BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Amaçlarınızı Belirleyin!

0413008147c0395a211ca792db963fd7_1296301287

“Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur.”
( P.Drucker )

Hedefi olmayan insan, okyanusta pusulasız yol alan gemi gibidir. Eğer hedefleriniz yoksa rüzgâr size hangi yönü tayin ederse siz oraya gidersiniz. Şansınızın sizden yana olduğu zamanlarda kıyıyı görmek mümkün olabilir belki, ama ne var ki; çoğu zaman rüzgâr, fırtına demektir ve sizi felakete sürükler. Peki, bu felaketlerin sorumluları kimdir? İlk akla gelen rüzgâr ve fırtınadır. Ancak kişisel soruşturmamızı yaparsak suçlu kendini ele verecektir. Bizzat kendimiz… Hayatımızın kontrolden çıkıp devrilmemesi için dümenin bizim elimizde olması gerekir. Buda kararlı, mücadeleci bir kişilik ve de ne istediğini bilmekten geçer.

Geleceği ve mutluluğu şansa bırakmak istemiyorsak yaşama amacımızı idealize edecek hedeflerimiz muhakkak olmalıdır. Bu hedefler, bizleri hayata sıkı sıkı bağlarken, mutluluğa giden yolda da pusulamız olacaktır. Amaç edinmiş insanların hayatlarında ki istikrarı ve başarıyı bu disiplinin sağladığı açıktır. Nihayetinde bizlerin gündelik yaşamında karşılaştığı sayısız imkân ve fırsatlar vardır. Bu fırsatları yakalayabilmek için de hayattan beklentilerimizin olması kaçınılmazdır. Amaçlarımız doğrultusunda şekillenen bakış açımızla, bizi beklentilerimize götürecek fırsat kapılarının farkına varmamız mümkün olur. Onları açacak olan anahtar da kararlılıktır. Koyduğunuz hedefler enerjinizi ve iş gücünüzü gereksiz şeylere dağıtmanızı önlerken sizi amaçlarınız doğrultunda çaba harcamaya iter. “Tarlanın yirmi yerini birer metre kazdığınızda hiçbir şey bulamazsınız, bir yerini yirmi metre kazdığınızda, suya ulaşırsınız.” Öyleyse işe önce amaçlarınızı belirleyerek başlayabilirsiniz.

Amaç edinmek yanı sıra amaçlarımızı hayatın her anında göz önünde tutmak da kişisel başarının bir getirisidir. Bu kişisel başarıyı yakalamaya çalıştığımız en sancılı dönemlerden biri de ÖSS maratonudur. Birçoğumuz bu engeli aştık belki ama gençliğimizi bunalımlara sürükleyen bu ilk kişisel ve sosyal savaş hala sürmektedir. ÖSS’nin kaldırılması noktasında ortaya koyulan söylemlerin hayata geçirilmesi olağan mıdır, ya da ne zaman hayata geçer bilemiyorum. Bildiğim şeyse şu anda gençlerin geleceğine yön veren çıkış noktası bu sınavdır. Ve tabi bu çok cepheli olan savaşta galip gelmekte kararlılık ve azmin zaferi olacaktır. Bu sürecin kurbanı olduğum yıllarda aldığım rehberlik destekleri sırasında öğrendiğim bir yöntem vardı. Hedeflediğim noktaları bir kâğıda yazıp çalışma masama gözüme ilişecek şekilde yapıştırdım. Ders çalışıp çalışmamakla ilgili yaşadığım gelgitlerde bu notun gözüme takılması bana hedefimi hatırlatır ve yeniden motive olmamı sağlardı. Basit gibi görünen bu teknik, hayatın her anında geçerli bir motivasyon (isteklendirme) mekanizmasıdır.

Amaç edinme ilkesi iş yaşamında önemli bir yer tutar. Şirketler yıl içerinde erişmek istedikleri noktayı önceden belirleyip o doğrultuda çalışmalarını disiplin altına alırlar. Şirketin yılsonunda aldığı yol masaya yatırıldığında, hedeflenen noktanın alt ve üst değerleri koyularak başarı oranı belirlenir. Şirketler arası yarışta ipi göğüslemek, belirlenen amaç doğrultusunda gösterilen azmin doğal bir sonucudur. Bu noktada hedeflerin yüksek tutulması da önemli bir stratejidir. Yüksek tutulan hedefe ulaşmak için gösterilen çaba, yapılabilecek olanın en iyisini ortaya koyar. Sadece iş hayatı ya da kişisel başarının yakalanmasında değil, hayatın her alanında başarılı olmak için değişmeyen ilkelerdir bular.

Hayattan beklentilerimizin belirlediği ideallerimiz yanı sıra, birde yaşama amacımız vardır. Hayattan beklediğimiz onca şey için çabalarken, hayatın amacını bazen göz ardı ettiğimiz oluyordur muhakkak. Hayatımızın amacı inancımızın da şekillendirdiği bir olgu olsa da, insan olarak genel bir bakış açımızda olmalı hayata karşı. Bu bakış açısı din, dil, renk ve ırk ayrımı olmadan insanların hepsine karşı saygı duymakla başlar. Ardından hoşgörü, anlayış yardımlaşma ve sevgi ile örülen bağlarda insan olmanın bedelini ödememizi sağlar. Bu değerler her insanda vardır ancak iyi ile kötünün mücadelesi insanın yaradılışı ile başlayan bir süreçtir. İyi ile kötünün dengesindeki her sarsıntı toplumda kargaşaya sebep olur. Huzurlu bir birey huzurlu bir toplumun mihenk taşı olduğuna göre, içimizdeki iyiyi kötüye karşı galip bırakmamız gerekir. Bunun dışında herkes, inancının belirlediği yaşama amacına da hizmet etme özgürlüğüne sahiptir.

Artık hayatınızı şansa bırakmak istemiyorsanız amaçlarınızı belirleyin. Bırakın imkânları hayat sunsun size. Siz hayatın kavşaklarında ne yana gideceğinizi belirleyin yeter.

ÖMER FATİH HOŞ

[email protected]

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 2040, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply