BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Kendinle yarışmak…

 

 

“Başkasından üstün olmanız önemli değildir, önemli olan dünkü halinizden üstün olmanızdır.”

                                                             

                                                 ( Hint Atasözü)

 

 

 

Hayatımızda ki yarışın asıl amacı kabuğumuzu kırarak her geçen gün daha iyi yaşam koşullarına sahip olmaktır. Bu yarışta galip gelmek başkalarının dışarıdan çekici gelen yaşam kalitelerini yakalamak olmadığı gibi asıl yarış; insanın hayata tutunmak için kendi benliğiyle yaptığı mücadelelerdir. Çevremiz ve dış dünya ile olan yarışımızda farkında olmadan her geçen gün eski bizden bir adım öne geçmek için çabalarız.

 

Hayatta mutlu ve başarılı bir yaşam için nasıl bir kişiliğe sahip olduğunuz ve hayattan ne istediğiniz çok önemlidir. Herkes hayatını kendi hayalleri ve arzularının gerçeği bulduğu kadarıyla yaşamaya çalışır. Bizlerde kendi hayallerimizin hayatımız içinde gerçeği bulması için kendimize göre geliştirdiğimiz yaşam biçimini başarılı kılmalıyız. Hayatın gerektirdiği bu yarışta kendimizi kıyasladığımız insanlar başkaları olursa kendi hayatımızdan uzaklaşır ve başkalarının hayatlarını kendi bakış açımızla elde etmeye çalışırız. Sonuçta da bizi mutlu edecek olan önceliklerimizden uzaklaşarak başarısız ya da mutsuz oluruz. Karşılaştığımız bu başarısızlıkların ardından; koşulları, insanları ve acımasız hayatı yargılarız. Oysa bu yarışta tek kıyasımız kendimiz olursa, başarısızlıklarımızın ardından başkalarını değil kendimizi yargılarız. Buda daha doğru bir yaşam biçimi için eksiklerimizi görmemizi sağlar. Farkındalık bizi hayata hazırlar ve engellere karşı daha donanımlı oluruz. Herhangi bir iş başvurusuna gittiğimizde bile ilk aradıkları ölçüt deneyimdir. Çünkü bilgi birikiminiz yanı sıra, daha çok önem arz eden deneyiminiz sizin iş gücünüzü artırırken, olası herhangi bir sorunda da soğukkanlı ve profesyonelce müdahale etmenizi sağlayacaktır. Bu denge hayatın her alanında aynı işleyişe sahiptir. Bilirsiniz ama yaşamadan öğrenemezsiniz.

 

Dünyaya gelen bir bebek dış dünyayı tanır tanımaz kendisiyle bir yarışa girer. Bu gelişim sürecini yaratıcının verdiği güçle zamanlı ve sistemli bir şekilde tamamlar. Yürüyen bir insanı gördüğünde onunla yarışıp ayağa kalkacak kapasiteye sahip değildir. Zamanla emekleyerek o yolda ilk adımlarını atar. Düşe kalka başladığı bu yarışın sonunda zaman da onun ayağa kalkması için gereken koşulları sağlar ve bebeğimiz artık ayakları üzerinde de durabilmektedir. Daha sonra bebeğimizin yetenekleri, kişiliği ve fizyolojisi zamanın kontrolünde ilerleme kaydeder. İnsanın yaradılışı ile başlayan serüveni hayatının her evresinde bu çizgide devam eder. Düşe kalka yol aldığımız bu hayat yolculuğunda her adımımızda bir bebeğin ilk adımlarındaki ürkek tavır olacaktır belki ama dimdik yürüyebilmek için bazen emeklememiz bazen de düşme korkusuyla da olsa ayağa kalkmamız gerekecektir. Dolayısıyla kendi koşullarınızı görmezden gelerek çevrenizle yarışmaya kalkarsanız bu yarışta geri kalırsınız. Önce kendi yeteneklerinizi ve koşullarınızı göz önünde tutarak gelişim kaydedin. Zamanla göreceksiniz ki yarıştığınız insanlar farkında bile olmadan gerinizde kalmıştır. Dahası; siz onlarda olmayan özel yönlerinizi de canlandırarak kişiliğinize zenginlik kazandırmışsınızdır. Bu yarışta galip gelmenin tek sırrı bu farkındalık ve özgelişim sürecidir.

 

Hayat sahnesinde ait olduğunuz yeri görmeniz için kıyaslarınızda kendinizi ele alarak hedeflerinizi bu doğrultuda koyun ve kendinizle yarışmayı deneyin. “Daha güçlü ve mutlu bir ben için neler yapabilirim?” sorusu, sizi kendinizle yüzleşmeye ve zayıf yönlerinizle olan yarışınızı başlatmaya itecektir. Zamanla kendinizde daha önce fark etmediğiniz zayıf noktalar belirleyecek, dolayısıyla da bu eksiklikleri giderebileceksiniz. Bu farkındalığı elde etmek de, kendinizle olan yarışınızın en büyük kazanımı olacaktır.

 

Radyoda program yapmaya başladığım ilk yıllarda çok güvendiğim ve kendimce en önemli sermayem olan dilim üzerinde özeleştiri yapmak hiç aklıma gelmemişti. Taki kayıtlardan birini dinleyene kadar. Bazı kelimeleri sık kullandığımı ve kimi zamanda konuşmamın hızını artırarak sıkıcı olabildiğimi fark ettiğim o günden sonra, artık daha iyi bir sunucuydum ve o hatalarımı deneyimsiz yıllarım ardına bırakmıştım. Bu ve bunun gibi birçok konuda eksikliklerimi fark etmemi, yaptığım özeleştirilere borçluyum. Sizlerde işinizde ya da özel yaşamınızda eleştirel bakışınızı kendinize çevirerek, eksik yönlerinizi giderebilir ve daha iyi bir siz için en doğru bakış açısını geliştirebilirsiniz.

 

Boşluğa ve bilinmeyene doğru adım atmak, doğası gereği insanı korkutur. Bundandır ki kontrolün elimizde olmadığı ve sonuçlarının da belirsiz olduğu durumlarda girişimde bulunmayız çoğu zaman. Ne var ki; başarısızlık da hayatın içinde olağan bir ihtimaldir. Ancak gelecek hep bilinmeyen üzerine kuruludur ve tek güvencenizde cesaretiniz ve yaşama azminizdir. Hatta bazen hayatın olumsuz getirilerine karşı isyan ederiz. Daha sonra zamanın bu yanılgılar üzerine inşa ettiği güzellikleri görünce de şaşırırız. Hayatımızdaki her olumsuzluğun bir güzellik getirebileceğini de göz ardı etmeyin. Ünlü bir düşünürün dediği gibi: “Hayatta en çok pişman olduğum şeyler, pişman olacağım diye yapmadıklarımdır.”  O halde yapmayı istemeyin ya da planlamayın, sadece yapın…

 

 

 

                                                                                                 ÖMER FATİH HOŞ

 

 

 

                                                                                        

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 6719, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply