BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Palavralar listesi (Mete Tunç)

  • Çağdaş bilimin kökeninin Babil, eski Mısır ve özellikle eski Yunan olduğu tezi palavradır. Antik ve ilk çağlarda yapılanlar dinsel, büyü, tarımsal, tarihleme amaçlı faaliyetlerdir. Bilimsel terimlerin bazılarının eski Yunanca’dan alınması illiyet bağını gerektirmez.
  • Batılı bilimcilerin teorileri, yorumları hakkında, onları adeta gerçekmiş gibi konuşmaları/yazmaları palavradır. Bu, Batı bilim geleneğinin, bilimcilerin mesleki heyecanlarının ve ekonomik kaygılarla (sponsor bulma ve var olan desteği devam ettirme) yapılan pazarlama yönteminin bir sonucudur.
  • İslam’ın temel, değiştirilemez, kurumsal kabul edilen, inanılan argümanlarına ilişkin Kuran’da kesin ayetlerin olduğu savı palavradır. Kuran’da bugün din diye bilenen ibadet, Tanrı’nın özellikleri, mübarek kişiler, tarih gibi hususlarda açık, tartışmasız, tutarlı, ikna edici, cihanşümul, zamanlarüstü hemen hiçbir ayet/sure bulunmamaktadır.
  • Peygamber dönemi dahil, Müslümanların salt din-iman-Allah uğruna savaştıkları ve eski yüzyıllarda yaşamış insanların daha iyi, ahlaklı oldukları ve daha çok ibadet ettikleri söylemi palavradır. Savaşlarda din-iman sadece itici güç ve araç olmuştur, asıl amaç ganimet, iktidar gibi nedenlerdir.
  • Halihazırda Türkiye’yi teşkil eden halkın tamamının/çoğunun Ortaasya’dan geldiği tezi palavradır; Ortaasya’dan sadece asker Türklerin geldiği tezi gibi… Bugünkü Türkiye halkı, kabaca, 11-13. yüzyıllarda göç eden Oğuzların/Türkmenlerin o yüzyıllarda ve sonra, mevcut Anadolu halklarıyla karışmasından, ve çok sonra, Osmanlı devletinin son dönemlerindeki ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerindeki göçler neticesinde yeni bir karışımla oluşmuştur, oluşmaktadır. Kürtler, nüfusları dolayısıyla ve coğrafi ve son 25 yıldır siyasi nedenlerle yukarıdaki çerçevenin önemli oranda dışında kalmışlardır, kalmaktadırlar.
  • Fransız ve Rus (Bolşevik) devrimlerinin ideolojik tarihleri palavradır. Halk, kitleler siyasi olmayan sebeplerle harekete geçmiş, egemen güçlerle karşı karşıya gelmiş, çatışmaya girmiş ve bu süreç politik gruplar tarafından kullanılmıştır.
  • Türklerin niteliklerinden birinin (tarih boyunca ve şimdi) zayıfın, mağdurun yanında saf tutmak olduğu tezi ve tüm ulusların köklerine, tarihlerine ilişkin hemen bütün tezler palavradır. Değil Türkler, hiçbir ulus, halk, aşiret/kabile, topluluk; güçlüyü, gücü (salt az’ı, güçsüzü desteklemek amacıyla) karşısına almamıştır, almaz. Milliyetçilik ve ırkçılık ideolojisi (ilkel Yahudi kabileciliği bir yana bırakılırsa) 200 küsur yıllık bir geçmişe sahiptir.
  • Mustafa Kemal’in Anadolu’ya salt vatanseverlik, düşmanı yurttan kovma saikiyle geçtiği görüşü palavradır. M. Kemal aynı zamanda politik güç arzusu taşıyan, kişisel hırsları olan bir paşaydı.
  • Yahudilerin II. Dünya Savaşı sırasında soykırıma uğradıkları, 6 milyon Yahudi’nin yakıldığı iddiası palavradır. Soykırım suçu savaştan sonra icat edilmiştir. Fakat, Avrupa tarihi boyunca ve adı geçen savaş sırasında fakir ve orta halli Yahudilerin (diğer pek çok halk gibi) eziyet çektikleri, kıyıma uğradıkları doğrudur.
  • 12 Eylül 1980 öncesinde gençlerin toplumsal konulara, ülke sorunlarına duyarlı oldukları, daha fazla okudukları görüşü palavradır. Ülke, genellikle büyük şehirler, 70’lerde, bir kesimini CHP’li ailelerin ve kırlarda yaşayan Alevilerin çocuklarının, diğer kesimini yine kırlarda ikamet eden muhafazakar-Sünni ailelerin çocuklarının taraf olduğu, baskı, düşmanlık, kin, egemenlik mücadelesi alanları haline gelmişti.
  • Türkiye’deki askeri darbelerin hepsinin gerekçeleri palavradır. Darbe bildirilerinin dilleri çok kötüdür. Darbe yönetimleri şaibelidir. Hepsinde hukuk katledilmiştir.
  • Türkiye’de devletin üç erkten, yargı-yasama-yürütme, meydana geldiği yorumu palavradır. Hepsinin üstünde asker/ordu vardı(r).
  • Suçları (mahkemelerce ve toplum vicdanında) sabit insanların vatan, millet, devlet, din söylemleri palavradır. Katil, hırsız, sosyopat insanlar böyle değerlere sahip olamaz. Bunlar işlerini, görevlerini; egolarını tatmin, insanlara egemen olma gibi duygularla yapar, aynı zamanda pozisyonlarını özel çıkarları için kullanırlar. Katillerin kahraman olduğu toplumlarda, her insanın, hedef gösterilerek, yanlışlıkla veya kazara katledilme ihtimali vardır.
  • Alevilerin Sünnilerden daha akılcı, sevgi dolu, çağdaş oldukları savı palavradır. Özde Sünnilerden hiç farkları yoktur.
  • Türkiye’de çoğu insanın, kutsal diye nitelenen işleri, meslekleri kutsal bir hissiyatla yaptıkları palavradır. Türkiyelilerin çok büyük kısmı işlerinden, mesleklerinden nefret etmektedir.
  • Türkiye’de yabancı dille öğretimle daha iyi yabancı dil öğretildiği/öğrenildiği iddiası palavradır. Dil yeteneğine sahip çocuklar ve gençler her yöntemle yabancı dil(ler) öğrenirler. Fakat dil yeteneği olmayan ama mesleklerinde çok başarılı olma potansiyeli taşıyan çocuklar ve gençler için yabancı dille eğitim, gelişmelerini, kendine güvenlerini örseleyen bir uygulamadır.
  • Basındaki ve internetteki bazı haberler, raporlar, mektuplar palavradır. Kimi insanlar ve gruplar, halkı ve kurumları yönlendirmek, olayları saptırmak, bazı kişi ve toplulukları baskı altına almak, dini/siyasi propaganda, ticari çıkar gibi amaçlarla sahte, düzmece haberler, raporlar, mektuplar yayınlamaktadırlar.
  • Geri ülkelerdeki derin yapıların ve güya kurtuluş örgütlerinin yüksek bir akıl tarafından yönetildiği görüşü palavradır. Bu, o yapıların kendi halkına yaptığı operasyonların türleri, başarısızlıkları, sonuçları, halk(lar)a ve ülkeye zararları incelenince hemen anlaşılır. Nedeni, sözkonusu yapıların ve örgütlerin aslında siyasi, askeri, ekonomik güç odaklarının, büyük devletlerin kontrolü altında olmalarıdır. Ahmaklar tarafından yönetilen ve yönlendirilen bir toplum akıllı olamaz, aptallaşır.
  • Seks konusunda söylenenlerin çoğu palavradır. İnsanlar yalan söylemektedir, masa başı haber yapılmaktadır.
  • Evrendeki akıllı yaratıkların dünyaya geldiği görüşü palavradır. Bu görüşe, pek çok numaraya, mantıksızlığa rağmen inananlar, komplo teorileri üretenler, insan aklından ve teknolojisinden daha üstün bir sistem ihtiyacındaki-arayışındaki insanlardır veyahut hayatlarına anlam katma amacında olan zengin çocuklarıdır.
  • Araştıran, düşünen, sorgulayan öğrenciyi hedefleyen bir eğitim sistemi söylemi palavradır. Vazedilenlere; palavra, saçma, abes diyen veya çelişkileri, gariplikleri soran öğrenci tipini hakim düzen kabul edemez.

Listeyi sayısız palavra maddesi ile uzatabiliriz. Fakat yukarıdakiler dahi, aldatılmamak, avutulmamak, uyutulmamak, yanlış yönlendirilmemek, kullanılmamak, kışkırtılmamak için gerekli bilgi ve formülleri içermektedir.

Türkiye halkının (yetişkin) çoğunluğu belirtilen palavralarının büyük kısmından veya hepsinden haberdardır. Fakat, o çoğunluğun çoğu da, çeşitli (sosyal, ekonomik vs.) gerekçelerle bunlardan habersiz davranır. O nedenle takiye, iki yüzlülük farklı toplum kesimlerinin ortak özelliğidir.

İnsanların bildiklerinin ve inandıklarının aksine konuşmaları, davranmaları hastalıklı bir durumdur, kişilik bozukluklarına yol açmaktadır, toplum kesimleri arasında güvensizliğe neden olmaktadır.

Palavraların farkında olmayan veya farkında değilmiş görünen insanlar sağlıklı düşünemezler: Akıl yürütmede, gerçekçi bağlantılar kurmada, nesnel değerlendirme yapmada, adil olmada, empati kurmada, anlayış sahibi olmada, hukuk ve ilkeler çerçevesinde analiz yapmada, tarihi okumada, insanları ve olayları tahlil etmede, tutarlı olmada, doğru/mantıklı karar vermede belirgin-sürekli yanlışlar içerisindedirler.

21. yüzyıl, ideolojilerin, resmi tarihlerin, ve aynı zamanda değerlerin sorgulandığı tartışmalarla başladı ve devam ediyor. Daha önce anlam ifade eden pek çok şey anlamını kaybediyor.

İnsanlar, kişisel olarak, kültürlerine, eğitimlerine, ekonomik durumlarına ve meşreplerine göre, çevrelerinde, kendileriyle, toplumla ve doğa ile barışık halde, yaşanabilir ve yaşamaktan zevk aldıkları bir dünya (bir ölçüde) kurabilirler. Ancak, toplum bazında, toplumların (ve devletlerin) ekonomisini, kurumlarını, etik vs. değerlerini, eğlence anlayışını, duygu dünyasını vs. kapsayan yeni bir anlayış, görüş, tez, ideoloji, felsefe üretilmesi gerekmektedir.

İdeal toplum; ilahlara, efsanelere, kahramanlara ihtiyaç duymayan ve dahi, yöneticisi olmayan, yönetilmeyen, yönlendirilemeyen toplumdur.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 7691, bugün ise 3 kez görüntülenmiştir.

7 Comments

  1. Qerberos diyor ki:

    Yazıya hiç yorum yapılmamış, ilginç buldum bu noktayı, onu hemen belirteyim. Herhalde gerçekten yazıda da geçtiği gibi herkes farkında ama değilmiş gibi davrandığından, herkes kabul mu ediyor? Burası benim için çok önemli çünkü o zaman ben niye bu kadar yalnızım? Niye şimdi bu yazıyı okuyunca biri daha varmış diyesim geldi?

    Bir düşüncemi paylaşmak istiyorum yazarla, zaman zaman bir uykuda olduğumu yada bir rüya gördüğümü düşünüyorum. Sanki uzaylılar kaçırmış da üzerimde deney yapıyorlar bakalım şuna, bakalım buna nasıl tepki verecek diye gibi. Niye böyle düşünüyorum, hem kendi özelimle ilgili hem hayatımın geneliyle ilgili bu.

    Liste gerçekten de uzatılabilir ama bu kadarı bile neyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor, tabi böyle düşünenler açısından. Ben de işte şaka bütün bunlar şaka şaka diyorum hergün kendi kendime. Haberleri izlerken şaka diyorum, işyerinde şaka bütün bunlar diyorum, yada en yakın arkadaşıma şaka gibisin diyorum. Şaka gibi bana göre, ama değil, olsaydı çok kötü bir şaka olurdu. Fakat keşke şaka olsaydı.

    Yine de bir hususla ideal toplumu ıskalıyorum sanırım bu yazıya göre.

  2. Bigalıoğlu diyor ki:

    Kerberos abicim,sizde bir arıza yok.sadece “görebilirlik” meziyetine sahipsiniz ucundan azıcık.insanlar,toplumlar,hayatta gerçeklerle pek ilgilenmezler.yalanların,yanlışların,doğruların,zaaflarının peşinden koşmakla daha çok ilgilidirler.rüyadan uyandıklarında o yüzden gerçekler acı gelir birçoklarına.kocaman yalanları bir lokmada yutarlar ama küçücük gerçekleri hazmedemezler bir türlü.

  3. Mete Tunç diyor ki:

    Okuduğunuz ve yorumunuz için teşekkürler.
    Hergün karşılaştığımız, yaşadığımız, şahit olduğumuz “şaka gibi” olaylar, abes, saçma, anlamsız konuşmalar, insanların (grupların) meşreplerinden, içinde yetiştikleri çevreden/kültürden, ekonomik çıkarlarından/beklentilerinden, iktidar/egemenlik amaçlarından, aidiyet bağlantılarından, sosyal endişelerinden/korkularından dolayı sağlıklı, ahlaki düşün(e)memelerinden, tersine ikiyüzlü davrandıklarından vs. kaynaklanıyor. Dediğim gibi, ekonomik açıdan bağımsız olmadıkları, kabullerini/ezberlerini sorgulamaktan çekindikleri vs. sürece insanların “gerçekleri” kabul etmeleri imkansızdır.
    Bu harika bir araştırma konusu. Farklı kesimlerin inceleneceği bir tez büyük katkı sağlar.
    “Uzaylılar” konusunda, naçizane şunları söyleyeyim: Diyelim 150 yıl önce, “uzaylı”, ufo kavramlarının olmadığı bir dönemde yaşasaydınız, mevcut psikolojik durumunuzla, çok büyük ihtimalle size cinlerin muhatap olduğunu düşünecektiniz. Rüyada ya da değil, “gördüğünüz” şeylerle ilgili, onları “yaşarken” “muhatap olduklarınızdan” veya “oradaki çevreden” somut, kanıtlanabilir bir veri edinin (Ama bu bazı insanların yaptığı gibi 1000 rüya görüp, sadece bunların birinde gördükleri çıkınca anlam çıkaranlarınki tarzında olmasın!). Böyle bir kanıt yoksa, herşey zihninizde olup bitiyor demektir. Yani siz yaratıyorsunuz (Ki sizinki çok masum. Öyle hikayeler duyuyor, okuyorum ki, eminim siz de haberdarsınızdır, korkunç, patalojik..!). Bu hususta uzman görüşleri vardır, mutlaka bulursunuz. (not dindarken bazen, gözümü kapattığımda parlak, yıldız gibi bir ışık görürdüm, bunu “Allah”tan bir işaret sanırdım!)
    not. bigalıoğlunun yorumu güzel

  4. pi511 diyor ki:

    a-b) bilimin kökeni eski yunan değil denmiş, ama üniversite denen olay eski yunanda vardı, ayrıca batılı bilim adamları belli bir kişilik değil, aklında kim vardıysa isim verseymiş keşke (darwin’le ilgili dem vuruyor gibi?)

    c-d) kuranda gündelik islam hayatı ile ilgili hemen hemen hiç bir şey yazmıyor doğru, türkçe mealini okudum…savaşı bırakın tuttuğu takım için ister-istemez canını veren var, her şey ganimet demek değil

    e) türklerin denizcilikte çok iyi olmamaları karasal sömürgecilik yapmalarına engel değildi, ama ne yazık ki türkler her buldukları yerde devlet kurmaya meğilli olduklarından belli bir krala, hakana vs hizmet etmek gibi ortak bir amaçta birleşememekteydiler

    f) halk hiç bir zaman kendiliğinden harekete geçmez, bunu başarabilen örgütlerin sonuçta hareketin bütününe sahip çıkması da o örgütün hakkıdır bence

    g) zayıfın yanında olmak, çaresiz, güzel bir kızı kanatları altına almaksa bu konuda hiç bir millet diğerinden daha üstün nitelikli olamaz

    h) herkes bir hırsla yürür ama sonuçta geriye bilim kalır, sanat kalır, yurt kalır, millet kalır

    i) bütün suçlar işlendikten sonra adlandırılmıştır, adamın kendisi kabul ediyor soyu kırdığını, inkar etmek ne gerek? (fakir ve orta halli demek zaten yüzde 95 demek)

    j) eski hiç bir zaman daha iyi olamaz, iyi olan çocukluktur, saflıktır, bilmemektir, oyalanacak başka bir şey yoktu, kitap okuyup fikir yürütüyorlardı ama toplam kaç kişiydiler ki?

    k, l) bkz. truman yardımı, alabildiğimiz kadar ülke yönetimini satın alalım felsefesi

    m) entel olup topluma hitap edemeyenlerin dantel olup toplumsal kabul görenleri anlamlandıramamasıdır bu, siz de toplumun enteli olun o zaman

    n) doğumla edinilen bir mezhebin diğerinden ne üstünlüğü olabilir, olsa olsa havası, suyu, taşı toprağı

    o) insan üstü çalışsa, izin vs kullanamadan, fazla mesai altında ezilse dahi kutsal nüfus memuruna inanmayan bir kitlenin kutsal öğretmene inanması da ilginç bir ikiyüzlülüktür

    p) yabancı dil yeteneği olanları yabancı dille eğitim veren okullara nasıl seçtiklerini doğal seleksiyon ile mi açıklamalıyız?

    q,r,s,t) iki kişi bir araya gelince neler konuşuyorsa 70 milyon bir araya gelince de aynı şeyleri konuşuyor, normal bunlar

    u) düşünen, sorgulayan ve içinde bulunduğu sisteme karşı çıkan öğrenciler yetiştiren bir sistem zaten paradoksal bir sistem, kendi kendini yıkmak üzerine bir sistem….düşünen, sorgulayan ama sisteme karşı çıkmayıp ileride iş başına gelince iyileştirmeyi düşünen öğrenci yetiştiren bir sistem daha gerçekçi

    palavrasız hayat olmaz
    -pi511 (Dr.Palavra)-

  5. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. “Dr. Palavra”,
    Değerli yorumunuz için teşekkürler, istifade ettim.
    İtirazlarımı bilahare arz edeceğim.

  6. Mete Tunç diyor ki:

    a-b) ‘Üniversite’ bugünkü anlamdaki niteliği (en fazla) 1000’li yıllara dayanıyor. Eski Yunan’daki üniversite (ismi böyleyse), bahsi geçenle hiç alakası yoktur (Keza medrese de böyle). Yapılan anakronizm’dir… İsimlerden değil gelenekten (ve yerleşmiş düzen’den) söz ediyorum. Buradan, elbette bilimcilerin hemen tamamı ‘gelenekçidir’, var olan statükodan yana olacakları aşikardır, diyorum. İspatı makaleleridir, popüler kitaplarıdır. (Darwin hiç aklıma gelmedi.).. (Bu iki başlığı da içeren bir yazı hazırlığındayım.)

    c) -, d) ‘Romantikler’i istisna tutmuştum.

    e) Yazdıklarımla bağlantı kuramadım.

    f) Haklı olabilirsiniz.

    g) –

    h) Yurt kaldı da; sanat, kültür, bilim..? Çok şüpheliyim!

    i) Bu coğrafyalarda (Avrasya), tarihin her devrinde katliam, zulüm işlenirken de sonra da katliamdır, zulümdür (ve kınanır). Bunlar, yapılanlara suç demek ve yapanları cezalandırmak için yeterlidir… Ama ‘soykırım’ siyasi bir iddiadır… ‘Bilenler’ tabii ki ‘inkar ediyor’ (Hollywood’a güvenmeyiniz!). Belki kimilerinin, biraz da bir daha katliamlar olmasın düşüncesiyle Yahudi soykırımı olduğuna ‘iman etmesi’, 1990’larda, Avrupa’nın ortasında Müslüman/Boşnak kıyımını engellemedi!.. Yüzde 95 söz konusu halk için ‘abartılı’ bir yüzdedir! O kesimlerin her toplumda büyük çoğunluk idiklerini kabul ediyorum, ancak, dediğim gibi, planlı, sistematik bir kıyım olmamıştır.)

    j) –

    k, l) –

    m) Sanırım ifade edememişim; veya… Katillerden, cinayet işleyenlerden/işletenlerden, kendilerince ‘hain’ saydıkları insanları kalleşçe arkalarından vuranlardan, gırtlaklayanlardan, ‘yakanlardan’, masum insanları bombalayanlardan.. bahsediyorum. Bunların topluma hitap ettikleri, toplumca kabul görüldükleri mi söylüyorsunuz? ‘Entel-dantel’ benzetmesinin konuyla ne ilgisi var?! (Not. Toplumu da, keza devleti de tümüyle olumlayan/kutsayan biri değilim, hatta tabir doğruysa ‘pasif anarşist’im!)

    n) –

    o) Anlayamadım…

    p) Doğru mu anlamışım: Dil yeteneği olanların yabancı dille eğitim veren okullara sistemli bir şekilde seçildiğini mi söylüyorsunuz?!

    q,r,s,t) İnsanların çok kolay ikna edildiklerini, kandırıldıklarını, istismar edildiklerini, yönlendirildiklerini vs. belirtmek istemiştim.

    u) –

  7. Да… Мне на самом деле близка обсуждаемая тема! Даже грустно как-то

Leave a Reply