BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Allah neden bizi yarattı? (Mete Tunç)

 “Alimler”, “Allah, neden yarattı” sorusu ile karşılaşmışlar ve/veya kendilerine sormuşlar ki, belki “rüyalarında görerek” bir kutsi hadis uydurmuşlar: “Ben gizli bir hazineydim. Bilinmek istedim ve alemleri/mahlukatı var ettim/yarattım.”

 

Oysa Kuran, insanların Allah’a kulluk etsinler, diye (ve cehennemin de insanlar için) yaratıldığını yazar. Belli ki, okur-yazar veya değil, Müslümanlara bu ayetler kafi gelmemiş; haklı olarak sormuşlar…

 

Hala da soruyorlar. Bir mümin kardeşim, bir Risalei Nur’daki(1) o hadis doğrultusundaki “süslü” açıklamayı yeterli bulmamış, soruyor. “Ağabeyler”, dini ıstılahlarla, “Allah”ın sıfatlarıyla vs. dolu, aslında hiçbir şey söylemedikleri uzunca cevap vermişler. Sadece aşağıdaki paragrafı alıyorum ki, kafidir:

 

… İnsana gelince… Bilinmek, tanınmak, övülmek, takdir toplamak ve maharetlerini göstermek arzûlarının aşırısı insan için bir zaaftır, bir kusurdur, bir haddini aşmışlıktır. Çünkü insanın bu duyguları mübalâğalı olarak kullanmaya hakkı yoktur. Çünkü bu hak Allah’a aittir. Çünkü insanın varlıklar üzerinde hakkı yoktur. İnsanın hakkı sadece şükürdür ve Allah’ı övmektir…

http://www.saidnursi.de/fikih/index.php?goster=ders_detay&katagori=5&k=1419

 

Allah’ın “alemleri” ve insanı yaratma gerekçesini “Allah”lığa “yakışır tarzda” açıklayamayarak Müslümanları ikna edemeyen Kuran’dan; o gediği doldurmak için uydurulan, üstelik “kutsi” denilen, fakat hem Kuran’a hiç uymayan hem de “durumu” karıştıran hadisten; Cumhuriyet rejiminin baskıları “sayesinde”, “veli” arayışındaki kimi dindarlar tarafından payeler verilen, “kerameti kendinden menkul” bir zatın, konuyu edebi(?) ifadelerle iyice karmaşıklaştıran tefsirinden beslenenlerin cevapları da elbette belirsiz, problemli olacaktır. Yukarıdaki açıklamayı analiz etmek akla ziyandır!

(1) Said Nursi’nin, öğrencileri tarafından yazıya dökülüp kitaplaştırılan ve Nurcularca “Kuran tefsiri” diye nitelenen sözleri.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 27615, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

69 Comments

  1. Bigalıoğlu diyor ki:

    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=184

    yukarıdaki yazımdan biraz fikir edinebilirsin.ek olarak şunu söyleyebilirim.evrene,çevrendeki yaratılmışlıklara bakarak,değerlendirmelerini insan merkezli olarak yapmamalısın.insan bu evrenin yada bu Dünya’nın bir parçası.insanoğlunun en büyük hatası olaylara ve olgulara ben merkezli yaklaşması.bu bir çok şeyi gözden kaçırmasına neden oluyor.

    Tanrı’nın yarattığı insan,hayvan formunda bir yaratık.ancak diğerlerinden bir farkı var.Tanrı’nın sahip olduğu meziyetlere mikro düzeyde sahip bir canlıdır,insan.

    birinci sebeb,merak.kendi özellikleriyle donatılmış bir canlının nasıl bir davranış sergileyeceğini görmek.

    ikinci sebeb,özgür iradenin ortaya çıkarabileceklerini merak etmek.eğer Tanrı,kendisinin farkında olmamızı isteseydi,bunu yapabilirdi.Ancak O bunu istemiyor.Kendisinin farkında olan,yığınla yaratılmış var.Kendi meziyetlerinin,özgür iradeyle birlikte ortaya çıkartacakları.amaç bu.nitekim,insanoğlu kendisinden bekleleni yapmıştır.yazdığımız şiirler,kitaplar,çektiğimiz filmler.Hayal gücümüz,sınırı olmayan bir edebi yığın.

    madde’den bir hayal ortaya çıkarttık.bu Dünya’da ortaya çıkarttıklarımız,belki Tanrı’nın evrende ortaya çıkarttıklarında daha muazzam.

    Hayal edin,Tanrı sizi izliyor.

  2. Mete Tunç diyor ki:

    @bigalıoğlu,
    Belirttiğiniz yazınızdan şu fikirleri edindim:
    -Dahi anlamındaki de/da’ları bitişik yazıyorsunuz…
    -Öznel bir tanrı tasavvuru yapıyorsunuz; bunda bilim teorilerini kullanıyorsunuz… (bunun tevrat, incil ve kuran’ın bölgesel ve bugüne göre ilkel tanrı tasavvurları ile pek ilgisi yoktur)
    -Çelişkiler, sorunlar içeriyor yazınız; mesela size göre insan, hem tanrının mikro düzeyde niteliklerini haiz hem de zavallı bir varlık… mesela tanrı hem müdahale ediyor hem etmiyor… mesela tanrı zamana bağlı bir karakter arz ederek, insanın yaratılmasına “bir süre sonra” karar veriyor vs.
    -Yazınızda konudan konuya atlıyorsunuz, o nedenle bütünlük yok…

    “insan merkezli” ifadenizden ne kastettiğinizi anlayamadım?!
    “birinci sebeb,merak.kendi özellikleriyle donatılmış bir canlının nasıl bir davranış sergileyeceğini görmek. ikinci sebeb,özgür iradenin ortaya çıkarabileceklerini merak etmek.” cümleleriniz de açık değil; merak eden tanrı’mı?!
    “madde’den bir hayal ortaya çıkarttık.bu Dünya’da ortaya çıkarttıklarımız,belki Tanrı’nın evrende ortaya çıkarttıklarında daha muazzam.” satırlarınız da keza… Bilinen, tespit edilebilen evrenin, yıldızların vs. boyutlarını söylüyor, fakat hayal edemiyorsunuz sanırım!

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    wallahi bravo,anlatılmak isteneni anlamamaya çalışmak için bu kadar uğraş vermek,şaşıyorum yani.anlattıklarım ilköğretim düzeyindekilerin bile kolayca anlayabileceği şeyler iken.siz bitişik dedalara takılıyorsunuz.bu sizin neye önem verdiğini gösteriyor,içerikten yana şekilcilik yapıyorsunuz.sanki ben bilmiyorum,de’yi dayı ayrı yazmayı,ancak kafamın içindekileri hızlı bir şekilde aktarırken onlara o kadar dikkat edemiyorum.burası,edebiyat sınıfı değil arkadaşım.içeriğe bakalım.

    evet Tanrı merak etmiştir,buna neden şaşırıyorsunuz.verdiğim linkteki yazıyı deye daya bakmadan bir kez daha okuyun.anlayana sivrisinek,anlamayana davur zurna muhabbetine dönmesin olay.

    insan merkezli;insanlar olaylara ve olgulara açıklama getirirken,evrensel bakış açısını kaçırarak insan merkezli bir yaklaşım sergiler.bütün açıklamaların kendi etrafında döndüğünü zanneder.aslında mesele öyle değildir.insan bütün evrenin küçük bir parçasıdır.

  4. Bigalıoğlu diyor ki:

    “(bunun tevrat, incil ve kuran’ın bölgesel ve bugüne göre ilkel tanrı tasavvurları ile pek ilgisi yoktur)”

    evet yoktur.dinler sonradan çıkar,inanca dayalı ihtiyaclar doğrultusunda.Tanrı,bu inanca dayalı dinlere kendi öğretilerini ilave etmiştir.bir müdahale gereği duymuştur.

    “mesela tanrı zamana bağlı bir karakter arz ederek, insanın yaratılmasına “bir süre sonra” karar veriyor vs.”

    evet bu bir süreç,tanrı dünya’yı yaratmaya karar verdiğinde bunu insan için istememişti.canlı yaratmak istemişti.canlının çeşitliliği uygun ortama ve tanrı’nın insiyatifinde olan bir şey.

    biraz anlamaya çalışın,önyargı,mevcut bilgilerinizle direk sorgulama mekanizmalarını,ve açıklarını bularak karşı argüman geliştirmeye zoraki çaba saretmeyin.oyun oynamıyoruz burda anlamaya çalışıyoruz.santranç tahtasında değil burası.

  5. Mete Tunç diyor ki:

    Her cümleniz “sorunlu” genç arkadaşım bigalıoğlu. Ezberlerle düşündüğünüz, içinde yaşadığınız kültürün etkisinde olduğunuz, dininizin (İslam’ın) size yaklaşım, üslup vb. konularında bir katkı sağlamadığı (ki sağlamaz), duygularınızın-psikolojinizin-karakterinizin inancınızı biçimlendirdiği açık.
    Bir yerde “polemik” ithamında bulunmuşsunuz. Doğrusu onu da iyi yaparım. Fakat yapmıyorum, yapmayacağım…
    Yukarıdaki özelliklerinizden dolayı, en azından şimdi, yazacaklarımın size faydası olduğunu, olacağını sanmıyorum. Ama kayıt düşeyim ve başka okuyanlara belki faydası olur diye yazıyorum:
    -“Şekilcilik” konusunda öncelikle dinlere bakınız! Dil’e özen, kurallara azami derecede uyma hususu şekilcilik değildir. “Yazı yazıyorum” iddiasındaki insan yazarken okuyanı düşünmelidir… Kötü bir yazıyı okumak akortsuz bir sazı dinlemek gibidir… Ayrıca, dahi anlamındaki “de-da”ları, “biliyorum”, diyorsunuz, ama bilmiyorsunuz!
    -“Allah neden bizi yarattı” ve “Kuran’da konuşan kimdir” yazılarında yer alan argümanlara cevap vermiyorsunuz! Kuran’a inandığınızı söylüyor, fakat “açık” ayetleri göz ardı ediyor, “seçtiğiniz” ayetleri çarpıtıyorsunuz. Bu etik midir, hiç mi rahatsız olmuyorsunuz? Dinsizlerin size (dindarlara) ahlak dersi vermesi karşısında yüzünüz kızarmıyor mu?!
    -Tevrat, İncil ve Kuran’ın (TİK) tanrısı/tanrıları, bölgesel, yer merkezli, algılara dayalı, kabile anlayışlı vb. özellikleri haizdir. Doğaldır; o çağların insanları ancak o kadar, o “çapta” (yer ve göklerin tanrısı) bir tanrı/tanrılar tasavvur edebilmişlerdir… Referansınız Kuran, veya görünüşte öyle, fakat va’zettiğiniz “Tanrı” (evrenin tanrısı) TİK’in tanrısı/tanrıları ile, “kutsal” kitaplarda anlatılanlar gibi değil. “Çapı” çok-çok-çok… daha büyük. Öyleyse, böyle bir tanrının “kendi yarattığı” miniminnacık insandan hesap sorması, “sonsuz” olarak cehennemde yakması, size nasıl anlamlı gelebiliyor?
    -“insan merkezli” açıklamanız çok zayıf… “yer merkezli” bir tanrı algısı doğrultusunda ortaya atılmış bir tanrı’ya inanan bir insanın bu tanımlaması dikkate değer değildir.
    -Yazınızdaki, belirttiğim problemlere karşılık,

    “evet yoktur.dinler sonradan çıkar,inanca dayalı ihtiyaclar doğrultusunda.Tanrı,bu inanca dayalı dinlere kendi öğretilerini ilave etmiştir.bir müdahale gereği duymuştur.” ve
    “evet bu bir süreç,tanrı dünya’yı yaratmaya karar verdiğinde bunu insan için istememişti.canlı yaratmak istemişti.canlının çeşitliliği uygun ortama ve tanrı’nın insiyatifinde olan bir şey.”

    cevaplarını vermişsiniz. Yine muğlak, ve belki daha önemlisi Kuran (ve Tevrat ve İncil) dışı çağdaş yorumlar. Yeni bir Tanrı ve aynı zamanda yeni bir din yaratıyorsunuz!

    @bigalıoğlu, bana akıl vermeyin. zira sizin geçtiğiniz/geçmekte olduğunuz yolları çok iyi biliyorum, ben de geçtim. O nedenle akıl isteyin “cesaretle”!

  6. Bigalıoğlu diyor ki:

    hocam yazdığım yazılarda veya yaptığım yorumlarda bazı kısımları belkide dünya’nın hiçbiryerinde görmediniz,okumadınız.

    yazdıklarımda farklı şeyler var,ancak siz bunları direk inanca yapıştırıyorsunuz.

    nedense insan anlayamadıgı yeni bir sey okudugunda onu mantıgını çözmeye calışmak yerine hemen aklına en yakın veya ona en yakın bildigi bir seye yapıstırıveriyor.bu kolay yoldur.

    bana yazdıklarımın neden yanlış oldugunu yazmamıssınız,bu bilimsel bir yaklasım değildir.bilimsel bir yaklasım olmaz derseniz bile,bana neden?sorusunun cevabını vermeniz gerekir.

    yada daha mantıklı bir karsı arguman gelistirmelisiniz.ama dini,bölgesel inanca dayalı,dar bir alana sıkıstırmaya calısırsanız yanılıyorsunuz derim.

    akıl ismemek gibi bir niyetim yoktur.ben sorular sorarım,ve bu sorulara gerçek yada gerçeğe yakın cevaplar ararım.

    anlattıkların,karsındakinin anlayabildiği kadardır.sanırım Tanrı bunu biliyordu.siz normal bir vatandasa,bilimsel bir konu hakkında akademik bir ağızdan anlatım yapamazssınız.cunkü anlamaz,anlamsız olur.Nasıl Tanrı’nın ebedi bilgisi kör cahillere oldugu gibi aktarmasını beklerseniz.

    amaç,olaylar ve olguları karsıdakinin anlayabileceği sekilde aktarmaktır.kurandaki anlatım sekli böyle birseydir.

    ancak sizler,Kuran’ı tartısmanın merkezine koyarak,aslında kısmi evrensel bir kitabı oldugunu teyit ediyorsunuz.yoksa saçma bir inancın ürünü olsa,bu çabası niye,ateistlerin.

    Allah bizi neden yarattı.1.mesajda yazdıgımdan daha mantıklı bir açıklama göremiyorum.hem inananlar hem inanmayanlar için.

    yada Tanrı’ya inanmıyorsanız,böyle bir soru sormaya neden gerek gördünüz?

    o zaman kasıtlı br din düşmanlıgımı yapıyorsunuz sorusu akla geliyor.bunun altındaki genel sebebler nelerdir sorusu akla geliyor.yani öyle hocam.

  7. Mete Tunç diyor ki:

    @bigalıoglu,
    Bir tanrı tasavvuru oluşturmanıza, bir tanrı modeli kurgulamanıza söyleyecek bir sözüm olamaz, hatta faydalıdır, fakat kendi içerisinde ve ilk-referans aldığınız kaynakla tutarlılık teşkil etmesi kaydıyla…

    Öznel ve size göre özgün tanrı tasavvurunuz, buna, inancınıza kaynaklık eden Kuran’ın tanımladığı “Allah” ile çelişmektedir.
    Gerek Kuran’ın “Allah”ı gerek sonraki onyıllarda, yüzyıllarda geliştirilmiş-zenginleştirilmiş İslam’ın “Allah”ı ile… Lütfen, “Allah” Kuran’da nasıldır, din’de nasıldır, sorusu ile başlayıp, sonunda sizin tanımladığınız nitelikleri haiz “Tanrı-Allah” ile karşılaştırınız…

    “anlattıkların,karsındakinin anlayabildiği kadardır…” paragrafındaki teziniz ile, mesela, geleneksel islam anlayışına aykırı olduğunu biliyorsunuzdur sanırım: “Kuran edebi mucizedir”
    Bu bağlamda “farazi” bir yöntem önereyim: Bir grup Arap’ın, islami kültür dairesi dışında ama arapça’yı ve dahi 7. yüzyıl arapçasını da öğrenebilecekleri bir ortamda yaşamasını sağlayın. Bunların eğitim-kültür dereceleri farklı olsun. Kendilerini bilecek yaşa geldiklerinde Kuran’ı okutun. Tepkilerini ölçün, ne anladıklarını sorun vs… Keza, çok fazla saptırmadan (mesela çevirlerde “yörünge” gibi kelimeler kullanmadan) İslam’ı, kültürünü, inanışlarını vs. bilmeyen birine (Hıristiyan, budist vs.) mealini okutun. Soru malum…
    Buradan, bir-iki yorumunuza (Kuran’ı merkeze koyarak onun evrensel olduğunu… inanmayanlar neden böyle sorular soruyorlar… din düşmanlığı-ardında yatan sebepler), bu vesile ile cevap vereyim:

  8. Bigalıoğlu diyor ki:

    son yazdıklarınızdan bir şey anlamadım.gördünüz mü,demek ki daha açık olmanız gerekiyor.

    şimdi bahsettiğiniz bu araplara sorduğumda Kur’an’ı okuyupta aval aval etrafa baktıklarını mı göreceğim.bunu mu demeye çalışıyorsunuz.

    peki ben size şöyle bir şey sorsam,müslümanlar da hristiyanlar kadar iyi birer misyoner olsalar,acaba kaç hristiyanı musluman yapabilirler?

    konu dağılıyor hocam,sorduğum sorulara cevaben dini yanlışların toplumsal ölçekte yanlış olduğunu kanıtma çabası mı diyeceksiniz.o zaman bende size neden bunu ateistler yapıyor,diğerlerinin eli armut mu topluyor diyeceğim.

    neyse,yazınızın başlığı ile içeriğinin boşluğu, ardında yatanları gösteriyor.ben sizin “Allah bizi neden yarattı?” yazınıza,sizin cevabınızın ne oldugunu daha cok merak ediyorum doğrusu.

  9. Mete Tunç diyor ki:

    Her alanda (tarih, bilim, resmi ideoloji, ideolojiler…) olduğu gibi, din konusunda da adeta genlere kadar işlemiş kabuller, ezberler vardır. Bunların; özgürce, bağımsızca okunup, düşünülüp sorgulanırsa “efsane” olduklarını anlamak deha olmaya gerek yoktur. Yeter ki, kolay olmadığı biliyorum, psikolojik-duygusal, ekonomik, kültürel, sosyal etkilenmelerden kurtulabilsin zihin…
    1. Kuran’ı merkeze almak… Elbette öyle olması gerekir. İnancın temelidir. “Allah kitabı” denmektedir. Edebi, mucizemsi vs. nitelikler hasredilmektedir… Varsa bir yaratıcının kitabı olamayacak kadar basit, kötü, ahlak dışı, bilgisiz, ufuksuz vb. insanların konuşup-yazıp derlediği bir kitap olduğunu ortaya koymakla, onun evrenselliğini bir bakıma nasıl kabul edilmiş olabiliyor?!
    “Kuran’ı okuyunuz; başından sonuna dek insan sesleri, insan kokuları, insan gözlemleri duyacaksınız!”
    2. Sorular soruyoruz, ki insanlar yanılmasınlar, kandırılmasınlar, kullanılmasınlar, avutulmasınlar. Elbette soracağız.
    3. din düşmanlığı, ardında yatan sebepler… Neden illa “düşmanlık” diye yaftalıyorsunuz?! Anlamak ve anladığını beyan etmek, diye yorumlamıyorsunuz?!.. “Sebepler”den kastınız nedir, bilmiyorum. İslami kesim, geleneksel olarak, kültürleri “gereği”, dış-düşman, ajan vb. izi arar, bulamasa da uydurur! Veya, “düşmanlığı” kişisel sebeplere bağlar (Müslüman biri/cemaat ona kötülük yapmıştır, hayatının bir döneminde haksızlığa uğramıştır, sevdiği birini kaybetmiştir)… Her iki durumda çok az oranda doğruluk payı vardır… Müslümanlar/dinciler, “saldırılara”, bunlara cevapları olmadığından “düşmanlık” ve “sebepler” söylemleri ile taarruz edebilirler! Onlara uymayın!

  10. Mete Tunç diyor ki:

    :) evet, ben belki farklı kelimelerle yazacaktım ama, dediğiniz gibi… öz olarak onlara hiçbir anlam ifade etmeyecekti. Ve zaten, aslında, hiç etmedi, etmiyor, ettirildi, ettiriliyor!.. Demek anlatabilmişim, anlamışsınız!
    “misyonerlik” etraflı bir konu… sorunuza, cevabı içinde bir soruyla cevap vereyim: (Hıristiyan) misyonerler hangi tezlerle, nasıl, ne diyerek dinlerini anlatıyorlar, anlatabilirler, “İsa bunları söyledikten sonra, gzölerini gökyüzüne kaldırıp şöyle dedi ‘Baba, saat geldi’…” gibi ayetlerle mi, “başarı” oranları yüzde kaçtır?.. Eski ve yeni ahit’i okuyan hıristiyan olamaz, olsa olsa dinsiz olur. Ve Kuran’ı da biliyorsa “neden” sorularını (Tevrat ve İncil’i okuyunuz, o soruları siz de soracaksınız!) sorar. Dincilerin (beyin takımının) İncil dağıtılmasına şiddetle karşı çıkmalarının ardındaki neden bu mu acaba?! Ne Hıristiyanların, ne müslümanların, insanlara, onları cezbedicek, mestedecek, hayran bırakacak vs. tek bir mesajı yoktur, olamaz. Varsa söyleyin!
    “başlık-içerik boşluğu” iddianızı anlayamadım, “içeriğine”, ki ciddi bir soruna değiniyordu, hiç girmediniz ki?!.. “Allah neden bizi yarattı” sorusu benim kendime sorduğum bir soru/kendi sorunum değildir? Sorunuzu anlamlandıramadım; beni dinsiz olarak kabul edemiyorsunuz herhalde!

  11. Bigalıoğlu diyor ki:

    Mete bey,bir an için söylediklerin doğru olduğunu düşünelim.Kuran uydurma bir kitaptır,diyelim.Muhammed,ayetleri etrafından öğrendi,bazılarını kafadan uydurdu diyelim.yıllarca mağaralara giderek,kendince ermiş oldugunu zannetti diyelim.

    peki bana söyler misiniz.bir insan hali vakti yerinde durup dururken,ne diye,böyle bir risk alsın.hayatını tehlikeye atsın.çevresinde onca düşman yaratsın.bu size saçma gelmiyor mu?

    aynı soruları,isa,musa,ve diğer peygamberler içinde soralım.

    siz ateist olabilirsiniz.bir dine mensup olmayabilirsiniz.ateizmi kendine yediremeyen bazı dostlarım da yüce öze felan inanıyorlar.adı aklıma gelmedi,uzak doğu kökenli bir inanç.

    her neyse dinsiz olabilirsiniz,ama inançsız değil.zaten dinlerin doğmasına sebeb olanda inançtır.kimi yanlış,kimi doğru.

    şunu da ilave etmeyelim.beni ikna edin,sizin gibi ateist olmaya hazırım.öyle yani,yani sizin geçtiğiniz yolları geçip,virajdan döndüm diyebilirim bende.bilim adamlarının tanrısı da dini öğretilerdekine benzemez.mühim olan Tanrı’ya bakış açınızdır.Tanrı’yı anlamaya çalışmayı denerseniz,düğümler birer bire çözülüyor.

  12. Mete Tunç diyor ki:

    Önce, İsa, Musa… tümü İbrani olan bu isimlerin gerçek kişi olup olmadıkları çok şüphelidir. Bölgede, MÖ 4000’lerden itibaren, Sümer, Akad, Asur, Mısır, Hitit… yazıtlarından, tabletlerinden yaşamış insanların, kralların, savaşların, olayların, efsanelerin… kayıtları bulunabiliyor, fakat Tevrat ve İncil’de ismi geçen “peygamberlere”, “büyük” krallıklara dair tek iz, kanıt yok!
    Kuran’da da “anılıyor” sözkonusu “hayali” insanlar…
    Tek gerçek kişi, yaşadığından emin olduğumuz insan Muhammed!
    “… hali vakti yerinde… ne diye… düşman yaratsın…” diyorsunuz. Öznel bir düşünce. Sizin, benim gibi çoğu insan, bırakın hali vakti yerinde olmayı, asgari düzeyde geçiniyor olsa bile, hayatını riske edecek bir yola girmez. Ancak, kimi insanların, yapıları/karakterleri, yetişmeleri, yaşadıkları farklıdır. Mesela, her çağda, her toplumda, yaşam standartı ortanın çok üzerinde olan bazı insanlar, bilimle, sanatla, sporla vs. ilgilenmek yerine, “nedense”, yönetmeye, toplum üzerinde etkili olmaya meyillidir.
    Kuran, Muhammed’in söylediklerinin (iyi niyetle, birilerinin öğretmesiyle, birilerinin baskıyısla, birilerine yaranmak maksadıyla, şahsi çıkarlarını gözeterek) ne kadarını ve ne ölçüde aynı cümlelerle içeriyor; Kuran derlenirken nasıl müdahaleler, eklemeler, düzenlemeler yapılmış… Bunlar tartışmalıdır. Fakat kesin olan, Muhammed’in bir “kitap” projesi yoktur!.. “Şaibeli” bir özel hayat miras bırakmıştır. Bırakınız yüzyıllar, binyıllar sonrasını düşünmeyi birkaç yıl sonrasını dahi düşünebilecek vizyona sahip değildir. Neredeyse hiçbir evrim gerçekleştirmemiş, hiçbir model/sistem kurmamıştır… Belki başlangıçta iyi niyetliydi, bir şeyler duyduğunu, gördüğünü sanıyordu, sandı. Ancak, Kuran okunduğunda, bilahare, kusura bakmayınız, “tozuttuğunu” anlıyoruz!
    Dediğiniz “türden” insanlar var. Yani “ateistim” deyip “garip” inanışları olan, hatta büyüye-astrolojiye inanan vs. Bunları ciddiye almıyorum/almayınız.
    “Dinsiz olabilirsiniz, ama inançsız değil…” diyorsunuz. Bir şeye inanma ihtiyacı duymuyorum: Varsayılan tanrıya/tanrılara da, paraya da, bilime de, insana da… Şimdi, dindar/inançlı olduğum yıllara göre çok daha huzurlu, özgüvenli, mutluyum!

  13. Bigalıoğlu diyor ki:

    o zaman size İNANÇSIZ,huzurlu,özgüvenli,mutlu bir yaşam diliyorum?

    daha fazla yazmanın bir anlamı oldugunu düşünmüyorum.

  14. Ejderha diyor ki:

    Allah bizi neden yarattı?

    Çünkü, böyle bir şey yapabiliyordu. Yapabildiği bir şeyi yaptı. Bunun için ressam örneği verilir ve bir ressama “bu resmi niye yaptın?” diye sormanın abes olduğu ifade edilir. Çünkü, yapabildiği bir şeyi yapmıştır. Ressam, sahip olduğu bir kabiliyeti kullanmak istemiştir. Bu kabiliyetini göstermek istemiştir. Eğer “ayrıca bir sebep” sorarsanız size “ayrıca bir sebep” de söyleyecektir: Resim yapmayı seviyorum, şu noktaya dikkat çekmek istedim v.s.

    “Ayrıca bir sebep” için Allah, Kuran’da bize ne gibi bir gaye sunuyor? Bakalım:

    Allah’ın bizi yaratma gayesi nedir? Bu yaratılışın bize bakan yönü nedir?

    Tefekkür, Allah’ı bulma ve O’na kulluk etme. Meleklerden farklı bir varlığın (Mutlak itaat içinde olmayan, irade sahibi bir varlığın) kulluk vazifesi.

    Not: İlk soru ve ikinci sorunun cevapları birbiriyle ilişkilidir. Tefekkür, Allah’ı bulma konuları bize sözkonusu Kutsi hadisin, Kuran ayetleri ile çelişmediğini göstermektedir.

  15. Mete Tunç diyor ki:

    @ejderha,
    ayet açıktır: “Allah” kendi yarattığı, hayatındaki bütün eylemleri önceden bildiği ve ne zaman öleceğini sadece kendinin karar verdiği insanı, kulluk etmesi ve çoğunu cehenneme koymak için yaratmıştır. Narsist, vahşi, intikamcı, sosyopat, egoist… bir “Allah” portresidir sözkonusu olan.
    “Kutsi” denilen, her aklı selim sahibi tarafından uydurulmuş olduğu teslim edilen hadisin sabit, açık, kayıtlı ayetle hiçbir ilgisi yoktur.
    Verdiğiniz ressam örneği çok zayıf, sorunu çözmüyor!
    Düşününüz… En temel “Allah” sıfatlarına, en vazgeçilmez inanç “değerlerine” ilişkin Kuran’da ya anlamsız, yetersiz, tartışmalı vs. ayetler var veya hiç yok! Neden?
    İzninizle kendi cevabımı vereyim: Çünkü Kuran söyleyenlerinin, yazarlarının ve derleyenlerinin bilgileri, hayal güçleri, tasavvur kapasiteleri o kadardı… “Sorunun” farkında bile değillerdi!.. Dertleri başkaydı… Bkz. Kuran!

  16. Ejderha diyor ki:

    @Mete Tunç,

    ayet açıktır: “Allah” kendi yarattığı, hayatındaki bütün eylemleri önceden bildiği ve ne zaman öleceğini sadece kendinin karar verdiği insanı, kulluk etmesi ve çoğunu cehenneme koymak için yaratmıştır. Narsist, vahşi, intikamcı, sosyopat, egoist… bir “Allah” portresidir sözkonusu olan.

    Allah’ın önceden bilmesi ve insanın ömrünü belirlemesi Allah’ı Narsist, vahşi v.s. yapmaz. Allah insana özgür irade, seçim yapma imkanı vermiştir. Seçimini yapan insandır. Sonucuna katlanacak olan da insandır. Ayrıca her insana verdiği inanma istidadı ve vicdan nedeniyle de insanların kendini savunma şansı olmadığını düşünüyorum. Ateistlerin inanmıyorum sözü de çok gerçekci değil. Allah’a inanmadığını iddia eden birisi kesinlikle ve kesinlikle O’nun özelliklerine sahip başka bir varlığa inanmak zorundadır. Seçimini başka türlü yapmış olması Allah’ı suçlu yapmaz.

    Allah insanların çoğunu cehenneme koymak için yarattım demiyor. Sadece önceden bildiği bir bilgiyi bizimle paylaşıyor. Bir uyarı olarak anlamak lazım.

    Ben de Kuran hakkındaki şahsi fikrimi bütün samimiyetimle söyleyeyim. Kuran’ı gerçekten çok tatminkar buluyorum. Bana her zaman huzur veriyor. Ve ilahi esintileri görebiliyorum, hissedebiliyorum. Umarım benim kafası çalışmayan ya da bilgisiz birisi olduğumu düşünmüyorsunuzdur.

    Lafın gelişi Meryem süresindeki bir ayetden bile 3-4 farklı sonuç çıkarmak mümkün:

    1-) Hurma faydalıdır veya hamilelikte yenmesi faydalıdır.
    2-) Hz. Meryem, Hz. İsa’yı normal doğumla dünyaya getirmiştir.
    3-) Hz. İsa Aralık veya Ocakta(ortodoks hristiyanlar) doğmamıştır.
    4-) Kuran, Hz. İsa’nın doğum zamanının hristiyanlıktan farklı bir dönemde(yazın) olduğunu söyleyerek incil’in veya önceki bir kitabın tekrarı olmadığını açıkca göstermektedir.

    Size de haddimi aşarak bir tavsiyede bulunmak istiyorum: “kapıyı büsbütün kapatmayın.”

    Eğer marifetse söyleyeyim: Ben de dibe çok yakın noktadan döndüm.

    Niyetim bir tartışma veya polemik başlatmak değildi. Bu polemiklerden sıkıldım.

  17. Mete Tunç diyor ki:

    @ejderha,
    “Allah”; “kendi yarattığı” insanı, onun kısacık hayatında ve (nedense) “kitaplarında” hiç bahsetmediği “kötülüğün” kaynaklarının (çevre, yetişme, karakter, etkileşim, iklim, kültür…) neden olduğu eylemlerinden ve hatta salt kendisine inanmadığı için vahşi, narsist vs.dir!
    “Allah” hem herşeyi bilir, “sonsuz” cehennemi kurar, kimin cehenneme gideceğini bilir hem de ona seçme hakkı verir..! Siz afedersiniz, abes, anlaşılmaz, çözülmez, sorunlu böyle bir Allah/Tanrı tasavvur edebilir misiniz? TİK, zamanın insanları, ancak bu kadar, bu ölçüde kurabilmiştir, geliştirebilmiştir tek tanrı’yı…
    “Allah’a inanmadığını iddia eden birisi kesinlikle ve kesinlikle O’nun özelliklerine sahip başka bir varlığa inanmak zorundadır.” diyorsunuz. “Başka şeylere tapar” diye bağlasanız belki, bir ölçüde, bir kısım insanlar için, haklısınız derdim… “İlahi”, “ruhani”, “doğaüstü” vs. şeylere inanılmamasına, keza hiçbir şeye (bilim, insan, para…) tapılmamasına neden inanamıyorsunuz?! İşte, canlı bir numunenin satırlarını okuyorsunuz!
    Kuran hakkında yazdıklarınızı, ben de, sizin gibi, polemik yapmak istemediğimden yorumlamayayım! (O konularda bu sitede yazılar mevcuttur.)
    “Kapıları” okuyarak, gözleyerek, tefekkür ederek, karşılaştırarak… ilanihaye “kapattım”!

  18. Bigalıoğlu diyor ki:

    ““Allah” hem herşeyi bilir, “sonsuz” cehennemi kurar, kimin cehenneme gideceğini bilir hem de ona seçme hakkı verir..!”

    bilmek ve müdahale etmek farklı şeylerdir.siz dahi çevrenizdeki yakın tanıdığınız birinin bir olaya karşı nasıl davranış göstereceğini az çok bilirsiniz.Aksi durumda “hangi dağda kurt öldü” olur.Ona müdahale edersiniz edersiniz ancak,müdahaleniz sonuçsuz kalır.O zamanda “can cıkar huy cıkmaz” olur.

    insanın etkilendiği iki temel nokta vardır.
    1.çevresel etkiler
    2.kişisel program

    çevresel etkiler her ne kadar etkili olsa da kişisel program kişinin nasıl davranacağını daha çok belirler.

    10 yaşına gelen çocugunuz okul ortamından dolayı,davranış değiştirir ve sizin istemdiğiniz seyler yapar.kontrolunuz dısında oldugu içinde,çareler ararsınız.sınıfını geçersen sana bisiklet alacağım,okulda kalırsan sana yaz tatili yok dersiniz.sevdiğiniz canınız olan birine karşı yaptırım uygulamak zorunda kalırsınız.onun hangi davranısının doğru,hangisinin yanlıs oldugunu bilirsiniz.

    cennet-cehennem meselesi de buna benzer.yanlız burada eskiden beri insanoğlunun davranışlarını bilen Tanrı bu mukafat ve cezaların dozunu biraz kaçırmış olabilir.Haklıdırda bu konuda,Gazzeyi biliyorsunuz.

    neyse konuları fazla dağıtmayalım.
    kısaca bizler Tanrı’nın çocuklarıyız.Bu şekilde düşünürseniz.daha iyi anlaşılır.Tabi ateist arkadaşlarda babalarını inkar eden çocuklar oluyorlar,bu durumda.

  19. koray diyor ki:

    Ejderha diyor:
    Allah insanların çoğunu cehenneme
    koymak için yarattım demiyor.

    =Ve muhakkak yaratip yaydik cehennem icin cinlerden ve insanlardan cogunu….. (Araf 179)

    Ejderha diyor:
    Kuran’ı gerçekten çok tatminkar buluyorum.
    Bana her zaman huzur veriyor.

    =Her vakit derileri yandiginda, onlara yeni deriler verecegiz,
    ta ki azabi tekrar tekrar tatsinlar…. (Nisa 56)

    =Onlarin baslarindan kaynar su dokulecek, onunla derileri ve karinlarinin icindekiler haslanacak…. (Hac 19-21)

    Ejderha diyor:
    Hurma faydalıdır veya hamilelikte yenmesi faydalıdır.

    =Kurandaki onca devasa “bilimsel abzurdluk” yaninda
    arabistan hurmasinin hamilelikte faydali oldugunun bildirilmesi
    gercekten cok ferahlatici.

    Ejderha diyor:
    Ben de dibe çok yakın noktadan döndüm.

    =tebrikler!

  20. Mete Tunç diyor ki:

    17 numaralı mesajda
    “… kendisine inanmadığı için vahşi, narsist vs.dir!…” cümleciğinde “için”den sonra “cehennemde sonsuz süreyle yakması yüzünden” ifadesi unutulmuştur.

  21. Mete Tunç diyor ki:

    Şahit olmuşuzdur: Bazı insanlar, yaşadıkları olumsuz, trajik olaylardan sonra “Allah”a isyan ederler, “Allah olsaydı…” gibi tepkiler sergiler ve hatta “Allah’a (artık) inanmıyorum” derler.
    Kimi müminler; buna benzer, bizatihi yaşadıkları deneyimlerinin, yani bir dönemlerinde “Allah’ı reddetme” gerekçelerinin tüm dinsizler için geçerli olduğunu düşünürler. Yanlış bir kanaattir.

    Yukarıdaki nedenlerle bir süre “ateist” olan (öyle olduklarını sanan) müminler, o dönemi atlattıktan sonra tekrar inançlarına dönerler.
    Oysa, sadece TİK’i okuyup, bu bir tanrı’nın sözleri, kitabı olamaz, diyenler, dinlerin onyıllar, yüzyıllar boyunca geliştirildiğinin farkına varanlar… dinsiz olduktan sonra asla geri dönmezler. Mutlaka inanmak ihtiyacı içindelerse deist olabilirler ancak.

    Din, inanç; yüzyıllar, binyıllar boyunca toplumlarda kökleşmiştir, kültür, davranış kalıpları oluşturmuştur, insanların adeta genlerine işlemiştir. O yüzden, böyle bir toplumda, iklimde doğmuş, yetişmiş bir insanın özgürce, bağımsızca, etkilerden uzak, önyargısız biçimde dinini ve kutsal kitabını okuması, değerlendirmesi, sorunu tespit etmesi kolay değildir, zaman alabilir!
    Yoksa, TİK’in, dönemlerin insanlarının tek tanrı projelerinin ürünü, dünya ve evrenden bihaber, yalnızca insan seslerinin duyulduğu kitaplar olduklarını tespit etmek için fazla bir süreye ve deha olmaya gerek yoktur!

  22. Ejderha diyor ki:

    Kurandaki onca devasa “bilimsel abzurdluk” yaninda…
    Kuran’da hiç bir bilimsel absürdlük yoktur. (Evet biliyorum. 42. yorumdan itibaren, yanıma arapça bilen birisini de alarak…)

    Elbette Hurma’nın faydalı olduğundan bahsetmek değildi gayem. Bugünlerde popüler olan bir tartışmaya(Hz. İsa ne zaman doğdu? 17 haziran?) dikkat çekerek, Hristiyanlarca yüzlerce yıldır inanılan, kabul edilen ve de etkin bir şekilde kutlanılan çok temel bir anlayışı hiç kaale almadan muhalif bilgi veren(Hz İsa’nın doğduğu dönemden bahsediyorum. Allah’ın oğlu olmamasından bahsetmiyorum) Kuran’ın kopya olmadığını göstermek istedim. En yalın, basit, sade bir örnekle.

    “Allah”; “kendi yarattığı” insanı, onun kısacık hayatında ve (nedense) “kitaplarında” hiç bahsetmediği “kötülüğün” kaynaklarının (çevre, yetişme, karakter, etkileşim, iklim, kültür…) neden olduğu eylemlerinden ve hatta salt kendisine inanmadığı için vahşi, narsist vs.dir!
    Allah, insanı zor şartlarda doğruyu bulma, doğru şekilde davranma kabiliyetinde yaratmıştır. İnsanın hata yapabileceğini kabul etmiş tövbe kapısını da açık bırakmıştır. Bütün insanları aynı şekilde aynı derecede mesul kılmamıştır. Kişilerin imkanlarına(bilgi, birikim, çevre, zeka, davetten haber olma v.s.) göre beklentiler de farklıdır. İslam davetini açık ve seçik bir şekilde alan ve bunu inkar eden insan elbette inkar gerekçelerinde Allah’ı ikna etmekle mükelleftir:-)

    Allah” hem herşeyi bilir, “sonsuz” cehennemi kurar, kimin cehenneme gideceğini bilir hem de ona seçme hakkı verir..!
    Tepeden bir yola baktığınızı düşünün. Bir süre sonra 2 arabanın çarpışacağını farkettiğinizi düşünün. Bu arabalar bir süre sonra çarpışacaklarını bilmiyorlar. Ama siz biliyorsunuz. Bu arabalar siz bildiğiniz için mi çarpıştı? Yoksa onlar çarpışacağı için mi siz biliyordunuz? Allah’ın biliyor olması zaman üzerindeki hakimiyetinden kaynaklanıyor. Bu sizi herhangi bir şeye zorladığı anlamına gelmez. Seçim sizindir.

    Cehennemi insan için yaratan Allah cenneti kimin için yaratmıştır? Araf 179’un ne ifade ettiğini gayet açık bir şekilde izah etmiş olmalıyım. İnsanlar hakettiği için, kendi tercihlerinin ve yaptıklarının sonucu olarak (cennete ve) cehenneme gideceklerdir. Şartlar belli.

    Cehennem lüzumludur. Kötülükleri nereye koyacaksınız? Allah inanan insanlara bir takım vaatler sunmuşken inanmayan insanlara ne yapmasını tercih edersiniz? Allah şefkat sahibi olduğu gibi adalet sahibidir aynı zamanda. Acaba sonsuz iyi olmak böyle bir şey midir? :-) Cehennem aynı zamanda bir rehabilitasyon merkezidir:-)

    Birisinin rehabilite olup olmaması gerektiğine ancak uzmanı(Allah) karar verebilir. Böyle bir şeye ihtiyaç duyanın böyle bir şeye ihtiyacı olmadığını iddia etmesi onu rehabilite olmak zorunda olmaktan kurtarmaz. Zaten hiç kimse suçlu değildir, zaten herkes çok iyidir, hiç bir deli gerçekten deli değildir v.s.

    Kurandaki sembolik cehennem tasvirleri de gereklidir…

    Ben huzur deyince cehennem tasviri verilmesi komik. Cehennem tasviri okurken, “Allah’ım esirge” diyorum:-) Huzur buluyorum. Cennet tasvirini okuyunca da “Allah’ım beni de cennetine koy” diyorum:-) Kalbim pır pır ediyor:-) Biz böyle basit, sıradan, hakikatın nuruna erememiş insanlarız işte:-)

    Kuran’daki Sembolizm kısmına girmeyeceğim… Sembolik kısımlarla dalga geçip huzur bulabilirsiniz:-)

    “Başka şeylere tapar” diye bağlasanız belki, bir ölçüde, bir kısım insanlar için, haklısınız derdim… “İlahi”, “ruhani”, “doğaüstü” vs. şeylere inanılmamasına, keza hiçbir şeye (bilim, insan, para…) tapılmamasına neden inanamıyorsunuz?! İşte, canlı bir numunenin satırlarını okuyorsunuz!
    Aslında anlatmak istediğim tam da kurduğum cümleydi. Dediğiniz doğru, bir çok insan çok açık bir şekilde bilime, insana, paraya tapıyor. Ben sizi bu grupta değerlendirmedim. Sizin bir şeye inanmadığınıza inanmanız pek çok ateistin iddiası zaten. Elbette bu ateistleri bir şeylere inandığına, inanmak zorunda olduğuna ikna etmek gibi lüzumsuz bir işe soyunmayacağım:-)

    Dibe yakın noktadayken(hiç bir şeyi inkar etmedim. Sıfır ibadetli bir dönemdi sadece.) inkar etmek için hiç bir gerekçe bulamadım. Ya duygusal bir karar verip ardından bir takım bahaneler üretecek ve mantık hatalarıyla kendimi kandıracaktım ya da…

    Bu bahaneleri ve mantık hatalarını “ateizm argümanları” olarak okumaktayız.

    Sorunu tesbit dönemi neticesinde sorunun ateizm de olduğunu anladım. Bu defter kapandı.

    Kısa kısa böyle.

    @Mete Tunç, ben her şeyi çok iyi anladım ve kapıları kapattım diyorsunuz. Bana da bu durumda size “geçmiş olsun” demek düşer.

  23. Mete Tunç diyor ki:

    “Tepeden bakma” örneği problemi çözen bir örnek değil; çünkü olayı gözleyen (tepedeki) ve olayı yaşayanlar (araçtakiler) aynı zamandalar!
    “külli irade-cüzi irade” yorumu (da) doyurucu değildir…
    “garu bela” da öyle…
    Ortadoğu’da yaratılan Tanrı’nın/Tanrıların niteliği, “bilmek” üzerinedir. Her şeyi bilir(ler). Geleceği de şüphesiz. Böyle olmasa Tanrılığı manasızlaşır… Aynı zamanda, yarattığı insandan hesap sorar. Bu da zorunludur; çünkü ondan kulluk beklemektedir… Böyle “kurulmuş” Tanrı tasavvurundan ve Tanrı-insan ilişkisi muvacehesinden, mecburen “kader” paradigması ortaya çıkar.
    Nihayetinde, inanan insanlar, binyıllardır, çözümsüz bir sorunu çözmeye çalışmıyorlar; daha da ötesi/kötüsü, olmayan, yaratılan, hayali bir sorunu çözmek uğruna boşuna uğraşıyorlar!
    Kontrol ediniz: Müminlerce dinin en hayati, en temel, imanlarının gerekçesini teşkil eden vs. hemen hiçbir konuda, kutsal kitaplarında açık, herkesin onaylayacağı, yol gösterici vs. hemen hiçbir ayet yoktur.
    Müslümanların “din” diye bildikleri, mensuplarının birbirine boğazlayageldikleri, kafir ilan ettikleri, Kuran’dan yüzyıllar sonra kurumlaşmış mezheplerin, Kuran ayetlerini çeşitli (ahlak dışı) yollarla anlamlandırarak vazettikleri İslam’dır; yoksa Kuran İslamı değil, çünkü Kuran’ın-söyleyenlerin/söyleyenlerin, yazanlarının, derleyenlerinin/derletenlerinin, Müslümanların dert edindikleri şeyleri dert edinmemişlerdir.

  24. Mete Tunç diyor ki:

    Yunus Emre, cennet cennet dedikleri üç beş köşkle üç beş huri, isteyene ver onları, bana seni gerek seni, der. “Kadın evliya” Rabia (hatun) ise şöyle söylemiş: “Tanrıma, hizmetinin karşılığında ücret bekleyen bir işçi gibi hizmet etmek istemiyorum. İster cennete, ister cehenneme atsın, umurumda değil. Neyi uygun görüyorsa, hiç itiraz etmeden oraya giderim. Yeter ki sürekli onu içimde hissedeyim; onun sevgisinden mahrum kalmayayım.” (Halife) Ebubekir’e atfedilen şu söz ise, yukarıdakiler gibi kişisel değil toplumsaldır: “Allah (c.c) benim vücudumu o kadar büyütsün ki , cehennemi doldursun da hiç bir kafir (insan) girmesin!” (Sözün, “kafir (insan)” yerine, “Müslüman”ın geçtiği varyantı vardır!)

    Kuran’da, inanan ve doğru işler yapanların, öldükten sonra mükafaten yerleştirilecekleri cennetler ve oralardaki nimetler anlatılır: Süt, bal, şarap akan ırmaklar, köşkler, “meme uçları yeni olgunlaşmış” esmer kızlar, oğlanlar (gılman) (1)…

    Yüzyıllardır, samimiyetle inanan Müslümanlar; imanlarına, Allah’a bağlılıklarına, onun emirlerine göre yaşamalarına karşılık olarak kendilerine cennet sunulacak olmasını adeta hakaret telakki etmişlerdir. Yukarıdaki sözler, bence, buna delil olan sadece üç örnektir.

    (1) “Oğlanlar”ın kadınlar için “hazırlandığına” dair yorumlar duyuluyor (Çünkü, artık 21. yüzyıldayız, okuyan, çalışan kadınların sayısı çok arttı!). Ayetlerden cennette eşcinselliğin/oğlancılığın (ve sübyancılığın) “helal” olacağı sonucu çıkarılabilir ama kadınlara “genç erkekler” verileceği yorumuna ancak gülünür!

  25. Mete Tunç diyor ki:

    Kuran’daki belirsizliklerden, dolayısıyla tartışmalara neden olan hususlardan biri de, sembol ve mecaz mevzuudur.

    TRT’de bir din programı. İslam’ı “güleryüzlü” formatta tanıtan, “pozitif” yüzlü ve üsluplu bir konuşmacı, mecaz avamın elinde hakikat kesbeder, deyişinden hareketle, Kuran’daki mecazlara bir örnek olarak, Havva’nın Adem’den yaratılmasına dair ayeti veriyor.(1)

    Birkaç yıl önce o zaman doçenti şimdinin profesörü psikiyatrist Kerem Doksat, Kuran’daki cinlerin/şeytanların/meleklerin (de) sembol veya mecaz olduğunu söylemişti!

    Bu türden sayısız örnek verilebilir mutlaka. Her insan kendine, eğitim düzeyine, meşrebine göre yorumluyor, inanıyor vesselam. İnansınlar, kimse itiraz etmez, edemez, de, tutarlı olsun tezleri. Ki olamaz! Çünkü, mecaz ayetler için “sağlam” deliller bulamazlar, kriter belirleyemezler ve o ayet mecazsa şunu da mecaz kabul edemez miyiz, sorusu karşısında zorlanırlar.

    Aslında, ön kabullerden, paradigmalardan bağımsız okunduğunda Kuran, ki en doğru okuma budur bence, mecaz ifadeler açıktır. Mesela “gibi” ile ifade edilen ayetlerde mecaz vardır.

    (1) Zümer, 6: “Sizi tek bir candan yaratmıştır. Sonra ondan da eşini meydana getirmiştir…” Ayette mecaz yoktur!

    Not. Araf, 19: “Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” E. Aydın, “İslamiyet ve Bilim, İslamiyet Gerçeği-2” “Adem-Havva” masalını irdeler ve miniminnacık insanların bir ağaca yaklaşmakla neden zalim olacaklarını sorar!

  26. koray diyor ki:

    Ejderha diyor:
    ====
    Kurandaki onca devasa “bilimsel abzurdluk” yaninda…
    Kuran’da hiç bir bilimsel absürdlük yoktur.

    (Evet biliyorum. 42. yorumdan itibaren,
    yanıma arapça bilen birisini de alarak…)
    ====

    Ama bilmediginiz belli ki,
    o bolumu apar topar yarida terketmissiniz,
    bir daha geri donmemek uzere?

    Sonra yine de burada hic aldirmadan

    “Kuranda hicbir bilimsel abzurdluk yok”

    diyebilmeniz, pek takdire sayan bir davranis gercekten!

    Ikinci kisimda sundugunuz o “hurma vakti” argumanini
    ise Hristiyanlar da
    uzun zamandir kullaniyorlar,

    “Muhammed Incilden “alinti” yaparken
    bazi detaylari & vakitleri unutup -veya bilincli olarak carpitip-
    sonradan o kisimlari kendisi yanlis doldurdu” diyerek….

  27. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir.-Enfal 22”

    “Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin? -Yunus 42”

    “Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. Yusuf 111”

  28. koray diyor ki:

    ===
    Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların
    Allah katında en kötüsü, “akıllarını kullanmayan”
    (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir. Enfal 22
    ===

    Ben de bunu anlatmaya calisiyorum zaten!

    “akli kullanmak” ve “gercegi gormek”

    iste, butun mesele bu!

  29. Ejderha diyor ki:

    Not. Araf, 19: “Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat, şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.” E. Aydın, “İslamiyet ve Bilim, İslamiyet Gerçeği-2” “Adem-Havva” masalını irdeler ve miniminnacık insanların bir ağaca yaklaşmakla neden zalim olacaklarını sorar!
    Sözkonusu yasak meyvenin “zina” olduğunu düşünen çok insan vardır. Sembolik anlatım ayrı bir konu. Polemiğe, uzun tartışmalara girmek istemediğimi söylemiştim. Orjinal yorumumdan uzaklaştık.

    Burda esas olan unsur Allah’ın koyduğu bir yasağın çiğnenmesi, Allah’a karşı gelinmesidir. Bu ağaçtaki bir meyve olsa da domuz olsa da farketmez.

    Ikinci kisimda sundugunuz o “hurma vakti” argumanini
    ise Hristiyanlar da
    uzun zamandir kullaniyorlar,

    “Muhammed Incilden “alinti” yaparken
    bazi detaylari & vakitleri unutup -veya bilincli olarak carpitip-
    sonradan o kisimlari kendisi yanlis doldurdu” diyerek….

    Demek ki gerçekten yaşadığını bile ispatlayamadıkları(!) Hz. İsa’nın doğum tarihinden o kadar eminler ki böyle argümanlar üretiyorlar! Ve hatta pek çok başka sivri(!) akıllı da Hz. İsa’ya başka doğum tarihleri buluyor.

    Daha fazla uzatmayacağım.

  30. Ejderha diyor ki:

    Şu kısmı unutmuşum:
    “Tepeden bakma” örneği problemi çözen bir örnek değil; çünkü olayı gözleyen (tepedeki) ve olayı yaşayanlar (araçtakiler) aynı zamandalar!

    Biz aynı zamandayken bile sorunu çözebiliyorken, zamandan münezzeh, zaman üstü bir varlık için bu hiç zor olmamalı. Bizim dağın tepesinden bütün ovayı seyretmemiz kadar kolay(mekan boyutunda öteyi görebilmemiz kadar kolay) bir hadise olmalı Allah için zamandaki bütün olayları bilebilmek.

  31. squidward diyor ki:

    İslam inancına göre Allah’ın varlığına inanmamak en büyük günahtır ve bu insanlar cehennemde sonsuz cezayı hakeder. 21. yüzyıldaki insancıl hayat görüşüne göre ise Tanrı’ya inanmak ya da inanmamak sadece bir fikir özgürlüğü sorunudur. Çağdaş ülkelerin hiçbirinde Tanrıya inanmayanlar cezalandırılmazlar. Sizce hangisi adil? Bilinçli tek canlı olan insanı sadece kendisine inanmadığı için sonsuz cehennemle cezalandırmak yüce bir varlığa yakışıyor mu? Böyle bir cezayı Allah’ın adil sıfatıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz? Cehennemin bir rehabilitasyon merkezi olduğu iddiası çok iyimser bir yorum, bana göre daha çok bir intikam aracını çağrıştırıyor. Bertrand Russel’ ın -benzer bir durumda- söylediği şu cümleyi hatırlatmak istiyorum: ” Eğer Tanrısal adalet buysa, benim adaletim bundan farklıdır ve benimki daha üstündür”

  32. koray diyor ki:

    Ejderha diyor:
    ====
    Demek ki gerçekten yaşadığını bile ispatlayamadıkları(!)
    Hz. İsa’nın doğum tarihinden o kadar eminler ki
    böyle argümanlar üretiyorlar!
    ====

    Onlarin yasadigini bile ispatlayamadiklari o Hz. Isanin
    “yasadigina” sen de inanmakla mukellefsin, en basta, Kurana gore!
    bu argumaninla kendini de biraz vurmus oluyorsun, belki de, kazayla?

    ====
    zamandan münezzeh, zaman üstü bir varlık için bu hiç zor olmamalı.
    ====

    Kuranin neresinde Allah “zamandan munezzeh,”
    “zaman ustu,” deniliyor acaba?

    Allahin 1 gunu sizin 1000 yilinizdir deniliyor. (Hac 47)
    Demek ki Onun da bir “zamani” gecen gunleri var,
    bizimkine gore birazcik daha uzun olsa da?

    Ayrica yine Kuranda
    “Allah sizin gecmisinizi ve geleceginizi bilir, siz ise bunu kavrayamazsiniz” (Taha 110)

    denilerek, bu hususta da yine

    sinamadan, test etmeden

    “dogmatik” iman emrediliyor.

    Kuranin anafikri budur zaten:
    En temel hususlarda “dogmatik iman” emredilir, delil verilmez.

  33. gizem diyor ki:

    hepsi iyiydi ben 4. sınıfa gittiğim için bana çok lazımdı interneten araştırdım sonunda buldum insan geçmişini öğrenirken çok iyi dinler

  34. Arif diyor ki:

    Selamlar, iyi de bu tartışma niye bitmiş anlamıyorum. Ateşkes mi ilan edildi?
    İman edenlerin bilimsel manada da bilgileri var görünüyo buradan, fakat inançsızların ilahi anlamda bilgileri çok eksik olduğu anlaşılıyo, biraz daha araştırıp öyle girmeliler tartışmaya. Mesela araştırmaya Esma-ül Hüsna’dan başlayabilirler :) Ama hemen öyle ne neymiş, diye bakıp geçmeden, anlayarak araştırmaları lazım, derin düşünerek…

  35. freciouss diyor ki:

    Ben bu konuya bir de aynanın öteki tarafından bakılmasından yanayım, Mete Tunç arkadaşımızın fikirlerini kabul etsek ve allahın olmadığını ve Kuranın insan tarafından yazıldığını kabul ettiğimizde, kendisi ilk maddeyi nasıl izah ediyor ve niçin sorusunu ilk maddeye de sorabiliyor mu acaba?

  36. Mete Tunç diyor ki:

    “ilk soru”dan yazıdaki birinci paragrafı m kastediyorunuz? Öyleyse, bu kez “izah etme” ve “niçin” kastınızı anlayamadım; özür dilerim!

  37. mert diyor ki:

    ben bu tartışmaya göz müsafiri oldum ve şunu çok merak ediyorum. (haşa)allah yok diyelim hz. muhammed kuranı nasıl yazdı.böyle bir mucize nasıl olurda uydurulmuş denilebilir bu çok büyük bir zalimliktir. aslında bu konuda pek fazla şey söylemek de sonuç getirmeyecektir.benim sana tavsiyem kuranı bir kez olsa da oku ve yorumunu sonra getir . allah sen ve senin gibileri affetsin.

  38. ibrahim diyor ki:

    Sn. Mete Tunç

    yorumlarınızı okudum, teşekkür ederim. Gerçekten aklımızdaki soruları buraya yazmayı başarmışsınız. Size cevap karalayıp durduğunu sanan yorumcu arkadaşların sitedeki diğer yorumlarını da okuyunca aslında söylediklerinin çoğunun kendi yorumları olduğunu söyleyebilirim. Çoğu dini kaynaklardan habersiz küçük yorumlardan başka bişey değil. Sizin burda söylediğiniz çelişkilerin cevapları henüz yok. Kendini bunların cevaplarını vermiş sanan bir sürü islam “alimi” var her yerde. Ama akıl sahiplerine karşı verebildikleri bir “öfke” ve “iftiradan” başka bişey değil.

    “Bir inanca sapına kadar bağlanmış olma psikolojisi” nedir bilir misiniz? Bana sorsalar “benim eski halim derdim”. Burda nasihatvari yorumlar yazanlar, açıklayabildiğini sanan insanlar var. Üzülerek söylüyorum ki onlar için yapabilecek bişey yok. “”allah seni affetsin” diye cümleler sergileyenlerin allahtan ne haberi var ki? Bir psikoloji işte… yapacak bişey yok.

  39. Mete Tunç diyor ki:

    teşekkürler ibrahim
    gerçekten hep öyle: yazdıkları, sorulara cevap niteliğinde değil, iman’ı yansıtıyor; öyle olmayınca diyecek bir şey kalmıyor.
    ikinci paragraf da bununla ilgili: birkaç yazım var ama, ciddi bir araştırma konusu…

  40. adem diyor ki:

    METE

    Peygamberlerin isimlerinin antik dönemde sümer asur hitit dönemlerinde hiç geçmediğinden dolayısıyla varlıklarlarından şüpeli olduğunu belirtmişsin bukonuda kenan bölgesinde suriyede bulunan ebra tabletlerine bakmanı tavsiye ederim ayrıca şunu iyi bilmek lazım ki o dönemde büyük medeniyetler vardı ve peygamberler küçük kavimlere gelmişti o yüzden o büyük medeniyetlerin peygamberlerden sıkça bahsetmemeleri normaldir farz edelim ki bugün konyanın bir köyünde bi ilahi mesaj verilmiş radyo gazete televizyon yok dünyanın neresinde yer alır bu

  41. Mete Tunç diyor ki:

    En küçük bir tablet, yazıt vs. olsaydı ne çok program yapılır, filmler çekilir, kitaplar-makaleler yazılırdı. Ebra tabletlerini duymadım. Bir zahmet yazıveriniz. Ama lütfen uyduruk tevrat (içinde muhammed’in isminin geçtiği, müslümanların yazdığı metinler) gibi sahte şeyler olmasın!!!
    Tevrat’ta ve Kuran’da, vazedilen medeniyetlerin çok büyük olduğu belirtilir; o nedenle teziniz kutsal kitaplarla çelişiyor. Ama tarihsel olarak teziniz doğru bence: Süleyman ve Davut (ki bunlar Tevrat’a göre kral, Kuran’a göre peygamberdir) eğer gerçekten yaşamışlarsa ve kralsalar, küçük bir alanda ve kısa bir süre hüküm süren kişilerdi.

  42. bilal diyor ki:

    Allah neden bizi yarattı?
    Bu başlığı gördüğümde gerçekten çok heyecanlanmıştım ama yazıyı okuduktan, hele hele yorumları gördükten sonra tüm hevesim geçti yanlış anlamayın ama çok boş laflar bunlar. Allah neden durup dururken insanı yarattı üstelik herşeyi ile kendisinin tasarladığı insanın kendisine kulluk edip etmeyeceğini anlamak için. dahası bu durum tüm mantık ve felsefe kurallarına aykırı, tüm insanları farklı farklı yaratıyor ve yarattıklarının en ince ayrıntısını dahi biliyor ,buna rağmen insanların kendisine kullluk etmesini istiyor etmeyenleri cehenneme atıyor,cezalandırıyor. Soruyorum size Allah neden kendisini inkar edebilme yetisini verdiği insanı yaratıp ve kendi istediği şekilde tasarlayıp sonra sen neden bana kulluk etmedin diye ceza verir.. Dahası yarattığı insanı o yaratıyorsa ve istediği şekilde yaratmaya gücü varsa neden insana bu yükü yüklüyor yoksa bu bizim değilde kendisinin yaratmaya yönelik kendini sınamasımı…?

    Eklemek istediğiniz yada eleştirmek istediğiniz bir şey varsa lütfen mail atın

    [email protected]

  43. Mete Tunç diyor ki:

    Yazının esprisi, kapsamını anladığınızdan farklı bilal. Altındaki yorumları da hızlı okudunuz sanırım… Belirttiğiniz konuyu başka yazılarımda ifade etmiştim.

  44. fountaint diyor ki:

    Yukarılardaki yazılarda aslında cevabı var Bilal. Buradakiler olarak hepimiz müslüman ülkede tebliğe muhatabız ,yaratılışımız tertemiz ,bebek olarak saf yaratılıyoruz.Hepimizde fısıldayan şüphe veren şeytan var ve arzularına uymayı isteyen bir nefis,alın size imtihan. Herkes seçeneğini yapmış ,yaparken
    de kimileri temiz vijdanı ile aklını kullanmış,kimileri şeytanın vesvesiyle kalbini ve aklını ben merkezli bir tasavvura hapsetmiş.Bu zihniyetin arkasından kibrin
    ayaksesleri var. Özne olmamayı kabul edememiş bir ben. Dolayısıyla iman etmek bir yük değil ,hayatın kendisi dahi hatta tek başına hayatın verilmesi ,bir nefes dahi büyük bir nimet. Bir maaş için onca saatini veren insan
    nimetler karşısında nimet sahibini inkar ediyorsa bir zahmet cezasıda olsun.

    Hem herkes aynı derecede sorumlu değil,mesela burda inkar eden arkadaşların hiç mazereti yok ,Islamı öğrenmeden ALLAHA dil uzatarak yazıkki
    kaybedicekleri lutuflar karşısındaki pişmanlık ateşinde yanıcaklar ,asıl bu ateş daha acı, Mesela Hz. Musa’ya firavn soruyor öncekilerin durumu nolucak Hz. Musa onların bilgisi ALLAH katındadır ,diyor tebliğ ulaşmayanlara cehennemlik demiyor. ALLAH’ın varlığını ve dinini önfikirsiz araştırır ve doğruya ulaşmak isterseniz sizi bundan mahrum etmez.

    Sözümü Hz. Ali nin sözüyle bitireyim diyorki birisi ya Ali ya vadedilen şeyler yoksa ,diyorki ben birşey kaybetmem ya varsa diyor .Sözün söylenecek son noktasıda budur. Cennetiniz- cehenneminiz sizlere hayırlı olsun. Bence zaten zaman kavramı bizim için var ,halihazırda cennetimizin veya cehennemimizin başındayız,rüya gibi oldugu bir gerçek hayatın, koşarak ölüme gidiyoruz , bir gün ben merkezimiz o toprağın altında hakikatke yüzleşecek. Kuranda yalanlayanların ölüm anı anlatılır , o pişmanlık anını hiç yaşamayanlardan olmamızı diliyorum.Geçerken uğradım bir daha da girceğimi sanmıyorum,

    Bunlara karşı demogoji ,yoruma gerek yok ,zahmet etmeyin ,ben inkar vadilerinden ine-çıka imanı buldum ,kendinizi yormayın.

  45. ibrahim diyor ki:

    sevgili fountaint;

    “yanmayan yakamaz”.

    Elinde varsa incilerin, mercanların cimrilik etme paylaş derim. Yok eğer yoksa bahsettiğin vadilerden çıkmış gibi yapacağına benim gibi dolaşmaya devam et ihtimal daha rastlamamış da olabilirsin. Öyle yaparız biz, üstüne bir örtü çeker “mış” gibi yaparız…

  46. SİBEL diyor ki:

    arkadaşlar yorumlarınızı okudum SADECE BİGALIOĞLU ARKADAŞIMA ŞUNU SÖYLEMEK İÇİN YAZIYORUM ALLAH MERAK ETMİŞTİR DİYE BİR İFADE KULLANMAN SON DERECE YANLIŞ… ALLAH GEÇMİŞİ GELECEĞİ HERŞEYİ BİLİR. MERAK ETME DİYE BİR ŞEY SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. O ZATEN BİZİM NE YAPACAĞIMIZI ÇOK İYİ BİLİYOR.

  47. metafizik19 diyor ki:

    Allah neden bizi yarattı ? yani İnsanoğlunu.
    Konu başlığına bakın sonra yorumlara bakın ne alaka?
    Tanrının bizi yaratmasının muhakkak sebebi vardır tabii.
    Herkesinde kafasında bir tahmin olabilir bu konuda birbirinden farklı.
    Düşünün eğer Allah neden yarattığını. dünyayı, kainatın gerçeğini
    bizlere tamamen açıklamış olsa ve SALT gerçeğe gerçekten kavuşsak
    hepimizin başları önünde ve ^^ ya biz bunu neden düşünemedik^^
    diyeceğimizden eminim. Biz inanan olarak böyle diyeceksek birde
    inanmayanların ne düşüneceğini ne yapacağını düşünebiliyormusunuz ?
    Belkide ahirete saklıyor gerçekleri açıklamayı. yada milyarlarca insan felsefe yaptı düşündü
    ama bulamadı. Belkide bulana sonsuz ödülü var nereden biliyoruz ?
    Benimde Tanrının neden yarattığı ile ilgili felsefi yazım var ileride bir konu başlığında bunuda konuşağız inşallah.
    At gözlüklerini çıkaralım. Hayata aynı pencerelerden değil farklı pencerelerden bakmaya çalışalım. empati yapalım. bol bol düşünelim
    ve beyin jimnastiği yapalım. Hiç olmıyacak şeyleri dahi düşünelim bence. düşüncenin SUÇ olacağı hiç bir yerde yazmıyor Kuranın .
    özellikle düşünün ve akledin diyor bir çok ayetinde.

  48. dogaoz diyor ki:

    İster Kur’an’daki tek tümcelik net yorum, isterse Said Nursi taraftarı ilmihaller/tefsirler olsun, insanın bir tanrı için ve ona kulluk etmesi için varolduğu firki insan olmanın özsaygısı ile birlikte sahip olduğu yetilere hakarettir.

  49. warhorse diyor ki:

    Sn dogaoz

    Bu bahane gerçekten işe yarayabilir.Öbür tarafta sorarlarsa niye inanmadın diye insanlığıma yakıştıramadım dersin.

  50. suicide diyor ki:

    eski ve yeni ahid’i al, üstünde azıcık modifiye yap, al sana kuran. hepsi bu kadar. :) muhammed özgün bir şey yaratmamıştır, kendisinden önceki uyduruk inançları, biraz daha rasyonalize etmiştir hepsi o kadar.

  51. metafizik19 diyor ki:

    Arkadaşlar yukarıda bir yorum yazmıştım ve ileride Tanrı neden bizi yarattı ile ilgili bir yazı yazacağım dedim. TANRIMI SONSUZ yoksa SONSUZLUKMU TANRI yazımı okumanızı sonra aşağıdaki yorumunu okumanızı isterim..
    SONSUZ bir AKIL ın içinde olduğunu düşünmek ve kabul etmek sonrada kendi BEN liğinide : insan denen mekanik bir robotun beyninin içinde bulunan bir metafizik HAFIZA KARTI (ruh) olarak düşünmeye ve kabullenmeye başladığınız halde diğer sorunların ve soruların cevabını bulacağınızdan eminim. yaklaşık 3000 yıl önce yaşamış herakliotos şöyle diyor:
    TANRI, tüm GÖRME tüm DUYMA tüm DÜŞÜNCEdir.
    Bende ilave ediyorum TANRI Tüm ŞUUR tüm BİLİNÇ tüm AKIL dır.
    SONSUZ AKIldır SONSUZ ŞUUR dur. çünki : SONSUZLUK un kendisidir .
    Kuranda ise ^^ size şah damarınızdan yakınım ^^ derken bunu anlatmaya çalışıyor zaten. her an her yerde herşeyi gören duyan ve bilen bir Tanrı ile berabersiniz.
    ÖLÜM hakkındada bir kaç sözüm olacak.
    Çok güçlü bilgisayarınız olsa ve değişik robotlar üretseniz ama onların bazısını programlasanız ama sadece bir türe Cİp (hafıza kartı) taksanz ve o TÜR lerde olanlar bilinçli hareket etse ve sonra hafıza kartı taktığınız bir tanesi diğer hafıza kartı taktığınız robotun birini katletse
    siz o katledilen robotun hafıza kartını alır başka robota takarsınız. yine hayatına devam eder. Yani sizin için hafıza kartı önemlidir. robot binlece üretebilirsiniz çünki.
    Tanrı içinde bedenlerin (robotların) hiç önemi yoktur.
    önemli olan sonsuz metafizik hafıza kartı (ruh) tur.
    Ölüm dediğimiz şey sadece organik ROBOT un hareket düzeneğinin sona ermesidir.
    Şu anda şöyle bedeninize bakın.
    elleriniz ayaklarınız olmasada varsınız çünki düşünüyorsunuz.
    düşündüğünüz için varsınız. hatırladığınz için varsınız.
    hatta gözlerinizi kapatın ve bir bedeninizin olmadığını dahi düşünün evet yine varsınız çünki düşünüyorsunuz çünki ASLINDA SİZ DÜŞÜNCE den başka br şey değilsiniz. Tanrı dünya hayatına kanmayın derken bunu söylemeye çalışıyor. Bedeninize değil hafıza kartınıza güvenin.
    aklınızı çalıştırın asıl özünüz olan AKILı kullanın.

  52. metafizik19 diyor ki:

    Yukarıdaki yorumu okuyan insanlar ; peki hani Allah bizi neden yarattı’ ya cevap yazacaktın diyebilir. Sanırım sırası geldi :
    Yine yukarıdaki yazıyı okuyan benim bakış açım ile bakmadığı müddetçe kafasındaki sorulara yanıt bulamıyacak ve yüzlerce, binlerce yıldır insanların yaptığı gibi boş yere kürek çekecektir.
    Bir an için gözlerinizi kapatın ve maddi dünyadan hatta kainattan dışarı çıkın hayalinizde. Sonsuz metafizik(maddi olmayan ) bir SONSUZLUK. ne yöne gidersen git sadece boşluk. boşluk. boşluk..
    metafizik bir sonsuzluk ama o bir ŞUUR… düşünüyor. düşünüyor.
    bizim ölçülerimizle belki yüz trilyonlarca zamandır düşünüyor. düşünüyor. Sonra kendi bilincinin farkına varıyor. Kendinden başka hiç bir şey olmadığını biliyor. Çünki SONSUZLUK tan başka SONSUZLUK olmaz çünki. o zaman zaten SONSUZLUK olmaz…
    Düşünen bir ŞEY olduğunun farkına varıyor.
    Milyonlarca milyarlarca belki trilyonlarca planlar projeler hazırlıyor.
    kainatı düşünüyor. yoktan bir şey nasıl yaratılırı düşünüyor.
    SONSUZ ENERJİ.. enerjiden atomları , atomlardan molekülleri,
    molekülden maddeyi yaratmayı düşünüyor.
    Bir yerlerde kainat olmuş olsa içindede yaşanacak bir gezegen olsa ve orda AKILlı insanlar olsa ne yapardı yı düşünüyor.
    Bu gün yaşanmış yaşanacak her şeyi düşünüyor.
    Canlıların yaşayacağı bir gezegen düşünüyor ve onun içine çeşitli türlerde robotları (programlanmış hayvanları) yaratmayı düşünüyor
    ve doğa ile mücadele edecek yapıda robot yaratıp ona (kendi özünden RUH ) vererek bilinçli yaşarlarsa ne yapacaklarını düşünüyor.
    Onları ihtiyaç sahibi yaparsa mecburen mücadele edeceklerini düşünüyor. ve herşeyi çif çift yaratıyorki mukayese yapabilsinler diye: soğuk-sıcak.. iyi-kötü… karanlık-aydınlık… gece-gündüz.. kısa-uzun,
    şişman-zayıf.. dişi-erkek vs.
    ve AKIL verdiği robotlarıda çift yaratıyor dişi ve erkek.
    genelde milyarlarca insanda olduğu gibi hafıza kartı( akıl) bu bedenin beyninde olduğu için ve sinir hücreleri ile uyarıldığı için kendini hep
    bedenle bütün hissediyor. hatta kendini beden sanacak kadar bu SİMİLASYONA kanıyor.
    RUH ( akıl) ile BEDEN i tam bir bütünmüş gibi hareket edecek
    teknoloji ile yaratan Allah bakalım dünya hayatına kanacaklarmı
    gerçek ve similasyonu birbirinden ayırabileceklermi diye merak ettiği gibi. Kötülüğe dalacaklarmı ? Ölümün gerçek olduğunu sanıp adam öldüreceklermi ? çalacaklarmı ? para ile fuhuş yapacakları ? Aldatacaklarmı? adil olacaklarmı ? yalan konuşacaklarmı ?
    Kumar oynayacaklarmı ? içki içeceklermi ? uyuşturucuya alışacaklarmı ?
    Yada bunlara başlayıpta hatasını anlayıp döneceklermi ? (tövbe)
    Bunları onlara bildirmek içinde bir DİN kurması gerek ve kuruyor adı İSLAM ta ilk insandan bu yana gelen DİN ve bir kitap gönderiyor tevrat
    ama ondan evvelde zebur veriyor insanlar kendi çıkarları için kitabı tahrif edip içinden işine gelmiyenleri çıkarıp işine gelenleri ilave edip tahrif ediyorlar. sonra İncili gönderiyor. ondan hele hiç eser kalmıyor.
    yüzlerce incil örneği çıkıyor ve bir konsül toplanıp incillerin sayısını 4 e indiriyor. ama bu arada incilden yalklaşık 6 asır sonra Kuranı gönderiyor ve son peygamber dediği için Kuranda tahrif olursa başka kitap gelmiyeceği için Kuranı koruması altına alıyor -ve Kuranın koruyucusu olacağını yine Kuranda bildiriyor.
    Ruhlar dünyaya gelmeden evvel belkide Tanrıya yalvarıyorlar ve şöyle diyorlar: allahım ne olur beni dünyaya gönderki ben iyi işler yapacağım. Dünyanın bu hali kötü. ben örnek insan olacağım allahım ne olur beni gönder diye yalvarıyorlar.
    Ama dünyaya iner inmez birde bakıyorsunki Tanrıya karşı gelen kendini çok akıllı sanıp tanrıya isyan eden oluveriyorlar. daha çocuk yaşlarda sıgara (içinde 4000 e yakın zehirli madde ) olan bir şeye alışıyorlar. sırf kendilerinden büyüklerin bu işi yaptığını gördükleri için.
    sonra ya bira alkol sayılmaz gazoz gibi bir şey hem mutlu ediyor insanı diye birbirlerini kandırarak alkole ilk adımı atıyorlar.
    etraflarında onbinlerce aile sırf alkol yüzünden felaketlerin yaşandığı. binlerce trafik kazası olmasına rağmen . alkol masasındaki cinayetler aile faciaları ve binlercesi. kimide hemen bu geçişle uyuşturucuya geçiyor. zenginlik yada fakirlikle alakasıda yok. Ünlülere bakın kaç tanesi intihar etmiştir uyuşturucu yüzünden .
    Kumar.. para çok para kazanıp zengin olma hırsı milyonlarca insanı mutsuzluğa itmişken bu gün çoğu kumarlar devletin tekeline bile geçmiştir. binlerce kahvehanedeki oyunlarda cabası.

    Peki İnsanlar neden bir kötülüğe başladımı hemen bırakıp vazgeçemiyor ( bu konuyu yine bu sitede ”bağımlılık” adlı yazımda işledim)
    nasıl yerçekimi kanunu varsa. bağımlılık kanunuda var.
    Akılsızca davranıp KÖTÜ olan bir şeye yada eyleme karıştığın anda vücuda bağımlılık mekanizmasını çalıştırıyor Allah.
    sinir sistemine bağlı olan bu mekanizma beyne sürekli sinyal gönderiyor. (ha sizde sinyal geldi ben şunu yapayım demiyorsunuz)
    Siz farkında olmasanızda beyin sizi o maddeye yada eyleme yönlendiriyor. peki neden ?
    AKIL dan sonra en önemli imtihan İRADE nindir. BU yine AKILa bağlı ama bir işi yapma yada yapmama azmidir. İnanın çok zordur.
    milyonlarca sıgara bağımlısı bırakmak istesede bırakamamasının sebebi işte bu irradeyi kullanamamaktır.
    DÖRT önemli imtihan vesilesi var
    1. Aklın Kullanılması
    2. İradenin kullanılması
    3. Sabır
    4. Vijdan
    Sizi evlat ürün ve enval eksikliği ile bırakırızki bakalım siz buna katlanabilecekmisiniz diyerek sabrın önemini belirtmiş zaten kuranda.
    İnsanlara merhamet göstermek. onlara yardım etmek ki elinizden geldiğinden fazlasını istemiyoruz diyor Kuranda
    Şöyle bir etrafınıza bakın bakalım. AKLINI kullanan…. İradesini kullanan.. sabreden ve vijdan sahibi kaç kişi var etrafınızda.
    Hani dünyaya gelmeden söz vermiştiniz TANRı ya örnek olacaktınız ne oldu size. maddi dünya .. ihtiyaç sahibi olmanız. zenginliğe özenti. bu dünyadan başka dünya olmıyacağını söyleyip yaşa gitsin diyen zihniyet ?
    bencillik.. para biriktirme telaşı.. hırs gözlerinizmi bürüdü ?
    gözlerinize ve kulaklarınızı mühürleriz dediği doğruki Kuranda..
    gerçekleri göremiyor yada duyamıyor olmalısınız.
    Ama ben yinede gerçekleri görecek az sayıdada insan olsa bulacağımı düşünerek fikirlerimi söyledim.
    Ölüm ve cehennem içinde bir kaç sözüm olacakki bazı arkadaşlar şunu diyeceklerdir. madem gerçek manada ölüm yok ve ölüm dediğimiz şey beden denen bu mekanizmanın hareketinin durması ise.
    neden adam öldüren cehenneme gidecek. gerçek manada kötülük yoksa yani kimsenin kimseye aslında CÜRMÜ kadar zararı dokunmuyorsa. ve ilk yaratıldığımız gibi yine ahirette yeniden yaratılacaksak.

    Similasyona kanıp bedenlerini gerçek sanan (hafıza kartları) yani metafizik AKIL sonsuzluğun RUHu olduğu için oda SONSUZ a kadar kalacak. Akıllarını kullanmadıkları ve iradelerini kullanıp kötü olan herşeyden sakınmadıkları ve sabretmedikleri ve vijdanlarını yumuşatıp insanlık için uğraşmadıkları için tanrı tarafından beğenilmeyenler cehenneme girecek yeniden beden verilip.
    SONSUZ AKIL…. sonsuz olan RUH ları ile sonsuza kadar kalacağı için işte yuykardaki 4 maddeye çoğunlukla uyan. yada tövbe edip
    kötülükten iyi işlere döndüysede yine onlara ödül verecek.
    Fakat hoşnut olmadıkları RUH lar cehenneme gidecek.
    PEki cehennemin asıl amacı ne işte kritik cevap:
    Bu dünyada bazı insanlar vardırki dünya hayatının çilesine sıkıntısına pek katlanamaz ve aklını yitirirler bunlara gerçek hayatta az çok rastlamışızdır. Elinize bir kibrit yada çakmak alıp yakın ve etinizi yakmaya çalışın 5 saniye bile duramazsınız ve yanarsanız günlerce acısı geçmez birde cehennemi düşünün o ateşta hiç bir insan dayanamaz ve AKILLARINI YİTİRECEKLERdir.. Aklını kullanamayan insanların cezası yine AKLINI YİTİRME ile sonlanacaktır.
    AKLINIZı kullanın. İRADenizi kuvvetli tutun. Her türlü ne sıkıntı gelirse SABIR edin ve çok önemli olan VİJDAN sahibi olun. ve çevrenizdeki bedenlere değil beyinlerinin içindeki (hafıza kartını) nasıl kullanıyor ona bakın İşte Tanrı bizi neden yaratığının felsefi açılımı….
    TANRI KENDİNİ KENDİNE KONU ETMİŞTİR:
    imtihan ettiği şey yine kendisi yani AKIL dır.
    SONSUZ AKIL : bedenlerdeki AKILları imtihan etmektedir.

  53. ayşegül diyor ki:

    kardeşlerimizi allah yarattı fakat dostlarımızı niye biz bulduk?

  54. tocal diyor ki:

    Değerli İnananlar,

    Allah’ı bulanların soracağı bir sorudur “Allah bizi neden yarattı?”..
    Biraz tefekkür lütfen :-)

    Bu seviyeye yükselmeden bu tartışmalara girmek, ya da bu seviyeye yükselmeyenlerle tartışmak abes ile iştigaldir.

  55. hayati diyor ki:

    ben her şeyi bilirim yahu mantık bu her kafalardan ayrı sesler birisi varlıgı savunuyor biriside yoklugu kimlere ne hangi kafalara hizmet ben farzzet bir elham bir kulhuvallahu ehat biliyorum namaz olmadımı yani bak kime hizmet ederseniz bilemem kafaları karıştırmayın ama şurası gercek iman için ne gerek var bilirmisin şaşkın tersten oku anlarsın (lıka) gerek olmazsa imanın olmaz takılırsın şaşkın ördek burda ne yazsanız sorunlusunuz milletin bilgisi zayıf kafaları karıştırma

  56. NAZLI diyor ki:

    Bu soruyu bir süredir kendime soruyorum siz demişsizinizki mete bey resmen Alllah yok(haşa) ve elçileri yok bunların tümü mit hadi bana altın oranı açıklayın biz dünyanın meridyenlerini de çizmedik ya hadi söyleyin kabe neden asırlardır var ?? hadi söyleyin kusursuzluğumuz nasıl ortaya çıktı hadi söyleyin neden beynimiz var neden yaşıyoruz carpe diem ile mi geldik tabi biz tercih ettiysek ?neden hayatın anlamını bulduğumuz konusunda ısrar ediyoruz ve Kuran mmucizelerinden tam olarak hatırlamıyorum ayet ve sure numaraları birleşince abd nin kuruluş tarihi ortaya çıkan ve son harfleri elis sad ve ayın dı sanırım böle olan mucizeyi nasıl açıklayacaksınız diyelimki inkar ettik ve öldük eğer inkar ettiğimiz gibiyse zaten sonumuz belli değil vaya yok olduk ama ya ALLAH VAR ise o zaman ne olcak ünlü bir düşünür olan lucretius derki : ben ALLAH a inanırım çünkü eğer yoksa ona inanmakla hiçbirşey kaybetmem ama eğer varsa inanmamakla çok şey kaybederim…

  57. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Nazlı,
    Allah’ın varlığına delil olarak saydıklarınızın bazıları ve saymadığınız ziyadesiyle başkaları bir yaratıcının olması gerektiğini düşündürtüyor; olabilir. Ancak, Kuran’ı okuduğunuzda, o (varsa) yaratıcının “Allah” olamayacağını kesinlikle anlıyorsunuz!..
    Belirtiğiniz türden şifrelerin hiç anlamı yok. Kutal kitabınızı şifre kitabı düzeyine indiriyorsunuz…
    Son naklettiğiniz söz hakkında.. Yoksa, çok şey kaybedilir: Bütün bir ömür bir yanlış üzerine, aldanarak, avuntuyla.. geçirilmiş demektir!
    Saygılarımla

  58. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sn Nazlı bazı insanlar bilimsellikten çok uzak.Örneğin big-bangı anlatan Enam-101. ayete tek itirazları, yoktan varolmanın o devirde zaten biliniyor olması.Ancak bunun hangi yazılı kaynakta yazdığını söylemezler.Yani amaçları bilinçli olarak gerçeği saptırmaktır.Saygılarımla.

  59. Mr. Bliss diyor ki:

    Konu başlığını google üzerinden tarayıp bu siteye ulaştım ve tüm yorumları sonuna kadar okudum. Öncelikle belirtmek isterim ki yapılan yorumların sahipleri birbirine ne kadar zıt yönde olsa da hiçbir seviyesizlik ve hakaret, küfür benzeri durumlarla karşılaşmamış olduğumu görmek beni inanılmaz mutlu etti :)
    İnançlı bir insanım ama başlıca ibadetleri (namaz ve oruç) yerine getiremiyorum. Sebebi ise bunları yapmamız için aklımdaki soru işaretlerinden tam olarak kurtulamamış olmam. Bunları tam olarak yerine getireceksem eğer; basmakalıp emirlere uyarcasına değil de, bilinçli ve akil sonuçlara ulaşarak gerçekleştirmek istiyorum. Yaradanımızın da bizlerden bu şekilde davranmamızı istemiş olduğunu düşünüyorum.
    Çok nadir bulunabilen bu seviyeli tartışma ortamında bu olgun düşünce paylaşımlarının devamını diliyorum.. Diğer başlıklarla birlikte ilgiyle takip edip fikirlerimi paylaşacağım. Saygılar…

  60. varol doğramacı diyor ki:

    neden yaradılmış olduğumuzun cevabı cevapsız kaldı..merak edenlere tavsiyem..yaradılmış olarak yaradana danışması ve bu soruyu birde ona sorması..sorunun sayısı önemli deyil sonsuza kadar sorabilir..bu ikili görüşmenın kanımca cevabını vereyim..1:cevabı bulacak..ama asla bunu hiç kımseye anlatamıyacak .çunki o kişi sorulaBİLECEK en hayati soruyu sormuş olacak.anlatmıyacak deyil istesede anlatamıyacak.hiç anlatabilirmi insan yıllardır ayrı kaldığı sevgilisiyle olan vuslat halini. hadi anlat bakalım annelerimizin bize duyduğu sevgiyi ve hadi bizde anlayalım bir anne gibi.hani dillere dolanmış bir söz vardır ‘aşkın resmini çize bilirmisiniz?’ aşkın resmini çizmek .bir tual.bir fırça ve birkaç renk bayadan ibaretse ozaman hadi alın elinize bu argümanlarıda yapın DALİ gibi PİCASSO gibi bir resim daha……….hani bir macera yaşarsınızda arkadaşlarınız sorar”nasıldı?’ sizde cevaplarsınız ‘anlatılmaz dostum yaşanır’..evet dostlar uğraşmayın anlatamazsınız .bırakın zorlamayı.ayağına bot giyen ve sırtına her çanta alan evereste dağına tırmanamaz.kimisi bunu sadece hayal eder birkaç fotoğrafla yetinir, kimisi zorlar ama dağın azameti onu aşar onu uzaktan görmekle yetinir .kimisi tüm benliğini zorlar ve dünyanın en yüksek dağına tırmanır tüm zorluklara rağmen ..peki onun zirvede hissettiği o muhteşem anını onu altan sadece seyreden lere anlatsın .anlatsında onlarda anlasınlar…konuya başka yönden devam edeyim .haniya tadamazsanızda seyrettiğiniz bir film babında..kuran bir tarih kitabı deyildir birkaç örnekten başka tarih ve isim anlamında herhangi bir bilgi ihtiva etmez…kuran herhangi bir roman gibi giriş gelişme sonuç kuralını kullanmaz. kısaca karma karışık bir yazım şekli vardır..kuran macera içermez .kuran aşk .polisiye ve entrika içerikli bir kitapta deyildir…fazla derinlere inmeden hani allah varmıdır yokmudur gibi zorlayıcı soru sormadan bir soru soracağım lütfen cevaplayın..BİRAZ EVVEL ANLATTIĞIM TARZDA YAZILMIŞ BİR KİTAP VARMIDIR ? VEYA SİZLERDEN BİRİ BU TARZDA BİR KİTAP YAZABİLİRMİ? YAZARSA KAÇ ADET SATAR? VEYA BUNDAN SONRAKİ ON DÖRT ASIR YANİ 3411 YILINA KADAR BESTSELLER OLABİLİRMİ?….BEN KENDİ CEVABIMI VEREYİM ..BİRTANE BİLE SATAMAZ ÇÜNKİ BU TARZDA YAZILMIŞ VE HİÇBİRŞEY ANLATMAYAN!!HİÇBİR KONUSU OLMAYAN!!HİÇBİR YAZIM KURALINI TANIMAYAN KİTAP BASIM MATBAALARINCA KABÜL GÖRMEZ..OZAMAN KURAN NEDEN HALA ENÇOK OKUNANLAR ARASINDA? izninizle bir soru daha…Kurandaki ”OKU SAKIN OKUMAMAZLIK ETME”nin anlamı nedir şu olabılırmi? akşam evinize giderken mahallenizdeki manavdan aldığınız kayısıyı afiyetle yedikten sonra çekirdeğine hayret ve hayranlıkla bakmakmıdır?

  61. varol doğramacı diyor ki:

    kur’a nı kerimin ilahimi yoksa insanimi olduğuna karar veremiyenlere birkaç tarihi ilmi bilgi…Aşağıda anlatacağım bulgular tam bindortyüz yıl evvel ispat/icat olmuştur.
    1.rüzgarların aşılayıcı olduğu
    2.yağmur dolu bulutların tonlarca ağırlıkta olduğu
    3.iki denizin birbirine karışmadığı
    4.aya gidileceği
    5.erkek sperminin(zigot)rahim duvarına sülük misali yapışıp asıldığı
    6.parmak uclarımızdaki doğal cizgilerin önemliliği
    8.dünyaya yağan yağmurun miktarının hiç değişmediği
    9.yeşilliklerin ve kalıntıların zamanla kara bir sıvıya (petrol)dönüşeceği
    10.dünyanın yuvarlakımsı olduğu
    11.dağların santimetre çapında hareket ettiği yani göründüğü gibi sabit olmadıkları
    12.dağlarn yere kazık gibi çakılı alduğu yani dağ silsilelerinin yer yüzü merkezine olan derinliğinin ovalardan kilometrelerce daha derin olduğu
    13.arıların kat ettiği mesafeyi ve rotasını kayıt ettiği
    14.vucutta oluşan spermin mwsaneye inmeden evvel iki kaburga kemiği (dalak böbrek arası)bölgesınde toplandığını
    15.evrenin büyük bir patlamayla oluştuğu(bing.bang)
    16.evrenin sabit olmadığı genişlediği
    18,camın icat edileceği
    19.elektiriğin icad edileceği
    20.uzaydaki cisimlerin yörüngelerinin olduğu
    21.süpervovaların(kara delik)olduğu ve patlayan yıldızları içine aldiği
    22.patlayan yıldızların açılmış gül şeklini aldiği
    22.hava araçların bir yol üzerinde(rota)ilerleyeceği
    ……ve şu an bilemediğim/bilemediğimiz nicelerinin ondört asır (1400.yıl)evvel çölde yaşayan deve çobanı Muhammed isimli bir garip tarafından bulunup kitaplaştırdığını aklınız alıyormu?alıyorsa ozaman sizin durum pek iç açıcı deyil tavsiyem iyi bir psikiyatrist ..

  62. cengizhan Türk diyor ki:

    MUHAMMED NEDEN DÜNYANIN KUTUPLARI OLDUĞUNU BİLMİYORDU?

    BAKARA SURESİ 187..Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Sabahın beyaz ipliği , siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar.

    Yukarda Ayette görüldüğü üzere oruç tutma zamanı saat olarak verilmemiştir. O zaman Arap bedevinin bildiği havanın karanlık olması ve aydınlanması şeklinde söylenmiştir. Muhammed e Saat’in nasıl icad edilebileceğini vahiy yoluyla vermiştir kuranda yazıyordur diye düşünüyorsanız yanılırsınız.

    Size her şey kuranda var diye yalan söylerler. Bilim ve teknolojiye ait kuranda bir Anaokulu çocuğunun bildiği kadar bilgi bile yoktur.Size o yalanı söyleyene bir kuran tercümesini alarak hadi göster diye söyleyin.Dinayet işleri başkanı bile gösteremez çünkü yoktur.

    Ben kuran da bütün sureleri aramama rağmen bulamadım.Kimsede bulamaz gösteremez.
    Gece ve Gündüzün Dünyanın Güneş karşısında kendi etrafında bir tur dönmesiyle olduğunu da bilmiyorlardı.
    Dünyanın yuvarlak olduğunu da bilmiyorlardı.
    Kutupta bir gecenin altı ay gündüzünde altı ay olduğunu da bilmiyorlardı.

    Dünyanın Yuvarlak olduğunu bilmeyenlerin kutup diye bir şeyi bilmesi ve Dünyanın farklı yerlerinde gece gündüz olaylarının farklı olabileceğini düşünebilmeleri ve yazabilmeleri tabiî ki mümkün değildir.

    Kuranda oruç tutma zamanı bu şekilde belirtildiğine göre kutuba yakın bölgelerde bir Müslüman olması yada yaşaması durumun da nasıl oruç tutabilir?

    Allahın Dünyanın yuvarlak olmasını bilmemesi mümkünmüdür? Tabiî ki değildir.
    öyleyse bunu bu şekilde bilmeyerek yazılan bir kitabı Allahın kitabı olarak kabul edebilirmiyiz.

    Norveç yada İsveç gibi ülkelerde yaşayan insanlar Müslüman olsa bile Müslümanlığın oruç emrini yerine getiremeyeceklerdir.
    Mekke dışında oruç tutamayan bir insanı Müslümanlığın ibadetini yapmıyor diye nasıl suçlayabileceksin?

    Bedevi o günün şartlarında Arap çöllerinden başka yer bilmiyordu. Hangi ulaşım aracıyla nereye gidecekti. Muhammed Deve ve Attan başka ulaşım aracımı biliyordu ki.
    Yukarda ki sureye göre Dünya’nın Kuzey ve Güney kutuplarına yakın bölgede yaşayan insanların oruç tutması mümkün değildir.Kutuptaki Müslüman 6 ay bir şey yemeden aç duracaktı.Öyleyse: kutupta yaşayan erkek ve kadının 6 ayda bir aynı yatağı paylaşmasını istiyorlardı. Diğer yandan Allah oruç tutan insanın altı ay aç kalamayacağını bildiği için sanırım kutupta yaşayan insanların ölmesini istiyordu.
    Size biraz tuhaf gelmiyormu?

    2-İSLAM VE KURAN DÜNYA DÜZ DEMEKTEDİR

    Arap Dilinde sanki Yuvarlak yada yassı yada elips diye bir kelime yokmuş gibi.Kuranda olmaması gereken onca şeyi yazarken.Kuran da hiçbir yerde Dünya yuvarlaktır veya Dünya Güneşin etrafında dönmektedir diye de bir cümle bulamazsınız.
    Kuranda nedense Ey Muhammed gelininle evlenme izni verdik. yüzlerce cariyen arasında bile darlık olmasın diyedir diye yazarda. Neden se bu cümleler yoktur.
    İslamda yalan söylemek günahtır diye derler.Sanki sevaptır gibi hep yalan söylenir.
    Suudi Arabistan’ın baş müftülerinden olan bu şeyhin fetvası şöyle:Tarih: 1975
    Kaynak: “Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller”adlı kitabı.
    Kim dünyanın yuvarlak olduğunu iddia ederse küfür ve delalete düşmüş olur. Çünkü bu iddia hem Allah’ın, hem Kuran’ın, hem Peygamber’in reddidir.Bunu iddia eden kişi tövbeye davet edilir. Ederse ne ala! Aksi takdirde kafir ve dinden dönmüş bir kişi olarak öldürülür..Eğer ileri sürdükleri gibi Dünya dönüyor olsaydı ülkeler, dağlar, ağaçlar, nehirler, denizler bir kararda kalmazdı. İnsanlar batıdaki ülkelerin doğuya, doğudaki ülkelerin batıya kaydığını görürlerdi. Kıble’nin yeri değişir, insanlar kıbleyi tayin edemezlerdi.
    Suudi Arabistanın baş müftüsünden iyi bilecekmiş gibi sokaktaki cahil hemen hepsi kuranda var der.Sanki gördü.utanmadan şerefsizce yalan söyler.Bu yalanıyla neye kime hizmet ettiğini de bilmez.
    Zariyat /47-Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter.
    Zariyat/48-Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz Zariyat/48’de “yerin” döşendiği, yani bir döşek gibi serildiği, yayıldığı anlatılmaktadır. Ayete her önyargısız bakan bu cümlenin Dünya’nın düz bir tepsi/döşek olduğu fikrini desteklediğini kabul edecektir.
    Görülüyor ki, Kuran’a göre insan dünya üzerinde yürüyerek güneşin battığı yere ulaşabiliyor ve güneşin kara balçıklı bir suda battığını görüyor.. Bu ifadeden Muhammed’in dünyayı tepsi gibi düz sandığı anlaşılıyor. Dünyanın yuvarlak olduğunu bilseydi, kişinin dönüp dolaşıp yola çıktığı noktaya geleceğini söylerdi.. Ayrıca, güneşin batma yerinin de, günümüz astronomi bilgisine göre yanlış verildiği görülüyor.
    Aynı anlayış diğer bazı ayetlerde de ifade edilmiştir:
    Hicr/19-Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik , yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.Kuran’da Kehf Suresi’nin 83. ayetinden itibaren Zülkarneyn’in hikâyesi anlatılır.83. Sana Zülkarneyn hakkında soru sorarlar. De ki: Size ondan bir hatıra okuyacağım.
    84. Gerçekten biz onu yeryüzünde iktidar ve kudret sahibi kıldık, ona her şey için bir sebep verdik. 85. O da bir yol tutup gitti.86. Nihayet güneşin battığı yere varınca, onu kara bir balçıkta batar buldu. Onun yanında (orada) bir kavme rastladı. Bunun üzerine biz “Ey Zülkarneyn! Onlara ya azap edecek veya haklarında iyilik etme yolunu seçeceksin” dedik.

    Kehf/86’da açıkça Dünya’nın başı ve sonu olan düz bir tepsi/döşek olarak tahayyül edildiği anlaşılmaktadır. Güneş, Dünya’nın bir ucunda doğuyor, gök-kubbe boyunca yükseliyor ve diğer ucunda da batıyor. Yani “güneşin battığı bir yer”, bir uç/kenar mevcut. Dünyanın bu ucuna kadar giden olursa (Zülkarneyn gibi) Güneş’in battığı noktaya varmış olur. Hattâ -ayete göre- Güneş’i “kara bir balçıkta” batarken izleyebilir. Yani Kuran’daki evren anlayışında Dünya uçsuz bucaksız uzayda herhangi bir gök cismi değil; aksine “gökler” işte bu Dünya üzerine kurulmuş, “kandillerle” (yıldızlarla) süslenmiş, aslında yere düşmesi gereken fakat Allah’ın görünmez direklerle havada tuttuğu bir kubbe/çadır olarak düşünülmektedir.

    Aristo’dan bir asır kadar sonra yaşayan matematikçi ve astronom Samoslu Aristarchus’un (m.ö. 310-230) güneş merkezli bir evren modeli öne sürdüğü bilinmektedir. Daha sonra Avrupa’da Ortaçağ olarak adlandırılan dönemde Aristo’nun dünya merkezli evren modeli benimsenmiştir. Halk nezdinde yaygın olan bir tarihi yanılgının aksine kilise, Galileo’nun Dünya’nın yuvarlak olduğu iddiasına değil Dünya’nın Güneş’in etrafında döndüğü tezine karşı çıkmıştır. O dönemdeki kilise bilginleri zaten Dünya’nın düz olduğu inancında değildiler. Yukarda fetva da gördüğünüz gibi İslam 20 yüzyıl da bile düz demiştir.Müslüman ım diyen insanlar onlara nasıl yalanlar söylendiğini bilmemektedirler.Muhammed dünya yuvarlak demiştir.Tüm buluşlar ve bilim kuranda vardır diye yalan söylerler.Din adamları ve Onlar rahattırlar Müslümanlığın Allahtan gelen bir Din olmadığını bildikleri için Allah korkusu yoktur.
    3-KURANDA TEKNOLOJİ VE BİLİME DAİR BİR CÜMLE BİLE YOKTUR.

    Muhammed e neden Melek bir Elektriğin,bir televizyonun,bir radyonun,bir arabanın.bir bilgisayarın tarifini getirememiş.Neden Kuran İncil ve tevratta bir tane bile bir teknolojiye ait yazı yok.Muhammedin bana vahiy geldi dediği şeyler hep o güne o an yaşananlara ve daha önceki Tevrat ve İncil de yazanlara ait.Eğer Tekneoliyle ilgili bir şey yazsaydı.O zaman ki Muhammedin etrafındakiler bunları yapar .Bunca yıldır kuran okuyan Müslüman ileri gelenleri Toplu iğnenin nasıl yapılması gerektiğini okur, icat eder, ve biz Müslümanlar da Topluiğneyi bak biz bulduk diye öğünürdük.ama yok işte çivinin icadı bile bize ait değil.
    Size biraz tuhaf gelmiyor mu?

  63. filiz diyor ki:

    tartışmalar çok iyiydi de ben sanırım birazdaha araştırmam lazım.dilerim bende her iki taraf gibi huzuru bulanlardan olurum:)..merakle takip edeceğim..aydın bilgileriniz için sağolun.

  64. My life diyor ki:

    Teizm’i savunanlar herşeyin bir şansla tesadüfle başladığını söylerler.Evreni kendiliğinden big bang’e,dünyayı kopan parçalarla,hayvanı 3 milyon yıl önce suda ilk mikro canlı oluşmasını sonra karaya çıkarak ilk önce sürüngen hayvan daha sonrada maymundan ınsan. Şimdı söyleyin bakalım bu Doğa bütün bunlari yapacak kadar sizce güçlümü? Varsa şayet gücünün kaynağı nerden? Şuan tüm teoriler çürüdü sayılır,Sudan karaya geçiş olmamıştır,sudaki canlının karada böbreğe,ciğere vd kara iklimine uyması gerekirdi hemde %100 tam çalışan organ bunlar değilse çalışmazlar,sahte çizimler ve eklenmiş fosiller,neandertel’den geldiysek eğer şimdiki maymunlar neden insan olmuyorlar ya? dahası var oda sonra..

  65. ertooth diyor ki:

    Bu yaratılma gerçeğine ulaşmak için ilk başa yani adem ve havva’nın yaratıldığı zamana yoğunlaşmak ve bu yasak meyve olayına tartışmak biz insan oğlu’nun en doğru tespitleri öğrenmemizi sağlayaçaktır.Önemli olan konudan sapmamak,farklı yönlere gidilirse işin işinden çıkılmaz bir hal olur.
    İlk olarak şöyle bir tespit ile başlarsak ateş mi yoksa toprak mı üstün dersek,Tabiki toprak Allah ademi yarattığında şeytana adem’e secde etmesi için emir verdi,şeytan da emire karşı geldi ve kovuldu.Toprak neden ateşten üstün çünkü toprak bütün kötülükleri örtendir.Topraktan rızıklanırız,öldüğümüzde bedenimizin kokusunu hapseder.Yani bütün kötülüklerin anasıdır.Ateşi toprağın içinde yakamazsınız.Biyolojik açıdanda toprak ateşten üstündür.
    Yazımıza devam edelim.Yasak olan meyve gerçeğini tartışmaya açarsak…
    Allah ilk insan Ademi ve havva’yı çamurdan iblisi ateşten yaratmış ama ne hikmetse iblis Allah’ın yarattığı Ademe secde etmemiş ben ateşten yaratıldım ben daha üstünüm adem’den ben secde etmem adem’e demiş.(Allah’ta) iblise buyurmuş: “Haydi, sen,kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım.(Sonra Allah, Âdem’e hitab etti): “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.
    İblisin vevesesinden sonra yasak olan ağaçtan meyveyi yiyen Adem ve eşi havva yaşadıkları yerden kovuldu ve şimdiki yaşadığımız acımasız adaletsiz bir dünya içinde yaşamaya mahkum edildi.Allah ademi ve havva’yı yaratmadan önce adem ve iblisin birbirlerine düşman olaçağını biliyordu.Kuran’da bakara süresinde belirtmiş.
    “Hani, Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.’ dedi. Onlar, ‘Bizler hamdinle sana tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?’ dediler. Allah da onlara, ’Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim.’ dedi.” (Bakara, 2/30)
    Buda demek oluyorki Allah her şeyi yaratmadan önce de sonra da bilen ve gören yaratıcı bir ilahtır.Adem ve havva’nın işlemiş olduğu yasak ağaçın meyvesini tatması ve dünyaya yeryüzüne gönderilmesi gerçeğini biliyordu.
    İblisi de yaratan Allah olduğuna göre adem’e secde etmeyeçeğini önceden bildiği halde neden iblis’e adem’e secde et emrini verdi.Bu iki yaratılış arasında birbirlerini tamamlayıcı unsurlarda bir eksiklikmi vardı.Kendilerini tamamlamak için imtihana yollanan insan ve iblis Allah’a olan itaat sınavını kim kazanaçak orası meçhul tabiki.
    İnsanoğlu ve iblis şuanda birbirlerine düşmanlar.İnsanlar ceza gününe kadar dünya’ya gönderilmiş ölüp ölüp dirilmekteler.Bu ölümlerin çoğu birbirimizi katlederek din uğruna mezhep savaşları yaparak gerçekleşmektedir.İnsanın Dünya’ya gönderilmesi zaten bize verilmiş en büyük cezadır.Allah yarattığı kullarını sevmiyor demekki,asırlardır insanlık cehennemde yaşıyor zaten.
    İblis’e Ademe secde et dediğine göre demekki insan iblis’ten daha üstündü ve kim itaat emiyorsa ceza alanında iblis olması gerekmezmiydi.Allah İblis’e insanları doğru yoldan saptırması için neden süre veya zaman verme gereği duydu.Kısaca iblis’e ceza verseydi.İnsanlığında iblis ile olan düşmanlığı olmayaçaktı.
    Soruyorum veya düşünüyorum biz adem’in çocuklarının gühanı ne bu günahı kim işlemişse cezasını çekende Adem ve Havva olması gerekmezmi.Adem ve Havva’nın işlemiş olduğu günahından dolayı bütün insanlık ceza alıyor.Adem ve havva’dan bir farkımızın olmadığına göre burada kıyaslama yaparsak,Yeryüzünde dünya’da herhangi bir insanın işlediği günahından dolayı dünyadaki bütün insanlarında o tek kişinin yaptığı günahından dolayı hepimiz sorumluyuz demek oluyor.

  66. mete0r7o diyor ki:

    Sayın cengizhan Türk,

    Kutuplarla ilgili Abdülaziz BAYINDIR ‘ın yapmış olduğu bir çalışma var.Aşağıdaki linkten okursan doğrusunu öğrenirsin,

    http://www.suleymaniyevakfi.org/ramazan/ekvatordan-kutuplara-namaz-ve-oruc-vakitleri.html

    2-İSLAM VE KURAN DÜNYA DÜZ DEMEKTEDİR.

    “dahv” kelimesini araştırırsan doğruya ulaşacaksın.

  67. fatmanur diyor ki:

    ben çok beendiim mete tunç çok beceriklisin başarılar dilerim okulunda basarılı ol bna cok yrdım ettin

  68. mert diyor ki:

    Ciltler dolusu kitap yazsan da dünyanın en popüler üniversitesini konuştursan da Allah’ın varlığını inkar edecek akılcı bi delil gösteremezsin.Ve akla gelen şu soruya da engel olamazsın eğer Allah varsa o zaman kendisini bize bildiren bir haberci, kuran peygamber göndermiş olamaz mı ve eğer göndermişse o kitap bu kitap(kuran) mıdır? Ölmüş yeryüzü de onlar için bir âyettir. Biz onu dirilttik ve ondan taneler çıkardık ki, yiyip duruyorlar.Yasin suresi 33 ayet

  69. kerem diyor ki:

    merhaba ben de bu sorunun cevaplarını arayanlardandım.nerde ne kadar okuduysam hersey tam yerine oturmuyordu. Genelde cevaplar Allah’ın yaratma amacından ziyade kulun Allah’a olan ihtiyacını anlatıyordu. Ta ki bu sitede madde madde net olarak cevabı okuyana kadar. size de tavsiye ederim

    http://gokhanyilmaz.com/?p=996

Leave a Reply