BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Türkçe Üzerine Notlar 2 (Mete Tunç)

• Peyami Safa ve Refik Halid, 40’lardaki yazılarında radyo dinleyemediklerini, tiyatroya gidemedikleri.. ifade ediyorlar. Sebebi ‘kötü Türkçe’. Aynı dert bugün de berdevam. Meselenin kaynağı, alfabe değişikliği ve öztürkçe istihalesi mi? İkincisinin mutlaka tesiri var; ama bir toplum bir nesilde lisanen(3) o derece cahilleşemez. Alfabe tahavvülü ve dil dönüşümünün evvelindeki kitaplar tetkik edildiğinde yüksek bir dille ve hatasız yazılanların ve yazanların sanıldığı kadar fazla olmadığı görülmektedir. ‘Süslü’, ağdalı yazı her zaman variyete, vasfiyete(4) delalet etmez. Osmanlı’da, elbette münevver bir kesim mevcuttu, lakin mahduttu; ve potansiyel aydınlarımızın çoğunu 1. Dünya savaşında ve Milli Mücadelede kaybettik.
• ‘İhtiyar heyeti’, köylerde yaşlılardan müteşekkil bir meclis değildir. Burada ihtiyar’ın ‘seçim’ manası düşünülerek yapılan bir tamamlama mevzubahistir.
• ‘Adem-i merkeziyet’, a’nın üzerinde şapka varmış gibi telaffuz edilmez. Adem, ‘var olmama, bulunmama’ demektir. Ademi merkeziyet, yerelde/illerde merkezi idarenin yetkilerinin kısıtlanması’ veya kısaca ‘yerinden yönetim’ şeklinde tarif edilir.
• ‘De-da, ki, mi’ eklerinin doğru kullanımını, toplumun çoğunun, hatta bazı/çoğu Türkçe/edebiyat öğretmenlerinin dahi bilmemesi içler acısı bir keyfiyettir. Problemin bir kısmı eski yazıda aranmalıdır; zira orada Arapça kaidelerle Türkçe kökenli kelimeler bile bölünürken, aynı kaideler çerçevesinde ayrı yazılması gereken ekler bitişiktir vs.
• “Bilmiyorum, katılımcılar bana katılacaklar mı?..”
“100 yaşına kadar yaşamak istedi ama 25 yaşında yaşamını yitirdi.”
Yukarıdaki cümlelerin ilki bir program sunucusunun sözü, ikincisi haber metninden bir cümle. TV’lerde, gazete ve dergilerde, internette gözü-kulağı iğfal eden benzer ve sair sayısız-vahim örnekler… Ağzından çıkanı kulağı duymayan, kalemden/tuştan döküleni gözü görmeyen sunucu-muhabir-yazar-editör sıfatlı fukaralar. Dinleyenler? Duyarsız; onlar da keza…
• Spiker
– Şimdi olay yerine gidiyoruz. Arkadaşımız … sıcak gelişmenin detaylarını aktaracak.
Muhabir
– …, senin de aktardığın gibi burada çok sıcak saatler yaşanıyor… Daha önce aktardığımız gibi… Şimdilik aktaracaklarımız bu kadar.
Spiker
– … olay yerinden aktardı. Detayları aktarmaya devam edeceğiz.
Heyhaat, feryaat, imdaat! Müteradif (eş anlamlı) kelime bilmeyen cehli cühela; başınıza tay kadar, aktar kadar taş düşsün!
• 80 milyonluk bir ülkede birkaç milyon, hatta birkaç yüzbin dahi ‘diline hassas Türk’ yok!.. Eski yazı, okuma-yazma yaygınlaştırılamadığı ve kurallar Türkçeleştirilemediği için ‘tekmelendi’. Bu aymazlık sürerse herhalde dilimizin akıbeti de öyle olacak.

(3) Lisanen’in açıklaması, lügatte sadece ‘söylemek sûretiyle, dille söyleyerek, ağızdan, şifâhen’ şeklinde. Burada anlamını genişleterek, ‘dil açısından/cihetinden’ manasında kullanıyorum.
(4) Kelime sözlükte yok; ben uydurdum. Vasıf’tan hareketle ‘vasıflı olma’ manasında.

24.11.2016

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 39741, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply