BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrim Karşıtlarına Dersler: İnsan Kromozomu 2

Şekil 1. Kromozom yapısı (Büyütmek için resme tıklayın) - genome.gov

Şekil 1. Kromozom yapısı (Büyütmek için resme tıklayın) - genome.gov

Aslında herkes aşağı yukarı ne olduğunu biliyordur ama yine de Vikipedi’deki kromozom maddesinden ufak bir alıntı ile başlayalım:

Kromozom; DNA’nın “histon” proteinleri etrafına sarılmasıyla, yoğunlaşarak oluşturduğu, canlılarda kalıtımı sağlayan genetik birimlerdir.

Birçok canlı gibi insan da trilyonlarca hücreden meydana gelir. Hücre, bitkisel ya da hayvansal her türlü yaşam biçiminin en küçük birimidir. Her hücre bir sitoplazma ve çekirdekten meydana gelir. Çekirdeğin içinde ise kromozom adı verilen ipliksi parçalar bulunur. Kromozomlar, molekül yapıları çok iyi bilinen DNA (deoksiribo nükleik asit) zinciri ile histon denilen protein zincirinden oluşur. DNA zincirleri de özgül proteinleri sentezlemekle görevli gen adı verilen birimlerden oluşur.

Yani genetik bilgimiz tek bir uzun DNA zincirinde değil birçok farklı uzunluk ve içerikteki kromozomlarda saklanır ve gerektiğinde kopyalanır. Kopyalama işlemi canlılığın devamı açısından kritik öneme sahip ve rahatlıkla olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir prosedürdür. Kromozomlarda, kopyalama veya bölünme sürecinde önemli göreve sahip bölümler vardır. Bunlardan ikisi sentromer ve telomerlerdir (sentromerlerin işlevi için buraya, telomerlerin yapı ve işlevi içinse buraya bakabilirsiniz). Bizim için burada asıl önemli olan şey sentromerlerin normalde her kromozomda sadece bir yerde, telomerlerin ise kromozomların uçlarında bulunuyor olmasıdır. Aşağıdaki şekilde kabaca hem normalde olması gereken kromozom yapısını hem de iki kromozomun uç uca eklenerek birleşmesi sonucu oluşacak bir kromozomun genel yapısını görebilirsiniz.

Uç uca kromozom birleşmesi durumunda oluşacak kromozom yapısı

Şekil 2. Uç uca kromozom birleşmesi durumunda oluşacak kromozom yapısı

Bunun ardından bazı gözlemsel verilere bakalım. Bunlar üstünde tartışma olan spekülatif şeyler değil. Direk olarak gözlemlenmiş şeyler. Yani bunları olgu veya gerçek olarak tanımlayabiliriz.

Şekil 2. İnsan kromozomu 2 ile şempanze kromozomu 2A ve 2B'nin karşılaştırması

Şekil 3. İnsan kromozomu 2 ile şempanze kromozomu 2A ve 2B'nin karşılaştırması

  1. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır.
  2. İnsanlar dışındaki büyük kuyruksuz maymunların (great apes) tamamında (şempanzeler, goriller ve orangutanlar) ise 24 çift kromozom vardır.
  3. İnsan DNA’sının içerdiği bilgi bakımından tüm canlılar içinde en büyük benzerlik gösterdiği grup büyük kuyruksuz maymunlardır. Bunların içinden de en fazla şempanzeler ile benzerlik gösterir, hem genetik hem de fiziksel özellikler bakımından.
  4. İnsan kromozomu 2, Şekil 2’dekine benzer şekilde kromozomun uçlarının yanı sıra ortalarda  da telomer bölgesi izlerine sahiptir (1, 2).
  5. İnsanlar ve diğer kuyruksuz maymunlarda sentromerler 171 baz çiftinden oluşan belli bir dizi içerir ve buna alfoid bölgesi denir. İnsan kromozomu 2, aktif sentromerin dışında bir bölgede daha (bozulmuş) alfoid bölgesine sahiptir (3).
  6. Şekil 3’de görüldüğü gibi şempanze kromozomu 2A ve 2B uç uca eklenirse 2A’nın sentromeri ile insan kromozomu 2’nin sentromeri tam olarak aynı yere gelmektedir. Bunun yanında şempanze kromozomu 2B’deki sentromer ile insan kromozomu 2’deki bozulmuş alfoid bölgesinin yerleri de tam olarak eşleşmektedir. Ayrıca siyah-beyaz şeritlerin yerleri de 2A ve 2B’nin uç uca birleşmesi halinde ortaya çıkacak duruma tam olarak uymaktadır.
  7. İnsan ve şempanze genomlarının karşılaştırmalı incelemesi sonucunda ortolog genlerin (ör. insanlarda hemoglobin sentezleyen gen ile şempanzelerde hemoglobin sentezleyen gen veya insanlarda sitokrom C sentezleyen gen ile şempanzelerde sitokrom C sentezleyen gen vb.) %29’u insanlar ve şempanzelerde birebir aynıdır, geri kalanlarında ise 1 veya 2 amino asit farklılık vardır (4). Diğer türlerle ortolog genler karşılaştırıldığında bu farklılıkların arttığı görülmektedir.

Bu gerçekler ışığında mevcut durumu nasıl değerlendirmemiz gerekir? Bu gerçekleri en iyi şekilde nasıl açıklayabiliriz? Örneğin, “İnsan ve şempanze kromozomlarının birbiriyle bir ilgisi yoktur. Bunlar tamamen birbirlerinden bağımsız olarak tanrı böyle istediği için bu tip benzerlikler ve birleşme izleri taşıyarak yaratılmıştır. Tanrı, insan kromozomu 2’yi bilerek şempanze kromozomları 2A ve 2B’nin birleşimiymiş gibi yaratmıştır.” gibi bir açıklamayı ne kadar ciddiye alabiliriz? Bu tip bir yaklaşımın, tanrının varlığını önceden kabul eden ve her türlü bilimsel olguyu “tanrının isteği” şeklinde açıklamaya ayarlanmış, tek yönlü ve değişmesi mümkün olmayan bir bakış açısının ürünü olduğu çok açıktır.

Burada sıralanan deliller çok net bir gerçeğe işaret etmektedir. Tarihte bir dönemde yaşamış olan 24 çift kromozoma sahip bir tür büyük kuyruksuz maymundan türeyen bir grup şempanzelere doğru evrimleşirken diğer bir grubun kromozomlarında meydana gelen bir füzyon (birleşme) ile bu grup zaman içinde değişerek türeme ile insanlara gelen kolu oluşturmuştur. Bu gerçeğin daha başka birçok delili insanve şempanze kromozomlarının ayrıntılı incelemeleriyle ortaya çıkmıştır. Bu yazının konusu olmadığı için diğer delilleri şimdilik bir kenara bırakıyorum. Ancak bu delillerin birçok teist bilim insanı tarafından da aynı şekilde değerlendirildiğini ve insanlar ile şempanzelerin ortak bir atadan türediğinin teist bilim insanları arasında da kabul gören bir görüş olduğunu belirtmem gerekiyor. Ayrıca akıllı tasarımı savunanlar arasında da ortak atadan türeme görüşünü savunanlar olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Öneğin, akıllı tasarım hareketinin poster çocuğu Michael Behe, son kitabında (The Edge of Evolution) insanlarla şempanzelerin ortak bir atadan türediğini gösteren çok sağlam deliller olduğunu söylemiştir. Akıllı tasarım hareketinin merkezi olan Discovery Institute hiçbir ilgisi olmayan ve onlar gibi işin dini/politik yönleriyle hiç ilgilenmeyen, The Design Matrix adlı kitabıyla taraflı tarafsız birçok kişinin takdirini kazanan Mike Gene de insanlar şempanzelerin ortak atadan türediği görüşünü savunmaktadır. Jean Staune ise darwinyen olmayan (non-darwinian) evrimi (ki akıllı tasarım da bunun bir alt bölümü olarak kabul ediliyor) ve ortak atadan türemeyi savunan başka bir teist bilim insanıdır.

Evrim karşıtları için bugünkü dersimiz bu kadar. Umarım bu ders bazı gerçekleri görmeniz için faydalı olmuştur. Gerçeklerden kaçmanın kimseye faydası olmayacağını hatırlatarak dersimizi bitirelim.

Referanslar:
1. IJdo JW, Baldini A, Ward DC, Reeders ST, Wells RA, Origin of human chromosome 2: an ancestral telomere-telomere fusion. Proc Natl Acad Sci U S A 1991 Oct 15;88(20):9051-5
2. Avarello R, Pedicini A, Caiulo A, Zuffardi O, Fraccaro M, Evidence for an ancestral alphoid domain on the long arm of human chromosome 2. Hum Genet 1992 May;89(2):247-9
3. Fairbanks, Daniel J. Relics of Eden: The Powerful Evidence of Evolution in Human DNA. New York: Prometheus Books, 2007. 28-29.
4. The Chimpanzee Sequencing and Analysis Consortium. Initial sequence of the chimpanzee genome and comparison with the human genome. Nature 437, 69-87. URL http://dx.doi.org/10.1038/nature04072.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 45420, bugün ise 12 kez görüntülenmiştir.

140 Comments

  1. fatih diyor ki:

    arkadaşlar anlamak mı istemiyosunuz yoksa kapasiteniz mi yetmiyo?sonrda usluğsuz oluyoruz.
    Biz burda önemli birşeyi tartışıyor gibi gözüksekte aslında sadece ideoloji yandaşlarının savunduğu safsatayı çürütüyorum her defasında.
    Safsataya safsata demek uslupsuzluksa uslupsuzum kardeşim.
    Zaten bu ülkede doğruları söylemek suç,birileri doğru söyledimi söylediklerinden çok başka şeylere takarlar uslupta en ucuz numaradır.
    Kaldıki ağzımdan bi küfür çıkmadı sadece evrimin sevmediği soruları sorunca karşı taraf tabi cevap veremiycek.Uslubuma ,tarzıma,sorularıma takıcak son derece normal bunlar.Siz sadece burdamı bu konuyu tartıştığımı zannediyorsunuz?Binlerce insanla tartışmalarım bilgi alışverişlerim oldu ama hiç biri de cevaplayamayacağım yada benim düşünceme mantıksız gelen bi soru ,bir nokta bulamadı.
    Ama nedense bütün kibarlığıma ve kaynaklarımın bilimsel delillere dayanmasına rağmen her zaman tartıştığım insanlar bu konu açılınca uzaklaşmaya bundan rahatsız olmaya başladılar.
    Burda ki olaylarda hayatın bi similatöründen daha ileri gitmiyo benim için.
    Başınızda kim var bilmiyorum ama taktikler hep aynı
    artık bu konuyu konuşmak bile zevk vermiyo çünkü daha sağlam temelli daha mantıklı konulara yönelicem bu gidişle.
    Neden ben sizin sorularınıza mantıklı cevaplar verirken aynı şeyi karşıdan alamıyorum??Bide cevap vermeme rağmen aynı soruları sormanız falan aşın bunları.
    selcuk biraderim
    ayetleri kabul etmediklerini biliyorum hatırlatmana arada bir zırt bırt aradan çıkmana hakemlik yapmana gerek yok sıkma tatlı canını.Ben 1400 sen önce bir insanın bilemeyeceği gerçeklerin bi insan tarafından yazıldığını idda eden arkadaşlara nasıl olabilceğini soruyorum bu ayetleri örnek verirken.Bilmem anlatabildim mi
    Birşeyin yalan olduğunu söyledim mi??????????
    Evet söyledim hemde kuyruklu yalan selcuk kardeşim oraya buraya laf yetiştirceğine yazdığım şeyleri adam gibi oku aynı soruları sorup durma.
    Yukarda bir sürü delil verdim bilimin de kabul ettiği.Selçuk harfinin sayıları toplamının karesinin bin katı daha delil de verebilirim.Bilimle ispatlanmış.
    Eleştiri ülkemizde en çok yapılan ama en kötü şekilde bilip bilmeyenin yaptığı bir olay haline geldiğinden beri haklı haksız birbirinden ayırt edilmez oldu.Emin olun yaşadığımız 21.yüzyılda ki insanlar artık araştırmaya lüzum olmadan sadece kalıplara göre bir yaşam tarzı belirlemek zorunda kalıyorlar.Belkide bu bazılarının işine geliyor.Evrimde bunlardan biri kuruluş amacı günümüzde hala söz etmemizin sebebi gerçekliği yada doğruluğundan çok hizmet ettiği alan.Din e karşı ,ateizmin tek destekcisi konumunda doğal olarak savunucusuda hatırı sayılır bir kalabalık oluyor bildiğiniz gibi.
    Tarih te ve günümüzde bir çok evrimci hatasından dönmüştür. ÖRNEKLER:
    Gordon R. Taylor:

    Ama Darwinizm’in belki de en ciddi zaafiyeti, paleontologların, büyük evrimsel değişiklikleri gösterecek olan akrabalık ilişkilerini ve canlı sıralamalarını ortaya koyamamalarıdır… At serisi genellikle bu konuda çözüme kavuşturulmuş olan yegane örnek gibi gösterilir. Ama gerçek şudur ki, Eohippus’tan Equus’a kadar uzanan sıralama çok tutarsızdır. Bu sıralamanın, giderek artan bir vücut büyüklüğünü gösterdiği iddia edilir, ama aslında sıralamanın ileriki aşamalarına konan canlıların bazıları (sıralamanın en başında yer alan) Eohippus’tan daha büyük değil, daha küçüktürler. Farklı kaynaklardan gelen türlerin biraraya getirilip ikna edici bir görüntüye sahip olan bir sıralamada art arda dizilmeleri mümkündür, ama tarihte gerçekten bu sıralama içinde birbirlerine izlediklerini gösteren hiçbir kanıt yoktur.

    Stephen Jay Gould:

    Prothero ve Shubin şöyle yorumlarlar: Bu, geniş bir alanda efsane haline gelen at serisi hikayesine terstir. Buna göre at aşama aşama evrimleşmiş bir türdür. Halbuki atların tarihi incelendiğinde son halleriyle milyonlarca yıldan beri mevcut oldukları görülür. Aslında at serisi türler arası evrimsel geçiş için önemli bir sorun teşkil etmektedir
    Dr. Colin Patterson (Ünlü evrimci paleontolog, İngiliz Doğa Tarihi Müzesi Yöneticilerinden):

    Hayatın doğası hakkında her biri birbirinden hayali bir sürü kötü hikaye vardır. Bunun en iyi örneği ise, belki elli yıl önce hazırlanmış olan ve hala (İngiliz Doğa Tarihi Müzesi’nde) alt katta duran atın evrimi sergisidir. Atın evrimi, birbirini izleyen yüzlerce bilimsel kaynak tarafından büyük bir gerçek gibi sunulmuştur. Ancak şimdi, bu tip iddiaları ortaya atan kişilerin yaptıkları tahminlerin, yalnızca spekülasyon olduklarını düşünüyorum.
    Prof. N. Heribert Nilsson (Ünlü evrimci botanikçi):

    Atın soy ağacı sadece okuma kitaplarındayken güzel ve renklidir. Oysa bu soy ağacının yapımı, eşit olmayan bölümlerin biraraya konarak yapılmış olması nedeniyle oldukça sunidir.

    G. G. Simpson:

    Okullarda, ders kitaplarında ve müzelerdeki at serileri resimleri oldukça basite indirgenmiştir ve yanıltıcıdır. Atın evriminin çok düzgün görünmesine neden olmuştur. Ancak gerçekte teoriyle ilgili önemli problemler ve evrimcilerin arasında bile anlaşmazlıklar vardır.

    Prof. Dr. Ali Demirsoy:

    Hiçbir yerde beş parmaklı atadan ön ayağında dört arka ayağında üç parmak bulunan Hyracotherium (Eohippus)’a geçişi gösteren ara formlar bulunamamıştır.

    Aslında hepsi evrimi bırakmış sayılmaz bazıları bu söylediklerine rağmen savunmaya devam etmişler.
    İşte anlatmaya çalıştığım bu ideolojiler bilimle iç içe olmamalı.
    Olduğunda olan durum ve vaziyetler her zman bilime ve insanlara çok büyük şeyler kaybettirmiştir.
    Arkadaşlarım insanları düzeltmek için önce kendimizden başlamalıyız.Bi zahmet:D
    Eğer birileri sizle artık dalga geçiyosa savunduğunuz en değerli inançlarınızla ve siz sadece ufak tefek şeylerle geçiştirmeye çalışıyorsanız emin olun ne siz o inancınıza(evrime)inanmışsınızdır(bağnazlık),nede bi başkasını inandırabilmişsinizdir.
    selametle seviyeli arkadaşlar…

  2. selcuk diyor ki:

    @fatih
    “ayetleri kabul etmediklerini biliyorum hatırlatmana arada bir zırt bırt aradan çıkmana hakemlik yapmana gerek yok sıkma tatlı canını.”

    hic oyle bir niyetim yok. hakemlik filan. hakem bu sitenin editorudur. gerekirse mudahale eder. ben sadece sizinle ayni gorusu savunuyor olmama ragmen uslubunuzu biraz sert buldugumu ifade ettim. yoksa karsilikli diyaloglariniza karismak gibi bir niyetim yok.

    “Birşeyin yalan olduğunu söyledim mi??????????
    Evet söyledim hemde kuyruklu yalan selcuk kardeşim oraya buraya laf yetiştirceğine yazdığım şeyleri adam gibi oku aynı soruları sorup durma.”

    ofkeniz idrakinizin onune gecmis biraz. orda kastedilen sizin gorusleriniz degildi. madem Kuran i yalanliyorlar o zaman ispat etsinler diye karsit yorumculara cagrida bulunmustum. siz niye ustunuze alindiniz dogrusu anlamadim. size bile soylemis olsam (ki muhatap siz degildiniz) gayet duzgun bir uslupla sorulmus bir soruya verilecek cevap uslubu bu mudur?

    “adam gibi oku aynı soruları sorup durma”

    uslubunuz sert derken bu cumleniz sizin icin yeterli bir ornek mi acaba?

    sizin tarzinizi ilk basta karsit yorum sahipleri de bana karsi yapiyordu. bir kucumseme, asagilama, cehaletle suclama filan. kendi adima simdiye kadar uslup denkligi gozeterek kendilerine cevap verdim. uslubumu gereginden fazla sertleserek degil. sonucta yorumlarina bakarsaniz, da vinci, amator filozof, mete tunc vb. yorumlarindaki muhakeme gucunu ve zekayi sezebilirsiniz. muhtemelen bu insanlar okumus belki de bir yerlerde akademisyen olan insanlar.

    yoksa safsata, aptallik, gozu korluk, inatcilik vb. cevaplarda kullanabilecegimiz ve kullanmayi sevdigimiz o kadar sifat var ki evet onlarla dayali doseli cevaplar yazabiliriz burda ama sadece kendi ofkemizi teskin ederiz kimse ikna olmaz.

    hakemlik filan yapmaya calismaktan ziyade sertliginizi, belki ofkenizi biraz yatistirip sizin sunacaginiz bilgilerden faydalanmak idi amacim ama bu sanirim sizi rahatsiz etti. Kusura bakmayiniz bundan sonra yorumlarinizi sadece okur gecerim.

    saygilar. tsk.

  3. fatih diyor ki:

    Valla gördüğüm kadarıyla akıllı dediğin insanlar verdiğim her yaradılış kanıtı ve evrimi çürüten kanıtlara karşı bi savunma yapmaktan aciz kalıyolar.Ama ben zamanım yettiğince yazdıkları evrim kanıtlarını çürütmekten geri kalmıyorum.
    Akıllıdan kastın lafı dolandormak sa gerçekten işlerini iyi yapuyolar.

  4. selcuk diyor ki:

    evrimle ilgili dokumanlari okudukca yeni olgularla karsilasiyorum. Ornegin evrimin insanlarin tuysuzlugunu nasil acikladigina dair arastirma yaparken bu durumun hala net bir sekilde aciklanamadigi kanaatine vardim.

    disilerin daha cekici olabilmek icin tuy doktuklerinden tutun da, cok terledigimiz icin tuy doktugumuze hatta beynin bu stratejiye karar vermis olduguna kadar degisik onermeler. Bana hic biri mantikli gelmedigi gibi bu onermelerin neredeyse hepsi yanlislanmis onermeler.

    insan tuysuzlugune dair guncel evrim onermesi nedir bilen var mi acaba?

    saygilar. tsk.

  5. adil diyor ki:

    ben genetik bir insan ın kromozom yapısı nasıldır

  6. […] kromozomların yapıları ve genetik içerikleridir. Evrim karşıtları bunu nasıl açılar? ve Evrim Karşıtlarına Dersler: İnsan Kromozomu 2 başlıklı iki yazımda insan ve şempanze kromozomlarının neden ortak atadan türemeyi ve […]

  7. meraklı diyor ki:

    Harunun sitelerine bin tane yorum yazdım hiç birini yayınlamadılar. Özellikle o yalan sahte alçı kafatasları hakkında. Fosili kimin bulduğu bile yazılmamış. Tüm gösterdikleri kafataslarının renkleri ve üstündeki taze toprak kalıntıları bile aynı ama ne hikmetse her fosil arasında on milyonlarca yıl fark var. Alçı kalıplara döküp 90 milyon yıllık kaplan kafatası var diyorlar. O kafatası 90 milyon yıllık kaya katmanlarından preslenmeden nasıl üç boyutlu halde çıkarılmış bunun cevabı tabi ki yok. Ve işin kötü tarafı bu üçkağıtçıların akıllı tasarım dedikleri safsatanın yanlışlanabilir bi tarafı da yok. Çünkü söyledikleri bilimsel değil gözlenebilir hiç değil. Bir tanrı var ve nasıl olmuşsa tüm canlıları bir anda yaratmış. Kafamı aklımı beynimi zorluyorum anlayayım diye bir türlü gözümün önüne bile getiremiyorum bir anda bir canlı nasıl yaratılıyor?
    Bu akıllı tasarımcıların evrimden sürekli ispat dilenmeleri ama kendilerine gelince benim inancım ispat istemez deyip işin içinden çıkmalarını da anlamak mümkün değil.

    Burda istedikleri gibi tartışıp yorum yazabiliyorlar. Bu bizim özgür düşünceli olduğumuzu gösterir. Ve sürekli bıkmadan usanmadan yazıp çırpınıyorlar. Delil delil delil. Kanıt gösterdikçe yenisini istiyorlar. Ordan burdan evrimcilerin cümlelerini cımbızlayıp evrime karşı kanıtlar ve söylemler oluşturduklarını sanıyorlar.

  8. meraklı diyor ki:

    Hiçbir yerde beş parmaklı atadan ön ayağında dört arka ayağında üç parmak bulunan Hyracotherium (Eohippus)’a geçişi gösteren ara formlar bulunamamıştır.
    “Aslında hepsi evrimi bırakmış sayılmaz bazıları bu söylediklerine rağmen savunmaya devam etmişler.”

    Adamdaki mantığa bak hele. Yani atın evrimiyle ilgili soru işaretlerinin olması hayatını bilime adamış saygın bir profesörün sırf akademik kariyerine laf gelmesin diye evrimi savunmayı bırakıp dine sarılmasını gerektiriyormuş. Bu nasıl bir bakış açısıdır. Yani bir profesör, bilimsel mantığını, “cevaplanması uzun ve zahmetli araştırmalar gerektiren bir bilimsel konu üzerinde eksikler var diye” bırakacak öyle mi?????

    Ara form bulunamadı o zaman evrim yok ama beni herkes ateist biliyor ben şimdi bunu çaktırmayayım savunmaya devam edeyim. Tam bir dinci mantığı.

    Bir düşünün bakalım yaratılış nerde gerçekleşti? Yaratılma anında canlılar kaç yaşında yaratıldı? Akıllı tasarımcı nasıl bir şey?

    Bunları düşünüp dinsiz olmak fevkalade kolay. Ama bilimsel dünyanın, deneyin ve gözlemin, yanlışlanabilir olmanın, eksik veya cevaplanamamış olanın gözlem ve düşünce alanından asla çıkarılmadığı bir dünya olduğunu bilmeniz gerekiyor akıllı tasarımcının yarattığı akılsız tasarımlar…..

  9. meraklı diyor ki:

    Yaratılış kanıtı dedikleri:

    Açıp bakıyorlar bir organa. Baştan aşağa sözkonusu organın bilinen tüm bilimsel işleyişini yazıp döktükten sonra tüm yazının sonuna bir ayet koyup işte kanıt budur. Tüm bu işlevler bir anda yaratılmıştır. Bitti….. Kanıt dedikleri bu…

    Ben de diyorum ki bu yaratılış anı nasıl bir andır? Nerede nasıl gerçekleşmiştir? Akıllı tasarımcı bu canlıları donatırken hangi aletleri kullanmıştır? Bu canlılar neyin içinde yaratıldılar? Başka bi yerde yaratılıp dünyaya mı gönderildiler?????

    Bunlar bilimsel argümanlarla açıklanırsa yaratılış kanıtı denilen şey bu olur işte.

    Ama nerdeee… Ayetlerden başka bunları açıklayabilecek nasıl bir kanıt olabilir?

    Ben meraklıyım. Açıp içini baktığım bir canlının eskiden nasıl yaşadığını sorduğum an bu iş biter. Ararım sorarım sorgularım. Kökenine kadar inerim. Bıkmadan usanmadan peşinden ayrılmam. Madem tanrı yarattı nasıl yarattı hangi aletleri kullandı diye sorup işin peşinden ayrılmam. Bari bunu yapın. Tanrı yarattı deyip işin içinden çıkmak yerine tanrının(!) alet edavatı olan evrimi tanıyın öğrenin…..

  10. meraklı diyor ki:

    Bunlar devekuşunu da anlatamaz. O kanatlar ne öyle???? Denge sağlıyormuş hızlı koşturuyormuş, tasarımın mucizesiymiş fasa fiso…

    Hayvanın kanatları var ve uçamıyor işte :D :D Nerden çıktı bu kanatlar? Türdeşlerinde kanat var onlar uçuyor devekuşu uçamıyor yazık :(

    Merak eder sorarım en azından.. Bu kanat onda var bunda da var ama bu uçamıyor? Cevap yine evrimde. Devekuşu ağır gövdesi yüzünden yerden havalanamıyor. Çünkü dalllandığı reptil filumundaki ön atalar ağırdı ama yine tüyleri vardı. Genel bir fenotip ama birini uçurmuş öbürü yerde kalmış. Napsın o da arada sırada yelleyip hızlı hızlı koşturuyor işte :D

    Bunlar koala denen hayvanın kesesinin neden aşağıya baktığını da açıklayamaz. Yahu havancık dikey hareket eiyor ağaca tırmanıyor. Yavru keseden aşağı düşmemek için çırpınıyor. Hareket dikey kese ters. Vay be tasarıma bak hele….

    Ama meraklıyım sordum soruşturdum bu hayvanın atası toprak altında kaza kaza yaşayan bir vombatmış meğersem. Yavrusunun ağzı yüzü toprak dolmasın die bunun kesesi aşağı bakıyormuş. Soru burda cevap bulmasın mı:) Koala da dedesinden aldığı mirasla yaşayıp gidyormuş meğersem :)

  11. meraklı diyor ki:

    Sırt ağırısı çekeriz, dizlerimiz tutmaz olur, uzun süre ayakta duramayız. Kemiklerimiz erir. Doğum yaparken daracık pelvisimizden çıkmaya çalışan bebek ölüm kalım mücadelesi verir. Bu nedir yahu?? Tasarımmış hem de akıllı tasarım…

    Bak sen şu işe. Acaba bu bizim atalarımızın adaptasyonundan kaynaklanan nedenin sonucu olmasın sakın. 400 milyon yıl sen yatay iskeletle hareket et. Sonra birden ayağa kalk. Adamın feleğini şaşırtırlar. Bak 20 milyon yıl geçti ama hala sırt ağırısından kurtulamadın. Hala uzun süre ayakta duramıyorsun. Kötü tasarım mı? Hata mı? Eksik mi?
    HAYIIIR

    Bunların hiç biri değil. Sadece atalarımızdaki materyal bu kadar. Doğal seleksiyonun alet çantasından bu kadarı çıkmış. Ayağa kaldırmış bir orman canlısını ama ” yahu bunu doğrulttuk ama pelvisi daralıo bunu napcaz? Şinci bunların bebeleri çok zor doğacak” dememiş. Ama bir de bakmış ki yahu doğruldu bu hergeleler pelvis melvis daraldı emme elleri serbest kaldı bak taş yok mu len taş deyip birbirlerine taş atabiliolar die sevinmiştir heral:D

    Yaaaa akıllı tasarımcılarım benim. Bi sonuç olumsuzken biri olumlu olmuş. Ama malesef bir diğerine feda edilmiş. Hiç aklı başında hiper tasarımcı böyle bir zaafa düşer mi heee :D :D :D

  12. Mete diyor ki:

    Siz burada ne yapıyorsunuz ya? Bir yığın laf kalabalığı yok evrimmiş bilmem neymiş. Bilim-Din ilişkilendirilemez. Uzun uzun okudum birçok yazıyı havalı bir site diye. 2 modern kelime düzgün bir makale stili. Ama içi boş…

  13. ibrahim diyor ki:

    meraklı

    :))))))). yazdıkların doğru olduğunu teyid etmekle beraber tarzına bayıldığımı itiraf etmeliyim.

  14. mehmetşen diyor ki:

    Tüm canlılar trilyonlarca yıl önce tek bir organizmadan evrile evrile türedi , çeşitlendi varsayalım . Böyle olsa bile bunun dinle bir çelişkisi yok ki . Burda önemli olan her şeyin mutlaka matematiksel fiziksel kimyasal kısaca bilimle açıklanabilir bir şekilde bir kanunla bir formülle gerçekleşmesidir . Zaten bundan Allah’a(cc.) inanıyoruz , her şey rastgele olsaydı niye inanacaktık ki ?

  15. mehmetşen diyor ki:

    “Daha önce de ifade ettiğim gibi insanlarda yaklaşık 20 bin gen vardır ve bizi biz yapan şey bu genlerdir. Bu genlerin bütün DNA içinde kapladığı alan ise sadece %1.5 civarındadır. DNA’larımız hiçbir işe yaramayan, hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir.”
    Bu sözler bir evrimciden alıntı . Bakın bilmediğiniz , hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir dediğiniz DNA hakkında türlerin gelişimi hakkında fikir yürütüyor makale yazıyorsunuz . Söyledikleriniz fantastik romanlardan alıntı gibi .
    Bilmediğiniz anlamlandıramadığınız o büyük bölüm bir gün anlamlandırıldığında Darwin TEORİSİ hiç olmamış gibi unutulacaktır .

  16. harun diyor ki:

    Anlamak,yazmak,insan işidir?kromozomlarda anlamak ve yazmanın sırları ne durumda acaba?ayrıca,proteinlerin sıırına eren varmı?boş işlerle uğraşmanın sonucu hüsranla biter!hiç adını kağıda yazan kuyruksuz maymun keşfedildimi?keşfettiğim bir şey var maymunların yaratılış tarzlarından memnun oldukarı ve huzurlu yaşadıklarıdır.biz insanlar hala tirilyonlarca hücre askerlerinin yaptığı muazzam görevi?keşfetmeden.evrim veya karşıtlarından bahsedebilmesi bence çok cahilce bir fikirdir.

  17. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Sayın yazarımıza verdiği bilgiler için teşekkür ederim.

    Kendisine bir kaç sorum olacak.

    Buyurduğunuz gibi 48 kromozomlu bir primatın 2a ve 2b kromozomlarının (yani bir çiftinin) birleştiğini kabul etsek geriye kaç kromozom kalır?

    Bir parmak hesabı yapıver bakalım.

    saygılar.

  18. Da Vinci diyor ki:

    @Hüdai

    2A ve 2B bir çift değildir. 2A bir çifttir, 2B başka bir çifttir. El insaf lütfen. Kromozomlar çift olarak adlandırılır. Örneğin insanlarda 23 çift kromozom vardır. 3 nolu kromozom dendiğinde 3 nolu kromozom çifti kastedilir. Mesela 35 numaralı kromozom diye bir şey yoktur. Biraz araştırma, okuma, öğrenme… lütfen!

  19. Exhorder diyor ki:

    bizim hüdai ateistforumda anibal’den küfür yemekten bıktı sanırım, gelip burada aynı şeyleri geveliyor. anibal bin kere yanıtlamadı mı hüdai, aiii aiiii aiii :)

  20. Hudai ÇAKMAK diyor ki:

    Ateist formun eşekleri buraya da gelmiş anlaşılan anırtıları geliyor.

    Anibale bilimsel yönden dersini vermiştim de sonuçta eşekliğini yapmış, bilimsel bir tartışmayı yergi ve sövgü edebyatına dönüştürmüştü.

    Adam gibi sorulmuş bir soruya adam gbi cevap beklerdik. Eşek anırtısı değil.

    Tekrar soralım.

    Bir australopiketus’ta ( evrime göre insan ve maymunların birleştikleri ortak ata olan canlı) kan, kas, sinir vb. gibi çeşitlilikte İKİ YÜZ TRİLYON civarlarında hücre bulunur.

    48 kromozomdan ikisinin birleşiverdiği hücre hangi hücredir?

    Buyurduğunuz gibi iki çift kromozom birleşse ve sayısı 46 ya düşse bu bir maymunun makro mutasyonlar sonucu aniden İNSANLAŞIVERDİĞİ anlamına gelmez mi?

    İnsanlarda maymunlarda eşeyli üreyen canlılardır.

    Maymunken insanlaşıveren canlımıza üremesi için bir de eş gerekir. Bu eşi nereden bulacağız?

    Buna benzer onlarca soru.

    Evrim bir b.. çukuruna batmış da haberiniz yok.

    Yergi, sövgü ve karalama edebiyatı yapacağınıza bu sorunlara kafa yorun.

  21. Exhorder diyor ki:

    Hüdai,

    “İnsanlarda maymunlarda eşeyli üreyen canlılardır.

    Maymunken insanlaşıveren canlımıza üremesi için bir de eş gerekir. Bu eşi nereden bulacağız?”

    evrim bir birey üzerinde mi gerçekleşiyor sanıyorsun sen? populasyon kavramı ne peki? populasyon genetiği felan? evrim tek bir bireyde değil, bir çok bireyin üstünde gerçekleşen, nesilleri alakadar eden bir olgu. haliyle populasyonlar kendi içinde dişi ve erkeği taşıdığından evrimde böyle kolayca gerçekleşmekte.

  22. Hudai ÇAKMAK diyor ki:

    exhorder kardeş! Gerçekten çok ilginçsiniz.

    Bir canlı evrimleşmesi için her şeyden önce üremesi (üreme mekanizmalarının çalışması) gerek.

    Yani!

    48 kromozomlu maymunsulardan birkaç düzinesi makromutsayonlara (örneğin üzerlerine yıldırım düşen) uğradı ve aynı kromozom çiftleri birleşiverdi. İçlerinde erkekleri de dişileri de vardı öyle mi?

    Bu varsayımın üzerlerine yıldırım düşen bir ya da birkaç maymunsu birden insanlaşıverdi demekten ne farkı var?

    Hani evrim uzun süreçlerin ürünüydü?

    Allah akıl fikir versin diyeceğim ama Allah’ın varlığına da inanmıyorsunuz ki.

  23. Hudai ÇAKMAK diyor ki:

    da vinci’ye

    Canlılardaki kromozom sayıları genelde 2n rakamı ile ifade edilir. Nedeni ise kromozom sayılarının ÇİFT olması gerekliliğindendir. Çünkü üreme hücreleri (2n) MİTOZ bölünür. Kromozomlar ikiye bölünmek zorundadır.

    Diyelim ki dediğin doğru.

    İki yüz trilyon hücreli bir australopiketusun HANGİ HÜCRESİNDE bu mucize gerçekleşti?
    Kan?
    Kemik?
    Üreme?
    Kas?
    Sinir?

    Yoksa hepsinde mi?

    Ne dersin?

  24. Exhorder diyor ki:

    Hüdai

    Kromozom mutasyonları değil evrimi ilerleten, gen mutasyonlarıdır. Nokta mutasyon diye geçiyor literatürde. Bu nedenle populasyon genetiğini alakadar eder. Kromozom mutasyonları zararlıdır, bu nedenle evrimde rolü olduğunu sanmıyorum. Ama evrim sürecinde kromozom sayılarında artma ve azalma olmuştur. Bu o kromozomların aniden kaybolup meydana geldiğini göstermez. Yine belli ki uzun bir sürece yayılan olgu.

  25. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Exhorder’e

    Verdiğin bilgi için teşekkür ederim.Nokta mutsayon Richard Dawkinsin bir öngörüsüdür.

    Fakat yazdıkların sorumun cevapları değil.

    Sorumu tekrarlıyorum.

    48 kromozomlu yaklaşık iki yüz trilyon hücreye (bunlar kas, sinir, kan, kemik vb. gibi çeşitlidir) sahip bir australopiketus var. Her hücreninde bir DNA’sı.

    Makro mutasyonlar hangi hücre DNA’sının kromzomlarından bir ya da iki çiftini birleştiriyor?

    a)-Hepsinin

    b)-Kan hücrelerinin

    c)-Sinir hücrelerinin

    d)-Üreme hücrelerinin

    NE DERSİN?

  26. Exhorder diyor ki:

    elbette üreme hücresinde gerçekleşiyor hudai. evrim nesli ilgilendirir çünkü. hangi tür mutasyon ya da rekombinasyon olursa olsun eşey hücrelerinde gerçekleşmesi şarttır. üreme hücresi, döllenmeden sonra diğer saydığın tüm hücre türlerine dönüşüyor.. onda olan bir değişiklik, diğer bütün hücreleride etkileyecektir.

    ama üstte dediğim gibi evrim niceliğin niteliğe dönüşümü şeklindedir. yani şu an aynı taksona sınıflanan türlerin geçmişte yaşayan ataları ortaktı, aynı türdü. bu tür günümüz türlerine evrimleştiğinden soyu tükendi ve şu an yaşamıyor. evrimi anlık gerçekleşen süratli bir şey zannetme. bu nedenle kromozom mutasyonlarını değilde gen mutasyonlarını incele. bu senin evrimi anlaman için daha iyi bir alternatif.

    kromozom sayılarının artıp azalması ile farklı mekanizmalar olabilir. daha sonra gerekirse bununla ilgili bir şeyler bulup buraya asarım.

  27. Exhorder diyor ki:

    aradaki fark, ortak atadan türeyen günümüz türlerinin; kimisi çok fazla gelişmişken, kimisi vasat kimide az gelişmiştir. örneğin insanın diğer insansı maymun türlerini zeka ve kabiliyet bazında geçmesi bunun en klasik örneği. atamız ortak bizde diğer maymunlar gibi primatız.. ama diğer maymunlara göre daha fazla evrimleşmiş, daha fazla gelişmişiz. bizi insan yapanda bu zaten.

    yani anlaşılıyor ki, sorun kiminle ortak atalardan türediğimiz, hayvan olup olmadığımız değil, kimin evrim sürecinde daha fazla gelişim gösterdiğidir. primat takımı içinde en fazla gelişen bizim türümüz oldu. primat takımının evrim doğrultusu ve istikameti zeka, kabiliyet ve üretimdir.

    örneğin tek toynalıların evrim istikameti hızlı koşuculuktur, kedigillerinki avcılık, balinaların ve diğer deniz memelilerinki yüzücülüktür. aynı şeyi memelilerin dışındaki diğer sınıflarada uygulayabiliriz. kuşlar, reptiller, amfibyenler ve balıklar.. bunların içinde en fazla gelişen taksonda memeliler ve kuşlardır elbette.

  28. Hüdai Çakmak diyor ki:

    Hayret yani!

    Canlılığı ve de (gerçekse) evrimi böylesine basite indirgemeye de pes doğrusu.

    Ya yazdıklarınızı okumuyorsunuz ya da ne yazdığınızı bilmiyorsunuz.

    Bir çift kromuzumu birleşen hücre üreme hücresi öyle mi?

    O halde soralım.

    Söz konusu bir australopiketus olmalıdır. Australopiketusta eşeyli üreyen bir canlıdır. Yani üremek için erkek ve dişi olmak üzere aynı türün iki cinsine ihtiyaç duyar.

    soru-1

    rastlantılarla birleşen kromozom erkeğin sperminde mi dişinin yumurtasında mı?

    Soru-2

    Yoksa aynı mucize hem erkek sperminde hemde dişi yumurtasında olmak üzere aynı anda iki defa mı gerçekleşti?

    İyi de!

    soru-3

    Bir erkek atmığında yaklaşık üç yüz milyon sperm var. Hepsinin kromozomu mu birleşti?

    soru-4

    Mucize kere mucize aynı anda gerçekleşse 23 kromozomlu bir sperm 23 kromozomlu bir yumurtayı döllese ortaya çıkan 46 kromozomlu dölüt 48 kromozomlu anne rahminde yaşar mı?

    soru-5

    Mucize kere mucize kere mucize gerçekleşse ve 46 krozomlu bir yavru dünya
    ya gelse bu BİR MAYMUNUN BİR İNSAN doğurduğu anlamına gelmeyecek mi?
    Evrim nereye gittti?

    soru-6

    mucizeler dizisiyle ortaya çıkan bu insanımızın dişi olduğunu varsayarsak eşeyli üreyeceğinden bir de karşıt cinse (46 kromozomlu bir erkeğe) ihtiyaç duymayacak mı?

    Bu sorular böyle uzar gider ve hiç birinin evrim öngörülerine uygun bilimsel bir cevabı yoktur.

    Gördüğünüz gibi şöyle oldu böyle oldu demekle hiç bir soru cevaplanmıyor.

    hayal ürünü her cevap evrim teorisini bir başka çıkmaza itiyor.

    Evrim soru dağlarının altında ezilmiş bir teoridir.

    tersinim nete buyurun gelin belki birşeyler öğrenirsiniz.

    Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır.

    saygılar.

  29. amatör filozof diyor ki:

    Uzun süredir siteye uğramamıştım. Buradaki yorumları görünce biraz katkıda bulunmak istedim.

    @Hüdai Çakmak
    “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır.”

    Doğru size katılıyorum, nitekim sizin de öğrenmeniz gerekenler var:

    1- Evrim kromozom seviyesindeki olaylarla değil, gen seviyesindeki olaylarla gerçekleşir.
    2- İki kromozomun birbirine yapışması, genelikle önemli miktarda gen kaybına yol açmaz, bireyin normal yaşama olasılığı yüksektir.
    3- 48 kromozomlu Australopithecus anneden doğan 46 kromozomlu yavru birdenbire insan olmuş falan değildir, bu yavru sadece ve sadece 46 kromozomlu Australopithecus’ tur. İnsana dönüşüm süreci bu yavrudan sonraki binlerce nesilde, yüzbinlerce yılda oluşan küçük nokta mutasyonları ve diğer evrimsel mekanizmalarla sağlanır.
    4- Günümüzde sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüren, çocuk sahibi de olabilen, 44 (KIRKDÖRT) kromozomlu insanlar vardır. Şayet önümüzdeki binlerce yıl içinde bu insanların soyları çoğunluğu elde ederse insanlar 44 kromozomlu olacaktır (unutmayın bu olaylar çoook yavaş gerçekleşir, hop diye olmaz). 44 kromozomlu insan gene insandır, başka bir türe dönüşmesi için farklı mekanizmaların devreye girmesi gerekir, sırf kromozom sayısı azaldı diye insan (ya da diğer canlılar) başka bir türe dönüşmez.

  30. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Oh oh ne güzel!

    Oldu bitti maşallah, evrimleşiverdi maymunumuz.

    Her bir sorunu kolayca çözüverdik.

    Yeni bir şey daha öğrendik. Evrim kromozom seviyesindeki olaylarla değil de gen seviyesinde ki olaylarla gerçekleşirmiş.

    Yani…

    Kromozomları bir gökdelen kabul edersek genlerde o gökdelenin katları ve pencereleri.

    O gökdelene doğru makineli tüfeklerle nice milyon yıllar mermiler sıkıyoruz (mutasyonlar) Sonuçta o mermiler gökdelenimize yeni katlar, yeni pencereler oluşturup evrimleştiriyor. Seksense yüz katlı yapıyor.

    Faydalı mutsyon var mıydı? Ben hatırlamıyorum belki sen biliyorsundur.

    Faydasız (zararlı) mutasyonlardan istersen bir çuval gönderebilirim.

    Ayrıca….

    Sorularıma cevap vermemişsin.

    Tek tek ve saptırmadan cevap verirsen sevinirim.

    Ayrıntılarıyla yazarak maymununuzu bir insan (yada buyurduğun gibi 46 kromozomlu bir australolpiketus) doğurt bakalım.

    Sonra da doğan yavruya bir eş bul. Yoksa ilk nesil insanımız üreyemeyecek

    Öyle oldu bitti edebiyatıyla işler hal olmuyor.

    Kolay gelsin.

  31. Hasan Hilmi Turan diyor ki:

    Hüdai Bey, arkadaşları “ti”ye almakta bir sakınca görmüyorsun ama, sen de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağını hala öğrenememişsin.
    Darwin’i okumamışsın. Evrim teorisinin ne olup ne olmadığı hakkında bir fikre sahip olduğunu da sanmıyorum.
    Darvin evrim teorisi ile ilgili olarak biri 1859, diğeri 1871 yılında iki kitap yayımlamıştır. Kilisenin, sözde aydınların ve skolastik düşünce yapısından kendini bir türlü kurtaramamış gerici çoğunluğun tanrının işine karışmakla suçladığı kitap 1871 yılında yayımlanan “İnsanın türeyişi ve seksüel seçme” adlı kitabıdır.
    Darvin ne 1971 yılında yayımladığı bu kitabında, ne öncesinde, ne de sonrasında hiçbir zaman insanın maymundan türediğini iddia etmemiştir. Bu iddia zaman içinde “yaratılış kuramı” adı ile ortaya çıkan, aslında bir kuramdan çok tanrı-egemen bir anlayışı hakim kılmak adına gerici çevrelerce hazırlanmış bir tepkiler dizisinin bir bölümünü oluşturur.
    Saygılarımla.
    ———————
    Bir hatırlatma: 1948 yılında Teksas eyaletinde öğrencilerine Darvin’in insanın maymundan türediğini iddia ettiğini söyleyen bir öğretmen Darvin vakfınca aleyhine açılan davada yüklü bir tazminat ödemeye mahkûm edilmiştir.

  32. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Maaşallah bir bilge kişimiz daha çıktı ve bizi bilgisiyle aydınlattı.

    Kendisini teşekkür ederiz.

    Nacizane olarak yazayım.

    Yaklaşık on seneden beri evrim teorisi üzerine araştırma yapıyorum. Evrim teorisi taraftarlarının ya da karşıtlarının fikirleri benim için eşit değerdedir. Her hangi bir ayırım yapmam. Yeterki bilimsel olsun.

    Yaklaşık beş bin sayfalık birikmiş bir bilgi dökümanım var. Böyle olmasına rağmen konuyu tam bildiğimi söylemem ve yazmam.

    Bilmediğini bilmek bilimin yarısıdır. Bu ilkeyi sizlere de tavsiye ederim.

    Tersinim teoriside bu araştırmaların sonunda ortaya çıktı.

    Yani… Yazdıklarımız işkembe-i kübramızdan atılma şeyler değil.

    Hepsi türlü kaynaklardan derlenmiş anomim bilgilerdir.

    Fakat konu bu değil.

    Konu tartıştığımız makalenin başlığı yani kromozomların nasıl birleştiği ve bunun olasılığı.

    Sorularım açık ve net. Pek çok kere yazdım ama tekrar yazayım.

    Evrim teorisine göre insan-maymun soy ağacının başlangıcı 48 kromozomlu australopiketus (maymun değil) denen canlıdır.

    Bu canlı çok hücrelidir ve yaklaşık iki yüz trilyon hücreye sahiptir. Bu hücreler kas, kan, sinir, kemik, beyin, üreme vb. gibi çok ve çeşitlidir. Her hücreninde bir çekirdeği ve bir DNA’sı vardır.

    Soru-1 İdddia edilen birleşme hangi hücrenin DNA’sında oldu? Yoksa hepsin demi?

    Soru-2 İkiyüz trilyon hücrenin iki yüz trilyon DNA’sında aynı kromozomların rastlantılarla birleşivermesi sizce mantıklı ve bilimsel geliyor mu?

    soru3-Cevap hepsinde olursa bu bir australopiketusun makro mutasyonlar sonucu insanlaşıvermesi anlamına gelmez mi? O halde evrim nereye gitti?

    soru-4 Kromozom birleşmesi 24 kromozomlu bir dişi yumurtasında olduğunu varsayarsak birleşme sonucu kromozom sayısı sayı 23’e düşer ama bu yumurtayı aşılamak için birde 23 kromozomlu sperm gerekmeyecek mi?

    soru-5 Erkek bir australopiketusun atmığında yaklaşık 300 milyon sperm bulunur. Mutasyonlar sonucu bu spermlerden sadece birisinin kromozomları birleşse bu tek sperm yumurtayı döller mi?

    Soru-6 Yoksa 300 milyon spermin DNA’larındaki ayni kromozomlar mı birleşti?Böyle bir oluşumun rastlantılarla meydana gelmesini akılcı ve bilimsel buluyor musunuz?

    soru-7 Mucizeler dizisi gerçekleşse ve 46 kromozomlu br dölüt oluşsa bu dölütü 48 kromozomlu anne rahmi kabul eder ve gelişmesine izin verir mi?

    Soru-8 48 kromozomlu bir australopiketustan 46 kromozomlu bir insanın doğma mucizesi gerçekleşse ortaya çıkan bu insanın üremesi için birde karşıt cinsi gerekir. Bu 46 kromozomlu karşıt cinsi nereden bulacağız?

    soru-9 46 kromozomlu bir insan karşıt cinsten 48 kromozomlu bir australopiketusla birleşse 47 kromozomlu bir yavru oluşur mu?

    soru10-47 kromozomlu canlılar üreyebilir mi? (67 kromozomlu katır üreyemiyor)

    Buna benzer onlarca soru…….

    Bunlara cevap verinde sorularıma devam edeyim.

    Polemiğe, saptırmalara kaçmadan; yergi, sövgü, karalama edebiyatına girmeden, adam gibi sorduğum sorulara adam gibi cevap veriniz.

    Saygılar.

  33. amatör filozof diyor ki:

    @Hüdai Çakmak

    Yaklaşık on seneden beri evrim teorisi üzerine araştırma yapıyorum

    Herhalde, yanlış kaynaklardan araştırma yapmışsınız , çünkü bildiğinizi sandıklarınızın çoğu yanlış. Yoksa, evrim bilginiz Harun Yahya’ ya mı dayanıyor?

    Neyse, üşenmedim, sorularınıza tek tek cevaplar yazdım. Buyurun:
    1- Kromozomların birleşmesi, üreme hücrelerinin öncü hücrelerinde oluyor, tüm hücrelerde aynı anda olması gibi bir saçmalığa zaten gerek yok
    2- Bakınız: 1. yanıt
    3- Tekrar bakınız: 1.yanıt
    4- Şart değildir, 24 kromozomlu sperm de 23 kromozomlu yumurtayı dölleyebilir.
    5- Önce şunu düzelteyim, kromozomları birleştiren olay, mutasyon değil, translokasyondur. Sperm ya da ovumun kendisinde değil, bunları üreten öncül hücrelerinde meydana gelir, burada mayoz bölünme sırasında oluşan olaylar sonucu tek bir spermde değil , çok sayıda spermde yapışıklık söz konusudur. Bu tür yapışmış kromozomu taşıyan bireylerin genellikle sperm sayısı azdır, ancak mutlak bir kısırlık söz konusu değildir. Çocuk sahibi olabilirler.
    6- Bakınız 5. yanıt
    7- Dölütün 46 kromozomlu olması gerekmiyor, 47 kromozomlu olabilir. 24 ve 23 kromozomlu sperm ve yumurtanın birleşmesinden oluşan hamileliklerin yaşama şansı vardır.
    8- Bir önceki maddede yazdığımız hamileliklerden doğan bebeklerin bir kısmı kromozomu yapışık 47 kromozomlu canlılar olacaktır, bu çok seyrek bir olay değildir. Şayet popülasyon küçükse bunların karşılaşma ve üreme şansları vardır.
    9- Büyük ihtimalle bu birleşme kısır olur, çünkü insanla australopithecus arasındaki farklılık sadece kromozom sayısı değildir, genetik yapı çok faklılaşmıştır. Kromozom sayısı değişikliğiyle canlılar birdenbire değişmez, 47 ya da 46 kromozomlu australopithecus gene australopithecustur, 44 ya da 45 kromozomlu insan da gene insandır.
    10- 47 kromozomlu canlıları incelemiş değilim, ancak 45 kromozomlu insanlar, bazı zorluklar olsa da , üreyebiliyor. 51 kromozomlu koyunlar da üreyebiliyor.

  34. Hasan Hilmi Turan diyor ki:

    Hüdai Çakmak ,
    Sana son kez yazıyorum. Seninle polemiğe girmem. Sana bu fırsatı vermem.
    Bilgili kişi olmakla “çokbilmişlik” arasındaki farkı bir türlü kavrayamayan senin gibi gerzeklerle işim olmaz…
    Söyler misin bana “adam gibi sorduğum sorulara adam gibi cevap veriniz.” ne demek?
    Benim adamlığımı sorgulamak sana mı kalmış yavşak…

  35. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Sayın Hasan Hilmi Turan Beyefendiye!!!

    Verdiğiniz cevapla kalitenizi belli ettiniz.

    Yaptığınız tipik bir evrimci kaçma takdiğidir. Bunları çok gördük.

    Verecek cevap bulamayınca yergi, sövgü karalama.

    En son kelimeni ne fazla, ne eksik aynen iade.

    Afiyet olsun.

  36. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    Sayın amatör filozofa,

    Doğru ya da yanlış ilk defa fikirsel bir tartışmaya giren evrimci görüyorum.

    Yazdıklarınızda hayli ilginç.

    Sorularım bir genellemeydi. Cevaplarınında genelleme olmasını tercih ederdim.

    Buna da şükür.

    Daha önce yazmıştım, gene yazayım.

    Benim için bilim önemlidir. İnsanların kişiliği değil.

    Tahmin ettiğin gibi sayın Harun Yahya’dan da bilgiler aldım.

    Fakat şaşıracaksınız ama tersinim teorisinin temel bilgileri öncelikle Charles Darwin’in Türlerin Kökeni, İnsanın Türeyişi ve seksüel seçilimdendir.

    Charles Darwinle ilgili bulabildiğim tüm kitapları okudum.

    Kaynaklarımın arasında Michael Behe, Dawkins (Dawkinsin eserlerine eleştiri yazıyorum. Tersinim net’te görebilirsin) Hawking, Berre gibi tanınmış evrimciler de vardır.

    Hemen hemen tüm bilimsel dergilere aboneyim. Ayrıca milli kütüphanelere üyeyim. Özel bir kütüphanemde var.

    beş bin sayfalık dökümanlarda bilgisayarımda…

    Ne dersin? Biraz emek sarfetmiş miyim?

    Saygılar.

  37. Editör diyor ki:

    Hüdai Bey,

    Sitemizdeki evrim konulu eski yazıları incelerseniz uzun uzadıya yapılmış birçok tartışma olduğunu görürsünüz. Daha önce nerelerde gezdiniz bilmiyorum ama bu sitede yıllardır evrim, yaratılış ve tanrının varlığı konularında gayet seviyeli ve uzun tartışmalar yapılmaktadır. Sizin de bu tartışmalara yapacağınız katkıları bekliyoruz.

    Bu arada aramıza hoşgeldiniz.

    Saygılarımla,
    Bilim Felsefe Din Editörü

  38. Exhorder diyor ki:

    Cevap vermeyi düşünüyordum. Ama editör son noktayı koymuş..

  39. siluet diyor ki:

    Herkesi, dünyada şu anda hayvanat bahçelerinde hapsedilen, özgürlükleri kısıtlanan şempanzelerin haklarını savunmaya davet ediyorum . Lütfen şempanzeleri evrimcilerin yanına salıverin. Evrimcileri atalarından ayırmayalım. Lütfen bu sese kulak verin. Bütün dünya size sesleniyorum. Şempanzeleri koruyalım, kollayalım.

  40. sakura diyor ki:

    Evrim teorisi hakkinda genis capli bir arastirma yapmis degilim, bu zamana kadar bildiklerim, okuduklarim duyduklarim sadece . bu konuda yorum yapmam ne kadar dogru ama dusunduklerimi paylasmak istedim.
    Evrim teorisi , evren nasil olustu ? sorusunu dusunur ve arastirir bildiğim kadarıyla! Buldugu cevaplar ise bu sorunun cevabi olmalidir. Yani insan ya yerden biter gibi aniden bir yaratilsla yaratildi yada evrim gecirerek bu hale geldi… ve bu cevaplarla , siz tanrinin var mi sorusunun cevabini veriyorsunuz… burasina biraz takildim. Evet aslinda insan bir maymundu ee o zaman tanri yok!! Ne alakasi var anlamiyorum. Sizin yaptiginiz firavunun yaptigina benziyor. Yuksek bi yer insa ettirip cikip bakmis ki Hz. Musanin tanrsiini gorebilir miyim diye! Sizde bence yillar once yapilan dan baska bir sey yapmiyorsunuz… Evrim teorisi sirf tanrinin yoklugunu arastirmak icin kullaniliyor … Darwin bile aslinda bir tanrinin valrigi hakkinda icinde supheler yasadigini biliyorum.. siz yillar oncesine gitseniz, o zamanlari gorseniz , daha da abartayim ilk insanin nasil olustuguna sahit olsaniz kendi gozlerinizle, bunda kesin vardir bisey nasil oldugunu arastiralim dersiniz arastirisiniz… sonra dersiniz ki ee tanri yok biz arastirdik soyle olustu…aslinda evrim teorisi de insan icinde barindirdigi din fitratinin bir gostergesi degil midir?buldugunuz bilgilerle tanrinin yoklugunu savunuyorsunuz… halbuki bunu savunabilmek icin eliniz de cok ciddi kanitlar olmasi gerekir bunu yapmak icin de elinizde hic bir mantikli bir kannit yok!! Evren bir patlamayla olustu , eee tanri yok!! Anlamiyorum.. neden olmasin ? ve bence insanlik milyarlarca yil daha yasasa bu sorunun cevabini kesin olrak vereceklerini sanmiyorum.
    Once evrim teosrinin amacini bilelim. Bilim i arastirdiginizi insan olarak merakli oldugunuzu dusunup , dindarlarin hic bisey dusunmedigi , bagnazca bir dine baglandikalrini dusunuyorsunuz. Karsiniz daki kisileri asagiliyorsunuz.ama ben sizi kapali dort duvar arasinda donup durdugunuzu dusunuyorum.. evrenden disari cikarmiyorsunuz birak yillar oncesini kendi hayatinizin lik yillarini bile hatirlamaktan acizken insan ilk insan hakkinda ne kadar kesin bilgiler verebilir. Kesin dogru bilgi diye bir sey olmadiginin kanisindayim. Ama sizin yaptigini Aha iste bulduk dogruyu dercesine , kendinize dev aynalardan bakiyorsunuz..
    Din kavramini , bunu sadece islam iicin degil , budizm , hindoizm, sintoizm ve diger dinler… bunlar yillar once insanlarin icinde ki din fitratinin bir gostergesi… neden insan bir tanriya her zaman ihtiyac duymus?. Bu arastirilmali eger tanrinin varligini yoklugu anlamak istiyorsaniz. İnsan psikoloji arastirmali… aslinda insanlar tanrilara ihtiyac duymasinin sebeplerinden bir tanesi kendisini bu dunya da gucsuz ve aciz gormesindendir. Cunku hic teleskoba falan gerek yok, kendiniz su dunyada bi dusunun yada ucakta yukardan asagiya baktigini insanlarin evrenden bitlerden daha kucuk varlik oldugunu dusunmuyor musunuz? Yada daha baska bir soru sorayim. Bir karincanin gozleri bir insani ne kadar dogru bicinde gorebilir??
    Tanrinin varligi gormek icin o kadar acik kanit var ki , ama siz bunu goremiyorsunuz… bunun sebebi ise kibriniz… hep yukardan bakmalariniz. Acizligini farkettiginizde , tanrinin varligina inanacaksiniz. Yada inanmasanniz bile bu kadar tanri yok diye kestirip atamayacaksizniz..
    Belki basta yazmam gerekiyordu ama , simdi aklima geldi. Maymunlarin bizim atalarimiz oldugunu soyluyorsunuz. Benim bir cinli arkadasim da Insanin da bir hayvan cesidi oldugunu ama digerlerinden akillli oldukari icin dunyaya hakim oldular demisti. Bana cok ilginc gelmisti o zaman . akilli maymunlar demek dogru olacak belki insannlar icin. Tamam Hayvan olduk!!! Ya bunu soylerken , soylediklerinizle ne kadar ters bi varlikksiniz. Eger kendini hayvan olarak goruyosaniz her seyi yapabilirsiniz. Yani hayvanlar gibi ozgursunuz. İstediginizle yatip kalkabilir, ciplak gezebilir, baskalarini kolayca oldurebilir, yalan soylemkte ozgursunuz….. neden insalar bu gibi seyleri yapmiyorlar , ilkel kabilelere bile baktigimizda bile vucutlarinin belli bolgelerini orterler , bu hayvandan farkli bi yonumuzdur , haya duygusu!!
    Otobuse binerken siraya durur insan ( turkler henuz bunu beceremeselr bile ) bir kultur vardir. Yani anlamiyorum, bu kadar kendinizle ters dusen seyler soyleyip , dahasi dogrulugu yuzde inanip baskalarini ikna etmeye calisiyorusnuz….. Soylediginiz seyler hayatla butunlesssin lutfen!!! Sirf kendi cikarlariniz gudulmesin..
    Tanrinin varligini yada yoklugunu merak ediyorsanin once kendinizi taniyin…. size verilen hayatin hakkin vermek adina kendinizi dusunun kendi dusuncelerinizi dusunun!!! Ve bu dusuncelerin hayatinizla ne kadar bagdastigini durustce kendineize soyleyin…evrenin agasi bizleriz tavrini birakin lutfen !!unutmayin evrende karincalardan kucuk varliklariniz…

Leave a Reply