BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrim Karşıtlarına Dersler: Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia

Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia, evrim karşıtlarının sıkça alıntı yaptığı ve evrim karşıtı görüşlerine destek sağlamak için kullandıkları iki talihsiz bilim insanıdır. Gould ve Feduccia’dan yapılan alıntılarla, bu kişiler geçiş formlarının olmadığını savunuyormuş gibi gösterilmeye çalışılır ve böylece evrim karşıtı görüşler bilim insanları tarafından sanki geniş bir destek görüyormuş havası verilmeye çalışılır. Feduccia genellikle Archaeopteryx’in geçiş formu olup olmadığı konusunda alıntılanırken Gould, hem genel anlamda geçiş formları konusunda hem de Archaeopteryx’le ilgili olarak alıntılanır. Şimdi bu iki bilim insanının geçiş formları, Archaeopteryx ve yaratılışçıların taktikleriyle ilgili düşüncelerine bakalım.

İlk olarak Gould’un geçiş formlarının varlığı hakkında ne dediğine ve yaratılışçıların kendisini geçiş formlarının olmadığını söylüyormuş gibi göstermesiyle ilgili görüşlerine bakalım:

“Since we proposed punctuated equilibrium to explain trends, it is infuriating to be quoted again and again by creationists – whether through design or stupidity, I do not know – as admitting that the fossil record includes no transitional forms. Transitional forms are generally lacking at the species level but are abundant between larger groups.” (Gould, S. J. 1983. Hen’s Teeth and Horse’s Toes. p. 260)

Direk çeviri yapmadan Gould’un burada söylediği birkaç önemli noktaya değineyim. Kesintili denge (punctuated equilibrium) görüşünü sunduklarından beri yaratılışçılar tarafından fosil kayıtlarında geçiş formlarının olmadığını kabul ediyormuş gibi gösterilmenin sinir bozucu olduğunu söylüyor. Geçiş formlarının, tür seviyesinde genelde az olduğunu ama büyük canlı grupları arasında bol miktarda bulunduğunu söylüyor.

Bir de Gould’un Archaeopteryx hakkında ne söylediğine bakalım:

Archaeopteryx, the first bird, is as pretty an intermediate as paleontology could ever hope to find—a complex mélange of reptilian and avian features. (Gould, S. J. 1991. Bully for Brontosaurus. p. 144)

Archaeopteryx’in paleontologların hep bulmayı ümit edebilecekleri kadar güzel bir geçiş formu olduğunu ve sürüngen ile kuş özelliklerinin kompleks bir karşımı olduğunu söylüyor burada Gould.

Peki Gould’un hangi sözleri onun geçiş formlarının olmadığı veya Archaeopteryx’in bir geçiş formu olmadığı gibi görüşleri savunuyormuş gibi gösterilmesinde kullanılıyor? İşte alıntının orjinali şöyle:

At the higher level of evolutionary transition between basic morphological designs, gradualism has always been in trouble, though it remains the “official” position of most Western evolutionists. Smooth intermediates between Baupläne are almost impossible to construct, even in thought experiments; there is certainly no evidence for them in the fossil record (curious mosaics like Archaeopteryx do not count). (Gould, S. J. and Eldredge, N. “Punctuated equilibria: the tempo and mode of evolution reconsidered.” Paleobiology, Vol. 3. 1977. pp. 115-151. p. 147)

Bu bölüm Duane Gish’in, Evrim: Fosiller Hala Hayır Diyor adlı kitabında şöyle aktarılmış:

Kademeli değişim pek çok batılı evrimcinin resmi duruşu olarak kalsa bile morfolojik taslaklar arasındaki evrimsel dönüşümün daha yüksek seviyeleri söz konusu olduğunda daima başı belaya girmektedir. Bauplane arasında birbirleriyle bağlantılı olan geçiş formlarının bir araya getirilmesini düşünmek bile hemen hemen imkansızdır. Fosil kaydında bunlar için kesinlikle bir kanıt yoktur (Archaeopteryx gibi tuhaf karışımlar hesaba katılamaz).

Orijinal metinde dikkat edilmesi gereken birkaç terim var: Smooth intermediate, Baupläne ve mosaic. Bunların anlamlarını bilmeden bu bölümün yorumlanması ve buradan doğru sonuçlara varılması mümkün değildir. Smooth intermediate terimi Türkçe’ye en uygun şekilde “yumuşak bir geçişi gösteren ara form” olarak çevrilebilir. Baupläne terimi ise “vücut planı” anlamına gelmektedir. Kuşlar, sürüngenler, memeliler ve amfibiyenler tetrapod (dört üyeliler) vücut planına sahiptir. Omurgalılar içinde en yaygın vücut planı tetrapod vücut planıdır. Omurgalılardaki bir diğer vücut planına sahip canlılar Osteichthyes yani kemiklibalıklardır. Omurgasızlardaki en yaygın temel vücut planı ise Cephalopod yani kafadan bacaklı vücut planıdır. Mosaic ise kolayca tahmin edilebileceği gibi “mozaik” anlamına gelmektedir. Bu da farklı canlılardan farklı özelliklerin bir mozaik oluşturacak şekilde bir araya geldiğini, ortaya bir karışım çıktığını belirtmek için kullanılan bir kavramdır. Bu alıntıda Archaeopteryx’e mozaik demesinin nedenini daha önce verdiğim alıntısında gizli aslında: “sürüngen ile kuş özelliklerinin kompleks bir karşımı.” Bazı özelliklerini sürüngenlerden bazılarını ise kuşlardan aldığı için Archaeopteryx bir mozaik olarak değerlendirilmektedir Gould tarafından.

Tüm bu bilgilerin ışığında ilgili alıntıdan nasıl bir anlam çıkarmamız gerektiğini irdeleyebiliriz. Gould, vücut planları arasındaki yumuş geçişi gösteren ara formların düşünce deneylerinde bile oluşturulmasının neredeyse imkansız olduğunu ve fosil kayıtlarında bunlara dair hiçbir delil olmadığını söylüyor ve Archaeopteryx gibi mozaiklerin buna örnek olamayacağını ekliyor. Yukardaki tanımlar ışığında bu alıntıya bakınca aslında herkes gayet mantıklı ve normal gözüküyor. Farklı vücut planlarına sahip canlılar yukarda da açıkladığım gibi zaten birbirlerinden gayet uzak, oldukça farklı canlılar. Bunların arasındaki yumuşak geçişe dair fosiller olmaması çok doğal. Burada dikkat edilmesi gereken konu geçişin yumuşaklığıdır. Bu kadar farklı yapılar arasında yumuşak bir geçiş olması için vücudun birçok farklı bölümünün aynı anda ufak ufak değişmesi ve bunun devamlı bu şekilde ilerlemesi gerekir ki zaten Gould’un da ifade ettiği gibi bu tip birşeyi düşünsel olarak oluşturmak bile neredeyse imkansızdır. Zaten bu nedenle Archaeopteryx gibi mozaiklerin bunlara örnek olamayacağını söylüyor. Gould ve Eldredge’in ortaya koydukları kesintili denge görüşü bu gözlemlerle uyumludur.

Kısaca özetleme gerekirse Gould, vücut planları arasındaki yumuşak bir geçişe dair hiçbir delil olamadığını söylüyor. Ayrıca Archaeopteryx gibi mozaiklerin yumuşak bir geçişe dair delil sayılamayacaklarını söylüyor.

Bu söylenenlerin daha önceki alıntılarla çelişen bir yönü olmadığı çok açık. Türler arasındaki geçişe dair geçiş formlarının az olduğunu söylüyordu ki bu yumuşak geçişin zorluğu nedeniyle gayet doğal. Büyük canlı grupları arasındaki geçişi gösteren geçiş formlarının bol miktarda olduğunu söylüyordu ki bunlara da Archaeopteryx benzeri mozaikleri göstermek mümkündür. Ayrıca Archaeopteryx’in kuş ve sürüngen özellilerinin mükemmel bir karışımı ve çok güzel bir geçiş formu olduğunu söylüyordu ki bu da Archaeopteryx’in bir mozaik olarak değerlendirilmesiyle uyumuludur.

Sonuç olarak bu alıntıdan yola çıkarak Gould’un, ne geçiş formlarının var olmadığını ne de Archaeopteryx’in bir geçiş formu olmadığını savunduğu sonucuna varmak mümkün değildir. Daha doğrusu böyle bir sonuca varmak doğru ve gerçekleri ifade eden bir çıkarım değildir.

***

Alan Feduccia daha önce de belirttiğim gibi genellikle Archaeopteryx’in geçiş formu olmadığını iddia etmeye çalışan yaratılışçıların değişmez tercihidir. İlk olarak Feduccia’nın kuşların evrimiyle ilgili genel kabul gören görüşten farklı bir görüşü savunduğunu belirteyim. En yaygın görüşe göre kuşlar, theropod dinozorlardan evrimleşmiştir. Feduccia ve onunla benzer düşünen ufak bir grup ise kuşların, archosaur grubu canlılardan olan thecodont’lardan evrimleştiğini savunuyor. Yani kuşların kökeniyle ilgili genel görüşün dışında bir görüşü savunuyor. Ama sonuçta Feduccia da kuşların sürüngen kökenli olduğunu savunuyor çünkü thecodont’lar da dinozorlar gibi sürüngen sınıfında yer alıyor.

Şimdi gelelim Feduccia’nın Archaeopteryx’in

The Archaeopteryx fossil is, in fact, the most superb example of a specimen perfectly intermediate between two higher groups of living organisms—what has come to be called a ‘missing link’, a Rosetta stone of evolution. (Feduccia, A. 1996. The Origin and Evolution of Birds. p. 1.)

Archaeopteryx’in, yaşayan iki üst canlı grubu arasındaki mükemmel örnek olduğunu ve evrimin Rosetta taşı sayılabileceğini söylüyor. Yani Feduccia Archaeopteryx’in, kuşlar ile dinozorlar arasında değil ama kuşlar ile başka bir canlı grubu arasındaki geçişi mükemmel olarak gösterdiğini söylüyor.

Sonuçta Feduccia, Archaeopteryx’in kuşlar ve sürüngenler arasında mükemmel bir geçiş formu olduğunu kabul ediyor ama sürüngenler içinde hangi gruptan olduğu konusunda genel kabul gören görüşten farklı bir görüşü savunuyor.

Bu arada Feduccia’nın Discover Magazine’de yayımlanan bir röportajından bir bölüm aktarayım:

Creationists have used the bird-dinosaur dispute to cast doubt on evolution entirely. How do you feel about that?

Creationists are going to distort whatever arguments come up, and they’ve put me in company with luminaries like Stephen Jay Gould, so it doesn’t bother me a bit. Archaeopteryx is half reptile and half bird any way you cut the deck, and so it is a Rosetta stone for evolution, whether it is related to dinosaurs or not. These creationists are confusing an argument about minor details of evolution with the indisputable fact of evolution: Animals and plants have been changing. The corn in Mexico, originally the size of the head of a wheat plant, has no resemblance to modern-day corn. If that’s not evolution in action, I do not know what is.

Kendisine yaratılışçıların, kuş-dinozor anlaşmazlığını evrimin üzerine şüphe düşürmek için kullanmaları hakkında ne düşündüğü sorulduğunda Feduccia kabaca şöyle bir cevap veriyor. Yaratılışçıların ortaya konan her türlü argümanı çarpıttığını ve kendisini Stephen Jay Gould gibi bir aydınla aynı gruba koymalarının kendisi açısından sıkıntı yaratmadığını söylüyor. Archaeopteryx’in yarı sürüngen yarı kuş olduğunu ve bunun Archaeopteryx’in dinozorlarla bağlantısı olup olmamasıyla bir ilgisi olmadığını söylüyor. Ayrıca yaratılışçıların, evrimin ufak bir detayıyla ilgili bir argümanla, evrimin inkâr edilemez gerçeği olan hayvanların ve bitkilerin değişmesini ayırt edemediklerini söylüyor.

Evrim karşıtları için bugünkü dersimiz bu kadar. Umarım ders bazı gerçekleri görmeniz için faydalı olmuştur ve bundan sonra Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia’yı evrim karşıtlığı adına, geçiş fosillerinin olmadığını, Archaeopteryx’in geçiş formu olmadığı gibi temelsiz görüşlere destek sağlamaya çalışırken kullanmazsınız.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12926, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

12 Comments

  1. fuatogl diyor ki:

    Eline saglik Da Vinci.
    Cocuklarin bile rahatca anlayabilecegi metinleri allem-kallem ederek kendilerine yontmaya calisip, alinti yapilanlari resmen tiksindirecek, bizlere luzumsuz yere enerji harcatacak gereksiz yontemleri kullanmaktan cekinmiyor bu insanlarin bircogu. Entellektuel durustlugu cope atmanin kendilerini kucultugunu bir turlu fark edemiyorlar.

    En son surada bir kac yorumcu tarafindan benzer bir ahlaksizlikla karsilastim:
    http://www.derindusunce.org/2009/03/15/evrim-teorisi-okullarda-ogretilmeli-mi-darwin_okul_egitim_mufredat/#comment-27671

    Ibretlik bir “tartisma” gercekten; karsimdaki yorumcunun yuzsuzlugu ise resmen “alin bakin” demek icin ornek olarak kullanilacak cinsten. Uzerinize torba dolsusu “Amerikan mali” yalanlari boca etmekten hic mi hic cekinmiyorlar, ve alip orjinal metni gosterdiginizde hic sikilmadan etrafindan dolasiyorlar.

    Ve hic cekinmeden bir baska yorumcu kendince Gould hakkindaki bildik carpitmalari siralamis olaya kapak olsun diye. Bu yazinizin linkini eklemek lazim oraya.

  2. Da Vinci diyor ki:

    Sağol fuatogl. Bu tip tiksindirici ayak oyunlarını görmekten sıkıldığım için böyle birşey yapma ihtiyacı hissettim. Okuduğunu anlamaktan aciz, at gözlüğü takmış tiplere her seferinde birşeyler anlatmaya çalışmak, deveye hendek altatırken bir de havada burgulu parande attırmaya çalışmak gibi birşey oluyordu. Bundan sonra böyle birşeye gerek olmayacak, buranın linkini verip işin içinden çıkacağım.

    Yüzsüzlük, utanmazlık, inkârcılık maalesef evrim karşıtları içinde çok yaygın özellikler. Ben alıştım artık bunlara. Keşke durum böyle olmasaydı da doğru dürüst bir şekilde tartışmaya girdiğinize lanet etmeden şöyle uzun uzadıya seviyeli bir şekilde tartışabilseydik. Arada belki dürüst yaratılışçılar da vardır ama sayıları o kadar az ki ihmal edilebiliyorlar.

    Mesela verdiğin linke baktım da orada kimse sunulan delillere rağmen çıkıp da “evet, gerçekten de Gould geçiş formlarının olduğunu söylüyormuş” dememiş. Adamlar (özellikle Enver Gülşen) hala akıl almaz bir dik kafalılıkla Gould’dan alıntılar yaparak kendilerini bunun aksine inandırmaya çalışıyorlar. Gould’un evrim anlayışının Dawkins’ten farklı olduğunu ve dereceli (gradual) evrimi desteklemediğini anlayamıyorlar. Gould dereceli evrimi gösteren geçiş formları (yumuşak geçişi gösteren ara fosiller) yok diyor ama aynı zamanda kendi savunduğu model olan kesintili evrimi gösteren geçiş formları olduğunu açıkça ifade ediyor. Archaeopteryx’in geçiş formu olduğunu bir insan evladı nasıl daha net ifade edebilirdi? Adam daha ne yapacaktı? Ne demesi gerekiyordu ki adamın Archaeopteryx’in geçiş formu olduğunu savunduğunu anlayasınız? Tabi siz bunları görmezden gelip hala kafanızın dikine gidince komik duruma düşüyorsunuz. Bunları anlamamak için ya okuduğunu anlayamıyor olmak lazım ya da zihninde bunu anlamasını engelleyen psikolojik bir bariyer, bir engel olması gerekir. Yani bilinç altında bu konuda yanılıyor olamayacağına dair birşey olabilir. Belki de bu nedenle adamlara ne tür delil sunarsak sunalım fikirleri değişmeyecek. Belki de içlerinde gerçekleri görenler vardır ama onlar da seslerini çıkarmayarak bu orta oyununa katkıda bulundukları için en az diğerleri kadar dürüstlük kavramından uzaktalar.

    Ayrıca o sitede benim yazılarım engellenmiş durumda. Bu nedenle link eklemek gibi bir şansım yok. Çok faydası olacağını da sanmıyorum çünkü burada yazdıklarımın çoğu orada başkaları tarafından belirtilmiş ve gördüğüm kadarıyla karşı tarafta dik kafalılık had safhada.

  3. Kurandaki Din diyor ki:

    Bu tip sip sak “yaratiliscilarla” Evrimi tartismak bostur, vakit kaybidir.
    Cunki onlar

    =Evrim yoksa sip sak Yaratilis vardir, onun da mucidi
    bu sip sak Yaraticidir, oyleyse haydi bizim Dini anlayisimiza….

    seklinde bir angajmanla bu dini-ideolojik anlayislarini tum insanligin ve bilimin uzerine kolayca ve zoraki olarak empoze etmeye calisiyor olmalilar, boylelikle.

    Kisacasi boylesine kolayci ve cahilane “dini-politik” acendalari ugruna
    Evrim gibi koca bir teoriyi toptan gormezden gelmeye, her ne pahasina olursa olsun tumden yipratmaya calisiyor olmalilar.

    Ve karsi taraftaki Evrimi savunan insanlar genelde ateist, ve kendileri teist olduklari surece,

    (ki bunlarin cogu Evrimi temelde kabul eden her dinden bircok teist bilim ve din adami ve diger milyonlarca inancli medeni insanlari dahi toptan gormezden gelme egiliminde olurlar israrla,
    bunun kendi Evrim karsiti bu dini-politik acendalarina cok zarar verebilecegini dusunerek)

    bu konuda insanlari bu kendi dogmatik
    Dini Anlayislarina cekebilmek icin her turlu Evrim karsiti yalani & manipulasyonu & sahtekarligi vs. dahi mubah goruyor olmalilar.

    Bu sebeple, elbette bu tip insanlarla Evrimi tartismadan once
    Kuran, Incil, ve Tevratin diger ciddi bilimsel kuramlar (ozellikle en basta Bigbang ve sonra digerlerine karsi)
    gorunurde ne kadar tezat & celiski icinde oldugunu da evvela yine acikca gostermek gerekebilir, en basta.

    Ta ki “eger Evrim yoksa, iste bizim bu konulardaki hakli Dini-Ideolojik Dayatmamiz” angajmanlarinin
    ne kadar yersiz oldugunu bir miktar anlayabilmeleri icin, oncelikle.

    Yoksa istenildigi kadar ara formlar, genetik & morfolojik evrimsel kanitlar vs. gosterilirse gosterilsin, viz gelir tiris gecer bu tip dini-politik motivasyonlu
    sip sakcilara!

    Ornegin Amerikada bir kisim bu tip sip sakci Evanjelikler ayni istahla Bigbang kuramina da Evrime karsi oldugu kadar buyuk bir bagnazlik ve dusmanlikla savas acmis durumdalar, coktan beridir.

    http://www.youtube.com/watch?v=CXX_6zRNcQ8

    *Kuranda yer alan ve gorunurde acikca yine Big Bange de karsi olan tum ayet ve soylemleri gormek icin,
    lutfen bkz. 6 Gunde Yaratilis yorumlar bolumu, 42 no’dan itibaren.

    Din Kitaplarini aynen ve mutlak birer Bilimsel Kaynaklar olarak degerlendirip tum insanligin ve bilimin uzerine boylece aynen empoze etmeye kalkmanin,
    ve bunlari bahane ederek
    bilime ve insanliga topyekun savas acmanin ne felaketli sonuclar dogurdugunu tarihte biliyoruz, ve yakinda tekrar bilecegiz gorunen o ki. Umarim daha erken tedbir alinir, ve yine cok gec kalinmaz bu sefer.

    Neyse ki biraz demokrasi & basin & Internet vs. var bu kez,
    Engizisyoncu & Sansurcu
    150 yillik Evrim & Big bang dusmanliginin
    fikir babasi ABD Evanjelik Kilise ve takipcileri
    o kadar tek otorite & tek ses degiller –kuresel baglamda–
    bu cagda, simdiye dek!

    ABD de dahi Evrimi temelde kabul eden inancli & teist insanlarin orani %48ler civarinda olmali son ankete gore.
    Ve cogunlukla bu inancli insanlar tarafindan
    bu fanatik Anti-Evrimci
    hacli cengaver
    Yehovanin gorevlisi! Bush ve ekibi elimine oldu son donemde!

  4. creationist diyor ki:

    Allah’a inandığını söyleyen insanların bu tip ufak şeylerin peşinde olması gerçekten çok üzücü. Geçiş formlarının Allah’ın eseri olabileceğini idrak edemiyorlar ve bunları Allah’ın varlığına karşı bir delil olarak görüyorlar. Acınacak haldeler. Bilgisizlikleri yüzünden Allah’ın varlığını savunmak adına gerçekleri inkar ediyor ve benim inancıma göre günah işliyorlar. Allah nasıl olur da gerçekleri inkar edenleri, sahtekarlık yapanı, gerçekleri bilerek çarpıtanları, insanları bilerek aldatanları takdir edebilir? Var mı böyle bir olasılık? Allah bunları tabiki onaylamayacak. Bugün bu günahları işleyenler yarın ahirette bunun hesabını şüphesiz ki verecekler. Allah gerçekleri savunanların mükafatlandıracaktır. Bunu aklınızdan çıkarmayın arkadaşlar. Amacınız ne olursa olsun sahtekarlığa, aldatmaya, çarpıtmaya, düzenbazlığa başvurmayın.

    Archaeopteryx kuş ve sürüngen arası bir canlıdır. Bu gerçeği kabul ederek hiçbir şey kaybetmezsiniz. İlk önce bu idrak etmeniz gerekiyor. Bu gerçeği inkar ederek Allah’ın varlığını savunduğunuzu sanabilirsiniz ama yaptığınız şey günah işlemekten başka birşey değil benim inancıma ve dini anlayışıma göre. Archaeopteryx’in sıradan bir kuş olduğunu savunmak için bunun aksini söyleyen insanların sözlerini çarpıtmak ve başkalarını bu şekilde bu görüşe inandırmaya çalışmak ise çok daha büyük bir günahtır. Gerçeklerin inkarı yanında sahtekarlık, aldatmaca ve düzenbazlık da giriyor işin içine. Bunlar benim anlayışıma göre en büyük günahlardan birkaçıdır. Size ancak ve ancak bu günahlardan uzak durmanızı ve gerçekleri kabullenmekten çekinmemenizi tavsiye edebilirim. Benim inancıma göre tüm gerçekler bizi şu veya bu şekilde Allah’ın varlığına ve birliğine götürecektir.

  5. apoptozis diyor ki:

    Merhabalar,Da Vinci’nin yazısı ile paralel olduğunu düşündüğüm bir kaç alıntı paylaşmak istiyorum.Alıntım daha çok kesintili denge,ilerleme,amaç,yön kavramları üzerinde olacak.

    Alıntı 1 :
    1953’te önerdiğim bir modele göre evrim,büyük ve kalabalık türlerde görece yavaş ilerlediği halde,küçük ve çevrede yalıtılmış olarakkalan kurucu popülasyonlarda çok daha hızlı gerçekleşir.*Gelişim açısından açıklamak gerekirse bu,büyük ve kalabalık türlerin gelişimsel olarak kararlı,buna karşın küçük,kurucu popülasyonların kararlılıktan yoksun oldukları ve bu kararsızlık sayesinde hızlı bir genetik yeniden yapılanmayla yeni bir fenotipe çabucak yönelebildikleri anlamına geliyor.Eldredge ve Gould(1972) “kesintili dengeler” (“punctuated equilibria”) ibaresini kullanarak bu modeli kabul etti ve kalabalık türlerin gelişimsel durağanlılığının milyonlarca yıl sürebileceğini öne sürdü.Daha sonraki araştırmacılar bu iddianın gerçekten de birçok tür için doğru olduğunu saptamıştır.Bu model kesin bir biçimde,makroevrimde gelişimin önemli olduğunu vurgulamaktadır,ancak belirli türlerin genotiplerinin çok kararlı olmasına karşın başka bazı türlerin hızlı evrimsel değişikliğe uğramasının nedenini açıklamaz.Bu farklılık,bugün bile açıklık kazanmış değildir.

    Biyoloji Budur – Ernst Mayr – Sayfa 207

    Alıntı 2 :
    Fakat her halükarda kademecilik Darwinciliğin çekirdeğinin bir parçasıdır.Kademeli ve kerte kerte evrimin her yerde hazır bulunduğuna dair inanç,bizi,Darwinci doğal seçilimin genetik uzaydaki arayışı kumanda eden direksiyon mekanizması olduğu gibi önermeye götürmesi zorunlu değildir.Büyük bir ihtimalle Motoo Kimura genetik uzayda atılan evrimsel adımların çoğunun yönü belirsiz adımlar olduğunda ısrar ederken haklıdır.Küçük ve kademeli adımların yörüngesi seçilim tarafından güdümlenen yürüyüşten çok,büyük ölçüde rastgele adımlardan oluşabilir.Fakat eğer bizi ilgilendiren şey kendiliğinden oluşuğundan evrimsel değişikliğe zıt olarak uyumlayıcı evrim ise,yukarıda verilen nedenler dolayısıyla bu,konuyla alakasızdır.Kimura haklı olarak kendisine ait olan “yansız teorinin,biçim ve işlevin evriminin Darwinci seçilim tarafından yönlendirildiği görüşüne karşı olmadığı’nda ısrar eder.”

    Sayfa 131

    Muzaffer Darwin-Evrensel Bir Gerçek Olarak Darwincilik-“Bir Şeytanın Papazı-Richard Dawkins”

    Alıntı 3 :
    Evrimin “ilerleyici” olup olmadığı karmaşık bir sorudur.(Nitecki 1988;Ruse 1996). “İlerlemek” sözcüğü bir hedef çağrıştırmaktadır,gördüğümüz gibi,evrimin hedefleri yoktur.Fakat bu çağrışımı kaldırırsak ve sadece ilerlemeyi “iyileşme” anlamında kabul etsek bile,”daha iyi” için olası ölçütler canlının tipine bağlıdır.Daha iyi öğrenme yeteneğinin ya da daha büyük ve karmaşık bir beynin pek çok hayvan için,-örneğin,çıngıraklı yılanlar için-etkin bir zehir dağıtım sisteminin insanlara vereceğinden daha belirgin uyumsal yararı yoktur.”İyileşme” ya da “etkinliğin” ölçümleri her bir türün özel ekolojik konumuna(niche) ya da işlevine uygun olmak zorundadır.Kuşkusuz pek çok uyumsal eğilimlerin örnekleri vardır,bunların her biri kendi özel bağlamında ilerleyici olarak görülebilir.

    Futuyma – Evrim – Palme Yayıncılık
    Sayfa 264

    Alıntı 4 :
    Ne tuhaftır ki evrim kuramının babası,organik değişikliğin yalnızca organizmaların çevrelerine daha iyi uyum sağlamasına yol açtığı,yapısal karmaşıklık ya da artan ayrılıkla tanımlanan soyut ilerleme idealine yönelmediği ısrarında -asla üstün ya da aşağı demeyeceksin-neredeyse yalnız kaldı.Darwin’in uyarısına kulak asmış olsaydık,bugün bilim adamlarıyla meslekten olmayan kişiler arasında var olan yanılgı ve yanlış anlamaların büyük bölümünden kaçınmış olurduk.Çünkü Darwin’in görüşü,evrimle ilerleme arasında zorunlu bağlar olduğu düşüncesini insan merkezciliğin en kötü yargılarından biri olarak görerek çoktan terk etmiş bilim adamları arasında yaygınlık kazanmıştır.Ne var ki meslekten olmayanların çoğuevrimi hala ilerleme ile özdeşleştiriyor ve insan evrimini yalnızca değişiklik olarak değil,artan zeka ya da boy gibi varsayımsal gelişmişlik ölçüleriyle tanımlamayı sürdürüyor.
    Modern zamanların belki de en yaygın evrim karşıtı belgesi olan Yehova Şahitleri’nin “İnsan Buraya Evrimle mi geldi Yoksa Yaratılışla mı Geldi ? kitapçığında şu açıklama yer alır : “Çok basit terimlerle evrim,milyonlarca yıl boyunca ortaya çıkan bir dizi biyolojik değişim sonucunda,yaşamın tek hücreli canlılardan en yüksek duruma,yani insana kadar ilerlemesi demektir. (…)Basit bir canlı türünde ortaya çıkan değişiklikler evrim olarak görülmez .”

    Organik evrimle “ilerleme” arasında kurulan bu hatalı denklem talihsiz sonuçlar üretmeyi sürdürüyor.Tarihsel olarak, (Darwin’in kendisinin bile kuşkuyla karşıladığı ) toplumsal Darwinciliğin kötüye kullanılmasına neden olmuştur.Bu utanç verici kuram insan gruplarını ve kültürlerini ,sözde evrimsel gelişmişlik düzeylerine göre,(hiç de şaşırtıcı olmayan bir sıralamayla) beyaz Avrupalıları en üstte,onların sömürgelerinde yaşayanları ise en alta yerleştirerek sınıflara ayırmıştır.Bu denklem bugün de,küresel kendini beğenmişliğimizin yani gezegenimizde yaşayan bir milyondan fazla tür ile kader birliği içinde değil de onlardan üstün olduğumuz inancının ana bileşenlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.Yine de ben, bilim adamlarının ,Darwin’in kulağa çok hoş gelmeyen ama daha doğru olan “değişikliklerle türeyiş” inin yerine ,ilerleme anlamına gelen bir konuşma dili sözcüğü seçerek önemli bir yanlış anlamaya katkıda bulunmuş olmalarından büyük üzüntü duyuyorum.

    Alıntı Kaynağı :
    -”Darwin ve Sonrası – DOĞA TARİHİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER”
    -TÜBİTAK POPÜLER BİLİMLER KİTAPLIĞI
    -Çeviri : Ceyhan Temürcü
    -Sayfa : 22 -23

    Saygılarımla

  6. Battlehymn diyor ki:

    arkadaşım! o kadar yanlış anlaşılmaktan bahsettin ama “curious mosaics”i “tuhaf karışımlar” olarak çevirdin. “tuhaf mozaikler” olmayacak mıydı o? senin harun yahyadan ne farkın kaldı o zaman?

  7. Da Vinci diyor ki:

    Battlehymn,

    Karışım yerine mozaik desem daha doğru olurmuş. Haklısın. Ama anlam olarak pek de farklı birşey çıkmıyor ortaya. Benim açımdan pek bir fark yok. Mozaik derken kuş ve sürüngen özelliklerinin bir arada Archaeopteryx’te bulunduğunu ifade ediyor. Ben de karışım derken kuş ve sürüngen özelliklerinin karışmış olduğunu ifade etmek istedim. Belki de yanlış bir kullanımdır karışım, emin değilim. O çeviriyi mozaik olarak değiştirebilirim. Bilinçli olarak birşelyeri çarpıtmak ve okuyanları aldatmaya çalışmak için böyle birşey yapmadığım için gönül rahatlığıyla değiştirebilirim. Yaratılışçılarla aramızdaki farklardan biri de budur zaten. Bilinçli olarak çarpıtmaya başvurmak gibi dertlerimiz olmadığı için çeviri konusunda daha doğruya gidecek şekilde düzeltmeler yapma konusunda hiçbir sıkıntımız yoktur. Biz yıllardır yaratılışçıların çarpıtmalarını gözlerine sokarcasına gösteriyoruz ama adamlarda tık yok. Aynı çarpıtmaları hiç utanmadan, sıkılmadan, gururla sergileyebiliyorlar. Farkı da artık sen çıkarırsın.

  8. selcuk diyor ki:

    evet harun yahya ekibinin bu iki bilim adaminin sozlerini carpitarak kendi iddialarina delil namina kullanmaya calistiklari gayet net ortaya konulmus.

    iyi de reptile neden bird e evrilmis olabilir ki, sonuc surungenin kusa donusmus olmasi da; neden nedir? Cevresel olumsuz sartlar mi, yiyecek kitligi mi, yeryuzunun yasanmaz hale gelmesi mi?

    bir de bu makaleyi okuyunca anladim ki harun yahya ekibi ara gecis formu derken yumusak gecis formlarini kastediyor yani kisa, yeni yeni cikmakta olan organlar filan. bilimadami da demis bu dusunsel olarak da imkansizdir.

    peki niye imkansiz?

    surungen bir yaratigin kusa donustugunun goruldugu mozaik bir fosil olarak tanimliyor Archaeopteryx’i. Bu su anlama geliyor sanirim. surungen mutasyona ugramaya basladi yani kanat cikmasina neden olacak genlerde degisim sozkonusu oldu.
    ama zararli mutasyon ihtimali daha fazla oldugundan zararli mutasyonla sonuclanan canlilar bir kanatlari cikmadan, yumusak gecis formu denilebilecek sekilde bir vucut degisikligine ugramadan elenip gittiler.
    Ne zaman ki cok sayida mutasyondan sonra yararli mutasyon gerceklesti ve kanat bir kerede cikti, bu genetik ozellik nesilden nesile aktarilmaya baslandi ve kanatlilar dogal secilime ugramis oldu.
    aslinda mantikli geliyor ama burda cikis noktasi olan kanat mutasyonuna sebep olacak etken neydi sorusu. niye kanat, bunu ne tetikledi.
    diger bir suphe noktasi da surungenler kuslarin daha hafif ve hava ile dolu diyebilecegimiz kemiksi yapilarina gore daha hantal ve agir yaratiklar. bu olumsuzluklari nasil yokoldu ve kuslar gibi narin hayvanlar olustu?
    uctukca (devamli hareket halinden) hantalliklarini kaybedip narin hale geldiler ve bu dogal seleksiyonla hep boyle mi kaldi?

    neyse ogrenmeye devam…

  9. Arch diyor ki:

    […] […]

  10. mehmetşen diyor ki:

    Ayrıca
    bütün canlıların tek tip olması mı mükemmelliktir ? Yılan sürünüyorsa , kırkayağın kırk tane ayağı varsa kusur mu ? Yılan kadar güzel sürünen canlı var mıdır ? Kırkayak kırk tane ayağıyla ayakları birbirine dolanmadan yürüyorsa ona harikasın demeyecek miyiz ?
    Uçamayan kuş olan tavuğun kendisini on metre ileriye atan kanatları kartalınki ya da arınınki ya da uğurböceğininki gibi olmak zorunda mıdır ?
    İnanın sonsuz bir boşluk olsa sadece bir tane yumurta görsem yumurtadaki tasarıma bakıp bir tasarımcının varlığına inanırım .

  11. mehmetşen diyor ki:

    “Daha önce de ifade ettiğim gibi insanlarda yaklaşık 20 bin gen vardır ve bizi biz yapan şey bu genlerdir. Bu genlerin bütün DNA içinde kapladığı alan ise sadece %1.5 civarındadır. DNA’larımız hiçbir işe yaramayan, hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir.”
    Bu sözler bir evrimciden alıntı . Bakın bilmediğiniz , hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir dediğiniz DNA hakkında türlerin gelişimi hakkında fikir yürütüyor makale yazıyorsunuz . Söyledikleriniz fantastik romanlardan alıntı gibi .
    Bilmediğiniz anlamlandıramadığınız büyük bölüm bir gün anlamlandırıldığında Darwin TEORİSİ hiç olmamış gibi unutulacaktır .

Leave a Reply