‘inanmayanlarla’ ilgilenmiyorlar?
+++

Dünyanın küre (yaklaşık) şeklinde idiği, denizden kıyıya yaklaşan geminin önce direğinin.. görülmesiyle anlaşılabileceği söylenir, yazılır. Tarih boyunca ve elan böyle bir gözlem yapan insan olagelmiş midir?
+++

Kopernik ve Kepler’in dünyanın güneş etrafında döndüğüne ilişkin yazdıkları ifadeler, delilleri-hesaplamaları nasıldır, nelerdir?..
+++

Galile, dünyanın döndüğüne dair hangi kanıtı sunmuştu da Kilise reddetmişti?
+++

Tasavvuf ehli geçtikleri aşamaları söyleyemezlermiş… Allah onlara ‘saklayın’ mı demiştir yoksa yaşadıkları anlatılamaz şeyler midir? Bunların, böyle hallerin müslümanların ahlakına, gelişmesine, islama ne faydası var olmuştur ve vardır?
+++

CERN’deki deneyler neticesinde Higgs parçacığının bulunduğu ilan edildi. Keşfedenlere Nobel ödülü verildi. Gerçekte hiçbir şey bulunmadıysa ödül verilmesinin sebebi nedir?
+++

Bazı alevilerin dindar sünnilere tavırlarının sebebi anlaşılabilir. Kimi sünnilerin, alevileri katletmeye kadar götüren düşmanlığın saiki nedir?
+++

Alevilerin, sünnilerin ‘Ali söylemi’ hakkında düşündükleri, müslümanların ‘İsa söylemi’ne karşılık hıristiyanların tepkilerine koşutluk arz etmekte midir?
+++

Aleviler ekseriyet teşkil etseydi, elan (bazı) sünnilerin onlara yaptığı fişlemeyi, baskıyı, katliamları, sünnilere uygularlar mıydı?
+++

Herhangi bir şeye (dine, bilime, astrolojiye, komplo teorilerine, ruha, cinlere…) iman edenler; iddia ettikleri-savundukları tezleri doğrulamayan hatta yanlışlayan sayısız argüman karşısında bir düziye bahane üretmek/(ilave) gerekçeler türetmek mecburiyetinde kalmalarından acaba rahatsızlık duymakta mıdırlar, yoksa yaptıklarını bir tür spor olarak mı addetmektedirler?

Not. Yukarıdaki bazı soruların cevaplarının ne idiği aşikardır. Bazılarınınkini ise merak edeyazıyorum.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 38765, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

2 Comments

  1. Burak Özdelice diyor ki:

    ”Tasavvuf ehli geçtikleri aşamaları söyleyemezlermiş… Allah onlara ‘saklayın’ mı demiştir yoksa yaşadıkları anlatılamaz şeyler midir? Bunların, böyle hallerin müslümanların ahlakına, gelişmesine, islama ne faydası var olmuştur ve vardır?”

    Erol Güngör’ün ‘İslam Tasavvufunun Meseleleri’ kitabından hatırladıklarımı kısa tutarak yazayım.

    Tasavvuf ehli, dünyadan eli eteği çekerek gerçek bilgiye ulaşma süreci içerisinde yaşadıkları vecd halini anlatmıyorlardı çünkü manevi bir bilginin maddi bir şekle dönüşmesi sürecinde oluşacak kayıp, yaşanılan tecrübeyi anlamsızlaştıran ya da saçma algılanmasına sebep olacak bir sorun yaratıyor olacaktı.

    Buna ek olarak vecd hali tamemen bireysel olup, birinin yaşadığının bir başkası tarafından ‘anlaşılması’ da mümkün görülmemiş.

    Ancak, mistik felsefenin ‘mistik sezgi ile bilmek’ temel tanımı gereği, bu tecrübelerin de anlatılması için sistemli bir anlatım tercih edilmeye başlanmış. Yani ‘tamam ferdi olarak yaşanıyor da, bunun insanlara anlatılması lazım’ zorunluluğu sebebiyle mistik felsefenin kaideleri uygulanmaya çalışılmış. Zaten tasavvufa İslam mistizmi denmesinin altında bu yönelim var.

    Hatırladıklarım bunlar. Bir de şu vecd halinin sulandırılması, yalan yanlış anlatılmasından dolayı peydahlanan hurafe ve aldatmacalar da var ama hiç girmeyeyim.

    Bir rüya bile tam olarak anlatılamazken, bu tip bir tecrübenin anlatılmasının zorluğunu tahim edebiliriz. Toplumu aldatma için kullanılacak harika bir alicengiz malzemesi olması sebebiyle şahsen anlatılmamasını çok daha makul bulanlardanım.

  2. Burak Özdelice diyor ki:

    Bir ekleme daha yapmak istiyorum; mistikler, aklı tatmin etme ya da ikna etme derdine girmeyen bi kafa yapısına sahipler. Çünkü yaşanılan tecrübenin akli değil kalbi olduğunu(bizim ağzımızla) düşünürler. mesele his olunca akıl ne anlar, bu durumda neden anlatalım hali var yani. Birine ‘ben aşık oldum, bak şöyle aşık olunuyor ve şöyle hissettiriyor’ demek gibi.

Leave a Reply