BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Tanrı Fikri (Mete Tunç)

“Güzel/ilginç bir fikir.”
?

Deistler cihetinden ve bilhassa Ortadoğu menşeli tek tanrılı üç dinin mensuplarınca (teistler) üç argüman öne sürülür. Bunlar kabaca şunlardır:

1. Her eşyanın, canlının mutlaka bir yapıcısı, doğuranı vardır. Bir ilk yaratan olmalıdır. O da Tanrı’dır.
2. Tek hücrelilerden insana kadar canlıların organizmaları derece derece öyle kompleks, mucizevi bir muhtevaya sahiptirler ki bunları ancak bir Tanrı yaratabilir.
3. Kainatta müthiş bir düzen bulunmaktadır. Dünyanın, insanın, evrenin varoluşunda bir amaç bulunmalıdır. Bu sebeple akıl sahibi insan tesadüfen ortaya çıkmış olamaz ve bir yaratan zorunludur.

Yukarıdakiler akıl yürütme ve gözlem neticesinde ve hayatta mana arama saikiyle (Özünde ‘Bir Tanrı olmalıdır/gereklidir’ mülahazasıyla) serdedilen makul tezlerdir. Tartışılabilir. Lakin (taraflar olgunsa, hırslı değillerse) münakaşa edilmez. Yeni bir bilgi, özgün bir görüş gündeme gelmedikçe konu kapanmıştır; başka sohbet mevzuuna geçilir veyahut herkes işine, uğraşına, hayatına döner.

Ama mezkur Tanrı’nın üç dinin kutsal kitaplarında vazedilen ‘her şeyden haberdar, müdahaleci, ödüllendiren-cezalandıran’ bir yaratan idiği savunuluyorsa, burada vazıh bir problem vardır. Şöyle ki:

• Kadirimutlak-tek tanrı fikri Ortadoğu kaynaklıdır, cihanşümul değildir.
• İnsanların milattan önceki asırlarda cari olan akıl yürütmesi, ana hatlarıyla yeni çağlar insanınkiyle aynıdır. Birincilerin sadece bilgi ve birikim nakısaları meridir.
• ‘Fikir’, evvela lafzen -efsanelerle, masallarla..- anlatılmış, saniyen “Tanrı’nın sözleri” denilen ‘kutsal’ kitapların temelini teşkil etmiştir: ‘kutsal’ kitaplar, bir bakıma, insanların tanrının varlığını ispat etme gayretlerinin ürünleridir.
• Üç dinin tanrısının/tanrılarının, bu dinlerin kitaplarında yer almış özellikleri, nitelikleri, tabiatıyla tamamlanmamıştır, eksiktir, tutarsızdır. Dinlerin, doğuşundan itibaren onyıllar-yüzyıllar boyuncaki tekamülünde tanrıların sıfatları tashih edilmiş, şekillenmiş, çeşitlenmiş ve son asırlardaki insan-dünya-evren bilgisi çerçevesinde yeniden tanımlanmıştır. Mamafih çelişkiler ihtiva etmesinin önüne geçilememiştir.
• Hıristiyanlar Yahudi tanrısını kendi tanrıları, Müslümanlar Yahudi ve Hıristiyan tanrılarını kendi tanrıları bilirler. Fakat bizatihi kutsal denilen kitaplarından anlaşılmaktadır ki, üç dinin tanrıları farklıdır; dinlerin yaratıldıkları bölgeye, kültüre, tarihe.. has vasıflar, hususiyetler taşımaktadır. Üç kitabın da her satırında çağların, coğrafyaların ve insanların sesleri duyulmaktadır!
• Dünyanın, evrenin (anılan kitapların yazıldığı vetirelerde insanlar dünyayı düz ve gökyüzünde gördükleri bütün cisimleri onun etrafında dönüyor zannediyorlardı, keza kainat/gökadalar.. bilgilerini haiz değillerdi) ve insanın ‘yaratılmasında’ bir maksat olduğuna dair, üç kitabın hiçbirinde tatmin edici bir izah bulunmaz. Bunları kaleme alanların ufukları dardır, sınırlıdır. Akabinde yapılan bir takım yorumlar/teviller de kifayet etmemiştir. Neticede, gerekli olduğuna inanılan ‘amaç’ı ‘kutsal’ kitaplarda ve dinlerin ‘alimlerinde’ aramak beyhudedir.

Not 1. Garip ve acı olan husus, çağdaş insanın, onca (tarih, arkeoloji, antropoloji, coğrafya, fizik…) bilgisine karşılık, hala, bütün bu bilgilerden bihaber insanların yazdıklarına kutsal değer atfetmeleri, bunların “Tanrı”dan olduğunu sanmalarıdır.

Not 2. Kainatın yoktan yaratıldığı fikri de bir akıl yürütmedir. Üç dinin inançlarına girmiştir. Bilim insanları da aynı mütalaayla Büyük Patlama teorisine itibar etmektedirler. Bu teori kanıtlanmamıştır. İlk ortaya atan rahip-bilim insanıdır!.. Teorinin üç dinin kitaplarında vazedilen yaratılış süreciyle alakası yoktur. Buna rağmen dindarlar teoriyi benimserler… Çoğu dindarların, belki daha fazla kanıtı olmasına rağmen Evrim Teorisi’ne soğuk bakmaları, reddetmeleri şayanı dikkattir.

Not 3. Yazı bağlamında, evvelce yayınlanmış birkaç sözüm:

‘Kutsal’ kitaplar 18-19-20-21. yüzyıllarda yazılsaydı.. tanrı antik, ilk ve orta çağlar kitaplarındaki tanrılar gibi ‘şâir-masalcı’ değil, ‘bilimci-mühendis’ olurdu.

Yeni yorumlara, ‘atalarımız 1400 şu kadar sene yanlış mı yapmışlar,’ diye özetlenecek tepki verenlere, ‘1400 şu kadar yıl kabul ve tatbik ettiklerinizi vazedenler ve bu süre boyunca yaşayan atalarınız dünyayı düz, güneşi dünyanın etrafında dönüyor sanıyorlardı,’ demek kafidir.

‘Tanrılar’, tanrıların kitapları ve onlarla inşa edilen dinler.. arkeolojiyi, etimolojiyi, etnolojiyi, tarihi.. (pek veya hiç) açıklamıyor; arkeoloji, etimoloji, etnoloji, tarih.. tanrıları, kitaplarını ve dinleri vuzuha kavuşturuyor.

(21.02.2017)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 11662, bugün ise 241 kez görüntülenmiştir.

One Comment

  1. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Mete bey, biraz araştırma yapsaydınız büyük patlamanın teori değil, ispatlanmış bilimsel bir gerçek olduğunu anlardınız.Evrenin genişlemesinin ve fosil radyasyonun ispatlanmasıyla big-bang kesin olarak ispatlandı.Enbiya-30 ve Enam-101.Ayetler açıkça büyük patlamayı yazar.Bütün tek Tanrılı dinler de ortadoğu kökenli değildir.Şamanizm tek tanrılıdır.

Leave a Reply