BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Hadis sorunu (Mete Tunç)

“Allah”ın kainatı Muhammed’in yüzü suyu hürmetine yarattığına dair bir inançla yetiştim. Kutsi hadislerden(1) birine mi dayanıyordu bu inanç?.. Doğru hatırlamışım; öyleymiş.

İnsan hür olunca cesaretle soruyor: “Allah” önce Muhammed’i yaratmış da, onun mükemmelliğine binaen mi evreni yaratmış?! Ayrıca, kulunu mükemmel yaratmak onun kararına, iradesine bağlı değil mi?!(2)

Daha pek çok hadis irdelendi, irdelenmekte. Sahih (denen) hadislerdeki(3) çarpıklıklar tespit edildi, gözler önüne serildi. Bu sayede Müslümanlar hadislerin geçerliliği üzerinde düşündüler. Hadisleri tümüyle reddeden, “Kuran yeter” diyen bir ekol çıktı. Gelenekçiler soruna “mutedil” çözüm aradılar.

Eminim ki, daha fazla okunursa çok daha fazla problemle karşılaşılacak “sahih” hadis kitaplarında…

Hadis kitaplarında yazılanlar bir tarafa, yazılmayanlar da sorgulanmalı. Bu çerçevede iki sorum:

1. Muhammed’e, bir vesile ile, falan konudaki ayet ne diyordu, diye sorulmuş mu ve o da (Kuran’a göre, “Allah” ayetleri ona ezberlettiğine göre) “takır takır” okumuş mudur ayetleri?! Bu çerçevede hiç hadis yoktur. İlginç; değil mi?!

2. Tabiri doğruysa, “şifahi haldeki” Kuran’ın nasıl bir yöntemle, kim-kimlerin sorumluluğunda kitap/cilt haline getirileceği konusunda bir hadisin mevcudiyetine bugüne dek rastlamadım! Muhammed, bu kadar önemli bir konuda neden bir talimat bırakmamıştır? Yoksa, böyle bir planı hiç olmamış mıdır?!

90’lar. Hadisler üzerine bir toplantı düzenlenmiş. Bir Ateist sitedeki yazıya göre, S. Ateş, salondaki gelenekçilere kızarak, “Benim Kuran hakkında bildiklerimi sizler bilseniz, ne siz Müslüman kalırsınız ne de bu toplum!” demiş. Ali Bulaç, S. Ateş’in bu sözlerini Vakit gazetesindeki köşesinde yazmış (www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=112580). A. Bulaç’ın yazısını internette bulamadım. Fakat, aynı minvalde haber, bu kez gelenekçi Müslüman bir sitede de yer almakta: “… Kuran hakkında öyle şeyler biliyorum ki, söylesem yer yerinden oynar.” (S. Ateş)(4)
(http://www.gulyolu.com/forum/viewtopic.php?t=10082&sid=49fbd7dbbef90918dfc4a1f824fab4ee)

2008. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülen “hadis projesini” yabancı basından öğrendi kamuoyu!.. “Reform” iddiaları, tabii ki, derhal reddedildi ilgililer tarafından. Yapılanın, “sahih hadisler” arasında “en sahihleri” seçmek ve “en sahihleri” de kendi içinde “düzeltmek”, dolayısıyla hadis külliyatını yeniden yazmak ve sonuçta “reform çalışması” olduğu kesindir! Bu arada, yeni hadis üretemezler ama, seçip düzenledikleri hadislerin yorumlarında, yukarıdaki paragraftaki gibi soruların cevaplarını bulmamız mümkündür!

(1) Kutsi hadis/Hadisi kutsi: Hadis ile ayet arasında bir yeri vardır; doğruluğu/sahihliği hiç tartışılmaz! (“Tartışılmazdı” diye şerh düşeyim!)

(2) S. Ateş, bir kitabında bu hadisin sağlam olmadığını söylüyor. Sanırım Y. N. Öztürk de… Cemaatten ve/veya tarikattan bağımsız olunca, bu bağlamda özgür düşününce, çok bariz hataları söyleyebiliyor insanlar!

(3) Hadis “alimleri” Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai’nin kitaplarındaki hadislere “sahih hadisler” deniyor.

(4) Teknoloji konusunda şüphe yoktur; ama telekinezi, UFO’lar vb. konularda “bir takım yerlerin” toplumlardan bilgi sakladığı iddiası sadece bir teoridir… Peki din konusunda? Mesela bulunan dini kitap metinlerinin incelenmesi sonucunda elde edilen veriler toplumla ne ölçüde paylaşılmaktadır? Kilise, Arap kralları/şeyhleri, İsrail devleti ve lobileri üniversitelerle, enstitülerle, araştırıcılarla, akademisyenlerle bir takım belgeler bulunur bulunmaz hemen irtibata geçmekte midir?!.. Eğer, adı geçenler araştırmalara ve sonuçlarının yayımlanmasına, para ve/veya tehditle ambargo koymuşlardır, dersek, spekülasyon yapmış oluruz!..

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 7996, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply