BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Maddenin Oluşumu

Tanrı: Başarısız Hipotez başlıklı yazımda Victor J. Stenger’ın yazımla aynı adı taşıyan kitabından, tanrı hipotezine destek sağlayabilecek hipotetik (varsayımsal) gözlemleri aktarmıştım. Bu hipotetik gözlemlerin aslında Stenger’ın ifade ettiği gibi değil de tanrı hipotezine destek sağlayacak şekilde sonuçlandığını iddia edenler olabilir diye düşünerek bu konularda kitabın diğer bölümlerinde yer alan açıklamalara değinmeye karar verdim. Bugün hipotetik gözlemlerden bir numaralıyı ele alacağım. İlk olarak hipotetik gözlemi hatırlayalım:

1. Tamamen doğal süreçlerin evreni oluşturmak için yetersiz olduğu kanıtlanabilirdi. Mesela evrenin ölçülen kütle yoğunluğu, evrenin tam da sıfır enerji (bunun hiçliğin enerjisi olduğunu varsayıyoruz) konumundan başlaması için gerekli olan değerde çıkmayabilirdi. Bu, evrenin oluşması için enerji korunumunun ihlal edilmesinin yani bir mucizenin gerekli olduğu anlamına gelirdi.

Bunu okuyunca bazılarının aklı karışmış olabilir. “Büyük patlamadan (Big Bang) önce kütle ve enerji yoktu ama şimdi var. Yani kütle ve enerji korunumu yasası en azından bir kere ihlâl edilmiş olmalı.” diye düşünenler olmuştur. Bu yazıda Victor Stenger’ın bu konuyla ilgili açıklamalarını sizlere aktaracağım. Kitabın Cosmic Evidence başlıklı 4. bölümündeki Creating Matter başlıklı alt bölümün ilgili gördüğüm kısımlarını en anlaşılır şekilde aktarmaya çalışacağım. Geçen sefer yaptığım uyarıyı tekrar yapayım: Yapacağım şey tam bir çeviri değildir. Anlatılmak istenen şeyi en uygun Türkçeyle ve net ifadelerle anlatmaya çalışacağım. Bu arada başlamadan şunu da belirteyim. Yazıda geçen “mucize” kelimesi Richard Swinburne’ün The Existence of God kitabında tanımladığı şekilde yani fizik kanunlarındaki tekrarlanmayan askıya alınmalar olarak kullanılmıştır. Yani fizik kanunlarının tanımladığının aksine olan olaylar mucize olarak kabul edilmiştir:

Maddenin Oluşumu

20. yüzyılın başlarına kadar, evrenin oluşumu için bir veya daha fazla mucizenin gerekli olduğuna dair güçlü bulgular vardı. Şu anda evrende büyük miktarda madde bulunuyor ve madde, kütle diye tanımladığımız fiziksel büyüklükle karakterize ediliyor. 20. yüzyıldan önce maddenin ne yaratılabileceği ne de yok edilebileceğine sadece bir türden başka bir türe dönüştürülebileceğine inanlıyordu. Bu nedenle maddenin varlığı, yaratılış anında bir kereliğine maddenin korunumu yasasının ihlâlini gerektirdiği düşüncesiyle bir mucize olarak görülüyordu.

Fakat Albert Einstein, 1905’te yayımladığı özel görelilik teorisiyle maddenin enerjiden yaratılabileceğini ve enerjiye dönüşerek yok olabileceğini gösterdi. Bilimcilerin “Einstein’ın ünlü eşitliği” dedikleri E=mc², bir cismin kütlesi m ile eşdeğer durağan hal enerjisi E‘yi ilişkilendirir. Buradaki c ise evrensel bir sabit olan ışığın vakumdaki hızıdır. Bu eşitliğe göre durağan haldeki bir cisim enerji taşımaya devam eder.

Bir cisim hareket ettiğinde kinetik enerji denilen ek bir enerji taşır. Kimyasal ve nükleer etkileşimlerde kinetik enerji durağan hal enerjisine dönüştürülebilir ki bu kütle üretmeye eşdeğerdir. Aynı zamanda bunun tersi de gerçekleşir; kütle veya durağan hal enerjisi kinetik enerjiye dönüştürülebilir. Bu şekilde, kimyasal ve nükleer etkileşimler kinetik enerji oluşturabilir ve bu enerji daha sonra motorları çalıştırmakta veya birşeyleri havaya uçurmakta kullanılabilir.

Yani, evrende kütlenin varlığı hiçbir fizik kanununu ihlâl etmez. Kütle enerjiden gelebilir. Ama o zaman enerji nereden geldi? Aynı zamanda termodinamiğin birinci kanunu olarak da bilinen enerji korunumu kanuna göre enerjinin bir yerlerden gelmiş olması gerekir. Prensip olarak yaratılış hipotezi, 13.7 milyar yıl önce büyük patlamanın başlangıcında enerji korunumunun ihlâl edildiğine dair direkt gözlem veya teorik gereklilik ile doğrulanabilirdi.

Ama ne gözlemler ne de teori durumun böyle olduğunu işaret ediyor. Birinci kanun, kapalı bir sistemde toplamı sabit kalmak koşuluyla enerjinin bir türden diğerine dönüşebilmesine izin veriyor. Dikkat çekici bir şekilde, evrenin toplam enerjisinin sıfır olduğu görülmektedir. Ünlü kozmolog Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi‘nde dediği gibi, “Uzayda yaklaşık olarak tekdüze olan bir evren söz konusu olduğunda negatif kütle çekim enerjisi ve madde ile temsil edilen pozitif enerjinin birbirlerinin tam olarak götürdükleri gösterilebilir. Yani evrenin toplam enerjisi sıfırdır.” Daha belirli olmak gerekirse, ufak ölçüm hataları içinde, evrenin ortalama enerji yoğunluğu tam da (ufak bir kuantum belirsizliği içinde) sıfır enerji konumundan oluşan bir evrende olması gerekene eşittir.

Evrenin ilk saniyesinin çok ufak bir bölümünde üstel bir genişleme sürecinden geçtiğini söyleyen büyük patlama teorisinin modern bir uzantısı olan şişme teorisine göre pozitif ve negatif enerjiler arasında yakın bir denge olması gerektiği tahmin ediliyor, öngörülüyor. Şişme teorisi son zamanlarda, yanlış olduğunu gösterebilecek düzeyde zorlayıcı bazı gözlemsel testlere girdi. Şu ana kadar tüm testlerden başarıyla geçti.

Kısaca, madde ve enerjinin varlığı varsayılan yaratılış anında enerji korunumunun ihlâl edilmesini gerektirmemektedir. Aslında veriler, bu tip bir mucizenin olmadığı hipotezini kuvvetli şekilde desteklemektedir. Eğer bu tip bir mucizeyi, yaratıcı hipotezinin bir tahmini, ögörüsü olarak dikkate alacak olursak, o zaman bu öngörünün onaylanmadığını söyleyebiliriz.

Ayrıca bu örnek, bilimin Tanrı hakkında söyleyecek hiçbir şeyi olmadığını yönündeki savı çürütmeye de yaramaktadır. Ölçüm sonuçlarımıza göre evrenin kütle yoğunluğunun, sıfır enerji konumundan oluşan bir evreninkiyle tam olarak eşit değerde olmadığını varsayın. Bu durumda, evrenin oluşması için bir mucizenin yani enerji korunumu yasasının ihlâl edilmesinin gerekli olduğu sonucuna varmak için haklı, bilimsel nedenlerimiz olacaktı. Her ne kadar bu, herkesi tatmin edecek şekilde bir yaratıcının varlığını kanıtlayacak olmasa da mutlaka yaratıcının varlığı destekleyen kuvvetli bir işaret olacaktı. (Victor J. Stenger, God: The Failed Hypothesis, s. 115-117)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 18894, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

37 Comments

  1. sarımsak çayı diyor ki:

    teşekkürler makaleniz , çok aydınlatıcı bilgiler içeriyor

  2. levent diyor ki:

    benim anladigim ,eger dogru anladiysam:evren sifir hacim ve sifir yogunlukta olustu,ve su anki halide sifir hacim ve sifir yogunluk,cunku negatif enerji ve madde denen pozitif enerji birbirini sifirliyor,o zaman su an gordugumuz ve hissettigimiz hersey ,aynen ruyada oldugu gibi algi ve goruntulerden mi mutesekkil,bunumu anlamamiz lazim stephan hawking in yazisindan (Ünlü kozmolog Stephen Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi‘nde dediği gibi, “Uzayda yaklaşık olarak tekdüze olan bir evren söz konusu olduğunda negatif kütle çekim enerjisi ve madde ile temsil edilen pozitif enerjinin birbirlerinin tam olarak götürdükleri gösterilebilir. Yani evrenin toplam enerjisi sıfırdır.” Daha belirli olmak gerekirse, ufak ölçüm hataları içinde, evrenin ortalama enerji yoğunluğu tam da (ufak bir kuantum belirsizliği içinde) sıfır enerji konumundan oluşan bir evrende olması gerekene eşittir.)

  3. WerderBremen diyor ki:

    Sıfır enerji nedir?
    Negatif enerji nedir?

    Enerji:İş yapabilme yeteneğine sahip erke…
    Negatif enerji:İş yapabilme yeteneğine sahip olmayan erke mi?
    Görülen o ki enerji, negatif enerji olmazsa iş (evren) yapamıyor..
    Teorik Fizik Ying-Yung a dönmüş gibi duruyor..

    Neyse çok uzatmayayım..
    Konuda/yazıdaki ki ifadelerin konuyla amatör düzeyde ilgilenen vasat okuyucular için bile kapalı olduğunu düşünüyorum.

  4. Ahmet Yener diyor ki:

    Madde zihinde oluşan bir algıdır:

    Yüksekten akan heybetli bir şelale, uçsuz bucaksız deniz, olanca güzelliği ile ihtişamlı dağlar Allah’ın eşsiz birer eseridir. Yıldızlar, bulutlar, kuşlar, balıklar Allah’ın mucizesidir. Çoğu insan, yazın gürleşip yeniden yetişen, çoğalan, canlanan yemyeşil bir ormanın Allah’ın muhteşem ve süslü bir eseri olduğundan şüphede değildir.

    Fakat insanların bir kısmı gökdelenler, uçaklar, laboratuvarlar, bilgisayarlar için farklı düşünürler. Bunları yapıp inşa eden insanların var olması onları yanıltır. Teknolojiyi, medeniyeti, bilimsel ve teknik gelişmeleri (Haşa) Allah’tan bağımsız zanneder, bunların var olmasına vesile olan insanların Allah’ın yarattığı varlıklar olduğunu unuturlar. Yağmur için bulutları sebep kılan, ışık için Güneş’i vesile eden Allah’ın, teknoloji ve medeniyet için de insanı sebep kıldığını pek düşünmezler. İnsanın (Haşa) Allah’tan bağımsız bir gücü olduğu yanılgısına düşer ve interneti insanın keşfettiğini, uçakları insanın uçurduğunu, bir çay kaşığının veya tükenmez kalemin insanın icadı olduğunu, uzay mekiklerini insanların inşa ettiğini, uçakları havada tutan gücü insanların keşfettiğini sanırlar. Plazma TV’lerin, CD çalarların, halıların, abajurların, arabaların, üstün teknoloji ürünlerinin insanların müstakil aklı ve yeteneği sonucunda ortaya çıktığını düşünürler.

    Büyük bir yanılgıya düşerek, bunları Allah’ın sanatı olarak değerlendirmez, Allah’ın rahmetinden yaratmış olduğunu anlayamazlar.

    Oysa bunların tümü, tıpkı denizler, ağaçlar, çiçekler, meyveler, Güneş, uçsuz bucaksız dağlar gibi Allah’ın eserleridir. Allah, rahmeti ile insanı tüm bunlara sebep kılmıştır. Allah, insana bunun için akıl ve yetenek bahşetmiştir. Bütün bunları anlayıp keşfetmesini Rabbimiz ona ilham etmiştir. Kuşkusuz ki Allah, bunların tümünü sebepsiz yaratmaya kadirdir.

    Ve aslında gördüğümüz her şey, Allah’ın üstün bir sanatı olarak, “BIZE ÖZEL” VE “SEBEPLERDEN BAĞIMSIZ” OLARAK YARATILMAKTADIR.

    İşte bunu anlayabilmek için gördüğümüz, dokunduğumuz maddenin bizim beynimizde yaratılan bir görüntü olduğunu, bunun bizim için an an ve özel olarak yaratıldığını ve dışarıdaki aslına asla ulaşamayız.

  5. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Madde zihinde oluşan bir algıdır”

    hayır efendim;madde,enerjinin dönüşmüş halidir.senin bilincinin,hayatı alğılayabildiğin kadar olduğu doğrudur.sağır olsaydın farkı alğılardın.kör olsaydın farklı.ğözlerin siyah beyaz ğörseydi farklı alğılardın.

    ğözlerin siyah-beyaz ğörseydi.her şeyin siyah’ın e beyaz’ın farklı tonlarından oluştuğunu düşünürdün.burada renkli dünyanın veya maddenin bir suçu yok.suç veya eksiklik sende.senin o kadar alğılanmana izin verilmiş.yada donanımın ona uyğun imal edilmiş.

    madde zihinde oluşan bir alğı felan değildir.o sensin.çünkü madde dediğin sen öldüğünde de yerinde duracak.ama sen hayal olacaksın.çuf çuf yani.bir an Tanrı’nın olmadığını düşünelim.O zaman ne yapacaksın?sen toprak olacaksın,maddeye dönüşeceksin.nerede senin alğıların.kime dert yanacan,ağlıyacan.ya huriler yoksa?düşünüyoruz ya canım.Allah akıl fikir vermiş.ne yapacaksın?çok zor bir durum bence.

  6. Ahmet Yener diyor ki:

    Sayın Bigalıoğlu sakin olun heyecanlanacak bir durum yok.))
    Maddenin gerçeğine asla ulaşamayacağımız sadece beynimizin içinde yaşadığımız teknik bir gerçektir. Şöyle ki:
    Göze çarpan foton, gözden beyne giden ise elektrik sinyalidir. Elektrik sinyali gözden yola çıkarak beynin görme merkezi denilen mercimek büyüklüğündeki bir alana ulaşır. Ve mercimek büyüklüğündeki bu alanda bir görüntü oluşur. Burada oluşan görüntüyü de izleyen BİR GÖZ VARDIR. İŞTE ASIL MÜKEMMEL OLAN “O” GÖZDÜR. O göz, kendisine gelen elektriği görür. Hem de mükemmel bir derinlik algısıyla, capcanlı, hareketli üç boyutlu, rengarenk ve kusursuz olarak. Oysa orası kapkaranlıktır. Elektrik sinyalinin ilerlediği yer de, beynin görme merkezi de, beynin içi de zifiri karanlıktır. Ama oradaki göz, en yüksek teknolojiyle üretilmiş hiçbir televizyonun göremediği bir netlik ve mükemmellikte, billur gibi canlı bir görüntü görür. Ve bu gördüğü görüntüleri yorumlayarak hisseder, üzülür, sevinir, sever, beğenir, analiz yapar, hatırlar, sonuç çıkarır. Acaba evrimciler bu gözün açıklamasını nasıl yapacaktır?
    Darwinistlerin bunun açıklamasını yapabilmesi imkansızdır.
    Çünkü dışarıdaki hareketli, renkli ve üç boyutlu dünyayı beynimizde izleyen, tüm bunları gören göz RUHUMUZDUR.
    Bu durum sadece elektrik sinyallerini değerlendiren beynimizde tüm diğer duyularımız için geçerlidir. Ses dalgaları elktrik sinyallerine onlarda işitme merkezinde seslere, müziğe dönüşür.
    Bunuda algılayan ruhumuzdur dokunmayıda, tat ve kokuyu da.
    Bunun aksini limse inkar edemez çünkü bunlar bilimsel teknik gerçekler. Yalnız şöyle bir sonuç kaçınılaz olarak ortaya çıkıyor. Herkes hayatı boyunca sadece beyninin içindeki küçücük bir yerde yaşar ve asla beyninin dışına öıkıp dışarda ne var diye bakamaz. Dolayısıyla dışarda madde var diye iddia etmek boştur. Elektrik sinyallerinin oluşması için dışada madde olmasıl lazım iddiası ise tamamen dayanaksızdır.
    Çünkü rengarenk 3 boyutlu rüyalarımızda, görürüz, sesler işitiriz, elimizle dokunuruz, arabamızı sürerken rüzgar ıhisseder güneşte yanarız. Koşarız bazen hiç tanımadığımız bilmediğimiz insanlarla konuşuruz. Ancak sabah uyandığımızda ne gördüğümüz ne elimizle tuttuğumuz şeyler, ne bulunduğumuz ortamlar ne de konuştuğumuz insanların hiçbiri yoktur.
    Örneğin birisi size rüyanızda madde dışarda gerçekte var mı derse evet görüyorum, elimle tutuyorum o halde var diyebilirsiniz. Ancak gerçekte gece boyuca gördüklerimizi hiçbiri yoktur.
    Bu gerçek bize bizim zihnimizdeki algıların dışarda bir karşıığı olması lazım fikrini temelden ortadan kaldırır. Algılarımız vardır. Bu algılarımız yaratan ve Ruhumuza seyrettiren işte Allah’tır.
    Bu teknik bir gerçektir.

  7. Bigalıoğlu diyor ki:

    Ahmet bey,ceryan cızırtılarıyla karanlık kafamızın içinde ğören ğöz ruhumuz ise,o zaman insan duşındaki diğer bütün canlılarında birer ruhu olmalı.Oysaki ben insan dışındaki diğer canlıların bir ruhu olmadığını,öldüklerinde toprak olacaklarını sanıyordum.

    bir yılanın,bir öküzün,bir balığın,bir su ayğırının,bir dinozorun,bir sivrisineğin,bir yenğeçin ruhu olduğuna emin misiniz efem.çünkü bu canlılarda da ğöz vardır.onlarında beyinlerinin içi karanlık,o zaman onlarında beyinlerinin ğören bir ğöz var.

    en çok merak ettiğim,sivrisineğin veya balığın rüyasında ne ğördüğü.mesela balık,balık cennetine ğittiğinde,yanında balık huri ister mi,yoksa onların başka zaafları mı var?

    neymiş efem,ğöz var,ceryan var,karanlık ğöz var,ruh var,cennet var,HEYOOO…!!!

  8. Ahmet Yener diyor ki:

    Allah Kuranda insana kendi ruhundan üfürdüğünü bildiriyor. Dolayısıyla sadece insan ruhu olan düşünebilen, analiz yapan, konuşan medenyetler kuran bir varlık.Karmaşık bir konu yok.

  9. amatör filozof diyor ki:

    Bigalıoğlu diyor ki:
    “Ahmet bey,ceryan cızırtılarıyla karanlık kafamızın içinde ğören ğöz ruhumuz ise,o zaman insan duşındaki diğer bütün canlılarında birer ruhu olmalı.Oysaki ben insan dışındaki diğer canlıların bir ruhu olmadığını,öldüklerinde toprak olacaklarını sanıyordum.
    bir yılanın,bir öküzün,bir balığın,bir su ayğırının,bir dinozorun,bir sivrisineğin,bir yenğeçin ruhu olduğuna emin misiniz efem.çünkü bu canlılarda da ğöz vardır.onlarında beyinlerinin içi karanlık,o zaman onlarında beyinlerinin ğören bir ğöz var.”

    Çok ilginç bir noktaya değinip çok güzel mantık yürütmüşsün.
    Tebrik ediyorum.

  10. selcuk diyor ki:

    Sn. @bigalioglu
    “ceryan cızırtılarıyla karanlık kafamızın içinde ğören ğöz ruhumuz ise,o zaman insan duşındaki diğer bütün canlılarında birer ruhu olmalı.Oysaki ben insan dışındaki diğer canlıların bir ruhu olmadığını,öldüklerinde toprak olacaklarını sanıyordum”

    elbette o canlilarin da ruhlari var, ancak insanlar gibi ozgur irade, akil, mantikli dusunebilme, anlayabilme vb. yeteneklere sahip olmadiklarindan yaptiklarindan dolayi bir sorumluluklari yok. bir filmdeki figuranlar gibi. bence bu onlara cok guzel bir oduldur. sorumluluk ihtiyaclarinin olmamasi, bundan muaf tutulmalari.

    sempanzelerin kendi aralarinda tartistiklarini dusunebiliyor musunuz?

    -Charlie, lan oglum gunde 5 vakitmis,
    -lan oglum kilmasak olmaz mi?
    -bizim ibadetimize ne ihtiyaci varmis kilmayalim bosver.

    saka bir yana. buyuk bas olmak yani akil sahibi olmak buyuk sorumluluk getiriyor. dusunmek tartmak lazim.

  11. barış diyor ki:

    <<<Yani, evrende kütlenin varlığı hiçbir fizik kanununu ihlâl etmez. Kütle enerjiden gelebilir. Ama o zaman enerji nereden geldi? Aynı zamanda termodinamiğin birinci kanunu olarak da bilinen enerji korunumu kanuna göre enerjinin bir yerlerden gelmiş olması gerekir. Prensip olarak yaratılış hipotezi, 13.7 milyar yıl önce büyük patlamanın başlangıcında enerji korunumunun ihlâl edildiğine dair direkt gözlem veya teorik gereklilik ile doğrulanabilirdi.<<<

    Enerjinin nerden geldiği sorusu bu paragrafta es geçilmiş..Çünkü bu soruya verilecek cevap fizik yasalarına göre sonsuz enerji akışının mümkün olmadığıdır..Max Planck kara cisim radyasyonunda enerjinin kesik kesik veya değişerek sıçradığını göstermiştir..

    Ayrıca evrenin toplam enerjisinin 0 olması durumu neden ateist felsefenin argümanı gibi gösterilmeye çalışılıyor anlamış değilim..Belirsizlik ilkesine göre haraket eden bir muhasebeci kafasına göre sürekli harcama yapıyor ve ne kadar harcama yaparsa yapsın gelir gider dengesi asla bozulmuyor..:)

  12. ibrahim diyor ki:

    Sn Ahmet YENER

    Bir merkete alışverişe gittiniz ve aldığınız ürünlerin barkotlarına görevli kişi bir ışık tutarak okuttu. Aslında olan olay özetle şu: Aldığınız ürünün barkotundaki boyalı yerlerin üzerine ışık gönderildi ve geri dönen fotonlar bilgisayarda çeşitli rakamların çıkmasına neden oldu. Yani bu fotonlar bilgisayarın işlemcisinden geçti sonra hafızada bir elektriksel olaya neden oldu. Olaydan kastımız nedir: ekrana bazı hafrlerin yansıması vs. İşte gözün görmesi de aynen böyledir. Gördüğünüz görüntüler beynin ilgili bölümlerinde bir reaksiyona yani bazı biyokimyasalların yada impulsların oluşmasına neden olur. Bunda mucizevi bir şey aramak anlamsızdır. Elinize iğne batınca elinizi çekmeniz ile gözünüze bir görüntü gelmesi ile bulunduğunuz yerden kaçmanız temelde aynı şeydir. Eğer buna benzer şeylerle Tanrıyı açıklamaya çalışırsanız bir süre sonra Tanrı diye ifade ettiğiniz şeyin bir sistemin çalışması sonucuna varırsınız ki bu hiç bir ilahi kaynakta geçmez.

  13. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Aldığınız ürünün barkotundaki boyalı yerlerin üzerine ışık gönderildi ve geri dönen fotonlar bilgisayarda çeşitli rakamların çıkmasına neden oldu. Yani bu fotonlar bilgisayarın işlemcisinden geçti sonra hafızada bir elektriksel olaya neden oldu. Olaydan kastımız nedir: ekrana bazı hafrlerin yansıması vs. İşte gözün görmesi de aynen böyledir.”

    zaten bizim bilgisayarlarda mekanik evrimsel sürecin bir sonucudur.bunun insan ürünü bir şey olduğunu iddia etmek saçmalıktır.

  14. ibrahim diyor ki:

    Sayın Bigalioğlu ;

    Verdiğim örneği tam açıklayamamış olabilirim: şöyle söyleyeyim “tuz suya karışırsa iyonlarına ayrışır. İyonlarına ayrışmasına neden olan bir takım enerjiler vardır. Burda madem tuz suyun içinde dağılıyor o halde tuzu suyun içinde bir dağıtan var demek doğru omaz. Deseniz bile dağıtan sorusunun cevabı “enerji” olur, ve hiç bir kutsal kitap Allahı bir enerji olarak anlatmaz.”

    Yada şöyle bir örnek daha vereyim. “canlı kalıntıları zaman içerisinde kömürleşmiştir. Kömür hayatımız için o kadar kıymetlidir ve fiziksel yapısı itibariyle birazcık değişik olsa elmas olur ki o da çok farklı özellikleri olan bir maddedir. Her ikisinin de mükemmel yapıda birer madde olduğunu söylememek imkansızdır. Kömürün bu kadar mükemmel olması onun toprak altında geçirdiği bir takım reaksiyonlar neticesinde şimdiki yapısına gelmediğini mutlaka ona ilahi bir elin dokunduğunu göstermez. Bilgisayar bir cihazdır ama organik yapılar aynı kömür gibi bir değişim seyri gösterir, bu değişimleri gösterebildiği binlerce kez her gün vücudumuzda bile görülebilir. ”

    Bir elmayı açık bir alana bırakın bir süre sonra elmanın organik yapısı bozulur değişik bir yapı kazanır. Şimdi bu elma madem bozuldu o halde onu biz bozan var. Evet var o da çeşitli mikro organizmalar. İşte bunu böyle devam ettirip götürürseniz aslında inançlı kesimin de cevap veremediği (hoş kendilerini vermiş gibi kabul ediyorlar) bir yere gidersiniz. En sonunda çaresiz kaldığı için bir inanca tabi olduğunu sonucu çıkar. Yanlışsam düzeltin lütfen.

    Açıkçası “bir iğne bile kandiliğinden meydana gelemiyor o halde bu koca kainat nasıl kendiliğinden olur” ifadesinin ikna edici olmadığını inançlı kesimin kabul etmesi gerekir artık diye düşünüyorum. Yani önemli islam bilginleri de medeni bir insanın ancak ikna olabilirse iman edebileceğini söylüyor. Bu konuda fanatik davranmak hele de bilimsel olayları işine geldiği gibi yorumlamak inanmıyor olmanın ispatıdır. Şöyleki ; bir insan Tanrıyı anlatmak için doğa üstü bir gücün etkisini arayıp duruyorsa “adetullahın” ne olduğu konusunda iyi bir araştırma yapması gerekir. Zaten normal olan evrene bakınca Tanrının varlığına inanamadığı için bir olağandışı arayışı içindedir. Aslında evrende olağan dışı bir şey yoktur. Sadece kanunları henüz açıklanmamaş durumlar vardır.

    Bir dönem bana “aslında ayın ikiye ayrılıp birleştiğini NASA da biliyor ama tüm dünya müslüman olur diye bunu gizliyorlar” diyen arkadaşlarım vardı. Ya arkadaş madem böyle fevkalade bir şekilde her şey ortada bu NASA daki insanlar neden bunu gizlesin bundan ne faydaları olur ki? Onlara Tanrının verebileceğinden daha fazlasını kim verebilir ki? Bir Tanrı varsa onun izlerini insanlığa anlatmak heralde pek hoşuna gidecektir deyince daha da garip açıklamalar gelmeye başlamıştı.

    Saygısızlık ettiysem yada kusura bakmayın, birazda bu sitedeki çeşitli makalelere ait tartışma bölümlerini inceledikten sonra bunları söylemenin faydalı olacağını düşündüm. Neticede hepimiz aynı şeyi arıyoruz, “gerçeği”.

    “zaten bizim bilgisayarlarda mekanik evrimsel sürecin bir sonucudur.bunun insan ürünü bir şey olduğunu iddia etmek saçmalıktır” ifadenizde hafif alaycı bir üslup görüm gerçi yanılıyor da olabilirim ama şunu söyleyim: Tanrıya henüz inanamamış bir insanın aklı ile alay etmeniz doğru bir şey olmaz. Bunu peygamberiniz yapmamıştır. Eğer siz bunu yaparsanız onun sünnetine uymamış olursunuz bu da bildiğim kadarıyla “müthiş zekanızın” altından kalkabileceği bir yük değildir.

    Sağlıklı, mutlu günler diliyorum.

  15. Bigalıoğlu diyor ki:

    sevgili ibrahim,
    doğadaki hiçbir şey yok olmaz.sadece dönüşür.yukarıda vermiş olduğun elma,elmas,kömür vs örnekler bununla ilgilidir.ancak, bu dönüşümlerin bazıları doğa kanunları neticesinde olur, bazıları bir program çerçevesinde.doğa kanunları neticesinde yaşanan dönüşümleri mantık çerçevesinde anlayabiliriz.ancak tıpkı pc örneğinde olduğu gibi insanın varoluşunu ancak belli bir programla açıklayabiliyoruz.bir fasulye tohumu bile büyüyebilmek için içerisindeki dna programını çalıştırır.toprakla ve suyla beslenir.toprak ve su programın çalışabilmesi için hem kaynak hemde veri niteliğindedir.

    bilimsel olarak elde edilen veriler,kurulu programlar,bizlerin bu yapının ve sistemin doğal yollarla oluşamayacak kadar akıl ve mantık içerdiğini gösteriyor.aksini kanıtlayan bilgide henüz ortaya çıkmadı maalesef.insan dna’sı,bir hücrenin yapısı.bir ceninin,bebeğin oluşumunun belgeselini seyrettim bugün.kardeşim abi bu resmen mucize dedi bana.sende seyret.bütün o organlar,sırasıyla nasıl oluşuyor.ve düşün bu komplex yapı doğal olarak nasıl oluşmuş olabilir diye.

    bilim bir gün bunu açıklayabilirse bende ateist olabilirim.gerçeği aryorsan bu koskoca evrende bir toz zerresi kadar yer kaplayan dünyamızda bu kadar çok canlı ve bitki türü çeşitliliğinin bu kadar çok akıl ve mantık mekanizmasının nasıl varolabileceğini düşünmeni tavsiye ederim.dünyamız ya çok saçma,ya bir mucize bu evrende.dünyamız bu evrenin bir parçası olamayacak kadar şaşırtıcı.ve bütün bunların bir açıklaması yok.

  16. ibrahim diyor ki:

    Sn. Bigalioğlu

    Bir olayın aslı yada bir maddenin aslı elinizde dururken örneklerle hareket etmeye lüzum olmaz diye düşünüyorum. Yeryüzünde neden bu kadar çeşitli canlı var? sorunuza istinaden; Şimdi DNA yı insanlara bir harf dizisi olarak anlatılıyoruz, birazda konuyu daha iyi anlayabilmeleri içindir bu. Fakat aslında DNA nın bildiğimiz A, T, C, G harfleri ile ilgisi yoktur. Bunlar birer semboldür. DNA’yı oluşturan Azottlu organik bazlardır. Bu bazlarda atomlardan müteşekkil. Bu bazların kendi aralarında çeşitli bağlar meydana gelmiştir. Bu sayede de birarada duruyorlar. Aynı atomlar atmosferde yada toprakta vs her yerde var. Yani önce DNA yı harflere benzetip sonrada “bir kitaptaki harfleri rasgele değiştirerek yeni anlamlı bir kitap oluşturamazsınız” ifadesi burda geçerli olamaz. Bakın genetik bilim geliştikçe çeşitli türler ortaya çıkarmak o kadar kolay hale gelecek ki herkes şaşıracak. Bu dönüşümün bu kadar kolay olabileceğini gördüğünüz zaman insanlara ne anlatacaksınız? Eğer türlerin birbirine dönüşmemiş olduğunu göstererek Tanrının varlığını göstermeye çalışmaya devam ederseniz bir genetik bilimci olarak söylüyorum yakında sizi çok daha zor günler bekliyor demektir.

    Bir dini kitapta okumuştum yazarı Said Nursi diye bir din adamı. Türkiyede de çokça sevenleri var. Kitaplarını çok yüce kabul ediyorlar, orda diyor ki: “bir taneyi yaratma ile koca kainatı yaratma arasında fark yoktur. Bir taneyi yaratan koca bir kainatı yaratabilir.” Bu bilgiye diğer inançlı kesimlerden de bir itiraz olduğunu söyleyemem. Yani genel olarak tüm inançlı kesin yaratmanın Allahın sıfatı olduğu için taneyi de kainatıda kolaylıkla yaratabileceğini kabul ediyor. Neticede “yaratma” fiilini icra edebiliyorsa bir taneyi de bir koca kainatı da meydana getirebilir. Şimdi aynı bilgiyi Darwinistlerin tezinde uygulayalım: DNA içeriği değişerek yaşayabilen yeni canlılar meydana getirebiliyorsa bunu küçük bir değişim olması ile parça parça olup toplamda büyük bir değişim olmasının mümkün olduğu görülebilir. Burda aslolan değişebilme yetisinin olup olmamasıdır. Bu gün DNA nın sürekli bir değişim içinde olduğunu en azından bakteri aleminde “rahatlıkla” görebiliyoruz. Sürekli “kendini yenileyen virüsler” var. Bunların DNA ları sürekli bir değişim içerisinde. Kullandığımız ilaçlar bile bunların yapısını değiştiriyor. İnsanlarda da DNA değişmeleri sonucunda yaşamını devam ettirebilenler vardır. Down Sendromu gibi akdeniz anemisi gibi pek çok genetik “hastalık” ile canlıların yaşamını devam ettirebildiğini görüyoruz. Bizim “hasta” olarak gördüğümüz bu insanların yaşamını devam ettirebilmesi bir değişime açık olduğumuzu net bir şekilde ifade edior. Mesela daha iyi koku alabilen köpek türleri, develer gibi vücudunda yağ aracılığı ile su tutabilen fare türleri, örümcek ağı gibi kaliteli pamuk üretebilen bitkiler vs vs hükumetler izin verdiği ölçüde çoğalacak. İnsanlarla ilgili çalışmalar yapılmasını da kilise engellemediği sürece aynı şekilde göreceğiz. Bir kadının diğer bir kadını döllediğini, yarasa gibi düşük frekansları duyabilen insanları vs göreceğiz.
    Anlatmaya çalıştığım şey aslında şu: “türlerin birbirine dönüşebilmesi/dönüşememesi” yada mevcut “dini bilgiler” aslında Tanrının varlığını yada yokluğunu açıklayamıyor. İnsanlar çaresiz kalıp Tanrı var diyor, yada bütün kainattaki her bir atomun şu anda ne ile meşgul olduğunu bilen bir üstün varlık olamaz diyor, yada bir insan “ayı önce ikiye ayırıp sonra birleştirmiş olamaz” yada “Tanrı neden bir insandan çocuk yapsın ki” yada “kabenin ortasında 5 yıldızlı otelin ne işi var” yada “hacca gitmek için sırasını torpille öne aldırıyor” demekki aslında inanan bir insan da yok, menfaatleri için böyle konuşmaları gerekiyor deyip ateist oluyor.

    Ben kimseyi haksız görmüyorum, insan sayın Bigalioğlu öyle bir canlı ki işine geldi mi ateist olur işine geldi mi en hakiki hoca. Hepside torpil yapar, sırada öne geçer. Sonrada utanmadan gelip benim gibi forumlarda Allah vardı yoktu onu tartışır. Ben anlamıyorum. Bir uzman biyoloğum. Alanım da genetik. Yaptığım çalışmalar ve elimdeki biyoloji bilgileri sanki evrimin var olması daha yüksek ihtimal geliyor.

    İnançlı kesimin çoğunluğu inançsız insanlar tarafından üretilen bilgileri alıp oturduğu yerden herkesin söyleyebileceği birer cümle söyleyerek “ben evrimi çürüttüm” demesi kabul edilebilir bir şey değil. Bakın TV programlarına çıkıyorlar hepsi felaket zengin olmuş peygamberin sünnetindeki yaşamdan bihaber o kadar “bilimci müslüman” tipler türemişti, hayretle izliyorum. Açıkçası ben o adamların yanında olmaktansa bişey bilmesede var olduğuna inandığı Allahının izinde yürüdüğünü düşünen ninemin/dedemin yanında olmayı tercih ederim. Olsun varsın bişeyde bilmemiş olayım.

    Düşün ki 30 küsür yıldır hep sana anlatmışlar bak şu dağın arkasında bir güzel yer var zamanı gelince oraya gideceğiz demişler. Sende inanmışsın. Sonra bi gün dağın arkasına bir gidiyorsun ki hiç bi şey yok. Meğer hepsi bir yalanmış. Bunu oturup düşünmeni isterim. Zor bir durum. Yani sanmayın ki bir ateist Tanrının olmamasını istiyor. Herkes ebediyeti, Tanrının varlığını ister. Kusura bakmayın böyle özel şeyler yazmış oldum biraz, bu forumda yazmamam gerekiyor belki bunları vaktinizi ziyan ettiysem özür dilerim. İyi günler.

  17. em'rull-ah diyor ki:

    Allah(yüce yaratıcı güç) istemesse insan kendini besleyemez. tüm insanların içinte Allah vardır ve ona insanlar arasında vizdan,merhamet diyoruz. tarif edemediğiniz bazı duygulara girersiniz ruhunuza uzandığınız anlardır . çünkü her insanın ruhu temizdir ruh bedenden bağımsızdır. aynada gördüğün tende arama kendini gözlerin senin aynandır .

  18. Exhorder diyor ki:

    emperyalist bilim, yani ABD nin başını çektiği bilim kuruluşları dönemin sovyet materyalizmine karşı propaganda yapmak amacıyla dini kullanmak istedi. bu nedenle kutsal kitapta anlatılan yaratılış hikayesine uygun bir evrenoluş modeli ortaya konuldu. sonra elde edilen gözlemler bu modele göre yorumlanmaya çalışıldı, gücünü emperyalist sömürüden alan emperyalist bilim kuruluşlarının otoriteside kullanılarak, emperyalist bilim dergileri ile kamuoyu oluşturularak büyük patlama öne sürüldü. sovyetler birliği ve sosyalist blok dağılınca, artık burjuva materyalizmini tesis etme gereği duyan ve din afyonuna gereksinim kalmadığını anlayan emperyalistler, sicim kuramı diye bir zımbırtı ürettiler. büyük patlamanında tanrıya gereksinim bırakmadığını öne süren kuramsal modeller ortaya attılar.
    ideolojiyi bilimi dini belirleyen iktisadi alt yapıdır, sömürücü sınıflar hakimiyetlerini devam ettirebilme adına bilimide ideolojilerine alet edeceklerdir. çünkü bilimde bir üst yapı öğesidir. deneye ya da gözleme dayanması pekte önemli değil. engels’in burjuva bilimini diyalektiğin terimleri ile yeniden ele aldığı “tabiatın diyalektiği” kitabıda zaten burjuva biliminin çürük metodunu gözler önüne sermektedir. aynı şekilde bu kitabın dışında lenin “materyalizm ve empriokritisizm” adlı eserinde de burjuva materyalizmi ve onun bilimci görüşlerinin çürüklüğü sergilenmiştir.

    evren sonsuz, uzay-zaman hiç yaratılmadı-kendiliğinden oluşmadı. içindeki madde ve enerjide sonsuz ve sınırsız sıcaklıkta. bu sonsuz döngü ezelden beri devam ediyor. ayrıca sicim teorisinin öne sürdüğü gibi evren dörtten fazla boyuttan felanda oluşmuyor. bunların hepsi ham hayal, emperyalist-burjuva zırvalığı.

  19. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Yazı, başlık konusundan saptırılmış; döndürülüp dolaştırılıp anti-yaratılışçılığa yapay bir kanıt oluşturma amacına dönüştürülmüş.

    Pozitif enerjiyi karşıtı olan negatif enerji sıfıra indirgemiş(miş).

    Var gibi görünen evren gerçekte yokmuş.

    Ne güzel!

    Böylece termodinamiğin birinci kanunu (ve tabiki maddenin sakımı kanunu) devre dışı kalıyor.

    Akılları sıra evrenin varlığının Bir Büyük Bütünün Varlığının kanıtı olduğu gerçeğini bu yolla çürütüyorlar.

    Evren bu gün bütün gerçekliğiyle ortadadır ve VARDIR.

    Maddenin yapısı konusunda hayli doyurucu bilgilere ulaşabildik.

    Bu gün maddenin temel taşı olan atom ve moleküllerin elektriksel ve kütlesel dengeler içeren son derece ayrıntılı ve kompleks yapılar olduklarını biliyoruz.

    Kompleks yapılar ise bilgi, irade, güç, madde ve zaman beşlemesinin ürünleridir ve asla rastlantılarla oluşamaz.

    Yukarıdaki yazı ortada apaçık duran VAROLUŞ GERÇEĞİNİ bir basite indirgeme ve yok sayma amaçlıdır.

    Sitemize bu konuda bilimsel bir makale koyacağım.

  20. Exhorder diyor ki:

    görseller güzel, madde kısa ama güzel yazılmış.

  21. alper diyor ki:

    Evrenin %5’i görülebiliyor. Bu %5 enerjinin 0 olduğu yer.
    Peki Diğer yerler ne olacak? %23’ü karanlık madde – %72’si karanlık enerji.

  22. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Hassas saçılmada yaratılan antimaddenin ,maddeden yüzde bir oranında daha az yaratıldığını savunuyor bilim.Yani evren bu yüzde birlik maddeden yaratılmış.Antimaddeyse maddeyle karşılaşması sonucu yok olmuş.Ama zıdlardan biri yok olursa diğeride varlığını sürdüremez.Ben paralel bir antimadde evreni olduğuna inanıyorum.Karanlık enerjiyse evreni genişlettiği için ,ALLAHIN yaratmasının en güzel örneği.

  23. mehmet diyor ki:

    gerçektende bu bilgi işim için en doğru bilgileri veriyor teşekkürler .d.d.d

  24. Ahmet diyor ki:

    Icinde bulundugumuz bu evrenin, maddenin olusumunda rol oynamis en kritik ve hassas “Matematiksel Hesaplamalar” bize tum bu evrenin, maddenin uzerinde mutlak Hakim olan, ve bunu boylece en muhtesem “Matematiksel Bir Program” uzere en bastan programlayip yaratmis olan bir Tanriya ulastiran en somut delillerdir.
    Ornegin, daha en basta tum canlilarin en temel hammaddesi olan Karbon atomunun olusabilip (boylece hemen ardindan Evrimsel Yaratis mucizesinin baslamasi icin) gereken (ozellikle kuvvetli nukleer guc ve elektromanyetik guc uzerinde mevcut) en kritik ve hassas “Matematik Hesap ve Dengelerin” kesfinden sonra unlu ateist bilim adami Fred Hoyle soyle demekten kendini alamiyor:

    “A commonsense interpretation of the facts suggests that a super-intellect has monkeyed with physics, as well as with chemistry and biology, and that there are no blind forces worth speaking about in nature. The numbers one calculates from the facts seem to me so overwhelming as to put this conclusion almost beyond question.”

    “Sagduyulu bir yaklasimla tum bu verilerin yorumlanmasi bizi sanki “Super bir Gucun” tum Fizik, Kimya ve Biyoloji kanunlariyla oynayarak tum bunlari boylece ayarladigini, ve dolayisiyla, dogada anilabilecek hicbir “kor kuvvetten” asla bahsedilemeyecegini gosteriyor. Tum bu verilerden bir (bilimcinin) elde edebilecegi tum bu hesaplar bana oyle saglam gorunuyor ki, bu cikarimi neredeyse tartismasiz ortaya koyuyor.”

    Nitekim daha evrenin en baslangicinda mevcut olan o yogunluk, genisleme hizi, cekim gucu vs. uzerinde de tespit edilen tum bu en kritik ve hassas “Matematik Hesap ve Dengeler” yine yukaridaki cikarimi aynen destekliyor. Buna binaen yine unlu bir bilim adami Freeman Dyson bunun ardindan soyle demekten kendini alamiyor:

    “The more I examine the universe, and the details of its architecture, the more evidence I find that the Universe in some sense must have known we were coming.”

    “Bu evreni ve detayli yapisini daha cok inceledikce, bu hususta daha cok delil bulup su kanaate variyorum ki, bu evren buraya bizim de gelecegimizi daha en bastan biliyor olmaliydi!”

    http://biologos.org/questions/fine-tuning

    Sonra yine su anki evrenimizde, en basta tum bu evren ve galaksiler, sonra dunya ve buradaki tum canlilar, bitkiler uzerinde var oldugu kesfedilmis olan tum o olaganustu “Matematik ve Simetrik Delillere” (=en basta Fibonacci Dizisi ve Altin Orana dayali) yakindan tanik olmak isteyenler simdi su linklere bakabilirler en oncelikle:
    (*lutfen, iyice idrak edin ki, buralarda aktarilan bilgiler teist veya ateist veya agnostik tum bilim adamlarinca dogada acikca gozlemlenmis olan en net ve somut Matematiksel verilerdir yine, subjektif cikarimlar degil.)

    http://www.world-mysteries.com/sci_17.htm

    http://akillitasarim.wordpress.com/2011/03/07/fibonaccinin-kesfettigi-tasarim/

    http://akillitasarim.wordpress.com/2011/07/28/sayilarla-doga/

    http://library.thinkquest.org/27890/applications5.html?tql-iframe

    Dolayisiyla, en basta tum bu evreni, dunyayi, buradaki tum canlilari, bitkileri, bu tarz muhtesem en kritik ve hassas “Matematik ve Simetrik” bir programlamayla baslatip (inflation teorisi dogrulansa da tum bu en net ve somut Matematik verilerin hicbirini yadsiyamaz, cunki o takdirde inflation olayini bu sekilde en ince ve hassas Matematik verilere olanak saglayacak tarzda yine en basta muhtesem sekilde Matematik olarak programlamis olan Biri aklimiza gelir, aklin sasmaz geregi olarak) programlayip yaratmis tum bu evren, madde ustu bir Tanri gercekten varsa, boyle bir Tanri simdi tum insanlikla iletisime gecip bu kendi essiz Varligini, kudretini ve bilgisini yine boyle olaganustu “Matematik ve Simetrik” olarak programlamis oldugu bir “Essiz Mesajla” bize bildirmis olmasi gerekmez miydi?

    Evet, bu tek gercek Tanrinin (=ALLAH) bunu icinde bulundugumuz bu en kritik Son Cagda artik gercekten ve mutlak bir sekilde ortaya koymus olduguna, ve boylelikle yeryuzundeki bu tek dinin (EVRENSEL ISLAM) asla bir insanin (=hz. Muhammed) kendinden uydurmasi degil, fakat artik (torunu mehdi Muhammed vasitasiyla) burada mutlak ve essiz EVRENSEL ILAHI BIR MESAJ kilinmis olduguna tanik olup icten ALLAHA yonelmek ve boylelikle sonsuz dunya ve ahiret mutlulugunu kazanmak isteyecek tum samimi ateist ve agnostik ve deist ve teist arkadaslarin derhal asagidaki siteye giderek orada “KURAN-HABER” mesajini okumalarini yurekten oneririm, en oncelikle:

    http://www.kutsi-19-hasat.com

  25. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet;

    Kur’an herhalde matematiğe, coğrafyaya, fiziğe cevap verebilecek ama herhalde Dil Bilimine cevap veremeyecek. Emin değilim ama Kur’an Dili bilimsel, doğru, düzenli olmayan şekilde yazılmış. Bir dil nasıl olmalı deyip, Kur’an’ı analiz etmek lazım. Kur’an dil konusunda hükmünü yitirebilir.

    Birleşik yazım? Ayrı yazım? Tek harf yazım? Harekesiz yazım? Uzatma mantığı? İlişkili şekil? İlişkisiz şekil? vs. onlarca soru.

  26. Ahmet diyor ki:

    Gozlemci arkadasim,

    sana daha once de samimiyetle tavsiye etmistim, yanlis hatirlamiyorsam; eger yukaridaki siteye gidip orada “KURAN-HABER” dosyasinin orjinal ve modern arapcasini (=EL-HABERU baslikli) biraz sabredip orada tamamiyla acip bakarsan ve okursan, orada bahsettigin turde hicbir sorun veya karmasa asla olmadan “Matematiksel” ve “Bilimsel” acidan

    mubin (=apacik)
    qayyim (=dosdogru)
    celiskisiz (=la ehtilafe fiyhi)

    modern ve puruzsuz Arapca Kuran yazilimiyla da karsilasmis olacaksin zaten;
    hz. Muhammedin (a.s.) mujdeledigi olay da budur zaten 14 asir onceden (ilgili en Mucizevi tum hadisi seriflerini de orada gorebilirsin ayrica.)
    Dolayisiyla, ALLAH var, sorun yok, Gozlemci arkadasim, sen seytana kulak verip de illaki suni ve yapay sorun aramaktan veya olusturmaktan kurtuldugun an, ALLAH da seni artik mutlaka kurtaracak, ve en guzel ve temiz sekilde Kendi dosdogru yoluna alacaktir emin ol. (bkz. 25. Sure 70-71) Tum istenen sey biraz ciddiyet, biraz samimiyet, en basta.

  27. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet;

    Şimdi anlamadım. Sen müminin elindeki Kur’an’a sahtemi diyorsun?

  28. Ahmet diyor ki:

    Gozlemci,

    O eski klasik Arapca tarzda yazili olan Kuran, Yuce Allah tarafindan hz. Muhammed (a.s.) uzerine boylece essiz ve benzersiz “Edebi” usluplu bir Mucize Mesaj olarak indirilip, orada hz. Muhammed (a.s.) tarafindan en basta ve ilkin o kendi ana ummeti olan Ismail ogullarina (yani Suudi Araplara) en uygun ve guzel “Mecazi” baglamda aciklanmistir. (Onun tum bu aciklamalari en basta Buhari olmak uzere Kutubu Sitte diye bilinen sahih Hadis kaynaklarinda saglamca kaydedilmis olarak aynen boylece mevcuttur.)

    Simdi bu yeni modern Arapca tarzda yazili olan Kuran-Haber ise, Yuce Allah tarafindan hz. Muhammedin (a.s.) (yine o sahih hadislerinde acikca haber verip mujdeledigi torunu) mehdi Muhammed uzerine boylece essiz ve benzersiz “Matematik” usluplu bir Mucize Mesaj olarak
    bu yeni boyutta boylece tekrar ogretilip hz. Muhammedin (a.s.) o vadedilmis torunu mehdi Muhammed tarafindan burada en basta ve ilkin Turk milleti olmak uzere tum Dunya milletlerine en uygun ve dosdogru “Bilimsel” baglamda aciklanmaktadir.

    Dolayisiyla, simdi yukaridaki sitede en basta o “KURAN-HABER” mesajini bastan sona gercekten ciddi ve samimi bir sekilde okursan, orada tum bu en onemli ve kritik mevzulari (hz. Muhammedin o en mucizevi ve apacik haberleri dogrultusunda) boylece en kudretli ve apacik delilleriyle gormus, ve boylece de artik ALLAHIN kesin varliginin, kudetinin ve bilgeliginin tum o en buyuk ve essiz “Matematik” ve “Bilimsel” delillerine de orada en net ve kusursuz ve puruzsuz bir sekilde acikca tanik olmus olacaksin, Gozlemci arkadasim.

  29. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet,

    Bu benim sorumun cevabı değil.

    Müminin elindeki Kur’an sahtemi?
    Mümin elindeki Kur’an’ı Muhammed’e inen orjinal Kur’an olarak okuyor? Mümin yanılıyor mu?

    Allah :
    Duyulanmayan varlık-nesne-ilim yoktur. Hele falcılık ayarında ilim hiç yoktur. Dolayısıyla Allah, inanç, delil yoktur.

    Delil demek işarete yorum demek. Ayette işaret demek biliyorsun. İlim işaretler, işaretlere yorumlama değil, bizzat kendisini duyulamadır.

    Kur’an’da bile Allah yok. İyi analiz yap, yok. Rab’ta yok. Millet Allah, Rab diyor ama Kur’an’la uymuyor. Bundada elbet bir oyun var. Ama ben göremeyeceğim.

    Kuran-Haber :
    El-haberu dosyasına baktım. El-haberu dediğin dosya Kur’an’ın orjinali mi demek istiyorsun? Böyle demek istiyorsan, müminin elindeki Kur’an sahte demek istiyorsun. Dolayısıyla hükümsüz diyorsun. Dolayısıyla 1400 yıllık geçmişin vay haline.

    Bu siteyi yapanlar ve bu dosyaları hazırlayanlar kim?
    Böyle bir site bana hiç Kur’an’a ve İslamiyete yakışır gelmedi. Ciddi gelmedi.

    Bu dosyalarla şuan hiç uğraşacak halim yok. Bir defa ciddiyet yok.

    Kuran-Haber ismi her nereden doğduysa, yeni Hristiyan-İslam kavgası başlıyor demektir.

    Bu siteye dikkat edin. Şüphelendim ben.

  30. Ahmet diyor ki:

    Gozlemci,

    Allahin kesin varligina, kudretine ve bilgeligine dair gercek ve somut delil arayan en basta buradaki tum ateist ve agnostiklere, ve deist ve teist tum arkadaslara,
    ve yani bu Cagimizda artik tum insanliga bu gercek ve somut delilleri “Matematik” ve “Bilimsel” baglamda boylece en net ve apacik olarak sunan belgeleri net olarak aktardim sana yukarida,
    Kuranin ve hz. Muhammedin (a.s.) Ilahi orijinini ve gercekligini de tartismasiz olarak vurguladim orada.
    Ama senin niyetin dogru olmadikca, bunlar sana fayda saglamaz elbet.
    Niyetini duzeltip de yukarida sana verdigim o en onemli tavsiyeyi ciddi ve samimi bir sekilde yerine getirmeye karar verirsen, sana Allahin buyuk yardimi ve yol gostericiligi altinda dunya ve sonsuz ahiret mutlulugunu artik orada boylece net olarak gorup kazanmani dilerim, arkadasim.
    Ama tum bu apacik cevaplarimi ve ilgili belgeleri hala alenen anlamazliktan gelip, olayi garip ve abes sekillerde carpitmaya yonelirsen, o da artik kendi tercihindir. Allahin rahmet kapisi yine de aciktir tum kullarina vakit cok gec olmadan Ona ciddi ve samimi bir yurek ve dogru akilla yaklasmayi dileyen tum insanlar icin. (4.Sure 17-18)
    Dolayisiyla, artik yolun (kendi yapacagin tercihine gore) acik olsun, arkadasim.

  31. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet,

    Yıllarca mümin-ateist tartıştı. Tartışmalardan kim mümin kim ateist oldu. Hiç kimse. Adem-İblis gibi. İblis yine İblis, Adem yine Adem. Ne zaman Kur’an Adem Bilimi İblis Bilimi der, o zaman tartışmanın değeri olur. O zaman kim mümin kim ateist olacak belli olur.

    Soyut tartışmaların sonu yok. Soyutla somutu karıştırarak tartışmanın noktalanma imkanı yok. Çıkmaz üstüne çıkmaz. Bir yere varmanın mümkünatı yok. Somut şeyler konuşmak lazım. Somutu tartışmak lazım.

    Böyle el-haberu gibi, şekil karışıklı Kur’an gibi, somutlanamayacak imgesel Kur’an’larla bir yere varılamaz. Somut Kur’an olsun, o zaman iş değişecek.

  32. Ahmet diyor ki:

    Gozlemci,

    yukarida zaten hz. Muhammedin (a.s.) 1400 yil onceden acikca ve en mucizevi bir sekilde haber verdigi ve (Kutubu Sittede yer alan sahih Hadislerinde) torunu Hasanin soyundan cikacagini boylelikle acikca belirttigi o vadedilmis torunu mehdi Muhammed tarafindan simdi aynen boylece ortaya konulmus Evrensel ve Somut (=yani Matematik ve Bilimsel) deliller sunuluyor apacik ve tartismasiz bir sekilde burada en basta Turk milleti olmak uzere, artik tum insanlik icin.
    Dolayisiyla, yeryuzundeki tum ateist, agnostik, ve deist ve teist insanlara tum bu evrenin ve herseyin yaraticisi olan tek bir gercek Tanri (=ALLAH) oldugunu boylelikle dunya capinda, doguda batida ve kuzeyde guneyde ortaya koyacak ve yakin bir gelecekte bu “Evrensel Islami” boylelikle yeryuzunun en buyuk ve tek Dini kilacak yegane ve en buyuk “Somut Delildir” bu, hz. Muhammed (a.s.) tarafindan acikca mujdelenmis, ve yuce Allah tarafindan artik boylece gonderilmis olan, Gozlemci arkadasim, aklini ve vicdanini dogru ve durust bir sekilde kullanacak tum insanlik icin.

  33. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet,

    Ben bir alfabe keşfettim. Sade, hızlı anlaşılır bir alfabe ve dil ürettim. En fazla 3 günde okuma-yazma öğrenilecek bir alfabe-dil. Okula gitmeden, sen kendin çocuğuna öğretebileceğin bir alfabe. Hatta sen bile uğraşmadan dosyaları ver önüne kendide çözebileceği bir dil. Yormayan, uzamayan, tek cümleyle bir çok şey anlatabilecek bir dil. Asla ve asla “yanlış anladın beni” denmiyecek bir dil. Oraya buraya çekilemeyecek bir dil. Yıllarca okul yollarında zaman kaybedilmeyecek bir dil. Belki insan sağlığını bile olumlu etki edecek bir dil.

    Kur’an bunu yapamıyorsa?

  34. Ahmet diyor ki:

    Gozlemci,

    Yukarida anilan “Kuran-Haber,” ve hem de bunun oradaki orjinal modern Arapcasi:
    “El-Haberu” artik bunu tum insanlik icin apacik yapiyor zaten, arkadasim;
    tum insanlik icin hz. Muhammed (a.s.) tarafindan mujdelenmis, ve artik boylece Allah katindan “Matematiksel” ve “Bilimsel” olarak Evrensel boyutta gonderilmis

    qayyim (=dosdogru;
    bkz. 18. Sure 1-2. Ayetler)

    mubin (=apacik;
    bkz. 36. Sure 69. Ayet )

    kusursuz (=la ivece fiyhi;
    bkz. 39. Sure 28. Ayet)

    celiskisiz (=la ehtilafe fiyhi;
    bkz. 4. Sure 82. Ayet)

    kolay anlasilir (=yesir;
    bkz. 54. Sure 17. Ayet)

    olarak! Dolayisiyla, butun is bundan sonra buna gercekten ve samimi bir yurekle yaklasip hakkiyla dusunmeye ve akletmeye kaliyor artik, boylece burada ALLAHIN varligini, kudretini ve bilgeligini apacik ve kuskusuz bir sekilde idrak edip dunya ve sonsuz ahiret mutlulugunu da kazanmak isteyecek tum insanlik icin, sayin arkadasim!

  35. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet,

    Bir kaç şey soracağım;

    Neden müjde? Neden haber? Neden İncil’le ortak hareket? Müjde ve haber kelimelerinin tefsiri?

    El-haberu ne demek? Bu ismi veren kim?

    Bana kutsi19hasat sitesi ile ilgili bilgi verirmisin?

    Kur’an-ı Kerim mi, Kur’an-ı Haber mi? Ya da Kur’an mı, Haber mi?

    İncil, Tevrat, Zebur kelimelerinin anlamı?

    İncil, Tevrat, Zebur’un orjinal dili?

    Dört kitabın ortak ve ayrı noktaları?

    Bilgi Kitabı? bilgikitabi.net/kitap

  36. Ahmet diyor ki:

    Gozlemci,

    En basta, bunun o bahsettigin bilgikitabi.net/kitap vs. gibi sitelerle uzaktan ve yakindan hicbir ilgi ve alakasi yok, sn. arkadasim.

    Yukarida sordugun tum diger sorularin cevabini da eger o “KURAN-HABER” dosyasini bir kere bastan sona ciddi ve samimi bir sekilde okursan, tek tek en net ve en acik bir sekilde orada gorup anlamis olacaksin zaten.

    Sana burada sadece hz. Muhammedin (a.s.) buyuk Nebevi sirlarindan birini (1400 yildir hickimse tarafindan bilinmeyen) kisaca aciklayip bu sohbete artik burada son noktayi koymak istiyorum.

    Hz. Muhammedin (a.s.) Yuce Allahtan ogrenip sonra aynen ummetine de ogrettigi, ve de ahir zamanda mutlak surette gonderilecegini vadettigi kendi torunu bu Mehdi Muhammedin atasi olan hz. Hasanin (r.a.) sag kulagina ozellikle okudugu o Ezan sozleri (bkz. Buharideki ilgili Hadisler) aynen soyle:

    1) Allâhu Ekber, Allâhu Ekber (1
    2) Allâhu Ekber, Allâhu Ekber (2
    3) Eşhedü en lâ ilâhe illâllah, Eşhedü en lâ ilâhe illâllah (3
    4) Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah, Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah (4
    5) Hayye ale`s-Salâh, Hayye ale`s-Salâh (5
    6) Hayye ale`l-Felâh, Hayye ale`l-Felâh (6
    7) Allâhu Ekber, Allâhu Ekber (7

    LA ILAHE ILLA ALLAH!
    (=ALLAHTAN BASKA ILAH YOKTUR)!

    Gordugun gibi, bu mubarek Ezan sozleri hz. Muhammede (a.s.) verilen o “SEBAN Min Elmesani” (=yani Ciftlerden, Ikililerden YEDI; bkz. Kuran, Hicr Suresi 87. Ayet) en onemli bir sirridir boylece ayni zamanda, en bastan beri.

    Bunun ardindan, hz. Muhammedin (a.s.) yine namazi ozel olarak tam “19” gun kisaltarak, ve sonra tam “19” gazaya cikarak bu iki “19” sayisini da ummetine ve yine ozel olarak torunu hz. Hasan (r.a.) soyundan bu ahir zamanda yuce Allah tarafindan mutlak gonderilecegini bildirdigi vadedilmis torunu bu mehdi Muhammede boylece miras olarak biraktigini goruyoruz. (bkz. Buhari ve Kutubu Sittedeki ilgili Hadisler)

    Dolayisiyla, simdi hz. Muhammedin (a.s.) torunu hz. Hasanin (r.a.) kulagina boylece ozellikle okuyarak boylece onun soyundan cikacagini apacik olarak bildirdigi ahir zamandaki bu vadedilmis torunu mehdi Muhammede boylelikle esinleyip miras birakmis oldugu bu “7 Cift” ve her iki tarafinda “19” sayisi ile kodlanmis o en buyuk ve essiz “Matematik ve Simetrik Mucizelere” de tanik olmak icin yine bu sitede en basta

    http://www.kutsi-19-hasat.com

    Devasa Bir Mucize 2
    Hasmetli Bir Mucize

    dosyalarini mutlaka gormelisin, en evvela.
    Bunu neden boylelikle kisaca anlatmaya calistim burada, sn. Gozlemci arkadasim,
    ta ki yukaridaki o “KURAN-HABER” dosyasini hz. Muhammedin (a.s.) o torunu hz. Hasan (r.a.) soyundan boylece gonderilecegini bildirdigi vadedilmis torunu bu mehdi Muhammed tarafindan bu Son Cagda artik bu “Evrensel Islami” dunya capinda teblig edip boylece burada en basta Turk milleti olmak uzere, tum insanliga tum bu Evren Kitabini ve Din Kitabini temelde 19 kodlu boyle muhtesem “Matematik ve Simetrik” 7 katli bir Lisanla yaratmis olan tek bir gercek Tanri (=ALLAH) oldugunu gostermekle mukellef kilinmis oldugunu, ve Yuce Allahin buyuk yardimi ve serefli atasi hz. Muhammedin (a.s.) bu en Mucizevi haberleri ve buyuk destegi altinda (hz. Muhammedin ilgili diger tum en Mucizevi hadislerini de acikca gorebilirsin orada) hareket ettigini idrak edip burada bos yere daha fazla bu tip sorular sormak yerine simdi hemen gidip o “KURAN-HABER” mesajini bastan sona ciddi ve samimi bir sekilde okuyarak tum (sordugun ve soracagin) bu gibi sorularinin cevabini orada zaten apacik verilmis olarak gormen, ve boylece de (eger samimi ve ciddi bir sekilde yaklasip 1400 yilin bu en buyuk Ilahi ve Nebevi vadini orada artik boylece ve apacik inceleyip gercekten idrak etmeyi tercih edersen) boylelikle dunya ve sonsuz ahiret mutlulugunu da, umulur ki, mutlak olarak kazanman icin, sn. Gozlemci arkadasim.
    Artik bu sohbete burada son noktayi koyma zamani benim icin geldi sanirim. Dolayisiyla, artik yine senin de yolun (kendi yapacagin tercihine gore) acik olsun, sn. arkadasim.

  37. Gözlemci diyor ki:

    Ahmet,

    Bencede nokta koyalım. Çünkü boş konuşuyoruz.

Leave a Reply