BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İslam Şeriatı ve Kadın Hakları: Bir uzlaşı noktası var mı?

Yazar: Amatör filozof

Günümüzde İslam şeriatına göre yönetilen ülkelerde kadın hakları kısıtlıdır. İnsan haklarına saygıyı esas alan yasalarla yönetilen uygar toplumlarda ise -kadın hakları konusunda daha çok alınacak mesafe olmasına karşın- en azından yasa önünde kadın erkek eşitliği vardır ve günümüzün demokratik ve laik ülkelerinde kadın hakları şeriatla yönetilenlere göre çok üstündür. Bu durum İslam dininin kadın haklarını kısıtladığını düşündürmektedir. Aslında İslamiyetin ortaya çıkışından önce kadın hakları çok daha geri idi. Cahiliye dönemindeki Arap toplumunda kadınlar bir maldan farksız idi, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğüne dair söylenceler de vardır. İslamiyet ile birlikte kadın hakları kendinden önceki döneme göre gelişti, kadınlara da birey olarak değer ve kısmi söz hakkı verilmeye başlandı, mal paylaşımı ile ilgili kurallar kondu, erkeklerin alabileceği eş sayısına sınırlama getirildi. Yani İslamiyet, kadın haklarını kendinden önceki döneme göre geriletmedi, tam tersine önemli ilerlemeler getirdi. Günümüzdeki sorun, İslamiyetin ortaya çıkışından sonraki yaklaşık 1400 yıllık sürede, genel olarak insanlığın gelişimiyle tüm dünyada kadın hakları (ayrıca genel olarak insan hakları) gelişirken, İslam şeriatı ile yönetilen toplumlarda gelişmemesi, 1400 yıl önceki şekliyle kalmasıdır. Günümüzdeki Afganistan, Suudi Arabistan, İran bu konuda tipik örneklerdir. Bu ülkelerde kadın hakları ile ilgili direnişler ve reform çabaları şiddetli bir baskı ile karşılaşmakta ve kısa sürede ortadan kalkmaktadır. Daha da kötüsü bu baskıcı tutum, nüfusu müslüman olan ancak şeriata göre yönetilmeyen Türkiye gibi ülkelere de yayılma eğilimi göstermektedir. Tarafsız bir gözle bakıldığında son derece mantıksız olan bu durumun nedeni nedir? Kanımca, İslam şeriatı uygulayan ülkelerdeki kadın haklarına yönelik kısıtlamaların hiç bir şekilde kaldırılamamasının temel nedeni bu kısıtlamaların Kuran’ dan kaynaklandığı ve kadınlarla ilgili ayetlerin bu konuda hiç bir açılıma, hiç bir gelişmeye izin vermediğinin düşünülmesidir. Gerçekten de Kuran’ da günümüzdeki çağdaş anlayışa göre kadın haklarını kısıtlayan bir çok ayet vardır. Erkeğin dört kadına kadar evlenebilmesi, karısını boşamak istediğinde tek bir sözle boşayabilmesi, gerektiğinde karısını dövebilmesi, kadınlara mirastan erkeğin yarısı kadar pay verilmesi, iki kadının şahitliğinin bir erkeğe eşit sayılması bu konuda tipik örneklerdir. O halde bu durum böyle mi sürecek, şeriatla yönetilen ülkelerde kadın hakları hiç gelişmeyecek mi? Bu ülkelerde gelişme olmazsa, “üzüm üzüme baka baka kararır” atasözündeki gibi Türkiye de giderek bu ülkelere benzeyebilir mi? Bu sorular kanımca hayati önemdedir ve bu konunun insan haklarına saygı esas alınarak çözümü için elden gelen her türlü gayret gösterilmelidir.

O halde bu çözüm nasıl olabilir veya nasıl olmalıdır? Bu konuda bazı seçenekler akla gelebilir:

1- Kadın haklarına yönelik kısıtlamanın Allah’ın emri olduğu, buna karşı gelinemeyeceği, Allah’ın kısıtlamalara itaat eden kadınların mükafatını öbür dünyada vereceği, ölümden sonraki gerçek hayatta kadın erkek eşitliği olduğu tüm müslüman toplumlarda, ve hatta tüm dünyada kabul edilir, böylece ortada dünya yaşamında kadın hakları diye bir sorun kalmaz. Bu seçenek ancak radikal dinci ve bağnazların hoşuna gidebilir. Makul ve mantıklı olduğunu kabul ettiğimiz çoğunluğun bu çözüme razı olması mümkün değildir, bu seçenek insan doğasına aykırıdır ve uzun süreli olamaz

2- Birinci seçeneğin zıddı ise, Kuran’ ın ilahi kaynaklı olmadığının yaygın olarak kabulüdür. Bu durumda Kuranda kadın haklarına yönelik kısıtlamaların geçerli olmadığı, dünyevi hukuk kurallarının uygulanacağı kolaylıkla benimsenebilir. Ancak bu seçenek sosyolojik gerçeklere aykırıdır. Müslüman ülkelerde Kuran’ ın bilimsel bir zeminde açık olarak tartışılıp, bilimsel yönteme uygun olarak çıkarılacak sonuçların hayata geçirilebileceği bir ortamın oluşması için belki de yüzyıllar geçmesi gerekebilir. Halen şeriatla yönetilen ülkelerde Kuran ile ilgili en ufak bir tartışma bile ölüm cezası ile sonuçlanabilir. Şeriatla yönetilmeyen, ancak nüfusunun büyük kısmı müslüman olan Türkiye gibi ülkelerde de bu konu ancak dar çevrelerde düşünsel olarak tartışılabilir. Halk çoğunluğu önünde açıkça tartışılması büyük tepki alır, tartışan kişi için öldürülme riski doğurur. Görüldüğü gibi bu seçenek de gerçekçi ve uygulanabilir değildir.

Yukarıdaki iki seçenekle sınırlı kalırsak durum umutsuz gibi görünmektedir. İslam ülkelerinde kadın hakları konusunda bir açılım, bir düzeltme olasılığı hemen hemen yok gibidir. Ancak kanımca üçüncü bir yol vardır. Bu yol Kuran’ı yok saymadan ve İslam dinine inananları rencide etmeden, dini uygulamalarda yapılacak değişiklikleri sağlayacak bir yorum farkını içerir, ana hatlarıyla bu üçüncü seçenek şu şekildedir:

A- Kuranda genel ahlak ve toplum yararına olan doğruluk, dürüstlük, yoksullara yardım, ana babaya saygı, temizlik vb konulardaki genel hükümlerin her yerde ve her zaman geçerli olması doğaldır, bunların aynen benimsenmesinde sakınca yoktur.

B- Bilimsel gerçeklere uymayan/uymadığı iddia edilen evren, dünya ve insanın yaradılışı gibi bölümleri isteyen istediği gibi yorumlayabilir, bilimsel çalışmalar üzerine baskı unsuru olmadıkça bu ayetlerle ilgili değişik yorumların herhangi bir sakıncası yoktur.

C- Esas sorun yaratan, kadın (ve insan) haklarına aykırı olan bölümlerin sadece Kuran’ ın indirildiği devirdeki Arap toplumu için geçerli olduğu, her zaman ve her yerde geçerli olamayacağı kabul edilmelidir.

Bu yorumu destekleyen kanıtlar Kuran’da bulunabilir:

1- Kuran’ da sosyal yaşamla ilgili olan ve hukuk kuralı niteliğindeki bir çok ayetin o dönemin koşullarının gerektirmesi sonucu indiği bellidir. Üzerinde anlaşılamayan günlük olayların çözümü,Peygamber’ in ailesi ve çevresiyle ilişkileri vb ile ilgili ayetler çoktur. Bu tür ayetlerde söylenilen kuralların her zaman ve her yerde geçerli olduğuna dair kesin ve açık bildirimler yoktur, tersine bu tür ayetlerin yaptırımı yer ve zaman açısından o çağdaki Arap toplumuna yönelik gibi durmaktadır.

2- Kuran’ ın çeşitli yerlerinde kölelerle ilgili ayetler vardır. Bu ayetlerin incelenmesi köleliğin o devirde meşru bir kurum olduğunun Kuran’ da da kabul edildiğini göstermektedir. Ancak bu ayetlerden köleliğin her zaman ve her yerde geçerli olduğu sonucu doğal olarak çıkartılamaz ve çıkartılmamıştır. Günümüzde şeriatın en koyu uygulandığı ülkelerde dahi kölelik yoktur. Görüldüğü gibi burada Kuran’ da mevcut olan kölelik kurumunun sadece o dönemki Arap toplumuna özgü olduğu kabul edilmiş, daha sonra insanlığın gelişmesiyle beraber köleliğin ortadan kalkması din açısından sorun yaratmamıştır.

3- Kuran’ da faiz yasaklanmıştır, ancak günümüzde faiz ulusal ya da uluslararası finans ve ticaretin olmazsa olmaz bir unsurudur. Merkez bankalarının en önemli görevi faiz oranlarının ayarlanmasıdır. Bu nedenle İslam ülkelerinin bir kısmı da buna ayak uydurmak zorunda kalmışlar ve “kar payı” adı altında faiz veren “İslami bankalar” kurmuşlardır. Ancak isim değişikliği faiz verildiği ya da alındığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. Görüldüğü gibi burada da Kuran’ daki bir hükmün günün koşullarına göre değişmesi söz konusudur ve bu durum da din açısından önemli sorun yaratmamıştır.

4- Kuran’ ın pek çok yerinde anlaşılması için Arapça indirildiği yazılıdır. Bu durum, özellikle hedef alınan kitlenin o devirdeki Arap toplumu olduğunu düşündürmektedir. Bu konudaki en açık bildiri Şura suresi 7. Ayette görülebilir “Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın”. Burada o devirdeki Arap toplumunun bazı olaylardan ve nedenlerden dolayı uyarıldığı görülmektedir, bu uyarıların tüm insanlığa genişletileceğine dair hiç bir hüküm yoktur. Ayrıca çeşitli başka ayetlerde her topluma farklı peygamberlerin gönderildiği bildirilmiştir. Dolayısıyla her toplumun ayrı ayrı uyarıldığı belirtilmektedir. Uyarı konusu olan Tanrının varlığı, dünyanın imtihan yeri olması, cennet cehennem gibi kavramlar tüm peygamberler için ortak olmakla birlikte, günlük yaşantı ve hukuk kuralları her peygamberin toplumunda farklı farklı oluşmuştur. Buna en iyi örnekler Müslüman, Hıristiyan ve Musevilerde ibadet şekillerinin, yenilmesi yasak yiyeceklerin, çalışma ve dinlenme günlerinin farklı olmasıdır. Bence bu durum temel dini kurallar dışında kalan, günlük yaşantı ve hukuka ilişkin olayların toplumdan topluma farklı olmasının dine uygun olduğunu, dolayısıyla günün koşullarına göre kadın (ve insan) haklarına ilişkin düzeltmeler yapılmasının doğal olduğunu, dinin bunu yasaklamadığını kanıtlamaktadır.

5- Kuranda, insan haklarını kısıtlayıcı sonuçlar doğuran, İslam hukukuna yön veren ayetlerin her zaman ve her yerde geçerli olduğu söylenmemiştir, o çağdaki Arap toplumu muhatap alınmaktadır. Bu gerçeğin göz önünde bulundurulması, bu tür hükümlerin uygulanmamasını din yönünden sorun olmaktan çıkartacaktır.

Yukarıda özetlenen çözüm yolu birçok kişiye ütopik görünebilir. Ancak unutulmaması gereken nokta, İslam şeriatına göre yönetilen ülkelerin şu anki durumunun sürdürülemez olmasıdır. Bu ülkeler değişmemekte, her hangi bir reform yapmamakta israr ederlerse giderek gelişen uygar ülkelerin çok gerisine düşeceklerdir, sonuçta bu durum aradaki farkları çok belirginleştirecek ve çok söylenen “medeniyetler savaşı” ortaya çıkacaktır. Bence, bu savaşın galibinin şeriatçı ülkeler olmayacağı kesindir, kaldı ki zayıf olasılıkla dahi olsa savaşı şeriatçı ülkeler kazanırsa da dünyanın şu ankinden çok daha kötü bir yer olacağı muhakkaktır. Bu nedenlerle, ütopik, uygulanamaz vb denilmeden, önerilen her türlü çözüm yolunun tartışılması gerekir. Bu konuda, öncelikle İslam ülkelerinin devlet ve din adamlarına, fikir önderlerine büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. İslam dininin, en azından bazı kurallar açısından, “değişemez-değiştirilmesi teklif dahi edilemez” durumundan kurtarılması gereklidir. Unutulmamalıdır ki, dünyadaki her şey değişir, değişmeyen tek olgu değişimin kendisidir.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 10603, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

3 Comments

  1. suicide diyor ki:

    alıntı~

    3- Kuran’ da faiz yasaklanmıştır, ancak günümüzde faiz ulusal ya da uluslararası finans ve ticaretin olmazsa olmaz bir unsurudur. Merkez bankalarının en önemli görevi faiz oranlarının ayarlanmasıdır. Bu nedenle İslam ülkelerinin bir kısmı da buna ayak uydurmak zorunda kalmışlar ve “kar payı” adı altında faiz veren “İslami bankalar” kurmuşlardır. Ancak isim değişikliği faiz verildiği ya da alındığı gerçeğini ortadan kaldırmaz. Görüldüğü gibi burada

    ~alıntı

    kuran’da bahsedilen faiz “mal” üstünden yapılan faizdir. o dönemde para-faizi diye bir şey yoktu. bunu da ek bir düzeltme olarak yamayayım dedim :)

  2. suicide diyor ki:

    evet, islam döneminde kapitalist ekonomi yoktu. haliyle faiz para-sermaye üzerinden değil, mal ve ürün üzerinden gerçekleşiyordu.

  3. cengizhan Türk diyor ki:

    MÜSLÜMANLARIN KADINI İNSAN OLARAK GÖRMEDİKLERİNİN İSPATI
    İSLAM VE KURAN DA YAZILANA GÖRE KADINLAR CENENET VE CEHENNEME GİTMEZLER

    İslama göre Dünya kadınların son durağıdır.Onlar erkekler gibi özel yaratılmışlar olmadıkları için cennetle ödüllendirilmezler.Çünkü bu dünyaya erkeklere hizmet etmeye geldikleri düşünüldüğü ve cennette de erkekleri hizmet etmeyi bekleyen tertemiz el değmemiş bakire eşler ve huriler beklediği için kadınlar cennete gidemezler.

    BAKARA-25.İman edip salih ameller işleyenlere; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    ALİ İMRAN-15…De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler vardır.

    Burada yazılanlar doğrudur.cennette erkekeler için huriler vardır.bu 99 huri eş erkekleri beklediğine göre Dünyada yaşayan kadınlar ne olacaktır.islam demek yalan demektir.
    Kadınlara öbür dünya yok.İsyan etmesinler diye Dini konuları bilenlerler yalan söylerler.

    İslamiyetle kadın önemini ve tüm değerini kaybetmiştir.Bilmem kimin cariyesi,kölesi bilmem kaçıncı karısı olmak zorunda bırakılmıştır.Bunlar kuranda yazılıdır.

    NİSA -117. Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Hâlbuki azgın bir şeytana tapmaktadırlar. * ALLAH KADINI ŞEYTAN OLARAK GÖRÜYOR
    Allah kadın için bunu düşündüğüne göre cennette huri olması normal değilmi?

    Huriler olduğu için kadınlar tabi ki yok.çünkü RAHMAN suresinde el değmemiş kadınlar diyor.Ana,bacı ,hala,teyze ,kızım yok.Rahman suresi 56. Oralarda güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur. 74. Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.

    Yukardaki ve aşağıdaki sureyi okuduğunuzda ve bu konunun genelini okuduğunuz da İslamiyetin Muhammedin ve kuranının kadınları cenet ve cehennemden yani öbür dünyaya layık görmediğini anlayacaksınız.
    Kadının cennete veya cehenneme gideceğine dair kuranda tek ayet bulamazsınız.

    RAHMAN SÛRESİ
    46. Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.
    47. Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
    48. İki cennet de çeşit çeşit ağaçlarla doludur.
    49. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
    54. Hepsi de atlastan minderlere yaslanırlar. İki cennetin de meyvesinin devşirilmesi yakındır.
    55. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
    56. gözlerini eşlerine çevirmiş güzeller var ki, önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
    57. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
    58. Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
    60. İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?
    62. Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır.
    63. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
    64. Bu cennetler koyu yeşildirler.
    66. İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
    67. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
    68. İkisinde de her türlü meyveler, hurma ve nar vardır.
    70. İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar vardır.
    72. Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır.
    74. Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
    76. Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel döşemelere yaslanırlar.
    İSLAM DİNİNDE KADINLARI AŞAĞILAYICI SÖZLERİ

    “Sûtresiz olarak namaz kılanın önünden eşek, köpek, kadın geçerse namaz bozulur” şeklinde insan şahsiyetinin haysiyetiyle bağdaşmayan hükümler vardır.
    “Kadinlar aklen ve dînen dûn yaratilmislardir;
    “Kadınlar Düzgün olamazlar onlar eğri bir kaburga kemiğinden yaratılmıştır”
    Daha yaratılışta dinler kadını önemsiz konuma sokar ve seni ayrıca yaratmak durumunda olmadı eğri bir kaburga kemiğinden yani benden yarattı ve bana tabii olmaya bana hizmet etmeye mecbursun konumuna getirir.

    NİSA -117. Onlar, Allah’ı bırakıp ancak dişilere tapıyorlar. Hâlbuki azgın bir şeytana tapmaktadırlar. (Allahın kadın hakkında azgın şeytan demesi)

    Allah Kuranda kadına şeytan demektedir. Bu kadar öfkelendirecek ne yapmış olabilir?
    Allahın yarattığı kadına böyle davranmasını mantıklı buluyormusnuz?
    Kadınlara yapılan bu ayrımcılığın muhammedin Aşırı çirkin görünüşlü olması nedeniyle arkadaşlarının 15 yaşında evlendiği bir yaşta evde kalması sonra 25 yaşındayken 40 yaşında 5 çocuklu bir nine tarafından bana koca ol diye seçilmesinin etkisi varmıdır?

    KADININ ŞAHİT OLABİLECEK ZEKADA GÖRÜLMEMESİ.

    Bir anlaşamama durumunda şahit olabilecek erkek varsa kadın bu konuda şahitlik yapamaz. Kadın şahitlik yapacak akıldan yoksundur.Ortamda erkek yoksa ve mutlaka şahidin kadın olması gerekiyorsa birden fazla kadın birlikte şahit olarak değerlendirilir.
    İslam ın Peygamberim dediği Muhammed ve kendine 23 yılda vahiy olarak geldi dediği Kuran söylüyor.Erkek unutmaz ama kadın unutur bu ne demek sizce?

    BAKARA SURESİ..AYET..282….şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir.

    Kadın şahitlik yapacak akıl dan yoksundur kelimesi tabiî ki o dönemde Anasını karısını ve kızını seven çok erkeğin hoşuna gitmemiştir.Neden şahitliği kabul edilmesin neden akıldan yoksun olsun diye itirazlar gelince Unutursa diye sonradan bir ekleme yapılmıştır.
    Fakat bu ekleme Bu günün akıllı kadınının daha fazla dikkatini çekmiş ve Ne demek erkek unutmaz da kadın unutur .Bize İslam geri zekalımı diyor diye karşı çıkmışlardır.
    Fakat maalesef yıllarca kadınlara siz yarım akıllısınız diye Müslümanlar tarafından hakaret edilmiştir.
    Bu yukardaki hakaretleri bilmeyen bir Müslüman kadın varmı?
    Şahit olacak akıldan yoksundur demektedir.Kadına aklı veren Allah değil midir?

    KADINLARIN MİRASTAN EŞİT PAY ALAMAMASI

    Kadınlara miras olarak bir şey kalırsa kendine düşen payın ancak yarısını alabilir.
    Muhammed bana uyandığımda böyle vahiy geldi diyor.İşte sure aynen böyle ;

    NİSA SURESİ..AYET 11..Allah, size, çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. İki den fazla kız iseler,bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kız bir ise yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer.

    Miras tan yarım pay almasını uygun görmektedir.Allah böyle bir insani olaya neden kendini dahil eder?Allah çocuklarına miras konusunda Ana ve babayı yetkili kıldım dese yetmezmi?
    Böyle bir şey söylemesede bir ana baba çocuklarına adil davranmazmı?

    KURANDA KADINA ŞİDDET UYGULAYIN EMRİ –İSLAMDA KADIN DÖVÜLÜR

    Erkekler tarafın dan şiddet uygulanması dövülmesi

    NİSA .34.Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. onları dövün.

    Bu ayette açıktır ki erkekler kadınlardan üstündür ve size ceza vermeleri normaldir.

    Bu Arapların, Anası,bacısı,teyzesi,halası hiç yok muydu anlamak mümkün değil.Allahın böyle şeyler vahyedeceği mantıken mümkün değildir.

    Allah Kuranda Gerektiğinde dövebilirsin demektedir.Allah bu kadar ilkel olabilirmi?
    Bir kadının dövülmesini söyleyen Allah olabilir mi?
    Yoksa bunu yazan kitabın Allah la bir ilgisi yokmudur?

    KADINA BAŞKA BİR KADINLA ORTAK EŞ HAKKI TANIYAN İSLAM

    Kadının kocasını,Eşini birden fazla kadınla paylaşmak onursuzluğuna zorlanması

    NİSA SURESİ..AYET.3..Eğer, yetim kızlar hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın.Eğer adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz ile yetinin.

    Bu suredeki yetim kızların ne olduğunu ve sahip olduğunuz ile yetinin dediğinin ne olduğunu ilerde hayretler için de okuyacaksınız..
    Dört le sınırlı palavrasını duymuşsunuzdur.Yukardaki Ayete bakarsanız ikişer üçer dörder bu nedemektir.Aklı olan herkes bilir.Zaten muhammedin karısının sayıları nın çokluğunu biliyorsunuz.Müslüman için sünnet farzdır.yani Muhammed örnektir.

    Bir kadın olarak Bir erkeğe benim de 15 tane kocam olsa sen bunlardan biri olsan ne dersin diye hiç sordunuz mu?Bu duyguyu düşüncede bile olsa bir erkeğe yaşatabildiniz mi?

    İslamiyet Öncesi Mekke ve Medine civarların da Arabistan’ın en zengin kadınlarından Hatice yaşıyor,,Düşünün İslamiyet öncesini,Şöyle bir gözünüzün önüne getirin.İslamiyet öncesi Arabistan da yaşayan kadınlara örnek Hatice..Hatice Zengin ve ticaret yapabilen bir Arap kadın .yani kadınlar hem iş kadını olabiliyor. Hem de 40 yaşında o günün şartlarına göre oldukça yaşlı.23 yaşındaki erkeği koca olarak alabiliyor.İslamiyet öncesi arap kadını çok güçlü..islamiyet sonrası size çok yabancı değil İslam ülkelerindeki kadınlara bir bakın.
    İslamiyet öncesinde Araplar kızlarını diri diri gömüyorlardı masalı vardır.Hatice ölümüydü.
    Hatice nasıl Tüccar dı.Araplar kadınsız mı yaşıyorlardı.

    İslamiyet sonrasını da bir düşünün kadının bir erkeğin bilmem kaçıncı karısı olmasını.
    İslamiyet ten sonra Hatice gibi ticaret yapabilen kadın olmuş mudur sizce.
    İslamiyet babaların Gözünü kör mü etmiş acaba.Bir baba kızının bir Arap ın bilmem kaçıncı karısı olmasını kabulleniyor.hadi karısını anlayabildikte bir sürü cariyeyle eşini paylaşmak zorunda kalıyor.Müslüman Arap ülkelerinde recim ile kafası taşla ezilen kadın..
    Müslüman arkadaşların ahlak ve namusundan şüphem yok..Ahlak ve namusları varsa bu Kuran’a ve Sünnete dayalı değildir..
    Toplumsal ahlaktır, evrensel ahlaktır..insanlık ahlakıdır.Müslüman ahlakı diye bir şey yoktur.

    KURAN’DA KADINLAR SEXKÖLESİ(CARİYE) OLARAK ALINIP SATILABİLİR

    5-KURAN DA YAZANLARA GÖRE ALLAH KÖLECİLİĞE İTİRAZ ETMİYOR VE KÖLELER OLMASINI NORMAL GÖRÜYOR.
    Kurandaki sure ve ayetler in birçoğu köle ve kölecilikle ilgilidir.Kuranın Türkçesini alıp görebilirsiniz.Kölelerle ilgili ayetler de Muhammed in söylediğine göre söyle vahiy ediyormuş.

    NAHL suresi..75.ayet…Allah şunu misal getirdi: Bir yanda hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle, diğer yanda tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz, ondan gizli, açık olarak harcayan hür bir insan, bunlar hiç eşit olur mu?

    Kazanılan savaşta ele geçen kadınlara cariye denir.İnternetten İslamcı sitelerden aratın.
    Cariyelerin çoğunluğu evli, kocalari öldürülmüstür. Cariyeler Kadin sex köleleridir.
    Cariyeler cinsel ilişkilerde kullanılır ve nikahlanma yoktur…
    Cariyeler evin gündelik her türlü işlerinde kullanılırlar…
    Cariyelerinden bıkanlar bir mal gibi esir pazarina götürüp satarlar veya baska bir cariye ile degiş tokuş ederler…
    Cariyelerini isterlerse başkalarina hediye ederler…
    Cariyeler eve gelen misafirlere cinsel ilişkiye girebilmeleri icin ikram edilirler…

    Köle ve Cariyeler savaş ganimetidir. Savaşta ganimetlerin nasıl paylaşılacağını Allah açık açık anlatmıştır.

    NUR SURESİ..33- Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için cariyelerinizi iffetli kalmayı arzu edip duruyorlarsa fuhşa sakın zorlamayın.

    Cariyelerin sahipleri cariyelerini eve gelen misafirlere ikram etmeseler sapık ilişkilerde zorlamasalar “fuhusa zorlamayın” denilir mi?
    “Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için cariyelerinizi fuhuşa zorlamayın” diye söylemekle pezevenklik yapmayın demektedir. Bu cümlenin anlamı bu değimlidir?

    Kölecilik islamdan önce vardı.Belli bir müddet devam etti ve bitti diyen gerizekalılara şunları hatırlatmak isterim.Birincisi bu tür ayetler Tevrat ve incilde yoktur ki islamiyetten önce olsun. ikincisi Osmanlı padişahları sırf bu cariye muhabbeti nedeniyle Müslüman görünüyorlardı. Osmanlı günümüze kadar gelen bir İslam devleti değimlidir.(Muhteşem yüzyıl dizisi)
    Ayrıca Arap ülkelerinde bu sexkölesi uygulaması devam etmektedir.

    NİSA SURESİ..AYET.3 – Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetememekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.

    Dört kadına kadar çokeşliliği uygun gören, günümüzde hala bu ilkelliğin sürdürülmesine sebep olan ayet. Elbette çokeşlilik derken, bu hakkın sadece erkeklere verildiğini de belirtelim. Bir diğer dikkat çeken nokta da ‘veya cariyeler ile yetinin’ kısmı. Buradan anlaşılacağı üzere, nikâhlı dört kadından öte sınırsız sayıda cariye (alınıp satılabilen kadın köle) sahibi olmak ve onlarla ‘yetinmek’ de dinen meşru.

    Bu sureyi Allah bana vahiy etti demek Allaha hakaret değimlidir? Muhammed otomatik olarak Savaşta elde edilen köle ve Sexkölesi(cariyelerin) % 20 ini alıyor kalanıda diğerleri tarafından pay ediliyor.

    İslam sayesin de kadınların yaşamak zorunda kaldıkları rezilliğe bakarmısınız.

    MUHAMMED SAVAŞTA ÖLEN ARKADAŞLARININ EŞLERİNİ NEDEN NİKAHINA ALDI

    Nikaha almadan bir peygamber arkadaşlarının eşlerine yardım edemez diyenlere ; Müslümanlar yardıma ve korunmaya muhtaç dul bayanları nikahına almadan yardım ederse aralarında zaten bir şey var dedikodusu olmasın diye resmi olarak evine alıyordu..
    Günümüzde de Kimsesiz bayanlara devlet yardım edeceğine acaba devlet büyüklerine nikahlasak daha iyi olmaz mı?

    Birkısım İslamcılar,Muhammedin Evliliklerini Savaşta dul kalmış Arkadaş hanımlarını korumaya alma olarak açıklamakta ve savunmaktadır.Yatağa almadan koruma yasaklanmışmıydı?
    Ebu Bekir,Osman ve ömer gibi halifeler kızlarını korumaktan acizdi de Onlarca cariyeye sahip Halifelerin kızlarını Muhammedin mi koruması gerekiyordu?Diğer yandan korumak için neden nikah kıyılsın? Nikahsız korunamaz diye kuranın bir yerinde ayet mi var?

    Birkısım İslamcılar bu evlilikler normal evlilikler gibi değildi aralarında bir cinsel ilişki yoktu diye savunmaktadırlar. Olabilir onlarca eş yüzlerce cariyeyi zevk için evinde tutması da mantıklı.Bu tür evlilikler dulları koruma amacıyla yapılsa neden sadece Muhammed korusun.
    Muhammedin bir çok kadını da boşadığını biliyoruz onları korumaktan neden vazgeçmişti?

    Bu tür evlilikler Dul kadınları koruma amacıyla olsa şöyle bir ayet olmazdı.

    AHZAB SURESİ…28. Ey Peygamber, eşlerine şöyle söyle: “Eğer şu iğreti dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, haydi gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de sizi güzellikle serbest bırakayım

    Korumak amaçlı olsa neden onları boşamakla tehdit etsinki? Birde bu konuda neden Muhammed değil de ..Koskoca Allah böyle işlere karışır hayret..

    AHZAB -53.. Sizin, Allah’ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır
    Muhammed ölüm den sonra hanımların nikahlanmalarını Günah olarak görürken neden bunu kendisi yapsın ki ? Kendinin Dul bıraktıklarının korunmasını istemiyor..Onun eşleri dışında herkes korunuyor..Nerdeyse korumak için milletin 6 yaşındaki kızlarına kadar inmişler.

    Yukarıdaki açıklama ve evlilik nedeni sözde İslamcıların savunmasıdır.Gerçekten böyle bir şeye kılıf ararken düşünceleri bu mudur yoksa dalga mı geçmekteler anlamak mümkün değildir.Yanlışları savunmaktan ne kazançları vardır?

    Çünkü Biz Türklerde Eğer uğruna savaştığın bir yolda arkadaşların ölür ise; Yardım olsun diye onların karılarını kendi yatağımıza alıp karımız yapmayı ayıp olarak görürüz.
    Biz Türklerin geleneklerine bu Müslümanların acayip ilişkileri uymaz.

    Ama sözde İslamcılara göre Muhammed arkadaşlarının karılarını yatağına almadan yardım etmemektedir. Bu durumda yaşayan bir arkadaşı başına bir şey gelip te ölürse karısına ne olacağını önceden bilebilmektedir.

    Kadınların korunmasına gelince.O devirde erkekler hiçbir iş yapmamaktadır.İş hayatı kadınlara mahsustur.Örnek Muhammed in karısı Hatice zengin bir Tüccar dır.Eken biçen yemek yapan koyun otlatan kadınlardır.Dolayısı ile kadınlar korunmaya muhtaç değildirler.
    Müslümanlar bir şeyi unutuyorlar Zengin dul Hatice Muhammedi korumak için almıştı.

    Müslüman ülkelerde üreten kadındır.Türkiyede cumhuriyetin 50 yılına kadar bile böyleydi.Kırsal kesimlerde kadınlar çalışır erkekler kahvelerde otururlardı.

    Muhammed hazretlerinin ilk eşi Hatice’den 6 çocuğu olduğu söylenir. Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fatma, Abdullah ve Kasım. İki erkek çocuk yaşamaz. Üç kızı kendi sağlığında genç yaşta, Fatma da ölümünden 6 ay sonra vefat eder.
    Hatice’nin ölümünden ve hicretten sonra Muhammed çok sayıda evlilik yapar. Eşleri arasında genç ve doğurgan kadınlar da olmasına rağmen hiç çocuğu olmaz. Ki bu kadınların bazılarının önceki eşlerinden çocukları olmuştur. Bu kadar kadının kısır olması mümkün değildir. Bu durumda Muhammed’in kısır olduğu düşünülür.

    Hatice’nin 40 yaşında evlendiği, 41 yaşında Kasım’ı, 45 yaşında Zeyneb’i, 48 yaşında Rukiyye’yi, 49-50 yaşında Ümmü Gülsüm’ü, 52-53 yaşında da Fatma’yı dünyaya getirdiği yazılır.Şia’ya göre Fatma’nın doğum tarihi 614′dür ve Ali ile evlilik tarihi 623′tür. Yani 9 yaşında evlenmiştir ve Ayşe ile aynı yaştadır.

    Bunu doğru kabul ettiğimizde Hatice’nin Fatma’yı doğurduğu yaşı 58 olur.Bir kadının 40 yaşından sonra 6 çocuk yapması olanaklar dahilinde görülebilir mi?Üstelik de son çocuğunu 53 ya da 58 yaşında doğurmuş olması normal görülemezAma Hicretin 8. yılında 60 yaşındayken Muhammed’in cariyesi Mariya bir çocuk doğurur. Çocuğun ondan olup olmadığı konusu İslam’da geniş yer bulur ve tartışma konusu olur. Noktayı Cebrail koyar ve Muhammed’e “Ey İbrahim’in babası!” diye seslenerek teyit ettiği rivayet edilir.
    “Bu cariye Muhammed’e hediye edildiği zaman, Muhammed’in yanında 16 yaşında Ayşe, 17 yaşında Safiye, 22 yaşında Cüveyriye, 24 yaşında Hafsa, 30 Yaşında Ümmü Habibe, 37 yaşında Zeynep binti Cahş, 32 yaşında Ümmü Seleme, 39 yaşında Meymune ve ayrıca Reyhane ile Sevde adlarında eşleri vardı, diğer cariyeleri ve eşleri hariç.. Peki, bütün bu gencecik hanımlar kısır mıydı ki, hiçbiri Muhammed’den hamile kalmadı da , 60 yaşındaki Muhammed’e Mariya hemen hamile kalıyor ve İbrahim adında bir çocuk doğuruyor?

    Muhammed’in en tanınmış karıları:
    Hatice2. Sevde Binti Zem’an3. Ebubekir kızı Ayşe4. Ömer kızı Hafsa 5. Huzeyme kızı Zeynep 6. Ümmü Seleme (Hine)7. Haris kızı Cuveyriye 8. Zeyd kızı Reyhane9. Zeynep Binti Cahş10. Ebu Süfyan kızı “Ümmü Habibe” (Remle)11. Huvey kızı Safiye12. Haris kızı Meymune13. Sem’un kızı Marya Kıbti

    Muhammed’in boşadığı kadınlar:
    1. Dahhak kızı Fadime2. Zabyan kızı Aliye3. Kab kızı Mileyke

    Muhammed’in nikahlayıp sonradan ayrıldığı kadınlar:
    1. Numan kızı Esma2. Kays kızı Kuiteyle3. Esma veya Seba (Sena) Binti Salt
    4. Necdet kızı Selma5. Huzeyl kızı Havle6. Seraf binti Halife7. Yezit kızı Amre El-Gifariye 8. Yezit kızı Hind El-Kitabıye 9. Davud kızı Mileyke 10. Rufaa kızı Nesatlsat 11. Kab kızı Esma 2. Haris kızı (Saire) Kuteyle13. Amr kzı Senba/Seyba/Sabiye14. Cündüp bin Dimre Cind-i’nin kızı15. Serahil kızı İmeyme (Binti Cevn)16. Muaviye kızı Amre17. Süfyan kızı Seba (Sena)18.Ümmül Haram19. Hakim kızı Leyla
    Muhammed’in mehir parasını ödemeden aldığı kadınlar:
    1. Haris kızı Meymune 2. Huzeyme kızı Zeynep 3. Ümmü Serik 4. Hakim kızı Havle

    Muhammed’in sözlendiği kadınlar:
    1. Amir kızı Duba 2. Nuame Bel’anberi3. Sehl kızı Habibe Ensariye4. Cemre Binti Haris Bin Avf Bin Kab bin Zabyan 5. Sevde Kireşiye 6. Besame kızı Safiye7. Ebu Talib’in kızı Ümmü Hani

    Muhammed’in cariyeleri:
    1. Bereke (Ümmü Eymen) 2. Emetullah binti Ruzeyme 3. Hudre 4. Redva5. Sad kızı Meymune 6. Ruzeyne 7. Selma (Ümmü Rafi) 8. Marya (Ümmü Rebab)9. Marya (Ceddetu’l Müsenna) 10. Ümmü İyas 11. Havle (Ceddetu Hafs) 12.Meymune binti Ebi Abis 13. Ümmü Dümeyre 14. Ümmü Ayas 15. Rebiha16. Saibe

    Korumak için evlenme yada Cinsellik için olmasa Bu kadar kadına ne gerek var..Ayrıca Kuranda yazan bir sıra ve adaletli davranma var..Bu adalet cinsellik konusunda değilmidir? Kıvıra kıvıra kıvıracak yerleri kalmadı..ne mantık..

Leave a Reply