BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Kuran nasıl bir kitaptır? (Mete Tunç)

Eski ve Yeni Ahitler, Kuran’dan yüzyıllar önce kaleme alınmışlardır, ama tarihsel bir sıra takip ederler. Kuran’daki “benim oğlum bina okur, döner dolaşır bina okur” deyişine uygun anlatım Arap masal anlatma geleneğinin bir yansıması olabilir.

Kimi Müslümanlar Kuran’daki bilimsel ayet yorumlarına ve matematik açıklamalara (şifrelere) karşı çıkarlar. Kuran’ın bir hidayet, ahlak kitabı olduğunu söylerler. Öyle mi acaba? Kuran’da, savundukları tezi destekleyen, yani sağlam, tutarlı, kapsamlı, ayrıntılı, ilkeleri olan bir ahlak öğretisini vazeden ayet ve ayetler manzumesi gösterebilirler mi? Sadece ahlaki değil, hiçbir alanda ve hemen hemen hiçbir konuda net bir kural koymaz Kuran. Neden? Çünkü böyle bir dertleri olmamıştır söyleyenlerinin ve yazanlarının!

İncil yazarları, yazdıkları okunsun, anlaşılsın, bilgi olsun düşüncesinde değillerdi, denir. Kuran incelendiğinde de, Kuran’ı meydana getirenlerin böyle bir hassasiyetin bulunmadığı anlaşılıyor. Çala kalem, karmakarışık..! Kuran’ı yazanlar da, İncil yazarları ve derleyicileri gibi sağlıklı “bilgiler” vermemişlerdir.

Kuran’da bir toplumsal dönüşüm, devrim vs. hedefinin ve amacının olmadığı görülüyor. Ayetler, (sadece) mevcut “ekonomik-sosyal-kültürel-siyasi” sistem bünyesinde tek tanrı inancını yaymaya çalışıyor.

Dünyada, toplumlarda, birinin/birilerinin kazancı ötekinin/ötekilerin zararı ile sonuçlanmaktadır. Sevinç, mutluluk hisleri de (genellikle) öyle. İlginçtir(!), Hami-Sami dinlerinde, “ilahi” kitapları başta olmak üzere, bu hususta pek ya da hiç mesel yok!..

Kuran, “hem… hem de”, kalıbına uyan bir kitap kanımca. Çünkü; hem (kendi ifadeleri ile) Arap anlasın diye Arapça indirilmiştir, hem her şey açık açık anlatılmıştır, hem açık olanlarının yanında müteşabih ayetleri vardır; hem de (yorumculara, geleneğe göre) Kuran’ı ancak alimler, hatta bir bakıma Allah’ın seçtiği insanlar anlayabilir, “sıradan” insanlar ancak bu alimlerin tefsirlerini okuyabilirler.

Kuran’da her doğa olayının “Allah”a atfedilmesi bir bakıma metot olarak telakki edilebilir. Bu yaklaşım Tevrat ve İncil’de “sistematik”  değildir; öyle ise Kuran’a hastır. Bu açıdan Kuran’ın özgün olduğu söylenebilir. Sanırım, şimdiye kadar sorulmayan ve tabii cevaplanmayan husus, Ortadoğu dinlerindeki bu yeni yaklaşımın nasıl ortaya çıktığıdır. Muhammed’in fikirsel yaratıcılığından kaynaklandığını sanmıyorum. Sözkonusu yaklaşımın (bunları içeren ayetlerin), az bir ihtimalle, Kuran’a, Muhammed’den sonra, Kuran komisyonu tarafından konulması halinde dahi, bir kültür, sözsel ve düşünsel birikim (mesela Sabilik) gerektirdiği ortadadır…

Cehennem korkutmalarını, cennet tasvirlerini, çoğu kıssa sayılmayacak kadar belirsiz/kopuk hikayeleri, Musa’ya atıfları, hemen tamamı Yahudi-Arap kaynaklı hukuk ilkelerini, peygamberin özel-aile hayatına dair ayetleri ve tabiattaki olayları “Allah”ın varlığına ilişkilendiren ayetleri vb. çıkarırsak, Kuran’ın kalanı/mesajı nedir, ne kadardır, bize ne söyler, insanlığa nasıl yol gösterir, bu çağa, mesela Hindulara, Japonlara ve geleceğe nasıl bir mesaj verir vs?.. Hiçbir mesaj vermez, veremez. Çünkü ne cihanşümul ne zamanlarüstüdür.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 26835, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

134 Comments

  1. azerturk diyor ki:

    @warhorse
    kuranı-tevratı-incili Azerice,Türkce, Rusca okudum. Ara sıra söz farkları bulunuyor. Ama ümumilikde mena, fikir, hepsinde aynıdır. Yanı okumasaydım inancımda kalardım. Okuyandan sonra anladım ki, ciddi bir şey deyiller.

    Bir gün kızım bandan ne sordu.
    Baba, ögretmenim söylüyor ki, dünyamız Büyük Patlamadan (big-bang) sonra yarandı. Din ögretmeni ise deyir ki, dünyamızı allah yaratdı. Bunların hansı dogrudur?
    Dedim kızım, ben de bilmiyorum. Belke yarın bir yerde gedek okulun müdirinden sorak?

    cocukların günahı nedir?

    Eski komunistler PUTİN, ALİYEV, NAZARBAYEV, LUKAŞENKO, NİYAZOV ve s. şimdi de padişah. Sözünüzdün anladım ki, bunlara allah cehennemmi vaad edib. Bunlar kendilerine cehennem vaad edildiklerinin farkında deyillermi? Yanı bunlar bu kadarmı darkafalıdırlar? cehennememi getmek istiyorlar?

    bu kadar yeter

    iyi günler

  2. Uluğ diyor ki:

    @Azertürk,

    kuranı-tevratı-incili Azerice,Türkce, Rusca okudum. Ara sıra söz farkları bulunuyor. Ama ümumilikde mena, fikir, hepsinde aynıdır. Yanı okumasaydım inancımda kalardım. Okuyandan sonra anladım ki, ciddi bir şey deyiller.

    Bazen “Hakikatın nuruna ermiş!” arkadaşlarla aynı kitaptan mı bahsediyoruz diye düşünmekten kendimi alamıyorum:-)

    Bir gün kızım bandan ne sordu.
    Baba, ögretmenim söylüyor ki, dünyamız Büyük Patlamadan (big-bang) sonra yarandı. Din ögretmeni ise deyir ki, dünyamızı allah yaratdı. Bunların hansı dogrudur?
    Dedim kızım, ben de bilmiyorum.

    Bu ikisi arasında bir çelişki yok ki! Burdaki teistik bakış açısı basit olarak şudur:

    “Allah dünyayı büyük patlamadan sonra sebepler dairesinde hareket ederek yarattı.”

    “cocukların günahı nedir?

    İma ettiğin şeyi yanlış anlamış da olabilirim…Şimdi ayrıntılı izah etmeyeceğim. Ama Din hakkında hep olumsuz şeyler duymuş kişilerin cehenneme gideceğini sana kim söyledi? Şu anda ciddi bir araştırma yapmadım. Fakat konuya en yakın olarak en son okuduğum şu yazıya link vereyim:

    Cehennem

  3. Uluğ diyor ki:

    Bir ressamın resim yapma sebebi bellidir: Bu işi yapabildiği için yapmaktadır. Ben hayatta (güzel) resim yapamam, bu yüzden de yapmam:-) Bir ressam (tali) başka bir amaçtan da bahsedebilir ama bu temel yapma sebebini değiştirmez.

    Allah da insanları, evreni yaratabildiği için yaratmıştır. Ve insana bir gaye bildirmiştir: “Sana beni bulabileceğin bir akıl verdim… Sanatımı inceleyeceksin… Bana Kulluk(ibadet/dua) yapacaksın…”

    Allah’ın kendisini iplemeyene bir şey yapmayacağını, yapmaması gerektiğini düşünmek saflıktan başka bir şey değil. İnsanın yaratılış gayesini öküz gibi yaşamakla(Ye, iç, üre ve öl) eşdeğer görmesi de komik olur.

    Elbette Kuran’da insanı bekleyen olumlu ve olumsuz sondan(Cennet/Cehennem) bahsedilmesi doğaldır.

    İnsana akıl verip de bu zalim(!) dünya da onu bihaber, başıboş bırakan bir Tanrı elbette zalim bir Tanrıdır. Ne mutlu ki benim Allah’ım böyle olmaktan münezzehtir.

    ********

    Kuran’ın içinde yazanlar doğrudur. Eğer içinde yanlış bilgi olsaydı kimse inanmazdı. Mesela, Hz. Peygamber için okuma yazma bilmiyordu deniyorsa, ki deniyor, bu doğrudur. Ya da Hz. Peygamberin üstün ahlakı övülüyorsa, ki övülüyor, bu doğrudur.

    ********

    Kuran dağınık bir kitaptır!!?? Bir konu bir yerde bıçak gibi kesilir, ve başka bir zamanda inmiş başka bir ayette bu konuya devam edilir. Sırf Kuran’ın bu özelliğini inceleyen bir kitap görmüştüm. Örneğin, Sizce şöyle midir yoksa böyle midir diye sorar ama ardından gelen ayette bu sorunun cevabı yoktur. Sorunun cevabı başka yerde(ayette) verilir. Okuma yazma bilmeyen birisi bu takibi nasıl yapabilir?

    Kuran, Peygamberin okuma-yazma bilmediğini açıkca yazar. Kendisinin Allah katından olduğunu anlamamız için basit bir tüyo verir:
    Bu kitap 23 yılda inmiştir. Okuma yazma bilmeyen birisi bunu nasıl derlemiş olabilir?

    **************

    Allah, Kuran’da Kuran ayetlerinin açıklamasının kendisine ait olduğunu söylüyor.

    Kuran’a göre, Kuran, içinde tekrarlar olan bir kitaptır. Evet Kuranın sahibi Allah Kuran’ın nasıl bir kitap olduğunu gayet iyi biliyor:-)

    Bu tekrarların bir hikmeti olmalı? Elbette bir çok hikmeti vardır. Bir tanesi de şu olsa gerek:

    Aynı konuyla ilgili tekrarlar, bize Kuran ayetlerinde ne denmek istendiği ile ilgili yorum yapma, bize onları (daha iyi) anlama imkanı veriyor.

    İyi ama hani örnekler? Hani ayetler?

    Bu kadar da hazırcı olmaya gerek yok. Daha önce de dediğim gibi “arayan belasını da bulur, mevlasını da”. İş niyete bakar. Dinden kurtulmaya azmetmiş birisinin değerlendirmeleri de ona uygun olacaktır kaçınılmaz olarak.

  4. Real k2 diyor ki:

    Bende başkalarının değerlerine saldırmamayı öneririm !
    ben felsefeci değilim hiç bir şeye dikkat etmek zorunda da değilim
    sizin sözleriniz tez değil insanların kafasını karıştırmak için ortaya atılmış komplo teorisi. sizin komplo tezleriniz ve provakasyonlarınız ön yargılılık, imansızlık ve mesnetsizlik taşıyor. tamamen kişisel yorum sizinkisi.
    sizin gibiler olduğu sürece benim gibilere hoşça kalmak haramdır !

  5. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Yazınızdaki en büyük eksiklik bilimle ilgili ayetlerin (Yoktan varoluş,yerin 7 kat yaratılışı,dağlar ve depremler) yorumlanmamasıdır.Saygılarımla

  6. omer tiker diyor ki:

    ben varsam allahta var ve aklin yolu bir dir gercekler hepsi birdir bu yuzden allahtan gelen hersey bir dir oda islamiyettir ister kabul edin ister etmeyin islam atom dur atomda islam dir evren buyuk bir kitap tir hep si bir birine baglidir bu kur an evrensel bir mesajdir. bu yeter mueminlere

  7. omer tiker diyor ki:

    aynada kendini gormiyen yoktur goren de var dir ben varsam allah ta vardir benim varligim gol gem dir benim varligim beni yaratanin var olusunu gosterir farzedin insan buyuk bir evrim gecirdi ohalde soleyin neden 2000 yildir aynisi olmuyor ve farzedin allah yok peki dag tas insan ve aciz varlik lar var yane suuursuz aciz olan toprak bile var bukadar mukemmel herseyi sistemli yapan birileri nasil olmaz hem dusun bi ucak on ce toz olsun sonra buyuk bir rastlantiyla buyuk bi ruzgarla karisip bir birine gecip birlessin sonra da ucak olup ciksin hemde herseyi dosdogru sekilde yer li yerinde olsun ve birde ucsun dusunun allah varmi yok mu?

  8. Halil diyor ki:

    Yazıyı yazan kişi diyor ki kuran da hiçtir ahlak kuralı belirleyen ayet yoktur.

    Kuranı okumasak inanacağız. Anlaşılan kendisi bir kere açıp okumamış ve bize kuran hakkında ahkam kesmeye kalkıyor.

    Ömer Çelakıl ın teketek programında ayetleri evirip çevirip mana verirken Murat Bardakçı kuranı açtı ve oku bakim şurayı dedi. Çelakıl tabiki türkçe meal kısmını okuyor uyanık ya. Murat abi hayııır arapçasını oku deyince tüm türkiye gördüki Ömer Çelakıl bırak arapçayı kuran okumasını bile bilmiyor…

    Buda böyle birşey işte…

    Kuranda öyle ahlak kuralları belirleyen ayetler varki toplumda yüksek sesle konuşulmaması gerektiğine kadar ikaz eden ayetler var.

    Birinci dereceden akrabalarla evliliği men eden ayetler.
    Sadaka vermeyi teşvik eden ayetler.
    İyilikte yarışılması gerektiğini söyleyen ayetler.
    Yusuf suresi baştan aşağı ahlak dersi verir mesela. Kardeşler arasında kıskançlığın, evlat ayrımı yapmanın bedellerini bir kıssada anlatır.

    Geçmiş peygamberlerden bahsederken kuranı kerim onların ahlakından bahseder ve ahlaki özelliklerini överek örnek verir. Sizde öyle olun der bir nevi.

    Eyyüp peygamberin sabrı, İbrahim peygamberin sofrası ve misafirperverliği, isa peygamberin yumuşaklığı ve sevgisi, yusuf peygamberin elinde imkan olmasına rağmen ırz düşmanlığı yapmaması gibi saymakla bitmez gider…

    Kuranı kerimin yarısından çoğu ahlakı ve toplum kurallarını belirler beyler. İnanmıyorsanız türkçesini açın okuyun.

  9. Halil diyor ki:

    Kuranda bilim arayan adamın Allaha olan inancı zayıftır bence. Çünki kuran başka bilim başkadır beyler. Bilimi kuranda ararsan vallahide billahide geri kalır yerinde sayarsın. Ahireti ve toplum hayatını anlatır kuran.

    Madem kuranda bilim varda biz niye geri kaldıkta kuranla alakası olmayan batı dünyası marsa uydu gönderiyor??? Yapmayın adama bunu sorarlar işte…

    Şimdide bu toplumu geri bırakmanın yeni stratejisi bumu acaba diye şüphelenmiyor değilim ha. Kuranda bilim aramak!!! Kafamı duvarlara vurasım geliyor bu işlere kafa yoranları gördükçe. Resmen nelere kaldık.

  10. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. F. Yamanoğlu,
    Her şeyi bir yazıya nasıl sığdırayım!? O konulara herhalde başka yazılarımda da değinmişimdir veya genel olarak bahsetmişimdir.
    Belirttiğiniz başlıklar dahil Kuran’daki tüm tabiat olayları vs. konularını ele alan bir kitap: Kuran Okumaları, Vahiy Bilgisinin Eleştirisi, Murat Utkucu

  11. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Tunç bahsettiğiniz yazıları bulamadım.Bahsettiğim konulara değinmeden yazınız çok eksik kalmış.Ancak tek bir ayeti yorumlayabilirsiniz.Yerin 7 kat yaratılışı.(sial,sima,üst manto,orta manto,alt manto,dış çekirdek,iç çekirdek)Başka bir zamanda dağlarla depremlerin ilişkisini Kuranın nasıl bildiğini tartışırız.Saygılarımla.

  12. nn.atte7 diyor ki:

    Sayın F. Yamanoğlu
    bu iddaayı daha önce başka bir konuda bana da yöneltmiştiniz.tekrar görünce cevap vermek istedim.yalnız önerim böyle iddaaları dile getirmeden önce internette biraz araştırma yapmanız olacaktır.böylece hem istediğiniz bilgiyi daha ayrıntılı olarak öğrenebilirsiniz hem de konuyla doğrudan ilgilenmek istemeyen insanların(yanlış anlamayın) vaktini boş yere harcamalarına neden olmamış olursunuz.bu yüzden uzun uzadıya cevap vermek yerine size vereceğim linki incelemeniz daha uygun olacaktır.

    http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=15910

  13. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Site engellenmiş.Konu hakkında beni bilgilendirirseniz yanlışlarımı düzeltebilirim.Saygılarımla

  14. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Biraz evel pozitif ateizmin sitesini inceledim.İki tabakadan oluşan kabuk tek tabaka olarak gösterilmiş.Orta mantonunda esamesi okunmuyor.Neyseki çekirdeği, iç ve dış çekirdek olarak doğru yazmışlar.Bunada ben helal olsun derim.Ayetleri saptırdıklarına alışmıştımda,bilimide saptırarak Güneşi balçıkla sıvıyacakları aklıma gelmemişti.Bu konu psikolojide tez konusu olabilir.Saygılarımla

  15. ustyazi diyor ki:

    Yer küre asıl olarak 3 katmandan oluşur. Bunlar Yer Kabuğu, Manto ve Çekirdek. ancak Çekirdek ve Manto tabakaları da kendi içlerinde iki parçaya ayrılır. Bu durumda sıralama: Yer Kabuğu, Üst Manto, Alt Manto, Dış Çekirdek ve İç Çekirdek olarak yeniden düzenlenebilir.

    İlgili Yazı: http://pubs.usgs.gov/gip/interior/

    Ancak istenirse tabakalar yine kendi içlerinde alt katmanlara bölünerek 15 katmana kadar çoğaltmak mümkündür. Temel olarak ise 5 Katman söz konusudur.

    Kestirmeden tüm yapıya ilişkin yazı için ise,

    Bkz: http://en.wikipedia.org/wiki/Structure_of_the_Earth

    Wikipedia diye küçümsemeyiniz yazının sonunda tüm kaynaklar mevcuttur.

  16. nn.atte7 diyor ki:

    siteden aldığım ekran görüntüsü linklerini sırasıyla burada paylaşıyorum:

    http://i56.tinypic.com/35kn607.jpg

    http://i54.tinypic.com/v3zl2a.jpg

    http://i52.tinypic.com/11m8byb.jpg

    http://i55.tinypic.com/facsgh.jpg

    http://i55.tinypic.com/1y8ms.jpg

    http://i54.tinypic.com/33bg4s1.jpg

    http://i55.tinypic.com/rhuxyq.jpg

    bu arada ayetleri saptıranlar konusunda hazırlanabilecek tez için harun yahya sitelerinden özellikle yararlanılabilir.saygılarımla.

  17. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın ustyazi yerin katmanları konusunda bilimin farklı görüşleri olduğunu yazıyorsunuz.Dağların depremlerin şiddetini azaltma konusunu nasıl izah edeceksiniz?

  18. ustyazi diyor ki:

    Konuyla bağlantısını açıklarsanız izah edebilirim sanırım.

  19. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sanırım sayın Tunçun yazısında bilimsel ayetlerin yorumlanmamasını eleştiriyordum.Dağlar ve depremler konuyla bu sebepten bağlantılı.

  20. ustyazi diyor ki:

    Daha önce yazdım fakat sanırım kaydolmamış yazım.

    Öncelikle dağlar ve depremleri inceleyelim:
    Dağlar depren adı verilen tektonik hareketler sonucunda oluşurlar. Bu nedenle dağlık bölgeler deprem riskinden uzak alanlar değildir bunu vurgulayalım. Yani dağların kendi oluşmaları bile depremlere bağlı iken deprem konusunda nasıl bir etkisi olabilir?

    Dağların kökleri buna engel olabilir denmiş bazı yerlerde. Bu da asılsız bir olaydır. Şöyle açıklayalım:
    Dünyanın tabandan(dağın başlangıç noktası), zirveye en büyük dağı Hawaii’de bulunan Mauna Kea dağıdır ve 10.000 metre(10 Km) uzunluğa sahiptir. Bunun ise sadece 6000 metresi toprak altında bulunur. Ancak depremler ise 300 Km derinliğe kadar inmektedir. Yüzey depremi olarak adlandırılan depremler bile 30 Km derinliğe kadar inerler.

    Deprem ve dağ ilişkisi incelenecek olunursa Japonya buna güzel bir örnektir. Japonya fiziki haritası incelenecek olunursa dağlık bir yapıda olduğu görülebilir. Ancak japonyada her yıl 7.0 şiddetin üzerinde depremler de dahil yüzlerce hatta binlerce deprem meydana gelir ve dahların ne depremlere ne de şiddetine bir etkisi olmadığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte can ve mal kaybını önleyen de yine dağlar değil mühendislerdir.

    Dünyanın yapısına değinecek olursak, Ülkemizi göz önüne alalım. Ülkemiz Anadolu plakası üzerinde yer almaktadır ve bu plaka her yıl 25 mm batıya doğru kaymaktadır. Üzerinde bu kadar dağ olmasına rağman de bu değişmemektedir. Yani dağların bu çok yavaş hareketlenmeye bile etkisi olmazken deprem gibi şiddetli sarsıntılara mani olmasını bekleyemezsiniz.

    Dağların tek faydası insanlara sağlam zeminler hakkında bilgi vermesidir. Bunun dışında bir faydasından söz edilemez.

  21. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın üstyazı kimin haklı olduğuna sitedeki( dağların kazık olarak yaratılması) başlıklı bilimsel makalemi okuyan okuyucular karar verecek.

  22. Solty diyor ki:

    Kur’an uyarıcı bir kitaptır ve geleceğe ait en önemli özelliği, KIYAMET denilen şeyi neredeyse içerik olarak %50’sinden fazla içermesidir. Nedense bunu kimse görmüyor. daha önce bir çok peygamber yerel olarak uyarıldı ve sonrasında yok oldular. Bu kitapta bence son uyarı var ve kiyamet anlatılarına dikkat derim ben.

  23. omer tiker diyor ki:

    biz yeri sarsilmasin diye onlara agir daglarla destekledin ayeti yetermi;

  24. mustafa diyor ki:

    ALLah(cc) kıyametten sonra insanları tekrar diriltip hesaba çekmeye başladığı zaman anlayacaksınız(kafir ve münafıklar) ALLAH (cc) ‘ın azabı ne büyükmüş…

  25. ADEM diyor ki:

    NN.ATTE ya dikkat ediyorum da örnekleriniz neden se hep TURAN DURSUN sitesin den bütün bilim adamları oradamı toplanmış başka kaynaklar bulamadım aslın da öyleki oradan verdiğiniz örnek linklerinde yüzde sekseni de kuran-ı destekler destekler ölçüde ama siz hep yüzde yirmisi üzerinden konuşuyorsunuz bi tuhaflık yokmu

  26. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. ADEM,
    Emin olamadım; yazıya istinaden ve bana mı soruyorsunuz?

  27. Oral Rıfat diyor ki:

    Kur’an alışılan kitaplardan farklıdır. Onun kategorik bir özelliği yoktur. Yani Hz. Adem’le başlayıp peygamberler tarihi yada temizlik, namaz, ticaret şeklinde bir konu tertibi yoktur. Konuları analitik olarak alır. Kişinin düşünmesini sağlar, bazen ona ayna tutar ki, kendisini görsün. Ancak Kur’anı daha dikkatli okursanız, onun bir içbirliği olduğubu görürsünüz. Şöyle ki, Kur’an 114 sureden oluşur. Her sure bir dosyadır. Fatiha (Önsöz), Bakara (Vahiy toplumunun tarihsel oluşumu ve bozulması-I (İsrailoğulları örneği)), Al-i İmran suresi (Vahiy toplumunun tarihsel oluşumu ve bozulması-II (Hristiyanlar örneği)), Nisa (Vahiy toplumunda haklar), Maide (Vahiy toplumunda özgürlükler).. böyule devam eder. Surelerin kendi içinded e bir iç birliği var. Bakara suresi, Kur’ânın rehberlik ettiği insanlar ve onların tepkileri ile başlar. Sonra insanlar 3 temel esasa çağrılır: Tevhid, risalet ve ahiret. Sonra insanlık tarihi anlatılır. Hz. Adem ve İsrailoğulları seçilerek bir vahiy toplumunun oluşum ve bozulma süreci aktarılır… Bununla ilgili Mevdudi’nin Tefhimu’l-Kur’an isimli kitabı okunabilir. Ayrıca benim de yakında Kur’an’la Buluşmak-II (Sure Özetleri) kitabım çıkacaktır. Bu gibi konularda şartlı bakmamak gerekir. Dünya’nın en başarılı lideri Hz. Muhammed’dir. Hristiyan bir akademisyen olan Michael H. Hart’ın, “DÜNYA TARİHİNE YÖN VEREN EN ETKİN 100” isimli kitabını mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

  28. Mete Tunç diyor ki:

    Teşekkürler sn. Oral Rıfat,
    Mevdudi’nin kitabını not ettim. Kitabınızı da mutlaka alacağım.
    Yalnız, belirttiğiniz özelliklerin ‘atfettiğiniz’ (bütünüyle karşılığı bulunmayan) nitelikler idiği kanaatindeyim (veya dürütçe, “…olduğundan eminim” veyahut “olduğunu biliyorum”, diyeyim!)
    Peygamber hakkındaki görüşünüz ‘imani’ bir tezdir. Çok soru sorarım, girmeyelim!..

  29. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an, orjinalini incelediğinizde değişime açık bir çok durumu olan bir kitaptır. Kelimeleriyle, harfleriyle, diliyle, herşeyiyle değişime uğrayabilir. Bugünkü meallere baktığınızda eğer orjinal ile birlikte iyi bir inceleme yaparsanız kaosu görmemek mümkün değil. Bugün hikaye anlatan bir Kur’an görürken, yarın tamamen somut, tamamen bilim, tamamen aşık olunacak konular içeren Kur’an görmek mümkün. Bugün alfabeyi incelediğinizde, kelimeleri incelediğinizde uyumsuzluğu, mantıksızlığı (eşanlam-eşses-mecaz-uzatma-seslendirme bozuklukları vb.) görür iken, yarın mantıklı bir Kur’an dilinin Dünya dili olması mümkün. Kur’an’ın oturduğunuz yerden, hiç kişiye ve nesneye ihtiyaç olmadan öğretici olmasıda mümkün. Tefisirsiz herşeyin açık ve net anlaşılır olmasıda mümkün. Aynı zamanda çok fazla eğitimli olmadan Kur’an’ı anlayabilecek sadelikte Kur’an’da mümkün. Kur’an’ın % 100 bilim ve ışık olması, ilham kaynağı olması mümkün. Her şekle girebilecek bir Kur’an var! Her şekliyle yaşamayı bilen bir Kur’an. Çok akıllıca düzenlenmiş bir Kur’an.
    Mealleri, orjinal Kur’an ile bol bol inceleme yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. Hatta orjinalsiz bir Kur’an meali okumak hayati bir kayıptırda diyebilirim.
    Kur’an aynı zamanda diğer kutsal kitaplarla birleştirilebilir. Ve tek bir kutsal kitap oluşabilir.
    Kur’an bugün dostluk-düşmanlık içeren ayetler iken, bu tamamen bilimsel ayetlere dönüşebilir.
    Kur’an bugün mucizelerden bahseden bir çeviri iken, yarın bilim bahseden ayet olabilir.
    Kur’an’da cennet ve cehennem öbür Dünya’ya yorumlanırken, yarın bu Dünya’ya dönüşebilir.
    Kur’an’da peygamber isimleri kalkıp, bunların bilimsel konular halini alması imkansız değil.
    Soyut varlıklar (Cin-Şeytan-Peri-Melek-Ruh vs.) kalkıp, tümünün bir doğa projesi anlatmasıda mümkün.
    Kur’an’ın Ateş-Toprak-Hava-Su yoğunluklu bilimsel ayetlerle okunması mümkün.
    Kur’an’da tekrar diye eleştirilen ayetlerin yarın birbirinin tamamlayıcısı olan bilimsel konular olması mümkün.
    Bugün sureler (konular) diye açıp sureyle alaksız, konu dağınıklığı şeklinde okunan meallerin sona ermesi mümkün.
    Kur’an’da ibadetin, emir ve yasakların dahi kalkması mümkün.
    Ayet ayet giden Kur’an’da ayetlerin birleştirlmesi mümkün.
    Harekelerin kalkması yada daha farklı okunması mümkün.
    Yazılışta kelimelerin şu andaki alınışının değişmesi mümkün.
    Kur’an’ın bilimden ilhamla kelimeler oluşturması, bilimsel bir dil ile yazılmış hale gelmesi mümkün.
    Kur’an okundukça simgeleşen bir kitap olması mümkün.
    Kur’an’ın yazılışının, beslenmeden çalışmaya, sevişmeden uyumaya kadar herşeyin düzenlenmesine, değişmesine açık.
    Kur’an’da allah, ellah, illah, ullah, Rabb, rahman, rahim, vs. kelimelerinin dahi maddeye, bilimi anlatan konulara çevrilmesi mümkün.
    Bugün kelime ilişkisizliği yada mantıksız bir kelime ilişkililiği görüyoruz. Yarın çok makul ve düzenli bir kelime ilişkilerini görmek mümkün.

    Kur’an binlerce kez değişim mümkün. Gerek çevirisiyle, gerek orjinaliyle.

    Bilim insanı hiç bir zaman değiştirmeyecek, Kur’an değiştirecek. Bilim uyanmadan Kur’an uyandıracak. Puan kazanması için.

    Kur’an’da bir çok değişiklik mümkün.

    Kur’an yüzyıllar geçtikçe çok değişecek.

    Bu kadar değişime rağmen inanan insanlığı düşünün. İnsan değişmiyor ne yazık ki. Hiç şüphelenmeden oyuna kurban gitmeye devam ediyor.

  30. Abdullah diyor ki:

    İnsanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır. (HAC/8)

  31. Veysel diyor ki:

    Tam bir nefret yazısı olmuş. Aferin!..

  32. Veysel diyor ki:

    Tamam kur’an düzmece, okuma yazması dahi olmayan yanı entellektüellikden uzak Muhammed ‘in sanrıları. İncil ve tevratda deli saçması!… İnşaatçılar bilir, kota kavramını; bir yüksekliği belirlerken önce kat da aletlerle eğime göre duvarlarda noktalar belirlenir. Çalışacak olanlar o çizgiyi baz alarak ölçer biçer. Peki insanlığın kıtasını nasıl veya kim belirleyecek. Kavgamda hitler de haklı, daskapitalde marxda. Cenital organlarımızın gelişince anamızla cinsel ilişkinin önündeki engel nedir? Ki keçilerin bu kuralı işlemediğinden ben gözleriyle şahitlik. O halde biz düşünen varlık insana bir kriter bir kota lazım veya var. Ondan Kur’an, “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” diyerek kota-kriter koyar. ” Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. ” diye ölçü belirler. Kendinden önce kitapları tasdik edici olduğunu onlara inanan insanlarının Allah’ın helal kıldığı şeyleri haram ilan etmelerinden dolayı bu kitabı düzeltici olarak gönderdiğini söyleyip, kriteri koyar; “Ölmüş hayvan, kan, domuz eti ve Allah’tan başkasının adına boğazlanan (kesilen), boğularak, vurularak, yüksek bir yerden yuvarlanarak veya boynuzlanarak ölen ve de yırtıcı hayvan tarafından parçalanıp yenen hayvan (ölmeden kesilmesi hariç) ve putlar adına boğazlanan hayvanlar ve fal okları ile kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bunlar fısktır…” denizden insana taze yemesi için nimetler yarattığını söyleyip yasakların önünü kapar. Kızlarımızı evlendirirken onların rızalarını almamızı emreder. Bir insanı öldürmenin tüm insanlığı öldürmeye denk bir suç olacağını buyurur,yapma haaaa der. Yeryüzünde dolaşırken alçak gönüllülükle dolaşmamızı, böbürlenmememizi, selamlaşmamızı, biri selam verdiğinde daha güzeliyle karşılık vermemizi emreder.
    Nesi kötüdür bunların. Bunları yapımında daha iyi bir insanlık mı oluruz yoksa daha kötü mü? Yardımlaşmanın, paylaşmanın, nesi kötü. Biriktirmeyi, size verdiğim nimetleri paylaşım ancak böylece kurtuluşa edesiniz diyen ha bir kitap ha bir insan. Git lan buradan sen saçmalıksını hak eder mi? Niye, getirmenin okuması-yazması yok. Biz mesaja mı bakmalıyız, getirene mi? Eskilerde öyle demiş, rahman bizle konuşmak istenseydi içimizden(zenginlerden ağa babalarından) birini seçerdi veya bir melek gönderirdi.
    Kısaca hayatımızda olçülerimizi kim koyacak, bu ölçüleri neye göre belirleyeceğiz ve mesajın içeriğine mi, getirenin kim olduğuna mı bakacak-şaşacağız. Bence Allah tüm kocabaşlara karşı 2 şeyle insanlığın en büyük devrimini başlatmıştır;
    1 yeryüzünde onca şatafatlı yer içinde çölün ortasında kurak Mekke’yi şehirlerin şehri seçmiştir
    2 yetim ve ümmi Muhammed’i peygamberi seçmiştir
    Ki insanlığımızın yenişmekden,böbürlenmekden, benimki seninkinden iyi, bende var sen de yok yarışından değil. Daha çok paylaşmaktan, daha alçak gönüllü olmakdan geçtiğini hatırlayalım diye

  33. Kızıl diyor ki:

    Siteyi bugün inceledim genel olarak site ateistlerinin bir kısmı fetiş bence.Mete Tunç beyi de samimi bulmuyorum.En fetişi de o bence :)
    Özellikle üst perdeden bakma olayı had safhada.Birde insanlık öğretiyorlar.

  34. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Kızıl
    Siteyi, bu arada yazılarımı gözden geçirdiğiniz için teşekkürler.
    Diğerleri için yorum yapmayayım, ama benim “fetiş” (hem de “en fetiş” )olduğum fikriniz yanlış, haksız. Üst perdeden değil, bağımsız-özgür-adilane ve naçizane yazıyorum…
    Ayrıca “ateist” değil “sorgutçuyum”. (bkz. ilgili yazım)

Leave a Reply