BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Pozitif Ateizm Nedir?

Yazar: mantik (Ateist Forum)

Bu sitede şimdiye kadar genellikle negatif ateizmi tanıttık ve onu savunduk.

Yani Tanrı’nın varolduğunu düşünmek icin yeterli sebep olmadığı gerekçesiyle Tanrı iddiasının reddedilmesi gerektiğini söyledik. Özellikle benim yaptığım Tanrı tartışmalarında takındığım tavır en azından tartışmaların başında genellikle negatif ateizm olmuştur. Duruma göre, bazen, eğer yeterli sebep ortaya çıkarsa “böyle bir Tanrı varolamaz” iddiasında da bulunduk. Ve bunu ben yaptığım zaman genellikle Tanrı kavramının yarattığı maktıksal paradokslara dayanarak yaptım.

Bunun haricinde, kutsal kitaplardan çıkan Tanrı fikrinin çocuksu, ilkel ve çeliskili doğası gündeme geldiğinde de zaman zaman böyle bir Tanrı’nın varolamayacağını söyledik.

Fakat bu durumlar haricinde genellikle pozitif ateist söylemlerde bulunmadık çoğu kez, genel bir Tanrı kavramının varolmadığını iddia eden bir tavır takınmadığımız gibi, özel ve tanımlanmış Tanrılar için bile çoğu kez negatif ateist söylem ile yetindik.

Belki bundan dolayı, belki başka sebeplerden dolayı, site ve forumumuza katılan ateist kesimde bile pozitif ateizmin yeterince tanınmadığı ve anlaşılmadığına tanık oldum uzun süredir. Agnostikler ve teistler kadar, siteye katılan pek çok ateist bile pozitif ateizmi de bir tür iman gibi algıladı, kanıtsız kabullere dayalı bir tutum olarak gördü. Bu yüzden pozitif ateizmi tanıtan ve argümanlarını ortaya koyan böyle bir yazı dizişi hazırlamaya karar verdim.

Bu yazıda, pozitif ateizmin de negatif ateizm kadar tutarlı, zannedildiği gibi kanıtsız kabullere dayanmayan, bir ‘iman’ kabul edilemeyecek, geçerli bir bakış açısı olduğunu ortaya koymayı umuyorum.

Öncelikle tanımından başlamamız gerek tabi. Forumumuza katılan çoğu kişinin bileceği gibi, negatif ateizm (zayıf ateizm) sadece Tanrı’nın varlığını reddetmekle yetinir. Tanrı’nın varolmadığı veya varolamayacağına dair bir iddia ileri sürmez. Sadece Tanrı’ya inanmak için ortada bir sebep olmadığı gerekçesiyle, bu durumlarda takınılacak temel ve varsayılan durum ‘red’ olduğundan, Tanrı’nın varlığını reddeder.

Pozitif ateizm (güçlü ateizm) ise sadece Tanrı’nın varlığını reddetmekle kalmaz, böyle bir Tanrı’nın varolamayacağına dair pozitif bir iddiada da bulunur. Pozitif ateizmin bunu hangi durumlarda ve neye dayanarak yaptığına bu yazıda değineceğiz ve belli başlıi pozitif ateist argumanları sunacağız.

Öncelikle, pozitif ateizm tartışmasından önce gerekli altyapıyı oluşturabilmek için bu konuda az bilinen ya da anlaşılmayan birkaç noktaya açıklık getirmeyi deneyeceğim. Bunu soru-cevap şeklinde yapmaya çalışacağım.

-Pozitif ateizm akla gelebilecek her türlü Tanrı fikrini mi reddeder?

Kısa cevap ‘hayır’. Uzun cevap ise aşağıda.

Burada anlaşılması gereken, üzerinde tartışılan Tanrı kavramının tanımıdır. Pozitif ateist genellikle tartıştığı Tanrı tanımına önem verir. Alışılmışın dışında, sırf varolmadığı gösterilemesin diye geliştirilmeye çalışılmış, felsefi muhakemelerden çıkan Tanrı tanımları ile ilgilenmez genellikle pozitif ateist. Eğer tartışacağı Tanrı tanımını duyup, bu Tanrı tanımını kabul ederse, fakat bu Tanrı varolmadığı gösterilemeyecek bir Tanrı ise, ateistten genellikle negatif ateist tavır takınması beklenir. Aksi takdirde tutarsız bir pozisyona düşecektir. Fakat, pozitif ateizmi tutarlı yapan, pozitif ateistin tartışacağı Tanrı tanımlarında seçicilik göstermesidir. Teizmin Tanrı’sını, ya da teizmin Tanrı’sına yakın bir Tanrı’yı tartışmayı kabul edecektir pozitif ateist. Başka türlü bir Tanrı tanımını “Bu tanımladığın şey bildiğimiz Tanrı değildir” diye reddedecektir. Bunda da haklı olacaktır, çünkü canı isteyen herkes, canı istediği bir kavram üretir, adına da ‘Tanrı’ derse, ortaya yüzlerce Tanrı tanımı çıkar ve bunların çoğunun bilinen teist Tanrı ile bir ilgisi kalmaz. Sonuçta pozitif ateist, teizmi eleştirmektedir, teizm maskesi takmış alakasız bir felsefi fikri değil.

Bir örnek verirsek, demek istediğimiz daha kolay anlaşılacaktır. Eğer tartışılan Tanrı, evrene sebep olmuş, her şeye kadir, her şeyi bilen, ezeli ve ebedi bir kavramsa, fakat bu Tanrı için başka bir nitelik öne sürülmemişse, yani kutsal kitaplarda geçen ifadelerle muhattap olmak istenmiyorsa, böyle bir Tanrı’yı pozitif ateist teizmin Tanrı’sına yeterince yakın oldugu için kabul edecek ve tartışacaktır genellikle.

Fakat eğer teist, somut, doğanın parçası olan (doğaüstü olmayan), evrene sebep olmuş, bilinçli ya da bilinçsiz, sonsuz güclü olmayan ve ezeli ve ebedi olmayan bir kavram getirmişse bir Tanrı tanımı olarak, pozitif ateist böyle bir tanımı bilinen teist Tanrı’ya uymadığı gerekçesiyle tartışmayı reddedebilir.

Bu konu o kadar ciddi bir problem değildir Tanrı tartışmalarında, çünkü zaten teist %90’dan bile yüksek ihtimalle, teizmin Tanrı’sına yeterince yakın bir Tanrı tanımı ile çıkacaktır ateistin karşısına. (Tabi teistin Tanrı’sını tanımlayabildiğini farzederek konuşuyoruz burada).

-Kesinlik imkansızdır, pozitif ateizm nasıl kesin bir yargıda bulunabilir?

Bunun anlaşılması için, bir iddia ile o iddiaya bağlanan güven düzeyi arasında bir ayrım yapmamız gerek. Çok sayıda degişik konuda iddialar öne sürebiliriz, fakat iddianın kendisi, bu iddia hakkında ne derece emin olduğumuza dair birşey söylemez.

Bunu anlamak için bir örnek verelim. İmanı konusunda krize girmiş bir müslümanı düşünün. Bu müslüman hala %100 ihtimalle bir Tanrı’nın varolduğunu söyleyecektir, fakat bu pozisyona ait duyduğu güven eskiye göre azalmış olacaktır. İddiası değişmedi, fakat bu iddianın doğruluğuna karşı duyduğu güven değişti.

Bilim de çok sayıda evrensel yargıda bulunur. Örnegin Newton’un çekim yasası evrenseldir. İki kütle arasındaki çekim kuvveti kütlelerin miktarı ile doğru orantılı, aralarındakı mesafe ile ters orantılıdır. Bu denklem tüm uzay zamana her zaman uygulanabilir. Fakat bilim, teorilerinin yanlışlığının kanıtlanmasına ya da teorilerinin geliştirilip değiştirilmesine açık bir alandır. Örneğin Newton’un çekim yasasının eksik olduğu Einstein tarafından gösterilmiştir. Yani Newton’un çekim yasasının, evrensel olmasına rağmen %100 güven sağlayan bir yasa olmadığını gösterdi. Bilimde ya da rasyonel düşüncede hiçbir şey %100 kesinlikle bilinemez.

Benzer şekilde “Tanrı yoktur” önermesi evrensel bir önermedir, fakat kesinlik iddiasında değildir. Bu iddia kendisini bir bilgi olarak kanıtlamamızı talep eder, bilgi alanının herhangi başka bir iddiasi gibi.

-Hiçbir şey kanıtlanamaz. Tanrı’nın varolmadığını nasıl kanıtlayabilirsiniz?

Kanıtlama kelimesini nasıl tanımlarsınız? Sözlüğe göre kanıtlama, bir iddianin doğruluğunun bir delil ya da argüman ile ortaya konmasıdır. Bu standarda göre, pek çok bilimsel ve teknik iddia ‘kanıtlanmış’ durumdadır. “Tanrı yoktur” da bunlardan biri olacaktır.

Fakat eğer ‘kanıt’ sözcüğü ile birşeyin doğruluğunu %100 kesinlikle göstermek kastediliyorsa, o zaman imkansız birşey istenmektedir. Bunu hiçkimse yapamaz. Teist veya herhangi biri, herhangi bir iddiayi %100 kesinlikle kanıtlayamaz. Fakat bu, birşey bilmediğimiz anlamına gelmez. Hala rasyonel bir kanıtlamadan bahsedilebilir.

Eğer her şeyden şüphe etmeyi kafanıza koyarsanız, mantığınızdan da şüphe edersiniz, o durumda ise herhangi bir kanıtın dayandırılacağı en temel zihinsel dayanağınızdan olursunuz. O durumda kanıt diye birşey kalmadığı gibi, ortada herhangi bir zihinsel aktivite dahi kalmaz.

Fakat bu tür bir pozisyon, uç bir pozisyondur ve çoğu rasyonel kişi, bu kadar ileri gitmeyecek ve kesinliği mantıksal kanıtlamadan daha az olan bilimsel ve tumevarımsal kanıtları dahi geçerli görecektir.

-Evrensel negatifler, kanıtlanması imkansız önermeler değil midir?

Genellikle evrensel negatiflerin kanıtlanamayacağı düşünülür. Pozitif ateizm hakkındaki temel eleştiri de genellikle bu konudadır. “Tanrı yoktur” gibi bir iddianın kanıtlanamayacağı, çünkü bunun bir evrensel negatif olduğu söylenir. Birşeyin olmadığını söyleyebilmek için her yere gidip, her yere bakmak gerekeceği söylenir.

Fakat, öte yandan, hiçbir çelişkinin varolamayacağını mantık yasaları gereği biliriz. Çelişik varlıkları kendi zihnimizde tanımlayabiliriz, fakat gerçekte varolmadıklarını biliriz. Örneğin, ‘Evli bir bekar’ ya da ‘üçgen şeklinde bir daire’ yoktur, varolamaz. Dolayısıyla, tanımında çelişkiler, paradokslar içeren bir varlığın gerçekte varolmadığı evrensel bir negatif olarak sunulabilir ve kanıtlanmış olur. (Tabi eger mantığınızdan da şüphe eden uç bir pozisyona çekilmeyecekseniz, ki bu konuya yukarıda değindik).

Böyle bir evrensel negatifi kanıtlamak için tek gereken şey, bahsedilen varlığın ‘anlamsız’ veya ‘çelişkili’ olduğunu ortaya koymaktır. Örnegin, Tanrı’nın varolmadığını göstermek için pozitif ateizmde kullanılan argümanlardan biri ‘Kötülük Problemi’ (Problem of Evil)’dir. Tanımlanmış Tanrı, tanımlı özellikleri sebebiyle her şeye kadir, her şeyi bilen ve sonsuz iyi olmalıdır (hristiyanlığın Tanrı’sında sonsuz iyiliğe daha fazla vurgu yapılır ve müslüman inançlılar kötülük problemiyle karşılaştıklarında islama göre hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu söyleyerek, bu argumanın islam için geçersiz olacağını iddia ederler, fakat islamın Tanrı’sı da kendisine atfedilen diğer özellikler sebebiyle, bu özelliğe de sahip olmalıdır, bu gereklilik gösterilebilir, dolayısıyla kötülük problemi islamın Tanrı’sına da uygulanabilir, bu konu için forumdaki eski ‘Kötülük Problemi’ başlığına ve o başlık altındaki tartışmalara bakınız).

Tanrı’nın bu özellikleri, dünyada kötülüğün varolması ile çelişki halindedir. Kötülüğün varolduğunu bilmek için evrendeki her şeyi bilmek zorunda değiliz. Bu durumu Tanrı’nın tanımındaki nitelikleriyle karşılaştırmak için de böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu durum pozitif ateist tavır takınmak için yeterli bir gerekçe ortaya koymaktadır, çünkü tanımlanan Tanrı’nın bildiğimiz evren ile uyumlu olmadığı gösterilmiştir.

Bir evrensel negatifi kanıtlamanın diğer bir yolu, bu negatife karşı çıkan, onunla uyumsuz bir pozitif bulmaktır. Örnegin ‘phlogiston’ adı verilen ve eskiden yanmadan sorumlu oldugu düşünülen (tüm yanıcı maddelerin içerdiği düşünülen) bir maddenin varolmadığı, yanmanın kimyasal maddelerin oksijen ile tepkimeleri sonucu meydana geldiği gösterilmek suretiyle kanıtlanmıştır.

Aslında, bilimsel yöntem sadece evrensel negatifleri kabul eder. Bilimde, birşeyi sadece yanlışlayabilirsiniz, tümüyle doğrulayamazsınız. Birşeyin doğruluğu, çok miktarda yanlışlama çabasına rağmen yanlışlanamaması ile anlaşılır. Fakat tek bir olumsuz test sonucu, test edilen prensibin terkedilmesi için yeterlidir.

Dolayısıyla, evrensel negatiflerin kanıtlanamayacağı doğru değildir. İşin ilginci, “Evrensel negatifler kanıtlanamaz” önermesi de bir evrensel negatiftir ve bunu iddia eden kişi kendi kendisiyle çelişmektedir.

***

Bu kadar açıklamadan sonra, sıra pozitif ateizmin belli başlı argümanlarını tanıtmaya geliyor.

Pozitif ateizmin argümanları:

1) Kavranamazlık (noncognitivism): Tanrı kavramının anlamsızlığı, absürdlüğü ve/veya kavranamazlığı üzerine kurulu bir argüman. ‘Tanrı’ sözcüğünün anlamsız olduğu ve varolup olmadığının bile tartışılmasına sıra gelmeden reddedilmesi gereken bir kavram olduğunu öne süren argüman. (Bu argüman en güçlü pozitif ateist argümandır. Bir kez anlaşıldığında, teistin normal olarak karşı çıkması çok güçtür bu argümana. Bu argümanın ayrıntısını ayrı bir yazı ile inceleyeceğiz).

2) Materyalist ‘apologetics’ (apologetics, dinsel savunma/açıklama sanatının ismidir, bu argüman, teologların teist apologetics’ine karşılık, materyalist bir ‘apologetics’ ortaya koymaktadır): Bu genellikle teistlerin “Bir Tanrı olmazsa, dünyanın, hayatın anlamı kalmaz” iddialarına karşılık olarak ortaya konan, “Asıl bir Tanrı varsa dünyanın, hayatın anlamı kalmaz” sonucuna ulaşmaya çalışan bir felsefi muhakemedir. İnsanın zihinsel muhakemesinin gerekli özellikleri ile, Tanrısal bir nedenselliğin uyuşmazlığı üzerine kuruludur. Örneğin bilinç, anlam, mantık gibi özelliklerin, Tanrı varsa anlamsız hale geleceği, çünkü Tanrı varsa bunların dahi üstünde olacağı, dolayısıyla dayandığımız ve dayanmak zorunda olduğumuz bu zihinsel yetilerin anlamsızlaşacağı ve gereksiz hale geleceği, fakat bu yetilerin bizi biz yapan ve düşünmemizi sağlayan yetiler olması sebebiyle, ya Tanrı’dan, ya bu yetilerden vazgeçmemiz gerektiği türünde bir muhakeme üzerine kuruludur bu argüman.

3) Doğru seçim argümanı (Argument from Correct Choice): Tanrı eğer varsa, evrende varolan herşey ona bağlı olmak zorunda olduğundan, evrensel mutlaklar ve prensipler mümkün olmayacaktır, herhangi bir seçim doğru seçeneğin varolduğu prensibi altında yapılmaktadır, fakat Tanrı varsa, teistin doğru prensibi seçtiğinden emin olması mümkün değildir, vs türünde bir argümandır.

4) Transendent (‘aşkın’) oluşun absürdlüğü ve bunun ‘kişi’ olma kavramı üzerine etkileri: Uzay ve zamanın ayrılamazlığı ve bunun uzantısı olarak Tanrı’nın bir ‘kişi’ olmasının imkansızlığı üzerine kurulu bir argümandır.

5) Ölçek argümanı (Argument from Scale): Teist dünya görüşüne göre evrenin insan için yaratıldığı, dolayısıyla insan ölçeğinde yaratılmış olması gerekirken, insanın bu evrende önemsiz bir ayrıntı olması, vs üzerine kurulu bir argümandır.

6) Occam’ın usturası (Occam’s razor): Tanrı kavramının açıklamaya birşey katmayan fazlalık bir faktör olduğu ve bilimin tutumluluk ilkesi gereği terkedilmesi gerektiği üzerine kurulu bir argüman. (Bu daha çok negatif ateizmin argümanı olarak ortaya konmasına ragmen, pozitif ateistler de kullanır).

7) Kötülük problemi: Dünyada kötülüğün varolmasının, mutlak ve sonsuz güçlü bir Tanrı fikriyle bağdaşmadığı üzerine kurulu bir argüman. Daha önce forumumuzda bu konuyu ‘Kötülük Problemi’ başlığında incelemiştik. Burada bu konuya tekrar ayrıntılı bir şekilde değinmeyeceğiz.

8) İnançsızlık argümanı (Argument from non-belief): İnançsızlığın mümkün olmasının teist Tanrı fikriyle çelişkili olduğu ve özgür irade kavramının bu problemi çözmeye yetmeyeceği üzerine kurulu bir argüman.

9) Big Bang kozmolojisine dayalı argüman: Big Bang tekillik anıdır ve tekillikten öngürülebilecek birşey çıkmayacağı bilinen bir gerçektir. Tanrı’nın bu evreni içinde insanın varolmasını sağlayacak bir şekilde bilinçli olarak yaratmış olması gerekir, dolayısıyla tekillik gibi sonucu belirsiz bir mekanizma bu maksat için kullanılamaz. Tekillikten insanı barındıran bir evrenin çıkması garanti olmadığından, bu durum evrenin sebebinin bilinçsiz bir mekanizma olması gerektiğini gösterir diyen bir argümandır.

10) Termodinamiğin 2. yasasından argüman: Evrende entropi artar, düşük entropinin ortaya çıkması ancak önceki durumun daha düşük entropili olması, veya yüksek entropi ortamında oluşan istatistiksel düşük entropi bölgeleri ile açıklanabilir. Dolayısıyla, evrenin ortaya çıkmasından önceki durum ya daha düşük entropili bir durum olmalıdır, ya da evren daha yüksek entropili bir durumun istatistiksel düşük entropili kısımlarından biridir. Tanrı düzenlidir, yani düşük entropilidir. Evrenin big bang anındaki entropiden daha düşük entropi ile açıklanması (yani Tanrı ile) sonsuza dek geri giden daha düşük entropili durumlar gerektireceğinden, geçerli bir açıklama değildir. Dolayısıyla evren yüksek entropili bir ortamın istatistiksel bir düşük entropili durumu olmalıdır, bu ise evrenin düzenden (Tanrı) değil kaostan (yüksek entropi) gelmesi gerektiğini gösterir şeklindeki bir akıl yürütme üzerine kurulu bir argumandır.

11) Kuantum fiziğinden argüman: Kuantum fiziğinde, parçacıkların özelliklerinin, tüm olası durumların superpozisyonu halinde bulunduğu düşünülür. Gözlem bu süperpozisyon durumunu çökertmektedir. Dolayısıyla, her şeyi ve her yeri gören bir Tanrı varolsaydı, hiçbir şey onun gözünden kaçmayacağından, kuantum superpozisyonlarının çökmesi gerekirdi diyen bir argüman.

12) Evrim teorisinden argüman: Evrim sürecinin, zekaya yol açan, bildiğimiz tek süreç olmasından yola çıkan bir argüman.

***

Pozitif ateizmin argümanları bunlardan ibaret değildir. Fakat bu listenin belli başlı argümanları kapsadığı söylenebilir.

Yukarıdaki liste sadece fikir vermesi icin hazırlanmıştır. Bu başlık altında, yukarıda bahsettiğimiz bazı argümanları ayrı birer yazı ile daha ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.

Bu argümanların bir kısmı Tanrı’nın varolmadığını, akıl ve mantığımıza dayanabildiğimiz düzeyde kesin olarak kanıtlamakta, bir kısmı ise olasılıksal kanıt ortaya koymaktadır (yani Tanrı’nın varolmamasının varolmasına göre daha olası olduğu, Tanrı’nın varolmaması durumunun daha iyi bir açıklama olduğu, vs türünde bir kanıt). Bu listedeki argümanların bir kısmı belli öncüllerden çıkan mantıksal kanıtlamalar, bir kısmı ise bilimsel ve/veya tumevarımsal kanıtlardır. Fakat ilk kanıt (kavranamazlık, ya da noncognitivism), herhangi bir öncülden değil, Tanrı’nın tanımından çıkan aksiyomatik bir mantıksal kanıttır ve teistin bunu karşılaması için kendi mantığını reddetmekten başka çaresi yoktur.

Fırsat buldukça bu argümanların bazısını açıklayan yazılar asacağım bu başlık altında.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 11209, bugün ise 5 kez görüntülenmiştir.

43 Comments

  1. fuatogl diyor ki:

    Vaktim oldugunda cok nemli oldugunu dusundugum bir problem hakkinda ufak bir katkida bulunmak istiyorum listeye.
    Bir a-teist olarak da 9. argumanin tam olarak gecerli olmayan bir arguman oldugunu belirtmek istiyorum simdiden :)

  2. fuatogl diyor ki:

    Nemli ve islak problemler muhtemelen vardir. Fakat bir onceki yorumumda bahsederken “nemli” degil “onemli” oldugunu dusundugum bir problemi kastediyordum ;)

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    aslında ateistler için de teistler için de bütün sıkıntı emin olamamaktan kaynaklanıyor.kesin ve somut bir verinin olmamasından.

    Tanrı’nın varolması gerektiğine ilişkin emareleri görüyor teistler.
    Tanrı’nın varolamayacağına ilşkin emareleri görüyor ateistler.
    Bütün tartışmalar bunlar üzerinden yürüyor.

    ben gençlik yıllarımda inancımı sorgulamaya başladığımda tıpkı ateistler gibi,dinleri araştırıp,kendi dinimdeki abzurtlukleri görüp ateist olmaya karar vermiştim.hatta bir süre de böyle geçti.Ancak sonra evreni ve dünya’daki mekanizmaları bilimsel olarak incelediğimde böyle bir sistemin kendi kendine varolamayacağı görüşü hakim oldu.Yani şunu söylemek istiyorum,benim Tanrı inancım dini öğretilere göre değil,dini öğretileri sorgulama ve bilimsel bulgulara dayanıyor.

    yukarıda saydığınız argümanların hemem hemen hepsi tartışmalı ve eksik bilgiye dayanıyor olabilir.Yani öne sürdüğünüz argümanlar gelecekte yeni bir bilgi girişiyle geçersiz hale gelebilir.toprak-su-ateş-tahta gibi.

    bence ateist arkadaşlar,tıpkı benim yaptıgım gibi evreni incelemeli.evreni incelediğinizde üzerinde yaşadığımız dünya’nın ne kadar anlamsız ve saçma olduğunu görebiliyorsunuz.

    ve yine evrenmerkezli düşündüğünüzde üzerinde yaşam barındıran bir gezegenim varolabilmesi için ne kadar çok doğru parametrenin bir araya gelmesi gerektiğini ve bu meydana gelmelerin olasılıksal olarak mümkün olamayacağını görüyorsunuz.

    bütün bunlara gezegenimizin güneş sistemindeki yaşam alanı bölgesinde bulunmasından,güneşinin ışınlarının yaşam için uygun olmasında başlayarak,dünya üzerindeki su miktarına,güneşle arasındaki mesafeye… daha bir sürü gerekli ince bakarak gözlemleyebilirsiniz.

    Tanrı’nın varolması gerektiği argümanını destekleyecek binlerce somut-kesin-delil mevcut.

    Ancak yine söylüyorum,Tanrı’nın varlıgı ile ilgili kesin delil yoktur.Tanrı’nın varolması gerektiğini gösteren kesin deliller mevcuttur.

    Geri kalanı teistler içinde,ateistler içinde inanç meselesidir.

  4. Mete Tunç diyor ki:

    Güzel, özlü, açık bir yazı @bigalıoğlu…
    Va’zettiğiniz tanrı görüşüne iki çekincem, o “tanrı”nın; “sonsuz” evren, “sayısız”, “boş” gökada, yıldız, “ulaşılmaz” mesafeler yaratması/programlaması ile, tespit edebildiğimiz evrendeki ve onun içinde kapladığı yer bakımındam “esamesi okunmayan” dünya ve üzerindeki insanla ilgili “düşüncesinin”, “niyetinin” muğlaklığı, ve dinlerin (TİK’in) tanrı/tanrılar paradigmasının etkisi altında kalma ihtimali…
    Belki yaratan, kuran, planlayan, yöneten, gözlemleyen, programlayan, düzenleyen bir “şey” var yahut oldu. Fakat, onun, “var olmasını gerektiren kesin deliller mevcuttur” tezini kabul etsek bile, “niteliklerini” ve “amacını” tanımlamak belirti, emare, ipucu, kanıt, gösterge bulunmadan kurgu yapmak oluyor kanaatindeyim.

  5. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyor ki:

    1) ben gençlik yıllarımda inancımı sorgulamaya
    başladığımda tıpkı ateistler gibi,
    dinleri araştırıp,
    kendi dinimdeki “abzurtlukleri” görüp ateist olmaya karar vermiştim.
    hatta bir süre de böyle geçti.

    2) Ancak sonra evreni ve dünya’daki mekanizmaları bilimsel olarak incelediğimde böyle bir sistemin kendi kendine varolamayacağı görüşü hakim oldu.

    Bu 2. argumaniniz
    sizi ancak tekrar “Deist” yapabilirdi, kanimca.

    Cunki bu 2. argumaniniz
    kendi dininizde daha once gordugunuzu soylediginiz
    o 1. maddedeki
    ilk “abzurdlukleri” ortadan kaldirmiyor, gibi!

  6. Bigalıoğlu diyor ki:

    abzurtlukler iki çeşittir.
    1.ateistlerin çelişki olarak Kuran’dan alıntıladıkları.
    2.Kuran’la ilgisi olmayan ancak Kuran’ın yorumlanmasına dayalı,veya insan faktörüne dayalı abzurtluklar.

    Kuran’da anlatılan Tanrı,evreni yaratan Tanrı’yla özleşiyor.Biribirinden tutarsız Tanrı’lar olsa,dediğiniz gibi bu yol beni Deist yapardı.

    Ancak Ben Kuran’da anlatılan Tanrı ile Evreni yaratan Tanrı’nın aynı Tanrı oldugunu düşünüyorum.O zaman bu sonuç beni Teist yapar.

  7. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:

    Kuran’da anlatılan Tanrı, evreni yaratan Tanrı’yla özleşiyor.
    Biribirinden tutarsız Tanrı’lar olsa,
    dediğiniz gibi bu yol beni Deist yapardı.

    Ancak Ben Kuran’da anlatılan Tanrı ile
    Evreni yaratan Tanrı’nın aynı Tanrı oldugunu düşünüyorum

    Enteresan, inanciniza saygiliyim elbette.

    Ancak Kuranda “Evrenin yaratilmasi ile ilgili temel senaryoyu”
    biliyorsunuzdur, herhalde.

    Fussilet 9-12

    Sanirim bu “Evrenin Yaratilmasi senaryosundan” ulasmadiniz
    bu yargilariniza.

    Ancak “hissi” olarak ulastiysaniz, anlayabilirim, elbette.

  8. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Sanirim bu “Evrenin Yaratilmasi senaryosundan” ulasmadiniz
    bu yargilariniza. ”

    Fussilet 9-12’de ve diğer ayetlerde anlatılanları evrenin yaratılması olarak yorumlayan-yada öyle oldugunu zanneden-insandır.
    ben temel olarak Kuran’ı alıyorum,Kuran’ın yorumlarını değil.

    bana göre Kuran’da evrenin yaratılmasına ilişkin bir senaryo yok.O senaryo,Dünya’nın yaratılmasına yada düzenlenmesine ilişkindir.Bazı arkadaşlarla bu konuyu tartısmıstık.

  9. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:
    ====
    =Kuran’da anlatılan Tanrı,evreni yaratan Tanrı’yla özleşiyor.

    =bana göre Kuran’da evrenin yaratılmasına ilişkin bir senaryo yok.
    ====

    Evrenin yaratilmasina iliskin “hicbir senaryo ortaya koymayan”
    bir Tanriyi
    Evreni yaratan Tanriyla ozdeslestirebilmek biraz
    zor olmaz mi, daha en basta?

    Ayrica Fussilet 9-12 Evrenin yaratilis senaryosu olmalidir,
    butun Islam alemine gore.

    Her konuda boluk porcuk ve mezheplere ayrilmis
    Islam aleminin “tumuyle” ittifak halinde oldugu
    ender konulardan biri

    Fussilet 9-12nin Evrenin yaratilmasini anlattigi gorusu olmalidir.

    Bu konuda bunun aksini iddia eden tek bir alim & ekol & mezhep vs. mevcut degildir, benim bildigim kadariyla, Islam aleminde?

    Allah ilk 4 gun icinde Dunyayi
    son 2 gun icinde Yedi Tabakali Evreni

    toplam 6 Gunde (=6000 yil) yaratip bitirmis, ve sonra da cikip tahtina oturmus olmalidir, buna gore. (Yunus 3 & Fussilet 9-12)

    Sonucta yukaridaki her iki secenek de biraz “problemli” oluyor burada,
    mantiksal, veya bilimsel acidan, sanirim, daha en bastan.

    Ancak salt “hissi acidan” ulasilan iman baskadir.

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    arkadaşım 30 kere söyledim.fussilet evreni acıklamaz diye,siz hala tutturmus islam alemi söyle böyle diyor.

    “Evrenin yaratilmasina iliskin “hicbir senaryo ortaya koymayan”
    bir Tanriyi
    Evreni yaratan Tanriyla ozdeslestirebilmek biraz
    zor olmaz mi, daha en basta?”

    hiç zor olmaz,tümevarım diye bir şey vardır.Gece gündüz,ayın yürüngesi,güneşin yörüngesi,bir yolları varsa.ve siz aynı sistemin daha büyük ölçekli olanı evrende görebiliyorsanız hiç zor olmaz.

    bu inanç felan değildir.Kuran’daki verilerin gerçek hayata yansımasıdır.

  11. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:
    arkadaşım 30 kere söyledim.
    fussilet evreni acıklamaz diye,
    siz hala tutturmus islam alemi söyle böyle diyor.

    Bir seyi cok tekrar etmek, malesef onu sihirle bir anda “dogru” hale getirmiyor, herhalde, sayin Bigalioglu!

    Bu konuda “6 Gunde Yaratilis” bolumunde,

    Fussilet 9-12 Ayetlerinin
    neden “tum Evreni yaratmak” anlaminda kullanilmis olmasi gerektigi Kurandan delilleriyle sunulmus olmali,

    ve neden tum Islam Aleminin ve Alimlerinin bu konuda
    bu ayni goruste olduklari da delilleriyle verilmis olmali.

    orada: 106 numarali yorum

    ama eger siz tum bu acik Ayetleri
    ve tum Islam Alimlerini bir kalemde es gecip

    bu konuda gunumuzun bazi net Bilimsel Bulgulariyla
    “daha az tezat icinde olabilecek”
    baska bir yaklasim sergilemeyi diliyorsaniz, hislerinizi anlayabiliyorum, elbette.

    yine diyorsunuz ki:
    hiç zor olmaz, tümevarım diye bir şey vardır.

    Tanriyi arayan her insanin en cok merak ettigi ve ilk aklina gelen soru olan “Evrenin nasil ortaya ciktigi” konusunda
    tek bir kelam etmeyip,

    ancak insanlara sadece dunyanin ve atmosferin
    ve en fazla gunes sisteminin hakkinda biraz
    bilgi veren (sizin gorusunuze gore)
    ve bundan otesini de “tumevarima” birakan bir Tanri
    sanirim ufuk acisindan oteki –Evrenin yaratilmasi hakkinda iyi kotu bir seyler soylemis– Tanridan cok daha “abzurd konumda”
    kalabilir.

    Bu tip seyler tum Evrenin yaraticisi olabilecek bir Tanridan degil,
    ancak daha cok bazi cok tanrili dinlerdeki
    ruzgar veya yagmur & yer veya atmosfer tanrilarindan beklenebilecek bir bilgilendirme cesidi olabilir, belki.
    Cunki o iddia edilen tanrilarin gorus ve yetki alanlari sadece bundan ibaret olmalidir.

    yine diyorsunuz ki:
    Gece gündüz, ayın yürüngesi, güneşin yörüngesi, bir yolları varsa.

    Malesef bu yorungelerden dahi Kuranda bahsedilmeyip, sadece Gunesin ve Ayin takip ettigi tek yonlu bir felekten bahsediliyor olmalidir, Kuranda, gercekte. (Yasin 40)

    yine diyorsunuz ki:
    bu inanç felan değildir.
    Kuran’daki verilerin gerçek hayata yansımasıdır.

    Belki de bunlar Kurandaki “gercek verilerin” degil de,
    sizin Kurandan

    –yukaridaki o en onemli ilk mevzudaki o cikariminiz
    Islam Alimleri tarafindan dahi
    hic kabul edilmeyen–

    “elde etmek istediginiz bazi kurgusal verilerin”
    farkinda olmayarak gercek hayata yansitilmasi durumu da
    olmus olamaz mi, bir ihtimal, acaba?

  12. Bigalıoğlu diyor ki:

    sizin Hüseyin arkadaşımız olma ihtimali nedir diye kendime sormadan edemiyorum.zira uslubunuz cuk diye oturuyor.

    bakın siz,istediğiniz kişileri istediğiniz kalıba sokun.ben,benim.yazdıklarım benim düşüncelerim.islam alemi söyle düşünür böyle yazar beni bağlamaz.

    ben bana verilen akıl doğrultusunda olaylara ve olgulara acıklama getirmeye calısırım.ha bu size ters geliyorsa,ben de size inanç olgusuna ragmen ateizmin nasıl ortaya cıktıgını sorarım.bütün insanlar inanırken,küçük bir azınlıgın söylediklerinin nasıl dogru olabileceğini sorarım.

    o zaman bırakın kim ne demiş,siz benim ne söylediğime bakın.ve benim argumanlarımı curutmeye calısın.

    sizin kafanızın almadıgı şey.Tanrı’nın sadece insanın anlayabileceği kadar bilgiyi ve anlayabileceği sekilde olan bilgiyi insanlara vermesi.bilmem anlatabildim mi?hala anlayamadıysanız,ötelerde bir yerde,size cuk diye oyuran,3 tane kuran ayeti vermiştim.onlara bir zahmet bakıverin.

  13. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:

    sizin Hüseyin arkadaşımız olma ihtimali nedir
    diye kendime sormadan edemiyorum.
    zira uslubunuz cuk diye oturuyor.

    tek bir kisi, veya benzer gorusleri ve uslubu tasiyan
    bircok kisiler. ne farkeder?
    kisiler degil, tartisilan konular onemli, degil mi?
    huseyine selamlarimla.

    yine diyorsunuz ki:
    ben, benim. yazdıklarım benim düşüncelerim.
    islam alemi söyle düşünür böyle yazar beni bağlamaz.

    Ama Islam adina ve Kuran adina konusuyorsunuz.
    Kuranin Arapcasini bilmiyorsunuz.
    Kurandan
    –bilimsel bulgularla hic olmazsa biraz “daha az celisebilmek” gayesiyle–
    alenen bazi yanlis cikarimlar yapiyorsunuz.

    Evet, Islam aleminin ne dusundugu sizi baglamayabilir,
    fakat sizin o yukaridaki cikarimlariniz da
    Kurani ve Islami temsil edemez, herhalde, bu haliyle.

    Allahin Kuranda sadece dunyayi ve atmosferi
    6 gunde yarattigini iddia edip
    Evrenin yaratilmasi hakkinda ise hicbir bilgi
    vermedigini iddia etmek
    en azindan soyleyeyim size
    “pek hos ve makul karsilanmaz” zaten
    hicbir Islam Alemi tarafindan!

    yine diyorsunuz ki:
    ben de size inanç olgusuna ragmen ateizmin
    nasıl ortaya cıktıgını sorarım.
    bütün insanlar inanırken, küçük bir azınlıgın söylediklerinin nasıl dogru olabileceğini sorarım.

    insan var oldugundan beri
    ateizm ve deizm ve teizm ve agnostisizm vs.
    hep var olagelmistir, herhalde.

    ve ben burada aslen ateizmi veya baska bir gorusu de savunmadim
    dikkat ederseniz, yukarida.

    sadece sizin eskiden bir ara “ateist” oldugunuzu
    ama sonra “Kurandaki bilimsel gercekleri
    gorerek teizme donme” hikayenizi
    bir miktar daha yakindan anlamaya calistim!

    ve ayrica, dogrular “kelle sayisina” gore bulunamaz, herhalde!

    Eger oyle olsaydi hepimiz hemen
    “Yehovanin oglu Isaya” tapiyor olmamiz
    gerekirdi yeryuzunde! 2 milyari astilar kelle sayisinda….

    yine diyorsunuz ki:
    o zaman bırakın kim ne demiş,
    siz benim ne söylediğime bakın.
    ve benim argumanlarımı curutmeye calısın.

    Sizin Kurandan verdiginiz o argumanlariniz
    bazi arkadaslar tarafindan
    zaten acikca curutulmus durumda, bu sitede.

    6 Gunde Yaratilis bolumu
    bkz. 100 ve sonrasi bazi yorumlar

    Ancak siz Kuranin orjinal dilinden ve butunlugunden
    habersiz oldugunuz icin, farkinda olmayabilirsiniz
    belki de olayin.

    Bu sebeple, gidip Diyanete veya baska bilgili Islami otoritelere
    danisabilirsiniz bu konuyu.

    yine diyorsunuz ki:
    hala anlayamadıysanız,
    ötelerde bir yerde,size cuk diye oyuran,
    3 tane kuran ayeti vermiştim.onlara bir zahmet bakıverin.

    Hislerinizi anlayabiliyorum!

  14. Bigalıoğlu diyor ki:

    arkadaşım şimdi bir şeyler söyleyecem ama,yakışık almayacak.senin sorunların mı var,diyecem.sırf tahrik ediyorsun insanı ya.

    ama sizin cemaat böyle yapıyor değil mi?olay budur yani.Ejderha’nın dedikleri de aklıma gelmiyor değil.acaba parayla iş yapan misyoner gibi bir göreviniz mi var?

    “–bilimsel bulgularla hic olmazsa biraz “daha az celisebilmek” gayesiyle–
    alenen bazi yanlis cikarimlar yapiyorsunuz.”

    bu benim hiç umurumda olmaz.ben okuduğumdan anladığıma bakarım.siz ısrarla yanlış seyler anlamak istiyorsanız o başka.

    neyse Hüseyin bey kardeşim,öteki tarafta sizinle fazlasıyla uğraştım.hala kafanızı gagtırıp burnunuzun dikine gidiyorsunuz.hadi size sağlıcakla.

  15. Bigalıoğlu diyor ki:

    burayı bir okuyun belki ufkunuz biraz genişler.
    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=184

  16. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:

    arkadaşım şimdi bir şeyler söyleyecem ama,
    yakışık almayacak.senin sorunların mı var,diyecem.
    sırf tahrik ediyorsun insanı ya.

    amacim tahrik etmek degil.
    durustce analiz etmek.
    sorunlari beraberce gorup, mumkunse cozebilmek.

    yine diyorsunuz ki:
    acaba parayla iş yapan misyoner gibi bir göreviniz mi var?

    bu evhama nereden kapildiniz, anlamadim dogrusu?

    yine diyorsunuz ki:
    ben okuduğumdan anladığıma bakarım.
    siz ısrarla yanlış seyler anlamak istiyorsanız o başka.

    yanlis anlayan siz olmalisiniz, belki de.
    o Ayetleri sizin sandiginiz gibi anlamis veya anlayacak
    tek bir Din Bilgini yoktur koca Islam Aleminde!

    nicin hala israr ediyorsunuz?

    Kuranda Evrenin yaratilmasi ile ilgili o anlatimlar
    bilimsel acidan “devasa abzurdluklerdir.”

    Fussilet 9-12

    Sizin yapmak istediginiz o carpitmalar dahi
    o abzurdlukleri kurtarmiyor,
    sadece mevzuyu daha da gulunc hale sokuyor olabilirsiniz!

    Kimse burada sizi Dininizden etmeye calismiyor.
    Sadece durustce gorun bunlari, ve anlayin ki,

    =Kuran bilimsel acidan referans verilebilecek nitelikte bir Kitap degildir!

    =Ancak sembolik olarak degerlendirilip o sekilde inanilmaya devam edilebilir.

    =Eskiden ateist iken “Kurandaki Bilimsel Gercekleri” gorup Teist olmaya karar verdim,

    argumani bu acidan pek inandirici bir soylem degildir!

    =Kuranin tanittigi Allaha bilim yoluyla veya akil yoluyla

    gorme & isitme & tatma & koklama & dokunma
    test etme & sinama

    metotlariyla ulasilamaz. Ancak Kuranin tarif ettigi “dogmatik”
    yollardan ve sorgulamadan inanilabilir.

    Bu acidan Kuranda bugunun ateist & agnostik & deist insanlarini bu Kuranin tanittigi yaraticiya inanmalari icin ikna edecek bilgi zaten mevcut degildir!

    Kuranin kendisi dahi zaten sadece bazi
    eski fanatik Arap Dincileri
    onlara daima Arapca Edebi Uslup delilini yegane delil olarak verip
    onlari kendisine cagiran bir Kitap huviyetindedir, temelde.

    Kuranin hicbir zaman bilimsel olmak, veya ateistleri, agnostikleri ikna etmek gibi bir iddiasi veya soylemi dahi yoktur.

    Bunlari idrak eden samimi inananlarla
    hicbir problemim yoktur!

  17. Mete Tunç diyor ki:

    İnsan, gelenekleri, hikayeleri, ibadetleri, duaları vs. olan bir kültür/inanç ortamında doğar, bu ortamın duygu dünyası ile meczolur ve inanmaya başlar. Elbette, o kültür ortamının kompartımanları da vardır. Bunlar ekonomik/sınıfsal ve çeşitli etkilenmelerle sentez olmuş inançlardan oluşur.
    Kişi, inandığını söylediği bir dinin kaynak/mukaddes kitabındaki, açık (ne kadar açıksa) hukuksal, “metafizik” vs. ifadeleri özümseyebilmekte midir, içine sindirebilmekte midir? Hayır. İçine düştüğü çelişkiyi, tabii farkındaysa, kendi ruh haline göre ve kendince aşar; benim anlama yeteneğimin üzerindedir, der ve bilgisine/aklına göre aşama aşama kendine göre bir tanrı-inanç-değer sistemi oluşturur Sosyal baskı olmasa ve şüpheleri bulunsa da, psikolojik ihtiyaçla inanır, dini vecibeleri de az veya çok yerine getirir. Keza, bazı din ve bilim adamlarının yorumları da “kendine özgü” tanrı-inanç-değer sisteminin meşruiyet kaynaklarıdır.

  18. Mete Tunç diyor ki:

    Tanrı diye bir şey yok, o kadar basit, diye başlıyor. Dünyanın yüzde doksan beşi böyle düşünmüyor diyorsun, öyle mi?! Dünyanın yüzde doksan beşi böyle düşünmüyor çünkü dünyanın yüzde doksan beşi korkak! Burada işimiz bittiğinde ebediyen bitmiş olacağını kabul edemiyor!.. Hayat ölümü beklemektir, Alyoşa…
    Bundan sonraki durağım agnostiklik. Evet, gerçekten de insanın akıl erdiremediği muhteşem bir güç var ama din bunun cevabı değil.
    (Aydınlanma değil, merhamet, Alev Alatlı)

  19. Bigalıoğlu diyor ki:

    “o Ayetleri sizin sandiginiz gibi anlamis veya anlayacak
    tek bir Din Bilgini yoktur koca Islam Aleminde!”

    kendi dinimi de sorguladığımı daha önce söylemiştim sanırım.din bilgini ne iş yapar?

    “Sizin yapmak istediginiz o carpitmalar dahi
    o abzurdlukleri kurtarmiyor,
    sadece mevzuyu daha da gulunc hale sokuyor olabilirsiniz!”

    tüm dünyanın 6000 yılda düzenlenmiş olması ve bunun mantıken doğru olabilme olasılığının bulunması sizi rahatsız ediyor.mesele budur.

    “Bu acidan Kuranda bugunun ateist & agnostik & deist insanlarini bu Kuranin tanittigi yaraticiya inanmalari icin ikna edecek bilgi zaten mevcut degildir!”

    haklısınız,bunu daha önce söylemiştim sanırım,tekrarlamanızın bir gereği yok.

    “Kuranin hicbir zaman bilimsel olmak, veya ateistleri, agnostikleri ikna etmek gibi bir iddiasi veya soylemi dahi yoktur.”

    evet,doğrudur.

    sizin yaptığınız bir zaman,Da Vinci’nin teorileri kurtarmaya çabalamasına benziyor.sizi epeyce rahatsız etmişim görünen o.Siz ve İslam alemi Fussileti bildiğiniz gibi yorumlamaya devam edin.
    Son bir şey,ben referans almam,beni referans alırlar.Bu konuda kendimi bir şey zannediyorum.Sizlerde sağdan soldan alıntı yapıp üstünde kafa patlatacağınıza,bir şey ortaya koyun.böyle saçma sapan tartışmalar hiçbirimize bir şey kazandırmaz.

    Mete bey,din değil der.çünkü bir çok yanlışlanmış dini referans vardır ortalıkta.
    ancak ne hikmetse birde “inanç” olgusu durup durur orta yerde.onu nereye kaybetsek acaba.
    %95 korkak veya %95 aptal mı yoksa,%5’te bir inanca sahipte,bundan haberleri mi yok?

    agnostik olmak daha gerçekçi bana göre,çünkü ateizm’de bilimsel olarak bir çok şeyi açıklayamaz,üstünü örter,görmezden gelir.ve işte bu üstü örtülen şeyin adı doğmadır,inançtır.

  20. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:

    tüm dünyanın 6000 yılda düzenlenmiş olması
    ve bunun mantıken doğru olabilme olasılığının bulunması sizi rahatsız ediyor. mesele budur.

    Beni rahatsiz eden asil mesele sudur:
    o Ayetlerde tum
    toplam 7 tabakadan mutesekkil oldugu soylenen
    o tum Evrenin (=Gokler ve Yerin) yaratilisinin
    toplam 6 GUNDE
    anlatildiginin “Apacik” olmasina ragmen,

    Fussilet 9-12

    ve bu durum Kuranin diger Ayetleri tarafindan da
    tekrar tekrar
    onaylanmis olmasina ragmen

    Araf 54 ~ Yunus 3 ~ Secde 4 ~

    ve istisnasiz tum Islam Alemi tarafindan bu Ayetler
    net olarak bu sekilde anlasilmasina ragmen,

    neden hala bosa israr ediyorsunuz?
    Sunu durustce ikrar etmek daha dogru olmaz mi:

    =Kuran Bilimsel acidan pek Abzurd hikayeler barindirabilen bir Kitaptir.

    =Kurana Bilimsel acidan degil, ancak Dinsel acidan makul bir tekst olarak yaklasilabilir, inananlar & inanmak isteyenler tarafindan.

    Ve bu durum zaten Kuranin icindeki Bilimsel Acidan
    tek Abzurdluk de degildir,
    oteki Abzurdlukler de sirayla
    o pek sevdiginiz Arkadas tarafindan
    teker teker gosterilmis olmali 6 Gunde Yaratilis bolumunde!

    yine diyorsunuz ki:
    Sizlerde sağdan soldan alıntı yapıp üstünde kafa patlatacağınıza,bir şey ortaya koyun.
    böyle saçma sapan tartışmalar hiçbirimize bir şey kazandırmaz.

    Bilakis bu tip tartismalarda, herkesin kazanabilecegi
    cok onemli noktalar var olabilir.

    Sunlar net olarak anlasilirsa,
    ki siz dahi bunlarin bazilarini onaylamissiniz yukaridaki yazinizda,

    herkes neye nicin inanip inanmadigini
    daha iyi anlayabilir, en basta.
    Ve ona gore ayagini denk alabilir.
    Ve karsi tarafa daha bir saygili yaklasabilir,
    ve kendisine de daha bir saygi duyulabilir, bunun sonucunda.

    =Kuranin tanittigi Allaha bilim yoluyla veya akil yoluyla

    gorme & isitme & tatma & koklama & dokunma
    test etme & sinama

    metotlariyla ulasilamaz.
    Ancak Kuranin tarif ettigi “dogmatik” yollardan ve sorgulamadan inanilabilir, en basta.

    =Bu acidan Kuranda bugunun ateist & agnostik & deist insanlarini bu Kuranin tanittigi yaraticiya inanmalari icin ikna edecek bilgi zaten mevcut degildir!

    =Kuranin kendisi dahi zaten sadece bazi
    eski fanatik Dinci Araplari
    onlara daima Arapca Edebi Uslup delilini
    yegane delil olarak verip
    onlari kendisine cagiran bir Kitap huviyetindedir, temelde.

    =Kuranin hicbir zaman bilimsel olmak,
    veya ateistleri, agnostikleri, ve deistleri
    ikna etmek gibi bir iddiasi veya soylemi dahi olmamistir.

    Bu nedenlerle, temelde 1400 yil onceki bazi Dinci Araplara hitap eden bu Kurani
    bugunun cagdas insanlarina ve bilime karsi
    kullanmak isteyenler,

    her turlu palavrayla
    (Kuranin orjinal dili ve iceriginden tumden habersiz insanlari rahatca manipule edebilmek icin, cogu zaman)
    Kurani sanki bugunun tum bilimsel bulgularini aynen haber vermis gibi zoraki manipule etmeye calisanlar,

    Kuran Arap Seriatini bugunun cagdas uluslarina aynen dayatmaya calisanlar,

    ancak kendilerine ve diger insanlara buyuk aldaticilik ve haksizlik ve zorbalik yapiyor olabilirler. Ve urettikleri bu haksizlik ve zorbaligin karsiliginda insanlardan da benzer bir kotu muameleye ugrayacak olabilirler, kacinilmaz olarak!

  21. Bigalıoğlu diyor ki:

    De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.” O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler. Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir. -Fussilet 9-12

    Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a1 kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. -Araf 54

    Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a2 kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O’nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte o, Rabbiniz Allah’tır. O halde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? -Yunus 3

    Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a kurulandır. Sizin için ondan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız? -secde 4

    verdiğiniz ayetler yukarıda.
    tekrar düşündüm bir yanlışlık yapmış olabilirmiyim diye.Ancak bende bir hata yokmuş.Hata sizde.

    sizin ve bu ayetleri yorumlayanların en büyük hatası bugünün mantıgıyla ve bilgi birikimiyle yorumluyor oluşunuz.sanırım bu hataya Muhammed Esed de istemeden katkıda bulunmuş.Bunda inancın etkisi büyük tabii.bakın size Tanrı’yı anlamaya calışmanızı söylemişmiydim bilmiyorum.Ancak bu ayetleri 600 yılındaki putperestin aklı ve mantıgıyla yorumlamaya ve görmeye calısın.
    600 yılında insanlar bir uzayın veya evrenin varlıgından bile haberdar değildi,o mekanda.dolayısıyla Tanrı’nın evrenden bahsetmesi cok sacma olurdu.

    Şuna dikkat etmelisiniz.Tanrı,kullarının anlayabileceği sekilde açık ve net ifadeler kullanıyor Kuran’da.

    Hala İslam alemi oyle olduguna inanıyor diyorsanız ve bu inanç bizim işimize daha cok geliyor diyorsanız o da size kalmış.ne diyeyim.İnanç ve Karşı İnanç.

  22. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    verdiginiz Ayette simdi
    su BUYUK HARFLERLE
    yazacagim yerlere ozellikle dikkat edelim, lutfen:

    De ki: “Siz mi yeri iki günde (:2000 yilda)
    yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz?
    O, âlemlerin Rabbidir.”

    *Allahin 1 Gunu daima 1000 yila esittir. (Hac 47)

    O, dört gün içinde (:4000 yilda),
    yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı,
    orada bolluk ve bereket meydana getirdi
    ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak
    rızıklar takdir etti.

    Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi;
    ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi.
    İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.

    Böylece onları, iki günde (:2000 yilda)
    YEDI GOK (SEBA SEMAVATIN) olarak yarattı
    ve bunlardan her göğe kendi işini bildirdi.

    sonra bunlardan EN YAKIN GOGU (ESSEMAE DDUNYA)
    kandillerle süsledik ve onu koruduk.

    İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

    Fussilet 9-12

    Goruldugu gibi toplam 6 Gunde (:6000 yilda) yaratildigi bildirilen
    Dunya ve sonra bu YEDI GOK,
    ve bunlardan en alt tabaka olan BIRINCI GOK,
    icinde yildizlarin oldugu GOK olarak aniliyor.

    Demek ki bunun daha yukarisinda olmasi gereken DIGER ALTI TABAKA GOK bu ilk ve en yakindaki
    yildizlardan daha yukarilardaki yerleri kastediyor olmali.

    Bu da acikca gosteriyor olmali ki, bu YEDI GOK ifadesi
    temelde Evreni kasteden bir ifade olarak kullanilmis olmali.

    Tum bu hikayenin sadece dunyayi ve atmosferin yaratilisini anlatiyor olmasi mumkun olamaz, bu nedenlerle.

    Kuranda Evrenin yaratilisini anlatan bu hikaye elbette bilimsel acidan Devasa bir Abzurdluktur,

    neresinden baksan, basiyla sonuyla, her tarafiyla Abzurt olmalidir,

    Kuranda bunun disinda canlilarin yaratilisini anlatan malum hikaye de yine en az bunun kadar bilimsel acidan Devasa baska bir Abzurdluktur,

    Kuranda bunun disinda da Bilimsel acidan diger bircok Abzurdlukler mevcuttur.

    Bunlari durustce gorup kabul etmek
    ve Kurani Mutlak Bilimsel degil, sadece Sembolik Dinsel Tekst olarak algilamak
    en makul yol olmalidir, inananlar ve inanmak isteyenler icin.

    Kurani Bilime yol gosterici, mutlak Bilimsel veriler iceren bir Kitap olarak empoze etmeye kalkmak tum insanliga ve bilime karsi islenmis bir cinayet olur ancak!

    Tevrat ve Incil de ayni sekildedir.
    Bu iki Kitabi da mutlak Bilimsel veriler iceren Kitaplar olarak algilayan Amerikan Evanjelik Hristiyanlarin icine dustukleri malum “maskaraliklar” ibret verici diger ornekler olmalidirlar, cagimizda!

    Ayni sekilde,
    Kuranin “Arabi Seriatini” gunumuzun cagdas yasantisina
    empoze etmeye kalkmak,

    Kuranin “Alegorik Bilimini” gunumuzun cagdas ogrenimine
    empoze etmeye kalkmak,

    buyuk bir haksizlik ve zorbalik olurdu ancak!

  23. Bigalıoğlu diyor ki:

    anlatılanlarda tek çelişkili ifade “en yakın göğü kandillerle süsledik” olandır.siz de diğer anlatılanları bu ifade yüzünden tümden yanlışlıyorsunuz.

    “O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkarcılar “Mutlaka bu apaçık bir büyüdür” derler.-Hud 7″

    “Allah, gökleri gördüğünüz herhangi bir direk olmadan yükselten, sonra arş’a kurulan, güneşi ve ayı buyruğu altına alandır. Bunların hepsi belli bir zamana kadar akıp gitmektedir. O, her işi (hakkıyla) düzenler, yürütür, âyetleri ayrı ayrı açıklar ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanasınız. -Rad 2”

    siz diyorsunuz ki,en yakın gökte yıldızlar görünüyorsa demekki onun üzerinde 6 kat gök daha vardır.

    şimdi buradaki gök izafidir.putperest insan uzaydan haberdar olmadıgı için en yüksek gök yani arşı görebildiği göğün en üst katı olarak algılar.bu günün insanı ise uzaydan haberdar oldugu için sizin gibi yanlış bir yoruma gider.

    Hud 7’de şöyle bir ifade vardır.
    “henüz arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır.”
    HENÜZ ARŞI SU ÜSTÜNDE İKEN der.
    yani arş su seviyesinin bir miktar üstüne kadar inebiliyor.bu noktada düğüm çözülüyor.duman halindeki gök yükseltiliyor,en üst katmanıda arşı oluyor.o günün insanı için.bugünün insanı içinse arş daha da yukarıda çünkü göğün bittiği yerde boşluk oldugunun farkında.umarım anlatabilmişimdir.

    ha en yakın göğün yıldızlarla süslenmesi bir çelişki olarak duruyor.bu çelişkiyi bir kenara koyarak yukarıdaki ayetleri benim açıkladığım şekilde bir düşünün derim.

    ayrıca göğün ve yerin arasındakilerde hayvanlar bitkiler,çer çöp felan oluyor.arı bir şey daha arşa kurulup güneşi ve ayı buyruğu altına alıyor.yani arş güneşin bulunduğu bir ortama taşınıyor,deniz seviyesinden.

  24. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    soylediklerinize herhangi bir anlam vermek dahi
    cok guc malesef!
    bir fikirsel karmasa icinde olmalisiniz. (Kuranin orjinal dilini ve butunlugunu bilmemeniz de cok buyuk bir etmen olsa gerek
    bu tip cikarimlariniz icin)

    oncelikle “Ars” Kuranda Allahin “Tahti” icin kullanilan bir ifadedir. Allah yukarida bahsedilen 6 Gunluk (6000 yillik) yaratma sonrasinda cikip bu Tahtinin uzerine oturdugunu (ESTEVA ALEL ARSI) vurguluyor Kuranda. (Yunus 3)

    Bu Tahtinin daha once (bu 6 Gunluk yaratis oncesinde)
    suyun uzerinde oldugunun bildirilmesi de baska bir bilimsel “enteresanlik” olmalidir Kuranda yer alan.
    (Kurandaki bu tip bilimsel “enteresanliklara” da deginilmis yine
    6 Gunde Yaratilis bolumundeki bazi yorumlarda)

    Ayrica Allahin bu Tahtini (ARSUHU) daima meleklerin tasidigi
    ve Allahin da daima bunun uzerinde oturdugu yazilidir Kuranda.
    Mumin 7, Haqqa 17

    1400 yil onceki Araplar dahi gozlerini goge kaldirdiklarinda
    elbette bu en yakin Gogun (ESSEMAE DDUNYA) yildizlarla suslendigini ve bunun yukarisinda da Kuranin onlara bildirdigi
    diger daha yukari Goklerin yaratilmis olmasi gerektigine inaniyor olmaliydilar, bu Fussilet 9-12 Ayetlerine gore!

    Degil ki bugunun insani, o gunun Araplari bile bu Ayetlerde kendilerine 6 Gunde sadece Dunyanin ve Atmosferin yaratilisinin anlatildigini kesinlikle kabul etmediler, etmezler.

    Kuranin orjinal dilini ve butunlugunu bilen hic kimse ama HIC KIMSE sizin yukarida anlatmaya calistiginiz o daralmis “senaryoyu” kabul etmez, hakli olarak!

    Sizin ki sadece “kas yapayim derken, goz cikarmak”
    misali bir yaklasim olsa gerek, ayrica.

    Neden bu kadar zorluyorsunuz?

    Kuran bilimsel acidan “Devasa Abzurtluklerle” dolu bir Kitaptir!

    Bu acik gercegi ne sizin, ne de baskalarinin yapmaya calisacaklari manipulasyonlar ortadan kaldiramaz, kurtaramaz!
    Kuranin zahiren soyledigi gibi:

    =Once Dunya sonra Evren olusmamistir!
    =Dunya 4bin yilda, Evren 2bin yilda olusmamistir!
    =Baslangicta Dunya ve Evren birlesik koca bir kutle hic olmamistir!
    =Hickimse bu isleri elleriyle oyup yapmamistir!
    =Evren 6bin yilda yukseltilip isi tumden bitirilmemistir!

    ve bunun ardindan gelen
    bu ve diger en temel daha nice bilimsel olaylar
    hic Kuranda zahiren soylendigi o “abzurt” sekillerde ve vakitlerde olmamistir, gercekte!

    Kabul edin artik lutfen. Ve durustce inanmaya devam edin Kurana,

    Bilimsel degil, Dinsel bir tekst olarak!

    Cagdas degil, Arabi bir seriat olarak!

    (kesinlikle sizi ima etmek veya tahrik icin
    demiyorum bunu burada,
    sizin samimi oldugunuza inaniyorum)
    ancak ozel ve sakli bir “dini politik ajandasi!” olanlar,
    veya gecimini “Kuranin bilimsel mucizelerine!”
    baglamis olanlar disinda,
    diger tum insanlarin burada aktarilan net bilgileri hic
    anlayamamalari gibi bir durumu mumkun olamaz,
    sanirim/umarim, bundan sonra.

  25. Bigalıoğlu diyor ki:

    {76} İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.[İnsan 1]

    {2} O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.[Bakara 22]

    {2} O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. [Bakara 29]

    {79} (Ey inkarcılar!) Sizi yaratmak mı daha zor, yoksa göğü yaratmak mı? Onu Allah kurmuştur. Onu yükseltmiş ve ona düzen ve âhenk vermiştir. O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı. Ardından yeri düzenleyip döşedi. Ondan suyunu ve merasını çıkardı. Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı. [Naziat 27-28-29-30-31-32-33]

    {21} İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ inanmayacaklar mı? Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler yollar meydana getirdik. Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.[Enbiya 30-31-32-33]

    {69} Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş(kıyamet kopmuş)tur. Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur. Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.[Hakka 13-14-15-16-17]

    KUSURA BAKMAYIN,BEN HAKLIYIM.SİZİN VEYA BAŞKALARININ BUNA İNANIP İNANMAMASI GERÇEĞİ DEĞİŞTİRMEZ.

  26. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    sizin hayali tezinizi hic desteklemeyen,
    bilakis acikca reddeden bu Ayetleri nicin koydunuz buraya
    arka arkaya, anlayamadim dogrusu?

    {76} İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti. [İnsan 1]

    Bunun yukaridaki Dunya ve Evrenin yaratilisi konusuyla nasil bir
    oncul alakasi var, anlayamadim?
    Ancak Kuranda

    Dunyanin ilk 4 Gunde (:4000 yilda)
    ve sonra
    yedi tabakali Evrenin 2 Gunde (:2000 yilda) yaratildigi

    bildirildigine gore (Hac 47 & Fussilet 9-12)

    –tum bu hadiseler yuvarlak en fazla 10.000 yil oncesinde oldu desek,
    cunki daha fazla bosa beklemenin makul bir sebebi veya anlami yok/bildirilmemis–

    ilk insanin yeryuzunde yaratildigi tarih de
    yine en fazla “birkac Bin yillar” oncesiyle olculmeli, sanirim.
    Bu da bilimsel acidan baska bir devasa “abzurtluk” olmali, zahiren Kuranda yer alan.

    {2} O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın. [Bakara 22]

    Burada bahsedilen yerin
    toplam 4 Gun (:4000 yil) icinde dosendigi aciklanmis
    Fussilet 9-10 Ayetlerinde.
    Bundan sonra da o “yildizlara” dolu en yakin Gogun
    bina edilmis oldugu aciklanmis Fussilet 11-12 Ayetlerinde.
    Buna binaen Araplarin artik Allaha o Lat Uzza ve Menati es kosmamalari
    emrediliyor, ayetin sonunda. (Necm 20-27 & Enam 148)

    {2} O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir. [Bakara 29]

    Tum yeryuzunun ilk 4 Gunde (:4000 yilda) yaratilmasindan sonra,
    Bu “Yedi Gogun” son 2 Gunde (:2000 yilda) yaratildigi
    ve bu Yedi Gokten en alt ve yakin olaninin “yildizlarla” dolu olan
    birinci gok oldugu aciklanmis yine Fussilet 11-12 Ayetlerinde.

    O göğün gecesini karanlık yaptı, ışığını da çıkardı.
    Ardından yeri düzenleyip döşedi. Ondan suyunu ve merasını çıkardı. Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. Bunları sizin için ve hayvanlarınız için bir yarar kaynağı yaptı. [Naziat 27-28-29-30-31-32-33]

    Iste bu sizin o Gogunuz (ES SEMAU) olmalidir.
    Bu Ayete gore, once bu Gok ham olarak ortaya cikarilip sadece gecesi ve gunduzu yapiliyor,
    sonra yere gidilip 4 Gun (:4000 yilda)
    burasi suyu & daglari & merasiyla doseniyor (Fussilet 9-10)
    sonra bunun ardindan 2 Gunde (:2000 yilda) tum evren
    bu sefer Yedi Gok halinde hep birlikte tamamlaniyor. (Fussilet 11-12)

    Bilimsel acidan ne kadar “enteresan” degil mi, tum bu anlatilar?

    Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah’ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.[Enbiya 30-31-32-33]

    Burada da arada sirada gorulen yildiz kaymalari ve dusmeleri
    disinda (Vakia 75 & Hac 65)
    bu Araplarin gordugu o gogun temelde daima emniyetli kilindigina,

    oteki Dinci Araplarin ise Kuranin bu anlatisina ragmen hala
    kendi Allah dusuncelerine sarilip
    Kuranin tanittigi Allahi inkar ettiklerine
    deginiliyor. (Muminun 84-89 & Mulk 6-10)

    Sonra da Gunesin ve Ayin tek bir rotada (FIY FELEKIN)
    gokte ardarda akip gittikleri vurgulaniyor olmalidir,
    Araplarin her zaman ciplak gozle gokte seyrettikleri gibi.

    *Yukaridaki ayette gecen “her biri bir yorungede” ifadesi sadece Kuran Mealini hazirlayan kisinin “uyarlama” cabasi olmalidir. Kuranin orjinalinde
    boyle bir ifade yoktur.
    bu konuda da daha detayli bazi bilgiler var olmali 6 Gunde Yaratilis yorumlar bolumunde.

    O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.[Hakka 13-14-15-16-17]

    Bazi Ruhani Varliklarin her zaman Allahin bu Tahtini tasidiklari
    ve Allahin bunun uzerinde oturdugu (ESTEVA),
    bunun cevresinde de diger Meleklerin oldugu bildirilmis Yunus 3 & Mumin 7 & Haqqa 17 Ayetlerinde.

    Bu Tahtin temelde daima “suyun uzerinde” bulundugu da bildirilmis Hud 7 Ayetinde!

  27. Bigalıoğlu diyor ki:

    hocam ahenkle devir düşürdüğünüzü görüyorum.size çok yarayacak bir şey daha söyleyeyim.6 gün bizim bildiğimiz 6 gündür.1 günün 24 saat oldugu gün.6000 yıl değil.

    yani anlatılanların evrenle ilgisi olmadığı gibi 6000 yıl ile de ilgisi yoktur.

    insanlar elindeki metinleri neden oldugu gibi kabul etmek yerine yüzyıllar içinde elde ettikleri bilgi birikimini yorumlar içine katıyor,anlamak zor.

    neyse,kafamı bir toparlayayım,yazacam hepsini.

  28. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    evet bence de senin once bir kafani iyice toparlaman
    gerekiyor. iyice karistirdin herseyi.
    Sunlara dikkat edin lutfen, oncelikle,
    ki daha saglikli sekilde toparlanabilesiniz.

    =Allah katinda 1 Gun, mutlak ve degismez olarak
    daima 1000 yildir. (Hac 47)

    =Fussilet 9-12de anlatilan o yaratis hikayesini yapan
    bizzat Allah oldugu icin
    oradaki “gun” sayilari elbette sadece Allaha ait oldugu bildirilen bu 1000 yil uzerinden dusunulmelidir,
    insana veya baska birine ait “gun” olculerine gore degil.

    =Fussilet 9-12de anlatilan Dunyanin ve Yedi tabakali Gogun
    yaratilisi hikayesi
    elbette temelde Dunyanin ve tum Evrenin yaratilisini anlatan bir hikaye olmalidir.
    Cunki burada bu bahsedilen Yedi tabakadan
    en birinci ve altta olan tabaka “yildizlarla kapli Gok” olarak aniliyor. (Fussilet 12)
    Demek ki oteki 6 tabaka Gok bundan daha yukaridaki bolgeleri kastediyor olmalidir. Dolayisiyla burada bu anlatiyi sadece Dunyanin ve Atmosferin yaratilis hikayesi olarak algilamak IMKANSIZDIR!

    Dolayisiyla, burada Dunyanin ve Evrenin yaratilisini bu sekilde veren
    Kuranin bu anlatisi

    bilimsel acidan “devasa bir abzurtluktur!”
    basiyla, sonuyla, her yaniyla…..
    Bkz. Fussilet 9-12

    Aynen Adem ile Havvanin ve diger canlilarin yaratilisini su sekilde veren Kuranin bu anlatisinin da

    bilimel acidan “devasa bir abzurtluk” oldugu gibi.
    Bkz. Sad 71-76 ~ Nisa 1 ~ Nur 45 ~ Zumer 6

    Ve bunun disinda da
    Kuranda gunumuzun net bilimsel bulgulariyla “belirgin olarak celisen”
    daha bircok abzurtlukler mevcuttur.

    ……….

    =Kuranin bu hayli “enteresan” Alegorik Bilimini
    =Kuranin bu hayli “hasin” Arabi Seriatini

    bugunun cagdas bilimine ve tum insanlarina ve uluslarina
    aynen dayatmanin & empoze etmenin ne buyuk bir aldaticilik, haksizlik, zorbalik, oldugunu net olarak idrak etmis olarak!

  29. Bigalıoğlu diyor ki:

    =Allah katinda 1 Gun, mutlak ve degismez olarak
    daima 1000 yildir. (Hac 47)

    ALLAH KATI=1 gün.
    DÜNYA KATI=1000 yıl.

    size sorarım;Allah neden olan bir olayın süresini direk açıklamamışta,sizin 1000 yıl hesabı yapmanıza neden olmuş?

    sonra bu düzenleme Allah katında yapılmıyor ki.Her şeyi insan merkezli anlatan Tanrı,neden böyle bir olay için kendini merkeze alarak böyle dolaylı bir anlatım yapsın.Bu olay Dünya katında gerçekleşiyor.

    Tanrı katında 1 günün 1000 yıl olmasının Dünya’nın düzenlenmesi ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur.

    sizin ABZURT bir önyargınız var.bunun içinde Kuran size bol bol malzeme veriyor.Kendiniz dediniz;Kuran sizin için değil.İnananlar için.Olay böyle iken ısrarlı araştırmaların,ısrarlı ilgilerin altında insan ARD niyet aramadan edemiyor.

    yani siz ısrarla Kuran bilimsel değildir,hikaye kitabıdır tezinizi kabul ettirdiğinizde size madalya mı verecekler?

    kuşkularınızı tatmin etmek için buradasanız,ona lafım yok.çünkü herkes onun için burada.herkesini kafasında değişik soru işaretleri var.

    gelin beraber doğruyu bulalım.kafanızı gagtırıp gitmeyin.

  30. koray diyor ki:

    Bigalioglu,
    diyorsunuz ki:
    sonra bu düzenleme Allah katında yapılmıyor ki.
    Her şeyi insan merkezli anlatan Tanrı,
    neden böyle bir olay için kendini merkeze alarak
    böyle dolaylı bir anlatım yapsın.
    Bu olay Dünya katında gerçekleşiyor.

    Allah o Ayette “bizzat Kendisinin” dunyayi ve evreni yaratilisini anlatiyor,
    meleklerin dahi degil, bizzat Kendisinin!

    Ve bizzat kildi onun icinde daglar….
    Ve bizzat bereketlendirdi onun icinde….
    Sonra bizzat goge yoneldi….. (Fussilet 9-12)

    Dolayisiyla, elbette burada kullanilan tum o “Gun” (YEVM) ifadeleri
    ancak bizzat Onun “Gun” olcusu olacaktir, baska birinin degil.

    Bu da en acik, mutlak ve dolambacsiz sekilde
    1000 YIL olarak bildirilmis Kuranda. (Hac 47 & Fussilet 9-12)

    yine diyorsunuz ki:
    sizin ABZURT bir önyargınız var.
    bunun içinde Kuran size bol bol malzeme veriyor.
    Kendiniz dediniz; Kuran sizin için değil.
    İnananlar için.
    Olay böyle iken ısrarlı araştırmaların,ısrarlı ilgilerin altında
    insan ARD niyet aramadan edemiyor.

    Abzurt bir onyargisi olan kesinlikle siz olmalisiniz, en bastan beri,
    ve bu onyarginizda kisaca su olmalidir:

    =Kuran bilimsel icerikli bir teksttir.
    =Kuran seriati tum insanlara yoneliktir.

    Bu iki Abzurt onyarginiz da
    bizzat Kuran ayetleri delil olarak verilip net olarak “gecersiz kilininca,”
    olayi egip bukmeden oldugu gibi kabul edeceginize
    40 dereden 40 su getirerek,
    inanilmaz carpik –hicbir musluman din bilgininin dahi asla kabul etmedigi
    ve etmeyecegi cinsten– manipulasyonlar dahi yapmayi deneyerek Kuran uzerinde,
    bu Abzurt onyarginizi devam ettirmeye calisiyorsunuz, neden?

    Bu sizi bir yere goturmez…..
    Durust olun, lutfen, ve acikca kabul edin artik:

    =Kuranin icinde bilimsel acidan “Devasa Abzurtlukler” mevcuttur!
    =Kuranin icinde bugunku medeni uluslara hitap etmesi asla dusunulemeyecek hasin “Arap Kanunlari” mevcuttur!

    Bu konularda, daha detayli bazi bilgiler icin
    bkz. 6 Gunde Yaratilis, en altlara dogru bircok yorumlar….

    Bu cercevede (ancak kendi tarihsel mekani ve perspektifi icinde)
    degerlendirip inanin bu Kitaba,

    bunu bugunun medeni biliminin ve cagdas yasaminin
    uzerine aynen ve zoraki empoze edip buyuk bir aldaticilik, haksizlik, zorbalik
    YAPMIS OLMADAN, ne kendinize, ne de toplumunuza!

  31. Bigalıoğlu diyor ki:

    Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir. -Hac 47

    Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde ona yükselir.-Secde 5

    Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir. -Mearic 4

    YUKARIDAKİ AYETLER SİZE NE İFADE EDİYOR?
    burada arş ve zaman göreceli kavramlardır.
    arş bazı yerlerde su üzerini ifade eder,bazı yerlerde göğün bittiği yeri,bazı yerlerde de Allah’ın gerçek bulunduğu yeri.
    zamanda göreceli değil mi?bunu görebiliyorsunuz sanırım.
    Allah kendi katından inmiş ve dünyayı düzenlemiştir.bu fiziksel işlem 6 gün sürmüştür.sonra bu devamında yaşanılanların Allah’ın katına ulaşması bizim için 1000 gün sürerken Allah için 1 gün sürüyor.Meleklerin ve Ruhların hızları daha farklı.

    size bir şey daha sorayım.sizce bahsi geçen kıyamet 1 gün sürecek yoksa 1000 yıl mı?
    burada önemli bir şey yapıyoruz,belki farkında değilsiniz.siz abzurtluklarla uğraşırken gözden kaçırmış olabilirsiniz diye söyleyeyim dedim.

  32. koray diyor ki:

    Şüphesiz Rabbinin nezdinde 1 GUN,
    sizin saydığınız 1000 YIL gibidir. -Hac 47

    Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi 50.000 YIL
    olan bir günde yükselir. -Mearic 4

    Bunlardan ilki Allah icin verilen
    mutlak ve degismez GUN olcusu olmalidir = 1000 YIL

    Bunlardan ikincisi Melekleri ve Ruhu (:Cebrail)
    baglayan bir GUN olcusu olmalidir = 50.000 YIL
    Dikkat edilirse, bu ikincisi icinde Allah sahsen mevcut degildir,
    Melekler Ona yukseliyorlar sadece….

    Allah icin verilen GUN olcusu degismez ve mutlak olarak
    1000 YILDIR. (Hac 47)
    Allah icin bir Gunun 50.000 YIL veya baska bir deger olmasi dusunulemez;
    cunki Kuranda Allah icin verilen GUN olcusune 1000 YIL disinda bir deger
    hicbir yerde verilmemistir (Hac 47).

    Fussilet 9-12 Ayetlerinde ise,
    orada anlatilan tum yaratisi yapan
    bizzat Allah oldugu icin

    elbette oradaki GUN degerleri sadece 1000 YIL olarak hesap edilmelidir.

    Eger Fussilet 9-12 Ayetlerinde,
    orada anlatilan tum yaratisi yapan
    yalnizca Melekler olmus olsaydi

    oradaki GUN degerlerini 50.000 YIL olarak hesap etmek mumkun olabilirdi.

    Fakat bu durumda dahi,

    Dunyanin llk 4 GUNDE (=4X50.000 = 200.000 YILDA)
    Evrenin son 2 GUNDE (=2×50.000 = 100.000 YILDA)

    yaratildigi sonucuna varilirdi,
    ki bu da Bilimsel acidan yine “Devasa bir Abzurtluk” olmaktan kurtulamazdi!

    Ki bunu boyle hesap etmek bile
    en bastan imkansizdir zaten,
    cunki Fussilet 9-12 de anlatilan o yaratis hikayesini
    “bizzat Allahin kendisinin yaptigi”
    en acik ve tartismasiz sekilde verilmis orada. (Fussilet 9-12)

    Diyorsunuz ki:
    arş bazı yerlerde su üzerini ifade eder,
    bazı yerlerde göğün bittiği yeri,
    bazı yerlerde de Allah’ın gerçek bulunduğu yeri.

    Bunlar sizin husnu kuruntulariniz olmali.
    “Ars” Kuranda daima yalnizca “Allahin Tahtini” kasteder olmalidir.

    Allah daima bu Tahtin uzerinde oturmakta (esteva alelarsi),
    Bazi Melikler daima bu Tahti tasimakta (yehmilu arsuhu),
    Bu Taht temelde daima suyun uzerinde bulunmaktadir (kane arsuhu alel mai)!

    Yunus 3 ~ Haqqa 17 ~ Hud 7

    Bu konuyla ilgili Kurandaki bazi Bilimsel Abzurtlukler verilmis olmali yine
    6 Gunde Yaratilis, bir kisim yorumlarda….

    yine diyorsunuz ki:
    sizce bahsi geçen kıyamet 1 gün sürecek yoksa 1000 yıl mı?

    Eger bu olayi anlatan hikayede fail bizzat Allah ise = 1000 yil
    fail yalnizca Melekler ise = 50.000 yil

    Fakat ne farkeder? Sonucta Bilimsel Acidan her ikisi de “Devasa Abzurtlukler” sinifinda olacaktir!

    Nasil ki Kuranin
    Dunyanin ve Evrenin yaratilisini anlatan hikayesi “Devasa bir Abzurtlukse,”
    ve gercekte olaylar hic de boyle olmadiysa,

    Kiyamet senaryosunu anlatan hikayesi de –eger bir Tumden Cokus bilimsel olarak bir gun gerceklesse dahi– herhalde yine “Devasa bir Abzurtluk” olacak
    ve Bilimsel gercekleri asla ve hic yansitmayacak olmalidir!

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    hocam,ben pes ediyorum;sizi,devasa abzurtluklarınızla baş başa bırakıyorum.siz,”devasa abzurtluklar” değişmezinin dışına çıkamıyorsunuz.yani ne olursa olsun,sonunda “devasa abzurtluk” olsun.

    kolay gele.

  34. koray diyor ki:

    Kuranda verilen Arapca orjinal “gercek bilgiler” bunlar olmalidir,
    Bigalioglu,
    hic bukmeden, carpitmadan
    durustce ve netce bakildigi zaman.

    Elbette, bunlar bugunun bircok net bilimsel bulgulari karsisinda
    “Dev Gibi Abzurtluklerdir,” bunu kim gormez…?

    Ancak kendileri Kurana uymayi degil de,
    Kurani “kendilerine veya bugunku bilime” su veya bu sekilde
    her turlu Meal manipulasyonlariyla
    illaki ve zoraki uydurmaya calisanlar,

    cogunlukla dini-politik acendalari veya gecimlik elde etme gayeleri sebebiyle

    inananlara iyilik yapmiyorlar aslinda, sadece ALDANIYORLAR & ALDATIYORLAR!

    Bu yolla bircok inanan insanlari da (cogunlukla kasitli olarak, veya bazen de sizin gibi hic kasitli olmadan)
    gunumuzun medeni dunyasina, yasantisina, bilimine karsi alabildigince provoke etmis oluyorlar….

    Kisacasi, Kurandaki bu hasin “Arap Seriatinin” ve alegorik “Biliminin”
    birebir tasallutundan
    bunu bugunun tum medeni dunyasina karsi
    “illaki manipule ederek, zoraki dayatmaya calisma hastaligindan”
    kurtulabilmeli artik umarim/dilerim tum samimi insanlar,

    ozellikle yukarida
    (sadece ve ancak en ozet olarak) sunulabilen
    Kuranda yer alan bir kisim
    sosyal veya bilimsel acidan

    bugunku tum medeni uluslara ve normlara
    ve bilimsel standardlara nazaran
    “bariz gercekleri” (=Dev Gibi Uyumsuzluklari)
    net bir sekilde biraz gorebildikten sonra.

  35. Da Vinci diyor ki:

    fuatogl: Vaktim oldugunda cok önemli oldugunu dusundugum bir problem hakkinda ufak bir katkida bulunmak istiyorum listeye.
    Bir a-teist olarak da 9. argumanin tam olarak gecerli olmayan bir arguman oldugunu belirtmek istiyorum simdiden :)

    Sevgili Fuat, üzerinden 6 ay geçmiş. Hiç mi vakit bulamadın arada :))

  36. zeitgeist diyor ki:

    kuran ya da herhangi bir islami kaynakta bilimsel bir şey bulmak kabil değil. zaten kuranın tanrısı yer yer yemin ederek, kızarak, küfür ederek bir arap gibi yaşamış ve muhammet’in ölümünden sonra sessizliğe karışarak tarihin karanlık dehlizlerinde kaybolmuştur. 1400 yıl önceki islam ile günümüz türk insanının yaşadığı islam arasındaki devasa farklılıktır bu tanrının unutulmuşluğu. islamda yapılan ve hala yapılamk ta olan ufak reformlar ile islamı bilime, çağa ve mantığa uygun hale getirmeye çalışmalar büyük bir gümbürtüyle glecek olan aydınlığa karşı verilen son cılız savaştır. günümüz insanının caoğrafyasına ve miras aldıklarına bağlılığının yanında evrimsel sürecin işleyişinin insan özüne monte ettiğii huşu ve iman duygusu (ki ilk başta bu duygunun insan ırkını koruduğunu söyleyebilirdik ama şuan fena bir şekilde iman duygusu tehdit içeriyor) beklediğimiz aydınlığın gecikmesine nedendir. insanların kırmızı hapı seçmesini beklemekten başka çare yok gözüküyor.

  37. selcuk diyor ki:

    @zeitgeist
    “insanların kırmızı hapı seçmesini beklemekten başka çare yok gözüküyor.”

    insanlarin kirmizi hapi vefat etmektir. o andan sonra ya toprak olup curuyup gidiyorsunuz (ki boyle ise kaygi etmenize luzum yok) ya da dinlerin bildirdiklerinin dogru oldugunu goruyorsunuz (boyle ise gecmis olsun, geriye donup hata telafisi yok).

    hepimiz bir gun bu kirmizi hapi yutacagiz ve gorecegiz. umarim siz hakli cikarsiniz.
    ama bizi tekrar dunyaya gonderecek bir mavi hap yok haberiniz ola.

    tsk.

  38. fuatogl diyor ki:

    Sevgili Da Vinci,
    Yorumumu coktan unutmusum, senin sorunu da yeni gordum. Tez elden tekrar yaziyi okuyup cevap vermeye calisayim :)

  39. Da Vinci diyor ki:

    Biraz gecikmeli de olsa yorumunu merakla bekliyorum :)

  40. ömer bülbül diyor ki:

    ben de şöyle bir şey sallamak (pardon söylemek) istiyorum:
    eğer tanrı yoksa, olmayan tanrı peygamber seçmiş olamayacağından peygamber de yok demektir. eğer peygamber de yok ise kutsal kitaplar/mesela kuranı kerim/ tanrı kaynaklı olamaz. kuran veya incil, tanrı kaynaklı değilse, mecburen insan kaynaklıdır. kuranı insan üretti ise aklı- mantıği ile üretmiş olacağından, bugün hukuk kurallarının, sosyal düzenin,eğitim sisteminin kurana dayandırılması ile laikliğin elden gitmemesi lazım. çünkü laiklik: “tanrının işinin tanrıya, sezarın işinin sezara verilmesi”olarak tanımlanmaktadır. şimdi bakıyorum türkiye’de ateistlerin laikliğin yılmaz/korkmaz/ürkmez savunucuları olduğunu görmekteyim. bu ne acayip çelişkidir. bu ne tuhaf mantıkdışı bir durumdur…

  41. ömer bülbül diyor ki:

    yukardaki yazıya ek:
    tanrı yoksa laiklik saçma demektir. çünkü laiklik tanrının işleri ile insanın işlerini birbirinden ayıran(?) sistem demektir. laiklik saçma ise, laiklik üzerine kurulmuş olan türkiye cumhuriyeti devleti de saçma/ geçersiz, akıldışı demektir. yukarda tanrıyı irdeleyenlerin aynı soruları “devlet nedir? devlet var mıdır? devletin varlığını nasıl anlarız?” sorularını kendilerine sormak süreti ile kendilerini “ateist” olarak tanımladıkları gibi “alaik(laiklik tanımaz/ benim ürettiğim bir kavram) ve adevlet (devlet tanımayan/ bu da benim ürettiğim kavram) olduklarını ilan etmeleri gerekir.

  42. ömer bülbül diyor ki:

    ZEİTGEİST NİCKLİ ARKADAŞA MEKTUP
    “kuran ve islami kaynaklarda bilimsel bir şey bulmak kabil değil” demişsin. Önce şunu söyleyeyim: bilim insan kaynaklı, insan üretimi bir nesnedir. Kuranda bilimsel bir şey bulamadıysan, bu kuranın insan kaynaklı olmadığını; dolayısıyla tanrı kaynaklı olduğunu gösterir. Olmayan bir tanrı da/haşa/ kuran üretemez. “Kuranın tanrısının 1400 sene önce muhammetle birlikte öldüğünü ve artık/ günümüz türk dünyasında unutulduğunu”yazmışsın. Şunu söyleyeyim:” unutulanlar unutanları asla unutmaz!… bir taraftan 1400 sene önceki islamı reddediyorsun, diğer taraftan islamda yapılan/ yapıldığını söylediğin reformlara karşı çıkıyorsun. Bu tutarsızlıktır. İslamın 1400 sene öncesinde kaldığını söylüyorsun ve aydınlığı hala “bekliyorsun”. Ne zaman elde edeceğin de belli değil. Umarım bu “beklediğin aydınlığı” en kısa sürede yakalarsın, bizi de aydınlatırsın..

  43. Ahmet diyor ki:

    Bu Kuran yuce Allah tarafindan esasen “cift boyutlu” olarak indirilmistir;
    birinci boyutu (yani Edebi ve Mecazi yoresel boyutuyla) hz. Muhammed (a.s.) tarafindan
    kendi zamaninda Araplara,
    ikinci boyutu (yani Matematik ve Ilmi evrensel boyutuyla) torunu mehdi Muhammed tarafindan simdi (en basta Turk Milleti olmak uzere) tum Insanliga sunulacaktir, aynen hz. Muhammedin (a.s.) 1400 yil onceden acikca haber verip boylece mujdelemis oldugu gibi.

    Dolayisiyla, bu Kuranin simdi gercekten muhtesem ve essiz bir “Matematik Diliyle” tekrar ve Evrensel boyutuyla indirilip, boylece (tanri gercekten var midir, yoksa sadace bazi insanlarin eskiden beri kendi zihinlerinde hayal edip uydurduklari ve cahilane ve korukorune pesine takildiklari bos bir sanridan mi ibarettir? sorusuna samimi olarak cevap arayan) dunyadaki tum ateistlere, agnostiklere bu Evren kitabini ve Din kitabini birbirine paralel olarak “19” kodlu muhtesem ve essiz “Matematik ve Simetrik bir Lisanla” yaratmis tek bir gercek tanri (=ALLAH) oldugunu en guclu Matematik ve Bilimsel delillerle gostermekte olan bu “KURAN-HABER” mesajini mutlaka okumalarini yurekten ve samimi olarak tavsiye ederim en oncelikle,
    dunya ve ahiret mutlulugunu kazanmalari icin, asagidaki bu linkte:

    http://www.kutsi-19-hasat.com

Leave a Reply