BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

TÜBİTAK Projeleri (Mete Tunç)

1990’ların ilk yarısı. Bir vesileyle(1) ortaöğretim öğrencilerinin projelerini sergiledikleri bir salondayım. Ortaokul öğrencisi (oğlan) bana projesini anlatıyor. Galiba biyoloji ile alakalıydı. ‘Bıcır bıcır’ konuşuyordu. Doğrusu hiçbir şey anlamıyorum. Ama ilgili görünüyor ve içimden bende bu tür yetenekler olmadığına hayıflanıyorum.(2)

2015. Gazetede haberi görünce, ilk önce kelimeleri yanlış mı okuyorum, diye düşünüp dikkatlice baktım. Doğru okumuşum: Ortaokul öğrencinin (kız) gülümseyen bir fotoğrafı. Projesi ‘biyoloji’ üzerine. TÜBİTAK yarışmasına girmiş (Ödül de almış mıydı!?). Konu, Kuran ‘dinletmenin’ bitkilerin büyümesine etkisi. ‘Araştırmanın’ neticesinde Kuran okunduğunda bitkilerin daha hızlı büyüdüğü ortaya çıkmış! İnnallahe maassabırin.(3)

2016. Bu sefer yanıldığımı düşünmedim. Yine TÜBİTAK’ın desteklediği bir proje. Kuran dinlemenin hastaların şifa bulmalarına tesiri hakkında (Sonuç başarılı olmuş da ödül verilmiş miydi!?). İllallah, dadü feryad. (4), (5)

Evvela; bunlara nazaran, İslam dünyası geri kalmaya mahkum ve müstahak görünüyor. Saniyen; TÜBİTAK bu vaziyetlere de mi sukut edecekti!

(1) Üniversiteden arkadaşım, bir grup askeri lise öğrencisini yarışmaya getiren X’in (şimdi emekli albay) daveti üzerine gitmiştim.
(2) Bugün, bu yaşımdaki tecrübemle, yine anlamasam da, mutlaka sual sorar, teşvik edici sözler serdeder, hatta proje tekliflerinde bile bulunabilirdim.
(3) O şirin öğrenciyi de dinlerdim. Ciddi sorular sual eder, bilimlik proje konuları önerirdim.
(4) Böyle ‘deneyler’ ABD’de, İncil’le yapılıyor! Kopya.
(5) Bana uygulansa psikolojim de bozulur, hastaneden tımarhaneye gönderirlerdi… 2012’nin sonlarında, öğlenin evvelinden yatsının ahirine kadar kaldığım hastane odasında, caddenin karşısında bulunan camiden 4 ezan, bir sala dinlemiş, eve gidince sakinleştirici almıştım(!).

(03.04.2016)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 21575, bugün ise 5 kez görüntülenmiştir.

One Comment

  1. yılmaz bağıran diyor ki:

    bakara suresi üzerine bir çalışmadan alıntıdır.

    121 – Kendilerine kitabı verdiğimiz ehliyetli kimseler onu, tilavetinin hakkını vererek okurlar. İşte onlar, ona iman ederler. Her kim de onu inkâr ederse, işte o inkârcılar hüsran içindedirler.
    Çalışmamızın adı empatik kurandır. İlk olarak alak suresi ve ikra kelimesini anlamaya çalıştık. Her ne kadar tam olarak anlayamasak ta, temel hareket noktası yakaldığımızı düşünüyorum. İkra oku diye çevirlsede, bizim okuma diye anladığıız kavramın tam karşılığı işte buradaki tilavet kelimesidir.

    Kendilerine kitap verilen ehliyetli kimseler, peygamberler değildir kast edilen. Hafızlardır. Onun hakkını vererek okumak, her ne kadar tilavet kuralları gibi algılansa da biraz daha geniş anlamı var diye düşünüyorum. Nefes? Alış – veriş lerini bile kuran ayetlerine göre yaptığında, vücudun her zerresi bu okumadan nasibini alır. Çıkan ses, insanlarda inanılmaz duygular oluşturur. İşte onlar derken kast edilen, bu sesten etkilenerek, sesin normal bir şey olmadığını, ancak ve ancak Allah’ın çağrısı olduğunu hemen bilirler ve iman ederler. Çünkü o ses, kalplerinde daha önceden nakşedilmiş, sadece üzerindeki ağırlığın kalkmasını beklemektedir. Güzel bir tilavet kalplerdeki nakşedilen Allah sevgisini ortaya çıkarır. İdrak kanunları devreye girer ve kul, kulluğunun farkına varır.

    Hakkıyla yapılan tilavet bu kadar muhteşem bir haberler getiren bir yoldur. Ayetin son cümlesi ise her kim inkar ederse. İşte burada durmak lazım. Bu her kim lafı, elin gevuruna söylenmiş bir söz değildir. Tam anlamıyla müslüman olana veya müslüman olduğunu iddia edenedir. Elin gevuru kuran dinlemez; Uzak durur. Kuranı dinleyenler müslümanlardır. İnkar kuranı dinlememek değil, kuranın bu muhteşem özelliğinin olmadığını söyleyenlerdir. Sadece kuran mı? Ya ezan… Ezan bu kapsamda değil midir? Neredeyse bütün incelikleri ile ayet kapsamında olan bir şekilde kalplere nakşedilmiştir ezan. Ezan okunduğunda onu hafife alamazsın. İster cami kürsüsünde ol, ister, evde yatakta. Sen susacaksın minberdeki ey adam! Ezan konuşacak. Sen yatağından kalkacaksın ey kadın! Doğrulacak ve dinleyeceksin o ezanı. Ruhunla dinleyeceksin. Ruhunun sana verdiği coşkuyla namazı eda ederek, aynı coşkuya ayetlerle devam edeceksin.

    Bunu yapmazsan, eğer kuran senin için sıradan bir ses veya anlamsız makamdaki sözler olursa Hüsrandasın. Daha ötesi yok. Her gün en az 5 vakit o hüsranı yaşayabiliriz; Allah korusun.

Leave a Reply