BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Türkçe Üzerine Notlar V (Mete Tunç)

“Osmanlı döneminde yaşayanlar nasıl konuşurdu?” sorusuna verilen cevap (‘Arapça-Farsça –kökenli- kelimelerin ve terkiplerin bolca olduğu bir dil konuşurlardı.’), çocuk ve genç yaşlarımda kafamı karıştırırdı: Yaşlı insanlarda bunun izlerini neden görmüyordum? Velev karma bir dil olsun, böyle bir dili konuşmak bilgi, kültür gerektirirdi; neden toplumda bunun yansımaları bulunmuyordu?.. Okuyup dinleyince öğrendim ki, yukarıdaki; basit, akılsız, ahmakça bir propaganda söylemi imiş. Neyin ne idiğini buraya yazmayayım; bilen biliyor, bilmeyen araştırsın efendim… Garabet şu ki, benden bir nesil büyük birisi geçenlerde aynı iddiayı serdetti; edebimden saçmaladığını söyleyemedim!
+++

“İlericilerin” bayrak kelimeleri idi, “olanak”, “karşın”, “gereksinim” vs. Aslında onlar da “gericiler” gibi (iddia edilenin aksine) çok okumazlardı; bu yüzden bazen yanlış yerde kullanırlardı o kelimeleri. Bunlar, dili nasıl fakirleştirdiklerini, kültürü-düşünceyi nasıl katlettiklerini fark edemeyecek, öngöremeyecek kadar bağnazdılar (Yukarıdaki cümleler, iki-üç nesil için geniş zaman kipiyle ifade edilebilir.). Şaşırtıcı olan, böyle necis, iğrenç kelimelerin, günümüzde bazı “muhafazakar” denilen kişiler tarafından da kullanılıyor olması.
+++

Dilimizdeki Arapça-Farsça tamlamalar 100 küsur yıl evvel terk edilmeye başlanmıştı ki (yazılı) Türkçenin sadeleşmesinde önemli bir adımdı. Lakin, mezkur tamlamaların bazıları bugün de bilinir: sinei millet, alameti farika, hüsnü kuruntu… Bunlar dilimize zenginlik, estetik (şiirsellik, melodi) katmaktadır; unutulmamalı, istimal edilmelidir.
+++

Dil hususundaki şehir efsanelerinden, yani dil palavralarından biri, dünyada 250 milyon kişinin Türkçe konuştuğudur. Bu, sadece, ‘yakın-uzak falan lehçelerin (“dillerin” denirse yanlış olmaz) ortak-üst bir dil kökenine bağlı olduğu’ çerçevesinde doğrudur (Bu durumda dahi 250 milyon sayısı abartılıdır.)… Türkiye alfabesine yeni Azerbaycan abecesindeki harfler ilave edilirse, Türkmenistan ve Özbekistan (herhalde) bir-iki ilave ile Azerbaycan alfabesini esas alırlarsa (alsalardı), Avrupa’dan Çin’e kadar, çevre ülkelerde yaşayanlarla birlikte, (mübalağasız) 150 milyon kişi, en fazla üç aylık eğitimle birbirlerini anlar, yazılanları okur hale gelirler(di) (Hatta bir-iki yüzyıl içinde yeni bir ulus ve müşterek bir dil ortaya çıkabilirdi.). Bunun, sayı ve coğrafya dikkate alınırsa, sözkonusu ülkelerin kültürlerine, ekonomilerine, maariflerine vs. ne kadar faydalı olacağı açıktı(r)… “Ortak alfabe projesi”, adı geçen ülkelerin, bilhassa son ikisinin müstebit, bi-akıl, vizyonsuz iktidarları yüzünden hayata geçememektedir, geçememiştir.
(Not. Yukarıdaki hayal siyasi değildir, yani “Turan mefkuresi” kapsamında değerlendirilemez; çünkü fakir, muhayyel ulusu ve dili, kutsiyet atfetmediği  “Türk” ve “Türkçe” namları ile isimlendirmeyi şart görmemektedir. Türk-Türkçe isimleri kabul ve istimal edilse, tarihi zaviyeden yanlış olmaz, hatta doğrusu budur; bunu da teslim etmek gerekir.)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 34928, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply